Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSlami KonuLar > Dini Konular

Kimi Konusur Kimi Susar...


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Dini Konular - kategorisi altındaki Kimi Konusur Kimi Susar... isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 19.03.2013   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Post Kimi Konusur Kimi Susar...

Kimi Konusur Kimi Susar...
Kimi Konusur Kimi Susar
İnsanlar iki gruba ayrılır. Birinci grup sadıklardır. Allah Tealâ yüce kitabımızda onlar için “Müminlerden Allah’a verdikleri söze sadık kalan nice erler vardır.” (Ahzab, 23) diye buyurmaktadır.
İnsanların ikinci grubu ise, dünyayı talep edip, sıdk ve sadakatten, ahde vefadan uzak kalanlardır. Onlar için de; “Yapmayacağınız şeyleri niçin söylersiniz?” (Sâf, 2) buyurulmaktadır.

Peki, biz bu ayeti nasıl anlayacağız ve bize yüklenen sorumluluk nedir? Yapmaya çalışıp yapamamakla, kasten yapmamak arasında bir fark var mıdır? Bizim dinden, tasavvuftan söz ederken dikkat etmemiz gereken ölçü nedir?

Ayetin tefsirinde, alimler ehl-i tasavvufla ilgili şunları söylemişlerdir: Tasavvuf sohbeti yapanlar, eğer tasavvuf ahlâkı ile her gün nefslerini tezkiye ve kalplerini tasfiye ile uğraşıyorlar ve nefslerinden şikayetçi olarak onu ıslah etmek gayreti içinde oluyorlarsa, bu gayret sorumluluğun şiddetini azaltır. Fakat kendi nefsiyle bir mücadelesi olmayıp mücahede etmeyenler bu ayet-i celilenin sorumluluğu altına girerler.

Bu nedenle insan kendi haddini bilip nerede susması gerektiğini anlamalıdır. Hiç olmazsa şeytanın oyuncağı olmamak için böyle davranmalıdır. Sadıklardan olmadan onun hayırlara bile fitne karıştırmayacağından emin olunamaz.
İblis ne diyordu: Ben onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından girerim; onlar da bana uyarlar. Bu, İblis’in ümit ve zannı idi. Ahdine vefa göstermeyenler de İblis’in bu zannını doğru çıkardılar. Kur’an’da da buyuruluyor ki: “Andolsun ki İblis onlar aleyhindeki zannını doğru çıkardı. İçlerinde mümin bir topluluk dışında herkes ona uydu.” (Sebe, 20)

Müminlerden bir kısmı, bilerek bilmeyerek veya aldanarak şeytana ve nefse uyuyor. Bir kısmı da şeytanın o kötü zannını boşa çıkarıyor. Bunlar Allah Tealâ’nın Kur’an-ı Kerim’de: “Şeytanın onlar üzerinde hiçbir gücü yoktur. Onlar Rablerine tevekkül etmişlerdir.” (Nahl, 99) diye tarif ettiği kimselerdir.

Sıddıklar, salihler ve şehitler şeytana uymayarak onun ümidini boşa çıkarmışlardır. Bunlar refik, yol arkadaşı, dost olarak en güzel insanlardır. Hakiki manada Allah’a tevekkül edenler bunlardır. Canlarını ve mallarını Mevlâ’ya gönül hoşluğuyla feda ederler.

Allah Tealâ, bu sadakati göstermeyenler için şöyle buyurmaktadır: “İman edip korunursanız Allah size mükâfatınızı verir. Ve sizden mallarınızı tamamen sarf etmenizi de istemez. Eğer onları tamamen isteseydi ve sizi zorlasaydı cimrilik eder ve kinlenirdiniz.” (Muhammed, 36-37) Bunlarla sadıklar bir olur mu?
Bütün bunlara rağmen hepimizde görülen bir durumdur:

İtaatimiz az iken çok ümitvârız; ihlâsımız kusurlu, tevbemiz samimi değil, fakat bir büyüklenme içerisindeyiz. Kendimizi beğeniyor, söz ve davranışlarımızda durmamız gereken yeri bilemiyoruz.


Halbuki ayet ve hadislerle bildiriliyor ki böyle yapmak mesuliyetimizi ağırlaştırıyor.

Olgunluğa ermek için uzun bir yol, pek çok mer-tebe ve merhale var. Onun için herkes kendini bilmelidir. Kimse büyüklenme ve kibire kapılmamalıdır. AllahTealâ kendini beğenen kimseyi kendisinden uzaklaştırır ve araya perdeler çeker. Böyle bir ceza da mümin olana yeter.

İnsana düşen, kendisine sadıklardan bir zatla tanışmak lutfedildiğinde, kıymet bilip şükretmektir. Böyle bir dostun elinden tutup yoluna bakmaktır.

Alıntı: Mehmet Ildırar (Yarbay Efendi)

Kim,ki nefsini bilir, Rabbinide bilir...



eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
En GüzeL 2013 iLahileri dinLe eFe iLahi DinLe 81 27.07.2017 18:04
Susar, Susar Kalırım Bilir misin? YuReK SiirLer 2 23.02.2013 09:04
Son Nefes eFe Dini Konular 0 22.02.2013 17:44
Ağlayarak geldiğimiz ve ağlanarak gideceğimiz dünya ağlamaya değmez‏. HiCReT HasbihaL 0 08.01.2013 14:28
Üyelerimizin Durumları ... eSiLa Komik Yazilar 3 16.12.2012 02:00


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları