Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Egitim Ögretim > DERSLER > Biyoloji

Insanda sindirim sistemi


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Biyoloji - kategorisi altındaki Insanda sindirim sistemi isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 24.12.2012   #1
~ஐHiCLiK MaKaMiஐ~
SıLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 1
Arkadaşlar: 7
Konular:
Mesajlar: 4.744
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute
SıLa - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Insanda sindirim sistemi

İNSANDA SİNDİRİM SİSTEMİ



Sindirim sistemi görevlerine farklı bölgelere ayrılır:

İnsanda sindirim , bir seri özelleşmiş bölgelerden meydana gelen bir borudan oluşur .
Besin çeneler , dişler dilin hareketi ile ağızda , daha küçük parçalara bölünerek çiğnenir . Sindirim borusunu kaplayan tabakanın aşınmasına engel olmak için besin , tükrük ile karıştırılıp kaygan ve ıslak hale getirilir . Dil besinin karıştırılmasına yardım eder ve besini ağız boşluğunu gerisine iter . Sonra besin yutulur ve boğazdan aşağı , yemek borusuna gelir . Soluk borusu yemek borusuna çok yakındır . Besinin soluk borusuna ve gırtlağa girmesi gırtlak kapağı ile önlenir .

Besin , yemek borusundan mideye gelince , enzim salgılaması ve mide duvarı kaslarının kuvvetli kasılmaları başlar . Böylece besin midenin salgısıyla karışır . Bu karışmadan sonra kimus olarak adlandırılan yarı sıvı bir kitle haline gelir . Bu karışıma ince bağırdsakta tekrar sindirim enzimleri ilava edilir ve küçük moleküllerin daha küçük moleküllere parçalanması tamamlanır . Sindirilmiş besin molekülleri , ince bağırsağın duvarından kılcal damarlara emilir . Sindirim tamamlandıktan sonra sindirilmemiş maddeler kalın bağırsağa geçer ve anüs yoluyla dışarı atılır .


Sindirim borusunun her bölgesinde görev yapan sindirim enzimleri saldı hücreleri tarafından meydana getirilir . Bu enzimlerden bazıları mide duvarının hücreleri tarafından , bazıları da ince bağırsak hücreleri tarafından salgılanır . Bazı enzimler ve sindirimde gerekli diğer maddeler de sindirim sisteminin değişik kısımlarından küçük kanallarla bağlı olan sindirim bezleri tarafından salgılanır . Örneğin; tükrük bezleri ağızda besinle karışan tükrük salgılar . Pankreas ve karaciğer de safra kanalı yoluyla ince bağırsağa taşınan maddeleri salgılarlar .


Besin , sindirim borusu boyunca , borunun duvarındaki kasların dalgalı bir şekilde kasılıp gevşemesiyle yol alır . Sindirim borusunun bu dalgalı hareketine peristaltis denir . Besinin yemek borusundan mideye , mideden ince bağırsağa geçişini halkasal kaslar kontrol eder . Besin , kasların kasılması ile alttaki gevşemiş kısma geçer . Sonra bu gevşemiş kısım kasılır ve besini daha aşağı doğru iter . Bu dalgalar serisi besini bir bölgeden diğerine geçirir . Sindirilmemiş maddelerin anüsten geçişi halka şeklinde diğer bir kas tarafından kontrol edilir .



Karbonhidratların sindirimi:

Karbonhidratların çoğu vücuda nişasta , glikojen ve komplex şekerler şeklinde girer . Bu bileşikler , glikoz gibi basit şekerlerden oluşur . Nişasta ve glikojen birçok glikoz moleküllerinin bağlanmasıyla oluşan çok büyük moleküllerdir . Çay şakeri olan sakkaroz komplex bir şekerdir . Sakkaroz moleküllü iki adet altı-karbonlu şeker molekülünün bağlanmasından meydana gelir .

Besin olarak hayvan vücuduna giren enerji kaynaklarının başında karbonhidratlar bulunur . Karbonhidratlarda bulunan enerji , nişasta ve komplex şekerin glikoza parçalnması sonucu hücreler tarafından kullanılacak hale gelir . Karbonhidratların sindirimi , sindirim sisteminin iki bölgesinde , ağız ve ince bağırsakta olur .

Karbonhidrat sindirimi , tükrükteki bir enzimin etkisiyle başlar . Bu enzim amilazdır . Amilaz nişastayı etkiler . Amilazın dahil olduğu enzim grubuna karbohidraz denir .
Amilaz nişasta molekülündeki bağları parçalar ve bu parçalanma sonucu meydana gelen maddelere tükrüğün su moleküllerini etkiler .

Amitaz

Nişasta + su --------------æ Şeker ( Maltoz )
Enzim ortamın asit veya baz ( pH ) konsantrasyonuna göre etkili olur. Tükrükteki amilaz yalnız bazik ortamda etkilidir . Mide öz suyu çok asitlidir . Amilazın faaliyeti asitli ortamda durduğu için, midada nişastanın sindirimi yapılmaz . Karbonhidrat sindirimi ince bağırsakta tamamlanır . Amilaz enzimiyle meydana gelen maltoz daha sonra ince bağırsakta özel bir enzimle glikoza parçalanır. Ağızda parçalanan nişasta pankreastan gelen amilazın etkisiyle ince bağırsakta sindirilir .

Karbonhidratların çoğunun sinidiriminde son ürün glikozdur . Glikoz hücrelerin solunumunda kullanılır . Bazı karbonhidratlar sindirildildiği zaman beş karbon atomuna sahip şekerler meydana gelir .



Proteinlerin sindirimi midede başlar:

Dr . William Beaumount tarafından yapılan bir seri araştırma , mide salgılarının besinleri sindirmeye yardımcı olduğu göstermiştir . Proteinin sindirimi iki evrede meydana gelir . Birincisi midede , ikincisi ince bağırsakta olur .
Besin mideye girdiği zaman ağızdaki tüktük bezlerinin salgılarından dolayı pH’ı baziktir . Fakat büyük protein moleküllerinin parçalanması için asit bir ortam gereklidir . Mide duvarındaki salgı hücrelerinin bazılarının HCI salgılaması mide enzimlerinin etkisiyle protein sindirimini başlatır . Midedeki proteinaz enzimine pepsin denir .

Salgı hücreleri tarafından salgılanan HCl’nin yoğunluğu fazla ise canlı dokular için zararlı olabilir . Mide duvarı hücrelerinin bundan zarar görmemesinin sebebi salgılanan asitin midedeki besin karışımı tarafından hemen seyreltilmesinden dolayıdır . Mide duvarındaki bazı hücreler devamlı olarak mukus salgılarlar . Mukus mide duvarını kalın bir tabaka halinde kaplayarak hücreleri asitten korur . Midede asiti seyreltecek besin bulunmazsa , mide hücreleri zarar görebilir .


Besin mideye girince , bazı hücreler gastrin denilen bir hormon çıkarmak için uyarılır . Bir kimyasal haberci gibi hareket eden gastrin kan dolaşımına girer ve HCl sağlayan diğer mide hücrelerini uyarır . Bazen midede asit salgılanmasını kontrol eden mekanizma bozulur . Besin bulunmadığı zaman da asit salgılanabilir ve mide duvarındaki bir bölge aşınabilir . Bu şekilde yaralanmış kısma ülser denir .


HCl midede büyük moleküllerin parçalanması için gereklidir . Protein moleküllerinin peptit bağlarını parçalayan enzim pepsindir . Pepsin hücreler tarafından pepsinojen olarak adlandırılan etkisiz şekilde salgılanır ve sonra HCl pepsinojeni etken pepsine dönüştürür .


Midenin salgı hücreleri tarafından pepsinojen salgılanması gastrinin etkisiyle kontrol edilir . Gastrin HCl salgılanmasını kontrol eden hormondur . Daha sonra pepsinojenin pepsine dönüşü pepsinin çok az miktardaki molekülleri ile hızlandırılır . Böylece midede besinin varlığı ile gastrinin salgılanması , HCl’in meydana getirilişi ve pepsinojenin pepsine dönüştürülmesi birbiri ile ilgili olaylardır . Mideye besin girişi , sindirim basamaklarından birinin başlamasına sebep olur .

Pepsin büyük protein moleküllerinin peptit bağlarını parçalayarak bunun daha küçük polipeptit moleküllerine ayırır . Bu küçük polipeptit molekülleri birbirleri ile bağlanmış çok sayıda amino asitleri kapsar . Daha ileri parçalanma ile bütün peptit bağlarının kopması ince bağırsakta olur .


Proteinlerin sindirilmesi ince bağırsakta tamamlanır:

Besin bir asit kitle halinda mideden ince bağırsağın üst kısmına girer . Bu bölgeye duodenum veya oniki parmak bağırsağı denir . Pankreasın salgıladığı bir madde asit besini bazik yapar . Bağırsaktaki enzimlerin etkili olması için besinin bazik olması gerekir . İnce bağırsakta besin olmadığı zaman hemen hemen hiç salgı salgılamaz .
İnce bağırsağa giren besin , ince bağırsağın hücreleri tarafından sekretin olarak adlandırılan bir hormonun salınmasına sebep olur . Bu hormon , kan dolaşımına girer , pankreasa gelir ve pankreasın enzim salan bezlerini uyarır .

Besin karışımını asit durumundan bazik duruma getiren maddelerden başka pankreas öz suyu tripsin adlı kuvvetli bir enzim daha kapsar . Tripsin , tripsinojen olarak adlandırılan etkisiz bir şekilde ince bağırsağa girer . Tripsinojen bağırsakta etken tripsine değişir . Bu değişme , yalnız bağırsakta besin mevcut olduğu zaman teşekkül eder . Böylece ince bağırsağın iç duvarındaki hücreler enzimden dolayı zarar görmezler .


Tripsin , mideden gelen polipeptitlerin peptit bağlarını parçalar ve midede pepsinle parçalanamayan diğer büyük protein moleküllerine de etki eder . İnce bağırsağın duvarlarındaki salgı hücreleri peptit bağlarını da parçalayan enzim salgılarlar . Protein sindiriminin son ürünü amino asitlerdir .


Yağların sindirimi:

Yağlar ince bağırsakta sindirilir . Karbonhidratlara ve proteinlere benzemeyen yağlar su ile karışmazlar . Enzimler yağ damlacığının yalnız yüzeyindeki yağ moleküllerine etki edebilir . Büyük yağ damlaları daha geniş bir yüzey sağlamak amacıyla daha küçük parçalara , ayrılırlar . Böylece yağ sindiren enzimlerin etkisi arttırılmış olur . Parçalanma karaciğerin öd olarak adlandırılan yeşil-sarı salgısında bulunan öd tuzları ile tamamlanır . Öd ince bağırsağa öd kanalı ile gelir .
Öd , yağ moleküllerinin sindirim için herhangi bir enzim kapsamaz . Yağları sindiren enzim olan lipaz , pankreas özsuyunda bulunur . Bu enzim yağları yağ asitlerine ve gliserole parçalar . Yağ asitleri ve gliserol karbonhidratlar bulunmadığı zaman vücut tarafından kullanılan enerji kaynağıdır . Besin hayvanlarda ve bitki tohumlarında yağ şeklinde depo edilir .


Sindirilen maddelerin emilmesi:


Proteinlerin , nişastanın ve yağların sindirilmesinin son ürünleri amino asitlaer , basit şekerler , yağ asitleri ve gliseroldür .
Sindirimin bu son ürünlerin ortak öellikleri şunlardır:
3Hücre zarından geçebilecek kadar küçük moleküller .
3Hücrelerin enerji elde etmek için kullanabilecekleri moleküllerdir .
3Hücrelerin kendi yapılarını yenilemek için kullanabilecekleri molekül çeşitleridir .
Bu küçük moleküller ince bağırsağın duvarındaki hücrelerden geçerler . Bağırsağın iç yüzeyi milyonlarca , küçük dışa doğru büyümüş tümür ( villus ) olarak adlandırılan çıkıntılarla büyük ölçüde genişletilmiştir . Her tümür kılcal damar ve lenf damarı kapsar . Basit şekerler , amino asitler , gliserol , mineraller ve vitaminler tümürlerin hücrelerinden geçerler ve kılcal damarlara girerler . Yağların sindirim ürünleri de tümürlern hücrelerinden geçerler . Fakat kılcal damarlar yerine lenf damarlarına girerler . Lenf damarları tarafından yağların emilmesinde öd tuzları yardımcı olur . Lenf damarları yağ asitlerini kan dolaşımına getirir .

Kan sindirim ürünlerini hücrelere taşır . Moleküller hücre içinde , ya enerji meydana getirmek için parçalanırlar ya da organizmanın yenilenmesi ve büyümesinde gerekli olan maddeleri sentezlemek için tekrar bir araya gelirler .




Kalın bağırsak suyun çoğunu emer:

Sindirilemeyen besinler ince bağırsağa peristalsik hareketlerle geçer . Kalın bağırsakta bulunan birçok bakteriler bazı vitaminlerin , gazların ve diğer bileşiklerin meydana gelmesinde rol oynarlar . Emilen vitaminler vücut tarafındankullanılırlar . Sindirilemiyen besin ilerlerken suyun çoğu kalın bağırsağın duvarları tarafından geri emilir . Kısmen katılaşmış ve suyu emilmiş artıklar dışkı olarak adlandırılır . Dışkı anüsten dışarı atılır .






Click the image to open in full size.



// EsâS Gurbet, DuaLarda oLmamak oLsa GereK . . .//
SıLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tag Ekle
insanda , sindirim , sistemi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları