Konu: Selçuklular
Tekil Mesaj gösterimi
Alt 05.10.2018   #6
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.305
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Selçuklular

Kaynak beyaztarih.com

Doğu'nun ve Batı'nın Hükümdarı:
Sultan Baybars


XIII. yüzyıldaki Mısır Memlûk Devleti'ne güç ve kimlik kazandıran Sultan Baybars olmuştur. Sultan Baybars tahta çıkmadan sadece bir emir iken kendisini tarihe geçirecek başarılara imza atmış dünyayı kavuran Moğolları durdurmuştu. O Akdeniz’deki haçlıları bertaraf etti. Önünde Batılı ve Doğulular saygı ile eğildiler çünkü o bir Türk hükümdarıydı

XIII. yüzyılda Eyyübiler başarısız bir dönemdeydi dış tehlikelere kayıtsız kalmaktaydı Eyyübilerin askeri gücü olan ve Memlûkler Türk askerlerini rahatsız ediyordu. Eyübi ve Memlûk askerleri arasında sürtüşme başladı 1250 de Sina Yarım Adası’nda Fransızlara karşı Eyyübiler kayıtsız kalıp Haçlılar ile antlaşınca bu Memlûkları rahatsız etmiş Haçlıları püskürtmüşlerdi

Eyyübi Hanedanı’nı iktidardan uzaklaştırarak yönetime geçdiler Kıpçak Türklerinden oluşan Türk donanmasının kalkışmasıyla Memlûk Devleti kuruldu Deniz askeriydiler bunlar Bahrî Memlûkleri Ardlarından gelen Çerkez Memlûkler ise kara askeri oldukları için Burcî Memlûkleri olarak anıldı Memlûklerin öncülüğünü komutanların annesi olan ve sarayın güçlü cariyelerinden Şecer - üd – Dür diğer adı ile İsmet Türk yapmıştı.

Sünnî siyasette kadının hükümdarlığı makbul görülmezdi İsmet Türk Aybek ile evlenmiş ve idareyi birlikte yönettiler köle kökenliydiler Eyyübi ailesinden birini tahta çıkartıp onunla meşruiyet sağlama yoluna gittiler Eyyübilere karşı büyük zaferler kazanan Aybekin gölge sultana ihtiyacı kalmamış ve 1252 de Mısır’ı hakimiyetine alarak Memlûkların kurucusu olmuştu.*

Aybek’ten sonra Memlûk tahtına Kutuz geçmişti. Baybars Suriye ve Filistinin emiriydi. Moğolların batıya ilerleyişi devam eddi*Hülâgü’nün ordusu ile Müslüman beldeleri zapt edmesi ile harekete geçiti. 1258 de Hülâgü Bağdat’ta büyük bir kıyım yapmış memlûk hilafetine son vermiş batıya ilerlemişti. Memlûkerin Suriye Emiri Baybars kalabalık ordusu ile Kuzeyde Gazzeyi ele geçirmişti .

Moğol vahşeti İslam ordularının moralini düşürmekteydi. Memlûk Komutanı “Ey Müslümanlar, yıllarca Beyt’ûl-mâldan faydalanıyorsunuz. Şimdi savaşmak istemiyorsunuz. Ben şavaşa gidiyorum savaşmak isteyen gelsin savaşmaktan sakınalar evlerine gitsin Allah görmektedir. Müslümanların vebali evde kalanların üzerindedir” diye haykırdı. Moğol ve memlûk ordusu 3 Eylül 1260 tarihinde Ayn-ı Câlût mevkiinde karşılaşdı.

Memlûklerle İlhanlılar arasındaki savaşta Hülâgü ağır bir yenilgiye uğradı. Moğollar Cengiz ile başlayan ilerleyişlerinde ilk defa durduruldular.* Moğollar bozguna uğradı Hülâgü Karakurum’a dönünce Baybars, Suriyeyi hâkimiyetine aldı Suriye ile Mısır’ı birleştirdi Fırat Nehri iki devlet arasındaki sınır oldu Yenilgiye alışkın olmayan İlhanlılar, Memlûklere seferler düzenleyecekdi. Memlûklerin İlhanlıları yenmesi İslam dünyasında Moğollara karşı direnişi yeşertti.

İlhanlılar, Baybars zamanında Birecik kalesine saldırmışlardı. Baybars kaleyi savunup İlhanlıları püskürttü İlhanlı-Memlûk savaşları uzun bir süre devam eddi Moğollar hiçbir başarı elde edemediler Hülâgüda sonra gelen Abâkâ Han, giriştiği birkaç seferde başarısız olunca Memlûklerle iyi geçinmenin yollarını aradı* Barış Baybars’ın da işine geliyordu 1271 de tarihinde İki sultan arasında antlaşma imzalandı

antlaşma kalıcı ve uzun ömürlü olmayacaktı. Abâkâ Han bir Memlûklerin üzerine yürüdü barışı sonlandırdı. İlhanlı-Memlûk ilişkileri çatışmayla geçti Baybarsın Akdeniz’deki gücü Batılıları korkuttu Baybars’ı ortadan kaldırmak isteyen Batılılar Baybars’a karşı harekete geçti Baybars’ın Moğollar karşısındaki başarısı Batıyı alt üst etti. Baybars’ın Batı’da oluşturduğu korku ve kaygı Hristiyanlar ile İlhanlıları yakınlaştırdı

İlhanlı ve Hristiyanların mektuplaşması Olcâytu Han dönemine kadar sürecekti. Batılılar Kudüs’ü istiyor Memlûklere karşı ittifak vaad ediyorlardı Baybars Haçlıların üzerine gitmiş ve Haçlılara hitaben bir mektup yazmışdı Mektup şöyle idi: Size bildirdiğimiz Tanrı’nın emirleridir. bize itaati arzu ederseniz elçilerinizibgönderin savaş mı yoksa barış mı istediğinizi bilelim.

Yüce Allah kudreti ile güneşin doğduğu yerden battığı yere dek huzur ve barış egemen olacak ve bizim amaçlarımız aşikâr olacaktır. Allahın emrini işitip anladığınızda inanmaya meyletmeyip ‘ yurdumuz uzak, dağlarımız ulu denizlerimiz uçsuz bucaksız’ diye düşünürseniz üstümüze ordu göndereceksiniz Biz güçlü ya da zayıf, uzak ya da yakın bakmaksızın ulu Allahın bildiği gibi biliyoruz.*”

Sultan Baybars Doğu Akdeniz deki Haçlı kırıntılarını ve Suriye ile Filistini Haçlılardan temizledi. Akdeniz’de Haçlı donanmasını kırdı. Memlûkler Baybars ile birlikte Akdeniz’in belirleyici gücü haline geldi Baybars, Anadolu'nun Suriye'ye açılan kapısı Antakya'yı, 1268’de Haçlılardan alarak Anadolu’ya geldi. Ön Asya’da Haçlıların en büyük müttefiki Ermeniler üzerine yürüyerek Klikya Ermenilerini sıkıştırdı Haçlıların tüm beklentilerini sonlandırdı

Moğolları tehdit eddi. Baybars Kılınçarslan ve Selahaddin’den sonra Haçlılara korku salan ve onlara mani olan Batının önünde saygı ile eğildiği hükümdarlar arasındadır Tarihte güçlü devletlerin tarihteki ağırlığını kazandıran devlete çeki düzen veren bir kurucusu vardır. Osmanlılarda ki Osman Gazi ve Fatih buna örnektir Memlûklerde ise Sultan Baybars ile Aybek görülmektedir.

Memlûk Devleti’ni tarihe kazandıran hükümdar Baybars olmuştur.* Sultan Baybars, devletin başına geçtiğinde Memlûkler sıkıntıdaydı Moğol baskısı altındaydılar Suriye ve Filistin'deki Haçlı artıkları ile Ermeniler, Moğollarla işbirliği yapıyordu Kutsal yerler için Haçlı seferi yapmayı düşünüyorlardı Memlûklerde meşruiyet tartışması vardı Memlûklara, Eyyûbiler'den iktidarı zorla almış hırsız gözüyle bakılıyordu.

Eyyûbî ailesinin sultanlık iddia etmesi memlükler için bir kaygıydı. Aybek ve Kutuz saltanatında tartışmalar hüküm sürdü Sultan Baybars zorlukları ortadan kaldırdı Baybars’ın attığı en önemli adım Abbasi halifeliğini devam ettirmesiydi 1261 de Abbasilerden Kahire'ye kaçan Ebu'l - Kasımı Halife ilân etti. kendisini İslâm dünyasının lideri olarak tanıttı. Tuğrul Bey gibi dünya ile din işlerini ayırdı, halifeler, din işleriyle uğraşacak fakat sultana bağlı kalacaklardı.

İslâm dünyasında din ile dünya işleri ayrılmış ve halifeler sultanların buyruğuna girmişti. Halife Mısır'ın, Suriye'nin ve fethettiği memleketlerin hükümdarı ilân ederek, sultanın, devlet başkanlığını cihana duyurdu ve Memlûklerin meşruiyet sorunu çözüldü
Baybars ağır vergileri kaldırdı Şiîler'e blokoaj uygulayarak Sünnî tabana kendisini sevdirdi. Moğollar’ı defalarca yenen ülkesinden uzaklaşan ve Haçlı beyliklerini kaldırdı.

Ermeni Krallığını, yaptığı seferlerle yenerek ermeni şehirlerini yıktı Baybars korkulan, sevilen ve herkesçe önünde saygı ile eğinilen bir hükümdardı Sultan Baybars zamanında halifelik Memlûklerin himayesindeydi Kahire’de el-Muta’sım’ın soyundan gelenler Memlûk himayesinde 1397 ye
halife sıfatını kullandılar Baybars Anadolu’da Moğol istilasında Selçukluların bağımsızlıklarını kaybetmeleri ve Bağdat’taki Abbasi halifeliğinin Moğollarca katledilmesi neticesinde Memlûkler tek bağımsız Müslüman devleti olarak Müslümanların hamiliğine soyundular

Ayn-ı Câlût Zaferi ile Müslümanların umudu oldular Türkiye Selçukluları Moğollara dayanamayarak Baybars’tan yardım istediler. Baybars soydaşlarını kurtarmak için 1277 de Anadolu’ya geldi. Moğol ve Selçuklu kuvvetlerini, Elbistan Savaşı'nda yendi. Selçukluların ikinci başkenti konumundaki Kayseri’ye gitti. adına hutbe okuttu, kendisini çağıranlar gelmeyince geri döndü.* Bu Baybars’ın son seferiydi. Sefer dönüşü hastalanan Sultan Şam’da hastalandı 1277 de vefat etti.

Baybars, büyük bir devlet adamı, çok güçlü bir askerdi. Moğol ve Haçlı tehlikesini önledi sınırlarını genişletti imparatorluğunu uzun bir süre yaşattı Hecin develerinden ve posta güvercinlerinden bir haberleşme örgütü kurdu. ülkesinde olup bitenleri en kısa zamanda haber aldı. Ordu'ya düzen verdi. Orduyu devrinin modern araçları ile donattı modern eğitim ile yetiştirerek çok güçlü, düzenli ve vurucu birlikler kurdu.

İçte ve dışta çok iyi çalışan casusluk teşkilâtı kurarak, olup bitenleri
duydu gelecek tehlikeleri önledi.
Türkler içinde en düzenli yönetimi Memlûkler kurmuştu Memlûkler, yönetimlerini Büyük Selçuklular ve Moğol töresine dayandırmaktaydı Bu mekanizmayı oluşturan Sultan Baybars olmuştur

Kaynak beyaztarih.com

İlk Büyük Türk Denizcisi: Çaka Bey

İlk Türk denizcisi Çaka Bey’in tarihe çıkışı 10. yüzyılın ikinci yarısıdır bu tarih Yengikent’ten Cend’e giderek Büyük Selçuklunun temelini atan Oğuzların Kınık boyuna mensup Selçuk Bey’in göçü ile başlar O tarihe damga vurmuştu bu çağı Selçuklu belirlemişdir Çaka Bey’in tarihî mirası Selçuklu ve büyük Selçuklu Anadolu’ya hükmetmiştir

Anadolu ve Selçukluların yükselişiyle Türk hâkimiyeti 1050’li yıllarda Bağdat’ta Sünnî Abbâsî Halifesi’ni himâye altına alarak İslâmın liderliğini üstlenmişlerdir Selçuklular Malazgirtten sonra Anadoluyu kızıl elmaya dönüştürmüşlerdir.Malazgirtten önce tanıma teşebbüsü olan Anadoludaki Selçuklu akınları, savaşın ardından ilerlemiş Malazgirtten sonra Sultan Alparslan ile Bizanslı Diogen arasındaki anlaşma İmparatorun tahtından indirilmesi ile geçersiz kılınmıştır

Sultan Alparslan, Romalılar dostluk ve ittifak yeminini bozunca haça tapan milletler kılıçla mahvedilecek Haçlılar esaret altına alınacaktır” sözleri ile fethin ilk emrini verdi gazâlar cihâd şuuruna dayanıyordu. Sultan Alparslan’ın emri ile Anadolu’yu fethe çıkan gazî Türkmen beyleri içerisinde Çaka Bey de vardı. büyük Türkmen amiralinin tarihe çıkışı bu şekildedir.

Malazgirtten sonra Anadolu gazâlarında bulunan Çaka Bey, 1078 de kendi ifadeleriyle, “bir zamanlar Asya ve Anadoluda yiğitçe dövüşerek, akınlar yaparken tecrübesizliğin kurbanı olarak” Bizanslı kumandan Kabalikos’a esir düştü. asil soydan geldiği için tutsak muamelesi görmemiş hizmet etmek üzere bizans sarayına armağan edilmişti. Bu, Çaka Bey’in dönüm noktasıydı bizans İmparatoru tahta çıkarken Türkiye Selçuklularından Süleymanşah tan destek almıştı

Bizans sarayında Selçuklunun gücü hissedilmekteydi. Esirine tutsak muamelesi yapmayan İmparator Nikephoros, ona iltifatlarda bulunup değerli hediyeler bahşetmiş kendisini Bizans soylularınca kullanılan önemli unvanlardan Protonobilissimos*En soyluların birincisi diyerek nitelemişti Kendisine rahat bir hayat sunulan Çaka yaban ülkenin yaban sarayında 1081 yılı Nisanına kadar ikamet edecekti.

Selçuklu gücünün hissedildiği bir ortamda kendisine sunulan imkânları değerlendiren Çaka Bey, İstanbul’da Grekçeyi ve Bizans devlet teşkilatını öğrebmiş kendisini geliştirmişti. Bizans idaresinde etkili bir konumdaydı Bizans’a hizmet ederek devlet basamaklarını tırmanan Türklerin sayısı hiç az değildi. fakat kaderinde böyle bir gelecek yoktu. Tarih ve talih ona bambaşka bir rol biçecekti.

4 Nisan 1081’de yeni Bizans imparatoru Aleksios Çaka Beye verilen soyluluk unvanlarını geri aldı Türk beyi, eski imparatora olan yakınlığından hayatını tehlikede gördü İstanbul’dan ayrıldı ve akrabalarının yaşadığı İzmir’e gitti. Anadolu Selçuklular ve Türkmen beyleri tarafından fethedilmekteydi imparator Aleksios un önceliği Balkanlardaki Peçenekleri durdurmaktı bu da Çaka Bey’e, Bizans egemenliğindeki İzmir’de büyük fırsatlar sunuyordu.

Bölgede Türk yükselişinin fitilini ateşleyen Çaka Bey, becerisini ortaya koymakta gecikmedi. denizlere hâkim olunması gerektiğinin bilincindeki Çaka Bey, donanmaya dönük ilk adımlarını attı. Bizanslılarla mücadeleye hazır olduğunda kırk parçalık güçlü bir donanmanın sahibiydi Askerî hazırlıkları tamamlayarak harekete geçti Bizans Balkanlarla meşguldü. Çaka Bey Urla, Foça ve Midilli’ye hâkim oldu.

fetihleri devam etti.askerî gücüyle Bizansın zafiyetini fırsata çevirdi kısa süredeki başarıları Çaka Bey’i tatmin etmedi gözünü İstanbul’a dikti. büyük Türkmen denizcisi, soydaşlarından bir kara gücü oluşturma yoluna gitti. Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlar’a inen ve Doğu Romayı tehdit eden Peçenekler ile temasa geçti. Çaka Bey’in elçilerini memnuniyetle karşılayan ve ittifakı kabul eden Peçeneklerle İstanbul’a yürüme hazırlıklarına girişti

Fakat anlaşma ölü doğdu. Peçenekler gibi Balkanlara inen Türk Kumanlar Bizanslılarca Peçeneklere karşı silah olarak kullanıldı Çaka Bey ile Peçenek ittifakı kurulamadı Peçenekler, Kumanlar tarafından genç-yaşlı, kadın-çoluk ayrımının yapılmadan kanlı bir şekilde katledildi Bizanslılar başarılı olmuştu

Türk soylusu Çaka Bey ittifak eddiği Türk soylusu Peçeneklerin diğer Türk soylusu Kumanlarca imha edilmesiyle İstanbul kuşatmasını aksattı ancak büyük Türk amirali, mukaddes gayesi ve kızıl elmasından vazgeçecek biri değildi. Vazgeçmedi. Bizans’a karşı yeni bir Türk ittifakı amacıyla rotasını Türkiye Selçuklularına çevirdi. I. Kılıçarslan’a kızını vererek akrabalık tesis eddi

Çaka Bey, İstanbul’a gayesini doğudan gerçekleştirmeye çalışıyordu. İstanbul tedirgindi, Bizans iki Türk beyinin arasını bozmaya çalışdı. Sultan Kılıçarslanı kayınpederine karşı kışkırttı İmparator Aleksios, Selçuklu hükümdarına gönderdiği mektupta, “Çaka Bey, İzmir’e hâkim olduktan sonra kendisine Basileus, yani “imparator” dedirterek İstanbul’u alacağını, ve idare edeceğini iddia ediyor. Bu aldatmacadır. O İstanbul’u alamayacağını idare edemeyeceğini bilir. onun hedefi senin toprakların, ve saltanatındır. önlem almanı tavsiye ederim.”

I. Kılıçarslan’ı kayınpederine karşı şüpheye düşürmeye çalışan bizans
hilesi başarılı oldu. Selçuklu Sultanı, Çaka Bey hakkında şüpheye düşerek onun hedefinin kendisi olduğu zannına kapılmış, onun güçlenmesinin kendisi ve devleti açısından tehdit olacağını düşünmüştü. siyasetini kayınpederi ile birlikte Bizans’a karşı değil, tam aksine Bizans hileleri ile kışkırtılarak akrabası, soydaşı ve müttefikine karşı kurmuştu
Çaka Bey’in artan kuvvetine müdahale etmek için harekete geçti

Çaka Bey, Bizansın mektubundan haberdar değildi damadının neden üzerine geldiğini anlayamadı. Sultan Kılıçarslana gitti. kendisini çok iyi karşılayan damadı, ziyafette Çaka Bey’i katlettirdi. Bizans hile yoluyla zahmetsiz bir zafer elde ediyordu İstanbul’u fethetmeyi hedefleyen Türkleri birbirlerine kırdıran bizans tehlikeyi riske bulaşmadan bertaraf ediyordu.

Türk denizcilik tarihinin en önemli figürü ve Osmanlı öncesi İstanbul’un fethini kızıl elmaya dönüştüren Türkmen beyleri arasında müstesna bir yeri olan Çaka Bey’in katli, hiç kuşkusuz, ömrü uzayan Bizansta sevinç vesilesi oldu. Haçlıların gelişine kadar varlıklarını sürdüren Türkmenler, I. Haçlı Seferi’nde katledildiler yerlerinden çıkarılarak Anadoluya sürüldüler.

İzmir Aydınoğlu Mehmet Bey’in 1317’de Kadife Kaleyi, oğlu Umur Bey’in 1329’da Liman Kalesini fethi ile Türk yönetimine kavuşacak Çaka Bey’in büyük ideali izleri, Batı Anadolu’da kurulan Türk beyliklerinden Osmanoğulları ile sürecekti.
*
Kaynak beyaztarih.com

İlk Büyük Türk Denizcisi: Çaka Bey



ilk büyük denizcisi Çaka Bey bizans sarayında yetişmiş soyluluk nişanları almıştır türkmen Beyi Çaka bizans sarayında tehlikede olduğu için İzmir’e gelmiş kırk parçalık gemisiyle türkleri şahlandırmış Urla, Foça ve Midilli’ye hâkim olmuştur onun kızılelması İstanbuldur türk boyu Peçeneklerle antlaşmış bizans kirli oyunlarıyla türkleri kandırmış Türk boyu Kumanlar kardeşi Peçenekleri kanlı bir şekilde katledmiştir

Bizans kirli oyunlarıyla kardeşi kardeşe vurdurmuştur türk kumanlar kardeşleri
Peçenekleri katledmiştir ilk türk amirali çaka bey mukaddes gayesi istanbulun fethi için 1. Kılıçarslana kızını vermiştir Bizans iki Türk beyine nifak sokmuştur Sultan Kılıçarslan Kayınpederi Çaka Beyi bir ziyafette katletmiştir böylece bizans başarılı olmuş iki kandaş ve soydaşı birbirine kırdırmıştır

İlk türk denizcisi türkmen beyi çakanın
kızılelması istanbulu fethetmektir
Mukaddes gayesi için 1.kılıçarslanın kayınbabası olmuşdur istanbulun fethinden korkan bizans Çaka Beyin hedefi İstanbul değil selçuklu toprakları, ve saltanatıdır. Diyerek baba oğula nifak ekmiş kılıçarslan haçlılarla savaşması gerekirken ne yazıkki kayınbabası ve soydaşı Çaka Bey’i katletmişdir Bizans hile ile zahmetsiz bir zafer elde edmiştir

*
Kaynak selçuklu mirası.com

SELÇUKLU TÜRKLERİ

Doğu'dan Batı'ya Horasan'dan Anadolu'ya Selçuklular devlet teşkilatı ile hakim oldukları coğrafyaları etkilemiştir. Oğuz Türklerinin Kınık Boyu'ndandırlar Oğuz Yabguları
Aral Gölü Seyhun Nehri'ne hakimdirler selçuklu tarihi Oğuz Yabgularının kışlık merkezi Yengikent*ile Cend şehrinde başlar. Maveraünnehir'deki Müslüman Samani Devleti'nin sınırında bulunan, nüfusun Müslüman ve ticari faaliyetin yoğun olduğu Cend şehri, Selçukluların İslamiyet'i kabul ettikleri şehirdir.

şartlar zorlaşınca Selçuklular, X. yüzyıl sonlarında yıkılmak üzere olan ve Karahanlılar'a direnen Samanilere destek verdiler. mükafat olarak Maveraünnehr Semerkand ve Buhara ya yerleşdiler*(985) Samanilere yıkılışına kadar (1005) bu desteğe devam ettiler. Selçuklular, iki süper güç Karahanlılar ile Gaznelilerin arasında varolma mücadelesi verdiler Gazneli toprağı Horasan'a hakim olarak devlet kurdular (1040).

Selçuklular, Türkistan'da hüküm süren Karahanlılar ve Afganistan ile Kuzey Hindistan'a hakim olan Gaznelileri, dize getirdiler.fütuhat ile İran, Irak, Suriye, Doğu ve Güney Doğu Anadolu'ya yayıldılar İran'da fetih sırasında irili ufaklı birçok mahalli devlet bulunmaktaydı. Tuğrul Bey zamanında devlete tabi kılındı. Irak'ta ise Şii Büveyhi Devleti'nin işgali altındaki Abbasi Devleti bulunmaktaydı.

Abbasi Halifesinin davetiyle Bağdad'a giren Selçuklular Büveyhileri sona erdirdiler*ve bu devletin yıktılar Abbasi Hilafeti ile olan dostane ilişkiler böyle devam etmemiş, gerginlik ve krizler ortaya çıkmıştır. Büyük Selçuklu Devleti'nden dört Selçuklu Devleti doğdu.Kirman (1048), Türkiye (1075), Suriye (1078) ve Irak (1119) Selçuklu Devletleri kuruldu. Türkiye Selçukluları sonra bağımsızlığını ilan etmiştir.

1097'de kurulan ve Harizm ile İran'a hakim olan Harizmşahlar başlangıçta Selçukluların tayin ettiği Harizm valileri iken; sonra eyaleti devlete dönüştürdüler. XII. yüzyılda Suriye ve Irak Selçukluları zayıflayınca küçük ve tecrübesiz*melik*şehzadeler adına eyaletleri yöneten*atabegler aynı adla bir çok devlet kurdular bunlar Böriler Zengiler İldenizliler dir

Selçuklular gayrimüslimler ile Türkistan'da Karahıtaylar, Kafkasya'da Gürcü, Doğu Anadolu ve Kilikya'da Ermeni, Anadolu'da ise Bizansla mücadele ettiler.Türkiye Selçukluları, devlet teşkilatında Büyük Selçuklu yu esas almışdır. Anadolu'da karşılaştıkları olaylar devlet teşkilatını etkiledi Selçuklular köklü ve gelişmiş bir devlet olan Bizans topraklarında kurulmuştu Bizans devlet teşkilatında Selçuklularıda etkilemiştir

İslam dünyasını kavuran Moğol istilası devlet teşkilatını etkilemiştir Selçuklu teşkilatının temelinde ğulam*ve ikta sistemi vardır bu unsurlar Orta Çağ İslam devletlerinde mevcuttur. Bunlar bilinmeden devleti tanımak mümkün olamayacaktır hanedan, devlet başkanı sultan ve sultan adayları şehzade ve meliklerin kaynağını oluşturur. Hanedanın özelliği alternatifsizdir

hanedan üyelerinde ölen sultanın yerine kimin geleceği sayısız şehzade isyanını, iktidar mücadelesini körüklemiştir.
Ortaçağ İslam devletlerinde uygulanan, köle temini ve esir alma yoluyla oluşturulan ğulam* sistemi Selçuklulara Gaznelilerden intikal etmiştir Bu sistem saraya, merkez ve eyalet bürokrasisine, orduya eğitimli ve nitelikli personel yetiştirir. Ortaçağ İslam devletlerinde uygulanan*ikta sistemi* Selçuklu* devletlerinin temel taşlarındandır.

Devlet mülkiyetinin esas alındığı toprak sisteminin*sonucu olan ikta gelir vergisi toplama usulüyle, taşra vilayet yönetimi ve savaş zamanı asker toplamayı sağlayan bir sistemdir. Hükümdar, saray, hükümet (bürokrasi), taşra yönetimi, maliye ve vergi, ordu gibi devletin bütün organlarına kaynaklık ve nüfuz etmesi, devlet yapısındaki önemini fazlasıyla ortaya koymaktadır.

Ortaçağ İslam devletlerinde olduğu gibi, Selçuklularda da devlet, saraydan başlayıp merkez, eyalet ve ordu teşkilatları hanedan, ğulam ve ikta sistemleri ile inşa edilmiştir. Moğol istilasıyla devlet yok olunca, ahenk ve denge bozulmuştur. İlhanlı hanları istediği şehzadeyi tahta çıkarmış bir sultan tahtta iken diğer şehzadeyi tanıyıp kaosu körüklemişlerdir. vezir, atabeg ve naib makamlarına kendi istedikleri kimseleri getirmiştir

makamlara ilhana bağlı kişileri tayin edmişlerdir İslam öncesi Türklerde hükümdarlık*yetki ve güç siyasi iktidarın*(kut)*Tanrı tarafından verildiğine* hükümranlığın ilahi bir kaynağa dayandığına inanılmaktaydı. devleti kuran veya başına geçen hükümdar Tanrı'nın, "kut" verdiği bir soyun mensubu olması gerekmekteydi. Bu anlayış İslam'ın*kabulunden sonra da devam etti.*

Oğuz boyları ve Selçuklu hanedanları Oğuz Han'a,*24 Oğuz boyuna dayanır selçuklular oğuzların Kınık boyundandır, Selçuklu adını Temür-yalığ*unvanlı Dukak'ın oğlu ve Oğuz Yabgusunun* sübaşısı*Selçuk Beyden alır Selçuk Yabgudan ayrılarak Cend'e göçmüş Müslüman olduğunu ilan edip Oğuz Yabgusu ile mücadele etmiş Oğuzları etrafında toplamıştır

Selçuk Bey'in şahsında oluşan kut,*vefatıyla oğullarına geçmiştir. Büyük oğulu Arslan yabgu*unvanıyla ailenin reisi olmuş ise de, bu uygulama haline gelememiştir. Vefat eden "bey", "yabgu" veya "sultan"dan sonra başa geçecek şahsın aile üyesi olması şarttır hanedanın kırılma noktası ise hangi hanedan üyesinin başa geçeceğinin belirlenmesindedir Selçuklu tarihinde büyük oğul, en yaşlı hanedan üyesi, veliaht şehzadenin sultan olduğu görülür. şehzade anneleri veya hanedan dışı güçler de bu konuda etkili olmuşlardır.

hanedan üyesi her şehzade sultan olabilir. bu da, iktidar mücadelelerini ve şehzade isyanlarını körüklemiştir. mücadeleyi belirleyen güç olmuştur.
Büyük Selçuklunun uzantısı Türkiye Selçuklu Devleti Selçuklu hanedanından Kutalmışoğulları tarafından kurulmuştur. Süleymanşah ve kardeşleri, amcaları Mikail'in oğulları ile yollarını ayırarak Anadolu'da bağımsız bir devlet kurmuşlardı.

Süleymanşah ve 1. Kılıç Arslan, güneydoğu (el-Cezire, Suriye) siyaseti dolayısıyla Büyük Selçuklular'la girdikleri mücadelede hayatlarını kaybettiler. Kutalmışoğulları Anadolu'da hakimiyet sürdürdüler. Selçuklularda "kut" inancında* iktidar* mücadelesi* devam etmiştir* eski bir Türk geleneği* olan*ülke topraklarının yönetiminde hanedan üyelerine taksimi uygulaması görülmüştür.

l. Kılıçarslan'ın 11 oğlunu bölgelere tayin etmesinin sarsıntıya sebep olması üzerine bu uygulamadan vazgeçilmiştir.
Sultanın gücünün yerle bir edildiği Moğol işgalinde, birbirlerine üstünlük sağlayamayan şehzadeler arası mücadeleler ülkeyi kaosa sürüklüyordu. Devlet geleneğinde olmadığı halde, tahribatı önlemek için tecrübeli, devlet adamları iki veya üç kardeşin ortak hükümdar olması çözümüne başvurmuşlardır.

hanedanın güç kaybına rağmen, meşruiyeti tartışılmamıştır. Sadeddin Köpek ve Cimri meselesinde tahta tevessül edenler, ancak Selçuklu hanedanına mensup oldukları iddiasıyla ortaya çıkmış ve başarısız olmuşlardır.
Büyük Selçuklu Devleti'nin Sünni Abbasi hilafetiyle dost başlayan ilişkileri zamanla gerginleşti Türkiye Selçuklularının Abbasi halifeleri ile ilişkileri seyrek ve semboliktir.

Süleymanşah, Büyük Selçuklu sultanı Melikşah'a rağmen bir meşruiyet arayışı içindeyken Şii kadı ve hatib istemişti. Bu Fatımi halifesini tercih ettiği anlamına gelse de, siyasi bakımdan bir meydan okumaydı Türkiye Selçuklu paralarında, Hülagü'nun Bağdat'ı işgalinden (1258) 1266'ya kadar abbasi adı zikredilmiştir Hilafetin Kahire'ye, Memlüklere geçmesinden sonra abbasi adları zikredilmemiştir.

l. Kılıçarslan*ve sonraki sultanlar sikkelerinde burhanu*kasimu*nasıru*** Emiri'l-Mü'minin*(Mü'minlerin Emirinin delili/ ortağı/ yardımcısı ibarelerini kullanmışlardır. Fütüvvet teşkilatının başına geçip bu teşkilatdan faydalanarak hilafeti etkin hale getirmeye çaba gösteren Halife Dinillah'ın Türkiye Selçuklu Sultanı 1. Keykavus'a fütüvvet alametlerini göndererek onu teşkilata dahil etmişdir

alametleri getiren devrin büyük mutasavvıflarından Şeyh Şihabüddin aynı halife tarafından 1. Keykubad'ın tahta çıkışıyla tekrar Anadolu'ya gönderilmiştir. Türkiye Selçukluları Moğol istilasına kadar, Anadolu'da bölgesel güçleri kendisine tabi kılmıştır. Kilikya Ermeni kralları 1. Keykubad ve l. Keyhusrev zamanında* Türkiye Selçuklularına tabi* olmuş bastırdığı* sikkelerde* sultanların isim ve unvanlarına yer vermiştir.

Mardin ile Amid ve Hısn-Keyfa Artukluları, Erzincan* ve Divriği Mengücekleri, Sümeysat ve Haleb Eyyubi melikleri ve Musul atabegi*** Bedrüddin Lü'lü' Türkiye Selçuklularına tabi olmuşlardır. Ancak* Türkiye* Selçukluları* bu azametten sonra,* Moğollara* tabi duruma düşmüşlerdir.
1243 Kösedağ bozgunundan yıkılana kadar Altınorda ve İlhanlıların boyunduruğunda kaldılar. III. Keykubad bastırdığı sikkelere Gazan Han'ın adını koydurmuştur.

Sultana ait olan her şey onun alameti olmuştur. Taht ve taç sadece sultana mahsustur. Diğer semboller devlet adamları tarafından kullanılmaktaydı. sultana ait olanlar diğerlerinden* farklı, haşmetli ve emsaliz idiler. Unvan lakap künye, hutbede adını okutturma, sikke bastırma, nevbet vurdurma, tuğra ve tevki', saray ve otağ, , hil'at, bunların başlıcalarıdır. Unvan hükümdarın siyasi durumunu ifade eden ve adının başına getirilen sıfat tamlamalarıdır.

1. Kılıçarslan sultan unvanıyla zikredilmektedir. Türkiye Selçuklu hükümdarları diğer Selçuklu sultanları gibi, önceleri*es-sultanu'l-muazzam*(ulu, büyük sultan daha sonra ise* es-sultanu'l-a'zam*en büyük sultan unvanlarını kullanmışdır. Bu iki unvanı 1. Keykubad ayrı ayrı kullanmış, sonra oğlu l. Keyhusrev'den itibaren Selçuklu hükümdarları es-sultanu'l-a'zam* unvanını taşımışlardır.

Moğol İşgalinde devlet güç kaybettikçe, sultanlar daha iddialı unvanlar taşıdılar. Diğerlerinden farklı olarak Süleymanşah*es-sultanu'l-kahir* (kahreden sultan), 1. Keykavus ise*es-sultanu'l-galib*(galip sultan) unvanlarını kullanmışdır. Kösedağ bozgunundan sonra l. Keyhusrev ile bazı sultanlar sikkelerde *zıllu'l/ahi fi'l-alem*(Allah'ın yeryüzündeki gölgesi)* unvanını*da eklemişlerdir.

Kitabelerde uzun ve süslü unvanlara rastlanır. Şehzadeler *melik*unvanını kullanmışlardır. Ortaçağ İslam dünyasında yaygın lakablar genellikle*+ü'd-dünya,*+ü'd-din, +ü'd-devle*veya*+ü'l-mille*sıfatlarıdır Türkiye Selçuklu sultanları lakab olarak*ızzü'd-din*(dinin izzeti,*kudreti) ğıyasü'd-din*(dinin yardımcısı),* rüknü'd-din*(dinin temel direği) ve*dinin yücesi, şerefi kalıplarını kullanmışlardır.

Araplar'dan İslam dünyasına intikal edip yaygınlaşan*ebü (babası) künyesi Selçuklularda devam etmiştir. Türkiye Selçuklu sultanları genellikle* ebu'l-Jeth *künyesini kullanmışlardır.İslam dininde Cuma ve bayram hutbesi otorite ve siyasi iktidarın sembolüdür İktidarın toplumla iletişim kurabileceği, doğal ve etkili olan hutbeyi, halife ve hükümdarlar gayet iyi değerlendirmişti

Tahta çıkan şehzadenin ilk yapacağı iş hutbede,*sultan*unvanıyla adını okutturmaktı. Hanedan ve tabiler kendi bölgelerinde okunan hutbelerde sultanın adından sonra kendi isimlerini okutabilirdi Aksi takdirde isyan etmiş kabul edilirdi. Abbasi halifesi sultanlığının tanınması için kendisine başvuran şehzadenin talebini uygun görürse Bağdat ve diğer şehirlerdeki hutbelerde onun adını okutur iktidarın meşruiyetini ilan ederd I.Süleymanşah Tarsus'u fethedince Trablusşam hakimi Şii Kadı İbn Ammar'dan kadı ve hatib istemesinin tercih olmadığı, Sultan Melikşah karşısında siyasi bir manevraydı

1. Kılıçarslan'dan itibaren Selçuklu sultanları kendi adlarına hutbe okutmuşlardır. Türkiye Selçukluları Güneydoğu , Suriye ile el-Cezire'de gücünü hissettirdiği zamanlarda Artuklu ve Eyyubi melikleri Erbil'deki Beğteginliler alamet olarak hutbede Selçuklu sultanlarını zikretmişlerdir.
iktisadi bir araç olan sikkeler para disiplinini, güvenliğini sağlamak için bastıran yöneticiyi ifade eden yazı ve semboller yer alır.

yöneticiler sikkelerin toplumun her kesimine ulaşabilmesini fırsat bilerek otoritelerinin yayılmasını ve kabulünü bu suretle sağlamaktaydı Türkiye Selçuklularından günümüze ulaşan ilk sikke 1. Mesud'a aittir. 1. Mesud bakır olan sikkesinde *es-sultanu'l-muazzam unvanı ile bağımsızlığını göstermekte, diğer*yüzünde Bizans hükümdarının tasviri bulunmaktadır. Yeni sikkelerin halk tarafından benimsenmesi için böyle bir uygulamaya gidilmiştir

İlk altın dinarı l. Kılıç Arslan, sonra da oğlu Süleymanşah bastırmıştır sikkelerin çoğunluğunu gümüş dirhemler ile bakır felsler oluşturmaktadır. 45 darphanede sikke basılmıştır. En fazla sikke basılan darphanelerin başında Konya, Sivas ve Kayseri gelir. sultan ve meliklerin unvanları, nerelere hakim olduklarını, tabilik ilişkilerini sikkeler üzerinden tespit mümkündür.

gümüş ve bakır sikkelerde mızraklı ve ok atan süvari, aslan ve güneş tasvirlerine yer verilmiştir. Şehzadelerin ikili, üçlü ortak hükümdarlık dönemlerinde* basılan sikkelerde şehzadelerin* hepsinin isimleri yer almıştır. Türkçe bir kelime olan*tuğra*Oğuz Türklerinde hükümdarların resmi belgeler, sikkeler ve kitabelerdeki alametlerine denmektedir.*Tevki'*ise Arapçadır Ortaçağ İslam devletlerinde hükümdarın kararı, bunun yazılı sureti, ferman gibi anlamlarının yanı sıra tuğra karşılığı olarak kullanılmıştır.

Büyük Selçuklu, Kirman ve Irak Selçuklu devletlerinde*tuğranın,*ok ve yay şeklinde kullanılmıştır Türkiye* Selçuklularında tuğra daha çok XIII. yüzyılın ortalarına ait belge ve kitabelerde zamanla*sultan es-sultan* kelimesine dönüşmüştür Bazı vakfiyelerin başında kırmızı mürekkeple ve geniş büyük harflle yazılmıştır. ümeranın yaptırdığı bina kitabelerinde es-sultani*(sultana ait)* kelimesine* rastlanır.

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla