Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSLama Uygun Egitim Ve Yasam > iSLamda aiLe > İslamiyette Evlilik

Like Tree1Likes
  • 1 Post By eBRaR

Eşinizin Ebu Cehil'den daha kötü bir akrabası var mı?


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki İslamiyette Evlilik - kategorisi altındaki Eşinizin Ebu Cehil'den daha kötü bir akrabası var mı? isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 14.01.2013   #1
Üye
eBRaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 73
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.604
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: eBRaR is an unknown quantity at this point
Standart Eşinizin Ebu Cehil'den daha kötü bir akrabası var mı?

Eşinizin Ebu Cehil'den daha kötü bir akrabası var mı?
Click the image to open in full size.











Evlenmek yalnızca iki insan arasında kurulan bir “bağ” değildir. Daha önce tanımadığınız, huyunu suyunu bilmediğiniz başkaca insanlarla da “zorunlu” bir tanışma ve ilişki kurma demektir aynı zamanda.

Eşinizin annesi, babası, kardeşleri, amcası, halası, teyzesi, hatta anneannesi, babaannesi, dedeleri gibi bir güruh insan hayatınıza aniden giriverir.

Yeni ilişkiler hayata renklilik katar. Hiç tanımadığınız, bilmediğiniz, varlığından haberdar bile olmadığınız insanlarla bir anda “akrabalık bağı” ile bağlanıverirsiniz. Sadece kayınvalide ve kayınpederinizin değil eşinizin yakın akrabalarının da gelini veya damadı oluverirsiniz.

“Akrabalık bağı” evlenmenin kazanımlarından biridir. Mutlak Varlığın ilahi bir emir olarak bize önem vermemizi istediği akrabalık bağı zorlu hayat yolunda sırtımızı dayayabileceğimiz bir dayanak teşkil eder. Akrabaların birbirine göstereceği dayanışma insanı sosyal yalnızlıktan kurtarır, güven ve emniyet hissini artırır.

Bilhassa bizim coğrafyamızda birçok sorunu aşmamızda bu akrabalık bağlarının özel bir ehemmiyeti vardır. Örneğin, bu ülkenin ciddi ekonomik kriz dönemlerini atlatabilmesinde, Kuran’ın emirlerini dinleyen akrabaların birbirine verdiği maddi manevi desteğin rolü büyüktür. İstanbul’da E-5 karayolunun Göztepe Köprüsünün altında ya da Harem gibi terminallerde Anadolu’dan gelen yolcu otobüslerinin bagajlarına göz atmak bile bu konuda önemli bir fikir verir. O bagajlar un, bulgur, turşu gibi yiyeceklerle doludur. Anadolu’nun bir köyünde yaşayan anne İstanbul’da yaşayan oğlunun, kızının tarhanasını, turşusunu yapıp yollar. Böyle bir manzarayı ne Amerika’da ne de bir batı ülkesinde görebilirsiniz. Bireyselliğin tavan yaptığı bu ülkelerde bırakın moleküllerin birbirinden ayrılmasını, moleküllerin atomları bile birbirinden ayrılıp farklı farklı yönlere savrulmuş durumdadır.

Öte yandan, her nimetin bir külfeti vardır. Akrabalık bağları bazı açılardan da ek sorunlar demektir. Her birinin ayrı bir kişiliği, huyu suyu, ilişki tarzı vardır. Görümce kıskançtır mesela. Kayınvalide kızının/oğlunun evinde her şeye burnunu sokar. Ya da kayınpeder öfkeli, sinirli, asabidir, damadına ha bire akıl verir, eleştirir. Eltiler birbirini kıskanır. Anneanneler, babaanneler çocukları şımartır. Kayınvalide gelinini eleştirir, ben oğluma bir gün bile dünden kalan yemek yedirmedim diye havasını atar, geliniyle rekabete girer.

Karı koca bir türlü baş başa bırakılmazlar. Bir bakmışsınız yakın akrabalar da boş durmamış birer akıl hocasına dönüşüvermiştir. Herkes ailenin bu yeni üyesini göz hapsine almıştır. Evlenme sürecinde başlar bu. Eve alınacak eşyaların markasından tutun da nerede alınacağına, düğünün nerede yapılacağına dair her kafadan ayrı bir ses çıkar. İşi biraz daha ileri götürüp kaç çocuk yapılması gerektiğini söyleyen bile çıkar.

Şeytanın kolladığı fırsat da tez zamanda zuhur eder tabii.

Kavgalar başlar. Zulüm sökün eder..

Karı koca tarihi bir yanlışın içine düşer. Mealen, “Birinin hatasıyla başkaları mesul olmaz” ayetinin hilafına hareket etmenin bedeli ağır ödenir.

Adamın (veya kadının) ailesinin ziyaretinin hemen akabinde kadın (veya adam) oklarını çıkarır: “Senin annen,” diye başlar. Yarım saat, bir saat, iki saat hatta çok daha fazla saat, sayar döker. Adam annesinin zor bir kadın olduğunu biliyordur. Ama annesidir işte ne yapsın? Onu dokuz ay karnında taşıyandır. Annesi neyi nerede söyleyeceğini bilmeyen bir kadındır maalesef. Karısı annesini azıcık idare etse, birazcık alttan alsa olmaz mıdır yani? Olmazdır. Kadın kayınvalidesine takmıştır bir kere. Kendisini gelini olarak yeteri kadar benimsememektedir. Bu ona yapılan önemli bir haksızlıktır. Sayıp dökmeye devam eder kadın. Adam iyiden iyiye çaresiz hisseder kendini. Bir yanda sevdiği kadın bir yanda Allah’ın “of bile demeyin” dediği annesi.

Adam da geri durmaz bu durumda körüğü eline alır ateşi harlamaya koyulur. Bütün iyilikleri ve muhabbeti kül eden ateş daha da güçlenir. O da kadının babasına takar: Senin baban da geçen gün şunu söyledi/yaptı. İntikamını alır. İntikamını alır da ne olur? Yumruğunu duvara vuran gibi olur. Elini kırar.

Bir kısır döngü başlar. Kör bir kuyu dibine doğru sürüklenir evlilik. Senin annen, senin baban, senin kardeşin, senin… Sözler balyoz gibi indikçe iner her darbede evin bir duvarı çöker. Öfke kalbi kirletir. Sanırsınız ki; iki kişi birbirini incitmek, birbirine saldırmak için evlenmiştir..

En tehlikeli sürece gelinir böylelikle: “Yetti artık! Annen, baban, kardeşin, halan, teyzen bu eve gelemez!” Kadının kardeşi telefon eder. “Bir hafta sonra size gelmek istiyorum, müsait misiniz?” Adam bir yıl önce karısının kardeşinin kendisine söylediği bir sözü hâlâ affetmemiştir, öfkesini içinde canlı canlı yaşatmaktadır. Kadın canı sıkkın, kardeşinin geleceğini kocasına nasıl söyleyeceğini bilemez. Evlilik artık cehennemin dünyadaki minyatür halidir.

Bu coğrafyada huzurlu bir evliliğin olmazsa olmaz şartı akrabalık bağlarının koparılmaması olduğunu hepimiz biliriz.. Çok özel haller dışında (cinsel tacizci yakın akraba gibi) tarafların yakın akrabalarıyla ilişkiyi kesmesi evlilikte baltayı taşa vurmaktır. Hele hele, şu şu kişiler evimize gelemez tavrı evlilik ilişkisinin boğazını sıkmaktır. Evlilik ilişkisinin boğazını sıkan mutsuzluktan mutsuzluk beğenmelidir.

Ebu Cehil imanın azılı düşmanıdır. Gün gelir oğlu İkrime Müslüman olur (hikâyesini bulup okumanızı öneririm). Kâinatın En Değerli Varlığı Efendimiz (s.a.v) bizi hayrette bırakacak bir incelik gösterir. Onun neden bizim rehberimiz olduğunun sırrı bir kez daha tecelli eder. Sahabelere, “Sakın babası hakkında kötü söz söylemeyin,” der. Nihayetinde Ebu Cehil, İkrime’nin babasıdır. Aralarında biyolojik bir bağ vardır. Ebu Cehil hakkında söylenecek kötü sözler oğlunu incitebilir. Bir mümin başka bir mümini nasıl incitebilir?

Size ne yapmış olurlarsa olsunlar; siz siz olun, eşinizin akrabalarını eşinize kötülemeyin. Eşinizin hangi yakını Ebu Cehil’den daha kötüdür, söylesenize Allah aşkına?

Zaman Gazetesi

eSiLa likes this.
eBRaR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları