Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSlami KonuLar > Dini Konular

Bid’at Ehlini,EhI-i Sünnet’ten ayıran temel özellikler


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Dini Konular - kategorisi altındaki Bid’at Ehlini,EhI-i Sünnet’ten ayıran temel özellikler isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 20.03.2013   #1
~ஐHiCLiK MaKaMiஐ~
SıLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 1
Arkadaşlar: 7
Konular:
Mesajlar: 4.744
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute
SıLa - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Bid’at Ehlini,EhI-i Sünnet’ten ayıran temel özellikler

1- Nasların (ayet ve hadislerin) ruhuna ve slam’ın temel yönelişlerine vakıf olmamak.
Nitekim Mutezile’nin, mürtekib-i kebire (büyük günah işleyen bir kimse) yi ne mümin
ne de kafir saymaları bu kabildendir.
Halbuki bir çok ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde hiç bir günahın insanı dinden
çıkartmayacağı açıkça belirtilmiştir.


2- Yabancı kültürlerin etkisi altında kalıp ayet ve hadisleri uzak yorumlarla te’vil etmek.
Sapık Mutezile fırkasının:
“0 gün bir takım yüzler aydındır. Rabbisine bakıcıdır.” (Kıyamet Suresi: 22-23)
Ayet-i kerimelerini: “Rablerinin emrini bekleyicidirler.” diye te’vil etmeleri son derece
yanlıştır ve uzak bir yorumdur.


3- Kur-an’ın kendisine has üslûp ve Arap dilinin ifade özelliklerine bakmaksızın bazı
ayetlerin ve hadislerin zahirine takılıp kalmak.

Yine aynı fırkanın:
“Gözler O’nu idrak edemez.” (En’am suresi:103 den)
Ayet-i kerimesini: “Gözler ALLAH-u Teala’yı göremez’ diye tefsir etmeleri, Arap dilinin
özelliklerini göz ardı etmelerindendir.

Zira idrak, anlamak ve kavramak manalarına gelmektedir ki, burada, ALLAH-u Teala’nın öz
zatının kimse tarafından idrak edilemeyeceği, tam manasıyla anlaşılamayacağı, gören göz
tarafından kuşatılamayacağı açıklanmak istenmiştir.

Yoksa şekilsiz, örneksiz ve idraksiz bir görme reddedilmemiştir. Aksine bir çok ayet ve
hadislerde bu husus ispat edilmiştir.


4- Ayet ve hadislerin yorumlanmasında peşin ve indî görüşleri, ayet ve hadislerin murat
(kastedilen) manalarına hakim kılmak.

ibn-i Teymiye ve sapık yandaşlarının:
“Rahman arşın üzerine istiva etti.” (Taha Suresi: 5)


Ayet-i celilesine: “Rahman arşın üzerine oturdu.” diye mana vermeleri ve bir çok
hadis-i şeriflerde:

“ALLAH-ii Teala’nın nüzûlü” ile ilgili geçen ifadeleri, bildiğimiz manada inmekle tefsir
etmeleri, ayet ve hadislerden kastedilen manaları anlamamazlıktan gelmektir.

Zira burada anlatılmak istenen, ALLAH-u Teala’nın, zatına layık bir istiva ile arşa
hükmetmesidir.

Oturmak, kalkmak, inmek, çıkmak gibi işler ise sonradan yaratılanlara mahsus olduğundan:
“O’nun (ALLAH-u Teala’nın) benzeri hiç bir şey yoktur.”(Şura Suresi:11) ayet-i kerimesiyle
ALLAH-u Teala’dan uzak tutulmuştur.

Yine böylece zamanımızda bulunan bazı kimselerin, Mehdi ve Deccal ile ilgili hadis-i şerifleri
kendi görüşlerine göre yorumlamaları, gerçek Mehdi ile hiç alakası olmayan kimseleri Mehdi
ilan edip, hakiki Deccal’dan çok uzak olanları Deccallıkla vasıflamaları, Ehl-i Sünnetin
görüşlerine hiç uymamaktadır.

Evet! Hazreti Mehdi’den evvel onun öncüsü olmak üzere bir takım Mehdi denebilecek
alimler, Deccal’dan önce de onun hazırlıkçısı olan Deccalların çıkacağı hadis-i şeriflerde
zikredilmiştir.

Fakat gerçek Mehdi’nin kıyamete yakın çıkacağı, hakiki Deccal ile savaşacağı ve sa
(Aleyhisselam) in ona yardım etmek üzere gökten ineceği hakkında, inkarı insanı kafir edecek
derecede kati ve mütevatir hadis-i şerifler bulunmaktadır ki biz bunların bir kısmını “Nüzü’l-i
Mesih” isimli (5 numaralı) risalemizde açıklamışızdır.

Bu sapıkların iddiasına göre ise Mehdi de Deccal da gelmiş geçmiş fakat ne
sa
(Aleyhisselam) inmiş ne de kıyamet kopmuştur.


5- slam’ın ilk neslini oluşturan ve onu her yönüyle sonraki nesillere aktaran Ashab-ı Kiram
(RadiyALLAHu Anhüm) a karşı iyi niyetli olmamak.

Onların, özellikle dini ilgilendiren rivayet, anlayış ve uygulamalarına değer vermeyip, kendi
indî yorumlarını onların üstünde tutmak.

Nitekim Şia fırkasının Ebubekir, Ömer ve Osman (RadiyALLAHu Anhüm) hazaratını
sevmemeleri, Hazreti Muaviye ve onunla birlikte bulunan on bin sahabiyi kafir saymaları ve
onların dini hükümlerle ilgili rivayetlerini reddetmeleri bu maddenin en güzel örneğidir.

Yine aynı fırkanın, çıplak ayağa meshetmeyi ve Müt’a nikahım kabul etmeleri, Sahabenin
nakil ve tatbiklerine itibar etmeyip kendi yorumların onlara tercih ettiklerinin göstergesidir.


6 – Peygamber Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) in Kavli, Fiili ve Takriri sünnetine
karşı menfi (olumsuz) bir tavır takınmak.

Nitekim bazı kimselerin Resulullah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) in emrettiği ve tatbik ettiği
sakal ve sarık gibi önemli sünnetleri kabul etmedikleri ve daha nice sünnetleri hafife alıp
reddettikleri görülmektedir.


7- Kur’an ve
slam’ın temel prensipleriyle bağdaştığı halde kendi görüşleriyle
bağdaştıramadıkları bazı hadis-i şerifleri mütevatir olmadıkları gerekçesiyle reddetmek.
Nitekim Şia mezhebi Ebubekir ile Ömer (RadiyALLAHu Anhüma) nın fazileti hakkındaki bir
çok hadis-i şeritleri inkar etmektedirler.


8- Kendi mezhep anlayışlarım desteklemek amacıyla hadis uydurmak veya bu tür hadisleri
rivayet etmek.

Mesela Şia mezhebi, halifeliğin Ebubekir (RadiyALLAHu Anh) dan evvel Hazreti Ali’ye ait
olduğu hususunda bir çok hadis uydurmuşlardır.

Nitekim Aliyyül-Kâri (Rahimehullah), Şia’nın Ehl-i Beytin fazileti hakkında üçyüz bin hadis
uydurduklarını nakletmiştir.


9- Ashab-ı Kiram’dan itibaren oluşan Cumhûr-u Müslimin’in (çoğunluğun) din anlayışından
kopup ayrılmak, azınlık halet-i ruhiyesi içerisinde karşı grupları küfür (kafirlik) le itham
etmek (suçlamak).

Nitekim günümüzdeki Vehhabi fırkası, Matüridi ve Eş’ari gibi Ehl-i Sünnet’in temsilcilerini
ve mensuplarını kafir sayarak bu vartaya (uçuruma) düşmüşlerdir.


10- Dinin temel hükümlerini, ayet ve hadislerin ruhundan ve Cumhur Ulemanın görüşlerinden
kopararak, sürekli tartışmaya açık tutmak.

Şimdi bir takım sapıklar türemiş, Vakfe’nin arefe günü olması gerektiği ile ilgili sağlam
hadis-i şerifler ve Cumhur’un ittifakı varken Vakfe’nin hac aylarının herhangi bir gününde
yapılabileceğini söyleyecek kadar ileri gitmişlerdir.


Ahmed Mahmud ÜNLÜ İTİKAD RİSALESİ





Click the image to open in full size.



// EsâS Gurbet, DuaLarda oLmamak oLsa GereK . . .//
SıLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kur'an, Tek Kaynak mı? Temel Kaynak mı? eSiLa Kur'an-ı Kerim 0 27.02.2013 21:50


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları