Konu: Selçuklular
Tekil Mesaj gösterimi
Alt 07.10.2018   #8
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.305
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Selçuklular

Kaynak selçuklu mirası.com


Divan-ı evkaf-ı memalik*Özerk olan vakıflar, vakfeden kişinin belirlediği şartlara,*tabidir. Vakıf hukukuna aykırılık suiistimal, yolsuzluk olmadığı müddetçe müdahale söz konusu değildir. Aksi halde*divan-ı evkaf *olaya el koyar, soruşturma açar sorumluları muhakeme ederdi.Divan-ı hass:*Gelirleri sultana tahsis edilen arazilerin idaresinden* sorumludur.

TAŞRA TEŞKİLATI* VE İKTA SİSTEMİ

Taşra devletin vergi kaynağı, toplumun tahıl ambarıdır. Köylünün ekip biçtiği, hububat üretilen bu topraklarda hem*ikta*vergisi tahsil edilir, hem de tahıl ihtiyacı karşılanırdı. Ortaçağ İslam dünyasında mevcut olan*ikta*sistemi, Büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk tarafından*askeri ikta*şeklinde yaygınlaştırılmıştır; böylece toprağa bağlı ve sadece sefer zamanlarında orduya katılan bir askerlik sistemi ortaya çıkmıştı.

Bu uygulama Osmanlı Devleti'nde de ülke toprakları üzerinde devlet mülkiyetinin esas olduğu*miri arazi*sisteminin bir parçası olarak* tımar*adıyla devam etmiştir.
Bu sistemin özellikleri şöyledir
Arazi gelir vergisi ekilen mahsulün cinsinden ayni olarak toplanmaktadır.
Eyalet ve vilayetlere tayin edilen yöneticilerin hizmet bedelleri Sulh zamanında, tayin edildikleri vilayet veya daha küçük idari birimler*ikta sahipleri tarafından yönetilmektedir.

Sefer zamanı önceden belirlenen miktarda askerin orduya katılması sağlanırdı bu sistemle vergi tahsili, eyalet yönetimi ve asker temini sağlanmış, kaynak israfı ve gereksiz istihdam önlenmiştir. Eyalet ile merkez arasında para transferine gerek kalmamış gelirler bölgede değerlendirilmiştir. 'Mukta'*toprağa sahip olmadığı gibi, toprağı işleyen ve vergisini veren köylü üzerinde de hakka sahip değildir.

arazilerden alınacak vergiyi ikta sahibi değil, devlet belirlerdi ikta sahibinin köylü de söz hakkı yoktu büyük Selçuklularda meliklere veya komutanlara eyaletin yönetimi ikta gelirleri de tahsis edilmekteydi. Merkezi otoritenin zafiyete uğradığı dönemlerde mahzurları görüldüğü için Türkiye Selçukluları*iktada farklı bir uygulama başlatmıştır. Bir valiye hizmetinin karşılığı ücret/maaş olarak takdir edilen*ikta*arazileri tek parça değil, farklı bölgelerde, valilik yaptıkları şehirlerden uzak yerlerde verilmekteydi. Böylece asker toplama alanı olan ikta bölgelerinde, isyan eğilimi olan yöneticilere fırsat verilmemiş oluyordu.

Sultan Kılıçarslan'ın ülkeyi 11 oğluna taksim etmesinden sonra, siyasi parçalanma görülmesi üzerine bu uygulamadan* vazgeçilmişti.Saray emirlerine ve merkezdeki bürokratlara ek gelir olarak ikta verilmiştir. bunlar ikta bölgesinde oturmadıkları için idari iktalardan, askerlere erzak temini verilmemesi açısından da askeri iktalardan ayrılmaktadır.Ömür boyu tahsis edilen emlak, babadan oğula geçen tasarruf hakkı veya para bağışı suretiyle ortaya çıkan*şahsi iktalar*da vardı.

Türkiye Selçuklularında taşra yönetiminde eyaletler mevcuttur. valilerin tayin edildikleri yerler bazen bir şehir olmayıp civarıyla birlikte zikredilmektedir. Bu eyalet yönetiminin uygulandığını gösterir Taşraya yönetici olarak gönderilen idarecilerin taşıdıkları unvanları şöyledir Melik reisü'l-bahr, sübaşı*serleşker, mukta; naib.

ASKERİ TEŞKİLAT

Türkiye Selçuklularının askeri teşkilatı Büyük Selçuklunun devamıdır boylar birliğine bozkırlı Türk Devleti ve Türkmenlere dayanmaktaydı devletin asli unsurunu ve gücünü oluşturan Türkmenler, Selçukluya direndikleri ve şehzade isyanlarında devleti sarsıntıya uğrattıkları için zamanla sistem dışına çıkarıldılar. Büyük Selçuklularda Nizamülmülk'ün tavsiyesiyle, boy dayanışması kırılacak şekilde, ğulam sistemi içinde dağıtılmaya çalışılmışlardı. direnenler batıya göç ederek Azerbaycan ve Anadolu'da yoğunlaştılar.

Türkmenler Türkiye Selçuklularında 1176'dan sonra merkezden uzaklaştırılmış; uç beylerinin idaresinde askeri hizmete devam etmiş, ikinci dönem beyliklerinin de temelini oluşturmuşlardır. Gulam Askeri
ğulamhanelerde*eğitimden geçirilen ğulamlardan** seçilmiş, maaşlı, profesyonel askerlerdir. Türkiye Selçuklularında Türk, Kıpçak, Hıtay, Kürt, Tacik, Deylemli, Kazvinli, Keşmirli, Rum, Ermeni, Gürcü, Rus, Frank, Çinli gibi çok farklı unsurlardan ğulamların bulunduğu bilinmektedir.

Gulamlar Bunlar bulundukları konuma ve göreve göre isimlendirilmiştir
Gulaman-ı hass saray ğulamlarıdır dergahtan*seçilen ve doğrudan sultanın şahsına bağlıdır sultanın özel hizmetini ve muhafızlığını yapar her zaman onun yanında bulunurdu. sultanın emriyle diğer işlerde de görevlendirilirdi
Heybetli ve yiğit olanlarından seçilenlerin*bir kısmı sarayın, bir kısmı sultanın muhafızlığını yapardı.*

Gulaman- hassın*diğer kısmı hizmetkarları ifade eden* mülazimandır.*mülaziman-ı yatak-ı hümayün*bizzat sultanın hizmetindeydiler hassa ordusunda önemli bir yer teşkil* etmekteydiler.
İkta Askeri ikta bölgelerinden toplanan askerler sayesinde orduya katkı sağlardı Türkiye Selçuklu Devleti, Büyük Selçuklu uzantısıydı onun asli unsurlarından olan bu sistemi de devralmıştır. Ancak askeri iktaları küçültülmüş vilayetlere*sübaşı olarak gönderilen emirlerin yetkileri toplayacağı askerlerin komutanı olmakla sınırlandırılmıştır. Bu değişiklik merkezi otoriteyi güçlendirmiştir Moğol İstilasına kadar ülkenin istikrarına ve kalkınmasına büyük katkı sağlamıştır.

leşker-i kadim*de denen ikta askerleri, sulh zamanında kendi işleriyle meşgulken, sefer emri çıktığında orduya katılırdı. Bunlara profesyonel ve daimi asker olan ğulam askerlerine ödendiği gibi bir maaş ödenmezdi.
Ücretli Askerler İhtiyaç halinde temin edilen, başta Frank ve Türkmen kökenli paralı askerlerdir. Bu uygulama Türkiye Selçuklularında XIII. yüzyıldan itibaren görülür.

leşker-i hadis*adıyla geçen askerler zaman zaman etkili olmuşlardır. Babai İsyanının bastırılmasında Türkmenlere karşı ön safa sürülen Frank askerleri etkili olmuşlardır Yardımcı Kuvvetler
Devlete zaman zaman tabi olan Kilikya Ermeni Krallığı, Trabzon Rum Devleti ile Doğu, Güney-Doğu Anadolu ve Kuzey Suriye'de hüküm süren Artuklular, Mengücekler, Eyyübiler gibi bölge ve hakimleri* ihtiyaç durumunda,
asker* göndermekteydiler.

bazen zorunlu olarak, bazen de kendiliklerinden orduya katılan gaziler, şehir kuwetleri,evbaş*veya*ayyar*denilen başıbozuk takımı gibi düzensiz gönüllü birlikler bulunmaktaydı.
Selçuklulardan önce, Sultan 1. Kılıçarslan'a kızını veren, İzmir de beylik kurup Egede faaliyet gösteren Çaka Bey ilk donanmayı kurmuştur Ancak Bizans entrikalarına itibar eden Sultan 1.Kılıçarslan, kayınpederini ortadan kaldırmıştır.

İlk Selçuklu donanması Antakya Seferine çıkan 1.Süleymanşah'ın İznik'te yerine bıraktığı Ebu'l-Kasım tarafından kurulmuştur. 1086 da Marmara Denizi Kios Limanında gemi inşasına başlanmış Bizans donanması bu gemileri ateşe vermiştir asıl teşebbüs Anadolu'da siyasi istikrarın sağlandığı XII. yüzyılın sonlarında iktisadi gelişmenin adımları atılmaya başlanmıştır. İç ve dış ticaretin geliştiren kervansaraylar yapılmış; Antalya, Alaiyye Alanya ve Sinop liman Kırım'daki Suğdak Limanı fethedilmiştir.

Alanya'da donanma inşası için yapılan tersanenin kalıntıları günümüze ulaşmıştır. XIII. yüzyılda Karadeniz'deki deniz üssü Sinop'ta*reisü'l-bahr*unvanını taşıyan donanma komutanı vardı komutanlık Moğol istilasından sonra Akdeniz sahillerine, Antalya ve Alanya'ya intikal etti emirü's-sevahil ve*melikü's* sevahil*unvanlarını taşıdı
Divan-ıArz ordunun idari ve, askeri işleri, ğulam askerlerin maaşları, iktaların kontrolü, ordunun teçhizatı sefer güzergahının askerin teftişi, ganimetlerin tespitinden bu divan* sorumluydu.

Ordunun İdari Kadrosu

Beylerbeyi:*Türk devlet geleneğinde ordunun başkomutanı hakan veya sultandı. Ondan sonraki en büyük askeri makam* beylerbeyiliktir (emirü'l-ümera).
Büyük Selçuklularda başkumandanın karşılığıydı. Merkezdeki beylerbeyinden başka uclarda*uc beylerbeyileri* bulunurdu ordu komutanı olarak tayin edilen herhangi bir emir de beylerbeyi unvanını taşırdı. bu unvanı taşıyanlar dışında, vezir veya saray emirlerinden biri de, sultan tarafından komutan olarak tayin edilirdi

Sübaşı (Serleşker) ğulam kökenli olup bir veya birkaç vilayetin küçük idari birimlerin, kalelerin idari ve askeri işlerinden sorumludur Serleşkeran saltanat*ve*serleşker-İ vilayet-İ uc*adlarıyla iki kısma ayrılır bölgesindeki ikta askerlerini eğitir silah ve teçhizatlarıyla savaşa hazır hale getirirdi. hizmetlerinin karşılığı ikta ve maaş tahsisi yapılır, görevleri merkez*(divan-ı arız)*tarafından belirlenir; ihmal ve kusur işleyenler şiddetle* cezalandırılırdı.

Ellibaşı:*İkta askerlerinden oluşan elli kişilik birliklere komuta ederdi.
Kutval / Dizdar / Kaledar:*Sultan veya sübaşı tarafından tayin edilen kale kumandanlarıdır Kalenin ve bulunduğu bölgenin güvenliğinden ve huzurdan sorumludur Bunların maaşları ve ikta gelirleri vardı. Türkiye Selçukluları yakın mücadelede kılıç, hançer, mızrak, topuz, balta, uzak mücadele için ok-yay gibi hafif silah kullanmaktaydı

Savunma teçhizatı kalkan, miğfer
zırh; ağır silahlar ise mancınık, arrade, çarh ve neftti. Türk tarihinde savaşların kazanılmasında okçuluk ve at biniciliğinin çok önemli bir yeri vardır

ADLİ TEŞKİLAT

Nizamülmülk'e göre hüküm sahibi sultandır; sultan İslam hukukunu bilmiyorsa*naib*tayin etmelidir. kadılar*onun naibleridir, onun adına hüküm verirlerdi İslam devletlerinde olduğu gibi Selçuklularda da adalet bütün ülkede kadılar vasıtasıyla sağlanırdı.*Kadil-kudat*(kadılar kadısı, baş kadı) adli teşkilatın başındaydı sultan tarafından düzenlenen törenle tayin edilirdi.*

Kadil-kudat ve kadılar sultana ve*divan-ı a'laya*bağlı olmayıp bağımsız karar vermekteydi Uygulamada yetkileri sınırlıydı; sultanın emirlerini yerine getiriyorlar ve onun tarafından azledilebiliyorlardı. Eyalet veya vilayetlerde valiye bağlıydılar.*
Kadılık*makamına alimler ve*fakihler*soyundan gelenler atanıyor ve babadan oğula geçiyordu.*Kadı,*din ve şeriat ile ilgili bütün işlerde yetkilidir ve*divan*kendisini desteklemek zorundadır.*

Kadı hakimdir, örfi mahkeme ona düşer.*Kadının,*kullandığı kaynaklar,*Kur'an, Hadis,*Hz. sahabe*ve mezhep imamlarının sözleri,*İcma*ve eski kaidelerdir.*Kadılar*günlük hayatla inikah, boşanma, emlak işlemleri, vakfiyelerin anlaşmazlık adi suçlar gibi muhtelif konularda yegane karar mercii idi hassa ordusu davalarına bakan ve*kadı-yı haşem ve leşker-i hazret* unvanlı kadı vakıflara nezaret ederdi.

Selçukluların Menşei ve Tarih Sahnesine Çıkışları

Kutalmışoğlu Süleyman Şah 1077 - 1086 Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusudur. Alparslan'la Malazgirt muharebesine iştirak etmiştir. Anadolu'daki fetih ordusu, Kayseride Bizansı yenmiş ve hiçbir engelle karşılaşmadan Marmaradan İzmit'e kadar ilerlemiş. Süleyman Bey, Konya ile birlikte bütün Orta Anadolu'yu fethetti 1075'te de Bizans şehri İzniği ele geçirerek İznik'e yerleşti. fetihler devam ederken, fetih topraklarına, atalar yurdundan Türkler getirilip yerleştirildi.

Ebu'l-Kasım - 1086 - 1092

ilk dönemlerde İznik beyidir. Hanedanın kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın ölümünden sonraki fetret döneminde 6 yıllık bir sürede Anadolu Selçuklusunun yönetimini ele geçirmiştir.

I. Kılıç Arslan - 1092 - 1107

1092 de Anadolu Selçuklu Devletindeki fetret devrine son vererek İznike sahip oldu. İznikte îmar faaliyetleri başlatarak, şehrin savunmasını güçlendirdi.*1096 da Malatyayı kuşattı. Malatya kalesi düşmek üzereyken, Haçlı ordusunun batıdan Anadolu'ya girdiği öğrenilince, kuşatma kaldırıldı. Sultan Kılıç Arslan hızla Haçlıların karşısına çıktı. 1107'de Musul'u ele geçirmeyi başardı ancak Büyük Selçuklu kumandanı Emir Çavlı, Artukoğlu İlgazi ve Suriye Meliki Rıdvan'ın kuvvetleriyle Habur Nehrinde yenik düşmüş, nehirde boğulmuştur

I. Melikşah (Şahinşah) - 1107 - 1116

Babası I. Kılıç Arslan’ın öldüğü savaşta Melikşah Emir Çavlı tarafından esir alınıp İsfahan'a götürüldü. esir kaldığı 3 yıl boyunca Anadolu'da büyük bir kargaşa yaşandı. Bizanslılar Batı Anadoluyu ele geçirdiler Anadolu Selçukluları Anadolu'nun*içlerine çekildi Melikşah 1110 yılında serbest kalıp Konya'da Anadolu Selçuklu tahtına oturdu Selçukluların Anadolu'daki toprak kayıplarını önleyemedi. kardeşi I. Rükneddin Mesud, Melikşah'ı tanımadı. Danişmendliler Anadolu Selçukluları'nın zayıflığından Anadolu'daki en kuvvetli Türk Devleti haline geldiler.

I. Rükneddin Mesud - 1116 - 1156

I. Rükneddin Mesud en uzun süre hüküm süren Anadolu Selçuklu Sultanıdır. I. Rükneddin, bir süre Danişmendlilerin denetiminde kaldı. 1142'de Danişmendli Mehmed Bey’in ölümüyle Anadolu Selçukluları Anadolu'daki üstünlüğünü yeniden kurdu. Bizans ordusu 1146'da Konya da yenildi. Ertesi yıl II. Haçlı ordusunu Eskişehirde bozguna uğrattı. I. Mesud, geleneğe uyarak ülkesini üç oğluna paylaştırdı. II. Kılıç Arslan'ı veliaht ilan etti ve 1156’da öldü. oğulları arasında taht kavgaları başladı. Mezarı Amasya Simre kasabasındadır. Batı kaynakları, târihte ilk defâ onun devrinde Anadolu‘dan Türkiye adıyla bahsettiler.

II. Kılıç Arslan - 1156 - 1192

II. Kılıç Arslan melik olarak bulunduğu Elbistan'dan Konya'ya gelerek tahta geçti. taht kavgalarını fırsat bilen Anadolu'daki gruplar Anadolu Selçuklularına karşı ittifaklar kurdular. II. Kılıç Arslan devleti ayakta tutmak için önce Bizansla barış yapmanın yollarını aradı ve İstanbul'a giderek bir antlaşma yaptı. Batı sınırını güvenceye alan II. Kılıç Arslan Anadolu'ya yöneldi. Kardeşi Şahin Şah ile Danişmendlilerin birleşik ordusunu yendi. Ankara, Darende ve Kayseri'yi Danişmendliler'den aldı 1175'te Danişmendlilerin egemenliğine son verdi. II. Kılıç Arslan ile Bizansın arasındaki barış bozuldu. 1176'da Miryakefalon Savaşı'nda Bizansı pusuya düşürdü ve ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu, Türklerin Anadolu’da Bizans karşısında Malazgirt'ten sonraki en büyük zaferidir


I. Gıyaseddin Keyhüsrev - 1192 - 1196/
1205 - 1211

İki değişik dönemde tahta çıktı. II. Kılıç Arslan 1192'de ölünce I. Gıyaseddin kardeşlerine üstün geldi Ama 1196'da tahtını ağabeyi II. Süleyman Şah'a bırakmak zorunda kaldı. II. Süleyman Şah, 1204'te öldüğünde yerine II. Süleyman Şah'ın çocuk yaştaki oğlu III. Kılıç Arslan geçti. Ama 8 aylık bir sürede yeğenine üstün gelen I. Gıyaseddin 1205’de ikinci kez tahta çıktı. I. Gıyaseddin Karadeniz'deki ticaret yollarını kesen Trabzon Rumları üzerine sefer düzenleyerek bu yolu Türklere açtı. önemli dış ticaret limanı olan Antalya'yı topraklarına kattı. I. Gıyaseddin sultanların ülkeyi paylaştırma geleneğine son vererek merkezi yönetimi güçlendirdi. Vilayetleri yönetmekle görevlendirilen şehzadeleri merkeze bağlı birer vali durumuna getirdi. I. Gıyaseddin 1211'de İznik İmparatoru I. Teodor ile yaptığı savaşta yenik düşerek öldürüldü.


II. Rükneddin Süleyman Şah

Süleymanşah, Anadolu'da sarsılan Türk birliğini kurmak maksadıyla kardeşlerinin elindeki Amasya, Niksar ve Elbistan'ı aldı. Bizans Karadenizde harekete geçti. Süleyman Şah imparator ile antlaşma yaptıktan sonra Toroslar akınlarına başlamış Kilikya Ermeni kralı II. Leon'u mağlûp ederek onları Toroslara çekilmeğe mecbur etti. Bizans imparatorunu haraca bağladı Ermeni krallığını cezalandırdı Doğu Anadoluda Malatya'yı aldı. Mengücükoğulları*ile Artukoğullarını kendisine bağladı. 1202 de Erzurum'u ülkesine katarak Saltuklulara son verdi Süleyman Şah Gürcüler ile komşu oldu. Sarıkamış yakınlarında Gürcüler ile yapılan savaşı kaybeden Süleymanşah, kardeşi Mes'ûd'un elinden Ankara'yı aldıktan ikinci Gürcistan seferinde Konya ile Malatya arasında vefat etti.


III. Kılıç Arslan - 1204 - 1205

Sekiz ay gibi kısa bir süre sultanlık yapmıştır. Babasının 1204'te ölümüyle çocuk yaşta Konya' da tahta çıktı. Tahta çıktığında Dördüncü Haçlı seferi İstanbul'u ele geçirmiş İstanbul'da Latin İmparatorluğu kurulmuştu. Babası tarafından tahttan indirilmiş olan amcası I. Gıyaseddin Keyhüsrev Türkmenlerin desteğiyle III. Kılıç Arslan'ı tahttan indirdi. Danişmendli Türkmenleri Isparta Kalesini aldı 1205 te I. Gıyaseddin Keyhüsrev tahtı ele geçirdi. III. Kılıç Arslan ve maiyetini Gevele Kalesine sürdü . III. Kılıç Arslan orada öldürüldü.

I. İzzeddin Keykavus - 1211 - 1220

Babası I. Gıyaseddin Keyhüsrev'in ölümüyle 1211'de tahta çıktı. kendisine karşı ayaklanan kardeşi Alaeddin Keykubad’ı etkisiz hale getirip iktidarını sağlamlaştırdı bütün dikkatini Anadolu'da ticaretin canlandırılmasına verdi. Kıbrıs Krallığı’yla bir anlaşarak yaparak iki ülke arasındaki ticareti serbest hale getirdi. Kuzey ticaretini açmak için Sinop'u Trabzon Rum İmparatorluğu’ndan aldı. güney ticareti engelleyen Ermeni derebeyinin üzerine yürüdü Ermenileri yenerek Suriye ticaret yolunu açtı. Anadolu, ticaretin merkezi durumuna geldi. I. İzzeddin Keykavus 1220'de öldü ve yerine kardeşi I. Alaeddin Keykubad geçti.

I. Alaeddin Keykubat - 1220 - 1237

Saltanatında inşa ettirdiği ve günümüze gelen eserleri, idari ve askeri bakımdan şahsına ve devletine kazandırdığı prestij nedeniyle Türkiye ve dünya literatürünün en ünlü Anadolu Selçuklu sultanıdır. 1205’te Tokat meliki tayin edilerek devlet yönetimini öğrendi ve tecrübe sahibi oldu. Yeniden inşa edilen ve sağlam surlarla çevrilen şehre Sultan’ın ismine izafeten Alâiye (Alanya) ismi verildi. Alaeddin Keykubad bu kentte tersane ve tophane kurdurdu kentin kalesini yaptırdı. Sultan Alaeddin, Trabzon Rumlarını kırmak için Sinop’ta donanma inşa ettirdi. Moğol tehlikesini gören Keykubad, doğu sınırlarını sağlamlaştırdı. Ahlat fethedildi. Eyyubîlerle arası bozuldu Eyyubîlerin ordusunu Toroslarda yenerek, Harput ve Urfa’yı ele geçirdi. Moğol elçilerini ustaca idare ederek, Anadolu’yu Moğol istilasından kurtardı. 1237’de Kayseri’de verdiği bir ziyafette zehirlenerek öldürüldü.


III. Gıyaseddin Keyhüsrev - 1265 - 1284

Tahta çıktığında Anadolu Selçukluları Moğolların egemenliğindeydi 1277 de Memlük sultanı Baybars Anadolu'yu istila edip Selçukluları kendine bağladı. Ancak Memlükler uzun süre Anadolu'da kalmadılar ve egemenlik tekrar Moğollara geçti. III. Gıyaseddin Keyhüsrev 1282 de Moğollarca idam edildi. son derece zayıflayan Anadolu Selçuklu tahtına amcasının oğlu II. Gıyaseddin Mesud geçti.

III. Alaeddin Keykubad

II. İzzeddin Keykavus'un torunudur. Kösedağ Savaşından sonra Anadolu Selçukluları Moğol*hâkimiyetine*girdi. Moğollar Selçuklu Sultanlarını denetim altında tutuyordu.*III. Alaeddin Keykubad zamanında Anadolu'da karışıklıklar olunca Moğollar, O'nu tahttan indirip yerine II. Gıyaseddin Mesud'u geçirdiler. III. Alaeddin Keykubad tahttan indirildikten sonra Tebrizde yargılandı ve ölüme mahkum edildi. eşinin Moğol hanedanından olması sebebiyle bağışlandı. III. Alaeddin Keykubad yanında görevlilere ağır sözler söylediği için bıçaklanarak öldürüldü. III. Alaeddin Keykubad tahtta iken, Osman Gazi'ye, yaptığı fetihlerden dolayı Beylik unvanı verdi. Osman Gazi'ye Beylik unvanının verildiği 1299 tarihi Osmanlı Devletinin kuruluş tarihi olarak kabul edildi.

II. Gıyaseddin Mesud

II. İzzeddin Keykavus'un oğludur. Anadolu Selçuklu Devleti'nin Moğolların egemenliğinde hüküm sürdüğü dönemde dört defa tahta çıkmış her seferinde kardeşinin oğlu III. Alaeddin Keykubad'la yer değiştirmiştir. 1308 de son sultan II. Mesud’un ölümünden sonra Anadolu Selçuklu Devleti yıkıldı.

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla