Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Edebiyat Bölümü > Edebiyat > Hayata Dair

Hayatının Yarısına Ağlıyordu


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Hayata Dair - kategorisi altındaki Hayatının Yarısına Ağlıyordu isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 04.03.2015   #1
BuZ KeSMiŞ YüReGiM
YuReK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 44
Arkadaşlar: 5
Konular:
Mesajlar: 4.907
Rép Puanı: 20010
Rép Grafiği: YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute
Standart Hayatının Yarısına Ağlıyordu

Hayatının yarısına ağlıyordu

Acil servisin iç burkan kokusuyla verdiği davete karşılık verdi. Hasta yakını gibi görünmeyi becerebildiği ve acil servisin güvenlik görevlileri her gece değiştiği için bir acı sevici olduğunu yine belli etmemişti.

Doktorlar servisin dışında sohbet ettiğine göre içerisi kalabalık değildi. ‘Kesat bir gece.’ diye geçirdi içinden; ama ölümün kapıyı ne zaman çalacağının belli olmayacağını bir imam kadar iyi biliyordu.

Tepedeki hastaneye çıkan yokuştan siren sesleri duyuldu. Gözleri hiçbir ölümlünün göremeyeceği bir biçimde karanlık karanlık parladı. O, bu ninni sesinin yumuşaklığıyla ölgün gözlerini yumdu. Bir sinema kapısında aşığını bekleyen geçkin bir dul kadar heyecanlıydı. Ambulans kapıya dayandı. Hasta altmış yaşlarında bir kadındı. Yanında kocası olduğunu tahmin ettiği, lacivert çizgili pijamasının üzerine gri bir süveter giymiş, sakallı, aynı yaşlarda bir adam kaygılı, sulu gözlerle kadına bakıyordu. Birileri ‘sedye’ diye bağırıyordu. Yaşlı adam çatlak, güçsüz bir sesle ‘sedye’ diye bağırmak istiyordu. Olmuyordu.

Kadını acil servise aldılar. Kocası dışarıda kalmıştı. Yaşlı adam dünyanın neresinde olduğundan habersiz etrafına görüşsüz gözlerle bakıyordu. O, ciğerlerini korkunun soğuk kokusuyla dolduruyordu. Sırası gelmişti. Şimdi hasta yakını rolünü oynama zamanıydı. Yaşlı adamın yanına yaklaştı, koluna girdi. Yaşlı adam ne koluna girene baktı, ne de yürümekte olduğunun farkındaydı. Acı sevici, adamı dışarı çıkardı. Cebinden sigara çıkardı, ihtiyara uzattı. İhtiyar aldı, dudaklarının arasına koydu. Acı sevici, adamın sigarasını yaktı.

İhtiyar: ‘Beyin kanaması’ dedi, ‘Ne olduğunu anlamadım. Tansiyon dediler. Ambulans geç geldi. Yığıldı. Yarın oğlumlar gelecek. Çok hızlı geldik. Yığıldı birdenbire. Sofra da öyle kaldı. Tansiyon dediler ama… Oğlan olsaydı yanımda şimdi… Beyin kanamasından ölür mü insan?’

İhtiyar hep yere bakıyordu. Acı sevici, acısını yüzünden emiyormuş gibi ağzı sulanarak adamı izliyordu.

İhtiyar: ‘Oğlum olsaydı…’ dedi.
Sonra da oğlunu aramak geldi aklına. Cebinden telefonunu çıkardı. Bir lastik iple boynuna tutturduğu gözlüğünü, sarktığı yerden alıp yüzüne taktı. Oğlunun numarasını çevirdi.

Karşı taraf cevap verdi. Acı sevici, kurbanına daha bir yaklaşmıştı.
‘Annen hasta. Yarın gelecektiniz. Yarın gelmeyin. Şimdi gelin. Hastanedeyiz. Ambulans geç kaldı. Ama çok hızlı gidiyordu. Tansiyon dediler. İnsanın beyni mi kanarmış? Tansiyondan dediler. Tamam.’

İhtiyar sessiz sessiz ağlıyordu. Acı sevici, adamın göz yaşlarını cebinden çıkardığı kağıt mendille siliyordu. Ağzının kenarında belli belirsiz bir çizgi şeklinde bir gülümseme uzuyordu göz yaşları eline değdiğinde. Arada bir de ağzına biriken salyaları yutuyordu. İhtiyar başını yerden kaldırıp acı sevicinin yüzüne ilk kez baktı. ‘Allah razı olsun.’ dedi. Acı sevici başıyla adamı selamlayıp içeri girdi.

İhtiyar cebinden bir sigara alıp yaktı. Acı sevici, içerden adamı izliyordu.
Kısa, sarı saçlı, dişi bir doktor, uzun bedenini beyaz önlüğü içinde bir kuğu zarifliğinde, bir ölüm yumuşaklığında acil servisin kapısından çıkarıyordu. Acı sevici bakışlarını hemen doktora yön etti. Kadın, ‘Remziye Yıldız!’ diye bağırdı, ‘Remziye Yıldız!’

İhtiyar sigarasını yere atıp kendisini çağıran sese doğru gidiyordu. Kadın doktorun önüne dikildi. Doktor yaşlı adamın kırmızı gözlerine bakıp:
‘Tüm müdahaleleri yapmamıza rağmen hastayı kaybettik’ dedi, ‘Başınız sağ olsun’.

Adam anlamamış baktı.
‘Kayıp mı ettiniz?’
Doktor bir şey demeden adamın yüzüne bakıyordu.
İhtiyar kadına öfkeyle:
‘Ambulans geç geldi!’ diye bağırdı.
Doktor, ‘Üzgünüm’ dedi.
Adam, ‘Öldü mü?’ diye sordu.
Doktor başıyla ‘evet’ ledi, ‘Cenazeyi istediğiniz zaman alabilirsiniz.’

Adamın başı önüne düştü. Kadın, üzgün olduğunu anlatan cümlesini, yaşlı adamın, gözü yaşlı adamın omzuna eline koyarak yineledi ve acil servisin kapısından içeri girdi.

İhtiyar dışarı çıktı. Sigara yakacaktı, beceremedi. Sigarayı yere attı. Sonra kendini yere attı. Hüngür hüngür ağlamaya başladı. ‘Ambulans geç geldi!’ diye bağırıyordu. Güvenlik görevlilerinin adamı kaldırmak için davrandığını gören acı sevici, onlardan önce ihtiyara ulaştı. Görevlilere, ‘ben ilgilenirim’ gibisinden bir işaret yaptı. Görevliler ihtiyarı, acı sevici olduğunu bilmedikleri adama bıraktı.

İhtiyar hala ağlıyordu. Hayatının yarısına ağlıyordu. Bundan sonrası eksik kalan hayatına ağlıyordu. Acı sevici, adamın acısını ellerini doladığı koltuk altlarından emiyordu. İhtiyarı ambulansların arkasındaki banka oturttu. Bir sigara yakıp ihtiyarın dudakları arasına yerleştirdi. İhtiyar çabuk çabuk birkaç nefes çekti. Biraz sakinledi. Başını kaldırdı. Arka arkaya dizilmiş olan hareketsiz ambulansları gördü. Akıl almaz bir çeviklikle kalkıp ambulansları tekmelemeye başladı. Acı sevici, öfkeyle karışık acının dayanılmaz cazibesiyle adamı yakaladı, yerine oturttu. İhtiyarın sakallı yüzünü ellerine alıp gözlerine baktı. Tıslar gibi bir sesle ‘Herkes ölür.’ dedi. Ellerini adamın yüzünden çekti. Ayağa kalkıp tıslamaya devam etti: ‘Şimdi acını yaşamalısın.’

Ardında bir ölüm meleğiyle konuştuğunu sanan adamı bırakıp hızlı adımlarla uzaklaştı.

Evine geldi. Acıdan bitkin düşmüştü. Kıyafetlerini çıkarmadan bedenini yatağa serdi. Bir süre mutluluk dolu bir gülümseyişle karanlığın gizlediği tavana baktı. Sonra gözlerini yumup ağlamaya başladı.

alıntıdır





Click the image to open in full size.
YuReK isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tag Ekle
dair , hayata , hikayeler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mesut Şimşek - Yer Ağlıyordu Hamzaya ilahisi dinle Seo iLahi DinLe 0 12.03.2013 10:35
Ahiret Hayatının Devreleri eSiLa Ahirete Iman 0 10.12.2012 19:02


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları