Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Edebiyat Bölümü > Edebiyat

Sule Yuksel Senler


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Edebiyat - kategorisi altındaki Sule Yuksel Senler isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 20.12.2012   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Lightbulb Sule Yuksel Senler

Mektep insani Sule Yüksel Senler....



Bayanlar Bu ablamizi taniyalim ve duaci olalim lütfen...Ablamizi tanimayan varmi? Yoktur sanirim..
Genc kusaklarin bilinclenmesi konusunda en agir bedelleri ödeyen Mektep insani Sule Yüksel Senler...
Bir cogumuz ablamizi Huzur Sokagi Romaniyla taniriz...Huzur sokaginin bizde ayri yeri vardir.. Ilk 1995'in kasim ayinda akra fm de arkasi yarin programinda sesli olarak, gözyaslari icerisinde esimle beraber dinledik huzur sokagini...Izine gidince ilk isim o Romani almak oldu... Bir cok kisinin okumasina vesile olduk,ve bu kitabin sayesinde örtünen bir cok kardesim oldu..
Genc kusaklarin sevgilisi cok kiymetli ablamiza Allah'tan acil sifalar diliyorum...
EL SAAFIYYU Hürmetine insaAllah...
Mücahide kadin Sule Yüksel Senler...

Ablamiz "sizler benim hayallerimsiniz" dedigi bizler cag ögretmenine gönülden dua edelim insaAllah...

Allah'im ablamiza acil sifalar ihsan eyle.Onun tasidigi mesaleye sahip cikacak kardeslerimizin,yavrularimizin da sayisini artir..Amin...


****








Aslen Kıbrıslıdır

Tarih 29 Mayıs 1938. Kayseri. Şule Yüksel dünyaya geldi.
Küçükken ailesiyle birlikte İstanbul'a göç etti. Öğrenimini ortaokul ikinci sınıfta bıraktı.Bir terzinin yanında çalışmaya başladı.O bunun ileride kendi başörtüsü modelini yaratmasına yol açtı. 21 yaşında gazetecilik yapmaya başladı. 1965'te görüntüsü ile düşüncelerinin uymadığını düşünerek tesettüre girdi.



"Bir dava ki...
Bir deli sevdadır sardı başımı,
Bu ufuklar bana dar gelir gayrı!
Zehir ettim ekmeğimi aşımı,
Vuslatı beklemek 'zor' gelir gayrı!"

Takıldım peşine uçar giderim,
Bütün batıllardan kaçar giderim,
Atiye ümitler saçar giderim...
Eli bağlı durmak, ar gelir gayrı!


Öyle bir dava ki, aşık olmak az,
Mecnun olmak gerek ki duyulsun haz,
Leyla'lar yapsa da binbir naz, niyaz,
Bize Mevla yolu, yar gelir gayrı!


Gönlüm deli dolu sığmaz kabına,
Dileğim yücelir Mevla katına
Kurban olam doksan dokuz adına
Aşkın yüreğime nar gelir gayrı!


Ne makam, ne mevki, ne şöhret, ne şan,
Ne mal-mülk, ne servet, ne lüks, ihtişam,
Aç bîilaç gezerken Resul-i Zîşan;
Kuru ekmek bana kar gelir gayrı!





Bu mısralar 1971 yılında Bursa Cezaevi'nde kaleme alınmıştır. Yazdığı bir yazısından dolayı dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ı eleştirdiği gerekçesiyle hapse mahkum olmuş gazeteci Şule Yüksel Şenler'e ait bir şiir. Bursa Cezaevi'nde yattığı süreçte ikinci ayında Cumhurbaşkanı'nın affına mazhar(!) olduğu halde, bu affı kabul etmeyerek cezasını sağlığı elvermediği koşullarda yatmaya devam etmiştir...

Şule Yüksel için "ömrünü inandığı davasına adamış bir direnişçi" demek tek başına yeterli olmasa gerek. Zira o hem bir sanatçı, hem bir aktivist, hem bir davetçi olarak herhangi bir tanımlamayla tarif edilebilecek birisi değil. Bana sorulduğundaysa en kısa cevabı veriyorum. "Şule, Şule'dir!"... O, tarif edilemez!

Onu en güzel ifade edebilecek renk tonu öyle zannediyorum ki yalnızlığıdır. O en önde koşan bir maratoncu gibi milyonların kendisini ancak açıkara ile takip edebileceği bir idealisttir. Ardında herhangi bir parasal veya kurumsal destek olmadan, hiçbir cemaat ya da grubun sponsorluğunu da almadan, tek başına koşan, yazan ve haykıran bir alevdir... Bir kibrittir Şule Yüksel, ilk kibrit, ilk kav, ilk sürtünme, ilk itiraz, ilk yangın, ilk ışık, ilk aşk...

Uzun yıllar toplumumuz üzerine tatbik edilen, o kusursuz kapatıcı ve o yekpare soluk kesici haliyle "kutsal karşıtlığına" dayanan projeye, sağ işaret parmağını havaya kaldırarak soru soran bir cesur yürektir... Bir kadın, üstelik de tek başına... Hz. Meryem'in annesi geliyor aklıma; hani doğacak çocuğunu, erkek beklerken kız gördüğünde şaşırarak söyler ya; "ama kız, erkek gibi değildir"... İşte öyle zannediyorum ki, aynı anne, Şule'yi görseydi de benzer şeyler söylerdi... Yani; tek başına bir kadın ne yapabilir ki? İşte o tek başına kadın, o koskoca mermerin bağrında açan bir kar-delen çiçeği gibi, hatta buz-delen, kaya-delen tavrıyla, hoyratça tatbik edilen Türk Modernleşmesi projesini sarsacak, gerçek bir medeniyet sorusudur zamanlara yöneltilmiş...
Şule; bir hatırlayıştır, mankurtlaştırılmış nesillere, yeniden annesini, yeniden ruhunu, yeniden kim olduğunu fısıldayan bir rüzgarın tâ kendisidir Şule Yüksel... O, dünyada tanıdığım en güzel rüzgardır. Rüzgarımdır. Rüzgarımızdır...

Onun parlak ve yükseltilmiş alnında zeka ve cesareti, imanı gibi sapasağlam bir çağrıya dönüşmüştür. Alnının hemen altında, mütecavizlere karşı gerilmiş iki sağlam ok gibi duran kaşlarından, bugün bile bakınca Allah vergisi bir sanatın keskin ışıması okunuyor... Ve gözleri! İki ateş, iki okyanus, kendine kör ama inananlara ikram edilmiş, hibe dilmiş bir hayatın mührü gibi o inanılmaz gözler... Kendisi sussa, takatten düşüp kesilse sesi, gözleriyle devam ettirdiği bir davet yolu... Ve eller, o ufacık ama mana aleminde dersini ve öğretisini belki meleklerin arşı kaplayan kanatlarıyla yarıştıracak kadar azimli, sanatkar, fedakar eller...
Rabbimiz nehirleri, yıldızları ve dağları insanlara yollarını bulmak üzere birer işaret nimeti olarak verdiğini söylüyor Kitabımızda. Nehirlerle dağlar, yeryüzünün, yıldızlarsa göklerin alınyazısı gibi çakılı...

İşte Şule de, tüm mazlum Doğu'ların sabırlı ve emektar bir nehri, sığınılacak bir dağı ve yol arkadaşı mahiyetinde yıldızı olarak, bizim alınyazımızdır. Bizim haritamızdır Şule... Yusuf'u kurttan koruyan merhamet kuyusu, Eyyûb'un o ciğerdelen acısının şifa bulduğu çeşme, Musa'yı sırtında taşıyan Nil, çorak çöldeki Zemzem neyse, Şule de bize odur! Şule, Seher Yıldızı'dır...

"Sizler benim hayallerimsiniz!" dediği bizler, bu çağ öğretmenine hiç olmazsa canı gönülden dua ederek evlatlık vazifemizi yerine getirelim... Onun demir parmaklıklar arkasında Bursa Cezaevi'ndeki kırık penceresinden bakarkenki fotoğrafını, bir kere daha öptüm dün gece... Çalışma masamdaki resmini, kütüphaneme astım.
"Ablacığım, sen de bizim çocukluk duamızsın"... Hangimiz Şule olmak istemedik ki? Bugün "Şule olan kimdir, kalksın ayağa" deseler, milyonlarca kadın ayağa kalkarak hep bir ağızdan şöyle bağıracaktır: "Evet, Şule Yüksel Şenler benim, Şule Yüksel burada!"...


Sibel Eraslan



eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları