Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Edebiyat Bölümü > Edebiyat > HasbihaL

Eskimiş Yüzüyüm Aşkın


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki HasbihaL - kategorisi altındaki Eskimiş Yüzüyüm Aşkın isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 04.02.2015   #1
BuZ KeSMiŞ YüReGiM
YuReK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 44
Arkadaşlar: 3
Konular:
Mesajlar: 4.911
Rép Puanı: 20010
Rép Grafiği: YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute
Standart Eskimiş Yüzüyüm Aşkın

Click the image to open in full size.


Eskimiş Yüzüyüm Aşkın

Hoyratça akıp giden yaşamın nehirlerinde aşina bir yüzüm

Ahir uykuların koynunda insanlar, beyaz yastıklarda hüzün

Kendi hükmüyle örseleniyor umut, yürekteki hazdır tuzum

Eskimiş yüzüyüm aşkın, hükümsüz saltanattır sana tutkum



Kendinden taşarak uzaklara ulaşan ırmakların sürüklediği kırık dalların intizarıdır hayat, mutlulukla ışıldayan su zerreciklerinin aşikâr yalnızlığıdır bir bakıma. Doymamış hazların tenceresinden taşan ve ruhu besleyen kollar gibidir aşk, kekre yolculuklarla yanaklardan süzülüp toprağa düşen gözyaşlarının öyküsüdür bir bakıma. Kıymık tende kök salar, dal geceler boyu suları kucaklar. Gözyaşları bu yüzden asildir gülüm, mevsim ne olursa olsun gönüllerden arınarak başıboş denizlere dolar.



Cansız buluşmalarla çözülürdü zoraki tutkuların düğmeleri, omzunu ısıtırdı kadın saçların. Gecenin çatılarından göçmen kuşlar havalanırken sen kaşlarını çatardın. Hoyrat bir el kavrardı tenini, mecburi öpüşlerle kutsardın haylaz vakitleri, arzu tek kişilik bir çığlıkla helalleşirdi. Yarı dağınık soğuk yataklarda gövdenin bir yanı üşürdü, bildik ıslanışlarla ısıtırdın kadın arzularını. Boyut ötesi kıyımların düğmelerine basar beni çağırırdın arındığın yataklarda terli uykularına, bağlı saçlarını bakışlarımla çözer, mahremiyetinin sorgularını öpüşlerimle sarmalardım. Mutluluk ve sevda olurdu an, yaşanmamış günlerin sığ sularında kelimelerin sarhoş gezginleri olurduk.



Kışkırtıcı sitemlerin ayrı odalarında kuz gövdemize bir el değerdi, aykırı birleşmelerden arınıp gergin bedenini bire, ikiye bölüp deli fişek naralarla parçalarken dağınık yatakların çarşaflarını. Ne adım ne sanım, ne saltanatım kalırdı gönlünde, sen yaylı titreyişlerin fışkın dallarını eğip izlerken senden ayrı bir dağdan yuvarlanışlarımızı. Damsız evlerde hüküm sürerdi yalnızlığım, boğumlarla sükûta ererdi aşktaki uykusuzluğum ve işte o an dargınlığın beyaz bayrakları kan olurdu, alabora olmuş bir denizde izlerken an kayboluşlarımızı.



Derin dinlencelerin uykulu yüzleriyle unuturuz dünü bir çırpıda, ağlamaklı geçen bir gecenin nafilesiz düşünüşleriyle. Beyaz yastıkların sevda işlemeli yastıklarına hüzünlerin gözyaşını sıvadıkça ve soğuk yataklara aşkı çağırdıkça o mağrur eksenine kıvrılırız hayatın. Olmazlarla inancımızı zedeler ara sıra yaşam, korunmasız bir menzilde ayaza çalar yüzümüz, titrer içimiz. Her inkârında merhem aradığımız kaygılı yanıtlarda dolar göğsümüz. Bir adam sabırla iter gerçeğin kapısını ve yüreğindeki sevda tutar özlemin asırlık yasını.



Zılgıt dalgalarla övünen denizlerin en soylu karıdır tuz, öfkeyle çarptıkça taşa, sürtünür öfkeye su, delirmiş sorguların kapılarını rüzgâr gıcırdattıkça. Mavinin yoldaşıdır yeşil, kırmızı şafakların nuru hep gizemi saklar koynunda, yalçın dağların ve azgın dalgaların buluşmasıyla öfke dönüşüverir bir anda hazza. Bütün kaçışlar tutkuyu besler unutma, mevsim zemheri de olsa iki ten atılır bir anda ataşa. Dudakta kan toplanırken bedenden akar utkular, mahrem kokuların salıyla açılırken aşktan çok uzaklara.



Gölgenin rahmindeki gülüşe sordum seni, isimsiz ölülerin kayıklarındaki defne dalları cevap verdi, kırmızı entarinle cennetinde karşıla diye ruhumu. Gümüş renkli günlerin musallasından mezarlara beden taşıyordu insanlar, Fatihasız ayrılıkların toprağını atarken kefene kollar. Kapanmış bir ömrün çukurundan feryat yükseliyor durmadan, huysuz renklerin saydam dallarından omuzlara düşerken meneviş nidalar. Kalburüstü masalların son sayfasında hazin düşler var ah, gönülsüz gidişlerin savaş arabalarından sarkarken sevgisiz başlar. Ömür yakarısız bir dönence, üzünçlerle denizlerden çok uzaklara kaçarken balıklar.



Gemiler geçiyor ufkumun sularından nicedir, örs toprağa karışmadan, gözlerim hüsrana alışmadan ve ruhum kefenlere sarılmadan yokluğunun sükûtu hareli çığlıklarını sustur. Örsün sırrı sabır, gözün yankısı hardır. Demir örse, göz gönüle sarılır ve her şafakta yeni umutlarla körük havayla sarmalanır. İncinmiş vakitlerle geçiyor yar ömür, vakit geç olmadan gel de bu amansız yangını söndür.


Selahattin YETGİN





Click the image to open in full size.
YuReK isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tag Ekle
aşkın , eskimiş , selahattin yektin , yüzüyüm


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Aşkın Tarifi GoLqe DostLuk-Sevgi-aSka Dair 0 05.11.2014 03:56
Aşkın dili.. Matemkar Kur'an-İlahi-Ezgi-şiir Videolari 0 19.06.2014 20:32
Aşkın dili.. Matemkar Kur'an-İlahi-Ezgi-şiir Videolari 0 15.03.2014 04:27
Eskimiş Bir Mendilde eSiLa YüreK eSintiLeri 3 13.06.2013 00:03
Aşkın ve Aşıklığın divanından Aşkın Sesi eSiLa Tasavvufi Sohbetler 1 07.12.2012 14:07


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları