Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Edebiyat Bölümü > Edebiyat > Hayata Dair

Dogudaki Bir Ögretmen'nin Kaleminden


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Hayata Dair - kategorisi altındaki Dogudaki Bir Ögretmen'nin Kaleminden isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 05.01.2013   #1
~ஐHiCLiK MaKaMiஐ~
SıLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 1
Arkadaşlar: 7
Konular:
Mesajlar: 4.744
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute
SıLa - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Dogudaki Bir Ögretmen'nin Kaleminden

Hadis okumak güzeldir arkadaşlar!
Click the image to open in full size.


İlköğretimde çocuklarla güzel şeyler yapmak mümkün. Bünyamin Yıldız ilkokullarda neler yapılabilir, anlatıyor.


Click the image to open in full size.
Urfa’nın bir köyünde öğretmen idim. Orta kısmın derslerine giriyorum ama ara sıra da küçük sınıflara bir tebessüm dalışı yapıyorum. Çocuklar tebessüme ne kadar da açlar.
Öğrencilerim gariban, fakir. Türkçeyi zor öğrenmişler. Kırk yıllık okullarında kitaplık yok. İlçedeki Anadolu lisesinin kütüphanesinde bile toplasanız yüz kitap yok. Bizim okulda kitaplık olmasını beklemek ham hayal kurmak sayılır. Böyle bir memleket. Çocuklara neyi neresinden öğretirsiniz, işin içinden çıkması zor. Dedim en iyisi çocukları kitapların dünyasına çekmek.
Okulculuk oyunu açıkçası çok hoşuma gitmiyordu
Kitaplardan kahramanlarının taklitlerini yaparak hikâyeler okudum. Anlayıp sevebilecekleri şiirler, yazılar, metinler okudum. Bir yazı okurken çok bildik gelen bir kelime geçtikçe aslında o kelimenin pek de bilinmeyen, anlamı yanlış bilinen bir kelime olduğunu göstermeye çalıştım. Bir kelimeyi farklı milletlerin nasıl adlandırdıklarını, hangi mantığı kullanarak ad verdiklerini hissettirmeye çalıştım. Cezayı pek kullanmayıp ödüllendirme yapmaya çalıştım.
Kullandığım bir kelimenin kullanmaları kesinlikle yasak olan kendi dillerindeki karşılığını söylemelerini istedim zaman zaman. İlk başlarda çekinerek söylediler, filanca hocalarının o dili konuşmalarına çok kızdığını, bu yüzden çok arkadaşlarını dövdüğünü söylediler.
Dar gelen bir şey vardı. Tekdüze giden bir şey. Çocukları bir oyunun içine sokup oyalanıp gitmelerini sağlamak da mümkündü. Okulculuk oyunu açıkçası çok hoşuma gitmiyordu. Ruhu alındıktan sonra bir anlamı kalmıyordu bence okulculuğun. Kurallar, kurallar, kurallar.
Click the image to open in full size.Parmak değil el kaldırırlardı
Bir gün ‘Hiç ağaç diken var mı?’ diye sordum. Cuma ve Ahmet sevinçle el kaldırıp diktikleri ağaçları söylediler. Beş verdim onlara! Bunun üzerine üç dört çocuk daha el kaldırdı.
El kaldırdılar, çünkü onlara parmak kaldırmanın çok da iyi bir şey olmadığını anlatmıştım. El kaldırmada daha cesaret yüklü bir duruş olduğunu anlatmıştım. Her ne kadar kelimeye kaba kuvveti, saygısızlığı, yapılmaması gereken bir işi yapma girişiminde bulunmak anlamı yüklenmiş olsa da korkak, silik bir ifade biçimi olan parmak kaldırma eyleminden hoşlanmadığımı söylemiştim. Onlar da sevmişler, benimsemişlerdi el kaldırmayı. Ağaç dikmenin Türkçe dersinden beş almak gibi bir sonuç doğurması hoşlarına gitmişti. Onlara da verdim beşi. Ağaç dikmek önemli idi çünkü.
Peygamberden bahsedince bir başka olurdu çocuklar
Peygamberden bahsedince bir başka olurdu çocuklar. Arif Nihat Asya’nın ‘Naat’ını okumuştum. Sonra aynı şiiri İbrahim Sadri’den, Seyfullah Kartal’dan, Yusuf Ziya Özkan’dan dinlettim. Taner Yüncüoğlu ve Mustafa Demirci naatı bestelemişlerdi. O besteleri ayrı ayrı dinlettim. Bu arada şiiri ezberleyenlere hediye vereceğimi de söylüyordum. Yarısı ezberlemişti şiiri.
Atasözü, deyim ve vecize arasındaki farkları anlatırken özdeyişlerin arasına bir konu eklemiştim: ‘Söyleyeni belli olan güzel sözlere özdeyiş denir. Söyleyeni belli sözlerin söyleyeni Hz. Muhammed olanlarına da şerefli söz anlamına gelen hadis-i şerif denir.’ Elimde Ömer Sevinçgül’ün Hadis El Kitabı olurdu. Oradan, ‘Bana bugünün sözünü söyler misiniz öğretmenim’ diyenlere bir hadis okurdum, kısa, kolay bir hadis.
Sonra kütüphane oluşturmaya çalıştık. İstanbul’dan takviyelerle ile birinci dönem sonuna 600 kitaplık bir kütüphanemiz oluşmuştu. Artık çocuklar kitap da okuyabiliyordu.
Peygamberimizin neden okullara pek de sokulmadığını öğrendim
Bir şeyler yine de eksik geliyordu. Yapılması gerekenler bitmiyordu. Bir gün derste uzak bir şehir ismi söylemelerini istedim. İstanbul, Edirne, İzmir... Saydılar bir kısım şehirler. Uzaklık anlayışları misak-ı milli ile sınırlı idi.
Bunu aşmak lazımdı. Müdürle, sosyal bilgiler öğretmeniyle konuştum. Sınıflara yetiştirebildiğimiz kadar dünya haritası koyacaktık. Yetmedi tabii haritalarımız. Bir köy okulunda kaç harita olur ki!? Kıta haritalarıyla eksikliği kapatmaya çalıştık. Önemli bir iş yapmış olma huzurunu hissetmiştim içimde. Çocuklardan birine pusula hediye etmiştim. ‘Hiç yolunu şaşırmaman dileğiyle!’ demiştim.
Çocuklarım artık namaz bile kılıyordu. Dinden pek de bahsetmezdim. Peygamberimizden bahsetmek çok şeyi anlatmaya yetiyordu. Orada net olarak öğrendim peygamberimizin neden okullara pek de sokulmadığını. Din Kültürü kitabında neden ‘İnsanlığın En Büyük Ve En Önemli İnsanı’ başlığının altında O’ndan bahsedilmediğini.
Haritayı büyük açmak gerek
Aradan oniki yıl geçti. Hâlâ o ortaokullu çocuklar ararlar, mektuplarında “Naat” şiirini unutmadıklarını yazarlar.
Bunları neden anlattım bilmiyorum. Kendi yaptığı işleri anlatmanın pek iyi bir şey olmadığını bilirim. Ahlaka, adaba pek sığmaz. ‘İşin bereketini kaçırır’ derler böyle şeyler.
Doğrudur, inanırım ama haritayı büyük açmak gerektiğini söylemek istemiştim; aklıma bunlar geldi. Kusuruma fazla bakmayınız.

Bünyamin Yıldız hatırladıklarını yazdı





Click the image to open in full size.



// EsâS Gurbet, DuaLarda oLmamak oLsa GereK . . .//
SıLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tag Ekle
bir.ögretmenin , dogudaki , kaleminden


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Necip Fazil Kisakürek Siirleri - Sözleri - Necip Fazil Kisakürek Resimli Sözleri SıLa Güzel ve Anlamlı Sözler 43 09.12.2014 22:27


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları