Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Edebiyat Bölümü > Edebiyat > HasbihaL

Ölümün Pençesine Atılan Kadın Masalı


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki HasbihaL - kategorisi altındaki Ölümün Pençesine Atılan Kadın Masalı isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 09.01.2013   #1
BuZ KeSMiŞ YüReGiM
YuReK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 44
Arkadaşlar: 5
Konular:
Mesajlar: 4.909
Rép Puanı: 20010
Rép Grafiği: YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute
Standart Ölümün Pençesine Atılan Kadın Masalı

Ölümün Pençesine Atılan Kadın Masalı

Bir zaman İran'da, saçını sakalını mesleğinde ağartmış bir çiftçi yaşarmış.
Günden güne işi gelişmiş, yeni topraklar edinmiş, verimli araziler satın almış.
Parası arttıkça artmış, yörenin ileri gelen zenginleri arasına girmiş.
Genç mi genç güzel mi güzel bir karısı varmış adamın.
Dört bir yana ün salmış güzelliği.
Esen rüzgârdan bile kıskanırmış çiftçi karısını. Hele onu bir üzmeye görsün, nazdan niyazdan geçilmezmiş önüne.
Adamcağız, binbir türlü dil döker, yalvarır, yakarır, yine kazanırmış sevgisini.
Zenginlikten har vurup harman savurur olmuşlar. Ancak, bazen işler tersine döner. Şimdi de öyle olmuş. Devran dönmüş tersine.
Yıkım üstüne yıkım gelmiş. Önce sel, sonra kuraklık, çiftçinin bir kâbus gibi üstüne çöken yaşlılığı... Bir anda serveti samanı tükenivermiş. Kala kala elde bir çiftlik evi, birkaç dönüm de tarla kalmış.
Bolluğa berekete alışmış olan karısı:
Bey, bey! Nedir bu halimiz? Ben açlığa susuzluğa dayanamam, çalış da birşeyler getir evimize, demiş,
Söylemesi kolay, demiş ihtiyar çiftçi. Bel bükülmüş, diş dökülmüş, saç sakal ağarmış. Bu halimle ne yaparım ben, miskin bir uşaklıktan gayrı? Zamanın da yüzlerce adamım, hizmetçim vardı. Şimdi onların yanına girip uşaklık mı yapmamı istiyorsun. Yo, yo, bunu isteme benden...
Bir susmuş, iki susmuş kadın, sonra yine başlamış. Adamcağız, bir öneride bulunmuş karısına.
En doğrusu göç etmek. Çifti çubuğu satalım, Bağdat'a gidelim. Orada beni tanıyan yok. Sokaklarda satıcılık bile yaparım. Ne dersin?
Neden olmasın, demiş kadın; sen çalıştıktan sonra. Geride kalanı da satıp savuşup düşmüşler yola.
Az gitmişler, uz gitmişler. Dere tepe çöl gitmişler. Gide gide sahranın orta yerine varmışlar. Küçücük bir göletin kenarında konaklamışlar. Adamcağız çöküvermiş yere, sırtını ağaca dayamış, bir tas su istemiş karısından.
O suyu dolduradursun, adam dalıp gitmiş düşüncelere:
—Hanım, demiş; şimdi anlı şanlı bir kente varacağız. Köye oranla hayli kalabalık orası. Senin dayanılmaz güzelliğinden korkuyorum. Bana gösterdiğin bağlılığı orada da gösterebilecek misin acaba? Yoksa o günleri görmeyeyim, birine kapılıp gider misin?
Karısı:
Neler saçmalıyorsun sen öyle! Bir daha duymayayım bunları. Ben seni hep sevdim, bundan sonra da seveceğim. Kalbini ferah tut. Kalbime senden başka hiç kimsenin sevgisi giremez, demiş.
Çiftçi'nin ihtiyar yüreğine su serpilmiş âdeta.
Tekrar koyulmuşlar yola.
Uzaktan Bağdat görünmeye başlamış.
Tam bu sırada, yakışıklı bir Arap genci atıyla çıkıvermiş ortaya. Meğer bir şehzâdeymiş genç adam.
Kadını görünce bir anda, az daha aklını kaybediyormuş. Kadın tutulmuş ona.
Uzaktan izlemeye başlamış. İlerde tekrar konakladıklarında varmış yanlarına. İhtiyar çiftçi yorgunluktan kadının dizinde uyuya kalmış.
Sessizce söyleşmeye başlamışlar.
Delikanlı, kendisinin bir şehzâde olduğunu, bu ihtiyar bunağı bırakıp gelirse saraylarda yaşayacağını söyleyince kadın dayanamamış. Yavaşça kocasının başını indirmiş dizinden.
Doğruca şehzadenin terkisine atlayıvermiş.
Adamcağız uyanmış uyanmasına amma, atı alan Üsküdarı geçmiş.
Hani verdiğin vefa sözü alçak kadın, ne çabuk unuttun! diye bağırmış arkalarından.
Çiftçinin karısıyla, şehzâde bir çeşmenin başına varmışlar, su içelim, diyerek bir süre eğlenmişler orada. Kadın, izin isteyip yanından ayrılmış gencin. O bekleye dursun, kadını kötü bir süpriz karşılamış ilerde. Ansızın bir arslan karşısına çıkmaz mı! Bir çırpıda parçalayıvermiş onu.
Şehzâde, geç kaldığını görüp kadının ardına gidince, ne görsün! Arslan paramparça etmiş kadını.
Hemen atına binip kaçmış oradan.
İhtiyar çiftçi neden sonra varınca, kadının parçalanmış cesedini görüp:
—Zavallı! demiş, kendi kendini attın ölümün pençesine…

Kelile ve Dimne-Beydaba





Click the image to open in full size.
YuReK isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kuran'a göre ideal müslüman kadın karakteri SıLa Dini Konular 3 08.05.2014 11:05
Cennete İlk Girecek Kadın eFe Cennet-Cehennem 0 21.12.2012 21:34
Dinin emri zamanla değişmez HiCReT Dini Konular 0 18.12.2012 13:55
Kadının Boşama Yetkisi (İftida) eSiLa İslamiyette Evlilik 0 05.12.2012 19:50
Fıkhi Meselelerde Kadını Erkekten Ayıran Noktalar SıLa Dini Konular 0 05.12.2012 15:07


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları