Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSlami KonuLar > IMAN > Kadere Iman

Kadere inanan, huzurlu olur


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Kadere Iman - kategorisi altındaki Kadere inanan, huzurlu olur isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 24.02.2013   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Exclamation Kadere inanan, huzurlu olur

Kadere inanan, huzurlu olur



İmanın altı şartından biri, kadere, hayrın ve şerrin Allahü teâlâdan olduğuna inanmaktır. Allahü teâlâ, hayrı ve şerri, iyiyi kötüyü irade eder, ister ve yaratır. İyilerin de, kötülerin de yaratanı Odur. Fakat, iyiliklerden razıdır, şerlerden, kötülüklerden ise razı değildir, beğenmez. İrade etmek başkadır, rıza yani razı olmak başkadır, bunları birbirine karıştırmamalıdır.

İnsan, bazen her şeye başvurduğu ve çok çalıştığı halde, istediklerine kavuşamaz. İşte o zaman insan, bu işte kendi elinde olmayan bir kudret bulunduğuna ve bu kudretin insanların yaşamaları ve başarıları üzerinde tesirli olduğuna, onlara yön verdiğine inanır ve bu hâli kabul eder. İşte bu hâl, kaderdir, kısmettir.

Kadere, kısmete inanmak, insan için büyük bir teselli kaynağıdır. Zira; Ben vazifemi, elimden gelini yaptım, sebeplere yapıştım fakat ne yapayım ki kaderimde, kısmetimde olan bu imiş diye inanan bir Müslüman, bir işte başarısız olsa bile, ümitsizliğe kapılmaz ve büyük bir iç huzuru ile çalışmaya devam eder. İnşirah suresinin 5. âyeti ve devamında mealen; (Güçlükle beraber şüphesiz bir kolaylık vardır. Evet muhakkak güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Öyleyse, bir işi bitirince diğerine giriş ve hac etini yalnız Rabbinden iste) buyurulmuştur.

Halbuki, inanmayan ve yalnız maddi sebeplere önem veren bir kimse, böyle bir durum karşısında ümidini, cesaretini, çalışma azmini kaybeder ve bir daha çalışamaz hâle gelir. İkinci Cihan Harbinden sonra, bütün dünya, Kadere, Kısmete inanmaya başlamıştır. Birçok Avrupa ve Amerika neşriyatında; Müslümanların kader, kısmet dedikleri şey, meğerse ne kadar doğru imiş. Ne kadar uğraşırsak uğraşalım, hadiseleri değiştirmek imkanı yoktur denilmiştir.

Bir felaket karşısında kalan, sevdiklerini, malını, mülkünü kaybeden bir kimse, ancak kadere, kısmete inanarak ve Allahü teâlâya tevekkül ederek teselli bulabilir. Zira tevekkül yani Allahü teâlâya güvenmek, insan için en büyük teselli kaynağıdır.

Abdülvehhab-ı Şarani hazretleri, 1540 senesinde bir yaz günü, Nil nehri kenarında yaşayan yaşlı veli bir zatı ziyarete gider. Yaşlı zat, Abdülvehhab-ı Şarani hazretlerinin elini öyle bir sıkar ki, acısından bağıracak hâle gelir. Sonra da, kuvvetini nasıl bulduğunu sorar ve bu kuvveti nasıl muhafaza ettiğini şöyle anlatır:

Bendeki bu kuvvet, gençliğimden beri yediğim helal lokmalar sebebiyledir. Hamurum helal bir maya ile yoğrulmasaydı, bu günün, günahlarına aldırmayan insanların vücutları gibi, benim vücudum da gevşek olurdu. Şu an 143 yaşına geldim. Allahü teâlâya yemin ederim ki, bugün insanlar her bakımdan değişmiştir. Hele bu son senelerde, dinin emirlerini yerine getirmekte ve emanete riayet etmekte büyük bir eksiklik var. Bugün yakın akraban, hatta öz kardeşin bile seni tanımamaktadır. Oğlun dahi sana başka gözle bakmakta ve bir yabancı gibi davranmaktadır. İnsanların birbirlerine muhabbetleri hiç kalmamış, dert ve belalara karşı sabırları eksilmiş, kaza ve kadere karşı boyun eğmek yerine öfke, isyan hakim olmuş, dinleri zayıflamıştır.

Bir kimsenin said olmasının alameti, Allahü teâlânın kaza ve kaderine razı olması, itiraz etmemesidir. Şaki, kötü olmasının alameti de, cenâb-ı Hakkın kaza ve kaderine razı olmayıp, isyan etmesi bağırıp, çağırması, ağlaması ve sızlamasıdır. Doğru yol, kulun rızasını, kaza ve kadere tâbi etmesidir.

Abdülaziz Dirini hazretleri; Eğer kadere, Allahü teâlânın hükmüne rıza gösterirseniz şerefli bir hayat yaşarsınız. Yok, imkansız bir şeyin olmasını ümit ederseniz, ümidinizi, tehlikeli bir şey üzerine bina etmiş olursunuz buyurmuştur.

Netice olarak, kadere inanan, iman eden bir kimse, kederden emin olur, huzurlu olur. Zaten kâmil, olgun hakiki bir mümin, başına hayır ve şer geldiğinde, ben bunu bekliyordum diyendir. Allahü teâlânın takdirine, kaza ve kaderine iman eden, kederden kurtulur, huzurlu olur.


Osman Ünlü

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Küfre Sebep Olan Söz ve Işler SıLa Dini Konular 0 09.01.2013 10:32
Çeşitli Nükteler SıLa Güzel ve Anlamlı Sözler 0 09.01.2013 10:09
İmamlık TuRKuaZ Namaz İle İlgili Yazilar 0 16.12.2012 13:19
Cemal Kuru - Yalan Olur YuReK iLahi-eZGi SözLeri 0 05.12.2012 12:33
Yedi Nefs Makamı eFe Tasavvufi Sohbetler 0 27.11.2012 00:59


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları