Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSLam Tarihi > iSlam Tarihi

Çanakkale; cihadın tarlası


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki iSlam Tarihi - kategorisi altındaki Çanakkale; cihadın tarlası isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 16.01.2013   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Lightbulb Çanakkale; cihadın tarlası

Click the image to open in full size.


ÇANAKKALE; CİHADIN TARLASI

Türk askeri, Allah'ın dinini yeryüzünden silmek isteyenlere karşı savaşmaktadır.


Bir millet hafıza tazeliyor / Bir millet kendini hatırlıyor.


Türkiye’nin son 10 yılına bakınız. Tarih merakının ve bilincinin ne kadar geliştiğini görürsünüz. Şükrediyoruz ki bu bilincin en belirgin göstergesi Çanakkale Savaşı’na olan merak ve Çanakkale Şehitliklerine rekor sayıda ziyaretçi akınının olmasıdır. Temennimiz odur ki, Çanakkale Savaşı gerçek şekliyle, maddi ve manevi boyutuyla iyi anlaşılsın. O zaman görülecektir ki, Çanakkale Savaşı’nın geçtiği yer cihadın tarlasıdır.
Bu yazımızda bu gerçeği dost ve düşman, ilgililerin ifadelerinden yola çıkıp gözler önüne sermeye çalışacağız.

Cihadın Nedeni Niçini


Çanakkale Savaşı’nın en önemli özelliği, çağdaş bir haçlı seferi olması, bir din savaşı olmasıdır. Elbette bu savaşın bir takım sebepleri ve dini olmayan bir takım özellikleri de vardır. Ama Hristiyanlık’la Müslümanlık arasında bir savaş olması, diğer özelliklerden daha çok öne çıkmakta ve onu değişik kılmaktadır.
Düşmanın en çok, Osmanlı Padişahı’nın “Halife-i Müslimin” sıfatını hedef aldığını, İslam liderliğinin ortadan kaldırılması ile Müslümanların, “İmamesi koparılmış bir tesbih” gibi darmadağın olmasını amaçlayarak, bunu sağlamayı savaşın hedeflerinin en başına koymuş olduğunu görüyoruz. Bunu anlamak için, savaş ilan edildikten sonra İngiltere’deki yayınlanan gazetelerdeki yazılardan bir iki örnek cümle okuyalım. İşte savaş muhabiri Ashmead-Bartlett imzası ile yazılanların bazısı:
“...Birkaç hafta içinde kanlı savaşlarla karşılaşacağız. Bu öyle kanlı bir savaş olacak ki, neticesi Ayasofya tapınağını ya Hrıstiyan âleminin eline düşürecek veyahut da hilal, üst ve başları kanlarla boyanmış yeniçeri askerlerinin başında olduğu halde, 29 Mayıs 1453 meş’um gününde İstanbul’a muzaffer olarak girdiği günden ziyade şan ve şerefle yaşayacaktır.”
“...Diğer savaş meydanlarından alınarak buraya yığılan gemiler, sanki tek bir maksat için, ihtimal ki, Hrıstiyanlık âleminin, Osmanlı Türklerine karşı yapabileceği son haçlı seferi içindir...”
“...Geçmişteki haçlı seferleri, başarı bakımından o kadar kayda değer şeyler değildi. Hâlbuki bu sonuncu ve en büyüğü olan haçlılar, bir zamanlar Viyana kapılarına kadar uzanmış olan, eski Osmanlı İmparatorluğu’nun her bir köşesinde kemikleri dağılıp kalmış olan ortaçağ şövalyelerinin öcünü alacaktır.”
Çanakkale Seferi Kuvvetler Başkomutanı olan İngiliz General Ian Hamilton, hatıra defterine şu cümleyi yazmıştı:
27 Haziran 1915
“Biz bu kayalıklarda hançerimizi Osmanlı Sultan’ının kara kalbine sapladık. Yalnız hançer henüz etini deldi. Yarasından yeni yeni kan akmaya başladı. Her gün ölümden kurtulmak için debeleniyor. Biz bir metre ilerleyemesek dahi, Halife’nin canı alınıncaya kadar, kanı bu kaba akıtılacaktır”
Yine İngiliz General Allenby’in, Çanakkale savaşından bir müddet sonra Kudüs’ü işgal ettiğini, tarihte Kudüs’ü haçlılardan geri almış olan Büyük Kumandan Selahaddin Eyyübi’nin türbesine giderek her Müslüman’ın yüreğini kanatan; haçlı ordularının intikamlarının artık alındığını, Kudüs’ün nihayet Müslümanlardan kurtarıldığını, haçlı ordusunun artık galip geldiğini ifade eden, gurur, kibir ve azamet kokan bir konuşma yapmış olduğunu okuyoruz. Bu konuşmadan belki daha enteresan olanı da, müttefiklerimiz olan Almanya ve Avusturya’da Kudüs’ün Müslümanlardan alınması olayının duyulması üzerine, halkın sokaklara çıkarak ve resmi olarak da, sabahlara kadar kutlamalar yaptıkları gerçeğidir. Yapılan saldırıların bir haçlı seferi olduğunu bunlardan daha açık nasıl ifade edebiliriz?
Haçlı seferine karşı koyacak bir ordu da çok tabiidir ki öncelikle dini değerlerini savunmak için savaşıyor sayılacaktır. Vatan, namus veya milli değerlerin müdafaası elbette söz konusudur. Ama öncelik mukaddes değerlerin, haçlı saldırılarına karşı savunulmasıdır. Nitekim düşman da bunu bilerek savaşmaktadır. Alan Moorehead “Gelibolu” isimli kitabında şu cümleleri yazıyor:
“Gelibolu kıyısında, Kilitbahir’deki Türk topçusunu izleyenler, onların önüne geçilmez bir inançla savaştığını, askerler top başına koşarken imamların dua okuduklarını anlatır. Burada görülen, savaşın alışılmış heyecanının da ötesindedir. Türk askerleri bir dini heyecan, kâfire karşı savaşmanın getirdiği bir duygunun etkisindedir. Bu nedenle uçuşan şarapnellere ve patlayan mermilere aldırmaksızın kendilerini ileri atarlar”
“Türklerin davranışı oldukça enteresandır. Batıdan gelen Hristiyan saldırısına karşı, kendi topraklarını savundukları doğrudur. İman doludurlar. Siperlerdeki imam ve müezzinler askerleri Allah ve Hazreti Muhammed adına savaşmaya çağırır.”
Kısaca Türk askeri, Allah’ın dinini yeryüzünden silmek isteyenlere karşı savaşmaktadır. İşte bu tabir “Cihad” kavramının içindeki bir tabirdir. Üstelik bir “Cihadı Ekber” kararı da vardır. Türk askeri cihad etmektedir, Allah’ın dinine yardım etmektedir.
Hemen burada bir iki Ayeti Kerime’yi hatırlamakta fayda var:
“Ey iman edenler, siz Allah’ı dinine yardım ederseniz, O da (düşmanınıza karşı) size yardım eder ve ayaklarınızı (sağlam ve) sabit kılar.” (Muhammed–7)
“Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. Sizi O seçti, dinde üzerinize hiç bir güçlük de yüklemedi. Babanız İbrahim Dini’nde olduğu gibi. size daha evvel gönderdiği kitaplarda da, bu Kuran’da da Müslüman adını vermiştir. Peygamber sizin üzerinize şahit olsun, siz de insanların üzerine şahit olasınız diye. Artık dosdoğru namazınızı kılın, zekâtı verin, Allah’a sarılın. O sizin Mevla’nızdır, O ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcıdır.” (Hac–7Click the image to open in full size.
“Allah size yardım ederse, artık sizi yenecek yoktur. Sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size yardım edebilecek kimdir? Müminler ancak Allah’a güvenip dayanmalıdır.” (Ali İmran–160)
“Onlarla muharebe edin ki, Allah sizin ellerinizle onları azaplandırsın, onları rüsvay etsin. Size onlara karşı nusret (yardım) versin, müminler zümresinin göğüslerini ferahlandırsın” (Tevbe–14)
Hepimiz inanıyoruz ve biliyoruz ki, Allah hiç bir ayeti boş yere indirmemiştir, yine biliyoruz ki, vaadine hiç muhalefet etmez. Ordumuzun, Allah’ın Din’ine yardım ettiği kesindir, cihad ettiği kesindir. O halde Allah’ın yardımını aldığı da kesindir. İşte Çanakkale Savaşının en önemli özelliği, bir cihad hareketi olması, mekânın da bir cihad tarlası olması ve bu münasebetle de cihad eden Ordumuzun savaşın her anında, Allah’ın yardımını almış olduğudur. Gerçekten de askerlerimiz, “Edasının Şartları”na uyarak cihad etmişlerdir. Cihadın edasının ne gibi şartları vardır, kısaca hatırlayalım:
Askerlerimiz cihadın “İttifak” şartı gereğince, teşkilatlanmışlar, birlikte hareket etmişler, münferit hareketlerden kaçınmışlardır. “İhlas” şartı gereğince Allah rızasının dışında kendileri için bir menfaat gözetmeden savaşmışlardır. “İttika” şartı gereğince sadece Allah’tan sakınmışlar, savaştıkları insanlara karşı Allah nasıl istemişse öyle davranmışlardır. “İhsan” şartını da yerine getirmişlerdir. Yani her anında Allah’ın kendilerini murakabe ettiğinin bilinciyle hareket ederek, itina ile görevlerini yapmışlardır. “İyi ahlak” lı olmaya son derece özen göstermişlerdir. “İstişare” ile alınmış kararları yine emir komuta içinde, ölümün kesin olduğunu gördüğü hallerde bile, emredilen görevleri “itaat” etmede kusur işlememek suretiyle en iyi bir şekilde yapmışlardır. Bu sebeple elbette Allah’ın yardımına da müstahak olmuşlardır.
Allah’ın yardımının ordumuza ulaşmış olduğunu, dost düşman herkes kabul etmektedir. Bu konudaki düşmanımızın itiraf ve ifadelerini, çarpıcı örnekleriyle açıklamak istiyoruz.
Böylece Çanakkale Savaşı’nın bir Cihad hareketi olduğunu, bu özelliği dolayısıyla da Allah’ın vaadleri doğrultusunda ordumuzun nasıl yardım gördüğünü ifade etmeye çalışacağız.

Cihad Fetvası

Padişah Sultan Mehmet Reşat “Halifei Müslimin” unvanına dayanarak cihad ilan edebilmek için Şeyhülislam Mustafa Hayri Efendi’den fetva istedi. Kasım 1914 tarihinde Şeyhülislam tarafından kaleme alınan fetva şöyledir:
“Bu mesele hakkında Hanefi İmamlarının cevabı nasıldır ki;
İslamiyet aleyhine düşmanların hücumu vaki olduğunda ve İslam memleketlerinin gasbı ve yağması ve Müslüman nüfusun esir edilmeleri tahakkuk ettiğinde, İslam’ın Padişahı Hazretleri umumi seferberlik ilan etmek suretiyle, cihad emretmiş olduğunda ‘İnfiru hifafen ve sikalen ve cahidu bi emvaliküm ve enfüsiküm’ Ayeti Celilesi’nin yüksek hükümleri gereğince bütün Müslümanlar üzerine cihad farz olup genç ve ihtiyar, piyade ve suvari olarak her taraftaki Müslümanların malen ve bedenen cihada koşmaları farzı ayın olur mu? Beyan buyrula.
El Cevab: Olur. Allahü Teala daha iyi bilir.
Bu surette bu gün Hilafeti İslamiye makamı ve onun himayesindeki memleketlere harp gemileri ve kara askerleri ile hücum etmek suretiyle, Hilafeti İslamiye’ye düşmanlık ve Allah korusun İslamiyet’in yüksek nurunun söndürülmesi ve yok edilmesine gayret ettikleri anlaşılan Rusya ve İngiltere ve Fransa ile onlara yardım eden hükümetlerin idareleri altında bulunan bütün Müslümanların da, adı geçen hükümetlerin aleyhine cihad ilan ederek bilfiil savaşa koşmaları farz olur mu? Beyan buyrula.
El Cevap: Olur. Allahü Teala daha iyi bilir.
Bu surette maksadın hâsıl olması bütün Müslümanların cihada koşmalarına bağlı iken, bazıları Allahü Teala korusun muhalefet etseler, muhalefetleri, büyük günah, ilahi gazab ve şeni bir kötülük karşılığı cezaya müstahak olurlar mı? Beyan buyrula.
El Cevab: Olurlar. Allahü Teala daha iyi bilir.
Bu surette İslami Hükümet ile savaşan adı geçen hükümetlerdeki Müslüman halkın, kendilerinin öldürülmeleri, bütün ailelerinin mahvedilmeleri, yakılmaları suretiyle mecbur edilseler bile, İslami hükümetin askerleri ile savaşmaları şeran kati bir şekilde haram olup, katil olmaları ile cehennem ateşine müstahak olurlar mı? Beyan buyrula.
El Cevab: Olurlar. Allahü Teala daha iyi bilir.
Bu surette mevcut savaşta İngiltere ve Fransa ve Rusya ve Sırbiyye ve Karadağ hükümetleriyle bunlara yardım edenlerin idareleri altında bulunan Müslümanların, İslami Hükümet’e yardımcı olan Almanya ve Avusturya aleyhine savaşmaları, Hilafeti İslamiye’nin zararına sebep olacağından büyük bir günah olmakla, feci bir azaba müstahak olurlar mı? Beyan buyrula.
El Cevap: Olurlar. Allahü Teala daha iyi bilir.
Bu mesele hakkında Hanefi İmamlarının görüşü nasıldır ki;
Allahü Teala daim etsin Kulların Rabbinin Rasülünün Halifesi, Beşinci Mehmed Reşad Han efendimiz hazretlerinin, bizzat teçhiz ederek, bu defa şeriat hükümlerine göre gerçekleşen seferi hümayunları ile gönderdikleri Müslüman askerleri -Allah onların yardımcısı olsun- din ve milletimize düşman olan milletler ile Allah yolunda cihad etmek halis niyetiyle savaşmaları ve vuruşmaları sebebiyle ‘Men cehheze...’hadisi şerifinin yüksek manası gereği sözü geçen Halife efendimiz hazretlerinin ‘gazi’ oldukları şeran gerçekleşmiş olmak suretiyle, bütün işlerde ve bütün yerlerde minberlerde ve hususi olarak hutbelerde ‘Gazi’ unvanıyla, Halifemizin isminin vasıflandırılması ve okunması meşru ve güzel olur mu? Beyan buyrula.
El Cevab: Olur.”

Düşman Komutanları İtiraf Ediyor

Askerimiz bu fetvayı cebine koyup cepheye koşmuştur. Yaptığı hem fiilen hem de hükmen cihaddır. Komutanlarımız ve askerlerimiz yaptıkları bu savaşın cihad olduğunu ve Allah’ın kendilerine her an yardım etmiş olduğunu sayısız örneklerle bize aktarmışlardır. Bu gerçeklerin bizzat düşman tarafından da defalarca ifade ve itiraf edilmiş olduğunu görüyoruz.
General Hamilton Çanakkale’deki Birleşik düşman kuvvetlerinin başkomutanıdır. Yazdıkları çok önemlidir. “Hamilton’un Günlüğü” adıyla Hürriyet Yayınları’nın 1972 yılında bastığı ve dağıttığı kitaptan bazı bölümleri okuyalım:
19 Mart 1915
Sayfa:33 “Kurmayların dilinde bir sürü kelimelerle renklendirilmiş mayın harekâtı ve denizcilerin sahip oldukları şans izah edildi. Maruz kaldıkları kötü talihe şaşmamak elde değil; o derece kötü bir şanssızlık eseriydi k, aslıda bin defa geçilse vuku bulmazdı.”
31 Mayıs 1915
Sayfa: 160 Bu derece hırpaladığımız Türkleri koruyan Cenabı Allahlarından ayırmak için başka ne yapılabilir?”
25 Haziran 1915
Sayfa:190 “Dünyada Osmanlı Türkünden başka bir din uğruna canını fedaya münakaşasız hazır bir millet ve asker yoktur.”
21 Ağustos 1915
Sayfa 248 “Bu sefer İsmailoğlu tepeyi elimizden hiçbir güç kurtaramazdı. Ama sabahın erken saatlerinde durumda umulmadık bir değişme başladı, gittikçe yoğunlaşan bir sis, etrafı göz gözü görmez bir hale getirmişti. Top tüfek sesleri birer birer dindi ve cephe sustu. Doğa Türkleri gizlemiş, Allah onları korumuştu.”
22 Ağustos 1915
Sayfa:249 “70 numaralı tepe ile İsmailoğlu tepede düşman, kuvvetlerimizi geri çekilmeye mecbur bırakmıştı. Türk birlikleri ön hatlarda iyice tutunmuşlar, bu sebeple, 7,8,9 ve 1.cu tümenlerden çok, topçu ateşimizden yardım beklemekteydik. Çalılık arazi içinde devam eden karşılıklı düello, korkunç bir şekilde hükmünü sürdürdü. Sis ve topçu ateşi yönünden Allah dün Türklerden yana idi.”
Şimdi de Çanakkale Savaşı’nın başından sonuna kadar komuta kademesinde üst düzey görevler üstlenmiş bir İngiliz Albayı’ndan bir cümle okuyacağız.
Kendisi Çanakkale Savaşı’nı günü gününe başından sonuna kadar saat saat yazmış olan Aspinall isimli Albay.
Yazdıkları ve sonradan kitap halinde yayımladığı iki ciltlik kitabı 1939 yılında Genel Kurmay Başkanlığımız tarafından Türkçe’ye “Çanakkale Gelibolu Askeri Harekâtı” ismiyle tercüme edilen ve Askeri Matbaa’da basılarak Türk okuyucusuna kazandırılmıştır.
“Çanakkale seferinin ta başından sonuna kadar, Allah hep Türklerden yana olmuştur.” Çanakkale Gelibolu Askeri harekâtı C.F.Aspinall Oglander 1939 Cilt 2, sahife 439

Sonuç

Kitabımız Kur’an’ın hükümleri kıyamete kadar geçerlidir. O halde cihad ve Allah’ın yardımını ifade eden ayetler gereği, gerçekten şartlarına uyarak cihad edecek olanlara Allah’ın yardımı da ulaşacaktır. Her zamanda ve her zeminde…
Çanakkale Savaşı’nın bir cihad hareketi olduğu ve Allah’ın ayetlerinde vaad ettiği yardımların ordumuza yapılmış olduğu o kadar belirgindir ki bunların hepsini buraya yazmaya kalkışsak bir kitap dolusu izahat meydana çıkar.
Bu yazımızda sadece düşman komutanlarının bazısının ifade ettiği birkaç cümleyi alıntılayarak keyfiyeti ortaya koymuş olduk.
Demek istediğimiz şudur:
Çanakkale Savaşı bir cihad hareketidir, cihad eden orduya Allah yardım etmiştir, ayetler tecelli etmiştir.
Çanakkale cihadın tarlasıdır.

Ekrem ŞAMA

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Cihad nedir NaZeNiN iSLamda Cihad-Cihad Erleri 1 20.12.2012 22:56
Cihadın dindeki yeri HiCReT iSLamda Cihad-Cihad Erleri 0 18.12.2012 13:58
Bedeli Çanakkale de Altın olarak Ödenecektir HiCReT Dini Hikayeler 0 14.12.2012 12:17
ÇanakkaLe - ÇanakkaLe ŞehitLiği YuReK iL iL Türkiye'm 0 10.12.2012 20:26


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları