Konu: Selçuklular
Tekil Mesaj gösterimi
Alt 06.10.2018   #7
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.305
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Selçuklular

Kaynak selçuklu mirası.com

ferman*tuğranın üstüne Allah'ın gücünü, kudretini ifade eden bir cümledir Selçuklu sultanlarının* kullandıkları* tevki örneklerini sikkelerde görmek mümkündür. Bunlar,*el-ızzetü li'l/ah, el-minnetü li'l/ah, elmülkü li'l/ah, el-azamatü li'l/ahtır. hükümdarlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar kendi tuğra çektirmeden veya adını zikretmeden önce asıl gücün, kudretin ve mülkün Allah'a ait olduğunun idrakinde olduklarını ifade etmişlerdir

Nevbet:*Nevbet mehter/bando takımının sultanın saray veya otağının önünde günün beş namaz vaktinde nevbet davul ve kö vurması saltanatın devam etmekte olduğunun ilanıydı Bu eski Türklerden kalan bir gelenekti. büyük buluşmalarda, sevinçlerde savaşlarda nevbet takımı görev yapardı. Nevbet takımına*nevbetiyye,*bunların mekanlarına*nevbethane*denilirdi.

Sultanın izin verdikleri günde sadece üç vakit nevbet* vurdurabilirdi. Hükümdarın değerli kumaşlardan dikilen ve üzerine ad, unvan, künye va lakap işlendiği elbiselerine*tıraz*denilmekteydi. Sultanın onurlandırma, ödüllendirme, tayin, terfi veya yabancı devlet adamlarına, elçilere verdiği hediyelere ise hil'at denilmekteydi. hediyeler değerli kumaşdan dikilmiş kıyafet para, kılıç, kemer, at, eyer veya ğulamlardan oluşmaktaydı.

Türkiye Selçuklularında sultanların cülus, veliaht tayini ve fetih nedeniyle devlet adamlarına, yabancılara melik şehzade ve, vezirlere hil'at vermiştir
Çetr:*Sanskritçe de güneşten korunmak için baş üzerinde tutulan şemsiyedir Doğuda çok eski bir gelenektir hükümdar at üzerindeyken yürür ve tahtta otururken onun başı üzerine bir ğulam*tarafından çetr tutulurdu.

Türkiye Selçuklularında*çetr-i hümayün, çetr-i cihangir*veya*çetr-i şahanşah*adlarıyla zikredilen şemsiyenin rengi siyahtı. Çetrin basit bir gölgelik değildi, onun açılması sancağın açılması denekti merasim ve gezilerde sefere çıkarken ve savaş da sultanın varlığı çetrinden anlaşılırdı. onun anlamı çok önemliydi. çetriyi görenler atlarından iner, yer öper sultana saygı sunarlardı.

Bir savaşda çetrin kaza ile yere düşmesi, askerlerin sultan hakkında endişeye düşmesine, kargaşa ile savaşın kaybedilmesine sebep olabilirdi
Gaşiye:*Arapçada atların eyer örtüsüdür Selçukluda eyer örtüsü farklı bir alamettir bu örtü eyeri örtmek için değil* hükümdara saygı göstermesi boyun eğmesi gerekenlerin taşıması için kullanılırdı

Gaşiyeyi sultanın maiyetindeki rikabdar*tarafından el üstünde taşınırdı. bir şehrin fethinden şehirin sultana itaat etmesinde karşılama merasimlerinde sadakat gösterilmesinde bir araç *olarak olarak kullanılırdı ğaşiye el veya omuz üzerinde taşınır sultanın atı*önünde yürürlerdi.Saray hükümdarların evi, ve devleti yönettikleri mekandır. Sarayın iki bölümü birbirinden bağımsız ve ayrı binalar olabilirdi.

Türkiye Selçuklu sultanlarına hanedan üyelerine ait, yerler ve günümüze ulaşan saraylar mevcuttur. başlıcaları Konya'daki Alaeddin Köşkü, Kayseri'de Keykubadiye Sarayı, Beyşehir Gölü kıyısındaki Kubadabad Sarayı, Alaiye (Alanya) Sarayı, Alara Kalesi Kasrı, Antalya Sarayı'dır. sarayların sahil şehirlerinde olanları kışlık; iç kısımlarda, olanları ise yazlık olarak kullanılırdı.

Sarayda sultanın ailesi ve hizmetkarları özel hayatını haremde yaşardı Haremde sultanın nikahlı eşi hatun veya hatunları, küçük çocukları ile hizmet eden ve*hadım ağası idaresindeki cariyeler* bulunurdu sultanın hoş vakit geçirmesini sağlayan *muganni* ve* muganniyyeler* şarkıcılar mutrib*ve*mutribeler*çalgıcılar tabibler*ve rüya tabircisi gibi hizmetkarlar vardı

Sultanlar seferler* seyahatlerde haremi yanlarında götürür, tehlikeli durumda güvenli yerlere gönderirlerdi.
Sultanın yakın hizmetini ve sarayın işlerini gören personeli ğulam sistemiyle eğitilirdi. Esir alma, satın alma veya hediye şeklinde temin edilen ğulamlar,*ğulamhanede*"baba" denilen kişilerce eğitilir liyakatlerine göre saray, hükümet, ordu, eyaletlerde hizmete başlarlardı.

Saray emirlerine güven duyulduğu için, asli vazifelerinden başka görevlerde verilmekteydi. Kılıç ehli emirler seferlerde komutanlık yapmakta elçi olarak gönderilmekteydi
Bu görevliler Büyük Selçukluda da mevcuttur. ğulamları önem derecesine* göre şunlardır: Melikü'l-hüccab*
veya*emir-i hacib:*Sarayın en büyük amiridir. hacibleri vardır. Sultan ile Divan-ı A'la yani hükümet arasındaki irtibatı sağlardı. komutan veya elçilik görevleri yapardı

Emir-i perdedar:*Sultanın huzuruna çıkanlardan, protokolden sorumlu olan* emirdir. Üstadü'd-dar:*Sarayın mutfak, fırın ve ahır ihtiyaçlarını saray maaşını, karşılardı Emir-i dad: sultana ve devlete karşı, suç işlediği iddiasıyla cezalandırılan kimselerin cezasını infaz ederdi. Kendisine ait sarayı olan bu emir görevi dolayısıyla çok etkiliydi kendisinden* korkulurdu. Emir-i abur:*Sarayın ahırından ve sultanın atlarından sorumlu olan emirdir.

Emir-i alem:*Merasim ve seferlerde sultanın sancağını taşır ve ondan sorumlu olan emirdir. Emir-i camedar:*Sultanın elbiselerinden giyim ve kuşamından sorumludur. Emir-i camedar tahta çıkan sultana bohçalar içinde elbiseler ve altın hil'atler sunardı.
Emir-i candar:*Farsçada silah anlamına gelen*can*ile taşıyan anlamındaki* dar*kelimesinden oluşturulan bir unvandır. sultanın ve sarayın güvenliğinden sorumludur

Emir-i çaşnigir:*Çaşnigir lezzetin tadına bakan Farsça bir terkiptir. Sultanın sofrasından, yemeklerinden sorumludur. sofraya getirilen yemekleri sultandan önce tadarak zehirli olup olmadığını belirtir. önce kendi canından olacağı için, en büyük çabası bu ihtimali önlemektir Emir-i meclis bu emir sultanın eğlence meclisinden sorumludur.

Emir silah Sarayın* silahhanesinden* sorumludur ve merasimlerde sultanın silahını taşırdı Emir-i şikar Sarayın av hayvanlarından sorumludur sultanın av merasimini düzenlerdi kuşlardan sorumlu olan*bazdar bu emirin maiyetinde görev yapardı
Emirü't-taşt Kaynaklarda asıl göreviyle ilgili bilgi bulunmayan emir hükümdarın leğen, ibrik gibi el-yüz yıkama veya abdest için kullandığı kaplar ile çamaşır yıkama kaplarının ve kılıç, ayakkabı, minder, seccade gibi eşyalarının bulunduğu*taşthaneden*sorumludur.

Şarab-salar:*Sarayda her türlü meşrubatın muhafaza edildiği*** şarabhaneden*ve hükümdarın meclislerinde*ki misafirlerin içeceğinden sorumludur.
Hazinedar-ı hass:*Sultana ait para, mücevher, hil'at, silah ve eyer takımlarının muhafaza edildiği hazineden sorumludur. Rikabdar Üzengi tutan anlamına gelen bu emir, sultanın ata binip inmesine yardımcı olur ve saltanat alameti*gaşiyeyi*merasimlerde sultanın önünde* taşırdı.

Müneccim:*Astrolojiyle uğraşan ve sultanın vereceği kararlarda ve gelişmelerde öngörülerde bulunurdu
Üstad-ı saray (muallim):*Sarayda şehzade eğitimiyle meşgul olurdu. Yazışma, haberleşme, hesap ve tarih dersleri verirdi Sasani etkisinde kalan Ortaçağ Doğu İslam dünyasının parçası olan Büyük Selçuklu Devletindeki hükümet ve bürokrasi Türkiye Selçuklu Devletinde de devam etti

Moğol istilası farklı uygulamalara sebep olmuştur. Vezaret:*Vezir sultanın fermanı ile göreve başlar. Yürütme, yasama ve yargı yetkilerini* elinde bulunduran sultanın* vekili sıfatıyla* devletin* bütün işlerini idare ederdi Moğol istilasıyla vezir ve üst mevkiler İlhanlı hükümdarlarının istekleriyle icraat yapar duruma geldiler.

vezir başta* olmak üzere*naib-i saltanat*ve*atabegler* İlhanlılarca seçildiler sultanın vezirinden başka İlhanlılar da kendilerine bağlı ikinci bir vezir, tayin etmeye başladılar. devlet adamlarının icraatları Selçuklu menfaatinden çok İlhanlı menfaatleri doğrultusunda* olmuştur. Divan-ı A'la:*Vezirin başkanlık ettiği büyük divan günümüzde hükümetin veya bakanlar kurulunun karşılığıydı

Divanın üyeleri*tuğra istifa arz*divanı naib-i saltanat, atabeg*ve*pervane*idi. Divan-ı Tuğra*İç ve dış diplomatik, resmi yazışmaları ve belgeleri düzenleyen sultana tuğra çeken divandır.
Divan-ı İstifa:*hazinenin gelir ve giderlerini düzenler, yıllık bütçeyi hazırlardı. Bugünkü maliye bakanlığıdır
Divan-ı Arz:*divanın,*eyaletlerdeki temsilcilerine*arız*denmekteydi. Asker sayısını belirleme ve toplama, askeri teçhizatı tedarik, kayıt ve kontrol askerlere tevcih edilen iktaların idaresi, hassa ordusu askerlerinin* ücretlerinin üç ayda bir ödenmesi bu divanın sorumluluğundaydı. görev alanı bugünkü savunma bakanlığına denktir

Divan-ı İşraf:*Reisine* işraf*veya*müşrif* denirdi Devletin mali işlerini gelir ve giderlerinin* kontrolden sorumludur.
Türkiye Selçuklularında divan reisinin dışında*divan-ı a'laya* Atabeg te yet alırdı Büyük Selçuklularda eyaletlere melik olarak gönderilen şehzadelere güvenilir ve devlet tecrübeli bir bürokrat gönderilirdi. şehzade adına eyaleti yönetir, şehzade tecrübe kazanırdı.

Atabegin görevi diğer Selçuklularda devam etmiştir. XII. yüzyılda Irak Selçukluları atabeglerini merkeze taşıyınca, melik atabegliği sultan atabegliğine dönüşmüştür Büyük Selçuklu ve Irak Selçukluları'nda merkezin zayıflamasıyla atabeglik, kurum dışında bir mahiyet kazandı. Musul'da Zengiler, Azerbaycan'da İldenizliler, Fars'da Salgurlular;
meliklik, emirlik gibi, atabeglik adı taşırdı

Türkiye Selçuklularında melik ve sultan atabegliği mevcuttu.siyasete dönüştürülmedi alınmıştı.Irak Selçuklularında atabegler de divan-ı a'laya katılmaktaydı Bürokrasinin başındaki*vezir, atabeg*ve*naib-i saltanatın*görevi belirli ise de, uygulamada bu makam sahiplerinin dirayetleri ve güvenilirlikleri birbirleriyle çakışabilecek işlerle uğraşmışlardır

Moğol İşgali ilhana karşı sorumlu ikinci bir atabeg tayin ettiler Naib-i saltanat:*muhtelif makamlarda *naib*unvanının kullanıldı*naib-i saltanat*unvanı, Ortaçağ İslam dünyasında ilk defa Türkiye Selçuklularında görülmektedir. İlk örneğine XIII. yüzyılda rastlanır. Naib-i saltanat, sultan başkentten ayrıldığında vekalet ederdi

Süleymanşah'ın Suriye seferinde İznik'te yerine Ebü'l-Kasım ile onun yerine geçen Ebü'l-Gaziyi bırakmıştır ise de, bu bu makam*niyabet-i hazret-i saltanat*niyabet-i saltanat-ı Rüm*gibi tamlamalarla zikredilir. vezir*ve* atabegden*sonra gelir. Moğol döneminde merkezi otorite dağıldı devlet adamları ikballeri için onlarla işbirliğine girişti .*Vezaret*ve atabeglikte iki başlılık ortaya çıktı.

Sultanın naibinden başka Moğol hanı adına bir naib tayin eddi İlhanlı Abaka Han vezirlik yapan Sahih Ata ve Celaleddin Mahmud'u sultanın* naibliğine tayin etti vezir, atabeg*ve*naib-i saltanatın* icraatlarında fark bulunmaz bu unvanı taşıyanların sultanın muhaliflerine karşı korumak ve saf dışı etmek, isyanları bastırmak, başşehri savunmak, Moğollara karşı destek için komşu devletlerle görüşmek, elçilik sultanın kızının gelin alayına başkanlık ederdi

Divan-ı pervanegi:*Bazı belge türlerini hazırlayana*pervane,*belgeleri düzenleyen makama*divan-ı pervanegi*denilmekteydi. Büyük Selçuklularda önemli hüküm ve ferman olan pervane Pervanegi,*Türkiye Selçuklularında mülk, ikta gibi araziden sorumlu olan ve bunlarla ilgili tayin, temlik, tahrir düzenleyen, berat hazırlayan görevlidir. Aslında çok üst düzey olmasada*divan-ı a'la*üyesidir

Pervanelerin en meşhuru ve Moğol işgalinde bir döneme ad veren Süleyman Pervane'dir. onun gücü pervanelik makamından değil, şahsi meziyetlerinden gelmiştir.
Divan-ı a'laya*bağlı olmayan divanlar da vardı ve bunların reisleri divanın toplantılarına* katılmıyordu
Divan-ı mezalim:*Ortaçağ İslam devletlerinde yaygın olan bu divan Selçuklulara da intikal etmiştir. Memurların veya askerlerin nüfuzlarını kötüye kullanıp baskı kurarak vergi aldığı ve mallarını gasbettiği sivil halkın hak aradığı, adaleti umdukları en yüksek makamdır.

Büyük Selçukluların ilk zamanlarında haftada iki gün toplanan bu divana bizzat sultan başkanlık ederdi sonradan vezirlere, eyalet ve vilayetlerdeki meliklere,*reislere veya* kadılara*bırakmışlardır. Türkiye Selçuklularında bu divan mevcuttur. Nitekim il. Keyhusrevönceki sultanların yaptığı gibi Pazartesi ve Perşembe günleri oruçlu olarak divan-ı mezalime**gelerek kadı ve imamlar huzurunda şikayetleri dinleyip adalet dağıtmıştır

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla