Geri git   www.diniforum.net - en çok ziyaret edilen Dini Forum islami forum paylaşım merkezi > iSlami KonuLar > Dini Konular

Peygamberler diyarı


www.diniforum.net - en çok ziyaret edilen Dini Forum islami forum paylaşım merkezi sitesindeki Dini Konular - kategorisi altındaki Peygamberler diyarı isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 09.07.2018   #1
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.247
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Peygamberler diyarı

Kaynak siyeri nebi.com

Hz. İbrahim (a.s) I - Tek Başına Bir Ümmet

“Kitapta İbrâhim’in kıssasını da anlat! Şüphesiz o, özü ve sözü doğru bir peygamberdi.”**(Meryem Sûresi)

“Doğrusu İbrâhim, Allah’a itaat eden, bütün batıl dinleri bırakıp sadece O’na boyun eğen TEK BAŞINA BİR ÜMMETTİ. O, hiçbir zaman müşriklerden olmadı.”*(Nahl Sûresi 16/120)****

Salih Aleyhisselâmdan Sonra Semûd kavmi korkunç bir sarsıntıyla helak olmuş, Sâlih Aleyhisselâm Allah’a iman edenlerle birlikte kurtulmuştu.yıllar geçmiş, şeytan insanları azdırdıkça azdırmıştı.insanların tek amaçları mal, mülk ve, para kazanmaktı lüks içinde keyfince hayat sürerlerdi faizcilik yaygınlaşmış, hukuk çiğnenmiş, insanlar birbirlerine şüphe ile bakmaya başlamıştı. Halk sınıflara ayrılmış; zalimin ezdiği* mazlum yığınlar* oluşmuştu. İnsanların inandığı tanrı sayısı beş binlere çıkmış her insan kendi hevâsına göre ilah peşine düşmüştü.Din ve inançları sermaye olarak kullanan istismarcı din adamları sınıfı oluşmuş, tapınaklar putlarla doldurulmuştu.

Din adamları insanlara putperestlikte öncülük ediyor, mabetlerin kaynak ve imkanlarını menfaatleri için kullanıyorlardı. mabetlerde kalıyor, tapınaklara takdim edilen hediyelerle geçiniyorlardı. *Ticaretin ve yargının merkezi tapınaklar olmuştu. halkın arasında, insanları ilah edinme şirki ortaya çıkmıştı.*Yaşanan bozgun ve fesadın* insanları ateşe sürükleyeceği aşikardı. Allah Teâlâ engin rahmetiyle muamele etmiş; yoldan çıkmışları helak etmeyip, onlara İbrâhim aleyhisselâmı göndermişti.*“…Biz bir peygamber göndermedikçe, hiçbir topluluğa azap etmeyiz


Rabbimiz, İbrâhim aleyhisselâm ile insanları aydınlığa çıkarmak istediği gibi, kıyamete kadar gelecek insanları onun önderliği ve rehberliğiyle cahiliyeden kurtarıp hakka eriştirmek istemiştir. İbrâhim aleyhisselam, Kur’ân-ı Kerim’de en çok bahsedilen*“ulü’l-azm peygamber”lerden birisidir.
Ulü’l-azm peygamberler beşdir. Onlar risaleti yerine getirirken zorluklarla karşılaşmış üstün bir sabır ve gayret göstermişdir.*güzel duruşları sebebiyle ulü’l-azm peygamberler olarak isimlendirilmişdir.
İbrâhim ismi Süryanice olup “Ebun Râhimun - merhametli baba” manasına geldiği ya da İbranice “Ab - raham - Cemaatin babası” demek olduğu ileri sürülmüştür. İbrâhim aleyhisselâmın soyu Hz. Nûh’un oğlu Sâm’a dayandığı rivayet edilmiştir. Babasının isminin Tarah olduğu, Nemrud’a yakınlığı sebebiyle kendisine Âzer ismi verildiği söylenir.

Kur’ân-ı Kerim’de babasının ismi Âzer şeklinde geçmekte ve putperest olduğu ifade edilmektedir. Efendimiz de, onun adını Âzer olarak zikretmiştir.
Hz. İbrâhim in en meşhur künyesi 'peygam*berlerin babası' manasında Ebu'l-enbiyâ"dır. künyenin İbrâhim aleyhisselâma verilmesinin sebebi, Kurân-ı Kerim'de isimleri geçen 16 peygamberden 14'ünün O’nun soyundan gelmesidir.İbrâhim aleyhisselâmın künyeleri mü’minlere güzel birer örnektir Onun en meşhur lakabı *“Halîlü’r-Rahmân”; yani “Rahmân olan Allah’ın dostu”dur. Halîl; sırdaş has dost demektir. “Hiçbir eksiği olmayan sevgili” manasına gelen Halîl kelimesi, Halîlu’r-Rahmân Halîlullah şeklinde kullanılır.

Allah’ın, İbrâhim aleyhisselâmı halîl yani dost edinmesine hadislerinde yer veren sevgili Peygamberimiz: *“Allah, İbrâhim’i dost edindiği gibi beni de dost edinmiştir Ey insanlar! Eğer ben insanlardan birini dost edinecek olsaydım, Ebû Bekir’i dost edinirdim. Fakat sizin Peygamberiniz Allah’ın dostudur*buyurmuştur. o, bir kulun ulaşabileceği en yüce makamın kendisine de ihsan buyrulduğunu ifade etmiştir. İbrâhim aleyhisselâmın Allah’a dost olmasının sırrı, O’nun, Allah’ın rızasını ve muhabbetini kazandıracak ibadet ve salih amellerde zirve olmasıdır. İbrâhim aleyhisselâm insanlara yaptığı iyiliklerde hiçbir şey istememiştir

İbrâhim aleyhisselâm bir keresinde ölüm meleğiyle karşılaşmıştı. Ona:*Rabbim beni niçin dost edindi, diye sordu. Melek, cevap verdi:*“Sen insanlara iyilik yaparsın ancak onlardan bir şey istemezsin
İbrâhim aleyhisselâm sevgi makamlarının en yükseği dostluk makamına ermiştir. Bunun sebebi, Rabbine çokça itaattir Kurân-ı Kerim’de, İbrâhim aleyhisselâmı Halîl makamına ulaştıran, şirk ve dalâletten uzak durup, tevhid dinine sımsıkı sarılan Hanif* Allah’a gönülden itaat ve kulluk eden Kânitbçok şükreden Şâkir* çok ah ve niyâz eden Evvâh*yumuşak huylu Halîm**ve Allah’a gönülden yönelen Munîb**gibi sıfatları zikredilmiştir. Ayrıca O, misafirlerin babasıdır. Bütün sıfatlarıyla İbrâhim aleyhisselâm Allah’ın dostu olmaya hak kazanmıştır.

mü'minler İbrâhim aleyhisselâma verilen lakaplardaki güzel özelliklerle kendilerini süsleyebilirlerse, umulur ki onlar da, “Halîlullah = Allah’ın dostu” olmakla ödüllendirilirler.İbrâhim aleyhisselâm Sûs şehrinde veya Babil’in doğusunda Dicle ile Fırat nehirleri arasındaki Kusa’da yahut Verka ’da doğduğu rivayet edilir. Aslında urfada doğmuş olmasıda akla yatkındır Doğduğu mekanla ilgili olarak; O yıl Nemrud’un saltanatına son verecek bir çocuğun doğacağı haber verilince annesinin, öldürülür korkusuyla Hz. İbrâhim’i mağarada dünyaya getirmiş olduğu rivayeti vardır.*En doğrusunu Allah bilir.

putperestlerin şirk anlayışı yalnız dini ayinlerle sınırlı olmayıp hayatın her alanına dağılmışdı. Kral şirk unsuruydu. İbrâhim aleyhisselâm putların köküne baltayı vurmakla şirkin sonunu getirmek istiyordu. Tevhid inancını hayatın her alanında hakim kılmak için şirkin kafalarda bitirilmesi gerekiyordu. O, kavminin çirkin şirk anlayışına tepkisini gösterdi. Putları kırmakla onların sonunu hazırlamak istemişti.İbrâhim aleyhisselâm, Keldânîlere peygamber gönderilmiştir. Rasûl-i Ekrem Efendimizden sonra yeryüzünün en faziletli insanı İbrâhim aleyhisselâma Yüce Allah, Ramazan ayının ilk gecesinde on sahife indirmiştir. Ebû Zer bu sahifelerin içinde meseller, hikmetler ve öğütler bulunduğunu söyler

"Ey saltanat verilen, imtihan edilen ve aldanan kral! Ben, seni dünyayı birbiri üstüne yığasın diye göndermedim. mazlumun duasını Ben’den çeviresin, mazlumu Bana yalvarmak zorunda bırakmayasın, diye gönderdim.Ben, kafir de olsa mazlumun duasını *geri çevirmem.*

Akıl sahibinin belli saatleri olmalı. Vaktini Rabbine dua ve yakarışa, yüce Allah’ın sanat ve kudreti üzerinde tefekküre,kendini hesaba çekmeye ve helalinden geçimini sağlamaya ayırmalıdır.”
ahirete hazırlanmalı, zamana ibret nazarıyla bakmalı, dilini koruyup, sözlerini azaltmalıdır.”

İbrâhim aleyhisselâm emeğiyle geçinir, kimseye yük olmazdı., geçimini temin için kumaş ve elbise ticaretiyle uğraştı Hicretinden sonra çiftçilik yaptı*oğlu İsmâil aleyhisselâmla Kabe’yi yükseltip inşâ etmesinden mimarların ve inşaat ustalarının piri olduğu ifade edilmiştir. İbrâhim aleyhisselâmın ismi Kur’ân-ı Kerim’in 25 sûresinde, 63 ayetinde, 69 defa geçmektedir. O Ebu’l-Enbiyâ’dır. O, kendisinden sonra gelen ve Kur’ân’da ismi geçen 14 peygamberin babası, ikisinin Yüce Kitabımızda peygamberlik O’nun nesline tahsis edilmiş ve buyurulmuştur Biz ona İshâk ile Yakûb’u bahşettik. Peygamberliği ve vahyi O’nun soyundan gelenlere nasip ettik. O’na dünyada mükafatını verdik; şüphesiz ahirette de O, salihlerden olacaktır.

İbrâhim aleyhisselâmın neslinden gelen peygamberler Kur’ân-ı Kerim’de şöyle zikredilmektedir “Biz O’na İshâk ile Yakûb’u bağışladık; hepsini doğruya ilettik. Daha önce Nûh’u ve O’nun soyundan Dâvûd, Süleyman, Eyyûb, Yûsuf, Mûsâ ve Hârûn’u da doğruya iletmiştik. İşte iyilik eden ve işini güzel yapanları biz mükafatlandırırız. Zekeriya, Yahyâ, İsâ ve İlyâs’ı da doğruya ilettik. Onlar salihlerdendi. İsmâil, Elyesa, Yûnus ve Lût’u da doğruya ilettik. Onların hepsini insanlardan üstün kıldık.Allah Teâlâ:*“İbrâhim’de ve onunla beraber olanlarda, sizin için güzel bir örnek vardır”buyurmaktadır. Kur’ân-ı Kerim’de, uyulacak en güzel örneklerden biri mü’minlere İbrâhim aleyhisselâmın gösterilmesi, O’nun hayatını öğrenmenin önemini anlatmakdır.

En iyi kul olmanın yolu İbrâhim aleyhisselâmın yoluna uymaktan geçmektedir. O, Allah’ın dostluğunu kazandıracak en üstün özelliklere sahiptir Yalnız Allah’a kulluk ederek, bütün benliğiyle yüzünü O’na dönen ve tek Allah’a inanarak hiçbir zaman ortak koşmayan İbrâhim’in dinine uyandan daha güzel bir inanç sahibi kim var? Allah, İbrâhim’i dost edinmiştir.”O, ilah olarak yalnızca Allah’ı kabul etmiş ve toplumda kendilerini kutsayarak halkı sömürenlerin batıl inançlarını reddetmiştir. O, tevhid için mücadele etmiş zalimlerin iktidarını sarsmıştır. Kur’ân’da şöyle ifade edilmiştir: İbrâhime en yakın insanlar, zamanında ona uyanlar ile şu peygamber ve ona iman edenlerdir. Allah, mü’minlerin dostu ve yardımcısıdır.”

Sizin dostunuz ve yardımcınız sadece Allah, O’nun peygamberi, bir de Allah’a boyun eğerek namazı gerektiği şekilde kılan ve zekatı veren mü’minlerdir.
İbrâhim aleyhisselâm’ın M.Ö. 2200 ile 2000’li yıllarda arasında yaşadı Babil’den sonra Harran’a ve Filistin’e geçmiştir. Bir* süreliğine Mısır’a giden Hz. İbrâhim tekrar Filistin’e* dönmüştür. eşi Hacer’i ve oğlu İsmail’i Hicaz bölgesine bırakmış, kendisi de birkaç defa oraya gitmiştir Kur’ân-ı Kerim’de İbrâhim aleyhisselâmın bebeklik ve çocukluğundan bahsedilmez. Hadis dışında kalan bazı İslâmî kaynaklarda birçok bilgi mevcuttur.*bu bilgiler kesin değildir. en doğru tutum, ve bilgi Kur’ân ve sünnetin ifadeleridir Böylece doğruluğundan şüphe edilmeyecek bilgilerle Tevhid Peygamberi İbrâhim aleyhisselâmın hayatını öğrenmiş oluruz.

İbrâhim aleyhisselamın çocukluğuna dair, tarih kitaplarındaki bilgilerde mağarada doğduğu bilgisi vardır. Babası Âzer’in, şehrin önde gelen şahsiyetlerinden olmasına karşın, Hz. İbrâhim’in mağarada dünyaya gelmesi, zalim hükümdar Nemrud’un gördüğü bir rüyayla başlayan olayların son halkasıdır: Rivayete göre; Nemrud, rüyasında ışığı ay ve güneşten parlak bir yıldızın doğduğunu görmüş rüyasını kâhin ve sihirbazlara yorumlatmıştır. *Kâhinler, o yıl doğacak bir çocuğun halkın dinini değiştireceğini; Nemrud'un ölümüne ve saltanatının yıkılmasına sebep olacağını haber vermişlerdir. Nemrud, yeni doğan erkek çocuklarının öldürülmesini emrederek büyük bir katliam başlatmıştır.

Âzer, hamile eşini bir şehir dışına çıkarıp gözlerden uzak bir mağaraya yerleştirmiştir. İbrâhim aleyhisselâm bu mağarada dünyaya gelmiştir.
O’nun mağaradaki hayatı tarih kitaplarında şöyle anlatılır: İbrâhim aleyhisselâm konuşma çağına gelince annesine:* Rabbim kimdir?"*diye sordu. Annesi Nuna:*"Benim!"*dedi. Hz. İbrâhim :"Senin Rabbin kimdir?" Annesi:"Babandır!"*dedi. Hz. İbrâhim:*"Babamın Rabbi kimdir?" annesi* Nemrud'dur!"*diye cevap verdi. Hz. İbrâhim Nemrud'un Rabbi kimdir?"*diye sordu. Annesi:*"Sus,!"diye azarladı. İbrâhim aleyhisselâm, sustu. Nuna, Âzere gidip:*"Gördün mü? Halkın, dinini değiştireceği söylenen çocuk, senin oğlun*dur!"*dedi ve İbrâhim aleyhisselâmın söylediklerini, Âzer'e haber verdi.

Hz. İbrâhim küçük yaşlarda doğruyu bulmasını sağlayacak bir olgunluğa sahipti görüyoruz. Allah Teâlâ peygamber kullarına rahmetinin gereği l hak ve hakikati görme ve yüce gerçeğe ulaşma kabiliyeti vermiştir. İbrâhim aleyhisselâm küçük yaşlardan itibaren kavmine putların sıradan şeylerden bile aciz olduklarını anlatmıştır. Konuşup yürüyemediklerini, görüp işitemediklerini, cevap hiçbir şey yapamadıklarını görmüştür. İleride akıl ve mantık yoluyla muhataplarını susturan İbrâhim aleyhisselâm işte bu çocuktu. "Andolsun ki, Biz İbrâhim'e doğruyu bulmasını sağlayacak sağduyu ve olgunluk vermiştik. Biz O’nun buna layık olduğunu biliyorduk.”"Doğrusu İbrâhim, Allah’a itaat eden, bütün batıl dinleri bırakıp sadece O’na boyun eğen tek başına bir ümmetti. O hiçbir zaman müşriklerden olmadı.

O, Allah’ın nimetlerine şükrederdi. Allah da O’nu seçkin kıldı ve doğruya iletti. Biz İbrâhim'e dünyada iyilik ve güzellik verdik, elbette O, ahirette de iyiler arasında olacaktır.” İbrâhim aleyhisselâmın küçük yaşlarda hakikati görme güzelliği, Rabbini tanımasını O’na iman ile bağlanmasını sağlamıştı. O asla müşriklerden olmayan muvahhid bir Müslümandı:*“Rabbi ona “Emrime boyun eğ!” buyurmuştu; o da: “Alemlerin Rabbine boyun eğdim” demişti.”Artık Peygamberdi. hakikat yürüyüşü ilâhî rehberlik doğrultusunda devam edecekti. Artık İbrâhim aleyhisselâm, putlarla birlikte gök cisimlerine tapan kavmine tevhidi anlatmak için büyük bir gayretin içine girecekti.

O Kur’ân’da şöyle anlatılmıştır: Biz İbrâhim’e, güçlü bir imana sahip olsun diye göklerin ve yerin muhteşem saltanatını gösteriyorduk. Karanlık basınca İbrâhim yıldız gördü, “İşte Rabbim!” dedi. Yıldız batınca Ben batıp kaybolanı sevmem.” dedi. doğmakta olan ayı görünce “İşte Rabbim!” dedi. O da kaybolunca,*Rabbim doğruyu göstermeseydi, mutlaka yolunu yitirenlerden olurdum.” dedi. “Güneş’i doğarken görünce: İşte Rabbim! Bu hepsinden de büyük!” dedi. O da batınca Ey kavmim! Sizin ilahlık yakıştırdığınız şeylerle benim hiçbir ilgim yoktur.”*“Doğrusu ben, tek Allah’a inanan bir kimse olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim. Ben müşriklerden değilim.”

“İbrâhim ne bir Yahudi idi, ne de Hristiyan.O, hanif bir Müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan değildi.”En güzel dini arayanlar için İbrâhim aleyhisselâmın dini, ne güzel bir örnektir. Bütün Peygamberlerle birlikte Son Peygamberin dini de aynı dindi Yalnız Allah’a kulluk ederek, bütün benliğiyle yüzünü O’na dönen ve tek Allah’a inanarak hiçbir zaman O’na ortak koşmayan İbrâhim’in dinine uyandan daha güzel bir inanç sahibi kim var? Allah, İbrâhim’i dost edinmiştir
Madem ki en güzel din Hz. İbrâhim’in dinidir; biz de Rabbimizin öğrettiği şekilde:“biz tek Allah’a inanan ve hiçbir zaman Allah’a ortak koşmayan İbrâhim’in dinine uyarız”demeliyiz.

İbrâhim aleyhisselâm yalnız dünyada değil, ahirette de güzellik verilenlerdendi:* İbrâhim, Allah’a itaat eden, bütün batıl dinleri bırakıp*sadece O’na boyun eğen tek başına bir ümmetti. O, müşriklerden olmadı. O, Allaha nimetlere şükrederdi. Allah onu seçkin kıldı ve doğruya iletti. Biz İbrâhim’e dünyada iyilik ve güzellik verdik, elbette o ahirette de iyiler arasında olacaktır.
Sevgili Peygamberimiz Allah İbrâhim’i dost edindiği gibi beni de dost edinmiştir*buyurmuştur. İbrâhim aleyhisselâm insanlık için çok güzel bir örnektir.İbrâhim aleyhisselâm, önce babası Âzer’i ve Nemrud’u Hakk’a çağırmış, onların putları ile mücadele etmiştir. Putları kötülemiş, onlara tapanları düşünmeye çağırmıştır.

Hz İbrâhim’in kavmi yıldızlara, gök cisimlerine putlara tapıyorlardı. İbrâhim aleyhisselâm, putların Allah ile insanlar arasında aracı olamayacaklarını sert bir dille haber vermiş; bunun sapkınlık ve insanın kendini kandırmasından başka bir şey olamayacağını bildirmişti. ilahlaştırılıp tapılan putların başkalarına fayda vermek şöyle dursun, kendilerine bile fayda veremeyeceklerini onları kırarak göstemiş İnsanları, kurtarıp uyandırmak için*sadece büyüklerini bırakmıştı.insanlar dehşete düşmüş İbrâhim aleyhisselâmı Nemrud’un karşısına çıkarmışlardı. O Nemrudu şaşırtmıştı.

şahit oldukları gerçeklere inanması gerekenler, hakikati yok saymıştı. İbrâhim aleyhisselâmın babası bile O’nun karşısına dikilmişti. O’nun ateşe atılmasına karar verilmiş, Allah’ın insanlığı cehennemden kurtarmak için gönderdiği elçisi İbrâhim aleyhisselâm, kurtarmak istediği insanlar tarafından ateşle cezalandırılmak istenmişti. Kur’an-ı Kerim’ şöyle anlatmaktadır Kitab’da İbrâhim’in kıssasını anlat! Şüphesiz o özü ve sözü doğru bir peygamberdi. Hani babasına: Babacığım! Duymayan, görmeyen ve sana faydası dokunmayanlara niçin tapıyorsun?”Putların ilah olduğunu mu kabul ediyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini de açık bir sapıklık içinde görüyorum” *

babasına ve kavmine: “Nedir bu tapmakta olduğunuz heykeller?” diye sormuştu. Onlar “Babalarımızı bunlara tapar bulduk, biz de uyduk” diye karşılık vermişlerdi: İbrâhim: “Andolsun ki siz de babalarınız da sapıklığa sürüklenmişsiniz” dedi. Onlar: “Sen ciddi mi söylüyorsun, bizimle eğleniyor musun?” dediler. İbrâhim: “Hayır, hayır! Sizin rabbiniz, göklerin ve yerin rabbidir; onları O yaratmıştır. Ben de gerçeği kabul edenlerdenim” dedi.“Babacığım! Şüphesiz sana gelmeyen bilgi bana gelmiştir. Bana uy da seni doğru yola ileteyim.* Babacığım, şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahmana asi olmuştur.“Onlar Allah’ı bırakıp ancak bir takım dişi putlara taparlar. Aslında onlar, bunu yapmakla azgın şeytandan başkasına tapmazlar.”

“Babacığım! Şüphesiz ben, Rahman’ın azabına uğramandan ve böylece şeytana dost olmandan korkuyorum, dedi.”Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlere dost yaptık.”Babası: “Ey İbrâhim! sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen seni taşlarım. Şimdi benden uzak dur” dedi.”Beni taşa tutmanıza karşı, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım.”
İbrâhim aleyhisselâm, babasına karşı imanının verdiği merhameti kullanmış ve ona “babacığım” diye hitap etmişti. Ama babası Âzer, imansızdı merhametsiz tavırları ortaya koyarak ona bir defa olsun “yavrucuğum” demedi. imansızlık kalpleri katılaştırmakta ve merhameti yok etmektedir.*

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09.07.2018   #2
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.247
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Peygamberler diyarı

Kaynak sorularlaislamiyet.com

Hz. İbrahim (a.s.)'in hayatı

Hz. İbrahim (a.s.) Kur'an-ı Kerim'de Allahu Teâlâ'nın*"Halil"*dost diye nitelediği ulu'l-azm peygamberdir Nuh (a.s)'un çocukları ve torunları, Irak'a yerleşmiş ve Fırat nehrine yakın bir yerinde Babil şehrini kurmuşlardır burada yerleşmiş olanlar ayrılıp Dicle kıyısında Musul şehrinin civarında- Ninova şehrini inşâ etmişlerdi. Babil'deki halkın yerlileri olan Nabt kavmi, Süryânî dilini konuşmakta olup Babil şehrini başkent yapmışlardı. Ninova'da ortaya çıkan Asur devletinde ise başkent Ninova olup, Babil'i hâkimiyet altına almıştı. Babil'de, Keldânîler, Asurluların hâkimiyetleri altındaki Nabtların ilim ve kültürüne sahip çıkmıştı.
Babilliler, tek Allah'a inanmayıp putlara ve yıldızlara tapardı. Putları ve yıldızları, ruhların sembolü kabul ederlerdi.

Onların inancına*"Sâbiîlik"*denir. Sâbiîlik; ruhlara ve meleklere ibadet esasından başlar ve yıldızlara, aya, güneşe ve putlara taparlardı. Babil'de putların yapılıp tapıldığı puthaneler vardı. devlet yönetiminde puthane bakanı bile bulunurdu.
Allah, inançtan yoksun medeniyetten uzak Babil halkına İbrahim (a.s)'ı göndermişti.İbrahim "kelimesinin manası*"cemaat babası" demektir. kendisinden sonra gelen peygamberlein babası Hz. İbrahim (as)'dır. Cemaatının*"Allah'ın dostu"*anlamına gelen"Halîlullah"*ünvanına sahip İbrahim (a.s),*"Ulü'l-azm"*denilen büyük peygamberlerdendir. "Ulü'l-azm" makamına
erişen diğer peygamberler Nuh (a.s), Musa (a.s), İsa (a.s) ve Muhammed (a.s.v)'dir.

Hz. İbrahim (as)'in*"halilullah"*lakabını alması Allah'a olan sevgi ve bağlılıkdandır. Hz. İbrahim (as) insanlara çok cömert olduğu ve onlardan hiçbir şey istemediği için "halilullah" diye nitelendirilmiştir. İbrahim (a.s)'ın Babasının ismi Tarih, lakabı Âzerî'dir. Müslüman tarihçilere göre kâhin ve müneccimler o sene doğacak İbrahim adlı bir çocuğun halkın dinini değiştireceğini, Nemrûd'un saltanatına son vereceğini söylemeleri, kendisinin rüya görmesi üzerine Nemrûd hamile kadınları toplamış ve doğacak erkek çocukların öldürülmesini, erkeklerin eşlerinden uzaklaştırılmasını emretmişti Âzer, İbrahim'e hamile kalan karısını Küfe ile Basra arasındaki Ur şehrine götürüp bir mağaraya saklamış, İbrahim bu mağarada doğmuştur.

İbrahim mağarada on beş ay kalmış, ancak bir ayda dışarıdaki bir yıl kadar gelişme göstererek on beş yaşındaki bir çocuğun vücut ve zekâ seviyesine erişmiştir. mağaradan çıkarılan İbrahim, babasına gördüğü şeylerin ne olduğunu ve yaratıcısını sormuş, onların bir rabbi olması gerektiğini düşünmüş; yıldızları, ayı ve güneşi görünce her birine Rabbim budur" demiş: fakat kısa süre sonra sönüp gidince: "Ben böyle sönüp batanları sevmem" diyerek hiçbirinin ilâh olamayacağını ifade etmiş; "Hiç şüphesiz ben, bir tevhid ehli olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratmış Allah'a yönelttim, ben müşriklerden değilim" diyerek bir olan Allah'a dönmüştür. Rabbi İbrahim'e: "Müslüman ol!" dediğinde, "Âlemlerin rabbine teslim oldum (Baka-ra 2/131) diyerek bu davete icabet etmiştir.*

Andolsun İbrahim'e daha önce rüşdünü vermiştik; biz onu iyi tanırdık (Enbiya 21/51) mealinde işaret ettiği gibi İbrahim peygamberlik öncesinde doğru yolda idi. İbraim aleyhisselamın, Yıldız, Ay ve Güneş için "Rabbim" demesi, kendisi onlara inandığı için değil, diğerlerinin akıllarını başlarına getirmek içindir.*Hz. Nuh'a verilenler Hz. İbrahim'e de tavsiye edilmiş* ona sahîfeler verilmiştir. Müslüman tarihçiler Hz. İbrahim'e on sahîfe indirildiğini, bunların mesellerden ibaret olduğunu bildirirler. Hz. İbrahim (as)'in ismi Kur'an-ı Kerim'de yirmi beş sûrede*altmış dokuz*defa geçer Kur'an-ı Kerim'de Hz. İbrahim (as) değişik isim ve sıfatlarla anılıp kendisinden övgüyle bahsedilir

Kur'an'da da geçen sıfatlarının şunlardır: Evvâh (çok ah eden), Halim, Munib (Allah'a sığınan), Hanîf, Kânit (Allah'a kulluk eden), Şâkir. Hz. Peygamber (s.a.s)'de Hz. İbrahim (a.s)'ın faziletini anlatırken şöyle der:*"Kıyâmet günü ilk elbise giydirilen kişi, İbrahim (as)'dır.""Bir gece bana rüyamda her zaman gelen iki melek geldi. gittik, nihayet uzun boylu birinin yanına vardık, Semaya doğru yücelen boyunun uzunluğundan başını neredeyse göremeyecektim. O İbrahim (a.s) idi.
İbrahim (a.s) Babil halkına uzun süre hak dini, dünyayı, âhireti, hayatı, ölümü ve dirilişi anlatmış; en yakını babasına izah etmişti. Ancak başta babası*Âzer*olmak üzere halk, İbrahim (a.s)'a inanmayıp inkâr etmişti. İbrahim (a.s), babasının hareketine kızmamış, ona darılmamıştı.

onun için Allah'tan rahmet dileyerek babasına şöyle dedi:*Sana selâm olsun! Senin için Rabb'ımdan mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana karşı lütufkârdır."*(Meryem, 19/47).*İbrahim (a.s), baba ocağını terkeddi Milletine, putların hiçbir fayda sağlayamayacağını söyledi ancak Yüce Allah'ı üstün niteliklere sahip olduğunu bildiren İbrahim (a.s), milletinin kendisine inanmadığını görünce Nemrud'a gitti milletinin başında bulunan Nemrud, servet ve saltanatıyla kendini ilâh sanmaktaydı.İbrahim (a.s), Nemrud'a Allah inancından bahsetti. o reddetti ve İbrahim (a.s) Allah Teâlâ'nın hem dirilttiğini hem de öldürdüğünü söyleyince Nemrud, kendisinin de buna gücünün yettiğini ifade eddi

Nemrud, iki adam getirtmiş, birini öldürmüş, diğerini bırakmış; böylece öldürmeğe ve diriltmeğe kâdir olduğunu göstermişti. Bu defa İbrahim (a.s.):*"Allah güneşi doğudan getiriyor, sen de batıdan getirsene."*deyince Nemrud şaşırmıştı.
Allah inancını kabule yanaşmayan halk, puthaneye yemek getirmiş, putlarının önüne koymuş, eğlenmeye gitmişti. İbrahim (a.s)'ı de götürmek istemişler, o, gitmemiş puthanede putları paramparça etmiş, en büyüğünü sağlam bırakmıştı. Bayram eğlenceleri biten âdetleri üzere yemeklerini almak için puthaneye gelmiş, puthaneyi harabeye dönmüş görünce, putları bu hale getirenin İbrahim (a.s.) olabileceğini düşünmüşler, İbrahim (a.s)'i sorguya çekmişlerdir:*

- "Ey İbrahim! Tanrılarımıza hareketi sen mi yaptın?"*Hz. İbrahim (as) Belki şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorsa, sorun!"*şeklinde cevap verdi.Halk, putların cansız ve konuşamaz olduklarını itiraf edince İbrahim (a.s) tevhid inancını haykırırcasına O halde Allah'ı bırakıp size fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! akıllanmayacak mısınız?"*

İbrahim (a.s)'ın sapıklar tarafından onun suçlu duruma düşürülmüştü. Sapıkların lideri Nemrud, İbrahim (a.s)'ın öldürülerek yakılarak cezalandırılmasını teklif etmiş ateşte yakılmasına karar verilmişti. ateşin alevi, şiddetli ve hararetli duruma geldiğinde İbrahim (a.s)'ı mancınıkla fırlatıp ateşe atıldı. Ancak ateşin ve her şeyin sahibi Allah, ateşe emir verdi:*Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol İbrahim (a.s) ateşten kurtuldu. İbrahim (a.s)'a inanan tek bir kişi vardı; o Lut (a.s) idi.

Hz. Peygamber (asv) şöyle buyurmuştur:*
Hz. İbrahim (as) amcasının kızı hanımı Hz. Sâre ile Mısıra seyahat ederken "Erdün" kasabasına gelir ve. kralı ile aralarında ilginç bir hadise geçer zâlim kral Ey İbrahim! yanındaki kadın neyindir?" diye sordurdu. İbrahim (a.s) din) Kardeşimdir." dedi. Sonra Sâre'ye gelip:Sakın beni yalancı çıkarma, ben sana kız kardeşimdir dedim. Allah'a yemin ederim ki, yeryüzünde benden, senden başka iman eden yoktur." buyurdu. Sâre krala gelince kral kötülüğe teşebbüs etti. Hz. Sâre abdest aldı, namaza durdu. dua etti Yâ Rab! Ben sana ve senin peygamberine iman ettimse, ben kadınlığımı koruduysam benim üzerime kâfiri musallat etme." Kralın nefesi boğuldu; ayağıyla yere vurarak çırpındı Sâre Allah'ım şayet bu adam ölürse bunu bu kadın öldürdü denilir." diye dua etti. adam rahatladı. Bunun üzerine melik etrafındakilere Siz bana şeytan göndermişsiniz Bu kadını İbrahim (a.s)'e gönderiniz. Hâcer'i de Sâre'ye verin dedi. Hz. İbrahim (as)'in yanına gelerek ona anlattı ve:
Anladın mı! Allah kâfiri zelil etti; bana bir cariyeyi de hizmetçi verdi." dedi.

İbrahim (a.s), o ülkeden ayrılınca çok gezdi.ve Şam'da karar kıldı. kendisine inananlara İbrahim milleti"*adı verildi.İbrahim (a.s) Babil'den ayrılacağı zaman, babası için Allahu Teâlâ'dan bağışlanma diledi affı için Allah'a yalvarmıştı:*Babamı da bağışla Çünkü o sapıklardandır.Babası da olsa kâfirler için dua edilmeyeceğini bilen İbrahim (a.s) ın duası kabul edilmedi ve ayeti kerimede bu durum şöyle ortaya kondu: Cehennemlik olduktan sonra akraba bile olsalar puta tapanlar için mağfiret dilemek peygamberlere ve mü'minlere yaraşmaz."*(Tevbe, 9/113).

İbrahim (a.s)'in bundan sonraki yaşantısı Lut (a.s), İsmail (a.s) ve İshak (a.s) ile geçti. Allahu Teâlâ şöyle buyurur:*Onları buyruğumuz altında, insanları doğruya götüren önderler yaptık; onlara iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdi."*(Enbiyâ, 21/73).
Allah Teâla, İbrahim (a.s)'a on sayfalık kitap vermiştir. Uzunca bir süre yaşadıktan ömrünün sonlarında Mısır'a gitti. İbrahim (a.s) vefat ettiğinde -kuvvetli rivayetlere göre- Kudüs yakınlarında Halilü'r-rahman denilen yerde defnedildi. Hanîflik:*İbrahim (a.s)'in dinin temeli tevhide Allah'ın birliğine dayanıyordu. Ancak zamanla unutulmuş ve putperestlik Araplarda yayılmıştı. Buna rağmen birkaç kişide tevhit akîdesi görülüyordu. Bunlara*"Hanif"*denirdi.

Hanîf,*batıldan uzak, Hakk'a yönelen ve tevhit inancı üzere bir Allah'ı tasdik eden kişidir Kur'an-ı Kerim de "hanîf" kelimesi birkaç yerde geçer. "Hanif daha çok, Hz. İbrahim (as) için Allah'a saf ve temiz bir şekilde ibadet eden kul anlamında kullanılmıştır. Haniflikle ilgili ayetlerde şu ifadeler bulunur:*

"Ve hanif olarak yüzünü dine doğrult ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olma!"*(Yunus 10/105)

"Sonra da biz, Hanîf olan, müşriklerden olmayan İbrahim'in dinine uy, diye sana vahyettik."*(Nahl, 16/123).

İslâm'dan önce Arap toplumunda; Varaka Cahş, Zeyd Sâide gibi kişiler hanifti Bunlar; cansız, dilsiz, hiçbir şeye güçleri yetmeyen putların önünde eğilmeyi, onlara yalvarmayı çirkin sayan kişilerdi.
Selam ve dua ile...

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09.07.2018   #3
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.247
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Peygamberler diyarı

Kaynak islamveihsan.com

HZ. İBRAHİM’İN (A.S.) BÜYÜK İMTİHANI

Cenâb-ı Hak nice kullarını ağır imtihanlara tâbî tutmuş ve kullukta samimiyeterini sınamıştır. en ağır imtihanı Hz. İbrahim (a.s.) vermiştir. Mal, can ve evlât, insanın en düşkün olduğu ve en zor vazgeçebileceği nîmetlerdir. Bu imtihanlar da en zor imtihanlardır. Cenâb-ı Hak nice kullarını bu hususlarda ağır imtihanlara tâbî tutmuş ve kullukta samimiyet derecelerini sınamıştır. Hazret-i İbrâhim (a.s.) imtihânı da Allâh’ın lutfuyla kazanarak Hakk’a*“Halîl/dost”*olmuştur. O, fakirlikten korkmaksızın bütün malını infâk etmiş, tevhîd mücâdelesi uğruna gözünü kırpmadan Nemrud’un ateşine atılmış, canını da Rabbine teslîm edebileceğini göstermiştir.

İnsanoğlu için en ağır imtihan evlât husûsunda da Hakk’a itaat ve teslîmiyetin âbidesi olmuştur. Evlât, neslin devâmıdır insanoğlu, evlâdına karşı düşkündür. Zira evlât, anne-babanın parçasıdır.
oğlu İsmâil’i (a.s.) Allah için kurban etmesi emredilen İbrahim (a.s.) imtihanların en ağırına tutuldu. Hem kendisinin, hem de oğlu İsmâil’in (a.s.) rızâ ve teslîmiyetinin mükâfâtı olarak, Cebrâil (a.s.) Allâh’ın emriyle cennetten bir koç indirdi. Onların fedâkârlık hâtıraları, kıyâmete kadar devam edecek olan îman nesline ibâdet olarak hediye edildi.kurban ibâdeti Hak uğrunda candan fedâkârlık göstereceğine dâir, kulun Rabbine söz vermesidir. kurban, takvâ imtihanını kazanabilmek, Hakk’a itaat ve teslîmiyetimizi tescillete bilmektir.

“Onların ne etleri ne de kanları Allâh’a ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvânız ulaşır…”*(el-Hac, 37) buyrulmaktadır.

İki melek dâimâ niyâz eder: «Yâ Rabbî! Fakirlerin ihtiyacını gören cömertleri doyur, onların verdikleri her dirheme karşılık, yüz bin dirhem ihsân et…»
Hele canını verene, boğazını uzatıp Yaratan’a kurban olana…

O kimse, Hazret-i İsmâil (a.s) gibi boğazını uzatmış, Allah yolunda kurban olmaya hazırlanmıştır. Fakat Allah, o boğazı kestirmez.”

“Sen, Allah rızâsı için ekmek verirsen, sana da ekmek verirler. Allah uğruna canını verirsen, sana can bahşederler.”

“Hakk’ın cömertliğini görseydin, nasıl olur da canını esirgerdin? Canın için nasıl olur da bu kadar gamlanırdın? Irmağın kıyısında durup da suyu esirgeyen, ırmağı göremeyen kalbi kör kişidir.”

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09.07.2018   #4
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.247
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Peygamberler diyarı

Kaynak mumsema.org

Hz. İbrahim ile ilgili kısa kıssalar*

Hazreti İbrahim a.s misafirleri çok severdi ve evine misafir çağırmaktan, ikramda bulunmaktan lezzet alırdı yolculara iyi davranır Onları evine davet eder, yiyecek ve içecek verir, yatacak yer gösterirdi. Her sabah. Evinin yanındaki yolda durur yolcuları beklerdi.Onları görür görmez ikramda bulunmak için evine davet ederdi. bu onu mutlu ederdi. Bir günü misafir olmadan geçtiğinde rahatsız olur, evinde bir yolcu ağırlamamışsa yemeğe dokunmazdı.yoldan üç gün yolcu geçmedi. Hz. İbrahim"i (s.a.) üzdü. bıkmadan ümitle bekledi
Günler sonra bir adam göründü yolda. Hz. İbrahim çok sevindi yemeğe oturduklarında Hz. İbrahim Bismillah" dedi, yaşlı adam hiçbir şey demedi

Hz. İbrahim yaşlı adama sordu neden yemeğe besmeleyle başlamadın? rabbimiz Rahman ve Rahimdir Sunduğu rızka şükredmemiz gerekmezmi Yaşlı adamın Benim dinimde bu yok" ben Mecusiyim. ateşe tapanım diyince Hz. İbrahim adamı kovdu. Hz. Cebrail, Hz. İbrahim"e Allah"ın kendisine inanmayan adamı 70 senedir rızıklandırdı sen bir öğüne dahi tahammül edemedin diyince. Hz. İbrahim hatasını anladı ihtiyara koştu, ve evinde yemeğe ikna etti.*


Kur'ân-ı kerîm'de ismi bildirilen peygamberlerden, ülülazm adı verilen altı peygamberden biridir olup, Keldânîlere gönderilmiştir. efendimizden sonra peygamberlerin ve insanların en üstünüdür.Allahü teâlâ ona Halîlim dostum buyurduğu için Halîlullah veya Halîlürrâhmân olarak bilinir..İbrâhim aleyhisselâm,peygamber efendimizin dedelerindendir. Keldâni memleketi Bâbil'in doğu tarafında ve Dicle ile Fırat nehirleri arasındaki bölgede doğdu.Yüz yetmiş beş yaşındayken Kudüs'te vefât etti.İbrâhim aleyhisselâmın Âzer ile üvey babası ve amcasıydı putperestti.Geçimini put satardı Peygamberimizin baba ve dedeleri Âdem aleyhisselâmdan beri hep mümindi.Kur'ân-ı kerîm'de meâlen;" Sen,yani senin nûrun,hep secde edenlerden dolaştırılıp,sana ulaşmıştır." (Şu'arâ sûresi:219)buyrulmaktadır

hadîs-i şerîfte "Benim dedelerimin hiçbiri zinâ yapmadı.Allahü teâlâ,beni temiz babalardan,temiz analardan getirdi.Dedelerimin iki oğlu olsaydı,ben bunların en hayırlısında,en iyisinde bulunurdum."buyuruldu. Peygamber efendilerimizin anaları ve babaları arasında bulunmakla şereflenen bahtiyarların hepsi,zamanlarının ve memleketlerin en asîl,en şerefli,en güzel ve en temiz kimseleriydi. Hepsi de aziz ve muhteremdi İbrâhim aleyhisselâmın babası Târûh da mümindi inanmıştı.Kötü ahlâktan, âdî ve çirkin sıfatlardan uzaktı.Nûh aleyhisselâmdan çok sonra Bâbil'de hüküm süren,yıldızlara ve putlara tapan Keldâni kavminin Nemrûd, insanları putlara taptırıyordu. Rüyâsını,mineccimler;"Doğacak erkek çocuğun yeni bir din getireceği ve onun saltanatını yıkacağı." şeklinde tâbir etti

,Nemrûd yeni doğan erkek çocukları öldürüp hâmile kadınların hapseddi hazret-i İbrâhim'e hâmile olan annesi,amcası Âzer'le evliydi.kocasına da;"Çocuk doğunca oğlan olursa,kendi elinle Nemrûd'a teslim eder mükâfât alırsın"dedi.Annesi zamanı gelince bir mağarada doğum yaptı Âzer'e çocuğun öldüğünü söyledi.Oğlunu mağarada gizledi ve büyüttü.Yanına gittiğinde onu doymuş görürdü.Parmaklarından süt ve bal gelirdi.Allahü teâlâ Cebrâil aleyhisselâmı göndererek gıdâları Cennet'ten parmaklarına akıtırdı.İbrâhim aleyhisselâm ,mağaradan çıkınca,güneşe,aya, yıldızlara ve kâinâta bakarak bunları yaratanın eşi ve benzeri olmayan bir yaratıcının olduğunu anladı.Keldâni kavmine gelerek,taptıkları putların ve yıldızların ilâh olmadığını,anlayabilecekleri açık delillerle anlattı.

Bâbil halkı çocuk yaşta putlara karşı çıkan hazret-i İbrâhim'i üvey babası Âzer'e şikâyet etti .Âzer, İbrâhim aleyhisselâmı azarlayarak vazgeçmesini istediyse de İbrâhim aleyhisselâm aldırmayıp delil isteyin göstereyim.Bana hidâyet veren, doğruyu gösteren Allahü teâlâ beni sizden ayırdı.Sizin sapıklığınıza düşürmedi.Sizi ve putlarınızı sevmiyorum." dedi.Putlara tapmanın mânâsız olduğunu Âzer'e söyledi.Âzer hiddetlenip İbrâhim aleyhisselâma uzaklaşmasını istedi.Genç yaştayken Keldânî kavmine peygamber gönderilen kendisine on sayfa kitap verilen İbrâhim aleyhisselâm,Allahü teâlânın emriyle büyük-küçük herkesi Allahü teâlâya îmâna çağırdı.İnsanlara tebliğde bulundu putların mânâsız ve âcizliğini,onlara tapmanın sapıklık olduğunu göstermek istedi.

Keldânî kavmi,bayram yapmak üzere bir toplandı.İbrâhim aleyhisselâmın üvey babası puthânenin bekçisi Âzer onu da bayrama gitmeye zorladı.İbrâhim aleyhisselâm hasta olduğunu söyleyerek bayrama gitmedi ,yetmiş putun bulunduğu puthâneye girdi.balta ile putları kırıp.parçaladı .Sadece en irisini kırmadı ve baltayı onun boynuna astı Keldânî kavmi putların parça parça edildiğini görünce Bu işi,İbrâhim yapmıştır,diyerek onu yakalayıp halkın önünde sorguladılar." Ey İbrâhim! Putlarımızı sen mi kırdın?" deyince,İbrâhim aleyhisselâm,bu işi Ben varken küçük putlara niçin tapıyorlar!" diyen iri put yapmıştır,ona sorunuz." deyince,putperestler;" Putlar konuşmaz dediler İbrâhim aleyhisselâm;"O hâlde kendilerini kırılmaktan kurtaramayan,size faydası olmayan bu putlara ilâh diyerek niçin tapıyorsunuz?Hâlâ akıllanmayacak mısınız Size ve taptığınız putlara yazıklar olsun!" dedi

Putlarını İbrâhim aleyhisselâmın kırdığını anlayan Keldânî kavmi,onu hapsetti Durumu ilâhlık iddiâsında bulunan kralları Nemrûd'a bildirdiler
Nemrûd, İbrâhim aleyhisselâmı getirmelerini emretti. İbrâhim aleyhisselâm Nemrûd'u Allahü teâlâya îmân etmeye dâvet etti.Nemrûd, reddettiği gibi, İbrâhim aleyhisselâmın kendisine secde etmesini istedi.Secde etmeyince,hapsettirdi ateşte yakılmasını emretti.Günlerce yığılan odunlar ateşlendi. hazret-i İbrâhim'i mancınıkla ateşe attılar.Ateşe atılırken;"Hasbiyallah ve ni-mel vekil",Hz ibrahim "Bana Allah'ım yetişir. O ne iyi vekildir, yardımcıdır." dedi.ateşe düşerken Cebrâil aleyhisselâm gelip;"Bir dileğin var mı?diye sorunca ,Rabbim beni görüyor, biliyor." dedi.O Kur'ân-ı kerîm'de övülüyordu;"Allahü teâlâ,Kur'ân-ı kerîm'de ateşe; "Ey ateş! İbrâhim'e karşı serin ve selâmette ol!" (Enbiyâ sûresi diye emretti.Ateş
yemyeşil bir bahçe kesildi. Cebrâil aleyhisselâm kendisine arkadaş oldu Cennet nîmetleri ile doyuruldu.Ateşte yedi gün kaldığı rivâyet edilir.

Ateş sönünce mûcizeyi gözleriyle görenlerden kardeşi Haran,amcasının kızı ve hanımı hazret-i Sâre ve bâzı kimseler îmân ettiler. İbrâhim aleyhisselâm ateşten kurtulduktan sonra Keldâni kavmini îmâna dâvet etti.Fakat zâlim Nemrûd ve putperest ahâli küfürden vazgeçmediler.Allahü teâlâ,Nemrûd ve kavmine sivrisinekleri musallat etti.Sinekler onların kanlarını emdiler ve kuru kemik hâline getirdiler.Sineklerden birisi Nemrûd'un burnundan girip beynine yerleşti.Uzun zaman azap ve ıztırap verdi.Habaşını tokmakla döğdüre döğdüre öldü. Allahü teâlâ, tanrılık iddiâ eden Nemrûd'u en âciz mahlûklarından birisi olan sivrisinekle cezalandırdı.

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Peygamberler diyarı murataltug1985 Diger Peygamberler 89 03.03.2018 08:14
Peygamberler ve dereceleri! Tanyeri Aktif Konular 1 30.01.2017 13:35
Aşıklar diyarı YuReK SiirLer 0 29.12.2012 15:52
Sahabeler ve Peygamberler diyarı HiCReT Dini Resimler 0 23.12.2012 22:38
Kur'an'da İsimleri Geçen Peygamberler SıLa Diger Peygamberler 0 03.12.2012 14:34


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları