Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Edebiyat Bölümü > Edebiyat > HasbihaL

Like Tree1Likes
  • 1 Post By eFe

Hasbihal Nefsimle


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki HasbihaL - kategorisi altındaki Hasbihal Nefsimle isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 21.12.2012   #1
Derdin Ne ise Davan O'Dur
eFe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 3
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 3.894
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute
Standart Hasbihal Nefsimle

Nefsimle Hasbihal...


gün tonla karanlık deriyorum
Sonra tutup kendimi yeriyorum

Affına yüzüm kalmadığı halde
Dönüp dönüp günaha giriyorum.





Geçiyor zaman. Daha yeni sizin evinizdeymişim gibi taptaze hayalim. İnanın omuzlarım günden güne çöküyor, kalmadı mecalim. Dünya mı? Dünya benim için ayağımda pranga fakat Evliyaullah (R.A) Efendilerimiz için dünya; önünden geçerken kokusunu duyup içeri

baktıkları, toplayalım derken biraz oyalandıkları bahçe. Sonunda altmış ya da yetmiş yıllık bir hayat çok kısa diyorlar. Bana soracak olursanız; günahlarla dolu sinemle, hayalimdeki dünyayla uzun. Hemen geçip sihirli bir el ile alıp götürsünler beni o davete diyorum bazen. Çekilmez oluyor; bataklığa daldığın zaman. Çamurları temizleyeceğim derken bir başka çamur. Hele gözüne gelir de kör ederse!
Hayır! Hayır! Böyle olmamalı insan! İnsan da topraktan. Tamam ama göğe açılan merdivenlerin her birinde gökkuşağı renklerine boyanmalı, o âlemdeki yıldızlardan ders almalıydın sen! Zaman seni mutlu davete her saniye çağırırken senin zıtlıklarla, hala kendini aşamamışlığın verdiği sarhoşlukla geriye doğru gidesin neden?!

Yarışmalıydın hâlbuki Ashab-ı Güzin (R.A) Efendilerimize kardeş olmak için. Kevser Havuzu’nun başında buluşmak için söz vermiştin. Hani dilinden ve elinden sakınacaktın?! Hani söz vermiştin ciddi ve vakarlı olacaktın!
Uyumayacak, gerekirse yorulacak-susayacak, su diye kan yudumlayacaktın. Hani söz vermiştin; bu biate uyacak, bir daha tövbenden dönmeyecektin! Ağabeylerini abi bilecek, onları satmayacak, gözlerine bakıp anlayacak, hemen; ‘Ben de varım!’ deyip atılacak, ön saflarda sadıklardan olup şahadete koşacaktın. Hani söz vermiştin; ortada kalan herhangi bir işi kaldırmadaki mutluluğu tadacak ve orda-burda faş etmek, başa kakmak yerine ölmeyi tercih edecektin! Hani söz vermiştin; hizmetten-hizmete koşacak, mecalin kalmayacak, ayaklarında derman bitecek, gözlerinden fer çekilecek ama sen ‘Hizmet! Hizmet!’ deyu diğerine kanatlanıp uçacak, meleklerle hemdem olacaktın! Hani söz vermiştin unutacaktın hizmetten gayri kendini. Aşacaktın bendini…


Hani söz vermiştin, utanacaktın?!... Yüzün kızaracak, karanlıkta esnerken bile ağzını kapatacak kadar edeb abidesi olacaktın. Hani söz vermiştin… Enaniyeti atacak, herkesi ağabeyin bilecek, gelen tenkitleri; ‘Bir bildikleri vardır, yanlış olan benim!’ düşüncesiyle, olgun rolünle cevap vererek göğüsleyecek, böylece ‘TEFANİ’ olacaktın.
Hani söz vermiştin? Kardeşlerinin üstün meziyetleriyle övünecektin! Eksik yanlarıyla uğraşıp hatalarını görmeyecek, kusurlarını örtecektin?! ‘Kusur varsa o kusur benim, ödül varsa da o ödül kardeşimin…’ deyip nefsine karşı savcı, kardeşine karşı da avukat olacaktın! Hani her-daim kardeşlerini ‘Bizim Yunus’ gibi önde bilecektin;
“Ey bana iyi diyen, benim kamudan kemter
Şöyle mücrimem yolda, mücrimler benden server.

Yunus sen toprak ol eren yolunda
Erenler meclisi arştan uludur.”

Hani söz vermiştin; “Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız, iman etmedikçe de cennete giremezsiniz” (S.A.V) Nebevi fermanını başının tacı, gönlünün biricik ilacı bilecek, derdine derman edecek ve kardeşlerinle hayırhahlığa soyunacaktın. Hani söz vermiştin itfaiyeci olup yangına koşacaktın?! Yanan gönüllere su ulaştırmadaki fedakârlığı gösterdikçe sevinecek. Bu kadar da başın yerde olacak. Tevazuuyla kanatlanacak. Rabb’ini kendine tek yardımcı seçecek. İbrahim (A.S) gibi ateşte olsan dahi O’nun (C.C.) izniyle yanmayacaktın…

Hani söz vermiştin; gecelerde ıstırap yudumlayacak, gözyaşı dökecektin! Akan gözyaşlarını biriktirip Efendimize (S.A.V.) hediye edecektin! Alnını secdeye koyup saatlerce yalvaracak. Dizlerinden ferman çekilecek de sen işlediğin günahlarla iki büklüm; ‘Af! Af!’ deyip gecenin renginde kaybolacaktın… Tesbih elinde gündüz konuştuklarının kazasını yapacak, boş lakırdılarının aksine gecenin ortasında, arşa uzanan yolda; ‘RABBİM! RABBİM!’ iniltileriyle sadece O’nu soluklayacak, oksijen depolayacaktın… Hani söz vermiştin kulaklarının pasını temizleyecek, ihlas samimiyet yudumlayacaktın?!

Kitapları içecek; kalbi hayatı, ayakta durmayı öğrenecek, edindiğin fikirlerle ‘finish’ ipini göğüsleyecektin! Dua edecek, dilin düğüm düğüm olacak ama sen yılmadan hep O’nu (C.C.) arayacaktın! Gördüğün yanlışlıklar, yanında ol(a)mayan dostlar, vefasız-söz dinlemeyen talebeler(!), seni ümitsizliğe sevk-etmeyecekti de sen; kimse olmasa bile her şeye rağmen yine sen olacak, yine kendin olmanın çarelerine bakacak, tekrar sil-baştan aynı gücünün

katlanmış şekliyle güller yetiştirmeye namzet toprağı musait hale getirecek ve onları sulayıp büyütmek için çile ile gözyaşı dökecek, ne yapıp edip gelecek nesille beraber kendini de en güzel biçimde şekillendirmenin çarelerine bakacaktın! Hani söz vermiştin; dönek oğlu döneklerden olmayacaktın!



Bu günüme böyle işte. Yıkıp geldim.
Yıkıp koysam da her şeyi. Sevip geldim.
Boğulsam da sevgiye. Yine geldim diyemem,
Geldiysem de haykırarak; “TEMİZİM!” diyemem.

Anladım sanmışım, oysa aldanmışım.
Bir yudum sevgiyi içip de kanmışım.
Kandıkça yanmış, içtikçe şaşırmışım,
Dostlarla haldaş, kendimi kandırmışım.
Nefsim sıkıldı.. sıkıldıkça daraldı!
Fakat ben böyle.. ne zamana kadardı?!
Sıkışmıştı nefis bu temiz itiraflardan,
Ben de bunalmıştım çoktan, kirli günahlardan!

Saatlerce hatalarıma ağladım.
Gözyaşı neymiş? Pişmanlıkla anladım.
Serseme döndüm.. dönüp O’na bağlandım;
Kapandım secdeye.. ağladım.. ağladım…

Savruldu gönlüm.. pısırık kaldı ruhum!
Anladım.. bu yolda güdük bir ben varım.
Gülüştüğüm canlarım.. onlarsız solarım,
Canlarımla canlanır.. canana koşarım.

eSiLa likes this.




Click the image to open in full size.
eFe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tag Ekle
hasbihal nefsimle


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları