Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Edebiyat Bölümü > Edebiyat > Güzel ve Anlamlı Sözler

Fethullah Gülen Sözleri


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Güzel ve Anlamlı Sözler - kategorisi altındaki Fethullah Gülen Sözleri isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 07.12.2012   #1
BuZ KeSMiŞ YüReGiM
YuReK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 44
Arkadaşlar: 3
Konular:
Mesajlar: 4.909
Rép Puanı: 20010
Rép Grafiği: YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute
Standart Fethullah Gülen Sözleri

Fethullah Gülen Sözleri

Yarla hemdem olmayan hicrandaki azabı bilemez.

Ruhunu inançla yükseltip, gönlünü faziletlerle donatanlara ne mutlu.

Sebeplere riayet bir mükellefiyet ve vazife; neticenin, ALLAH’ın elinde olduğuna inanmak ise tevhiddir.

Sabır insanın iman seviyesini gösterir.

Ezbere konuştugumuz kadar ezber çalışsaydık,Kur’an hafızı olurduk….!

Gıybet ve dedi-kodu kadar bir toplumu fesada sürükleyen ikinci bir virüs gösterilemez.

Allah (azze ve celle) eşhâsa (şahıslar) değil de evsâfa (vasıflar) bakar.

Etrafımızdaki en az melek sayısı kadar şeytan var. Bir boşluğumuzu görüp bizi tepe taklak getirmek için fırsat kolluyorlar.

İnsan, Allah’a yürekten ihtiyaç hissetmeli, acz u fakrıyla Allah’a yönelmeli ki, Cenâb-ı Hak da ona icabet etsin. Cenâb-ı Allah, Zâtına karşı müstağni davrananlara teveccühte bulunmaz.

Peygamber Efendimiz’in (aleyhissalâtü vesselâm) hiçbir beyanında en büyük hasımları olan Ebû Cehil’den, Utbe’den vs. şikayet ettiğini göremezsiniz. Biz de Efendimiz’in ahlâkıyla ahlaklanmalı; bize saldıranlarla uğraşma yerine yapmamız gerekli olan işlerle meşgul olmalıyız. Zaten Kur’an da, ‘Aleyküm enfüseküm-Siz kendinize bakın’ demiyor mu?

Toplumun ıslahı için tek tek fertlerin salâha erdirilmeleri şarttır; aksi halde, eczası günahlardan mürekkep parçalardan, sıhhatli bir bünyenin meydana gelmesi mümkün değildir.

Kendisini olmazsa olmaz görenler hasta tiplerdir. Ölçü şudur: “Olsam da olur, olmasam da olur; olmasam herhalde daha iyi olur.

Kaderi tenkit etmemenin yolu insanın kendini sorgulamasından geçer.

Bizim Allah’la irtibattan daha öte herhangi bir güç kaynağımız yoktur.

Gönülden “âh!” edenin her ‘âh’ına icabet edilmiştir. O’na doğru içten yükselen hiçbir ses cevapsız kalmamıştır. Elverir ki, biz sesimizi gönlümüzün sesi haline getirelim.

İnsan, düşünce dünyasına göre şekillenen bir varlıktır. O, nasıl düşünüyorsa, istidadı ölçüsünde, öyle olmaya namzettir.

Her türlü muvaffakiyetin ilk şartı iman ve mücadele gücüdür.

Her doğuş bir ölümün ve her ölüm de yeniden bir doğuşun habercisidir.

Hizmet ve himmetin en küçüğü dahi mübecceldir ama, büyük himmetlere ihtiyaç hissedildiği bir yerde mini gayretler gerçek hizmete ihanettir.

Bir mü’minin başkalarının hidayeti hususundaki ızdırabı, onun Allah’a imanı ve ötelere olan inancı ölçüsündedir. Kimin ne kadar inancı varsa o ölçüde ızdırabı vardır.

İmanın, insanın sinesine tastamam yerleşmesi ancak amelle mümkün olur. Salih amelle beslenmeyen imanın solması hatta sönmesi her zaman muhtemeldir.

Şu anda İmam Hatip’lerde ihtiyacın çok üzerinde bir yığılma görülmektedir.

İğneyle bir dağı yerinden sökmek, bir kalbden kibri çıkarmaktan daha kolaydır, sözü hakikatin tam ortasından altın gibi bir sözdür.

Dünyaya zalimane hükmedenler, bulundukları mevki ve makamları, hep inananların gafletinden istifade ile elde etmişlerdir. Dinin ve gelecek nesillerin hatırına, hiç olmasa bundan sonra bu gafletten sıyrılmamız gerekmez mi!?

Bilgi bazen saygıyı götürüyor. Halbuki bilmeye gerçek kıymetini kazandıran insanın içindeki saygı hislerini artırıyor olmasıdır.

İbadete tutkun kullar namazı bekletmezler, vaktin bir an önce girmesini ve yeni bir niyaz anının gelmesini beklerler

Zayıfı ezen,galip de olsa mağlup;haklı,mağlup da olsa galiptir.

Kimde olursa olsun, azıcık samimiyet bir başarı vesilesi olabilir.

Sağlam bir itikatla Allah’a sığınınca hallolmayacak hiçbir mesele yoktur.

Allah için olamayacaksak olmanın hiçbir anlamı yoktur; öylesi anlamsız bir mevcûdiyettir.

Geleceğin emniyet ve güven üzerine kurulması, geçmişin iyi bilinip tanınmasına, hissedilip ruhlarda korunmasına bağlıdır.

İnsan, belli bir düşünceye göre, eşya ve hadiselere bakışı devam ettiği sürece, karakter ve ruh yapısı itibariyle, yavaş yavaş giderek o düşünce çizgisinde bir hüviyet kazanır.

İnsan bir şeye kendini kaptırdığı ölçüde, yavaş yavaş o şeyin tesirine girer ve onda fani olur.

İnsan imtihanlarla saflaşır ve özüne erer. Hayat, imtihanlar sayesinde yeknesaklıktan kurtulur ve renklilik kazanır. Ruh imtihan gördüğü nisbette olgunlaşır ve büyük işleri göğüsleyebilecek hale gelir. Geçirilen imtihanın ağırlığı ve soruların terleticiliği nisbetinde, ferd, insanlık mektebinde sınıf geçmeye ve yükselmeye başlar.

Çile, yüce hedeflere varmanın ve yüksek neticeler elde etmenin tek yoludur.

İnsan herhangi bir ideale, inandığı ölçüde gönül verir ve alâkadar olur.

Hak yolunda, millet yolunda çekilen sıkıntılar kadar insanı günahlardan arındıran, ulvileştiren ikinci bir şey daha yok gibidir.

Ruhu kanatlandırıp pervâz ettirecek ve kalbi dâima canlı tutacak tek şey, Yaratıcı’nın hoşnutluğu düşüncesidir.

Çok severim başkalarıyla çok iyi geçinip, kendi nefsiyle hiç geçinmeyenleri….

Bu dava, hasbiler davasıdır. Kazanma değil yani, insan kazanma davasıdır gönül fethetme davasıdır. İsrafilce hareket etme davasıdır, Hızırca hareket etme davasıdır, uğradığı her yeri yeşertme davasıdır. Diriltme davasıdır, soluklama davasıdır…

Mübarek bir gayeden ve onun yolundaki mukaddes hafakandan mahrum bir neslin önce içten içe yanarak karbonlaşması, sonra da bir alev topuna dönüşerek, etrafındaki her şeyi yakıp kül etmesi kaçınılmazdır.

Doğrular yalanlarla temsil edilemez. Onun için ne kadar yüce hakikatleri temsil ettiğimizin ve davranışlarımızın da ne ölçüde müstakim olduğunun farkında olmalıyız.

Bu hükümet derhal bırakıp gitmelidir. 28 Şubat süreci başlamadan önce

Bu ihtiyaç fazlası farklı merkezlere yönelerek rejim için tehlike arz edebilir

Bir kimse din adına bilmesi gerekenleri öğrenmeden cahillikten kurtulmuş sayılmaz.

İnanmış bir gönülde stres olmaz; olsa olsa hafakan olur. Siz ona, “mukaddes hafakan” da diyebilirsiniz.

Vücudumuzun bir yerinde ağrı, sızı olunca, ‘of, puf’ diyeceğimize, ‘elhamdülillah’ demeliyiz. Nasıl olsa ikisinde de ses çıkıyor. Fakat, birincisinde Rabb’in rubûbiyetine itirazın vebali, ikincisinde ise O’ndan gelene razı olmanın ecri var.

İşkolik olmak başka, işinin aşığı olmak başkadır.

Gönlünü Cenâb-ı Hakk’a vermiş mü’minler duaya doyma bilmezler.

Akıl ile kalbi birbirinden ayırmamalısınız; onların izdivacına her zaman ihtiyaç vardır. Aklın muhakemesi, kalbin de semavîliği ve ledünnîliği omuz omuza olursa, işte o zaman hiç aşılamaz gibi görünen problemler bile kolayca aşılabilir.

Adliyede, Mülkiyede veya başka bir hayati müessesede bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti, öyle ferdi mecburiyetler şeklinde ele alınıp öyle değerlendirilmemelidir. Yani bunlar gelecek adına bizim o ünitelerde garantimizdir. İstikbale yürümek için, sistemin püf noktalarını keşfedin. Hâlâ bu sistem devam ediyor. Bu sistem içinde arkadaşlarımız istikbale yürüyeceklerdir. Öyleyse o sistemin püf noktalarını bilmeleri lazım, keşfetmeleri lazım. Aşmaları lazım. Bu da meselenin diğer bir yanıdır.

Evrâd u ezkâr, i’lâ-yı kelimetullah yolunda mücahede eden bir mü’minin en önemli zâd ü zahîresi; Allah Teâlâ ile münasebetinin de emaresidir

Ne günahım(ız) var ki diyen kimselere bu düşünceleri günah olarak yeter.

Ağlamak öyle bir iksirdir ki, kavrulan ruhun ateşini ondan başka hiçbir şey söndüremez. Ruh tutuşunca vicdan kavrulmaya başlar ve işte o zaman insan ağlar. Ağlar ve ruhunun ateşini söndürür. Sıkıntı ve şiddet karşısında en geçerli iksir, rahat ve rehavet zamanında yapılan duadır.

İmanlı bir insanın ümitsizliğe düşmesi söz konusu olamaz

Din hiçbir karşılığa kurban edilemeyecek fakat uğrunda her şey kurban edilebilecek bir müessesedir.

Kayıp gidenleri gördükçe daha çok ürpermeli, hatta tir tir titremeli ve Allah’a sığınma hissimizi hep canlı tutmalıyız

Büyük ya da küçük kendini bir şey zannedenler kaybetmeye namzettirler.

Bu hizmetin içinde bulunanlar, bu hizmete göre hizmet vermek isteyenler, her birisi dünyayı idare edebilecek birer diplomat gibi hareket etmeli.

Süvari attan anladığı gibi, küheylan da yiğitten anlar.





Click the image to open in full size.
YuReK isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları