Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSLam Tarihi > iSlam Tarihi > Diger Peygamberler

Hz. Süleyman


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Diger Peygamberler - kategorisi altındaki Hz. Süleyman isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 27.11.2012   #1
BuZ KeSMiŞ YüReGiM
YuReK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 44
Arkadaşlar: 3
Konular:
Mesajlar: 4.906
Rép Puanı: 20010
Rép Grafiği: YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute
Standart Hz. Süleyman

Hz. Süleyman, Kur’an-ı Kerîm’de ismi 16 yerde zikredilen ve bir çok hadiste kıssası anlatılan peygamberdir. Hz. Süleyman, Hz. Davud’un oğlu olup nesebi şöyledir: Süleyman b. Dâvud b. İşâ b. Uveyd’tir.[1] Ayetlerde bildirildiği üzere O babası Davud’un mirasçısı oldu.[2] Rivayete göre Hz. Süleyman beyaz tenli, iri gövdeli, nur yüzlü bir zat olup tüy ve kılları çoktu.[3]

Hz. Süleyman 13 yaşında iken,[4] Allah (cc) O’nu İsrail Oğullarına hem peygamber hem de hükümdar olarak görevlendirdi. O’nun saltanatı güçlü ve ülkesi büyüktü. Allah (cc) hiçbir kimseye vermediği ihtişam ve saltanatı ona verdi. Çünkü o Allah’a dua ederek böyle büyük ve sarsılmaz bir hükümdarlık istedi. O’nun duası ve O’na verilen nimetler Kur’an’da şöyle bildirilir: “Süleyman: 'Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver. Şüphesiz Sen, daima bağışta bulunansın ' dedi. Bunun üzerine Biz de, (ona istediği yere onun emriyle kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları ve demir halkalarla bağlı diğer yaratıkları onun emrine verdik. 'İşte Bizim bağışımız budur, ister ver, ister tut hesapsızdır' dedik.”[5] Yahudilere göre ise O peygamber değil “Hakim” yani hükümdardır.

Hz. Süleyman üstün zekası gibi doğru hüküm verme konusunda da maharetliydi. Nitekim O, halktan birkaç kişinin başına gelen bir olayda babası Hz. Davud’dan faklı bir şekilde fetva verdi. O’nun görüşünün daha isabetli olduğunu Kur’an-ı Kerîm şöyle ifade eder: “Bir zaman Dâvud ve Süleyman, bir ekin konusunda hü*küm veriyorlardı: Bir grup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekin (tarlasının) içine dağılıp (ekine) zarar vermişti. Biz, onların (bu konuda verdikleri) hükmü gö*rüp bilmekte idik. (Fetvayı) bu (şekilde vermeyi) Süleyman'a Biz bildirdik. Çünkü Biz, Davud'a ve Süleyman'a, hüküm (peygamberlik, hükümdarlık) ve ilim verdik.”[6] Ayetten anlaşıldığı üzere ikisi de ilim sahibi olduğu ancak Hz. Süleyman’ın hüküm verme konusunda donatıldığı görülmektedir.



Hz. Süleyman’ın doğru ve isabetli hüküm verdiğine dair Hz. Peygamber’den şöyle bir rivayet daha nakledilmektedir: “İki kadın vardı. Bunların iki de oğlu vardı. Bir kurt gelerek birinin oğlunu götürdü. Bü*yük olan kadın, küçük olana: 'Kurt senin çocuğunu götürdü' dedi. Küçük olan kadın ise: 'Hayır, senin oğlunu götürdü' dedi. Aralarında anlaşa*mayınca, Hz. Davud peygambere başvurdular. Davud Peygamber, çocuğun büyük kadına ait olduğuna karar verdi. Bunun üze*rine bu iki kadın, (daha iyi bir sonuç almak için) Süleyman peygamberin yanına gittiler. Süleyman Peygamber (onların davalarını dinledikten sonra): 'Bana bir bıçak getirin, çocuğu ikiye bölüp aranızda bö*lüştüreceğim' dedi. Küçük olan kadın: 'Yapma. Allah aşkına, çocuk onun olsun' dedi.Bunun üzerine Süleyman Peygamber, çocuğu, küçük ka*dına verdi.”[7] Ancak bu hadiselere Hz. Davud adil değildi gibi bir hükme varmak, bir peygamber’e hakaret etmektir. Hz. Davud sonuçta bir peygamberdi ve ilim sahibiydi. Hüküm verme vasfı ise oğlu Süleyman’a kendisine nazaran daha kuvvetli bir şekilde verilmişti. Hz. Davud bir peygamber olarak adildi ancak olayın iç yüzünü bilme ve bildirilme konusunda oğlu Süleyman’a ayrı bir haslet bahşedilmişti.

Hz. Süleyman’ın bazı Hasletleri:

1- Kuş dilini bilmesi: Allah (cc) tarafından Hz. Süleyman’a verilen mucizelerden birisi de Özelde bir çok hayvanın , genelde ise kuşların dilini anlama ve onlarla konuşma kabiliyetidir. O’nun kuşlarla konuştuğuna ve onları anladığına dair Kur’an’da şöyle bir delil bulunmaktadır: “Ey insanlar bize kuşların dili öğretildi. Bize her şeyden verildi..”[8] Hz. Süleyman’ın hayvanlarla iletişim halinde olduğu bilinmekle birlikte detayları hakkında sahih bilgilere vakıf değiliz. Bir çok müfessir hayvanların bazı hareket ve ötüşlerini kendi anlayışlarına göre manalandırıp bunu da Hz. Süleyman’a isnad etmektedirler.

2- Eşleri ve Mal varlığı: Hz. Süleyman’ın bir rivayete göre 700 bir rivayete göre ise 300 hanımı olduğu hatta bu hanımların cinsel haklarını eda için 100 erkeğe verilen şehvetin kendisinde toplandığı belirtilir.[9] Ancak bunlar bir peygamberi güçlü ve azametli göstermek adına ortaya atılan yorumlardan başka bir şey değildir.

Sâd suresinde Allah (cc) onun atlarından şöyle bahseder: “Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu. O da demişti ki: "Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim." Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar." Ayetten anlaşıldığı üzere Hz. Süleyman safkan atlara sahipti. Ancak bu atların sayısı ne kadardı kaç yaşın dalardı? gibi teferruatlar bulunmaktadır. Buna rağmen bu atların sayısı hakkında bir çok görüş öne sürülmüştür.

3- Rüzgarın emrine verilmesi: Rüzgarın Hz. Süleyman’ın emrine verildiği ayette şöyle bildirilir: “Bereketli kıldığımız yere doğru Süleyman’ın emriyle esen rüzgarı, O’nun buyruğuna verdik.”[10] Söylentilere göre Hz. Süleyman’ın ahşaptan tahtı vardı ve yolculuk yapacağı zaman beraberindekilere bu tahta alıp rüzgara yön verirdi. Ancak bu tahtın özellikleri nasıldı, kaç kişi ve kaç eşya alırdı? gibi sorulara verilecek sahih bir cevap olmamakla birlikte bu konuda pek çok İsrailî haber mevcuttur.

4- Bakır madeninin emrine verilmesi: Ayet-i Kerimede “Aynü’l-Katr”ı ona sel gibi akıttık”[11] buyrulur. Bütün müfessirler Aynü’l-Katr’in erimiş bakır madeni olduğu noktasında görüş birliği içerisindedirler.[12] Allah (cc) Hz. Süleyman’a ordusunun silah ihtiyacını karşılaması için ve günlük hayatta kullanılan eşyaların temini için erimiş bakır madenini bahşetmiş olmalıdır. Ancak bakırın nasıl aktığı, nereden ve ne kadar aktığı konusunda her hangi bir bilgi bulunmamaktadır.

5- Timsaller ve dalgıçlar: Timsal bir şeyin aynısının yapılması demektir. Canlı veya ansız bir eşyanın benzerini resmetmeye timsal denilir. Anlaşılan o ki Allah (cc) daha önce bahşettiği bakır madenine şekil vermesi için zanaat yeteneğini de beraberinde bahşetmiş olmalı. Dalgıçlar ise deniz altındaki süs eşyalarını bulup getirme konusunda Hz. Süleyman’ın emrine verilmiş olsa gerek.

Belkıs ve Hz. Süleyman Arasında Geçenler:

Kur’an-ı Kerîm’de, fazla detaya girmeden, anlatılan kıssalardan birisi de Hz. Süleyman ve Seba kraliçesi Belkıs arasındaki kıssasıdır. Belkıs Seba diye isimlendirilen yerin melikesi (kraliçesi)dir.[13] Belkıs’ın anne ve baba nesebi hakkında farklı görüşler zikredilmekte hatta bazı kaynaklarda annesinin peri kızı olduğu bildirilmekte bu görüşü de desteklemek adına bir Hz. Peygambere çok rivayet isnad edilmektedir.[14]

Belkıs’ı yüceltmek ve onu nuranileştirmek adına annesi hakkında ortaya atılan rivayetlerden biri şöyledir: Bir gün Belkıs'ın babası Amr b. Umeyr ava gitmişti. Biri siyah, diğeri beyaz kavga eden iki yılan gördü. Siyah yılan beyaz yılana üstün gelmişti. O da siyah yılanın öldürülmesini emretti; be*yaz yılanı alıp üzerine su döktü, hemen sonra beyaz yılan ayıldı. Onu serbest bıraktıktan sonra evine döndü ve tek başına otururken yanı başında güzel bir genç hasıl oldu. Amr ondan çok korkmuştu. Bunun üzerine o Anır'a : “Sakın korkma, ben senin kurtarıp serbest bıraktığın yılanım. Öldürdüğün siyah yılan ise bizim uşağımızdı. Bize karşı koydu ve ailem*den birkaç kişiyi de öldürdü.” dedi. Sonra Amr b. Umeyr'e mal vermek ve tıp ilmini öğretmek istedi. Fakat o : “Benim mala ve servete ihtiyacım yok, tıp ilmi ise krala yakışmaz. Eğer bir kızın varsa onu bana ver.” dedi. O da kızım, yaptıklarına karışmamak, karıştığı takdirde kendisinden ay*rılmak şartıyla ona nikahladı. Amr b. Umeyr onun bu teklifini kabul etti. Nihayet kadın ondan hamile kaldı ve bir oğlan çocuğu doğurdu, sonra bu çocuğu ateşe attı. Amr b. Umeyr buna üzülmekle beraber, kabul ettiği şarttan dolayı sesini çıkarmadı. Sonra kadın bir daha hamile kaldı; bu se*fer bir kız çocuğu doğurdu, onu da bir dişi köpeğin önüne attı. Köpek ise onu alıp gitti. Bu da onun çok ağırına gitti; fakat kabul ettiği şart dolayı*sıyla yine sesini çıkarmadı. Daha sonra Amr b. Umeyr'e karşı çıkarak adamlarından birisi baş kaldırmış, o da askerlerini toplayıp onunla savaş*mak üzere yola çıkmıştı. Bu sırada hanımı da yanında bulunuyordu. Niha*yet onlar bir ovaya gelip burasını ortaladıklarında Amr b. Umeyr yanla*rında bulunan azıklarının tümünün toprağa karıştırıldığını ve suların da kırba ve kaplarından boşaltıldıklarını gördü. Artık onlar kesinlikle helak olacaklarım ve bunu kadının emriyle cinlerin yaptığını anladılar. Nihayet Amr b. Umeyr buna dayanamadı ve karısının yanına gelerek oturdu, son*ra yere işaret edip : “Ey yer, oğlumu yaktın, sabrettim. Kızımı dişi bir köpeğe yedirdin, sabrettim. Şimdi ise bizi, azığımızı ve suyumuzu yok et*mek gibi bir facia ile karşı karşıya bırakıyorsun. Nerdeyse mahvolacağız.” dedi. Bunun üzerine kadın : “Eğer sabretmiş olsaydın senin için daha iyi olurdu. Şimdi sana işin içyüzünü anlatayım : Senin düşmanın vezirini al*datıp onun vasıtasıyla, seni ve askerlerini öldürmek için azığınıza ve su-yunuza zehir kattırdı. Vezirine emret de geriye kalan azıktan yesin ve sudan içsin.” dedi. Amr b. Umeyr, vezirine yiyip içmesini emretti; fakat o buna yaklaşmadı. Bunun üzerine vezirini öldürdü. Sonra kadın onlara yakında bulunan suyu ve saklanmış erzakı gösterdi ve ona : “Oğluna gelince : Ben onu büyütüp terbiye etmesi için bir dadıya verdim, fakat o öl*dü. Kızın ise hayattadır.” dedi. İşte hemen o anda bir kızcağız yerden çı*kıverdi. Bu kızcağız ise Belkîs idi. Bundan sonra Amr b. Umeyr'den kadın ayrıldı, kendisi ise düşmanının üzerine yürüyüp onlara karşı zafer kazandı.[15]

Hz. Süleyman’ın Belkıs ile tanışmasına gelince; Hz. Süleyman hayvanlarla konuşma kabiliyetinden dolayı onlardan istifade ederdi. Bu hayvanlardan birisi de halk arasında “ibibik ve çavuş kuşu” diye bilinen hüdhüd kuşu idi.[16] Hüdhüdün görevi ise yer altında var olan suların yerini bildirmekti. Hz. Süleyman bir savaş esnasında : “Hüdhüdü niçin göremiyorum? Yoksa gaiplerden mi?[17] Ona çetin bir şekilde azab ede*ceğim, ya da onu keseceğim, yahut da bana (mazeretini belirten) açık bir delil getirir.” dedi. Müfessirler Süleyman’ın vereceği ceza hakkında bir çok yorum getirmişlerdir. Ancak Hz. Süleyman niyetini açıkça bildirmediği için vereceği cezanın ne olduğunu bilmek imkansızdır. Bazı müfessirler “Ona işkence edecekti, kanatlarını yolacaktı.Katran içine bırakıp çıkardıktan sonra güneşin karşısına koyacaktı.” gibi şiddet içerikli ibareler kullanırlar. Bir peygamber’in suçlu da olsa hayvana kötü davranmayacağı akıllardan kaçmış olmalı. Bu sırada Belkıs’ın sarayına uğrayan Hüdhüd kuşu geri dönüp Hz. Süleyman’a : “Ben senin bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sana Seba’dan haber getirdim. Seba halkını bir kadının yönettiğini gördüm. Kendisine her türlü imkan verilmiş. Güçlü bir hükümdarlığı ve süslü bir tahtı var. Ne varki halkı Allah’ı bırakıp güneşe tapmışlar….”[18] dedi. Bir çok kaynakta Belkıs’ın sarayının ihtişamını belirtmek adına sarayın pek çok özelliği zikredilir. Onun sarayın diğer saraylar gibi ihtişamlı olmakla olabileceği akıllara gelmekle birlikte özellikleri hakkında hiç bir sağlam delil yoktur. Pencere sayısı veya sütunları ile ilgili haberler İsrailî haberlerdir. Hüdhüd’ün bildirmesi üzerine Hz. Süleyman: “Bakalım. Doğrumu söylüyorsun yoksa yalancının teki misin? Anlayacağız. Sen şimdi bu mektubu götür, yanlarına bırak, sonra oradan uzaklaş. Bakalım ne diyecekler.” dedi. Mektubu alan kraliçe: “Değerli danışmanlarım bana önemli bir mektup gönderildi.” dedi. “Mektup Süleyman’dandır. ‘Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla’ diye başlayıp, ‘bana karşı kibirlenmeyin ve teslimiyet gösterip yanıma gelin.’ diye devam etmektedir.” Diye Hz. Süleyman’ın mektubunu danışmanlarına bildirdi. Danışmanları: “Biz güçlü ve kuvvetliyiz, savaşçı bir milletiz. Ama yetki sizindir, değerlendirip münasip gördüğünüz emri verin.” dediler.[19] Belkıs bir durum değerlendirmesi yaptıktan sonra: “Hükümdarlar bir ülkeye girdikleri zaman oranın düzenini alt üst ederler, halkın eşrafını da zelil ederler. Evet istilacılar hep böyle yaparlar.Bunun içindir ki ben elçilerimle hediye gönderip elçilerimin ne gibi bir cevap getireceklerini bekleyeceğim” dedi.[20] Belkıs’ın gönderdiği hediyeler ne idi? Kaynaklarda pek çok detay bildirilir. Ancak bu hediyelerin nevi ne idi belli değildir.

Belkıs’ın elçisi Hz. Süleyman’a ulaşıp hediyeleri takdim etmesi üzerine Hz. Süleyman: “Siz bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Oysaki Allah’ın bana verdiği nimetler sizin verdiklerinizden daha hayırlıdır. Ama siz mallarınızla böbürlenirsiniz.” diyerek amaçlarının Allah’ın varlığına ve birliğine davet etmek ve bu sayede O’nun rızasına nail olmak olduğunu bildirdi. Hz. Süleyman’ın mektubunun mahiyetini elçi vasıtasıyla anlayan Belkıs O’na intisab etmek üzere yola çıkacağını bildirdi. Kendilerine itaat etmek üzere Belkıs ve yakınlarının yola çıktığı öğrenen Hz. Süleyman danışmanlarına: “Değerli danışmanlarım onlar itaat için huzurumuza gelmeden kim onun tahtını bana getirebilir?” dedi. Cinlerden mağrur ve iddiacı ifrit: “Ben dedi. Sen makamından kalmadan onu sana getiririm. Buna gücüm yeter…” dedi. Ama yanındaki ilim ehli birisi: “ Ben size onu göz açıp kapanıncaya kadar getiririm.” der demez taht Hz. Süleyman’ın yanında belirdi. Kitap ehli bu kişi kimdi? Hızır (as)’dı, Cebrail (as)’dı gibi pek çok yorum yapılmakla birlikte kesin bir kanaat bulunmaktadır. Tahtı yanı başında gören Hz. Süleyman: “Şimdi tahtın şeklini değiştirin, bakalım kraliçe onu tanıyacak mı?” dedi. Kraliçe huzura gelince: “Senin tahtında böyle midir?” diye sorulunca: “Sanki O dur.” “Zaten bize önceden ilim gösterildi, biz teslimiyet gösterenlerden olduk.” dedi. İman’ı izar eden kraliçe saraya buyur edilince: “ Ya Rabbi! Ben senden başkasına ibadet etmekle kendime zulmetmişim, şimdi ise Süleyman ile birlikte alemlerin Rabbine teslim oluyorum.” dedi ve teslimiyetini tastik etti.[21]

Belkıs alemlerin Rabbı olan Allah (cc)’a iman ettikten sonra Hz. Süleyman ile evlenmiş miydi? Yoksa evlenmemiş miydi? Bu konuda evlenmiş diyenler olduğu gibi evlenmemiş diyenlerde mevcuttur. Ancak Kur’an’ın bildirmesine göre onun iman etmesinden sonra hayatı hakkında herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Bu konuda kesin hüküm vermemek en güzelidir.

Kaç yıl ömür sürdüğü kesin olarak bilinmeyen Hz. Süleyman’ın 700 yıl 6 ay hükümdarlık yaptığı bildirilmekle birlikte bu gerçeklere aykırı bir rakamdır.[22] Bazı kaynaklarda ise 52 yaşadı, hatta İbn İshak’a göre 40 yıl hükümdarlık yaptı.[23] Ölümü garip bir şekilde gerçekleşti. O’nun vefatını insanlar ve cinler sonradan anladırlar. Şöyle ki: Hz. Süleyman, kimi zaman bir yıl, iki yıl, kimi zaman bir ay, iki ay, bazen daha az, bazen daha çok olmak üzere ibadet etmek için Beytü'1-Mak-dis'e çekilirdi. Yiyeceğini, içeceğini de yanma alırdı. Vefat ettiği sefer de yanma yiyecek ve içeceğini almıştı. Hz. Süleyman değneğine yastanmış bir şekilde namaz kılarken eceli geldi ve vefat etti. Fakat ne şeytanlar, ne de cinler onun vefatından haberdar olmadılar. Ondan korkularından iş*lerine kesintisiz olarak devam ettiler. Bir kurt değneğini kemirdi, değneği kırılınca da o yere düştü. Böylece onlar Hz. Süleyman'ın öldüğünü öğren*diler. Bu arada halk da cinlerin gaybı bilmediklerini öğrenmiş oldular. Eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı, horlayıcı azap içinde kalmazlardı. [24] Hz. Süleyman Beytü’l-Makdis’e defnedildi.

YuReK isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları