Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Hadis Bahcemiz > Hadis Bahcemiz

BOŞANMA iLe Ilgili Hadisler


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Hadis Bahcemiz - kategorisi altındaki BOŞANMA iLe Ilgili Hadisler isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 14.03.2013   #1
Üye
sSuSs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Jan 2013
Üye Numarası: 127
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 78
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: sSuSs is an unknown quantity at this point
Standart BOŞANMA iLe Ilgili Hadisler

BOŞANMA
İbn Ömer’in (r.a.) bildirdiğine göre:
Kendisi Resulüllah (a.s.) zamanında karısını hayız halinde iken boşamış,
Ömer b. Hattab (r.a.) ise, bu durumu Hz. Peygamber’den sormuştur.
Resulüllah cevaben şöyle buyurmuştur: “Abdullah’a söyle karısını geri alsın.
Sonra kadın temizlenip tekrar hayız görüp de tekrar temizleninceye kadar ona yaklaşmasın.
Bundan sonra artık isterse nikâhında tutar, dilerse tekrar biraraya gelmeden önce onu boşar.
İşte kadının bu iki kirlenmesi ve temizlenmesi müddeti, erkeklerin kadınları boşamaları için Yüce Allah’ın emrettiği iddet müddetidir.”
Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 2675

Hz. Aişe (r.ah.) şöyle haber vermiştir:
Hz. Peygamber (a.s.) Zeynep bt. Cahş’ın (r.ah.) yanında eğlenip bal şerbeti içerdi.

Bunun üzerine ben ve Hafsa, kendi aramızda anlaşarak; Peygamber (a.s.) hangimizin yanına gelirse, o: “Sende megafir kokusu hissediyorum; megafir mi yedin?” diyecekti.
Nihayet Peygamber bu iki kadından birisinin yanına girince kadın bu sözü ona söylemişti.
Hz. Peygamber de: “Hayır! Zeynep bt. Cahş’ın yanında bal şerbeti içmiştim, bir daha onu içmem” buyurdu.
Bunun üzerine: Ey Peygamber!
Eşlerinin rızasını gözeterek Allah’ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram kılıyorsun?…
ile başlayıp Eğer ikiniz de (Hz. Aişe ve Hafsa Allah’a tevbe ederseniz, (yerinde olur).
Çünkü kalpleriniz sapmıştı.
Ve eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka verirseniz bilesiniz ki onun dostu ve yardımcısı Allah, Cebrail ve müminlerin iyileridir.
Bunların ardından melekler de (ona) yardımcıdır.
sona eren ayetler nazil olmuştur.
Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 2694

**************************************
Hz. Aişe (r.ah.) şöyle nakletmiştir:

Resulüllah (a.s.) hanımlarını muhayyer kılmakla emrolunduğu zaman bu işe benden başladı ve bana: “Sana bir şey söyleyeceğim; ancak ebeveynine danışmadan cevap vermekte acele etme” buyurdu.
Aişe sözlerine devam ederek:
Hz. Peygamber (a.s.) annemle babamın ondan ayrılmamı istemeyeceklerini kesinlikle biliyordu. Sonra bana şu ayeti okudu: Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer Dünya dirliğini ve süsünü (refahını) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salıvereyim.
Eğer, Allah’ı, Peygamber’ini ve Ahiret yurdunu diliyorsanız, bilin ki, Allah içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
Ben hemen: “Bunun nesi için ebeveynime danışacakmışım!
Elbette Allah ve Resulü ile Ahiret yurdunu isterim” dedim.
Daha sonra, Peygamber’in diğer eşleride benim yaptığımın aynısını yaptılar.
Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 2696
***************************************
Hz. Aişe (r.ah.) şöyle rivayet etmiştir:
Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğinide yanına alırsın”.

ayeti nazil olduktan sonra Resulüllah (a.s.) biz kadınlardan birinin nöbet günü geldiğinde her defasında bizden izin isterdi.
(Hadisi Aişe’den rivayet eden) Muaze, Aişe’ye: “Hz. Peygamber (a.s.) senden izin istediği zaman, ne derdin?” diye sordu.
Aişe (r.ah.): “Bu iş bana kaldı ise ben kimseyi kendime tercih edemem cevabını verirdim,” dedi.
Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 2697
**************************************
Hz. Aişe (r.ah.)
“Resulüllah (a.s.) bizi muhayyer bıraktı.
Ancak, biz bunu talâk saymadık” demiştir.
Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 2698

Ömer b. Hattab (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:
Hz. Peygamber (a.s.) kadınlarından uzaklaştığı vakit Mescide girdim.
Bir de ne göreyim insanlar üzüntülerinden çakıl taşları ile yeri eşeliyor ve: Resulüllah hanımlarını boşamış diyorlardı.
Bu hadise örtünme emri gelmeden önce idi.
Ömer “Bu işi bugün mutlaka öğrenirim” dedim.
Aişe’nin yanına vararak: “Ey Ebu Bekr’in kızı! İşi Resulüllah’a eziyet verecek dereceye vardırdın öyle mi?” dedim.
Hz. Aişe: “Benden sana ne, ey Hattab oğlu? sen kendi kusuruna bak!” dedi.
Bunun üzerine Hafsa’nın yanına vardım ve ona: “Ey Hafsa! Senin şerefin Resulüllah’a eziyet verecek dereceye vardı mı?
Yemin olsun, senin de çok iyi bildiğin gibi, Resulüllah seni sevmiyor.
Ben olmasaydım, seni mutlaka boşardı” dedim. Bundan dolayı Hafsa çok ağladı.
Ben ona: “Resulüllah nerededir?” diye sordum.
Hafsa: “O yatak odasındaki kilerindedir” cevabını verdi. Hemen oraya vardım. Birde baktım, karşıma Resulüllah’ın Rabah adındaki hizmetçisi çıktı. Kilerin alt eşiğine oturmuş, ayaklarını ağaçtan oyulma (merdiven gibi) bir şeyin üzerine sarkıtmıştı.
Bu üzerine oturulan şey, Resulüllah’ın inip çıkarken merdiven olarak kullandığı bir hurma kütüğü idi.
Ben: “Ey Rabah! Resulüllah’ın huzuruna girmek istiyorum bana izin iste!” diye seslendim.
Rabah bir odaya baktı, sonra bir de bana.
Fakat bir şey söylemedi.
Ben tekrar: “Ey Rabah, benim için Resulüllah’tan izin iste!” dedim. Rabah yine odaya baktıktan sonra, bana hiçbir şey söylemedi.
İki defada bana izin verilmeyince, sonra sesimi yükselterek: “Ey Rabah! Peygamber’in huzuruna girmek istiyorum; benim için izin iste!
Zannediyorum ki, Resulüllah, benim Hafsa için geldiğimi düşünüyor.
Yemin olsun, Allah Resulü bana emrederse, Hafsa’nın boynunu vurmaya hazırım” dedim.
Bu arada sesimi biraz yükseltmiştim.
Bunun üzerine Rabah bana; yukarı çıkmamı işaret etti.
Hemen Resulüllah’ın huzuruna girdim.
O, bir hasır üzerine yaslanmıştı.
Ben de oturdum.
Örtüsünü üzerine çekti.
Üstünde bundan başka bir şey yoktu.
Hasır yan tarafına iz bırakmıştı.
Resulüllah’ın odasına şöyle bir göz gezdirip baktım, Sa’ miktarı bir avuç arpa, odanın bir köşesinde o miktarda karaz yaprağı, baş ucunda bir de asılı deri.
Bu manzara karşısında göz yaşlarımı tutamayıp ağlamaya başladım.
Hz. Peygamber: “Niçin ağlıyorsun ey Hattab oğlu?” buyurdu.
Ben de: “Ey Allah’ın Peygamber’i! Niçin ağlamayayım ki, işte hasır yan tarafına iz bırakmış. İşte odan ve içindekiler.
Diğer tarafta Kayser ile Kisra meyveler ve nimetler içinde yüzmektedirler.
Sen ise Allah Resulü ve en seçkin kulu olduğun halde işte şu küçücük hüzün yeri olan odacığın!” dedim.
Resulüllah (a.s.): “Ey Ömer!
Dünya nimeti onların, Ahiret saadeti de bizim olmasına razı değil misin?” buyurdu.
Ben de: “Evet! Elbette razıyım.” dedim.
Yanına girdim gireli yüzünde öfke eseri görüyordum.
Nihayet: “Ey Allah’ın Resulü! Hanımlarının hâlinden gücüne giden şey nedir?
Onları boşadı isen şüphesiz, Allah seninle beraberdir.
Melekler de, Cebrail ve Mikâil, ben, Ebu Bekr ve bütün müminler de seninle beraberiz.” dedim.
Ve Allah’a hamd ederek söylüyorum ki, söylediğim sözü Allah’ın tasdik buyuracağını ummadığım konuşmalarım azdır.

İşte bunun üzerine şu ayet-i kerimeler nazil olmuştur:
Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi, kendini Allah’a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir.
Eğer ikiniz de (Hz. Aişe ve Hafsa) Allah’a tevbe ederseniz, (yerinde olur).
Çünkü kalpleriniz sapmıştı.
Ve eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka verirseniz bilesiniz ki onun dostu ve yardımcısı Allah, Cebrail ve müminlerin iyileridir.
Bunların ardından melekler de (ona) yardımcıdır.
Ebu Bekr’in kızı Aişe ile Hafsa, Peygamber’in diğer hanımlarına karşı birbirlerini tutuyorlardı.
Ben: “Ey Allah’ın Resulü! Sen onları boşadın mı?” diye sordum.
Hz. Peygamber (a.s.): “Hayır” cevabını verdi.
Ben: “Ey Allah’ın Resulü! Mescide girdiğimde, müslümanlar çakıl taşları ile yerleri eşeleyip: Resulüllah kadınlarını boşamış diyorlardı.
Aşağıya inipte sizin hanımlarınızı boşamadığınızı onlara haber vereyim mi?” dedim. Hz. Peygamber: “Evet, istersen haber verebilirsin” buyurdu.
Yüzündeki öfke alâmetleri ortadan kalkıncaya kadar onunla konuşmaya devam ettim.
Nihayet dişleri görülünceye kadar tebessüm etti.
O insanlardan dişleri en güzel olanı idi.
Sonra Hz. Peygamber (a.s.) bulunduğu yerden aşağı indi.
Ben de onunla indim.
Ancak, ben basamaklı kütüğe tutunarak iniyordum.
Resulüllah ise yerde yürür gibi ona eliyle dokunmadan indi.
Ben: “Ey Allah’ın Resulü! Odada yirmi dokuz gün kaldın.” dedim.
Peygamber (a.s.): “Ay, yirmi dokuz gece olur.” buyurdu.
Bunun üzerine ben Mescidin kapısında durarak olanca sesimle: “Resulüllah, hanımlarını boşamamıştır!” diye bağırdım.
Bu arada şu ayet nazil oldu: Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar; halbuki onu, Peygamber’e veya aralarında yetki sahibi kimselere götürselerdi, onların arasından işin içyüzünü anlayanlar, onun ne olduğunu bilirlerdi.
Allah’ın size lütuf ve rahmeti olmasaydı, pek azınız müstesna, şeytana uyup giderdiniz.Bu işi ben anlayıp ortaya çıkarmıştım.
Yüce Allah da tahyir ayetini inzal buyurdu.
Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 2704




Sübeya (r.ah.) şöyle rivayet etmiştir:
Ömer b. Abdullah, Abdullah b. Utbe’ye mektup yazarak, Sübeya’nın yanına varıp, ona kendi hadisini ve Hz. Peygamber’e fetva sorduğunda kendisine ne cevap verdiğini sormasını emretmiş. Ömer b. Abdullah da, Abdullah b. Utbe’ye cevabi mektubunda Sübeya’nın kendisine şunları haber verdiğini bildirmiştir: Sübeya, Benu Âmir b. Lüey soyundan, Bedir gazvesine katılmış olan Sa’d b. Havle ile evliymiş.
Daha sonra, bu zat hanımı hamile iken Veda haccında vefat etmiştir.
Kocasının vefatından çok geçmeden karısı doğurmuş.
Nifasından temizlendikten sonra kendisini isteyecekler için giyinip kuşanmış.
Bu sırada Abdüddar oğullarından Ebu Senabil b. Bakek onun yanına gelip: “Seni giyinip kuşanmış ve süslenmiş olarak görüyorum.
Anlaşılan evlenmek istiyorsun.
Yemin olsun dört ay on gün geçmedikçe kesinlikle evlenemezsin!” demiş.
Sübeya “O zat bana bunu söyleyince geceleyin üzerimdeki elbiseyi çıkardım.
Sonra Resulüllah’a giderek bu meseleyi ona sordum.
Bana doğumumu yaptığım andan itibaren evlenmenin benim için helal olduğunu, istersem evlenebileceğimi, söyledi.”
Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 2728
*************************************
Ebu Seleme’nin (r.a.) Ümmü Seleme’den naklettiğine göre, Ümmü Seleme şöyle anlatır:
“Sübeya Eslemiye, kocasının vefatından birkaç gece sonra çocuğunu doğurdu.
Kendisi, bunu Resulüllah’a zikredip, durumunu sordu.
Resulüllah evlenmesini emir buyurdu.”
Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 2729
***************************************
İbn Abbas (r.a.)
“Kişinin karısını kendine haram kılması kefaret vermeyi gerektirir” demiştir.
Yine İbn Abbas Şüphesiz ki, Allah Resulü sizin için pek güzel bir örnektir demiştir.
Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 2692








Click the image to open in full size.
sSuSs isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 14.03.2013   #2
Üye
sSuSs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Jan 2013
Üye Numarası: 127
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 78
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: sSuSs is an unknown quantity at this point
Standart NİKÂHl FESHEDEN ŞEYLER, FESHETMEYEN ŞEYLER İLE İLGİLİ HADİSLER

İbnu’l-Müseyyeb rahimehullah anlatıyor:
"Hz. Ömer radıyallahu anh dedi ki: "Kim, kendisinde delilik veya cüzzam veya baras (alaten) bulunan biriyle evlenir ve temasta da bulunursa, mehir tamamiyle kadının olur.
Ancak bu, kadının velisi üzerinde erkeğe bir borç olur."
(Muvatta, Nikah 9, (2, 526).

**************
Yine İbnu’l-Müseyyeb anlatıyor:
"Hz. Ömer radıyallahu anh buyurdular ki:
"Bir kadın kocasını kaybeder, nerede olduğunu da, bilemezse dört yıl bekler, sonra dört ay on gün oturur, sonra nikahı (başkasına) helal olur."
Muvatta, Talak 52, (2, 575).

***************
Yine İbnu’l-Müseyyeb, Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın ashabından,
Nadre İbnu’l-Ektem denen ensardan bir zattan naklen kaydettiğine göre, demiştir ki:
"Ben bakire bildiğim bir kadınla evlendim, gerdeğe girince hamile olduğunu gördüm. (Durumu Resûlullah’a arzettiğim vakit) Aleyhissalatu vesselam:
"Fercinden istifaden sebebiyle mehir onundur, çocuk da sana köledir" buyurdu ve aramızı ayırdı. İlaveten: "Çocuğu doğurunca had uygulayın!" emretti."
Ebu Davud, Nikah 38, (2131, 2132).


***************
İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor:
"Bir hıristiyan kadın, bir zımminin nikahı altında iken, kocasından bir müddet önce müslüman olsa, artık kocasına haram olur."
Buhari, Talak 20.
**********
Yine İbnu Abbas radıyallahu anhüm anlatıyor:
"Bir adam önce kendisi müslüman olup geldi; sonra da hanımı müslüman olup geldi.
Kocası:
"Ey Allah ‘ın Resulü! Hanımım da benimle birlikte müslüman olmuştu!" dedi.
Aleyhissalatu vesselam, hanımını kendisine iade etti."
Ebu Davud, Talak 23, (2238); Tirmizi, Nikah 43, (1144).

***************
Yine İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Bir kadın müslüman oldu ve (yeni bir erkekle) evlendi.
Bunun üzerine (eski) kocası Resûlullah
aleyhissalatu vesselam’a gelerek:
"Ey AIlah’ın Resulü! Ben de müslüman olmuştum. Hanımım müslüman olduğumu da biliyor" dedi. Aleyhissalatu vesselam, kadını ikinci kocasından ayırıp eski kocasına iade etti."
Ebu Davud, Talak 23, (2239); İbnu Mace, Nikah 60 (2008).

*************
Yine İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam kızı Zeyneb’i, Ebu’l-As İbnu’r-Rebi’e, altı yıl sonra eski nikahı ile geri verdi, (ne nikah, ne mehir) hiçbir şeyi yenilemedi."
Ebu Davud, Talak 24, (2240); Tirmizi, Nikah 43, (1143).

***************
Amr İbnu Şu’ayb an ebihi an ceddihi radıyallahu anh anlatıyor:
"Resûlullah aleyhissalatu vesselam (kızı) Zeyneb radıyallahu anha’yı kocası (Ebu’l-As’a) yeni bir nikah, yeni bir mehirle iade etti."
Tirmizi, Nikah 43, (1142); İbnu Mace, Nikah 60, (2010).

****************
İbnu Şihab anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam zamanında, birkısım kadınlar,
kendi yurtlarında müslüman oldular.
Bunlar hicret de etmediler.
Bunlar İslam’a girdikleri zaman kocaları kafir idiler.
Bunlardan biri Velid İbnu’I-Mugire’nin kızıydı.
Bu kadın Safvan İbnu Ümeyye’nin nikahı altında idi.
Bu hanım Fetih günü müslüman olmuş, kocası Safvan da İslam’dan kaçmıştı.
Aleyhissalatu vesselam peşinden amcasının oğlu Vehb İbnu Umeyr’i, kendisine bir eman alameti olarak şahsi rıdasıyla birlikte gönderdi. (Resûlullah onu İslam’a çağırıyor ve yanına gelmeye davet ediyordu; (gelince bakacak),
İslam hoşuna giderse kabul edecekti, gitmezse kendisine iki ay müsaade edecekti.
Safvan, Aleyhissalatu vesselam’ın yanına rıdasıyla birlikte gelince, yüksek sesle (halkın arasında) bağırarak:
"Ey Muhammed! İşte Vehb İbnu Umeyr!
Senin rıdanı bana getirdi ve senin beni yanına davet ettiğini, İslam hoşuma giderse kabul edeceğimi, gitmezse bana iki ay mühlet tanıyacağını söyledi" dedi.
Resûlullah aleyhissalatu vesselam kalkıp:
"Ey Ebu Vehb (devenden) in!" buyurdu. Fakat o:
"Hayır, vallahi, meseleyi benim için açıklığa kavuşturmadıkça inmem!" dedi.
Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam:
"Sana, daha fazla, dört ay mühlet tanıyorum" buyurdular.
Sonra Resûlullah Havazin tarafına Huneyn seferine çıktı.
(Sefer hazırlığı sırasında) Safvan’a adam göndererek çağırtıp, emaneten silah ve başka harp malzemesi vermesini talep etti.
Safvan:"Zorla mı, gönül rızasıyla mı istiyorsun?" dedi.
Aleyhissalatu vesselam:
"Gönül rızasıyla!" buyurdu.
Safvan (yanında bulunan) silah vs.yi iane olarak verdi.
Sonra Safvan kafir olduğu halde Resûlullah aleyhissalatu vesselam’la birlikte döndü.
Huneyn gazvesine, Taif’in fethine katıldı.
Bu esnada henüz kafirdi.
Ama hanımı müslüman olmuştu.
Aleyhissalatu vesselam aralarını ayırmadı.
Bu hal Safvan radıyallahu anh’ın müslüman oluşuna kadar devam etti.
Müslüman olduktan sonra hanımı eski nikahıyla onun yanında kaldı.
Safvan ile hanımının müslüman oluşu arasında iki ay kadar bir zaman mevcuttur."
Muvatta, Nikah 44, (2, 543, 544).



*****************
İbnu Ömer radıyallahu anhüma, bir kölenin nikahı altında bulunan bir cariye, hürriyetine kavuşacak olursa, (bu azadlıktan sonra) kendisine
kocası temas etmedikçe (bu evliliğe devam edip etmemede) muhayyer olduğunu söylerdi."
Muvatta, Talak 26, (2, 562).


****************
İmam Malik rahimehullah’a ulaştığına göre, "Hz. Ömer veya Hz. Osman- radıyallahu anhüma, bir erkeği "hürüm" diye nefsiyle aldatıp evlenen ve birçok çocuk doğuran cariye hakkında "adam, çocukların, köle emsalleriyle fidyelerini öder" diye hükmetmiştir.
" İmam Malik; "Bu kıymet, nazarımda en adilidir" demiştir.
Rezin tahric etmiştir.
Muvatta, Akdiye 23, (2, 741).





Click the image to open in full size.
sSuSs isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tag Ekle
bosanma , boşanma , hadisler , ile , ilgili


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Evlilikle Ilgili Hadisler sSuSs Hadis Bahcemiz 3 14.03.2013 11:11
Cennet ve Cehennem Ebedidir – Ayet ve Hadisler SıLa Cennet-Cehennem 0 05.03.2013 16:06
Berat Gecesi Hakkında Kütüb-ü Sitte’de Yer Alan Hadisler SıLa Kutubi Sitte 0 20.02.2013 12:33
Boşanma sürecinde çocuk YuReK Kisisel Gelisim Yazilari 0 13.01.2013 14:11
Cocuklara Ögretilecek Hadisler SıLa İslamiyette Çoçuk 0 12.12.2012 21:31


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları