Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSLam Tarihi > iSLamda Cihad-Cihad Erleri

Aylardan şubat... Şehidlerle özdeşleşen ay...


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki iSLamda Cihad-Cihad Erleri - kategorisi altındaki Aylardan şubat... Şehidlerle özdeşleşen ay... isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 24.12.2012   #1
Üye
vakti-cihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2012
Üye Numarası: 93
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 49
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: vakti-cihad is an unknown quantity at this point
Standart Aylardan şubat... Şehidlerle özdeşleşen ay...

Şubata şan veren şüphesiz şehidlerdir...
Şiar ayı şubat, şuur sunmayı şehidler üzerinden sürdürüyor... Ancak nisyan ile malul zihinlerimiz şubatı ve şehadeti unutmaya yüz tuttu... Şimdilerde şubat sömestri ve soğuklarıyla anılır oldu... Şehadetin gündemden düştüğü günlerde, şubatları postmodern darbeler doldurdu...
Şimdi, şubatta şehadeti yeniden kuşanma vaktidir...
Peki, şehid kimdir?
Varlığını inandığı ulvi değerler için feda edendir... Kendini yüce ideale adayan kişidir...
Şehadet; davanın varlığı için kendi varlığını ortaya koymaktır... İslam`ı hayata geçirmek için hayatı gözden çıkarmaktır... Zaten uğrunda fedakârlık yapılmayan davanın kalıcı ve kavi olması beklenemez...
Şehadet; aşkın olma halidir... Aşkın akla fark atmasıdır... Sonsuz esenliği fark etmesidir...
Şehadet; Allah’a odaklanmak, hakikate kilitlenmek, öteler ötesine uzanmaktır... Bu bilinci kuşanan hayatı ait olana iade edip itibar elde etme derdindedir...
Toplumların kurtuluş akçesi, şehidlerin kanıdır...
Nefislerin ve nesillerin güvencesi, özgürlüğün şifresi, cennetin vizesi şehidlikte saklıdır...
Şehid tüm kelimeleri İlay-ı Kelimetullah`a tahsis etmiştir... Tevhidin “La” kılıncını kanıyla kanıtlamıştır... Silik, sinik ve sönük bir yaşama dik, diri ve dinamik bir cevabı ancak o kutlular verebilir... Yürek volkanından saçılan ışık huzmeleri ile karanlığın üstüne yürüyenler yine o erlerdir... Asrın karmaşa, kaos ve kabusuna, felah ve ferah aşısını vurmak ancak o azizlerin işidir...
Onlar her devrin değil, demin adamlarıdırlar... Anın hakkını verirler...
Hayatı sadece kendisi için yaşayan, bir başkası için yaşama erdeminden uzak olanların şehadetin sırrını çözmesi mümkün değil...
Tek dünyalı olanlar için kendini feda etmenin mantığı yoktur...
Her şeyi ``kâr-zarar`` terazisinde tartan akıllıların(!), şehadetin şerbetine ikna olmalarını beklemeyin...
Hiç düşündük mü, şehadete neden uzak düştük? Niçin soğuk davranıyoruz?
Hangi tutkular, arzular, korkular, kuşkular bu iklimden beslenmeyi engelliyor?
Şimdiki zamanlarda maliyetsiz, bedelsiz, çilesiz, risksiz mücadele seçenekleri çoğalırken, ölüm üzerinden gelecek tasavvurunda bulunmak kimseye makul gelmiyor... Yaşayarak hizmet etmek varken, kendinden vazgeçmek de ne oluyor?
Kitleselleşmiş yapılarda, sisteme entegre olmuş kesimlerde, muhafazakârlaşmış muhitlerde artık, “cihad, şehadet” aşırılık, acemilik, aymazlık alameti olarak algılanıyor...
Bu gibi temel Kur`ani kavramlar tedavülden düştü, ilgi görmüyor. Çünkü insanlarımız oldukça akıllı, tedbirli, tecrübeli ve de bilgili(!)...
Şayet cihadı, şehadeti; rasyonel, seküler bir pencereden okursanız olayın ismi fundamentalizm, fanatizm ve bağnazlık olarak değişmeye başlar...
Olup biten sadece tarihin efsanesi, geçmişin takıntısı, gençliğin macerası olarak görünür...
Müslümanlar hayatı kutsadıkça, kutsalları küçüldü...
Popüler kültür, seküler yaşam, liberal yönelim, rasyonel algı değerleri, doğruları yerinden etti...
İthal kavramlar revaç bulurken, Kur`ani kavramlar tehcir edildi...
Cihad cepheleri, intifada rüzgârları, kıyam şarkıları, direniş destanları, özgürlük marşları geride kaldı... Yeni kuşakların dili de, dilekleri de değişti...
Bireysel kaygılar arttıkça, kolektif bilinç yaralandı...
Kurulduğu makamda, kuru akıl ehlinden şehadet savunusu bekleyemeyiz... Kimileri için nostalji, kimileri için romantizm, kimileri için ütopya olan şehidlik, uhrevi mertebelere taşıyıcı bir özellik arz etmiyor...
Yüzünü dünyaya dönenler için olay yüzeysellikten başka bir şey değildir...
Şehidlerin kocaman yürekleri karşısında, günbegün küçülen dünyamızda gittikçe daralıyoruz, bunalıyoruz...
Kurnazlık, uyanıklık, hesapçılık tüm hasbiliğimizi, adanmışlığımızı zedeliyor... Gidişat müteala değil, maluma yönelik...
Diyalog, sevgi, barış, çoğulculuk derken, çoğu hassasiyetler hasar gördü...
Yüreklerimizi yoklayalım, şühedanın sesi, nefesi, izi yankı buluyor mu?
Şehidin aşkı, mantığı, mesajı, misyonu bize ulaşıyor mu? Evet, onlar diridirler... Bizler de onları anlayacak kadar diri miyiz?
Şehidlik artık heyecan vermiyorsa, gündem olmuyorsa nerede durduğumuza dönüp bakmamız gerekir...
Kutsalın kovulduğu, değerin dışlandığı bir dünyada şehidlik de kendisine yer arıyor... Ağızlara sakız olmaktan, dudaklarda slogan olmaktan hoşlanmıyor...
Bugün en aziz ve asil kavramlarımızı savunmadığımız için istismara konu oldular... İşte şehidliğin başına gelenler ortada... Sistemler, ideolojiler, kurumlar, kişiler, şehadeti nasıl kullanıyorlar?
Basın şehidi, devrim şehidi, demokrasi şehidi... Marksist, faşist ve Kemalistlerin bile kullanmadan edemediği sihirli kelime...
İslam`a savaş açanların, İslami sembollere bu sevdası ne demek oluyor?
Gerçekten şehid hangi paradigmanın hâsılası?
Bize düşen önce şehadet algısındaki sapma ve kırılmalara müdahale etmek, sonra da nasıl “yaşayan şehid” olunur buna yol bulmaktır... O halde şehidlere acımayın, şehadet bilincinden mahrum yaşayan ölülere acıyın...
Evet, en yüce mesaj... En güçlü çağrı... En güzel davet... Şehadettir...

Ramazan Kayan

vakti-cihad isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları