Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSLam Tarihi > iSlam Tarihi > iSlam Alimleri

Ehli Sünnetin Alimlerinden Ömer Nasuhi Bilmenin hayatı


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki iSlam Alimleri - kategorisi altındaki Ehli Sünnetin Alimlerinden Ömer Nasuhi Bilmenin hayatı isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 09.03.2013   #1
Derdin Ne ise Davan O'Dur
eFe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 3
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 3.906
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute
Standart Ehli Sünnetin Alimlerinden Ömer Nasuhi Bilmenin hayatı

Ehli Sünnetin Alimlerinden Ömer Nasuhi Bilmenin hayatı

Ömer Nasuhi Bilmen rh.a. 1883 yılında Erzurumun Salasar köyünde dünyaya teşrif etti. Küçük yaşta babasını kaybedip yetim kalınca Erzurum Ahmediye Medresesi müderrisi ve nakibul eşraf kaymakamı olan amcası Abdürrezzak İlmî Efendinin himayesi altına girdi. Amcasının yanı sıra dönemin meşhur alimlerinden Erzurum müftüsü Narmanlı Hüseyin Efendiden ilim tahsil etti.

Hocaları vefat edince öğrenme sevdası onu ilim merkezi İstanbula götürdü. Fatih dersiamlarından Tokatlı Şakir Efendinin derslerine devam edip icazetnamesini aldı. İki sene sonra Ders Vekaletince açılan imtihanı da kazanarak dersiamlık (halka açık ders verme) diplomasını aldı. Henüz yirmi dokuz yaşında idi.

Aynı yıllar içinde hukuk tahsiline de başlayan Ömer Nasuhi Bilmen bu tahsilini de birincilikle tamamladı.

Öğrenme ve öğretme aşkı

Ömer Nasuhi Bilmen Hocaefendinin ilim aşkı öyle büyüktü ki beğendiği eserleri emanet alır bir gecede yazar küçük yaşta öğrendiği ciltçilik sayesinde onları ciltleyip kütüphanesine koyardı. Kütüphanesinde bu yolla elde ettiği birçok kitabı vardı. O zamanda basma eserlerin azlığı ve edinmenin zorluğu dikkate alınırsa yapılan işin önemi daha iyi anlaşılır.

Arapça ve Farsçayı Türkçe kadar iyi bilen Hoca Efendi Fransızcayı da tercüme yapacak kadar öğrenmişti. "Okyanus bilgin" (mütebahhir) vasfına hakkıyla layıktır ve hadis kelam tefsir edebiyat özellikle de fıkıh sahasında önemli bir yere sahiptir.

Hoca Efendinin eserleriyle hizmetleriyle insanımız üzerindeki tesiri hala devam etmektedir. Kitapları bugün de birer başvuru kaynağıdır. Fikirde ve harekette ilim aşığı tavrında ilmiyle amel eden kimliğinde daima hayranlık uyandıran bir sır saklıdır. Ergun Gözenin ifadesiyle: "Mazisi ile ilgisi kopartılmış nesillere mazisinin irfan ve kültür hazinelerini usanmaz bir karınca sabır ve himmetiyle taşımayı ibadetine serlevha yapmış bir insandır." Yine Ergün Gözenin kaleminden Hoca Efendiyi tanımaya çalışalım:

"Millet Hoca Efendiyi en değerli evlatlarından bilmekteydi. Fıkıh ve her dalıyla İslamiyet bir deryadır. Bu deryada fener yakabilmek için insanın fikir teknesinin çok sağlam idrak yelkenin çok geniş ve gönül rüzgarının çok devamlı olması gereklidir. Hoca ilerlemiş yaşında bu vasıflan aynen muhafaza etmiş ve mürekkebi şehitlerin mübarek kanından daha da tekrim edilmiş (saygıya layık kılınmış) bahtiyarlardandı."

Cenazesinde gözyaşları içinde on binin üzerindeki insan seli bu bahtiyarlığın şahitleriydi. Bu şahitlerden birisi olan İstanbul Vaizi Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı cemaate: "Muhterem hocamızın vefatıyla bir ilim güneşi daha battı. Hoca Efendiyi sevmeyenler sevmesini bilmeyenlerdir!" diye seslenir ve dayanamayıp cemaatin gözyaşlarına katılır konuşmasını tamamlayamaz. Nitekim bu sevgi milletin gönlünden hiç çıkmamıştır. Onun eserleri yıllardır inanların kütüphanesinde baş ucu kaynağıdır. İlim fazilet irfan ve erdem gibi keyfiyetleri bünyesinde hakkıyla taşıdığı için de müslümanlar onu daima sevmiştir. Ehl-i Sünnet vel-Cemaat anlayışını çok kuvvetli bir bilgi ve idrak ile yaşayıp eserleştirdiği için eserleri daima kıymet görecektir.

Erzurum ağzıyla konuşan tatlı bir konuşma üslubuna sahip Hoca Efendi yazarken edebi bir dil kullanır. Hatta eserlerinde çoğu zaman dili ağırlaşır. Konuştuğu terminelojiden de kaynaklanan ağır üslubuna aşinalık kazananlar bu üsluptan zevk alır. Bu dil mükemmelliği onun edebî yönünü de ortaya koyar. Kendi tabiriyle yazmayı denediği romanında bu yönünü daha iyi görmekteyiz. Hoca Efendinin kalem kuvvetine Sırat-ı Müstakim Sebîlür-Reşad ve özellikle Şeyhül-İslam Mustafa Sabrı Ermenekli Saffet Hoca gibi tesirli kalemlerin de yazdığı Beyanül-Hak gibi dönemin ilmî edebî fikrî dergilerinde yazdığı makalelerinde ve Türkçe Farsça şiirlerinde de şahit oluyoruz.

Bozulmayan dinde reform olmaz

Hoca Efendi vazife aşığı bir insan olarak hac farizası için aldığı izin dışında görevini ömrü boyunca hiç aksatmamıştır. Siyasete asla yönelmemiş daima siyasetten uzak kalmış evlatlarına da siyasetten uzak kalmayı vasiyet etmiştir.

Tevazu ve alçak gönüllülük Hoca Efendinin önemli özel liklerindendi. İlim denizinde ulaşılmaz derinliklere kulaç atmasına hukukî dehasının derinliğine rağmen tevazu kanatlarını sonuna kadar açmıştı. Her namazın ardından fetvalarında hata yapmamak için dua ederdi. Kendisine mektupla gelen sorulara bile zaman ayırıp özenle cevap verirdi. Verdiği cevapları da biriktirmiş ve hayatı boyunca saklamıştır. İnsanlara sıkıntı vermeyi sevmediği için en yakınından bile bir bardak su istemezdi. İşlerini kimseyi zahmete sokmadan kendisi yapmaya gayret ederdi.

Hoca Efendi kendisine teklif edilen Diyanet İşleri Bakanlığı görevini birçok kez reddetmişti. 1960 ihtilalinden sonraki teklifte ise bu görevi kabul etmesi çok manidardır. Zira esen olumsuz rüzgarlar karşısında zayıf mizaçlı ehil olmayan tavizkar karakterli bir kişi gelirse Türkiyede çok şey olumsuz manada değişebilirdi. Çünkü modernist reformist düşüncenin ürettiği Türkçe ezan Kuran-ı Kerîmin Türkçe okunması camilerin folklorik amaçlı yeniden düzenlenmesi gibi dinin özüne aykırı Ehl-i Sünnet çizgisini dışlayan birçok tahripkar anlayış bu dönemde güçlü bir zemin bulmuştu. Her haliyle halkın muhabbetini kazanmış Ehl-i Sünnet anlayışını tam bir liyakatle eserinde ve şahsında temsil etmiş bu güzel insanı da bu meselelerde kullanmaya çalıştılar. "Bozulmayan dinde reform olmaz." diyen Hoca Efendi asla taviz vermedi. İslamın hakikat binasından kimsenin bir tuğla bile koparmasına görev yaptığı sürede fırsat vermedi. İman ahlak hukuk esaslarının yıpratamayacağını ve bu hakikatlerin evrenselliğini orijinalliğini büyük bir cesaretle savundu. Burada Hoca Efendinin hayatında en çok mutlu olduğu anı nakledersek bu konudaki hassasiyet decesini de anlamış oluruz:

İstanbul müftüsü iken Fatihte oturduğu evin kapısını sabaha karşı bir polis memuru çalar ve kendisine resmi bir evrak verir. Evrakta Ezan-ı Muhamedînin tekrar Arapça okunacağı kararı bildirilmektedir. Gözlerinde sevinç damlaları oğluyla Fatih Camiine gider. Yakın camilere mescitlere haber ulaştırır. Fatih Camii minarelerinden Ezan-ı Muhammedî kulakların hasret kaldığı esas yankısıyla çınlamaktadır. Hoca Efendi gözleri yaşlı şükür secdesindedir.

İlim öğrenmeye ve eser vermeye kendini adamış bu büyük insan ilmini insanlığa duyurmayı da büyük bir vazife kabul etmişti. Çok eser vermesinin sebebi budur. Her eseri basıldığında çocuklar gibi sevinir hediye edeceği kitapların bile bedelini öderdi. Otuz civarında eser vermiştir.

12 Ekim 1971 günü seksen yedi yaşında İstanbulda vefat eden ve Edirnekapı Sakız Ağacı Şehitliğinde medfun olan Hoca Efendiyi seleflerinden büyük İslam alimi Ebu Said Muhammed Hadimîk hazretlerinin sözleriyle anıp Fatihalarla uğurlayalım:

"Kamil odur ki koya bir yerde bir eser eseri olmayanın yerinden yeller eser."

Şeker Muallim

Eylül 1912de Beyazıt dersiamı olarak göreve başlayan Hoca Efendi sırasıyla Fetvahane-i ali müsevvid mülazımlığı Heyet-i Telifiyye üyeliği Darül-Hilafe Medresesi Kısm-ı ali fıkıh müderrisliği Sahn Medresesi kelam müderrisliği İstanbul Müftülüğü müsevvitliği İstanbul Müftülüğü ve son olarak da Diyanet İşleri Başkanlığı yaptı.

Hoca Efendi uzun memuriyet hayatı boyunca öğretmenlik hizmetinde de bulundu. Darüşşafaka Lisesinde uzun süre ahlak ve yurttaşlık dersleri okuttu. İstanbul İmam-Hatip Okulunda ve Yüksek İslam Enstitüsünde usul-i fıkıh ve kelam dersleri verdi. Tahsil hayatına başladığı günden İstanbulda vefat edeceği zamana kadar okuma öğrenme ve öğretme aşkı hiç eksilmedi daima artarak devam etti. İlminin kaleminin zekatını hep verdi. Kuran-ı Kerîmi dört yaşında okumaya başlayan ve hayatının son gününe kadar bir gün bile okumayı aksatmayan Hoca Efendi kendi ifadesiyle Kurana aşıktı. İlmî çalışmalarına başlamadan bir cüz okur sonra okumaya veya yazmaya başlardı. Kuran-ı Kerîmi ağlayarak okur çoğu zaman da vücudu büyük bir ürpertiyle titrerdi. İlim öğrenme ve öğretme arzusuyla daima okudu yazdı ve talebe yetiştirdi. Altmış senelik öğretmenliği süresince öğrencilerini sınıfta bırakmadığı gibi zayıf not da vermezdi. Öğrenciler dersini büyük bir coşkuyla takip ederdi. Öğrencilerin "Şeker Muallim" diye lakaplandırdığı Hoca Efendi öğretmenin başarılı olma ölçüsünü de şöyle belirtmiştir:

"Bir öğretmen talebesini öz evladı gibi sevecek öğretilecek hususları da kısa ve öz olarak talebenin idrakine uygun şekilde talebeye verecek."

Eserleri

Merhum Ömer Nasuhi Bilmenin eserleri içinde idrak pencerelerimizi sonuna kadar açıp dolaşmak hepimizin üzerine bir borçtur. Bu eserleri tanıyalım:

* Hukuk-ı İslamiyye ve Istılahat-ı Fıkhıyye Kamusu

Heyet-i Telifiyye üyeliği Hoca Efendiye büyük bir hukuk formasyonu kazandırmıştı. Burada meydana getirdiği malzemeleri bu eserinde değerlendirdi. Bu eseri mezhepler arası mukayeseli sistematik bir hukuk kitabıdır. Cumhuriyetten sonra kaleme alınmış İslam hukuku sahasında ilk ve en geniş içerikli eserdir. 6 cilt halinde birçok baskısı yapılmıştır. Bu eser İslam hukukuna yapılmış büyük bir hizmettir.

* Kuran-ı Kerîmin Türkçe Meal-i alisi ve Tefsiri

Surelerin içeriği hakkında kısa bilgiler vererek meallerini yaptığı ve tefsire de yer verdiği bir çalışmasıdır. Bu eseri emekli olduktan sonra 80 yaşını aştığı bir sırada tam beş yıl gece gündüz çalışarak ortaya koymuştur. Kendi ifadesiyle altı saatten fazla uyumadan bu eseri tamamlamıştır.

* Büyük İslam İlmihali

Her müslümanın evinde bulunması gereken bu eser ibadetlere ait bütün hükümleri içinde barındırmaktadır. Şimdiye kadar iki buçuk milyonun üstünde basılmıştır. Müslümanların aynası bu eserde yeme içme giyim alışverişe dair hükümler de ortaya konmuştur.

* Fetih Suresinin Tefsiri

(Sure-i Fethin Türkçe Tefsiri İtila-yı İslam ile İstanbul Tarihçesi)

İlk tefsir çalışmasıdır. İstanbulun fethi münasebeti ile hazırlamıştır. "İstanbullunuzun 500. Fetih yıl dönümünü tebrik ve Hak Teala hazretlerine teşekürlerimizi arz ve takdim maksadı ile kaleme aldım." diyen Hoca Efendi eserin sonuna İslamın Yükselişi (itilası) Fatih ve İstanbulun fethi ile bilgileri ihtiva eden bölümü de eklemiştir.

* Büyük Tefsir Tarihi ve TabakatüI-Müfessirîn

Tefsir usulü ve tefsir tarihine dair bilgileri banndıran bu eserde Hoca Efendi önce mümtaz tabaka dediği Ashab-ı Güzini sonra da vefat tarihlerine göre on dört tabakaya ayırdığı müfessirler hakkında bilgi vermektedir. 663 tefsir kitabıyla bunların müelliflerini tanıttığı bir liste devamında da Kuran-ı Kerîmle ilgili çeşitli ilimlere dair 489 kitabı kapsayan bir diğer liste yer almaktadır. Büyük sabır ve çalışma gücünün meyvesi bir eserdir.

* Kuran-ı Kerîmden Dersler ve Öğütler

Ramazan-ı şerifte Süleymaniye Ayasofya ve Fatih Camilerinde verdiği otuz adet vaaz ve nasihatin bir araya getirildiği bir eserdir.

* Ahlak-ı İslamiyye Dersleri

İslam ahlakının esaslarını ortaya koyduğu bir çalışmasıdır.

* Hikmet Gonceleri

Efendimiz s.a.v.in beş yüz mübarek sözünü şerh ederek istifade edecek gönüllerde güller gibi açmasını murat ettiği edebî kıymeti de olan güzel bir çalışmasıdır.

* Mülehhas İlm-i Tevhid Akaid-i İslamiyye

Yüksek İslam Enstitüsünde okutulacak konular içinde barındıran İslam akaidinin haritasını ortaya koyan önemli bir eserdir.

* Dinî ve Felsefî Ahlak Lügatçesi

Edebiyatımızda ve konuşma dilimizde kullanılagelen yedi yüz yetmiş kelimeyi açıklayan bir başvuru kaynağıdır.

* İslamiyetin Ulvi Mahiyeti

Müslümanlann yüksek inançlan hakkında araştırmalar yapan bir Amerikalının sorularına cevaplar veren bir çalışmadır.

Diğer bazı eserleri de şunlardır:

*Dini Bilgiler

*İslam Hukukunda Manevi

Zararların Tazmini

* Ashab-ı Kiram Hakkında Müslümanların Nezih itikatları

* Nüzhetül-Ervah

(Semerkant/Kasım 2010)





Click the image to open in full size.
eFe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ehli Sünnetin İki Büyük imamı eFe iSlam Alimleri 0 02.03.2013 18:50
Ashab-ı Güzin'in Faziletleri Hakkında Hadisler Kütub-u Sitte SıLa Kutubi Sitte 0 20.02.2013 12:30
Ehlisünnet Alimleri Nezdinde “İbni Teymiye” Kimdir ? SıLa İslamda İtikadi Mezhepler 1 16.01.2013 11:45
Abdullah Bin Ömer eSiLa Sahâbe-i Kirâm (R.A.) 0 21.12.2012 20:46
ÖMER B. HATTAB (r.a) SıLa Sahâbe-i Kirâm (R.A.) 0 03.12.2012 23:01


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları