Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSLam Tarihi > iSLamda Cihad-Cihad Erleri

şehid/şahidlik


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki iSLamda Cihad-Cihad Erleri - kategorisi altındaki şehid/şahidlik isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 23.12.2012   #1
Üye
vakti-cihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2012
Üye Numarası: 93
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 49
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: vakti-cihad is an unknown quantity at this point
Standart şehid/şahidlik

Şehadet bu ümmetin tevhid ve özgürlük mücadelesini aydınlatan ışıktır

Bu davaya kanlarını ve canlarını feda eden şehitlerimizi anmak için bizi burada toplayan Allah`a hamd ediyorum. Bereketli bir ay içerisindeyiz. Şubat ayı içerisinde, dünyanın dört bir tarafında Allah yolunda zalimlere karşı mücadele ederek şehid düşen büyüklerimiz mevcut. Bunun için bizler de her sene Şubat ayı içerisinde şehitlerimizi anma programı düzenliyoruz.``Bu programla bizler şehadeti ve şehitlerimizi anlatarak önemli bir vazifeyi yerine getirmiş olduğumuzu düşünüyoruz. Rabbimizden niyazımız da bizim canlarımızı da şehit olarak alması, şehadeti bize de nasip etmesidir`
Şehadet bu ümmetin tevhid ve özgürlük mücadelesini aydınlatan ışıktır.

Peygamber Efendimiz (asm) buyurmuştur ki:

* “Allah yolunda yaralanan bir kimse–ki Allah kendi rızası uğrunda yaralanan kişiyi en iyi bilendir—muhakkak kıyamet gününde yarası kan akarak, rengi kan renginde, kokusu misk kokusu olduğu halde gelecektir.”

* “Müslüman’ın Allah yolunda aldığı her yara, kıyamet gününde yeni açıldığı andaki heyeti üzere kan fışkırıyor gibi görünür. Rengi kan rengi, fakat kokusu misk kokusudur.”

* “Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki her şeye sahip olmak üzere dahi olsa, tekrar dünyaya dönmeyi istemez. Ancak şehit böyle değildir. Şehit, görmekte olduğu yüksek ikram, izzet ve şereften dolayı tekrar tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa öldürülmeyi temennî eder.

hayatını İslam davasına adamış genç bir sahabe olan Mus`ab bin Umeyr den bahsetmek istiyorum`… gençlerin hayat tarzının da şehadete odaklı olması gerekir. milletimiz Mus`ab bin Umeyr gençliğine muhtaç . `Her imanlı genç Mus`ab bin Umeyr gibi bir muallim olmakla mükellef olduğunu bilecek, bulunduğu köye, mahalleye, kasabaya, şehre, fabrikaya, büroya Hz. Peygamber tarafından İslam nizamını tebliğ edip öğretmek için seçilip tayin edilmiş bir muallim olduğuna inanacaktır` `Mü`minlerden Allah`a verdikleri sözde duran nice erler var`… `burada takdis ve takdir olunan yiğitlerden olacağız`…`Bu şeref bize yetmez mi`…
"Yaşamadan ölmek mümkün mü?"
Bulunduğumuz hal üzere ölüp, öldüğümüz hal üzere haşredilmeyecek miyiz?..
Hepimiz aynı duyguları paylaşıyor ve aynı muhteşem isteği tekrarlıyoruz: ALLAH yolunda ölmek, yani şehid olmak!
Ancak bunun bir şartı var: ALLAH yolunda yaşamak… Ölmek istediğimiz yolda yaşamak… Hangi yolda ölmek istiyorsak o yolda mutlaka ve mutlaka yaşamak

Çünkü yaşanmayan bir yolda ölünmez ki! Ölünmez ki değil mi?…"

Şehitlerin hayatlarına bakıldığında bir mübalağa, övgü, abartma yapma yoktur.Zira böyle bir davranış lüzumsuzluk olacağı gibi, incelendiğinde de görüleceği üzere şehitlerimiz, şehadetlerinden önce buna ihtiyaç duymayacak ölçüde üstün bir yaşantı içerisinde olmuşlardır… Hatta bugün bizlerin normal bir mantık ile değerlendirdiğimizde katiyen anlayamayacağımız kadar!..


Ne Kayserili Şehid Kemal Özdemir’in (Rasulullah’tan utanarak) soğuk kış gününde eski bir çula sarılıp balkonda yatması… Ne Afgan Cihadı’nda Şehid düşen kardeşimiz Recep Şahin’in, Afganistan’a gitmeden önce günlerce kuru ekmeği soba üstünde ısıtıp yiyerek kendini cihada hazırlaması… Ne elektro-fizik üzerine doktora yapmış ve Avrupa’nın herhangi bir üniversitesinde rahat içerisinde, öğretim görevlisi olarak çalışabilecek Dr. Mustafa Çamran’ın İran-Irak Savaşı esnasında cephenin ön saflarında şehid oluşu… Belki bugün bizim anlamakta zorluk çekeceğimiz, ama yaşanmış saf gerçeğin ta kendisidir. Şehid Mutahhari’nin dediği gibi: "Normal bir insanın mantığı ile şehidin mantığı arasında fark vardır. Şehid, aşk ehlidir, akıl ehli değil… Akıl ehli olanlar davaları için sadece tedbir peşinde koşarlar… Aşk ehli olanlar ise davaları için önce kendilerini feda etmeyi göze alırlar."

"Şehadet bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara" ifadesiyle şehid Metin Yüksel, geleceğin aydınlatıcısı meşaleler olarak sunduğu şehitlerimiz bizleri bereketlendiriyor. Çünkü şehadet bir meşaledir. Şehadetsiz bir dava, şehadetsiz bir mücadele eksiktir, zayıftır. Meşalesi olmayan mücahitler emin ve doğru adımlarla yürüyemezler. Bir mücadelenin başarı oranı şehitlerinin çokluğu ile orantılıdır. İslam’ın inkişafı, şehadeti namlunun ucunda gören şehitlerin varlığı ile olmuştur. Aynı kural gene geçerlidir.


Filistin’de, Keşmir’de, Moro’da, Cezayir’de, Bosna’da ve Çeçenistan’da Gazze de İslam’ın zindeliğini şehadet ayakta tutmaktadır.

ALLAH ’a vuslatın makro plandaki randevusu ŞEHADET…
Şehadet, hayata en güzel şekilde noktayı koymaktır
Ne zaman İslam’ın gemisi karaya oturmaya yüz tutsa, kanlarını altına pompalayarak onu yüzdüren ve yüzdürecek olan şehitlerimizin aziz ruhları şad olsun…

vakti-cihad isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları