Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSlami KonuLar > Dini Konular

Like Tree2Likes
  • 1 Post By YuReK
  • 1 Post By ZehiR

Minnet (Başa Kakma)


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Dini Konular - kategorisi altındaki Minnet (Başa Kakma) isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 12.11.2014   #1
BuZ KeSMiŞ YüReGiM
YuReK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 44
Arkadaşlar: 3
Konular:
Mesajlar: 4.906
Rép Puanı: 20010
Rép Grafiği: YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute
Standart Minnet (Başa Kakma)

MİNNET

‘Minnet’, bir iyilik karşısında duyulan borçluluk duygusu olarak tarif edilebilir. Kelime ayrıca ihsan, in’am, lütuf, kerem, iyilik etme, iyilik bilme, bir iyiliğe teşekkür etme gibi anlamları da dile getirir. Bununla birlikte yapılan iyiliği başa kakma anlamıyla yaygınlık kazanmış ve genellikle bu kötü huyu belirtmek amacıyla kullanılmıştır. [1] Dolayısıyla biz konuyu daha çok bu merkezde anlatacağız.

Yapılan bir iyiliği başa kakma anlamında minnet, Kur’an ve sünnette amelleri boşa çıkaran, azap gerektiren kötü bir davranış biçiminde tanımlanarak yasaklanmıştır. Bu kötü huyla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’in bir ayetinde şöyle buyurulur:

“Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, fakirlerin gönlünü kırmayan kimseler var ya, onların Allah katında has mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir.” [2]

Başa kakma; çirkin, kınanmış, seviyesiz ve aşağılık bir olgudur. İnsan, yalancı bir üstünlüğü ya da infakta bulunduğu kimseyi küçük düşürmeyi yahut insanların dikkatini çekmeyi arzulamadıkça başa kakamaz. Başa kakma, infakta bulunurken Allah (c.c.)’tan ziyade insanların dikkatini çekme görünümüdür. Bunların tümü temiz bir kalpte hareket alanı bulamadığı gibi, mümin bir kalbe de uygun düşmeyen davranışlardır. Başa kakma -bu yüzden- sadakayı, verene de alana da eziyete dönüştürür. Veren için; nefsinde büyüklük ve kibir etkisi bırakmak, kardeşini yanında küçük ve kırgın görmeyi arzulamak ve kalbini ikiyüzlülük, gösteriş ve Allah (c.c.)'tan uzaklaşma ile doldurma bakımından eziyettir. Alan kimseye de; nefsinde yenilgi ve kırgınlık etkisi, kin ve intikamla tepki gösterme duygusunu geliştirdiği için eziyet olmaktadır.

Günümüzde araştırmacı bazı psikologlar, iyiliğe karşı insan ruhundaki tabii tepkinin zamanla düşmanlığa dönüştüğünü ileri sürmektedirler. Bunun nedeninin, alanın veren karşısında sürekli eziklik ve zayıflık duyması, bu duygunun gitgide ruhunda huzursuzluk meydana getirmesi, iyilik edene karşı kin ve düşmanlık besleyerek üstünlük kurmaya çalışması olduğunu belirtiyorlar. Çünkü alan kişi verenle karşılaştıkça eziklik ve zayıflığa kapılmakta, veren kimse de sürekli kendi iyiliğini düşünmesini istemektedir. İşte bu düşünce, sahibinin ızdırabını arttırmakta, sonuçta bu durum düşmanlığa dönüşmektedir.

Bunların tümü cahiliye (İslâm’dan uzak olan) toplumlar için doğrudur. Çünkü bu toplumlarda İslâmi ruh egemen olmadığı gibi İslâm'ın kuralları da hükümran değildir. Ancak, İslâm, sorunu bir başka açıdan çözümlüyor. Sorunu; ruhlara, malın ve bunların elindeki rızkın Allah (c.c.)’a ait olduğunu yerleştirmekle çözümlüyor. Bu gerçek konusunda rızkın uzak-yakın sebeplerinin farkında olmayanlar ve bunların Allah (c.c.)’ın ihsanı olup insanların bunlara güç yetiremediğini bilmeyenlerden başkası tartışmaya girişmez. Bir buğday tanesinin yetişmesinde, güneşten toprağa, sudan havaya kadar varlık âlemindeki birçok güç ve enerji kaynaklarının katkısı olmuştur. Bunların hiçbiri insanın gücü dahilinde değildir. Bir damla sudan tutunuz da elbise ipliğine kadar evrendeki her şeyi buğday tanesiyle kıyaslayabilirsiniz. Elinde malı bulunduran ondan herhangi bir şey verdiğinde aslında Allah (c.c.)’ın malından vermiş olmaktadır. Şayet güzellikle borç verirse kuşkusuz bu, yüce Allah (c.c.)'ın kat kat fazlasıyla karşılığını vereceği bir borç olacaktır. Yoksun olan kişi ise, cömertçe verenin Allah (c.c.)’ın malından kat kat fazlasına erişmesine bir aracı ve neden olmaktan başka bir şey değildir. Sonra, veren kimsenin büyüklük taslamaması, alanın da rencide olmaması için şu anda açıklamakta olduğumuz adap, bu anlamın ruhlara yerleşmesine yardımcı olması için yerleştirilmektedir; Veren de alan da Allah'ın (c.c.) rızkından yemektedirler. Allah'ın (c.c.) kendileri için belirlediği adapla mücehhez oldukları ve kendilerini bağladığı söze sadık kaldıkları sürece Allah (c.c.)’ın malından Allah (c.c.) yolunda verenlerin ecirleri Allah (c.c.)'ın katındadır. [3]

Yapılan iyiliği başa kakmanın hem ferdî açıdan hem de toplum açısından bazı zararları mevcuttur. Mesela bu durumda kişiler kendilerini rahat hissedemeyecekler ve şahıslarının rencide olduklarını düşüneceklerdir. Sonuçta bir güven bunalımı ortaya çıkacaktır. Yapılan iyilikler asıl amacından kopacak, karşılık olarak verilecek se­vap ve mükâfat bir süre sonra yok olacaktır. Beşerî münasebetlerde ise sosyal bünyenin yardımlaşma harcıyla pe­kişmesinde zedeleyici nedenler oluşturacaktır. Haysiyet ve onur kırıcılığı se­bebiyle kaynaşma yerine ayrışmayı, bütünleşme yerine dağılmayı, sevgi yerine kin ve nefreti getirir. Bunun elim sonucu olarak da kişisel çıkarla­rın ön plâna alınmasını hızlandıracaktır.

Başka bir ayette de insanlara gösteriş için ve birilerini minnet duygusuna zorlamak için verilen sadakaların boşa çıktığı belirtilir. Yine bu ayette hayır yapma teşvik edilmiş, ancak hayır yaparken kalp kırılmaması, fakirin küçümsenmemesi, eziyet edilmemesi ve yapılan iyiliğin başa kakılmaması emredilmiştir. Aksi halde yapılan hayırdan fayda ve sevap yerine karşılık olarak günah ve azap gelir. Ayet şöyledir:

“Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.” [4]

Malî yardımın, infak ve sadakanın Allah rızası için yapılmış olmasının kesin işareti, yardım yapılan kimseden hiçbir menfaat beklememek, onu yar­dım sebebiyle minnet altında tutmamak, incitmemek, hiç böyle bir şey olmamış gibi davranmaktır. Büyük sevabı bu şekilde verenler alacak, korku ve üzüntüden kurtulma saadeti de bunların olacaktır. Kendisine sadaka verilecek kişiye karşı takınılacak tavır bir şekilde onu incitecekse bunu vermek yerine uygun sözler söylemek ve ihtiyacını arz eden kişiyi hoş görmek, durumunu başkalarına duyurmamak manevî sonuç, ecir ve ahlâkî davranış olarak tercih edilmektedir.

İnsanları, sadaka ve malî yardım yüzünden minnet altında bırakmaya ve in­citmeye kalkışanların bu davranışı, Allah (c.c.)'a ve ahirete iman etmeyen, başkalarına gösteriş olsun diye veya kişiden menfaat beklediği için harcama yapan kimselerin davranışlarına benzetilmiş, bunun da semere ve sonucu kaya misaliyle anlatılmış­tır. Yalçın ve pürüzsüz bir kayanın üzerindeki toprak şiddetli yağmur aldığında sıyrılıp yere inmekte, düz yerlerdeki toprağa bereket getiren yağmur bu kayada toprağı yok etmektedir. Sadaka da böyledir; Allah rızası için verildiği ve karşılı­ğında bir menfaat beklenmediği, ihtiyaç sahibi incitilmediği takdirde harcayana bereket ve ecir getirir, aksi halde verilen boşa gider, hem mal elden çıkar, hem de sevaptan mahrum kalınır. [5]

Müslüman olmalarını Peygamberimiz (s.a.v.)’in başına kakan kimseler için de Kur’an’da şöyle denilmektedir: “Onlar İslâm'a girdikleri için seni minnet altına sokuyorlar. De ki: Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Eğer doğru kimselerseniz bilesiniz ki, sizi imana erdirdiği için asıl Allah size lütufta bulunmuştur.” [6]

Özellikle bedeviler, Hz. Peygamber (s.a.v.)’r karşı savaşmayıp İslâmiyeti din olarak seçmelerini zaman zaman başa kakıyorlardı. Bu tutumları on­ların henüz hakiki imânın zevkini duymadıklarını; İslâm'a katılmalarının bir takım sosyal ve ekonomik meselelere dayandığını gösteriyordu. Ondördüncü âyet ile bu âyet inince, ilâhî beyân bedevîler üzerinde geniş tesir meydana getirdi. Allah (c.c.)’ın kalplerde ve kafalarda dönüp dolaşan niyet ve düşün­celeri de bildiğini anlamakta gecikmediler. O bakımdan çoğu kalbindeki şüphe ve tereddüdü attı. Ancak onlar henüz yeterince İslâm kültürünü alma imkânı bulamadıkları için ara sıra Peygamber (s.a.v.)’e serzenişte bulunurlardı. Hz. Peygamber (s.a.v.) terbiye ve nezaketi gereği onların bu gibi söz ve davranışlarını hoş karşılar ve kısa zamanda onları eğitip ol­gunlaşma çizgisine getirmeye gayret ederdi. Sonuçta onlar da gerçeği anladılar ve içlerindeki yanlış düşünceleri bir tarafa bıraktılar.

Peygamberimiz de: “Üç sınıf insan vardır ki Allah Teâlâ kıyamet gününde bunlara iltifat buyurmaz, yüzlerine bakmaz, onları tezkiye etmez, korumaz. Onlar için can yakıcı azap vardır. Bunlar elbiselerini kibirlenerek yerlerde sürüyen, yaptığı iyiliği başa kakan ve satılık eşyasını yalan yeminle kıymetlendirmeye çalışan kişilerdir.” [7] buyurarak yaptığı iyiliği başa kakan kimsenin de kıyamet günü zor durumda olacağını haber vermiştir.

Aslında hadis-i şerifte sayılan üç grup insandan birinci ve üçüncü grupta yer alanlardan biri kibir, öteki, sıcak iklim bölgelerinde pazarın en canlı olduğu, diğer bölgelerde ise pazarın genellikle dağılmaya yüz tuttuğu bir dönem olan ikindi sonrasında, yalandan yemin ederek malına sürüm kazandırmaya çalışmak gibi doğrudan yasaklanmış olan iki büyük kusuru işlemişlerdir. Burada üzerinde duracağımız ikinci grup ise, önce bir hayır ve iyilik yapıyor, sonra da dönüp bu yaptığı iyiliği, iyilik yaptığı kimsenin başına kakıyor, yüzüne vuruyor. Bu çiğ hareketi dolayısıyla da yaptığı hayrın hayrı kalmıyor. Bize göre asıl acınacak olan bu tür tavır sahipleridir. Kendi yaptığı iyiliği yine bizzat kendisi boşa çıkarıyor. Sonuçta, yaptığı iyiliği başa kakmak, kibirlenmek ve yalan yere yemin ederek mal satmaya çalışmakla aynı ağırlıkta bir suç işlemiş olmaktadır. Bu üç tavır, temelde ‘sahtecilik’te birleşmektedir. Kibirle çalım satan, kul olarak mütevâzî davranması gerekirken, sahte bir gösterişe kalkışıyor. Malını yalan yere yemin ederek daha fazla fiyatla satmaya çalışan, sahteciliği yalan yere yemin etme şeklinde icrâ ediyor. Yaptığı hayrı, başa kakarak boşa çıkaran da iyilik yapıyor görünerek insanları minnet altında bırakmayı hedeflemiş, samimi davranmamış, iyiliği sahteciliğine âlet etmiş oluyor. [8]

Başka bir hadisinde de Peygamberimiz (s.a.v.), “Düzenbaz, cimri ve yaptığı iyiliği başa kakan kimse cennete giremeyecektir. Cennete ilk girenlerden olamayacaktır.” [9] buyurarak yaptığı iyiliği başa kakan kimsenin cimri ve düzenbazlarla beraber aynı muameleye tabi tutulacağını vurgulamıştır.

Minnet Hastalığından Kurtuluş Yolu

Yukarıdaki ayetlerde ve hadislerde görüldüğü gibi yaptığı iyiliği başa kakmak, hoş karşılanmamakta ve yasaklanmaktadır. İyilik yapan insan, yaptığı iyilikle sevap kazanır. Fakat iyiliği başa kakmakla bu sevap ortadan kalkar. Bu tür insanlar; düzenbazlar ve cimriler sınıfına dahil edilir. Yaptığı iyiliği başa kaktığı için azabı da hak eder. Elindeki mal ve mülkünü ve öteki imkânlarını Allah (c.c.) yolunda, Allah (c.c.)’ın rızasını kazanmak maksadıyla harcayanlar ve tabiî yaptıkları bağışları asla başa kakmayan, yüze vurmayan ve böylece gönül kırmayanlar elbette karşılıksız bırakılmayacaklardır.
Allah Teâlâ, halis bir niyetle yapılmış iyilikleri karşılıksız bırakmaz. İyilikleri bekleyen en büyük tehlike, onları yapanların, yaptıklarını yüze vurmak, başa kakmak suretiyle boşa çıkarmalarıdır. Allah Teâlâ, böyle bir yanlışlık yapmayanlar için büyük mükâfatlar vadetmektedir. Allah Teâlâ kıyamet günü bazı insanlara iltifat buyurmayacak ve onları bağışlamayacaktır. Yaptığı bağış ve benzeri iyilikleri yüze vuran, başa kakan, milleti minnet altında bırakmaya kalkan kişiler bu nasipsizler arasında bulunmaktadır. Bunun için yaptığı iyiliği asla başa kakmamak gerekir. Yaptığı iyiliği korumanın yolu, onu unutmaktır. Yüce Allah (c.c.) samimi olanların mükâfatını muhakkak verecektir.


--------------------------------------------------------------------------------
[1] Ahlâk Lügatçesi, Ö. N. Bilmen
[2] Bakara sûresi, 2/262.
[3] Fî Zilâli’l-Kur’an, Seyyid Kutup.
[4] Bakara sûresi, 2/264.
[5] Kur’an Yolu, c.I, s.293–294.
[6] Hucurat sûresi, 49/17.
[7] Müslüm, İman, 171.
[8] Riyâzü’s Sâlihîn, c.7, s.8.
[9] Tirmizi, Birr, 41.





Click the image to open in full size.
YuReK isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 12.11.2014   #2
Süper Moderatör
ZehiR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2012
Üye Numarası: 98
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 613
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: ZehiR is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Minnet (Başa Kakma)

Guzel Bir paylaşımdı Teşekkurler YuReK...
Haysiyet ve onur kırıcılığı se*bebiyle kaynaşma yerine ayrışmayı, bütünleşme yerine dağılmayı, sevgi yerine kin ve nefreti getirir. Bunun elim sonucu olarak da kişisel çıkarla*rın ön plâna alınmasını hızlandıracaktır.





Click the image to open in full size.
ZehiR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05.03.2015   #3
ÖzeL Üye
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Mar 2015
Üye Numarası: 522
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 132
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: TuGrAn is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Minnet (Başa Kakma)

Guzel Bir paylaşımdı Teşekkurler YuReK... ablamcım...

TuGrAn isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tag Ekle
başa kakma , minnet , minnet ettmek , yapılan iyiliği başa kakmak


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Minnet Yani Şükür Etmek ve ince Detayları eFe Dini Konular 1 22.03.2015 10:01
Başa gelene razı olabilmek eFe Dini Konular 0 20.03.2013 18:39
Cübbeli Ahmet Hoca Haydar Baş'a yüklendi eFe GünceL HaberLer 0 21.02.2013 14:08
İnfak Ederken Dikkat Edilecek Hususlar eSiLa Sadaka ve İnfak 0 23.12.2012 19:22
Minnet Eylemem TuRKuaZ SiirLer 0 10.12.2012 04:34


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları