Konu: Selçuklular
Tekil Mesaj gösterimi
Alt 08.10.2018   #9
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.305
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Selçuklular

Kaynak beyaztarih.com

9 Adımda II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in Türkiye Selçukluları Yıkıma Götürüşü

II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saltanatı döneminde başlayan Türkiye Selçuklu çöküş süreci, Keyhüsrev’in yönetim kabiliyeti ve keyfe düşkünlüğü Devletin kontrole alınamaması sonucu oluşan otorite boşluğu Sadeddin Köpek’in iktidar çabaları iç siyasette sorunlara yol açtı. Ekonomik ve siyasi olumsuzluklar halka yüklenen ağır vergilerden dolayı hoş olmayan yansımalar meydana geldi.

Selçukluda ki otoriter imajı zedeleyen Babaî isyanını sonucu dış politikada güçsüz imaj oluştu Anadolu’ya göz diken Moğolların iştahı kabardı Yıkılmaya giden bu süreç Türkiye Selçuklularının kaderini belirleyen Moğollara karşı Kösedağ Savaşı’nı doğurdu. Devlet ve özel hayatında tartışma konusu olan II. Gıyaseddin , Anadolu Selçukluları başta olmak üzere Türk tarihinde dönüm noktasıdır

I. Alaeddin Keykubad’ın oğlu olan II. Keyhüsrev, babasının vefatıyla genç yaşta tecrübesiz bir şekilde tahta çıktı. Bu durumAnadolu Selçuklularının yıkılmasına giden ilk adımdır Deneyimli devlet adamlarını tasfiyeye başladı
II. Keyhüsrev’in devlet tecrübesizliği, veziri Sadeddin Köpek’in iktidar hayallerinin önünü açtı. Köpek’in gizli planların başrol oyuncusuydu

II. Keyhüsrev, *çevresindeki önemli devlet adamlarını ve devletine yıllarca büyük hizmet eden Kemâleddin Kâmyâr, Şemseddin Altunaba, Hüsâmeddin Kaymerî ve Tâceddin Pervâne gibi değerli devlet adamlarını öldürttü.
Sadeddin Köpek'in iktidar planları devam eddi Sadeddin Köpek in etkisiyle II. Keyhüsrev in gözü döndü eski veliaht İzzeddin Kılıçarslan ile kardeşi Rükneddin ve anneleri Âdiliye Hatun’u hapse attırdı, ve öldürttü.

Keyhüsrev dışında saltanat iddiacısının kalmamasını planlayan Sadeddin Köpek amacına ulaştı. tahta geçmenin planını hazırladı. Etrafa I. Gıyaseddin in oğlu olduğu ve mirasçısı olduğunu yaydı.
II. Keyhüsrev'in kabiliyetsizliği, eğlenceye düşkünlüğü ve ahlaki zaafları devletin yıkılmasını hızlandırıyordu
Kabiliyetsizliği, ahlâkî bozuklukları, eğlenceye ve kadına düşkünlüğü, korkaklığı ve Sâdeddin Köpek’in etkisinde kalarak devlet adamlarını bertaraf etmesiyle ülkeyi başsız bıraktı

II. Keyhüsrev, devlet idaresinde iş bilir ve idealist insanların kalmamasından çöküş ve gerileme devrini başlattı Otorite zafiyetiyle ortaya çıkan Babai ayaklanması zor bastırıldı isyan devletin zaaflarını ortaya çıkarttı ve devleti Moğol istilası başladı Sadeddin Köpek'in planlarının farkına varan II. Gıyaseddin onu öldürterek kendini ve devleti onun tahakkümünden kurtardı. Arkasından devlet bilincine sahip önemli devlet adamlarından Ali, Şemseddin Muhammed el-İsfahânî, Veliyyüddin Tercüman, Celâleddin Karatay gibi kişileri* görevlere getirdi.

Sâdeddin Köpek’in öldürülmesinden sonra devlet hizmetindeki Hârizmliler yağma ve soyguna başladı. Keyhüsrev’in yanlış bir tercihte bulunmuştu. Birçok sorunla mücadele etti Harran’da harizmlileri yenilgiye uğrattı. Âmid alındı ve Siverek, Ergani, Çermik kaleleri ele geçirildi. Bu savaşın devletin sırtını kamburlaştırdı Devletin sıkıntılarında baş gösteren ekonomik sorunlar, göçebe Türkmenleri fakirleştirdi. Türkmenleri etrafında toplayan Baba İlyas, II. Keyhüsrev’in bozuk idaresine karşı halkı ayaklanmaya davet ediyordu.

Konar-göçer yaşayan halk Baba İlyas ve Baba İshak gibi Türkmen babaların propagandalarına kanıyordu İnsanlar Keyhüsrev yönetimindeki bozulmadan yapısından dolayı bir mehdi arıyordu Baba Resul’ün propagandalarında vaadlerle sözde mehdiyi işaret ediyordu. Kötü hayatı değiştirip iktidarı ele geçirerek devlete sahip olmak isteyenler ayaklandı ve Babai İsyanı başladı

isyan her ne kadar bastırılmış olsa da Anadolu Selçuklularının zafiyetini ortaya çıkarttı ve Moğol istilası ve Anadolu Selçuklu Devleti'nin çöküşü
Başladı 1242 sonbaharında Anadoluya yaklaşan Moğol kumandanı Noyan, Babai İsyanında Selçuklular’ın zayıf düşmesini fırsat bilerek kuşattığı Erzurum’u ele geçirip tahrip etti. Sultan Gıyaseddin’in Moğol istilasına karşı topladığı ordunun öncü birlikleri Kösedağ’da imha edildi başsız kalan Selçuklu ordusu dağıldı ağır bir hezimete uğradı. ordu Anadolu’nun içlerine kaçtı.

Keyhusrev’in annesi ve aile fertleri Halep’e giderken Selçuklu vasalı Çukurova Ermeni Prensi Hetum tarafından yakalanıp Moğollar’a teslim edildiler; öteki Türk kafileleri Ermenilerce saldırıya uğrayıp soyuldular.*Moğol boyunduruğuna giren Anadolu Selçukluları II. Keyhüsrev’in basiretsiz yönetimi ve Moğol istilasıyla Selçuklu sultanları bir kukladan öteye geçemedi.

Selçuklu yöneticileri,Moğol istekleri için seferber oldular. Bu II. Keyhüsrev keyfine bakarken, Moğol felaketinden sonra devleti İranlı bürokratlar Mühezzibüddin Ali, Şemseddin İsfahani ve Celaleddin Karatay gibi tecrübeli eller yönetiyordu. Türkmenler yönetimden uzaklaştırıldı Moğol Hanı’nın vezirleri ve Anadoluya atadığı valiler ağır vergilerle Anadoluyu soyup soğana çevrdi
*
Kaynak beyaztarih.com

Hasan Sabbah ve Fedaileri

Dünya sinemasına konu olan hakkında kitaplar yazılan Hasan Sabbah ve Fedaileri, tarihsel bir karakterdir. birçoğumuz Hasan Sabbah’ı ve yaptıklarını biliyoruz Hasan Sabbah kendisini sahte peygamber olarak sunmuştu Şia inancındaydı İmamlık istiyordu tarihçi Bernand Lewis Hasan Sabbah’ın imam temsilcisi olduğunu ve imamlık iddiasında olmadığını söylerler. Kendisini Nizâr’ın soyundan gelen imamın kaybolmasından sonra delil ve davet reisi olduğunu savunarak, aşama aşama öğrenmeye dayanan Da’vetü’l-Cedide’nin kurucusu olmuştur

Alamut kalesi sarp kayaların tepesinde bir kaledir Bunun nedeni düzenli ordu kurmanın zorluğu ve karşısına çıkacak büyük devletlere direnemeyeceğinin farkında olan Hasan Sabbah, sarp, ulaşılması zor ve kayalık bir yeri merkez edinerek dışardan uzak durmaya çalıştı. Hasan Sabbah’ın dağlar ve kalelerde olması gerekliydi. Alamut Kalesi ele geçirilince surları sağlamlaştırıldı, dönemi içerisinde oldukça ileri yöntemlerle su kanalı ve gıda depoları oluşturuldu. kale kuşatmalara direnecek güçlü bir mevzi haline getirildi.

Hasan Sabbah ve Haşhaşiler Suikastçiler temel eğitimlerini Alamut’ta alıp propaganda için İranda hücre evleri oluşturdular. dağlık alandaki İsmaililer şehirlere indi İsfahan’da göründüler baş dai Abdûl Melik b. Ahmed, İsfahanda bir davethane kurdu ve bölgede otuz bin kişiyi Nizâri İsmailiğine kazandırdı İrana yerleşen Nizari İsmailileri, Selçukluların hakim olduğu bölgelerde vergi toplayarak maddi güç elde eddi

Suikastçiler tarihe damga vuran eylemlerinde hançeri kurbanın göğsüne ne zaman ve nerede yerleştireceklerini çok iyi bilirdi gizlilik konusunda usta olan suikastçiler, suikast düzenleyecekleri kişilerin yanlarına seyis, öğrenci, hizmetçi, tüccar, gibi girer aylarca bekleyip doğru zamanda suikasti gerçekleştirirdi suikastte hedefleri dışındaki kişilere zarar vermemeye özen gösterirlerdi. kaçmaya teşebbüs etmez kurbanın korumalarınca yakalanarak öldürülmeyi seçerlerdi, böyle bir ölüm onlara övünç kaynağıydı.

Hasan Sabbah Nizamülmülk ve Ömer Hayyam ile arkadaştı dosttu birlikte eğitim aldılar kim daha önce makama ve servete erişirse diğerine yardım edecekti Nizamülmülk’ün vezir olunca Hasan Sabbah’a valilik teklif etti ancak o saraydan uzaklaşmamak için sarayda bir görev istediği, isteği kabul edildi sonra Nizamülmülk’ün görevine göz diktiği Daha sonra iki büyük düşman haline gelen Nizamülmülk ile Hasan Sabbah’ın bir dönemler dosttu

Kaynak beyaztarih.com

Alamut'un Efendisi Hasan Sabbah
ve Propagandası Ayşe Atıcı

Geçmişten bugüne Hasan Sabbah ve Nizarilere gizemli, mistik ve efsanevi bir profil çizildi. efsane film ve romanlara konu oldu. Batılı ve Haçlılar onu efsaneleştirdi, Sünnî çevrelerce İslam ve şeriatın dışına taştığı için takdir edilmedi. Hasan Sabbâh ve haleflerinin macı, din eksenli hareket ederek kanları pahasına mevcut otoriter sistemi zülum, zorbalık ve haksızlığı ortadan kaldırıp, adaleti sağlayan bir sistem getirmekdi.

Hasan Sabbâh Fatimî Selçuklu ve Abbasilere karşı gelip, dinî siyasallaştırdı yaptığı propagandalarla fikren, suikastler ile de İran, Irak ve Suriye deki faaliyetleri ile adını tarihi yazdırdı. İsmâilîler ona “Seyyidina (Efendimiz) Hasan” adını verdiler Soyu Yemen’den Kûfe’ye ,Kufe’den Kuma’ göç eden Himyer kabilesine dayanmakta idi. Mantık felsefe, matematik eğitimi aldı. yedi yaşında iken din adamı olmak isteyen Hasan Sabbâh’ı babası Rey’e gönderdi. Horasan’ın ileri gelen âlimlerinden İmam Muvvafık Nişaburî’den ders aldı

İsmâilî daîlerinin faaliyet merkezi olan Rey’de Emir Zarrab ile tanıştı. Emire Zarrâb ve İbn Attaş sayesinde İsmâilîlik ile tanışıp, Fatımî davasını üstlendi. İran baş dâisi İbn Attaş Rey’e geldi ve Hasan ölümünde Mustalî’nin yerine tayin edilince kızıp, Mustansır’ın diğer oğlu Nizâri adına davete başladı. el-Mustalî’nin kayınpederi Emirü’l-Cuyûş ile arası bozuldu Frenklerden bir grupla bir gemiye bindi ve Kuzey Afrika’ya sürgüne gönderildi.

Yolda gemi batma tehlikesi geçirdi, kendisini kurtaranlarca Suriye’ye götürüldü. Halep, Bağdad ve Huzistan’dan geçen Hasan Sabbâh, İsfahan’a döndü. Derviş elbisesi giyerek dokuz yıl Yezd, Kirman, Huzistan, Damgan gibi İran bölgelerini dolaşarak Nizâri propagandası yürüttü. İslamın zayıf olduğu ve asilerin yaşadığı dağlık bölgeler Deylem, Gilan ve Mazenderan gibi bölgelerde üç yıl propaganda yaptı. Selçuklu veziri Nizâmü’l-Mülk tarafından takibe alındı.

Nizâmü’l-Mülk’ten kaçarak Kirman’a, ve Kazvin’e gitti. kaçmaktan Hasan Sabbâh, kendisine güvenli, ulaşılmaz ve korunacağı bir yer aradı Stratejik ve coğrafi olarak ulaşılamayan Alamût Kalesi’nde karar kıldı. propaganda mekanları dağlar ve kaleler oldu. Tüm ve yerleşimlerini kalelere kurdu l Nizariler İran’dan Suriye’ye kadar uzanan köy ve şehirlerde sayısız kaleden oluşan dağınık bir araziye sahip oldular.

Nizariler mekan- kale olar ulaşılması zor mekanları tercih ettiler. dışa kapalı, yüksek, ulaşılması zor kayalık, sağlam merkezler tercih edildi. Bunun için* Hasan Sabbâh Alamût Kalesi’ni seçti. Deylem sınırında Rûdhane-i Alamût vadisiyle Tâlekan Nehri’nin birleştiği yerde yer alan ve yüksekliği iki bin metreyi aşan kayalara kurulan Alamût Kalesi, Hasan Sabbâh sayesinde büyük bir üne kavuştu.

Hasan Sabbah, kuşatmalara dayanabilmek için Alamût Kalesi’nin surlarını sağlamlaştırdı kalenin içerisinde ambar ve mahzenler yaptırdı. Kalenin su ihtiyacının karşılanması için bölgedeki Bahru Irmağı’nda su kanalları açtırdı kalenin yarısını dolaşan su kanalının aşağısında taştan havuzlar oluşturularak, su depolattı. Kalenin içerisine mükemmel bir soğuk hava deposu inşa ettirdi.

O dönemde yiyeceklerin saklanabilmesi hayranlıkla karşılandı. Cuveyni, kalede inşa edilen ambarlarda yiyeceklerin 170 yıl bozulmadan korunmasında Hasan Sabbâh’ın etkin olduğundan söz edilir Dağlar onun mekanıydı, büyük savaşlar yerine suikastleri benimsedi kale kuşatmalarında büyük direniş gösterdi Hasan Sabah Büyük Selçukluları yıkmayı düşündü en iyi strateji, kaleleri ele geçirerek, kendisine ulaşılmaz müstahkem bir savunma ve mekân hazırladı

Kaleleri savaşmadan, içeri sızıp korkutarak, entrikalar ile ele geçirdi. daîler genç ve fakir insanları etkiledi fikirleriyle taraf topladı. Fedâiler aracılığıyla yaptığı suikastlar ile önemli devlet adamlarını ortadan kaldırıp, halka ve yönetime korku yaydı. Propagandayı gizli ve düzenli yönlü yürüttü.
Eli Hançerli Gençler : Fedailer
Propagandanın en korkunç getiren birimi fedâiler, 12-20 yaş kendilerini kurban etmeye adamış, intihar eğilimli gençlerdi.

kanlı silahları “hançeri” kurbanının göğsüne ne zaman ve nerede yerleştireceklerini bilirlerdi. Suikast düzenleyecekleri kişilerin yanında seyis, öğrenci, hizmetçi, rahip, tüccar vs. gibi kılıklarda gizli görev alır, aylarca bekler vakti geldiğinde ise suikastı gerçekleştirirlerdi. Fedâiler suikastte hedefleri dışında başka kimseyi yaralamazdı kaçmaya teşebbüs etmeyip, kurbanın korumalarınca yakalanarak öldürülmeyi seçerlerdi.

işledikleri cinayetler, yönetici vezir, emir, imam vs. öldürmekti sağ kurtulma şansları düşüktü. kalabalıklar arasında cesaretli bir şekilde ölerek, hayran kitlesi oluştururlardı. Öldürmek ve ölmek de onlar için önemli idi. Böylece davaları daha çok ses getirecek hem de onlara hayran olan halkın Hasan Sabbâh’ taraftarlığı artacaktı. Alamût Kalesi’nde suikastlar kahramanca bir eylem olarak yüceltilmekteydi, adanmış gençlere cesaret ve bağlılıklarından dolayı övgüler düzülür, adları ve başardıkları görev listesi Alamût Kalesinde başköşeye asılır, şenlikler düzenlenirdi.

görevden sonra hayatta kalmak utanç vericiydi Fedâilerin ana-babaları, canlarını feda etmelerinin oğulları için bir şeref olduğuna inanıyordu. Bir defasında bir fedâinin tehlikeli bir görev sonrası evine, sağlam dönmesinden utanç duymuş saçını kesmiş ve yüzünü siyaha boyamıştır. Hücre evleri, Suikastler, Katliamlar ve Propaganda sürecinde İran’ın birçok yerinde İsmâilîlere ait hücre evi bulunmaktaydı.

Dağlık bölgelerdeki İsmâilîler zamanla şehirlere indi İsfahan’da ki baş dai Abdûl Melik b.Attaş İsfahanda bir davethane kurdu, bölgede otuz bin kişiyi Nizârî İsmâilîğine kazandırdı. Selçuklu hazinesini zarara uğratarak, kendi hazinelerini güçlendirecek vergiler topladı. Deylem’e gelerek, Deşt-i Gôr şehrinde bir ev kiralayıp, hücre evi kurdurdu.

Deylem de etkin rol oynayıp, kurduğu samimi ilişkilerde her gece hücre evinde toplantılar yaptı ve otuz bin kişiyi davet etti Nizârîlerin oganize hareket etmeleri, geniş çapta ki suikastlarla birlikte Sünnî devlet Selçuklu’ya yönelen tehditlerin en başına yerleştirirken, Selçuklu yönetimi olmak üzere Sünnî çoğunluk tarafından bastırılan yok edilmesi gereken bir topluluk haline geldiler.

Hasan Sabbah’ın ve haleflerinin yaptığı eylemler merkezi otoriteyi sarstı siyasi dengeleri değiştirdi, ticaret yollarını kesme, halktan illegal vergi toplama gibi eylemler ile devleti ve halkı tehdit altına soktu. eylemler siyasi, dini ve kültürel açıdan zorlanan Selçukluda karmaşaya sebep oldu. artan suikastlere karşılık, Nizârî İsmâilî kalelerini kuşatan Selçuklu yönetimi sonuç alamayınca, İsmâilîlere saldırılarını şiddetlendirip toplu yok etme, şehirlerde yaşayan İsmâilîleri ateşe atarak ya da kılıçtan geçirerek öldürülme şeklinde savunmaya geçti.

İsfahan başta olmak üzere Halep ,Şam, Kazvin güney Horadan’daki kasabalar ve diğer bölgelerdeki İsmâilîlerin mallarına el konuldu ve katledildi Başkent İsfahan’da İsmâilî-Sünnî olayları büyürken, İsfahan Cuma Cami, İsmâilîlerin önemli propaganda merkezine dönüştü. birçok devlet adamı ve komutan İsmâilîler tarafından katledildi İsfahan’da haklarında olumsuz konuşan kadılar, hâkimler, müezzinler ve halifeler seçilmiş Sünnî din adamları en önemli kurbanlar arasına girdi ve sayısız suikastlar gerçekleşti.

hiçbir zaman imamlık iddiasında bulunmayan Hasan Sabbah, kendisinin Nizâr’ın soyundan gelen imamın ortadan kaybolmasından sonra davet reisi olduğunu savunmuş, aşama aşama öğrenmeye dayanan Da’vetü’l-Cedide’nin kurucusu olarak etkin rol oynayarak Selçuklu topraklarında son derece propaganda ile kurduğu yapı sayesinde 166 yıl Selçuklu coğrafyasında etkin olmuş suikastler, dailer ile kurduğu fikirsel eylemler ile tarih sayfalarında yer almıştır.

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla