Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > GeneL KonuLar > GünceL HaberLer

Yeni Türkiye yolunda 2014 yılı


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki GünceL HaberLer - kategorisi altındaki Yeni Türkiye yolunda 2014 yılı isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 31.07.2014   #1
Üye
fetih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Jul 2014
Üye Numarası: 439
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 12
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: fetih is an unknown quantity at this point
Standart Yeni Türkiye yolunda 2014 yılı

DEĞİŞEN TÜRKİYE
· Osmanlı gerilerken Fransa’da bir ihtilal ortaya çıktı. Bu herkes kendi topraklarında kendi devletini kursun kendi topraklarına sahip çıksın anlayışıydı. Bu sahiplenme duygusunu veren İblis’di. Fransız ihtilali ile kardeşliğe bir savaş açıldı. Her beldede o bölgeyi sahiplenenler kendi ülkesini kurdu. Irk ve köken üzerine kurulu ulus devletler ortaya çıktı. Fransız ihtilalinin o dönemlerinde ulus devlet algısı özgürlük ve cumhuriyet adıyla servis edilmişti. Bugün dünyadaki tüm savaşların bu ayrımcılık olduğunu gördük. Halklara zulmeden vesayetçi tekel yönetimlerin varlığını gördük. Haksız yere topraklara sahiplenerek köktencilik yapanlar şeytanın yolunu tercih etmişlerdir.
· Irkçılık ve sahiplenme Osmanlının yıkılışıyla Anadolu’ya giren bir beladır. Sadece Anadolu’ya değil dünyanın her yerine yayılmış salgın bir hastalıktır. Fransız ihtilalini çıkaranlar bu anlayışı benimseyenler inançsızdılar. Köken üzerinden beldeleri toprakları sahiplendiler. Yönetimleri devletleri sahiplendiler. Devletler üzerinden halkı sömürdüler. Osmanlı yıkılırken kardeşlik, barış, adalet, uzlaşmacı ve çözümcülük de yıkılmıştı. Yeni anlayışlar yeryüzünü çok kötü hale getirdi. Sürekli uzlaşmayan, birbirlerini suçlayan milletler, yeryüzü barışın olmadığı silahlanmanın ve savaşın olduğu kötü bir dünyaya döndü.
· Tanzimatçılar, jön Türkler, ittihatçılar, yeniçeri ayaklanmaları, Anadoluya soykırım (kurtuluş savaşı) ve TBMM’nin kurulması hep birbirini takip eden inançsızların egemen olma aşamasıdır.
· Cumhuriyet döneminde iletişim olmadığı için bilgi paylaşılmadı. Yalan ve uydurma haberlerle insanlar aldatıldı. Halk tek merkezden bilgi alımı nedeniyle cahildi, gerçekler de gizlendi. Milli mücadele dedikleri aslında dini mücadeleydi. İnançlı Anadolu halkı yenik düşünce Anadolu’ya yeni hükümet kuran dinsizler sahiplendiler. Onlar batılı güçlerin etkisiyle savaşla ve zorbalıkla TBMM’yi kurdular.
· Cumhuriyet dönemindeki mücadele milli mücadele değildi ‘dini mücadele’ idi. Milli mücadele söylemini sonradan uydurdular. Anadolu halkı çok yapılıydı. Ne sadece Türkler ne sadece Kürtler vardı, Çerkez Ethem’in çerkezleri de vardı. Ve diğerleri de. Yaşananlar bir İslam mücadelesiydi.
· Atatürk yurdumuzu düşmanlardan kurtarmadı. Tam tersi düşmanlar ile işbirliği yapıp onlar adına yeni bir hükümet ‘devlet’ kurdu. İngilizler baktılar ki sadece savaş ile olmuyor kendilerini temsil edenlerle bir hükümet siyasi idare kurmaya karar verdiler. TBMM’yi İngiltere ve Rusya kurdurdu. İstanbul hükümeti inancı; Anadolu hükümeti inançsızlığı temsil ediyordu. ‘On yılda on beş milyon genç yarattık her yaşta.’ şarkısı bu inançsızlığın temsil şarkısıydı.
· ABD ve ingilizler Atatürk’e yeni hükümeti kurdurdular. Yalan bir inkılap tarihi yazdılar. Yeni bir nesil doğmnasın diye herşeyi değiştirdiler. Giyimden, öğretime, yemeden lisana kadar herşey değiştirildi. Ve sonrasında yeni gelen nesiller hep yalanla aldatıldı ve uyutuldu. On yılda onbeşmilyon genç yarattılar. İnançsız bir nesil oluşturmaya çalıştılar. Doğruluk ve iyilik yiyici dünyacıların hiç hoşlanmadığı şeydi. İyi liderler ve halk yanlısı kişiler sürekli bastırıldı ve öldürüldü.
· Tarihten bu yana bütün haçlı seferlerini Anadolu halkı durdurmuştur. Son haçlı seferi cumhuriyet döneminde Anadolu halkına soykırım yaparak gerçekleşti, yok etmek istediler. Ve yok ettiler de. Ama herkesi öldüremediler. Sonra taraftarlarına kendileri adına bir hükümet kurdurdular. Ülkenin yasalarını, sosyal yapısını, dinini, lisanını dahi değiştirdiler. Halka dayalı uydurma bir inkılap tarihi yazdırdılar. Cumhuriyet dönemi tarihi, koca bir yalandır. Tam bir din düşmanlığı dönemidir.
· Atatürk ilke ve inkılapları din karşıtı islam karşıtı yasalardı. Dinin kökünden sökülüp atılmasına yönelik devrimlerdi. Altı ok imanın altı şartına atılmış oklardı. Şeytanın yandaşları Allah’a karşı saf tutmuştu. Anadolu’da inançsızlar birleşik krallık ve Rusya’nın bayrağıyla hareket ediyordu. Kılık kıyafet yasasıyla giyim tarzını dayattılar. Sokağa eski elbiseleriyle çıkamaz oldular. Tevhidi tedrisat ile eğitim şeklini değiştirdiler. Tekke ve zaviyelerin kaldırılmasıyla inancı yıktılar. Şapka kanunu ile İngilizlerin dinsiz modernliğini övdüler. Lisanı değiştirerek insanları Kuran’dan uzaklaştırmak ve kültüründen kökeninden koparmak istediler. Hoş bir ara şaşkınlıkla ibadeti de Türkçe’ye çevirdiler. Baktılar ki dini anlıyorlar, öğreniyor ve yaşıyorlar hemen tekrar Arapça lisana geçirdiler. En iyi ibadet kendi lisanında yapılandır. Sonra Allah’a ve dinine karşı yasalar yapıldı. Bunlara da çağdaşlaşmak için inkılap dediler. Atatürk ilke ve inkılaplarının özünün ne olduğunu bilseydiniz yapılanlara ve baskılara öfke duyardınız. O dönemde imamların asılması, kuranların kütüphanelerin yakılması daha bilmediğiniz nice işler yaptılar. Amaç dini gösteren tüm öğelerin Anadolu’dan kazınmasıydı.
· 100 yıl Anadolu sömürge altındaydı. Lozan antlaşmasıyla çok gizli bilgiler saklanmıştı. Türkiye’ye kabul ettirdikleri gizli maddelerin içindeki en etkili madde Türkiye, İngiliz ve Amerikan mandalığında hareket edecektir. İfadesiydi.. Amerikanın istekleri ve çıkarlarıyla hareket edileceği ve Türkiye’nin siyaseti ABD’nin isteklerine uygun yürütülecekti. Artık Lozan miyadını dolduracak. Küresel güçlerin çıkarlarına göre hareket edilmeyecektir. Lozan’ın hükümleri tamamen kalkacaktır.
· Türkiye’de doğu Anadolu’da Kürtçülük yapıp sokaklarda şiddet olayları yapanlar ile orta Anadolu’da Türkçülük yaparak sokaklarda şiddet olayları yapanlar arasında ne fark vardır. İkisi de terörizmdir. Ülkücüler de pkklılar da terördür. Yeni çağda artık ırkçılık terörizmdir. Halklar barış sürecinin getirdiği barış havasını çoktan benimsemiş. Herkes barışa sevinirken birileri hala düşmanlık gütmekte ve savaşı istemektedirler. Barış, eski düzenden çıkar sağlayanların hoşuna gitmiyor. Onlar hakkı Allah’ı ve dini sevmiyorlar. Allah’ın kanunlarını reddediyorlar. Kötü kazanmayı yol edinmişler bu nedenle hakkın karşısında bile bile duruyorlar.
· Menfaat aşkı ve sahiplenme duygusu batıl ve kötü dürtülerdir.Topraklara ve kaynaklara haksızca sahiplenmek şeytani bir yoldur. Haksızlığın ve zulmün başlangıcıdır. Sadece bir şeyden siz faydalanmayı arzularsanız başkasının hakkına zarar verirsiniz. Sizin olmayan mülklere sahiplenirsiniz. Irkçılıkların ve ulus devletlerin özünde bu sahiplenme vardır. Başkalarını ve halkı reddetmek şeytani bir yoldur. Devlete sahiplenenler varlıklarını korumak için çoğunluk halka zulmeder.
· Türkiye Türklerindir deyip sahiplenme duygusuyla hareket edenler ile bu ülkeyi biz kurduk biz yaşatacağız diyenler birbirinden farksızdır ve Tanrı’ya karşı saf tutmuş anlayışlardır.
· Ülkeyi sahiplenen Türkçüler, Tayip Erdoğan ne yaptı, ülkeyi sattı, diyorlardı. Devleti tekellerinde tutup orta sınıf halka zulmediyorlardı ve devletin kaynaklarını sömürüyorlardı. Ülke kaynaklarını tekellerinde tutarak vesayete ve saltanatlarına zemin hazırlıyorlardı. Amerika neden güçlü ülkedir, çünkü küresel sermaye oradadır. Türkiye’ye de küresel sermaye gelmeli ve özelleştirme daha da artmalıdır. Refah adalet ve özgürlük ve kalkınma bu şartlar altında gelişiyordu. Gerçekten iş yapan, çalışan ve kazanan şirketler gelişime ve düzene fayda sağlar. Temiz kazancı düşünenler rekabet ortamı yaratır ve büyümeyi sağlar.
· CHP zihniyeti ‘cumhuriyeti biz kurduk demekle’ aslında Cumhuriyeti değil bu ülkeyi ve bu devleti biz kurduk demektedirler.Cumhuriyeti onlar kurmadı bu koca bir yalan hatta cumhurla mücadele ettiler. Halkın tepkilerini isyan olarak nitelediler. Zorbalıkla halkı bastırdılar. Cumhura düşman oldular. Onlar halka karşıydılar. Bir taraftan CHP zihniyeti bu ülkeyi biz kurduk desin, MHP Türkiye Türklerindir desin, BDP zihniyeti doğu bizimdir desin. Tüm bunların hepsi yıkılan Osmanlının ardından ortaya çıkan şeytani akımlardır. Bu batıl fikirler menfaat ve sahiplenme temeli üzerine kurulu Fransız ihtilalinin etkisini taşıyan ayrımcı ve bozguncu bir anlayışın ürünleridir. Osmanlının çöküşüyle hak, adalet ve barışta küresel ortamda çöküşe uğramıştı. Tam bu dönemde ayağa kalkan bu kötü güçler meydana çıkmıştı. Günümüzde Türkiye’de Erdoğan ile Osmanlı hareketi tekrar canlandı. Yani barış, adalet, özgürlük ve kardeşlik yeniden ortaya çıkmaya başladığı için bu üç kötü kuvvet muhalif olarak aynı safta mücadele etmektedirler.
· Menfaat anlayışı yıkılıyor. Yönetimlerde menfaatini düşünenler barınamayacak. Örneğin Türkiye’de menfaatini düşünen Gülen cemaati halkın gözünden düştü ve kaybeden oldu. Emniyet, yargı ve devletin çeşitli organlarında menfaatini düşünenler tarafından yapılanmalar olmuştu. Bu anlayışın batıl bir yolda olduğu anlaşıldı. Çıkarları doğrultusunda hareket ettiği görüldü. Türkiye’de ve dünya da halklar, menfaatlerini düşünen yöneticilere ve onların azınlıktaki taban halklarına izin vermeyecek. Halka hizmet edenler, şahsi çıkarlarını düşünmeyenler gözde olacaktır.
· Osmanlının dağılışıyla meydanı boş bulan şeytan ırkçılığı ve ayrımcılığı yaymıştı. Fransız ihtilali 1890 larda Anadolu’ya geldi. Anadolu’ya ayrımcılığı ilk getiren Ziya paşadır. Ziya paşa Fransız ihtilalinin akımını Avrupa’da Fransa’da eğitim alarak öğrenmişti. Irkçılığı ve ayrımcılığı Anadolu’ya yaymak için gelmişti. Osmanlı yıkılırken Türkçülük kullanıldı. Bir taraftan Türkiye Türklerindir diye Türk ırkını yüceltici değerler ile devlete sahiplendiler. Diğer taraftan cumhuriyete sahip çıktığını söyleyen inançsızlar devlete sahip çıkmıştı. CHP ve MHP anlayışı Osmanlının çöküşüyle ortaya çıkan gog ve magog anlayışıdır. Gog dünyacı dinsiz, Magog çıkarcı ayrımcıdır. Her ikisi de dünyaya ve mala sahip olmak için bozgunculuk eder ve savaş taraftarıdır. Bu anlayış dünyanın her ülkesine ulaştı ve yeryüzüne yayıldı.. Ortaya çıkması Fransız ihtilali ile başlar ve her ülkeye zamanla gelir yerleşir. Çünkü bir krallık hemen yıkılmaz. Osmanlının yıkılışı 250 yıl sürdü. Bu süreçte kıtalara, ülkeleri gidişi değişik hızlarda oldu. En son bu ayrımcılık Anadolu’ya geldi. Ayrımcılığın ilk yıkılışı da Anadolu’dan başladı.
· Küresel bozguncuların Türkiye’deki anlayışı chp zihniyetidir. Yalan, kirli planlar, yolsuzluk ve baskı üzerinden Türkiye’yi yönetmişlerdi. Çoğunluk halkı eskisi gibi baskı ve yalanlarla aldatamayınca insanları sokağa şiddete çağırıyorlar. Cumhuriyet mitingleri, gezi olayları, gazi mahallesi olayları gibi tüm şiddet olaylarını chp anlayışı organize ediyor. Ancak halktan destek bulamıyorlar. Kaybettikleri Türkiye egemenliğini geri alma saplantısı ne kadar şeytanidir. Hem de şiddet, baskı ve savaş isteyerek. Halka hizmet için mi varsınız yoksa yönetime sahip olmak ve sömürmek için mi. İnanın bu konu incelendiğinde ve iyi analiz edildiğinde karşınızda şeytanı bulursunuz. İşte CHP anlayışı din düşmanlığını ve şeytanın yolunu tutmuştur. Din, insanların huzur ve adil şekilde yaşaması için uyması gereken kurallardır. Küresel bozguncular ve CHP bu anlayışın karşısındadır. İşte şeytan bu nedenle öfkeli ve şiddet istiyor. Ama bakın TANRI var. Bunların sonu hüsran olur. Tanrı mazlumlara ve iyilere sahip çıkar. Tanrı dinine ve halkına sahip çıkar. Ne oyundur bu yaşananlar ne de eğlence.
· Tayyip Erdoğan’a muhalifler olanlar öncelikle şunları düşünmektedirler. Erdoğan’a muhalif olanlar herşey serbest olsun diyen sınırsız özgürlükçülerdir. Ama bilirsinizki sınırsız özgürlük topluma ve insanlığa zarar verir. Yasalar bu nedenle vardır. Yani muhalifler yasasızlığı, suç işlemeyi istemektedirler. Tayyip Erdoğan’a muhalifler temel hak ve özgürlükler ve nihayetinde demokrasi elden gidiyor düşüncesindedirler. Muhaliflerin gözünde Twitter’ı kapatan, kızdığı şirketlere vergi cezası uygulayan, gazetecilerin gözaltına alındığı, işadamlarının sürekli tehdit edildiği, sokak gösteri yapanların biber gazı ile tomalarla kovalandığı bir ülke demokrasi değil diye düşünüyorlar. Böyle düşünen muhalifler bu gidişata bir dur demek hissiyatındadır ve varoluşsal bir mücadele vermektedirler. Ama gerçekte iş öyle düşündükleri gibi değildir. Temel hak ve özgürlüklerde abartı, yasasızlığı doğurmaktadır. Sınırsız özgürlük ile başkalarının haklarına zarar vermemeyi sağlamak için yasalarla temel hak ve özgürlükler garanti altına alınmalıdır. Bunlar her şey serbest olsun tüm suçları işleyelim düşüncesiyle hareket etmektedirler. Yeryüzünde yasalar neden vardır. İnsanlar toplum ve bireyler zarar görmesin diyedir. Yoksa yasalar olmasaydı, insan öldürmek, haksızlık, hırsızlık, gasp zina her şey yaşanırdı. Özgürlük sınırsızlaşırsa kanunları hiçe sayardı. İşte muhalifler bunu anlayamıyorlar. Çünkü onlar inanmıyorlar ve dünyacılar. Sınırsız özgürlük ile zarar vermeyi istiyorlar. Dinsizce istek olan bu durum şeytanın yoludur. Kısıtlama istemeyen ve bütünün güvenliği için yasa tanımayanlar sadece inançsızdırlar. Bu durum zalimliğin göstergesidir.
· MHP lideri Bahçeli bir konuşmasında ‘Kürt kardeşlerimize sahip çıkacağız.’ diyor. Bir taraftan Türkçülük yapıp Kürtçülüğe karşı çıkacaksınız diğer taraftan Kürt kardeşlerim deyip tezatlığa düşeceksiniz. Bu durum aynı Kılıçtaroğlu’nun ‘Başörtülü kardeşlerim’ dediği gibidir. Bir taraftan başörtü yasaklarını getirten, din düşmanlığı yapan olacaksınız diğer taraftan Başörtü açılımı yapıp başörtülü kardeşlerime sahip çıkacağız diyeceksiniz bu ne perhiz ne lahana. Kimse kanmıyor bu yalanlara tam bir saçmalık yaşanıyor. Kimi aldatıyorlar halkı mı kendilerini mi.
· Günümüzde ırkçılık ve batıl anlayışlar yok olurken sokak olayları can çekişmenin göstergesidir. Sokak olayları azalarak devam edecek ve doğru fikirlerin yeni anlayışların zamanla oturduğuna işaret olacaktır.
· 30 Mart 2014 seçimlerinden sonra seçimi manüpile edecekler. Sahte oy pusulaları çöpte, oy kaçırma, oy kaydırma gibi çok spekülasyonlar yapılacak. Şiddetin doğması için halkları iyice birbirine düşman edecekler. Stres düşmanlık ve çatışma hat safhaya çıkacak. Ama hiç beklemedikleri bir şey olacak. İkinci bir değişim dalgası gelecek. 2008 ile 2012 arasındaki dünya değişiminin bir değişik versiyonunu 2015-2019 arasında göreceğiz. Bu değişim ilkine göre küresel çapta daha kudretli ve daha yıkıcı olacak..
· ‘Hırsız Tayyip’ diyerek milleti öfkelendirdiler. Şeytana uyarak çirkefçe kışkırtıcı bir yol takındılar.Ancak bu öfke kendilerine tepki olarak dönecektir. Biliniz ki her etkinin mutlaka tepkisi vardır. Yolsuzluk düzmecesiyle gerginlik yarattılar. İnsanları sokağa çağırdılar. Sonrada gerginlik oluşturuyor diye Erdoğan’ı suçladılar. Hem yalan üzerinden kışkırtarak gerginlik yaratıyorlar hem de suçluyorlar. 30 Mart seçimleri sonrasında en küçük şeyleri bile bahane edip ortalığı karıştırmaya çalışacaklar. Amaçları iyileri şiddet ile bastırmaktır. Hem gerginlik kutuplaşma ayrıştırma yapıyorlar hem de Erdoğan’ı bunlarla suçluyorlar.
· 30 mart yerel seçimlerini montajlarla komplolarla değiştireceğini sandılar. Arka arkaya montaj kasetlerle Erdoğan’a komplo kurmuşlardı. Bu halk 12 yıldır Tayyip Erdoğan’ı ve siyasetini biliyor. Halk aldatmacalara ve kirli planlara gelmedi. Halk sandıkta iyi bildikleri insana destek oldu. Seçimlerden sonra sadece iki cephe mücadeleye devam edecek. Maddeciler ile maneviciler. Yani inanmayanlar ile inananlar mücadeleye devam edecekler.
· Mavi marmara ve Suriye konusunda dinsiz CHP’liler gibi Cemaat olumsuz beyanlarda bulunmuştur. Fetullah gülen rengini belli etmiş ve Allah yolunda olmadığını göstermiştir.
· Sokağa çıkarak şiddetle halkı sindirmeyi arzuluyorlar. Ama bu halk geçmişteki tüm olaylarda dini için canlarını vermişti. Bu halk bu davada artık yenilmezdir. Bu halktan önce Tanrı kendini gösterecek. Kurtuluş savaşı sırasında bu halkı yok etmek için gelmişlerdi ve yok etmişlerdi. O zaman tanrı tepki vermemişti çünkü sonrası için daha iyi planı vardı. Tüm insanlığın gerçeklerden haberdar olmasını istemişti. Tanrı şimdi bu halkın yok edilmesine izin vermeyecek. Tam tersi onları yok ederek inançlı Anadolu halkının dirilmesine izin verecek. Çünkü geçmişteki tüm kutsal kitaplar bu dönemi anlatmış ve doğrulamıştır. Günümüzde geçmiş çağların benzeri yaşanıyor. İnançsızların saltanatı yıkılırken hayat felsefeleri olan ‘yaşamak için varız’ anlayışı bitecektir.‘Dünya yaşamına saplantı’ onlara büyük bir yıkım getirecektir.
· Yönetimi ancak şiddet ile ele geçiririz. Başka çaremiz yok dediler. Bu halk susar, korkar diye şiddeti isteyenler büyük zarar görecekler. Bu ülkenin tahrir meydanı taksim olsun. Sokağa çıkın şiddet uygulayın. Her yeri ateşe verin insanları öldürün, sokaklarda terör estirin gibi söylemlerle varlıklarını şiddet ile tutmaya çalışanlar baatılın kaçınılmaz olarak zavallılığıdır.
· Türkiye’de ve dünyada güç sahibi zenginler dünyayı sömürmekte ve yönetmektedir. Değişimleri durdurmak için para harcamaktadırlar. Ama bu harcama onları kurtaramıyor. Türkiye’de koç gurubu gezi olaylarını ve sokak taşkınlıklarını finanse etse de halkın güçlü değişimine karşı koyamıyor. Ve gün geçtikçe erimesine neden olacak. Dünyada da durum böyledir. Güçlü zenginler her ne kadar bölgelerini kurtarmaya çalışsa da kurtaramayacaklar. İnsanlar artık sömürülüp yasasızlıkla yönetilmek istemiyor. Sermaye sahibi küresel güçler kaybedecekler. Kaos düzeninden beslenenler kaybedecek. Değişimi para ve güçle engellemeye çalışsalar da bu durum onların daha hızlı kaybetmelerine neden olacaktır. Değişimin güçlü gelişi bunları bitirecek.
· Ak parti demek halkın egemenliği ve demokrasi demektir.Erdoğan’ın gitmesini isteyenler aslında halkın egemenliğinin gitmesini istiyorlar. Erdoğan’ı öldürmek isteyenler halkı öldürmek istiyorlar. Tüm muhalifler Erdoğan’a karşı birlik etmişler yıkmaya çalışıyorlar. Kötülerin elbirliği etmesi eski saltanatlarını kaybetme korkusu nedeniyledir.
· Türkiye’de dinleme skandalları yaşandı. Başbakan Erdoğan’ın her konuşması dinlenmiş. Oğlu ile konuşması bile yayınlandı. Bu ulusal güvenlik sorunudur. Milli güvenliğimiz tehlikede demektir. Bir ülkenin başbakanı cumhurbaşkanı dinleniyorsa düşünün fişlemeyi ve kirli planları yapanları.
· Bilerek hizmetleri engellediler. Her faydalı çalışmayı Anayasa mahkemesine götürdüler. Halka yapılan iyi işlere yasal değil dediler. Yol, köprü, üniversite, havalimanı gibi halka faydalı her işi engellemek için çalıştılar. Çalışmaların, projelerin önüne taş koydular.
· "Çözüm sürecini tüm Türkiye destekliyor. Milletin demokratikleşme özlemi var.. Demokratikleşme paketiyle ülkede durum değişti. Taleplerin büyük kısmı karşılandı. İşte bu birilerini rahatsız etti. 17 aydır şehit haberi gelmiyor. Çözüm süreci siyonistleri, ırkçıları, silah baronlarını rahatsız etti. Kendi sorunlarını çözen bir Türkiye istemiyorlar. İşte Gezi olayları ve 17 Aralık küresel operasyonu bunun göstergesidir. Küresel operasyonun hedefi Türkiye. Oyunun farkındayız.
· Çözüm süreci, Milli İrade Bildirisi, Ergenekon tahliyeleri, illegal dinlemeler, Gezi olayları ve 17 Aralık operasyonu gibi olaylar bilinç değişimine ve küresel gidişatın evrilmesine neden olmaktadır. Belli ki Tanrı insanlığı bir noktaya doğru götürüyor.
· Tutukluluk süresini 5 yıla indiren düzenleme sonrası gelen tahliyeleri ve 13. Ağır Ceza Mahkemesinin tutumunu da değerlendiren Ahmet Gündoğdu, "Unutulmamalıdır ki 13. Ağır Ceza Mahkemesi 7 ayı aşkın bir süredir gerekçeli kararı yazmamıştır. Anayasa Mahkemesi'ne müracaattan bahsediyor. Bu olay dahil son süreçte yaşadığımız tüm olayların ortak bir senaryonun parçaları olduğunu düşünüyorum. Küresel oyun dediğim tam da budur. Türkiye içeriden ve dışarıdan eş zamanlı hedef alınıyor. Gezi, 17 Aralık ve yargı... ‘Büyük Türkiye ideali’ birilerini rahatsız ediyor. Dolayısıyla, burada bir hesap var. Hesapları Türkiye ile... Bunun özelde ise hedefi Başbakan Erdoğan'dır. Başbakanın hedef alınması da İsrail'i kızdırmasıdır, Amerika'yı kızdırmasıdır, "one minute" demesidir. Libya’daki tutumu ve Suriye’yi dillendirmesidir. Mavi Marmara Şehitlerimiz ile terör devleti İsrail'in ilk kez karizması çizilmiş, özür dilemek zorunda kalmıştır. Türkiye, ayrıca tüm mazlumların yanında yer alan bir dış politika benimsemiştir. Rahatsızlık bunlardan dolayıdır" dedi.
· Türkiye’de çözüm süreci ve dünyada Türkiye’nin öncülük ettiği tüm çözüm süreçleri silah baronlarını rahatsız etti. Somali, Suriye, Libya, Irak ve Lübnan’da çözüm süreçlerini başlatan Türkiye, küresel güçler ve küresel silah sektörü tarafından tehdit durumunda görülmüştür.
· Küresel güçler değişimin kendilerine zarar vereceğini gördüler.Bu nedenle Erdoğan’ı durdurmak için yolsuzluk düzmecesi planladılar. Aynı Mısır’da Mursi’ ye yaptıkları gibi yargılamayı ve hükümeti düşürmeyi planlamışlardı.
· Yolsuzluk düzmecesini ve montaj ses kayıtlarını planlayanlar çok aşağılıktılar. Küresel güçlere yalakalık ederek ayakta kalmaya çalışan Gülen cemaatini de kullandılar. Cemaat de küfre düştü. Doğruluk safından ayrıldı. Cemaat ajan siyaseti yapmıştır. Aynı küresel bilinci yönetip nasıl düşünmesi gerektiklerini sağladıkları gibi küresel kamuoyunu yönetmektedirler. Hilelerle ve aldatma siyasetiyle insanların iradelerini çalmaktadırlar. İnsanların çoğu duyduklarına hemen inandıklarından haberin ve olayların kaynağını tam değerlendirmeden direkt inanmaktadır. Ve insana ilk işittiğine inanması günah olarak yeter. İnsanların çoğu küresel soyguncular tarafından böyle aldatılmaktadır.
· Bir yerden bir fikir, bir ses, bir söylenti veya bir tepki geldiğinde bilinçler onun üzerinden düşünmeye başlıyor. Yolsuzluk düzmecesi de aynı bunlar gibiydi. Bir suçlama o konuya yoğunlaşmaya, bilinçleri ve algıları o alana çekmeye neden olmaktadır. Çamur atılınca izi kalmaktadır. Yalan’ı ardı ardına benzer şekilde bir hedef için uygularsanız zamanla onun doğruluğuna inanılır. İşte bozguncular hep bu yöntemi kullandılar. Hem halkları aldattılar hem de insanları birbirine düşman ettiler. Mısır’da Müslüman kardeşleri de böyle düşürdüler. Yolsuzluk iftirasıyla başladılar ve Mursi’yi düşürdüler. Sonra da yargılamaya koyuldular. Erdoğan’a da aynısını yapacaklardı. Ama tanrı buna izin vermedi.
· Devletin ve milletin güvenliğini illegal dinlemelerle tehlikeye atanların asıl amacı milleti susturmaktır. İnananları susturmak baskıcılığa davetiye çıkarmak ancak dinsiz bir cemaatin işi olabilir.
· Mavi Marmara olayını eleştiren, gezi olaylarına destek veren Cemaat küresel egemenlerin taşeronluğunu yapmaya başlamıştı. Cemaat 1950’lerin psikolojisi olan ayakta kalmak için her yol mubahtır anlayışını kullanıyordu. Bu anlayış inanç anlayışına terstir. Zalime tepki göstereceksin mazluma sahip çıkacaksın kültürünü reddetmişlerdi. Güçlü olmak için zalimi övmek yanlıştır. Kula kulluk yerine Allah’ın yasalarına bağlı kalmak, dik durmak ve doğruluktan ayrılmamak gerekliydi. Cemaat ‘dinsizlik kültürünü’ benimsediği için yıkıldı. Dershanelerin kapatılmasıyla başlayan sürecin asıl sorununun dershane olmadığı anlaşıldı. AKP’yi bitirme planı olarak tasarladıkları yolsuzluk algısı geri püskürtüldü. Toplum mühendisliği ve yönlendirme hareketi amaçlarına ulaşmadı. Belli ki emir büyük patrondan küresel güçlerden gelmiş. Suriye’yi iyice dillendiren, halk hareketlerine ve mazlumlara destek veren Türkiye küresel güçlerin hiç hoşuna gitmiyordu. Cemaat lideri Gülen Vatikan yardakçısıydı. Sürekli papayla görüşüyordu. Hristiyanlığı ılımlı gösterir sözler ve bazı ayetleri çürütür sözler söylüyordu. Maddi çıkarları için her yolu mubah görmüşlerdi. Allah’ın ‘Yahudiler de hristiyanlar birbirinin dostu, sizin düşmanınızdır. Onlarla işbirliği yapmayın.’’ ayetlerini hiçe sayarak küfre düşmüştür. Gülen, dinsizlerin organize ettiği Türkiye’yi karıştırma girişimi olan gezi olaylarına da destek verdi. Küresel güçler Hakan fidan’ın Irak ve Ortadoğu’daki barış çalışmalarından hoşnut kalmadı. Yine devreye küresel güçlerin ülkemizdeki taşeronu cemaat dava açmıştı. Küresel güçlerin son 33 yılda Türkiye’de çatışma tasarladıkları planlarını barış süreçi bitiriyordu. Küresel güçlerin uşağı cemaat barış sürecinde büyük rol alan hakan fidanı ezmek istediler. Yolsuzluk düzmecesini ve montaj dinlemeleri planlayanlar çok aşağılıktılar. Küresel güçler, kendilerine yalakalık ederek ayakta kalmaya çalışan Gülen cemaatini kullandılar. Cemaat sırf çıkarları için küfre düştü. Doğruluk safından ayrıldı.
· Allah menfaatçileri doğru yoldan ayırdı. İnsanlığı bir çeşit testlerden geçirdi. Türkiye’de gülen cemaatinin u dönüşü yapması gibi bazı insanların siyasi fikirlerini değiştirmesi gibi. Suriye’de ve Irak’ta silahları gurupların farklı saflara geçmesi gibi, Avrupa’da Ukrayna ile ayrışan Rusya için farklı saflara sahip olma gibi. İnsanlık artık sadece iki guruba ayrılacak. Dünyacılar ve ahiretçiler.(inananlar ve inanmayanlar) Bir süre mücadeleleri devam edecek. Ama sonunda Tanrı yapacağını yapacak.
· Dershanelerin kapatılmasıyla başlayan sürecin asıl sorununun dershane olmadığı anlaşıldı. AKP’yi bitirme planı olarak tasarladıkları yolsuzluk algısını kullanarak toplum mühendisliği ve yönlendirme hareketi geri püskürtüldü. İrade hırsızlığı yapmaya kalktılar. Beli ki emir büyük patrondan küresel güçlerden gelmiş. Suriye’yi iyice dillendiren, halk hareketlerine ve mazlumlara destek veren Türkiye küresel güçlerin hiç hoşuna gitmiyordu. Cemaat lideri Gülen Vatikan yardakçısıydı. Sürekli papayla görüşüyordu. Hristiyanlığı ılımlı gösterir sözler ve bazı ayetleri çürütür sözler söylüyordu. Maddi çıkarları için her yolu mübah görmüşlerdi. Allah’ın ‘Yahudiler de hristiyanlar birbirinin dostu, sizin düşmanınızdır. Onlarla işbirliği yapmayın.’’ ayetlerini hiçe sayarak küfre düşmüştü. Gülen, dinsizlerin çıkardığı ülkeyi karıştırma girişimi olan gezi olaylarına da destek verdi. Küresel güçler hakan fidan’ın ırak ve Ortadoğu’da çalışmalarından hoşnut kalmadı. Yine devreye küresel güçlerin ülkemizdeki taşeronu cemaat dava açmıştı. Küresel güçlerin on yıllarca çatışma tasarladıkları planları barış süreci bitiriyordu. Küresel güçlerin uşağı cemaat barış sürecinde büyük rol alan hakan fidanı ezmek istediler.
· Gülen cemaati Radyo ve TV’lerinde sürekli Gülen’in eski vaazlarını seyrettiriyorlar. Sürekli Allah kelamı konuşan adam imajı vermeye çalışıyorlar. Kendilerini hak yolda göstermeye çalışıyorlar. İkiyüzlülükle yalakalıkla küresel güçlere boyun eğiyordu. Zalime ses çıkarmıyordu. Fethullah gülen’in söyledikleriyle yaptıkları uyuşmuyordu. Dünya halkları için faydalı olmayan nasıl hak dava güder. Bakınız ağzından Allah kelamı hiç düşmüyor imajını kullanıyorlar. Güya biz doğru yoldayız hükümet ve Erdoğan değil diyorlar. Güya Gülen mehdi, Erdoğan mehdi değil imajı vermeye çalışıyorlar. Gülen Bediüzzaman’ın yolundan çıktı, Allah yolundan çıktı ve küfre düştü. Allah kimseyi küfre düşürmesin. Hiç bilemezsin kimin nasıl küfre düştüğünü , Menfaatlerine takılan herkes küfre düşüyor belli ki çağ menfaatlerin yerine tüm halkların ve insanlığın menfaatlerini düşünenlerin çağıydı.
· Gülen küreselleşen yapısıyla bir güç olduğuna inanmış kendini mehdi sanıyordu. Sahte mehdi Gülen küresel güçlere boyun eğiyordu.
· Cemaatin üçüncü adamı yurt dışında aynen şöyle diyor. Yolsuzluk ve montaj planı tuttu. Halkı iyice birbirine düşman ettik. Belirgin bir kutuplaşmayı başardık.’diyor.
· Paralel yapı için çarpıcı bir benzetmede bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Osmanlı dönemi de böyleydi... Yeniçeriler isyan eder, fetva için uygun Şeyhülislam bulur isyanı darbeye çevirirdi" dedi.
· Kişisel ve gurupsal çıkarlar yerine tüm ülke halkının ve tüm insanlığın çıkarlarını düşünenler doğru yoldadır. AKP zihniyeti halkın ve tüm insanlığın çıkarlarını düşünmektedirler. MHP zihniyeti bu ülke Türklerin bizim ülkemiz gibi düşüncelerle bu ülkenin sahipçiliğini yaparsa ve menfaatlerini düşünürlerse yanlış yoldadırlar. Bu topraklar ve devlet bir ırkın değildir. Aynı şekilde bu cumhuriyeti biz kurduk bu devlet bizimdir diyen ve devletin eski sahipçiliğini yapmış ve halka zulmetmiş CHP zihniyeti de vesayeti bırakmak istemiyor. Bunlar da menfaatleri doğrultusunda hareket etmektedir. Diğer taraftan doğu Anadolu’da dağ kadrosuyla bir rant sağlamış olan BDP o bölgenin sahipçiliğini yapmaktadır. Onlar da menfaatleri için isyanı ve zulmü seçmiştir.
· Bir tarafta menfaatleri için çatışanlar mücadele edenler diğer tarafta tüm halkların çıkarlarını düşünenler. Hangisi tanrı yolundadır. Hangisi batıldadır.
· Menfaat anlayışı yıkılıyor. Yönetimlerde menfaatini düşünenler barınamayacak. Örneğin Türkiye’de menfaatini düşünen Gülen cemaati halkın gözünden düştü ve kaybeden oldu. Emniyet, yargı ve devletin çeşitli organlarında menfaatini düşünenler tarafından yapılanmalar olmuştu. Bu anlayışın batıl bir yolda olduğu anlaşıldı. Çıkarları doğrultusunda hareket ettiği görüldü. Türkiye’de ve dünya da halklar, menfaatlerini düşünen yöneticilere ve onların azınlıktaki taban halklarına izin vermeyecek. Halka hizmet edenler, şahsi çıkarlarını düşünmeyenler gözde olacaktır. Artık yeryüzü böyle bir çağa giriş yaptı.
· Çalışan şirketlere rant yakıştırması yaptılar. Kendileri iş yapmadılar, sömürdüler, halkın sırtına bindiler. Ama çalışan şirketler ihalelere girince işte ihale yolsuzluğu diye baltalamaya çalıştılar.
· Savaşta kazanan olmaz. Barışta kaybeden olmaz. Kürt-Türk milliyetçiliğini bırakın. Kardeşliğe gelin. Nedir kökene dayalı mücadele ne boş ne anlamsızdır. Irkçılığı devam ettirenler çatışmaların devamını sağladığından ellerine kan bulaşmıştır. Doğruluktan ve barıştan ayrılmayanlar doğru yoldadır. Savaştan medet uman ancak şeytandır. Irkçılığın ardından gidenler ancak şeytana uymaktadır. Tüm peygamberlerin ırkçılığa lanet ettiğini biliyor musunuz.
· Sokaklardaki tüm tepkiler aslında hak yoladır. Türkiye’nin doğusunda, ortasında ve batısındaki tepkiler Akpartiyedir. Bu partinin zihniyeti ibrahimidir. Allah yoludur. Hak yoldur. Tüm isyanlar Erdoğan’ın anlayışınadır. Hakka karşı olanlar sırf menfaatlerinden dolayı şiddeti seçmektedirler. Yıllarca haksız kazancı yol edinmiş olanlar hakkı ve sağduyuyu beğenmiyorlar.
· Küfür tek millettir. Türkiye’de CHP MHP ve BDP birleşecek, Erdoğan’a karşı birlik oluşturacaklar. Kendi aralarında Türkiye’yi paylaşmışlar. Zaten hepsi kendi mıntıkasına sahip çıkıyor. Tek devlet gibi gösterip halka karşı yine vesayetçiler çıkarları doğrultusunda yönetecekler.
· Çözüm süreci: İki insan birbirine düşman olsa ve bir zaman sonra barışsalar. Deseler ki geçmişi unutalım. Birtakım hatalar yapıldı. Artık bundan sonra dost olalım ve birbirimizi bir daha tehdit olarak görmeyelim deseler. Ne olur biliyor musunuz. Aralarında bir barış ve sevgi hasıl olur. Geçmişi unuttukları gibi bundan sonra da yardımlaşmaya başlarlar. Barış sürecide aynı buna benzerdir. Şimdi bir adam çıktı. Erdoğan. Bırakın bu kavgayı. Gelin barış edelim, geçmişe bir çizgi çekelim, ölenleri şehitleri bırakalım. Geçmişin ardına düşmeyelim. Birlikte yaşayabiliriz. Bu savaş nereye kadar. Savaş hiçbir şey kazandırmaz. Birbirimizi anlayalım ve düşüncelerimizi gözden geçirelim. Düşmanlığı bırakalım Ve birbirimizi anlayıp barışalım kardeş olalım tek vücut olalım dedi. Ve bir barış süreci başlattı. Bu düşmanlığı ortadan kaldırıp çözüme kavuşturalım dedi. Abdullah Öcalan Ergenekoncuların döneminde çok kullanıldı. Ve öyle bir ortamda can güvenliği tehlikede idi. Kendi başına hareket edemiyordu. Yakalanıp cezaevine girdikten sonra Erdoğan’ın dürüstlüğünü gördü. Öcalan: Ölmeden önce ben bu düşmanlığı bitireceğim dedi. Vicdani bir sıkıntı yaşadı. Bu tavır onu kurtaran tavırdı. Ama Bahçeli: ben barışı reddediyorum. Dedi. Görüşmeleri reddettiği gibi barış sürecini tanımadığını söyledi. Şeytani bir niyetle ‘Ben onları katledeceğim, savaş istiyorum.’ Dedi. Ülkeye sahiplenen, Türkiye Türklerin demek ne kadar şeytani ise doğu da Kürtlerindir demek o kadar şeytanidir. Bu savaşı bitirmeye yanaşmayan herkes tanrının karşısında hesaba çekilecektir.
· PKK yani ‘silah üzerinden yürütülen dava’ doğuda Kürt halkına en çok zarar veren yol oldu. PKK bölge halkına sıkıntılar yaşattı. Bölgede insanların göç etmelerine neden oldu. Gençlerin yurt dışına çıkmalarına kıyı kentlerinde otellerde çalışmalara itti. Genç kızların yaşlı erkeklere kuma olmalarına neden oldu. Çocukların zorla PKK’ya alıkonulmalarına neden oldu. Doğuda anneler babalar bu kirli yapı ile baş edemiyordu. PKK çocukların dağa kaçırılmalarını veya aldatılmalarını sağlıyordu. PKK’dan en çok doğu halkı zarar gördü. PKK bugün doğuda bir devlet kurup siyasi irade olsaydı tek partili baskıcı bir rejim yaşarlardı. Bu dağ kadrosu en az elli yıl çok partili hayata izin vermezdi. Ne demokrasi, ne özgürlük sağlardılar. Ülkede tekelcilik yaparlar, vesayeti kurarlar ve saltanatlarını sürerlerdi. Nerde özgürlük nerede demokrasi ve temel haklar. Kürt halkı başlarına neler geleceğini hiç bilmiyordu. Şimdi şiddetin PKK’nın davasını sahiplenmiş BDP çok mu şey verecek halka. Öcalan barış yapın diyor partililer hala başka türkü çağırıp Erdoğan’ı eleştiriyorlar. Bir taraftan barış diyorlar diğer taraftan muhalif davranış sergiliyorlar. Artık tek nefes olunur aynı şeyler söylenir. Hala eski ırkçı tavırlarından kopamıyorlar. Kürt halkının haklı davası ancak evrensel değerler, demokrasi ve barış üzerinden sağlanır. Seçimde baskı kurarak, halkı sindirerek bir yere varamazlar.
· Öcalan nevruz mesajında: Bizi bekleyen soru birbirini tamamlayan darbelerle mi yoksa demokrasi ile mi yola devam edeceğiz. Demokratik anayasal rejimler komplocuları parçalayarak çözecektir. Şu ana kadar yürütülen diyalog süreciydi ve iyiydi. İki taraf da başarılı olarak çıkmıştır. Gelinen noktada yasal bir çerçeve zorunlu olmuştur. Barış savaştan daha zordur ama her savaşın da mutlaka bir barışı vardır. Biz direnirken korkmadık, barışırken de korkmayacağız. Bizim direnişimiz, kardeş halklara karşı değil, hegemonik karakterli, yok sayan, imha eden, inkar eden zulüm düzenine karşı olmuştur.’dedi.
· Onlar şöyle kötü, böyle kötüler diye sırf çıkarları için ötekileştirenler şeytanın milletidir. Örneğin Türkiye’de Erdoğan Suriyelileri neden getirdi yarın bizim için bunlar tehdit olur diye eleştirenler şeytani bir yol tutmuştur. Aynı şekilde neden özelleştirdi Türkiye’yi sattı diyenler yine sahiplenme duygusuyla şeytani bir yol tutmuştur.
· Erdoğan Suriyelileri neden ülkemize getirdi. Onlar kendi ülkelerinde olmalıydı. Yarın bu insanlar bizim için tehdit olur diye bulunduğu topraklara ve ülkeye sahiplenenlere soruyorum biz 1071 de Anadolu’ya girdik. O zaman bu topraklarda Rumlar vardı. Bu topraklar bizim değildi ki biz sahiplenelim. Biz ta o zamandan Suriye halkıyla kardeştik. Biz de kuzey ıraktan Suriye’den Anadoluya giriş yaptık. Ayrıca birinci dünya savaşında yine aynı saftaydık. Her bölge kendi derdindeydi ve yönetimlere yerleşen şeytanın savaşına karşı mücadele veriyordu. Biz haçlı seferlerinde de kurtuluş savaşında da Suriye halkıyla beraberdik. Suriye halkı bizim kardeşlerimiz. Ülkelerindeki savaş uzun sürdü. Belki üç beş yıl daha sürecek savaş bitene kadar bu insanları korumalı ve muhafaza etmeliyiz. Bir insanın korunması öldürülmemesi gelecekte bir neslin kurtarılması demektir. Bir candan bahsediyoruz. Hepimiz Adem’in Nuh’un evlatlarıyız. Biz Suriyelilerle ezelden beridir kardeşiz. Maddeciler osmanlı’nın kardeşlik anlayışını bilmezler. Sadece inançsızlar ve bulunduğu toprakları sahiplenmiş olanlar, Suriyelilerin gelmesini istemiyorlar. Mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi. Memleket tutkunlarına diyoruz ki ölüm var. Ve hepimiz gidiciyiz. Siz bu toprakların sahibi değilsiniz, topraklara sahiplenen şeytanın yoluna uymayınız. Bu kötü ve küfür yoludur. Ölümlü dünyada yaşıyoruz. Biz çaresize kucak açtıkça Tanrı bizimle olacaktır. Vicdanı olan Tanrı’nın yoluna uyacaktır.
· Medyadan duyduklarıyla hareket edenler ve duyduklarına inananlar kaybedecekler. İnsanlar oluşturulan algıyla aldatılıyor ve yönetiliyorlar. Bir irade hırsızlığı yapılıyor. Hakkın gizlendiği ve yanlış yönlendirildiği bir dönemde insanlar yanlış yola düşüyorlardı.
· Başbakan ATV'deki programda, "Bu milleti Facebook ve Youtube'un insafına bırakmayacağız. En güçlü şekilde gereken adımları atacağız" açıklamalarına yer verdi. BBC televizyonu, "Erdoğan, Facebook ve Youtube'u kapatmakla tehdit ediyor" başlığını kullandığı haberinde kendine karşı olanların sosyal medyayı kullanması dolayısıyla hükümetin Facebok ve Youtube'u kapatabileceğini söylediğini aktardı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "Böyle bir şeyin söz konusu olamayacağı" söylendi. Yine kurgulanmış sahte bir ses kaydını Youtube’ye aktaran o sayfa kapatıldı. Yani tüm site değil yasa gereği kişisel hakların çiğnendiği o sayfa ve görüntü engellenmesi gerekliydi. Bunu genelleyip internet yasağı diye göstermeleri yalan ve iftiradır.
· Sosyal medya yalan haberin, yaygaranın söylenti ve spekilasyonun merkezi haline gelmiş. Kaynağı tam bilinmeyen haberler, zanlardan ve uydurma fikirlerden kirli amaçlardan türemektedir. Sosyal medya, sokak kültürüyle kahvehane siyasetiyle iş tutanların mekanı olmuştur. Sosyal medya fitne merkezi haline gelmiş. İnsanları birbirine düşürmek için haber üretilen ve yayılan bir sanal habercilik haline dönüşmüş herkesin mantıklı mantıksız konuştuğu densizce bağırdığı boş bir sanal meydandır sosyal medya. Söylentinin doğruluk bulmamış hali şeytani bir niyetin ortaya çıkıp yayıldığı yerdir.. Ortalığı karıştırıcı, kirli kurgu haberciliğinin merkezidir sosyal medya. Kötü haberi doğuran, söz taşıyan, gıybet ve iftira eden haliyle hayli şeytani bir habercilik merkezidir. Şeytani bir fıtratla bir olay karşısında akla ilk gelen kötü fikrin çıktığı ve yayıldığı merkezdir sosyal medya. Genellikle bozguncu, kötülük felsefesini benimsemiş iyi işlerden hoşlanmayan kişilerin ağzına geleni söylediği mekandır sosyal medya. Asparagas haberlerin densiz kişilerce yapıldığı merkezdir sosyal medya. Montaj ses ve video kasetlerinin üretildiği yalan haberin tasarlandığı serbest mekandır sosyal medya. İnternet yasası nedir. Bir yasaklamamıdır. Ya da kişileri ve toplumu korumamıdır. Kişisel hak ve özgürlüklerimizin korunması kanunlarla sağlanır, internet yasası da bunlardan biridir. Kim ister sırlarının açığa çıkartılmasını, hakareti, yalan ve iftirayı. Özgürlük başkalarına zarar vermeyi oluşturmamalı. Birtakım sınırlamalar ile başkalarının haklarına tecavüz etmeyi engellemek gerekir. İnternet yasası özgürlüğü sınırlamak değil bütünsel olarak özgürlüğü sağlamaktır. Sosyal medya ve twitter pek hayra kullanılmıyor. Genelde dedikodu, karalama, yalan haber ve kasıtlı yönlendirme amaçlı kullanılıyor. Sosyal medya şeytanın sesidir. Gördüğünü ve duyduğunu söylemek günah olarak bir insana yeter. Söylenti doğru değildir. Ama doğruluğu bozar. Buna alet olan herkes de günahın içindedir.
· Twitter’ın kapatılmasına tepki gösterenler hukuksuzluğu istiyorlardı. İnsanların dokunulmazlığını ve temel haklarını çiğnemek istiyorlardı. Onur kırıcı kirli ve pis görüntüleri paylaşıyorlardı. Suç işlemek kalplerine öyle işlemiş ki suça teşvik edecek kötü şeyler paylaşmayı yol edinmişlerdi. Sınırsız özgürlük isteyerek her şeyi paylaşmak isteyenler, hakaret edenler, gizli çekim pornoları paylaşanlar, montaj kayıtları, illegal dinlemeleri hukuksuzca servis ediyorlardı. Vicdansız ve dinsiz olan bu insanlar Allah ile mücadele ediyorlardı. Yasal olarak haklı ve gerekçeli kapatmalara tepki gösteriyorlar. Onlar özgürlüğü öyle bir nitelemişler ki onlara göre her şey serbest. Başkalarının özgürlüklerine zarar vermek onlara serbest. Topluma zarar vermeyi özgürlük saymak şeytanın görevidir.
· Küresel ortamda Türkiye’yi karalıyorlar. İfade özgürlüğü yoktur diyorlar. Onlar ifade değil illegal terörist yapılanmalar. Gazeteciler ve iş adamları teröre bulaşırsa elbette tutuklamalar olur. Bozgunculuğu tetikleyen ve silahlı eyleme kapı açanlar gazeteci de olsa yasal süreç başlatılıp tutuklanır. Toplumun huzurunu bozmaya yönelik yazılar , şiddet ve silah eylemlerine teşvik ve terör eylemlerine zemin hazırlamak doğru değildir. Gazeteci ve iş adamı olmak suç işlemeyi meşru kılmaz. Haksızlığa dokunulmazlık verilmez. Her şeyi yapabilirlik getirmez. Türkiye’de tutuklamalar her ülkede olduğu gibi doğaldır.
· Türkiye’de kişisel hak ve özgürlükleri hiçe sayan ve suç sayılan görüntüleri Twitter’de paylaşımı engellemeye yönelik mahkeme kararına uymayan Twitter şirketinin erişimi Türkiye’de kapatıldı. ‘Türkiye twitteri baskıcı bir kafayla’ kapattı. imajını vermeye çalıştılar. İlk anda muhalifler tarafından cahilane şekilde öyle zannedildi. Sadece inançsızlar, insanların kişisel hak ve özgürlükleri hiçe sayarak bunları paylaşmayı iş edinir. Uluslararası suç kapsamında olan bu durumlar sanal alemde de suçtur. Biz suç işleriz, bizi serbest ve özgür bırakın tavırları şiddetçiliktir.
· Bilirsiniz ki gezi olayları taşkınlık çıkartmak amaçlı sokaklara dükkanlara zarar verenlerin teröristçe eylemleriydi. Muhalifler Gezi olayları ve Twitter kapatılması ile Türkiye’nin uluslararası dünya nezdinde küme düştüğünü iddia ediyorlar. Zaten dünyada da Türkiye karşıtı bir küresel cephe olduğundan normal görmek gerekiyor. Küresel güçler bu mücadeleyi perde arkasından yapıyorlardı şimdi alenen yapsınlar daha iyi olur.
· Muhaliflere göre Twitter’ın kapatılması bardağa taşıran son damla oldu. Twiter’a gelene kadar uzunca bir süredir biriken ve Türkiye ile ilgili bozulan bir imaj var. Diyorlar. Elbette ki Türkiye’ye tepki gösterecekler. Küresel vesayetin hiyerarşisi var. Küresel düzenin eski sahipleri yüzyıllardır Osmanlı ve Türkiye düşmanlığı yapmaktaydı. Şimdi küresel vesayet yükselen Türkiye’nin doğrucu ve evrensel değerlerle ortaya çıkmasından korktular. Bu nedenle muhaliflerden aldıkları uydurma haberleri küresel medyaya servis ediyorlar. Batıl ne kadar güçlü olursa olsun. Eğer Türkiye ve küresel mazlumlar doğru yolda olduklarını biliyor iseler Türkiye ve mazlumları komple yok etmek için bile gelseler onlar doğruyu söylemekten vazgeçmeyeceklerdir. Yok edilmeyi göze alarak hakkı söylemekten geri durmayacaklardır.
· Gezi olayları Batı medyasında İstanbul’un göbeğinde kendi parklarını koruyan insanlar gibi gösterildi. Halbuki vesayete sahip çıkanlar tarafından sokak taşkınlıkları yapılıyordu. Terör örgütleri ve illegal guruplar tarafından sokak eylemleri yapılıyordu. Dükkanların camlarını kırarak, kaldırım sökerek ve monotof atarak ve bir başörtülüye saldırarak eylem yapıyorlardı. Bu ne bir park ne de bir ağaç eylemiydi. Batıya da ağaç eylemi yapanları kovalayan hükümet imajı verilerek otoriter bir rejim olarak servis ettiler. Zaten küresel vesayetin bir yansımasıydı gezi olayları. Elbette hem gezi olaylarını tasarlayacaklar hemde bunun üzerinden Türkiye’ye yükleneceklerdi.
· 30 mart seçimlerinden sonra Tayip Erdoğan’ın taraftarlarının üzerlerine gidilecek. Erdoğan’a ve yandaşlarına baskı yapacaklar. Halka baskı kurmaya kalkacaklar. Ama bu durum bir patlama noktasına doğru gidecek. Baskılar bir patlamaya dönüşecek ve inananlar korkusuz ve güçlü bir şekilde bildikleri doğru yolda yürüyecekler. Azimle yol alacaklar. Ve her şey değişmeye başlayacak. Tıkadıkları yeni anayasa ve çözüm süreçleri hız kazanacak. Tüm yenilikler hızla ilerleyecek.
· Türkiye’de ve dünyada işe alımlarda inananlara karşı ayrımcılık ve çifte standart yapılıyordu. . İnananlara iş vermiyorlar ve ticaret yollarını tıkıyorlar. Bazı şirketlerin gelişimini çeşitli yollarla engelliyorlar.
· Çoğu işverenler varlık sahipleri, mal sahipleri eski düzenin zinciriyle batıl yoldan kazanmışlardı. Mal sahipleri ‘Erdoğan’a oy vermeyin desteklemeyin.’ Diyorlar. İşverenler işçilerini uyarıyor. Erdoğan’a karşı olun diyorlar. İşten çıkarmakla tehdit ediyorlar. Barındırmayın bunları içinizde diyorlar. Erdoğan’a muhalif işverenler çoğunluktaki Erdoğan yanlısı işçileri çıkartıyorlar. İşe alımlarda Erdoğan yanlılarını almamak için sınamadan geçiriyorlar. Yeryüzünün sahipleri ve işverenler eski kötü düzenin hiyerarşisinden beslendiğinden inananlara karşı baskıcı bir yol tutuyorlar.
· İşverenler teşvikten faydalanıyorlar, devletten yardım ve indirim alıyorlar. İstikrardan faydalanıp tüketim artışından kazanç sağlıyorlar. Bir de dönüp Erdoğan’ı eleştirerek nankörlük ediyorlar.
· Ey inançsız mal sahipleri bu çoğunluk inanan halk sizin ürünlerinizi almamakla size büyük zarar verir. Siz onlar sayesinde varsınız. İşleriniz de inanan işçiler sayesinde yürüyor. İşi bilenler de küresel çarkı dönderenler de tüketici olan büyük kitle de inananlardan oluşuyor.
· Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki bu kutuplaşmaya çocuklar dahi katılıyor. Tanrı inananlar ile inanmayanları önce ayırdı. Sonra yapacağını yapıyor.
· Başbakan Erdoğan: istikrarı zedelemeye çalıştılar. Oluşan güveni sarsmak istediler. Yatıyorlar kalkıyorlar kaos oluşturmaya çalışıyorlar. Biz şuan G20 üyesi olduk. Bunu durduk yere yapmadılar. İşte rakamlar ortada. Ülke ekonomisi bakın nereden nereye geldi. Utanmadan diyor ki para kaçıyor. Nereye kaçıyor, para Türkiye'ye giriyor. Burası insanı ürküten bir ülke olsa bu kadar yatırım olmaz. Fakat onlar ne yaparlarsa yapsın biz işimizi biliyoruz. Dinlemeler casusluktur, gereğini yapacağız. Yargı ve yürütme üzerine düşeni yapmalı. İstihbarat teşkilatımızı hallaç pamuğu gibi atmışlar. Güçlü bir istihbarat teşkilatını kurma gayretindeyiz.
· Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Yeter artık, söz de karar da ilelebet, kıyamete kadar, sadece bu millete ait olacaktır. Kimse bu millet adına kapalı kapılar ardında plan yapamayacak.’’dedi.
· Hukuksuzluk eden Allah karşıtları sokaklara dökülmüşlerdi. Şimdi ırkçılık yapan ve vatan sevdasında olduklarını söyleyenler sokaklara dökülüyor. Bunlar milletçi değil bunlar olsa olsa menfaat şebekesidir.
· 30 Mart seçimleri Türkiye'mizin çok önemli iç ve dış meselelerini olduğu çok kritik bir süreçten geçtiğimiz dönemde yapılmaktadır. Bu seçimler belediye başkanlarını seçmekten öte Türkiye'nin geleceğinde önem arz etmektedir. Tüm siyasi partiler bu seçimlere önem göstermektedir.Çünkü sokaktan destek göremiyorlar. Seçim sandığına mecburlar. Demokrasi içerisinde milli irade ile çözümü aramayanlar kaybederler.
· Türkiye'yi dışarıya haksız bir gerekçe ile şikayet ediyorlar. Erdoğan’a diktatör yakıştırması yapıyorlar. Başbakan'a diktatör diyenler, diktatör olan bir başbakana diktatör diyebilir miydiniz?” "Siz daha diktatör görmediniz, gidin Mısır'da orda diktatör görün, şu anda 21 bin kişi hiçbir gerekçe olmadan tutuklu halde tutuluyor. Suriye'ye bakın dünyanın birçok yerinde diktatör vardır ve orada diktatöre diktatör demek bile suçtur. Başbakan ile ilgili diktatör söylentilerini Erdoğan’a karşı olumsuz bir algı yaratmak için kullanıyorlar. Milleti yıkma kampanyası şeklinde başlatılan bu saldırılar sistematik bir biçimde yapılmaktadır.
· Ayrıca "Türkiye'yi dışarıya şikayet etmekte çok pahalı, Türkiye'yi şikayet etmek için öyle bir gazetenin köşe başında bir iki satır yazmakla veya da twitter ila şikayet edilmiyor. Amerika ve Avrupa'daki en etkili lobi kuruluşlarına gidip, tonlarca para aktarılıyor. Sırf oradaki bir gazetede haber yayınlayabilmek için yabancı bir gazetede Türkiye'de başbakanın diktatörlüğe doğru gittiğini yayınlayabilmek için akıl ve hayallerimiz almayacak kadar büyük paralar yatırılıyor.
· Twitter ve youtube gibi internet paylaşım sitelerinin suç teşkil eden mahkeme karaları nedeniyle kapatılmasını küresel ortamda eleştiriyorlar. Dünya’da Türkiye’ye karşı çok ileri derecede karalama kampanyası yapılıyor. Küresel medya ve routers de dahil Türkiye’yi kirletme savaşı başlatmışlar. Dünyada Erdoğan’ı ve ülkesini düşürmek istiyorlar.
· Karışıklık, kaos, kriz, kutuplaşma, kamplaşma ortamları yaratmaya çalışan muhalifler Erdoğan’ı yıkmak için her yolu deneseler de başaramıyorlar. Çünkü ardında güçlü bir halk desteği vardır. Vesayetçilerin kirli planları asla değer bulmayacaktır.
· Türkiye’de hak artık şiddeti durduruyor. Sokaklarda şiddet yapmak isteyen muhalifler doğruluk karşısında şiddete yönelemiyor. Çünkü doğruluk şiddetin oluşmasına izin vermiyor. Yalan üzerinden ve haksız gerekçelerle ülkeyi kaosa itmeye çalışanlar sırf menfaatlerinden dolayı bu yolu tercih ediyorlar. Ama gerçekler açıklandığında şiddete çağırma nedenleri çürüyor. Bu nedenle artık hak şiddeti yeniyor. Dünya öyle bir dünya idiki şiddet her şeyi yeniyordu. Hakkında ağzı bantlıydı. Gerçeklerin konuşulması engellenmişti. Tüm iletişim kanalları tıkalıydı. Siyasi irade bile koydurmadılar. İyi liderleri öldürüp engellediler, parti kapattılar ve yıldırdılar. Tehdit edip korkuttular. Geçmişte neler yaşandı bir bilseniz. Bu sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde böyleydi.
· T.Erdoğan Suriye’de baskıcı yönetime tepki gösterdi. Mısır’da darbeye karşı oldu. Mazlum halkların yanında oldu. Çaresizlere kucak açtı ve zor durumdakilere yardımlar gönderdi. Halkı daima onunla oldu. Erdoğan dünyayı dize getiriyor. Dünyada varolanlar sorgulanacak. Düzen, sistem, yöneticiler ve yapılmış olanlar tekrardan sorgulanacak. İnsanlar yanlışiları atacaklar. Doğruları kabullenecekler.
· T.Erdoğan dünyaca kabul edilen ve önemsenen bir lider oldu. Dünyayı yönetenler kendi başına buyruk hak ve adaletle yönetmediklerinden erdoğan’ın tepkilerinden doğru sözlerinden rahatsız oluyorlar. Yüzyıllarca yalanla aldattıkları uyuyan halkları uyandırmasından korkuyorlar. Doğruluk ve hak ile uyanacak olan halkın önünü kesmek için Erdoğan’ı ortadan kaldırmak istiyorlar. Erdoğan hak sözleriyle dünya ülkelerini rahatsız ediyor. Bozuk olan küresel düzeni eleştiriyor. Doğruları söylemeye bile dayatma yapıyor diyecekler. Küresel güçlerin medyaları Erdoğoğan’ı eleştirmekten başka bir şey yapmıyor. Şeytan yalanlarla halkını hakka karşı organize edecek.
· ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Marie Harf, Başbakan Erdoğan'ın "Bunların, özgür, tarafsız, bağımsız basın diye bir şeyleri yok, bunlar görevli, bunlar adeta ajan görevi icra ediyorlar. Bunun için buradalar" sözlerinin sorulması üzerine, "Onlar (CNN), bağımsız ve yansız bir medya kurumundan başka birşey değiller. CNN'den Ivan Watson'ın haber hazırlayabilmesi dahil Türkiye'deki basın özgürlüğünü güçlü biçimde destekliyoruz ve bu konudaki kaygılarımızı belirtmeye devam edeceğiz. Bu gülünç bir suçlama" diye konuştu.
· T.Erdoğan Türkiye’deki menfaat şebekesini çökertti. Çıkarlara dayalı yaşam felsefesini yıktı.Cemaati yıkıp yandaşlarının görev yerlerini değiştirdi. Halka ve hakka zararlı olan menfaatçiler bertaraf ediliyor.
· Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca nasıl Türkiye’ye bir değişim getirdiyse dünyayada öyle bir değişim getirecek. Türkiye’yi düzeltmekten dünyaya fırsat bulamayan Erdoğan bundan sonra dünyada büyük değişimlere imza atacak. Dünya 10 agustos’tan sonra geri dönüşü olmayan bir yola girecektir.Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olması demek dünyanın düzeleceği anlamına gelir. Artık türkiye bir rota tutturdu, rayına girdi şimdi dünya bir rota tutturacak ve rayına girecek. Ve insanlar doğruluktan ayrılmayacaklar. Zamanla iyilerin egemenliği dünyaya iyice yerleşecek.
· Küresel güçler ve inançsızlar Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmaması için her yolu denediler. Gerek kaos planları, gerek modern darbe yöntemleriyle Erdoğan’ı yıkmayı başaramadılar. Doğruluğu yıkmak için komployu ve doğruluguda kullandılar. Ama Erdoğan Allah’ın izniyle yıkılmadı.
· Batıl yoldakiler Erdoğan’ın hak yoldaki çalışmalarını ve faydalı işlerini görünce bir şey yapamıyorlar. Yönetimden düşüremiyorlar, yargılayıp zindana da atamıyorlar ve sinsice öldürme planları da tutmuyor. Kendi kendilerini acaba hak yoldamıyız diye de sorguluyorlar. Yine de saltanatlarından dolayı Erdoğan’ın açıgını kolluyorlar. Açık bulamayınca komplo kurguluyorlar, yalan ve iftira atıyorlar. Erdoğan’ı yıkmak için fırsat kolluyorlar. Ama Tanrı onu daima başarılı kılıyor ve onların kirli planlarını boşa çıkarıyor.
· Türkiye'de siyasi dengelerin değişebileceğini belirten Şahin, "Türkiye, önümüzdeki günlerde iki partili bir yapıya doğru gidiyor. Çünkü halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı ve bunun arkasından gelecek olan başkanlık tartışmaları, Türkiye'yi ister istemez iki partili bir yapıya doğru götürecek. Partilerden biri belli; AK Parti. Diğeri kim olacak acaba? MHP mi olur? CHP mi olur? Kendileri bilir. Kendi aralarında ne kadar oy geçirgenliği sağlarsa sağlasınlar bu, Türkiye'nin önümüzdeki dönem yaşayacağı siyasi bir tablosudur." ifadesini kullandı.
· Erdoğan’a muhalifleri bir çatıda toplayacaklar. Önlerine bir lider koyacaklar seçin diyecekler. Seçim hakklarını ellerinden alarak bir lider gösterip bunu seçin diye dayatacaklar. Halklar da seçecekler. Halkın önüne üç dört aday gitmesin bir aday çıksın, herkes o adaya oy versin" anlamına gelen çatı formülü batılın birlikteliğini simgelemektedir. "Siyasette temel neyse çatıyı o belirler. Muhaliflerin temeli olmayınca çatı da olmaz. Bunların temeli inançsızlık çatının fikirbabası da pensilvanyadır. Çatı adayla halkın bilincini de yukarıdan aşağıya şekillendirmek istiyorlar.
· Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde gerginlik çıkarmak için emir almışlar. Hep birlikte çözüm sürecini sabote etmeye çalışmaktadırlar. Yol eylemleri, yol kesmeler, devlet kurumumlarını basmalar gibi olaylar yaşanıyor. Lice'de Türk bayrağına yapılan saldırı yolların kesilmesi inançsızların son hamlesi olarak görülmektedir. Ancak bu tür olayların başlamasıyla Türkiye’de yağışlı ve selli bir dönem başlamı oldu. Çocukları terör örgütüne kaçırılan annelerin eylemleri ni sabote edenler ve aşırı ırkçılar kaybedecekler. Tanrının laneti onların üzerine olsun. Lice'de terör destekçileri evlerinde patlayıcı madde hazırlarken meydana geldiği belirlendi. Tokat'ta tehlikeli gerginlik yaşandı. Tokat’ta, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde yaşanan olayları protesto eden gruba vatandaşların tepkisi sert oldu. Her yerde bu tür gerginlikler yaşanacaktır.
· Tayyip Erdoğan her kesime sahip çıkıyor. Herkese kucak açıyor. Toplumun tüm kesimlerini birleştirmeye çalışıyor. Sanatçılara, işadamlarına mahalle baskısı yapıyorlar. Yani rızkını eski düzen üzerinden kazananlar kötülük ve din düşmanlığı üzerinden sağlamaktaydı. Şimdi iyilik ve doğruluk safında olmalarından dolayı eski düzenin kadroları tarafından Erdoğan yanlılarına baskı yapılmaktadır. Neden Erdoğan’a destek veriyorsunuz diyorlar.
TÜRKİYENİN DÜNYAYA ETKİSİ
· İngiltere'ye 1917 yılında Osmanlı İmparatorluğu'na ait olan topraklarda Yahudi devleti kurulması için çeşitli planlar kurulduğu ve İngilterenin birinci dünya savaşı döneminde pek çok kirli planlar gerçekleştirdiği tarihi kayıtlarda bilinmektedir.
· Amerika’da Türkiye’ye karşı her türlü yalan ve iftirayı kullanıyorlar. Sırf Türkiye’ye muhalif olmaları ve geçmiş kültürlerini osmanlı düşmanlığı üzerine kurmaları nedeniyle pek çok olaya zanlarıyla uydurma haberler oluşturuyorlar. Mesela Beyaz Saray, Amerikalı gazeteci Seymour Hersh'ün Suriye rejiminin geçen yıl 21 Ağustos'ta düzenlediği kimyasal saldırının arkasında Türkiye'nin olduğuna yönelik iddialarını yalanladı. Ama çok geç oldu. Halka olumsuz Türkiye algısını vermişlerdi. ABD resmi açıklama yapsada herkes duymadı.
· Kredi ve not kuruluşları ekonomik puan verirken sanki Türkiye için bir merkezden emir almışlar gibi olumsuz söylemlerde bulunuyorlar ve düşük not veriyorlar. Küresel egemenler Türkiye hakkında olumlu bir hava olmasını istemiyorlar. Kredi kuruluşları yanlı ve emirli hareket ediyorlar. Bağımsız değiller ve her seferinde Türkiye için yaptıkları büyüme tahminleri tutmuyor. Türkiye her seferinde öngördüklerinden çok daha fazla büyüyor.
· Avrupa'da gündeme damga vuran 1 trilyon Euro'luk parasal genişleme planı, Türk ihracatçılarda heyecan yarattı.
· Türkiye, IMF tahminlerinin üzerinde büyüyor. IMF'nin 3 yıldır öngördüğü büyüme tahminlerinden daha fazla büyüme kaydettik.
· Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, gelecek ay yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde ırkçı, yabancı düşmanı ve İslamofobik siyasi hareketlere set çekilmesi çağrısında bulundu."Avrupa'nın büyümesinde göçmen kökenli girişimcilerin katkısı" konulu konferansta konuştu. "Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde bu coğrafyada maalesef ırkçılığın, yabancı düşmanlığının, islamofobinin, anti semitizmin ve her türlü fobiaların arttığını görüyoruz" diyen Çavuşoğlu, şunları söyledi: "Bu topraklar ırkçılık zehrinden çok çekti. Bu topraklardaki ırkçılık akımlarının nasıl savaşlara ve felaketlere yol açtığını Avrupa hakları henüz unutmadı. Etrafında birleştiğimiz Avrupa değerlerinin, kurumlarının bir daha böyle savaşlar ve felaketler yaşanmasın diye, Avrupa'yı birleştirmek için ortaya çıktığını söylememiz gerekiyor."
· Son 12 yıl içinde birçok engelle karşılaştıklarını dile getiren Davutoğlu, "Türkiye'yi önümüzdeki 10 yılların yükselen küresel gücü haline getireceğiz" dedi. Bir asrı aşkın süredir borç talebinde bulunan Türkiye'nin geçen yıl son borcunu da ödediğini ve borç defterini kapattığını vurgulayan Bakan Davutoğlu, "Şimdi bu aziz millet, on yıllarca başkalarına, namerde merde muhtaç edildi. Bu ülke '70 sente muhtacız' diyen başbakanlar gördü. Şimdi de başbakan var ama bırakın 70 senti, IMF' den borç almayı, IMF' ye borç defterini kapatan bir başbakan, bir hükümet var" ifadelerini kullandı. Son birkaç yıl içinde, Somali, Bosna, Arakan ve Kosova'da yardıma ihtiyacı olan tüm dost ve kardeş ülkelere yardımda bulunduklarını anlatan Davutoğlu, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da nerede yardım isteyen varsa onun yardımına koşacaklarını dile getirdi.
· Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçiliği inşaatına saldırı düzenlendi. Somali'de, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçiliği inşaatına roketatarlarla düzenlenen saldırıda yaralanan 3 kişi, hava ambulansı ile Ankara'ya getirildi
· Ermenilerin 1. Dünya savaşı döneminde sayıları abartmayı alışkanlık haline getiren batı bu siyasetle Türkiye suçlamasını yıllarca sürdürmüştü. Rus arşivlerinde "1914'te Osmanlı İmparatorluğu'nun nüfusu 16 milyon, bunun 1 milyon 300 bini Ermenilerden oluşuyor. 1 milyon 300 bin Ermeni'nin yaşadığı bir coğrafyada 1,5 milyon kişi öldürülebilir mi?" Osmanlı idaresinin 1915'te zorunlu olarak tehcir kararı aldığını ve Ermenilerin trenle, kağnıyla ya da yaya olarak yola çıktığını anlatan Sertçelik, o sırada yaşanmış bazı ölümlerin soykırım olarak değerlendirilmesi gerçekle bağdaşmamaktadır. Soykırım ifadesi koca bir yalandır. Küresel bozguncuların kullandığı suçlama malzemesidir. Böylece siyasi suçlamalarla ayakta kalmayı sağlamaktadırlar. Osmanlı idaresi tehcir döneminde bir Ermeni'nin burnunun dahi kanamaması yönünde kararlar almış.
· Ermenilerin din düşmanlığı çok eski tarihlere kadar gider. Tanrı düşmanlığı yapanlar dine ve Tanrının yasalarına sahip çıkan Türklere düşmanlık yapmıştır. İngilizler ve Fransızlar Türklere düşmanlık edecek yandaş aramışlar ve Ermeni ve Yunanlılara destek vermişlerdir. Bugünde soykırım adını kullanarak siyaset yapanlarda bu iki ülkedir.
· Başbakan Erdoğan’dan 'tarihi' açılım. Ermenilere taziye mesajından sonra tarihin karanlık sayfasına bir set çekmeyi hedefliyor. Erdoğan bir açılım ve barış süreci başlatmak hedefindedir. Bu küresel barış süreci bozguncuların hiç hoşuna gitmeyecektir. İsrail ve Flistin barış süreci de yakında Türkiye ile yeni açılım olarak dünya gündemine oturacaktır.
· 1915 olaylarının 99'ncu yıldöneminde ölenlerin torunları için 'taziye mesajı' yayınlayan Erdoğan hükümeti ikinci adım için kolları sıvadı. Küresel liderlerden açıklamalara olumlu söylemlerle cevap verildi. Dünya ülkeleri açıklamaları olumlu buldu. Hatta Fransa açıklamaları yerterli bulmadı. Türkiye zulmeden olmadığı halde yaşananlardan dolayı bir taziye mesajı yayınladı. Hatta suçlu olanlar nadoluya soykırım için gelen haçlı birliği suçludur. Türkiye’yi ermeni bahanesiyle suçlayanlar da aynı kişilerdir. Türkiye’ye Fransızlar, İngilizler herr bir koldan girmişlerdi. Ve gerçekten Anadolu halkına soykırım yapmışlardı. Gerçekten bir kurtuluş mücadelesi verilmişti. Ve çanakkale geçilmemişti.
· Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Twitter’ı vergi kaçakçısı olmakla suçladı.Ambarlı İleri Biyolojik Arıtma Tesisi’nin açılış töreninde konuşan Erdoğan sosyal medyanın Türkiye’nin milli çıkarlarına karşı hareket ettiğini belirtti. Başbakan Erdoğan, Twitter, Youtube ve Facebook’un uluslararası şirketler olduğunu belirterek, “bu şirketler Türkiye Anayasası’na, yasalarına, vergi kurallarına uyacak” dedi.
· Türkiye, 2013'te milli gelire oranla gelişmekte olan ülkelere yapılan yardımlarda Almanya, Japonya ve ABD gibi gelişmiş ülkeleri geride bıraktı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Kalkınma Yardımları Komitesi'nin açıkladığı rakamlara göre, gelişmekte olan ülkelere yapılan yardımlar 2013'te 134 milyar 800 milyon dolara ulaşarak yeni bir rekor kırdı.
· Tükiye artık gelişmekte olan ülkeler sınıfından çıkmış ve gelişmiş ülke konumuna gelmiştir. G-202ye giden G-7 den çağrılan ülkedir. Türkiye gelişmiş ülkedir.
· Yakında Türkiye’nin çok hızlı geliştiğini, sürekli büyüdüğünü durdurmaz isek yakın gelecekte dünya için büyük bir tehlike oluşturacağını söylüyorlar. Kendi aralarında Türkiye’ye karşı savaş planları yapacaklar. Erdoğan’ın gitmesi gerektiğini söyleyecekler. Gitmez ise Savaş ihtimalinin kapıda olduğunu söyleyerek korku vermeye çalışacaklar. Yıllar içinde çok olay gerçekleşecek ve gündem inanılmaz hızda evrilecek. Öyle bir noktaya geleceğiz ki savaş kapıda, afetler yeryüzünü alt üst etmiş. İnsanlar salgınlarla ölüyor.
· Dünyada küresel bir satranç oynanıyor. Türkiye ve inananlar bir hamle yaptığında küresel güçlerde bu hamleyi bastırmak için hamle yapıyorlar.
· Küfür tek millettir, Erdoğan’a karşı hem ülke içinde hem de ülke dışında birlik ediyorlar. Siyonizmin Türkiye taşeronu CHP anlayışıdır. Bundan sonra muhalifler birlik ettiler. Küresel ortam da da birlik edecekler. Amerika, ingiltere, Fransa ve rusya’dan Türkiye ye karşı ortak bir ses oluşturacaklar. Ve her kıtadan yandaş ülke yönetimleri bu birliğe destek verecekler. Türkiye’ye ise ortadoğu ülkeleri, afganistan, pakistan, iran, kafkas ülkeleri, bazı balkan ülkeleri, avrupada ki azınlıklar, Afrikadaki müslümanlar tamamen destek verecekler.
· "Türkiye’nin büyümesini engelliyorlar".Bakan Taner Yıldız, uluslararası haber ajanslarını eleştirdi. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, programda yaptığı konuşmasına Gezi olaylarının yıl dönümünde yaşananlara değindi. Bakan Taner Yıldız, Türkiye’nin büyümesine engel olunduğunu belirterek, “Türkiye’deki huzur ortamının büyümenin önüne sürekli engeller konmaya çalışılıyor. Uluslararası haber ajanslarını izleyin Türkiye’deki dünü çok daha farklı olduğunu görürsünüz. Adı ister Gezi Parkı olsun isterse başka gerekçeyle bu ahengi bozmak için gayret gösterenler karşılarında teröre dökme kaydıyla bir anlayış bulmayacaklar. Bu doğru bir şey değil. Bunun adı ancak zafiyet olur. Türkiye’nin büyümesi adına her birimizin gayret etmesi gerekiyor. Bakın her şeyin istismarına karşıyız” dedi.
· The Daily Telegraph yazarı James Hurley Türkiye'nin ekonomisine ilişkin çarpıcı bir makale kaleme aldı. Yeni bir Türkiye imparatorluğu doğmak üzere. Türkiye bunu başkaları gibi sağını solunu istila ederek değil, ticaret dünyasını sollayarak yapacak. Türkiye fırsatlar dünyası ve sunacagı seçenekler çok.
· HSBC’nin Türkiye Genel Müdürü Martin Spurling bile Türkiye’nin sıkça yanlış anlaşılan piyasasının büyüme hızı ve ekonomik gelişimi konusunda şaşkınlık yaşamış.Türkiye bir süredir, Meksika, Endonezya ve Nijerya’nın yer aldığı MİNT ülkeleri arasında anılıyor. Bu ülkeler, son on yılda Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in keyfini çıkardığı büyüme performansını yakaladı. Dahası, Spurling, orta sınıf sayısının seksenli yıllarda arttığı Türkiye’nin hâlâ gelişmekte olan ülke olarak anılmasını haksızlık olarak görüyor. Türkiye hâlihazırda Avrupa’nın altıncı ve Dünya’nın 16. en büyük ekonomisi. 77 milyon nüfusunun 27,9 milyonu iş gücüne katılıyor. IMF ve Goldman Sachs verilerine göre 2000 yılında kişi başına düşen gelir 2 bin 400 sterlinken 2012’de bu rakam 6 bin 300’e yükseldi. Bu rakamın 2050 yılında 28 bin 700 sterline yükselmesi bekleniyor. OECD, Türkiye’nin 2020 yılına kadar dünya’nın en hızlı büyüyen ikinci en büyük ekonomisi olacağına inanıyor. Türkiye, Orta Doğu ile Afrika ve Avrupa ile Asya arasında yapılan ticaret için aktarma merkezi konumunda ki özellikle ihracat firmalarının ilgisini çekiyor.Türkiye’nin ticaret güzergâhı açısından bir aktarma merkezinden daha büyük anlam taşıdığını söyleyen Spurling, “Türkiye bir şeyin zirvesinde. Yeni bir Türkiye imparatorluğu doğmak üzere olabilir. Sağını solunu istila ederek değil ticaret dünyasını sollayarak bunu yapabilir. Türkiye 10 yıl önce Avrupa’nın hasta adamı konumundan, istikrarlı ve tutarlı bir ülkeye dönüştü. Artık uluslararası sahnede yer aldı.” dedi. HSBC İstanbul’dan Türkiye ekonomisti Melis Metiner, ülkenin güçlü olduğu alanlarla ilgili olarak genç ve büyüyen nüfusuna, tüketim yapan büyük ekonomisine, bireyleri de kapsayan düşük borç yüküne, güçlü bankacılık sektörü ve mali disiplinle dikkati çekiyor. Bir de bulunduğu coğrafi konuma. Türk Hava Yollarının dünyadaki diğer hava yolu şirketlerinden daha fazla noktaya uçuş yapıyor olması belki de ülkenin ticaret noktası olduğunun en iyi göstergesi.Türkiye ile İngiltere arasındaki ticaret hızla artıyor ve 2009 yılından bu yana yüzde 40 oranında arttı. Şu an yıllık ticaret kapasitesi 11 milyar dolar seviyesinde. İngiltere Ticaret ve Yatırım Kurumu (UKTI ), alt yapı, petrol, gaz ve perakende sektörlerinin bilhassa Türkiye’ye gelmek isteyen İngiliz firmaları için fırsat teşkil ettiğini söylüyor. UKTI’den Sayed Zubair Alam Shah, “Türk firmaları İngiliz işletmeleriyle daha fazla çalışmak istiyor ancak onları burada yeterince göremiyorlar.” diyor. Shah, Türkiye’nin modern bir iş dünyası piyasasına sahip olduğunu söylüyor. Şirketlerin dikkat etmesi gereken birçok sorun da yok değil. Örneğin Türkiye’de siyaset ile iş dünyası iç içe ve bu durum bir mayın tarlasına dönüşebiliyor. Türkiye İngiliz Ticaret Odası Başkanı Chris Gaunt, ülkede yasal sistemin eksikleri ve siyasi sorunlar bulunduğunu ancak Türkiye’nin birçok gelişen piyasadan daha ileri düzeyde olduğunu söylüyor.
· Almanya’da Türklere ve yabancılara karşı çifte standart uygulanıyor. Almanya ve Avrupa’da ekonomik krizden dolayı işsizlik oranlarında artış olurken işe alımlarda ırkçılık ön plana çıkıyor. İşe başvururken daha ilk baştan Arapça, Türkçe isimleri eliyorlar. İşi ne kadar iyi bilirsen bil önemli değil. Aşırı derecede ırkçılık vardı.
· BM Cenevre ofisinde, soruları cevaplayan Boerma, DSÖ istatistiklerine göre, Türkiye'de 2012 yılında doğan birinin, 1990'da doğanlara göre 10 yıl daha fazla yaşayacağını söyledi.
· Türkiye Sudan'da tarım arazisi kiraladı. 99 yıllığına kiralanan 780 bin dönümlük arazide tropikal meyveler üretilecek. Türkiye tarihinde ilk defa devlet ve özel sektör işbirliğiyle Sudan'dan 99 yıllığına tarım arazisi kiraladı.
· Ukrayna uçakları rus yanlılarının bulunduğu bölgeleri bombalıyor. Ukrayna’da savaş hali sürüyor. Rusya’nın ani bir tepkisi bekleniyor. Rusya uçaklarıyla savaşa dahil olursa bölge ve avrupa iyice karışık bir duruma düşecektir. İki küresel güç olan ABD ve Rusya savaşı soğuk ve sıçak olarak sürmesi dünyada yeni bir dönemin başladığına işarettir.Eski küresel güçler gidecek ve dünyada yeni bir merkez zamanla ortaya çıkacaktır. Bu merkez en güçlü ihtimalle Türkiye olacaktır. Türkiye savaş ve çatışmaların durdurulması için çaba gösterecek. Barış ve çözüm süreçleri başlatacak ama dünyacı küresel güçler bu savaşlarını dahada arttıracaklar. Üstünlük ve güç savaşı sergileyenlerin dünya mantığı onları bitişe götürecek. Bu arada yapıcı ve barışçı ve evrenselci Türkiye dünyada daha da parlayacaktır. Tüm dünya halkları Türkiye’ye karşı bir sempati duyacaklardır. Zamanla Türkiye yanlıları artacak. Türkiye doğruluğun ardında duracak. Küresel güçlerin tehditlerine karşı korkarak da olsa dik duracak. Hakkı söylemekten ve evrensel değerlerden vazgeçmeyecek. Türkiye dünya kamuoyunda değer bulacak. Güçlerini zamanla iyice kaybeden küresel güçler dünyada söz sahibi olmuş ve etkin bir güç olarak ortaya çıkan Türkiye’yi çekemeyecekler. Türkiyeye karşı bir karalama kampanyaları ve savaş söylemleri ortaya çıkacak. Küresel bozguncular Türkiyeyi ancak savaş ile yok edebilir diyecekler. Ve başlarına hiç umulmadık şeyler gelecek.
· ABD'nin tepkisine rağmen Türkiye'ye akmaya başlayan Kuzey Irak petrolü kimi neden rahatsız ediyor? Bir şirket ve petrol gelirlerinin bir ABD banka hesabında tutulmak istenmesi nedeniyle Türkiye- ABD gerilimi yaşanıyorsa yaşansın. Bu tür gerekçelerle gerilim yaşanamaz. ABD yönetimi yüksek dünya hırsına sahip. Ve ABD’de yönetenler şirket sahibi açgözlülere hizmet etmektedir. İnsanlığa doğruluğa ve evrensel değerlere hizmet etmemektedirler.
· Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Batı Trakya'daki Türk azınlıkla ilgili verdiği kararlara saygı göstermediği için Yunanistan'ı ikinci kez uyardı.
· Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi'nin oturumunda, "Türkiye ve KKTC’deki Hristiyan mirasına ilişkin olarak yersiz eleştiriler, yanlış bilgiler ve mesnetsiz ithamlar içeren bir yasa tasarısının (H.R.4347) oy çokluğuyla kabul edildiği" belirtildi. Açıklamada, 2000’li yıllardan bu yana devam etmekte olan reform süreci çerçevesinde, gayrimüslimlere ait cemaat vakıfları tarafından başvuruda bulunanlardan şu ana kadar yüzlerce taşınmazın cemaat vakıfları lehine tescilinin sağlandığı, birçok taşınmazın bedelinin ödendiği hatırlatıldı. Bu süreçte, Türkiye'nin pek çok tarihi gayrimüslim ibadethanesini restore ederek dini ayine açıldığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Türkiye’nin gayrimüslim azınlıklara mensup vatandaşları dahil tüm vatandaşlarının hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi yönünde attığı somut adımlar ortadayken, ABD Kongresindeki Türkiye’ye hasım çevrelerin, yapıcı olmaktan uzak, haksız iddialarla dolu bu gibi tasarruflara iç siyasi kaygılarla öncülük etmesi kabul edilemez. Bu çevrelerin diğer dinlere ve kültürel miraslarına yönelik olumsuz gelişmeleri göz ardı ederken, tek bir dine ait kültürel miras konusunu öne çıkarmaları evrensel değerlerle uyuşmadığı gibi ABD'nin çok kültürlü yapısı ile de çelişki oluşturmaktadır.
· Köşk seçimi öncesi çirkin provokasyon yaşanıyor. Topraklara sahiplenen ve milliyetçi anlayışla hareket eden batıl yoldakiler komşu halkımıza tepki gösteriyorlar. Milliyetçi anlayışa sahip ülkemizdeki dinsizler kardeşlik anlayışıyla değil dünyacı anlayışla suriyeli kardeşlerimize tepki gösteriyorlar. Gaziantep ve Kahramanmaraş'ta Suriyeli sığınmacılara yapılan saldırıların ardından Adana'da da benzer bir olay yaşandı. Bu menfaatçilik ve ırkçı kafalılık osmanlı anlayışına zarar vermektedir. Zaten yıllarca bu sahiplenem anlayışının zararını türkiye milleti çekmişti.


fetih isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
tayyip erdoğan ve mehdilik iddiasında olanlar fetih Serbest Kürsü 0 31.07.2014 22:18
illüminati amerikan siyaseti ve dünya gündemi fahrettin Serbest Kürsü 0 06.03.2014 12:44
gog magog nedir kimdir gog magog kavimleri fahrettin Serbest Kürsü 0 06.03.2014 12:41
KısaLtmaLar YuReK Türkçe ~ Edebiyat 0 17.04.2013 09:32
Tayyip Erdoğan'ın cihadı sabuha Serbest Kürsü 0 23.03.2013 12:33


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları