Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Edebiyat Bölümü > Edebiyat > HasbihaL

Vav Vuslatıyla Yürüyen Sevgili…


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki HasbihaL - kategorisi altındaki Vav Vuslatıyla Yürüyen Sevgili… isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 13.02.2013   #1
BuZ KeSMiŞ YüReGiM
YuReK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 44
Arkadaşlar: 3
Konular:
Mesajlar: 4.911
Rép Puanı: 20010
Rép Grafiği: YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute
Standart Vav Vuslatıyla Yürüyen Sevgili…

Vav Vuslatıyla Yürüyen Sevgili…


“ İş bu yazı‚ Kalem’in dirilişi ve Hz. Zekeriya Peygambere kanlı gözyaşları içinde yürüyüşünün yorumudur…”

Ey Vav Vuslatıyla Yürüyen Sevgili‚

‘Kün’ kaleminin ucundaki zerrelerle yazılmıştı kâinat... Galaksilerin kavislerinden‚ kelebeklerin kanatlarına
kadar aynı mühür vurulmuştu;’Vav’ Sen‚ kalbinin gözbebeğinden‚ göğün göğsüne bir elif misali çekilen
servi endamlı Hak peygamberi... Süleyman Mabedi'nin güvercin bakışlı küçük hizmetkârına ‘Hu’yu okutan
ak saçlı muallimi… Su üzerine ak elleri değmeden yazı yazan sevgili... Sen dururdun; kalemler senin ‘vav’
vuslatınla yürürdü…

Ey Vav Vuslatıyla Kelimelere Yürüyen Sevgili‚

Eylül’ün kırdığı bir gül gibiyim... Eylül’ün kırdığı bir dal kalem… Kırık bir kalbin çatlak yakaza tüpünden sızan
ilhamla kokunu duyuyorum Celile sokaklarından... Taş kapın sessizce aralanıyor ve sessizce kapanıyor
sonra… Süleyman Mabedi’nin merdivenlerinden inişini‚ ayak seslerini duyuyorum‚ elinde asan…
Yüreğindeki sıkıntıyı‚ Meryem’in o ürkek yorgunluğunu‚ Kudüs’ün karanlık göğüne akan ruhunun telaşlı
sancısını hissediyorum… Bizim de sancılarımız var… Bizim de kalemlerimiz var... Yazarız‚ çizeriz karagülleri‚
ak gülleri… Biliriz kıssalarından Hz. Hacer’i‚ Hz. İsmail’i ve Hz. İbrahim’i… Biliriz de‚ Ortadoğu’nun kan
kokan çöllerine kalemlerimiz yürür sevgili‚ biz gidemeyiz!..
Oysa sen Mesih’in sesini‚ beşikteki sözlerinden bile önce‚ Meryem’in gözlerindeki o ıssızlıktan dinlemiştin.
Sonra‚ Meryem’e inen sofralara‚ Yahya’yı müjdeleyen mihraba ve sana;
"Sadece kalemlerimiz yürür sevgili‚ biz gelemeyiz!.."

Click the image to open in full size.

Ey Vav Vuslatıyla Aşka Yürüyen Sevgili‚

Sevgili‚ senin vuslatınla yürümüyor bizim kalemlerimiz. Aşkımız korumuyor bizi. Eksik‚ kaçak‚ korkak mı
yaşıyoruz bilmem ki‚ birbirimizden bile gizli duygularımız… Yusuf’la kuyulara atılır‚ gömleğini Züleyha gibi
kalbimizle yırtarız! İçimizde binlerce yüz olur Yusuf! Yaşadığımız hayat bize nasıl acımasız davrandıysa‚ biz
de kendimize ve aşkımıza Züleyha’nın Yusuf’a davrandığı gibi davranırız. Yusuf gibi zindana attıklarımız bir
gün gelir bizi bağışlar sanırız! Bilsen ne kadar suçluyuz bunun için‚ bilsen ne nasıl acı çekeriz. Aşklar
sahiplerine‚ onların hikâyelerine benzer. Yusuf’un düştüğü derin kuyulara ve kopkoyu zindanlara;
"Sadece kalemlerimiz yürür sevgili‚ biz gidemeyiz…"

Ey Vav Vuslatıyla Ölüme Yürüyen Sevgili‚

Meğer ‘Vav’ vuslat kristaliymiş kalemlerimizin… Şimdi kelimelerimizin tesellisiz hüznünden anlıyoruz bunu.
Ölüm vuslatsa ve hazırsak o büyük mahkemeye; üzerine acılarımızın gölgesi vuran‚ dava uğruna
yazdığımız kalemlerimizle Hakk’a yürümek isteriz. Bir Ashab-ı Kehf gibi… Ölüm ki ah kar tanesi… Ölüm ki ah
yalnızlık… Biz şehirden ayrılırken yanımızda götürdüğümüz; oturduğumuz çay bahçelerinden‚
yürüdüğümüz sokaklardan‚ ıslandığımız yağmurun damlalarından topladığımız ilhamlardır... Vitrinlerde
unuttuğumuz bakışlarımız ve hiç tanımadığımız bir sevgilinin su yeşili gözlerindeki mısralarımızdır... Arkada
bıraktığımız kitaplarda Ashabı-ı Kehf gibi mağaralara biz değil;
"Yalnızca kalemlerimiz yürür Sevgili"
Biz gidemeyiz... Biz gidemeyiz... Yalnızca kalemlerimiz yürür...
Yalnızca kalemlerimiz... Kalemlerimiz… Biz yürüyemeyiz… Biz çiğiz.
Utanıyorum Sevgili... Ağlıyorum... Utanıyorum... Utanıyorum...
Uzat ellerini...


Uzat ak ellerini Sevgili‚
Koy mahzun başıma ki;
Hz. Meryem mahcubiyeti ilkem olsun
İşte susuşum‚ susmalarım bu uğurda
Yazmak‚ beyazlar içinde bir yolculuk fakat
Kurtulmalıyım hayatımı ören siyah ağlardan
Beyazdan da beyazları giyerek
Elimde bir beyaz gül
Gönülden duanı almak için
Celile sokaklarında Meryem gibi
Koşayım nur kucağına...
İsyansız‚ ağıtsız masumca
Bir kaç damla göz yaşım düşsün
Buruşuk akça ellerine
Beni beyazlar içinde terbiye et
Beyazlar içinde uğurla…
Kalemim; sabahın ilk beyazı gibi
Vav’ın vuslatına yürüsün Sevgili
Vav'ın vuslatına yürüsün..

aLıntı





Click the image to open in full size.
YuReK isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Gerçek Tektir / SEVGİLİ… eSiLa Naatlar [sav] adına yazılan ŞiirLer 0 26.11.2012 20:47


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları