Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSLama Uygun Egitim Ve Yasam > iSLamda aiLe > İslamiyette Çoçuk

Anne-Süt-Bebek Üçgenindeki Hikmetler


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki İslamiyette Çoçuk - kategorisi altındaki Anne-Süt-Bebek Üçgenindeki Hikmetler isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 28.11.2012   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Standart Anne-Süt-Bebek Üçgenindeki Hikmetler

Anne-Süt-Bebek Üçgenindeki Hikmetler

Çeşitli sebeplerle çocuğunu emzirmekten kaçınan anneler,
sadece çocuğa değil, kendisine de kötülük yapıyor.
Zira emzirmek, bebeğin olduğu kadar annenin de
fiziksel ve ruhsal gelişimine katkı sağlıyor.

Click the image to open in full size.
Yeni Bahar dergisinden/ Zeynep Kaçmaz'ın Yazısı

Şu dünyada rızkımız için koşturup duruyoruz. Zira rızık ve rahmet gayret istiyor. Ancak merhameti sonsuz Yüce Yaratıcımız, ağlamaktan başka elinden bir şey gelmeyen insan yavrusunun rızkını doğar doğmaz veriyor. Hem de annenin merhametine bırakmadan. Allah (cc), anne istese de istemese de onun göğsüne sütü gönderiyor. Anne sütü de vitamin, mineral, protein, yağ, karbonhidrat nispetleri bakımından bebeğin ihtiyaçlarını tamamen karşılayacak terkipte zuhur ediyor. Öyle ki bebeğin cinsiyetine göre bu özel gıdanın yapısı değişiyor. Bir anne önce kız hemen ardından da erkek çocuğunu emzirse dahi sütün özellikleri çocuğa göre tahavvül ediyor.

Süt anne-çocuk arasında öyle inanılmaz bir bağ kuruyor ki çocuğu yanında olmasa dahi sütünün akmasıyla anne onun huysuzlandığını hissedebiliyor. Tıpkı Betül Çetinkaya gibi. Nasıl mı ? Betül Hanım, dışarı çıkmak zorunda kaldığı zamanlarda 2 aylık kızı Ceren'i kardeşine bırakır. Ceren bebek, o anlarda huysuzlanır, ağlar. Annesinin sütü ise hiç olmadığı kadar akmaya başlar. Betül Hanım, her sütü aktığında çocuğunun huysuzlandığını ve acıktığını anlar. Süt-anne-bebek üçgenindeki hikmetler bunlarla da sınırlı değil. Anne çok zayıf ve kötü beslenmiş olsa bile sütün besin muhtevası ve kalitesi bundan etkilenmiyor, bazı durumlarda sadece miktarında azalma meydana geliyor. Geçtiğimiz yıllarda Sızıntı Dergisi'nde Dr. Selim Aydın'ın kaleme aldığı makalede yer verilen bir araştırmaya göre Pakistanlı ile Nepallı fakir ve zayıf annelerin serum kalsiyum konsantrasyonları düşük olduğu ve diyetle de kalsiyum almadıkları hâlde; anne sütündeki kalsiyum konsantrasyonları, sağlıklı ve dengeli beslenen annelerinki ile aynı seviyede bulunuyor. Bu durum, anne sütündeki kalsiyum konsantrasyonunun beslenme ile değil, hormonal yolla kontrol edildiğini ortaya koyuyor. Araştırmada ayrıca Nijeryalı ve Malezyalı kadınlar vücutlarındaki demir miktarlarına göre üç gruba ayrılmış, ama bu kadınların sütlerindeki demir miktarları arasında hiçbir fark olmadığı tespit edilmiş. Çevremize baktığımızda da fakir ve beslenemeyen annelerin bebeklerinin sağlıklı olduklarını görebiliriz.

Anne sütünün bir özelliği de bağırsaklarımızda yaşayan birçok bakterinin onunla temasa geçtiğinde hemen ölmesi. Sütün yapısı ve kalitesindeki tüm bu olağanüstülüklere rağmen maalesef ülkemizde daha doğar doğmaz bebeğini mamayla beslemenin daha faydalı olduğunu düşünenlerin oranı artıyor. Çamlıca Medicana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mehmet Öztürkmen, bu duruma sebep olarak annelerin sütünün azlığı ve göğüs ucu yaralarının gösterildiğini anlatıyor. Öztürkmen'e göre kadınların sunduğu bu iki mazeretin tek çözüm yolu da yine garip bir şekilde emzirmekten geçiyor.

Çeşitli sebeplerle çocuğunu emzirmekten kaçınan anneler, sadece çocuğuna değil kendisine de kötülük yapıyor. Zira emzirmek bebeğin olduğu gibi annenin de fiziksel ve ruhsal gelişimine katkı sağlıyor. Mehmet Öztürkmen'e göre emzirmenin başlamasıyla salgılanan ve sütün kanallardan fışkırmasını sağlayan oksitosin hormonu, aynı zamanda rahim kasıcı etki yapıyor. Doğum sonrası çok tehlikeli olabilen rahmin kasılamamasına (toparlanamamasına) bağlı kanamaların en etkin ilacı bu hormon. Ayrıca anne, çocuğunu emzirirken meme kanserinden korunuyor. Amerikan Pediatri Akademisi'ne göre emzirme işlemi düzgün bir diyetle beraber annenin kemiklerini güçlendiriyor ve yıllar sonra gelişebilecek kalp hastalığından korunmasını da sağlıyor.

Yenidoğanlarda sık görülen kan şekeri düşmeleri, yenidoğan sarılığı ve ileriki yıllarda ortaya çıkan obezitenin en mükemmel ilacı da yine anne sütü. Bebeğin annesini emmesi, fizyolojik gereksinimlerini karşıladığı gibi hissî ihtiyaçlarını da karşılıyor. Çünkü çocuk, annesiyle emzirme sırasında bağ kuruyor, bu sayede kendini güvende ve huzurlu hissediyor. Hiç meme emmemiş bebekler, daha fazla psikolojik sorun yaşıyor.

Manevî açıdan sütün kalitesi artırılabilir
Kur'an-ı Kerim de, süt-anne-bebek arasındaki bu muhteşem zincire dikkatlerimizi çekiyor. Bakara Sûresi'nde "Anneler çocuklarını emzirmeyi tamamlamak isteyenler için iki bütün yıl emzirirler..." (2/233) buyuruluyor. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslâm Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Yrd. Doç.Dr. H. Murat Kumbasar, annenin kendisine Rabb'i tarafından ikram edilen süt gibi büyük bir nimetten çocuğunu mahrum bırakmasının kul hakkı olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle "Emmiyor" diyerek mazeret sunmanın insanî ve ahlâkî olmadığı görüşünde olan Kumbasar'a göre emzirme öncesi ve sonrasında yapılacak birtakım uygulamalarla hem sütün kalitesi artırabiliyor hem de çocuğun manevîyatına katkı sağlanabiliniyor. Öncelikle annenin temiz ve helâl gıdalarla beslenmesi lazım. Annenin verdiği süte, babanın alın terinin katık olması şart. Yine imkân dâhilinde çocuğun abdestli olarak emzirilmesi büyük önem taşıyor.

Ayrıca emzirmeye "Bismillah" diyerek başlamayı adet haline getirmek, bu esnada Allahu Teâlâ'nın 'Rezzak' ism-i şerifini sıkça zikretmek ve Kur'an okumak da sütün bereketlenmesine vesile oluyor. Tüm bunlar çocuğun eğitim ve terbiyesinin anne karnında başladığını, kucağında ise devam ettiğini gösteriyor.

Büyük zatların azametlerinin temellerinde de anne-babalarının davranışları yatıyor. Tıpkı Bediüzzaman'da olduğu gibi. Said Nursî Hazretleri, hafızası, doğru sözlülüğü ve birçok özelliği ile hocası Şeyh Seyyit Nur Mehmet Efendi'nin ilgisini çeker. Mehmet Efendi, mükemmel yetişmiş bu çocuğun ailesini merak ederek köylerine doğru yola koyulur. Baba Sofi Mirza Efendi'nin tarladan gelmesini bekler. Mirza Efendi öküz ve inekle çıkagelir. Hayvanların ağızlarının bağlanmış oluşuna hayret eden hoca, Mirza Efendi'ye bunun sebebini sorar. Sofi Mirza Efendi, "Hayvanların ağızlarını bağlamasam yolda başkalarının tarlalarındaki ekinleri yiyebilir. Komşumu rahatsız etmiş, haram yiyen öküzle tarlamı sürmüş, haram yiyen ineğin sütünü içmiş oluruz." cevabını verir. Babanın haram-helâl noktasındaki hassasiyetini gören Mehmet Efendi, bu kez anne Nuriye Hanım'ın duyarlılıklarını öğrenmek ister. Nuriye Hanım, "Said'e anne olacağımı anladığımdan itibaren abdestsiz yere basmadım. Dünyaya geldikten sonra da ona abdestsiz süt vermedim." diye anlatır anneliğinin özetini. Seyyid Nur Mehmet Efendi, ister istemez "Elbette böyle anne-babadan böyle çocuk dünyaya gelir." der ve evine döner. Buradan anlıyoruz ki emzirmek, anne ve bebeği için büyük nimet. Hele bir de anne çocuğuna besmeleyle ve abdestli bir halde sütünü verirse ileride alınacak feyz ve bereket daha da katlanıyor.

Anne sütünün çoğalması için...
Bebek ilk 6 ay sadece anne sütü almalı, 6 aydan sonra en az 1 yaşına kadar ek gıdalar yanında emzirilmeli. Ancak 2 yaşına kadar emzirmek çok daha faydalı.

Doğumun hemen ertesinde memeler boştur. Ancak az da olsa içerisinde süt yapımı olur. İlk gün oluşan bu sütün bebeğe mutlaka verilmesi gerekir. Bebek emmeye devam ettiği sürece süt bollaşmaya başlar.

Emzirmede bebeğin ağız içerisine meme başı ve koyu renkli kısmı tamamen girmeli. Yapılan en önemli yanlış bebeğin ağız içine sadece meme ucunun verilmesi. Meme ucunun emilmesi ile yeterli süt bebeğin ağzına gelmez, meme ucunda ağrı olur. Bu emzirme ile yeterli uyarı olmadığından hormonların süt üretimi istenilen düzeye ulaşmaz.

Günde üç defa, bir fincan pekmez içine bir tatlı kaşığı toz mayası katılarak eritilip içilmesi süt salgısını artırır.

Emzirme süresince annenin günlük diyetine bir yumurta, peynir, iki su bardağı yoğurt veya süt eklemesi yeterli. Günlük alınan sıvı miktarının da üç litre olması kâfi.

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları