Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSlami KonuLar > IMAN

Like Tree5Likes
  • 1 Post By eSiLa
  • 1 Post By eSiLa
  • 1 Post By eSiLa
  • 1 Post By eSiLa
  • 1 Post By eSiLa

İman Bir Fidandır


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki IMAN - kategorisi altındaki İman Bir Fidandır isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 02.03.2013   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Post İman Bir Fidandır

İman Bir Fidandır

En Büyük Gaye: Lailaheillellah


İnsana mesaj getiren bütün peygamberlerin ilk ve en önemli mesajı, ‘Allah’tan başka ilah olmadığı’ gerçeğidir. Allah’tan başka ilah olmadığı gerçeğinin dille itiraf edilmesi ve bu itiraf
doğrultusunda bir hayat yaşanması ana mesele olmuştur. Namaz ve oruç gibi ibadetler, hatta diğer hükümlerin tamamı bu ana meselenin yanında konuşulduklarında tali meselelerdir. ‘Allah’tan başka ilah olmadığı’ gerçeğini itiraf etmeden, itiraf edilmiş olsa bile, o itiraf doğrultusunda bir hayat tarzı benimsenmeden hiçbir ibadetin makbul olması mümkün değildir. Mümin olmanın en tabii sonucu budur.

‘La ilahe illellah’ deyimi, sadece bir dilden diğerine tercüme edilme mantığıyla bakıldığında,
‘Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur.’ şeklinde anlaşılabilir. Gerçek tercümesi de budur. Ancak
‘ilah’ kelimesinin delalet ettiği derin anlama dönüldüğünde daha kapsamlı bir daireye girildiği
görülecektir. İlah, kendisine itaat edilen, emirlerine itiraz edilmeyen makamın adıdır. ‘Allah’tan başka hiçbir ilah’ olmaması, sözü dinlenen, emrine isyan edilemeyen tek gücün Allah olmasıdır. Bu ilkenin dille ikrar edilmesinin ardından pratikte emrine itiraz edilemeyen güçler bulunuyorsa, dille söylenenle pratikte tatbik edilen arasında açık bir çelişki vardır. Hiçbir şekilde dille itiraf edilmiyorsa, zaten ikinci bir cepheye geçmekten başka yorumlanabilecek alternatif kalmamış demektir.

Ebu Talib’in ölüm döşeğinde iken, sevdiği ve doğruluğuna inandığı yeğeninin ‘bir kelime’
söylemesini rica ettiği halde, o bir kelimeyi söylemeye yanaşmaması düşündürücüdür. Bugün, o bir kelimeyi hiç tereddüt etmeden söyleyebilen yığınların, o bir kelimeyle çelişecek hayatın içinde kendilerini mutlu hissetmeleri, Ebu Talib’in mi, onların mı ‘bir kelime’nin içeriğini daha iyi anladığını düşündürtmektedir. Bir şiir mısrası gibi söylenenle, kalpten süzülüp beyne ulaşan ve oradan dile taşınanı söylemek arasında önemli farklar vardır.

Kur’an’da, bütün peygamberlerin ilk ve en önemli mesajlarının, ‘Allah’tan başka ilah olmadığı’ ilkesinin tebliği olduğuna dair muhtelif ayetler var- dır. Bu ayetlerden bazıları şunlardır:

A’raf suresi 59,65,73,85. ayetleri; Hûd suresi 50,61,84. ayetleri; Mü’minûn suresi 23 ve 32.
ayetleri; Enbiya suresi 25. ayetleri.

Hacla faizin, sünnet düğünü ile alkolün, namazla yalanın, oruçla gıybetin birleşebilmesi ve bu
birleşmenin bir rahatsızlık vermemesinde de yatan çizgi farkı buradan bulunabilir.

Kesinlikle, ‘iman etme’yi bir örf ve kültür olmaktan ayrı tutmalıyız. İman etmek veya etme- mek, cennete girmek veya cehennemde ebedi olarak kalmak kadar ciddi görülmelidir. Ayrıca iman etmenin içinin neyle doldurulduğu da düşünülmesi gereken bir meseledir. Sahabe örnek- lerinden yola çıkarak önemli örnekler bulabiliriz.

Kur’an ısrarla, eski ümmetlerin halini incelememizi istemektedir. Peygamberlerin yanında yer
alanlarla, onların karşısına dikilenlerin anlatıldığı yüzlerce ayet tefekkür konusu olmalıdır.

‘İman etmek’ ‘inanmak’ olarak da açıklanamayacak kadar derindir. Bizim bu evrendeki var
olmamızın yegâne gayesi, ‘iman etmek’ veya etmemekten ibarettir.




İman

İman, şehadet kelimesini ikrar etmektir. Şehadet kelimesi: Eşhedü en la ilahe illellah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resulühü şeklindedir. Bu deyimin Türkçe tercümesi şu şekildedir: Ben, Allah’tan başka hiçbir ilah bulunmadığına şehadet ederim. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed Allah’ın kulu ve resûlüdür.

Bir insanın Allah’tan başka hiçbir ilah bulunmadığına şehadet etmesi-
nin gereği şudur:

- Kesin ve tartışılmaz bir inançla Allah’ın var olduğuna, kulları- nın Rabbi ve İlahı olduğuna, O’na ait olan isimlere ve sıfatlara, ibadetin sadece O’na yapılabileceğine inanmak,

- İnsanın yaşamında bu inanışın izi görülecek şekilde kalbinin inandığı şeyi yüzde yüz tasdik etmesi,

- Allah’ın emirlerine uymak,

- Allah’ın yasak ettiklerinden uzak durmak.

Bu düzey aslında, iman etmenin ilk basamağıdır. Bu düzeyle başlayan ‘imanî hayat’, Allah
Teâlâ’nın diğer emirleri ve imtihan türleriyle son nefese kadar devam eder.
Muhammed’in Allah’ın kulu ve resûlü olduğuna şehadet etmenin gereği ise şudur:

- O peygamberdir ve peygamberlerin sonuncusudur.

- O’nun Rabbinden bildirdiği -gaybî bilgiler dâhil- ne varsa doğrudur. O, kendiliğinden bir şey söylememiştir. Getirdiği dini ve o dine ait bütün hükümler doğrudur.

- O’na itaat Allah’a itaattir. Yasakladığı Allah’ın yasağıdır.
İki bölümden oluşan bu şekildeki bir imanın karşılığı ebedi cennettir, ateşten kurtuluştur. İmanın, ‘iman’ kavramını doğrulayacak bir kıvamda olabilmesi için üç şeyin gerçekleşmesi
gerekir: 1- Kalp doğrulamalı, 2- Dil ikrar etmeli, 3- Organlar pratiğe dökmelidir.

Bu üç şeyin birinin eksikliği, içi dolu bir ‘iman’ için eksikliktir.

İman, insanın cenneti veya cehennemini, cennet veya cehennem ise sonsuzluğu simgelediğine göre, mü’minin, imanını koruma ve güçlü tutma gayreti içinde olması gerekir. İnanıp, bir ke- nara bırakmak veya tevarüsen gelmiş bir imanı, akıbet açısından korumak zordur. Şeytan bize sadece, sabah namazından alıkoymak, alkol müptelası yapmak gibi bir düşmanlık yapmıyor. Onun en büyük arzusu, son nefesimizde bile olsa bizi imanımızdan koparmaktır. Eğer fiili bir koparma yapamazsa, bari tereddütlerle sarsılmış bir iman sahibi olmamız için çalışır
ki, tereddütlerin yoğurduğu imanın iman olarak adlandırılması sadece bir umuttur. İman, bize
sunulmuş en büyük nimet olarak korunmalıdır. O korunuyor oldukça, imanın gereği olarak yaptığımız işler büyük oranda yapılacak, iman gereği sakınmamız gerekenlerden de sakınıla-
caktır.


İmanı Muhafaza Etmek

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 02.03.2013   #2
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Standart Cevap: İman Bir Fidandır

İmanımızı Korumanın Yolu
1- Neye iman edildiğini bilmek, ilim sahibi olmak en önemli yoldur. Cahilin, elindeki nimetin kaybolduğundan bile haberi olmayabilir. Allah’ı, ahireti anlatan ayetler ve hadisler sık sık okunmalı, bunların üzerinde tefekkür edilmelidir.

2- Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin izinden gitme çabası içinde olunmalıdır. Allah Teâlâ’nın onu, en güzel örnek olarak bize göndermesinin hikmeti budur.

3- Ahiret ağırlıklı yaşamaya çalışmak, ebedi kalacakmış gibi dünyaya yamanmamak gerekir.

4- Dua ve zikir en büyük yatırımdır. Namazların ardından yapılan dua ile yetinmeyip, hususi dua vakitleri ayırmak gerekir. Kur’an okumak da bir nevi dua ve zikir olarak görülmelidir. Ayetlerini ve mealini okuyup, tefekkür et- memizi en büyük ibadetlerden biri olarak görebiliriz.

5- Allah’ın yasaklarından kaçınmak, emirlerini yapmaktan önce gelen bir seviyedir.

6- İslam’ın koyduğu ahlak çizgisini korumak, fuhuş ve rezaletten uzak durmak; bunların imhası için mücadele içinde olmak gerekir.


İman Nasıl Tehlikeye Düşer?
1- Dinin aslını bilmemekle veya yabancılarından dini öğrenmekle, iman sarsılabilir.

2- Dine bid’atler sokuşturup, onları ibadet gibi sahiplenmek imana zarar verebilir.

3- Zevk düşkünlüğünü kıramamak, dünyayı ve nimetlerini tapınılır hale getirmek, imanın çevresinde kirlilik oluşturabilir.

4- Günahlara karşı laubalilik, uçurumun kenarında at koşturmak olabilir.

5-Allah’ı zikri unutmak veya zikri sadece dille telaffuz etmek, Allah’ı zikirden alıkoyan çevre ve arkadaş sahibi olmak, sapık olduğu aleni olan fikir akımlarının zararına karşı uyanık olmamak tehlikeye davetiye olabilir.

6- Şüpheli şeyle- re takılı kalmak, dinde ‘bana göre’li tartışmalara dâhil olmak afettir.






İman Şubelerden Oluşur

Ebu Hureyre radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
“İman yetmiş küsur şubedir: En yükseği LAİLAHEİLLELLAH, en düşüğü de yol- dan bir engeli gidermektir. Hayâ da imanın bir bölümüdür.” (Buhari-Müslim)

İmam Beyhaki’nin “Şuabu’l-İman” adlı eserinde anılan imanın şubelerinden bazıları

*Bütün esma ve sıfatları ile Allah Teala’ya iman,

*O’nun peygamberlerine iman,

*O’nun meleklerine iman,

*Kur’an’ ve O’ndan inen bütün kitaplara iman,

*Hayrı ve şerri ile bütün kaderin Allah Teala’dan olduğuna iman,

*Ahiret gününe iman,

*Öldükten sonra dirilmenin hak olduğuna iman, Dirilmeden sonra mahşer yerine iman,

*Müminlerin varacağı yerin CENNET, kâfirlerin varacağı yerin de CEHENNEM olduğuna iman,

*Allah Teala’yı sevmenin ve O’ndan korkmanın, bununla beraber de umutla yaşamanın gereğine iman,

*Allah Teala’ya tevekkül,

*Peygamber aleyhisselamı sevmenin, ona tazim ve saygının gerekliliğine iman,

*Kişinin, ateşe atılmayı küfre tercih edecek şekilde imanında titiz davranması,

*Allah Teala’yı, Peygamber aleyhisselamı ve din ile alakalı konuları öğrenme ve bu bilgileri yayma gayreti,

*Kur’an’ı öğrenip öğretme, ahkamını öğrenip tatbik etme, ehline saygı,

*Bütün yönleri ile temizlik,

*Beş vakit namaz, Zekat, Oruc ve itikâf, Hacc, Cihad, ribat ve sebat, vefa,

*Allah Teala’nın nimetlerini zikir ve şükür, Dili muhafaza,

*Emanetlere riayet,

*Can, namus,iffet ve mal güvenliğine riayet, dengeli yaşama,

*Yiyecek ve içeceklerde helal-haram ölçülerinde titiz davranmak, giyecek ve eğlencede dine
muhalefetten kaçınma,

*Riyayı terk, ihlâslı olma, güzel amellere sevinme, aksinde üzülme ve tevbede acele,

*Müminlerin ululemrine itaat, cemaate bağlılık, emribilmaruf ve nehyi anilmünker,

*Adaleti esas tutma, iyilik ve takvada yardımlaşma,

*Hayâ, ana-babaya iyi davranma, sılayı rahim, güzel ahlak, çocuklar ve eşlerin haklarına riayet,

*Din kardeşlerine yakınlık duyma, onları Allah Teâlâ için sevme, Müslümanlar arasında selamı yayma, selama cevap verme, hasta ziyareti, ehli kıbleden ölenlerin cenaze namazını kılma, aksırana dua etme,

*Kâfirler ve müfsidlerden uzak durma, onlara gılzatla muamele,

*Komşuya ve misafire ikram, sıkıntılara sabır, zühd ve hamiyet sahibi olma, boş işlerden uzak
durma, cömertlik, küçüğe şefkat büyüğe saygı,

*İki kişinin arasını ıslah, insanın kendisi için sevdiğini kardeşi için de sevmesi. Kendisi içini
hoş görmediğini kardeşi için de hoş görmemesi...

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 02.03.2013   #3
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Standart Cevap: İman Bir Fidandır

İmana Dair Notlar
1- İman Nimettir:

Bütün nimetlerden önce iman nimetinin kıymetini bilmek, imanını korumak kulun görevidir.
Allah’ın kulları arasından ebediyen cennette kalmaya vesile olacak bir nimet için seçilmiş olmak kadar de- ğerli bir nimet düşünülebilir mi? Bu nimeti hissetmek, ondan zevk almak, uğruna bedel ödemeye hazır olmak, gereği olarak ibadet yapmak aklın gereklerindendir. Bu imanın, Allah tarafından kulun kalbine bir hidayet olarak yazıldığını bilip, onu koruması için samimi bir şekilde Allah’a yalvarmak, imanın elden gitmesinden ateşe düşmekten korkar gibi korkmak imandandır.

Allah’a imanı, elemlerinden bile haz duyulacak şekilde tat almaya dönüştürmek de kula düşen
görevdir.

2- İman Kulun Önünü Aydınlatmalıdır:
İman/İslam

Mü’min/Müslüman

Bir insanın Mü’min veya Müslü- man olması hemen hemen aynı şeylerdir. İlim ehlinin derinleştirebileceği farklar bulunsa da İman ve İslam aynı şeyler sayılabilir. Müslüman ve Mü’min de aynı şeydir.

İman, en büyük enerji olarak mü’minin yanındadır. İman etmiş bir mü’min aldanmayan, basi- retli, dirayetli ve şecaatli insandır. Gaflete karşı uyanıktır. Sevdiği ve sevmediği bellidir. Mü’min, imanı sayesinde kabrinin nurlanacağına inandığı gibi, evinin ve işinin de imanı saye- sinde nurlu olacağına inanır. Sıkıntılardan büyük yaşar. Kulların Rabbine iman eden biri ola- rak kullara boyun bükmez. İman nimetinin meyvesini devşireceği günün heyecanı ile yaşar. İmanı, yeri gelir onu en nazik insan yapar, yeri gelir dimdik kaya gibi olur.

3- İman Ortamını Arar:

Allah’a iman edenler, kendileri gibi olanlarla bulunmaya dikkat ederler. Allah’ın ve dininin
konuşulduğu, dünya hayatının putlaştırılmadığı ortamları tercih ederler. Kalp- lerin rikkate
geldiği yerler onların yerleridir. İnfakın teş- vik edildiği mekânlar onların mekânlarıdır. İman
edenle- rin imanları gereği, bulunabilecekleri yerlerin bir standar- dı vardır. Bu standart: Hakkı ve sabrı tavsiye eden, na- maz ve ittiba ile şekillenen bir standarttır.

4- İman En Üstündür:

Mü’min olmak, en onurlu ve en şerefli olmaktır. Mü’min yaşadığı ortamda imanının değerini
zedeleyebilecek işler- den ve kişilerden uzak durur. Mü’min Allah’ın dostudur. O dostluğun gereği kişiyi düşündürmelidir.

“Kimde üç şey varsa o, imanın tadını tadar:

 Allah’ı ve Peygamberini, ikisinin dışındaki her şeyden çok sevmek,

 Sevdiğini sadece Allah rızası için sevmek,

 Allah, kendisini küfür- den kurtardıktan son- ra, ateşe atılmaktan korktuğu gibi küfre düşmekten korkmak.” Buhar, 16. hadis


5- İmanın Mü’minde Yansıması Olmalıdır. Çünkü o, Rahman’ın Kuludur:

Yeryüzünde vakarla yürür. Cahillerle muhatap olmaz.
Secde ve kıyam halindedir; secde ve kıyam temel karakteridir. Cehennem azabından kendisini koruması için Rabbine yalvarır. Dengeli harcama yapar; ne pintidir, ne de müsrif.
Allah’a şirk koşmaz.

Cana kıymaz, zina etmez, yalan şahitlikte bulunmaz. Boş eğlencelere katılmaz.
Allah’ın ayetlerine karşı sessiz, tepkisiz kalmaz.

Allah’tan eşinin, çocuklarının ehli iman olmasını; kendisini muttaki-
lere imam yapmasını ister.

Gayba iman eder.

Namaz ehlidir, namazdan taviz vermez. Cennete götüren amellerden geri durmaz. Allah’tan çok korkar. İmanına şüphe sokmaz.

Allah’a ve Resulüne itaati ayırmaz. İhlâslıdır. Allah yolunda ve Allah için sabırlıdır.
Dostu Allah’ın dostları, düşmanı da Allah’ın düşmanlarıdır.

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 02.03.2013   #4
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Standart Cevap: İman Bir Fidandır

Şirk
Allah’a iman ediyor olsa bile bir insanın, Allah Teâlâ’da bulunması ge- reken özelliklerden birini O’nun dışında birinde görmesi şirktir. Şirk, adı küfür olmasa da kâfirli- ğin bir türüdür. Şirkin en bariz çeşidi, cahiliye top- lumlarının taşlardan, Allah’tan medet umar gibi medet umması idi. Şirke malzemenin her zaman put olması gerek- mez. Allah’ın kudretini ve hâkimiyetini, emir verme ve yasak koyma hakkını ne adına paylaştırıyorsa bir insan, o yaptığı şirktir.

Bu yüzden de giyiminde bile kâfirlere benzememeye çalışır, onların âdet ve geleneklerinden
uzak durur.

İyiliği emretmek, kötülüğe engel olmak şiarıdır.

En üst ahlakı yaşamaya çalışır, güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmiş bir peygamberin ümmetinden olduğunu unutmaz.

İyi örnek olmaya çalışır. İlimle ibadeti birleştirir.

Allah’a davete muhakkak katılır, dalaletten ne kadar insan kurtardığına önem verir.

Dünyayı ihmal etmez; ama içine de dalmaz. Diğer mü’min kardeşlerine düşkündür.
Zaman ve mekândan ötürü değişmez, sabittir.

Allah’ın imtihanı gereği verdiği musibetler anında ayağının
kaymamasına dikkat eder.


Abdestin bozulması Gibi İman Da Bozulur:

İmanı garantide görmek en büyük hatadır. Bilhassa büyük günahlar, imanı çökme noktasına
getirebilir. Ancak Ehli Sünnet’in temel anlayışı şudur: Günahları irtikâb etmek küfre götürmez. Küfre götüren, inkâr etmektir. Buna göre bir insan, mü’min olduğu ve hatta namaz kıldığı halde, kati hükümlerden birini inkâr ederek imanından çıkmış ola- bilir. Mesela: Zinanın haram olmadığını söylemesi imanın- dan çıkması anlamına gelir. İlke olarak şu bilinebilir: Günah işlemek, günah olduğunu inkâr etmedikçe sahibini küfre sokmaz. Şu kadar ki kayma oranı, günah işlemeyene göre daha fazladır. Büyük günahlardan birini veya birkaçını işle- yen bir mü’min, o günah için gereken tevbeyi yaparsa Allah onu affeder. Tevbe etmeden ölürse, durumu Allah’a kalmış- tır; dilerse ahirette onu affeder, dilerse de azap eder.

Dinden dönmek (irtidat) imanı kökünden siler.


İman Açısından İnsanlar Üç Sınıftırlar:

Birinci Sınıf, iman edenlerdir. Bunlara mü’min denir. İkinci Sınıf, iman etmeyen ve etmeyişini açıklayanlardır. Bunlara kâfir denmektedir. Üçüncü Sınıf ise, iman etmediği hal- de, Müslüman
toplum içindeki menfaatlerini korumak için iman ettiğini beyan edendir. Buna da münafık
denmektedir. Fıkıh dilinde münafığa zındık dendiği de olmuştur. Şüphe- siz bu üç sınıftan cennete girecek olan sadece mü’mindir. Münafık da kâfir hükmündedir. Mü’min kelimesinin içini doldurmayanların genel adı kâfirlerdir.


Hüküm Vermek Allah’a Mahsustur:

Kurtarıcılar!

Günahkâr bir mü’min şu sebeplerle günahlarının cezasından kurtulabilir:

1- Samimi bir tevbe ve sürekli istiğfar.

2- İbadet ve hasenat gibi salih amellerde süreklilik.

3- Dünyada başına gelen musibetler. O musibetler anındaki duruşu.

4- Öldükten sonra onun için geride kalanların yaptığı salih ameller.

5- Kıyamet günü şefaat.

6- Allah Teâlâ’nın umum rahmeti, mağfireti ve lütfû.

Bir Müslüman’a kâfir demek en ağır günahlardandır. Kişisel sıkıntılarımız veya üzerinde gör-
düğümüz hatalardan dolayı bir insana kâfir diyemeyiz. Eğer bir insan Müslüman olmadığını söylüyorsa veya kesin dini hükümlerden birini alenen inkâr ediyorsa ona kâfir denebilir.

İnsanların kalplerinde ne gizlediklerine diğer insanlar karar veremezler. Kalpler Allah’a havale edilir. Biz, dışarıdan gördüğümüze göre karar veririz. Cahillik, yanlış bilme, yanlış yorumlama, zor altında olma gibi nedenleri, bir insanın kâfir sayılmaması için yeterli
özürler görmek durumundayız.


İman Açısından Tehlikeli Tutumlar:

Allah Teâlâ hakkında ileri geri sözler, ayet ve hadisle sabit konular hakkında şüpheler. Aynı
şekilde Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin nübüvveti hakkında ileri geri konuşmalar, şüphe uyandıracak sözler. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bir şeyi eksik bıraktı- ğını veya gizlediğini düşünmek.

İslam’ın beş temeli, imanın altı temeli, cennet, cehennem, ahirette mükâfat ve ceza, dirilme,
cinler, melekler gibi konu- larda şüphe. Kur’an’da eksiklik veya fazlalık iddia etmek. Şeriat’ın geçerliliğinden şüphe etmek. Kâfirlerin küfründen şüphe etmek. Allah’ın peygamberlerinden birini inkâr etmek. Allah’ın ayetleri ve ahkâmı ile istihza. İslam’ı geri kalmışlı- ğın nedeni görmek. Mushafla eğlenmek… Bunların hepsi, küfürle yüz yüze getiren tehlikeli sözler ve davranışlardır.

İnsanlar Neden İman Etmezler?

Aslında Allah’a iman etmek fıtrîdir. İnsan yaratıldığında, çıplak gözle bile imana giden yolu
seçebilme yeteneğine ha- izdir. Buna rağmen bazı nedenler, insanların imana giden
yolu bulmalarına engel olmaktadır.

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 02.03.2013   #5
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Standart Cevap: İman Bir Fidandır

Şirk
Allah’a iman ediyor olsa bile bir insanın, Allah Teâlâ’da bulunması ge- reken özelliklerden birini O’nun dışında birinde görmesi şirktir. Şirk, adı küfür olmasa da kâfirli- ğin bir türüdür. Şirkin en bariz çeşidi, cahiliye top- lumlarının taşlardan, Allah’tan medet umar gibi medet umması idi. Şirke malzemenin her zaman put olması gerek- mez. Allah’ın kudretini ve hâkimiyetini, emir verme ve yasak koyma hakkını ne adına paylaştırıyorsa bir insan, o yaptığı şirktir.

Bu yüzden de giyiminde bile kâfirlere benzememeye çalışır, onların âdet ve geleneklerinden
uzak durur.

İyiliği emretmek, kötülüğe engel olmak şiarıdır.

En üst ahlakı yaşamaya çalışır, güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmiş bir peygamberin ümmetinden olduğunu unutmaz.

İyi örnek olmaya çalışır. İlimle ibadeti birleştirir.

Allah’a davete muhakkak katılır, dalaletten ne kadar insan kurtardığına önem verir.

Dünyayı ihmal etmez; ama içine de dalmaz. Diğer mü’min kardeşlerine düşkündür.
Zaman ve mekândan ötürü değişmez, sabittir.

Allah’ın imtihanı gereği verdiği musibetler anında ayağının
kaymamasına dikkat eder.


Abdestin bozulması Gibi İman Da Bozulur:

İmanı garantide görmek en büyük hatadır. Bilhassa büyük günahlar, imanı çökme noktasına
getirebilir. Ancak Ehli Sünnet’in temel anlayışı şudur: Günahları irtikâb etmek küfre götürmez. Küfre götüren, inkâr etmektir. Buna göre bir insan, mü’min olduğu ve hatta namaz kıldığı halde, kati hükümlerden birini inkâr ederek imanından çıkmış ola- bilir. Mesela: Zinanın haram olmadığını söylemesi imanın- dan çıkması anlamına gelir. İlke olarak şu bilinebilir: Günah işlemek, günah olduğunu inkâr etmedikçe sahibini küfre sokmaz. Şu kadar ki kayma oranı, günah işlemeyene göre daha fazladır. Büyük günahlardan birini veya birkaçını işle- yen bir mü’min, o günah için gereken tevbeyi yaparsa Allah onu affeder. Tevbe etmeden ölürse, durumu Allah’a kalmış- tır; dilerse ahirette onu affeder, dilerse de azap eder.

Dinden dönmek (irtidat) imanı kökünden siler.


İman Açısından İnsanlar Üç Sınıftırlar:

Birinci Sınıf, iman edenlerdir. Bunlara mü’min denir. İkinci Sınıf, iman etmeyen ve etmeyişini açıklayanlardır. Bunlara kâfir denmektedir. Üçüncü Sınıf ise, iman etmediği hal- de, Müslüman
toplum içindeki menfaatlerini korumak için iman ettiğini beyan edendir. Buna da münafık
denmektedir. Fıkıh dilinde münafığa zındık dendiği de olmuştur. Şüphe- siz bu üç sınıftan cennete girecek olan sadece mü’mindir. Münafık da kâfir hükmündedir. Mü’min kelimesinin içini doldurmayanların genel adı kâfirlerdir.


Hüküm Vermek Allah’a Mahsustur:

Kurtarıcılar!

Günahkâr bir mü’min şu sebeplerle günahlarının cezasından kurtulabilir:

1- Samimi bir tevbe ve sürekli istiğfar.

2- İbadet ve hasenat gibi salih amellerde süreklilik.

3- Dünyada başına gelen musibetler. O musibetler anındaki duruşu.

4- Öldükten sonra onun için geride kalanların yaptığı salih ameller.

5- Kıyamet günü şefaat.

6- Allah Teâlâ’nın umum rahmeti, mağfireti ve lütfû.

Bir Müslüman’a kâfir demek en ağır günahlardandır. Kişisel sıkıntılarımız veya üzerinde gör-
düğümüz hatalardan dolayı bir insana kâfir diyemeyiz. Eğer bir insan Müslüman olmadığını söylüyorsa veya kesin dini hükümlerden birini alenen inkâr ediyorsa ona kâfir denebilir.

İnsanların kalplerinde ne gizlediklerine diğer insanlar karar veremezler. Kalpler Allah’a havale edilir. Biz, dışarıdan gördüğümüze göre karar veririz. Cahillik, yanlış bilme, yanlış yorumlama, zor altında olma gibi nedenleri, bir insanın kâfir sayılmaması için yeterli
özürler görmek durumundayız.


İman Açısından Tehlikeli Tutumlar:

Allah Teâlâ hakkında ileri geri sözler, ayet ve hadisle sabit konular hakkında şüpheler. Aynı
şekilde Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin nübüvveti hakkında ileri geri konuşmalar, şüphe uyandıracak sözler. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bir şeyi eksik bıraktı- ğını veya gizlediğini düşünmek.

İslam’ın beş temeli, imanın altı temeli, cennet, cehennem, ahirette mükâfat ve ceza, dirilme,
cinler, melekler gibi konu- larda şüphe. Kur’an’da eksiklik veya fazlalık iddia etmek. Şeriat’ın geçerliliğinden şüphe etmek. Kâfirlerin küfründen şüphe etmek. Allah’ın peygamberlerinden birini inkâr etmek. Allah’ın ayetleri ve ahkâmı ile istihza. İslam’ı geri kalmışlı- ğın nedeni görmek. Mushafla eğlenmek… Bunların hepsi, küfürle yüz yüze getiren tehlikeli sözler ve davranışlardır.

İnsanlar Neden İman Etmezler?

Aslında Allah’a iman etmek fıtrîdir. İnsan yaratıldığında, çıplak gözle bile imana giden yolu
seçebilme yeteneğine ha- izdir. Buna rağmen bazı nedenler, insanların imana giden
yolu bulmalarına engel olmaktadır.

Fasık
Mü’min olduğu halde büyük gü- nah işleyen veya küçük günahları büyükleştiren kimseye fasık denir.
Fasık kâfir değildir. İmanla küfür arasında git-gel yapmaktadır. Akıbetinden korkulur. Ama fasık için tevbe kapısı, günahlarının hacmi ve türü ne olursa olsun açıktır. Şu kadar ki, ihlâslı
mü’minler, fasığa tepki göstermek zorundadırlar. Fasık, yaptığını kâr bilmemeli, günahlar
sessiz kalınarak teşvik edilmeme- lidir.

En önemli neden cehalettir. Allah’ı bilmemek kadar ağır bir cehalet olmadığı halde, bir bilim
dalında tahsil görmeyi bilginin tamamı olarak görenler yüzünden, asıl cahillik perdenin geri- sinde kalmaktadır. İnsanlardaki bu cehaleti gidermek, Allah’ı ve dinini tanıtmak için ça- lışma görevi de Müslümanların üzerine yüklenmiştir. İslam’ı, yaşayan en son insana bile ulaştırmadaki ihmaller, yeryüzünün cehalette yüzmesinin sorumluluğunda Müslüman- ları da yük altında bırakmaktadır.

Yahudi ve Hıristiyanların İslam’a karşı hasetleri ve kinleri, Allah’a imanın önündeki engellerdendir.

Kibir yüzünden imana yanaşmamak; dini, fakir ve kültürsüzlerin kültürü olarak görmek bir
nedendir.

Aşırı müreffeh bir hayata alışmak, iman için çok önemli bir engeldir. Çocuklarını iman ehli, ibadet ehli olarak yetiştirmek isteyen ebeveynin bu tehlikeye dikkat etmeleri gerekmektedir. Lüks ve refah dini iter.

Günahlar içinde yüzenlerin, o günahların neden olduğu soğukluğu kırıp, imani bir hayata
geçmeleri de zor olmaktadır.

SOSYAL DOKU DERNEĞİ

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ahirete Iman SıLa Ahirete Iman 3 10.10.2016 19:13
2-BAKARA Suresi TuRKuaZ Kur'an Meali 1 26.12.2015 16:16
Kuran'a göre ideal müslüman kadın karakteri SıLa Dini Konular 3 08.05.2014 11:05
Taklidi Ve Tahkiki iman Arasındaki Fark eFe iSlami Bilgiler 0 23.02.2013 22:54
4-NİSA suresi TuRKuaZ Kur'an Meali 0 18.12.2012 18:14


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları