Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSLama Uygun Egitim Ve Yasam > iSLamda aiLe > İslamiyette Çoçuk

Kaybedilen duygular çocukla yeniden kazanılabilirmi?


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki İslamiyette Çoçuk - kategorisi altındaki Kaybedilen duygular çocukla yeniden kazanılabilirmi? isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 16.09.2013   #1
Üye
eBRaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 73
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.604
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: eBRaR is an unknown quantity at this point
Standart Kaybedilen duygular çocukla yeniden kazanılabilirmi?

Günümüz insanının en çok düştüğü ruh hâlidir “duyarsızlık.” Birçok insan, duyarsızlaştırdıkları kalpleri ile çevresindeki insanlara acı verir de farkında değildir. Kimi zaman eşine, kimi zaman çocuğuna, iş yerindeki arkadaşına, sokaktaki komşusuna…

Çoğu güler yüzlü, hoş sohbet insanlar olsa da, tebessümleri kalplerinin değil, akıllarının kontrolündedir duyarsızların; içlerinden geldiği için değil, yeri geldiği için güler ve ağlarlar. Çünkü duyarsızların dışları var, içleri yoktur.

Duyarsız bir erkek, evlenip bir hanımefendinin kocası olsa, erkek olmayı “adam olmak” için yeterli zanneder. Eş olmanın keyfini, eşine eşlik etmekte değil, eşini kendisine hizmet ettirmekte arar. Bir insanı ezmek, aşağılamak, onu tersleyip bir çocuk gibi azarlamak utandırmaz duyarsız bir kocayı. Yüzü kızarmaz örneğin eşinin karşısında, mahcubiyet hissetmez, mahcup olunacak bir yerde…

Veya duyarsız bir kız, evlenip anne olduğunda “anne olmaktan kaynaklanan” itibar zannı ile zehir eder aile yaşamını. Çocuğu kendi sözünü dinlemese sinirlenir, çıldırır. Eşi çocuğuna azıcık destek çıksa “Beni onun yanında küçük düşürüyorsun” diye eşini de, kendi itibarını da ayaklar altına almaktan çekinmez. Küser örneğin duyarsızlar. Kendi sevgisinin yokluğunun acısı ile terbiye etmeyi öğrenmiştir kendisini terbiye edenler zira…

Yahut duyarsız birisi öğretmen olursa, kendisine emanet edilen çocukların canını yakar. Kimi zaman “onları daha iyi eğiteceğim” diye, kimi zaman “sizden adam olmaz” diye minicik kalpleri de kendi kalbi gibi duyarsızlaştırır. Ve duyarsızlaşan çocukların elde ettikleri “mekanik başarılar” ile kendisine teselli arar…

Zira kalp duymayı bırakınca, aklın gücü artar. Ancak aklın gücü kalp olmadan arttıkça “feraset” kaybolur, kişi geleceği öngöremez… Feraset, ancak duyabilen insana has değerdir. Duyamayan, göremez!

Duyarsızların yeniden duyması zordur… Zira duymak, acı verir duyarsızlara…

Zor durumda kalan bir kişinin gözyaşı, ona göre zavallılıktır, acizliktir. Acizliğini hissetmemek için, acizleri sevemez duyarsızlar.

Bir çocuğun ağlaması, çıldırtır örneğin duyarsız bir kalbi… O yüzden ağlamayan çocuklar ister duyarsızlar. Söz dinlemeyen, koşan, neşe içinde coşan çocuklara sinir olurlar.

Göz göze gelmekten korkarlar… Sanki gözlerinden içleri görünecekmişçesine hep kaçırır gözlerini sevdiklerinden…

“Anı yaşamak” yerine, hep bir sonraki anın planını yaparak tüketirler sevdikleri ile geçen bütün anları.

Çocukları olur, çocuklarının çocukluk dönemlerini göremezler… Yetişir gider çocukları, onların duygularına eşlik edecek vakit bulamazlar, yapacakları önemli(!) işlerden… Ve onların duygusal ihtiyaçlarını hep öteler dururlar, daha ötesi olmayacak bir zamana doğru…

Bir gün, ihmal ettikleri sevdiklerinin duyarsızlıkları ile karşılaştıklarında vefasızlıktan bahsederler… Hâlbuki duyarsızlık duyarsızlarla oluşan bir ruh halidir…

Duyarlılığa erişmek de duyarlı insanlarla olur…

Ve çocuklar duyarlıdır… Kabuk bağlamamış duyguları, içten gelen tebessümü, pazarlıksız düşünceleri ile duyarlılığını kaybetmiş insanların güçlü bir ilacıdır aslında çocuklar…

Yetişkinler, duyarsızca bir heybet içinde dik duruşları ile çocuklarını da kendileri gibi duyarsızlaştırmak yerine, çocuk ile çocuk olup, kendi duyarsızlıklarını onlarla tedavi etmeyi kendi kurtuluşları için bir şans kabul etmelidir.

Yaşamın insan ruhunda bozduğu ayarlar, çocukla çocuk olabilen bir yetişkinde yeniden düzene girer. Bir zamandan beri kaybettiği utanma duygusu da, mahcubiyet hissi de…

Çocuk bir şanstır… Allah’ın bir lütfu…

Yetişkin, çocuğun üzerinde kurduğu baskı ve zorlamalar ile onu da duyarsızlaştırmak yerine, ondaki coşku dolu duyarlı kalbi, kendi kalbine takviye yaparak ölü kalbini yeniden canlandırmayı becerebilmelidir…





Click the image to open in full size.

Ey Rabbim! Şüphesiz; Ben, senin bana indireceğin hayra öylesine muhtacım ki…
eBRaR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mahkum duygular eFe SiirLer 0 03.06.2013 09:12
Rize Pazarspor Şampiyon - Yeniden 2.Ligde eFe Diger Sporlar 0 19.05.2013 19:15
Bedensel şikayetlerin sebebi duygular olabilir mi? YuReK Kisisel Gelisim Yazilari 0 13.02.2013 15:57
Hayat Hergün Yeniden Başlar eBRaR Hayata Dair 0 12.01.2013 20:45
Cennet olsun yeniden… YuReK DostLuk-Sevgi-aSka Dair 0 05.01.2013 16:15


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları