Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSLama Uygun Egitim Ve Yasam > Kisisel Gelisim Yazilari

Hatada Israr Etmeme ve Özür Dileme


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Kisisel Gelisim Yazilari - kategorisi altındaki Hatada Israr Etmeme ve Özür Dileme isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 21.03.2013   #1
~ஐHiCLiK MaKaMiஐ~
SıLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 1
Arkadaşlar: 7
Konular:
Mesajlar: 4.744
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute
SıLa - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Hatada Israr Etmeme ve Özür Dileme

Atalarımız “kul, kusursuz olmaz”, “beşer şaşar” demişlerdir. Müslüman da insan olarak bu kaidenin dışında değildir. Nitekim sevgili peygamberimiz “bütün insanlar hata eder” buyurarak bu tabii ve beşeri gerçeği duyurmuştur. Bu hadisin devamında ise “hata edenlerin en iyileri tövbe edenlerdir.” buyurmuşlardır.
Sevgili Peygamberimiz devamlı ve ısrarlı bir şekilde hatada ısrar etmemeyi ve işlenen hatanın akabinde tövbe etmeyi teşvik etmişlerdir. Allah’ın sonsuz rahmeti affediciliği tövbe kapısının genişliği yine Peygamberimiz tarafından belirtilmiştir. İyi Müslüman kendi hatasını küçük görmeyecek onu derhal düzeltecektir. Bazı insanların, kendilerinin değil de başkalarının hatalarıyla meşgul olmaları iyi Müslüman’ın takınacağı bir davranış değildir. İnsanın üstün nitelik ve yeteneklerinden biri de “düzeltme” kabiliyetidir. İnsana hele hele en güzele ulaşma amacında olan Müslüman’a yakışan, her hatasını mutlaka düzeltmek, sahip olduğu üstün kabiliyetini bu konuda da göstermektir. Hatada ısrar etmek yerine, hatayı düzeltmek için ısrar etmek “iyi” olabilmenin hem gereği hem de çaresidir. Hatanın küçük ya da büyük diye sınıflandırılmış olması değil, düzeltme gereği ve hatayı bağışlayacak olan Yüce Allah’ın rahmetinin genişliği bizi düşündürmeli ve harekete geçirmelidir. Aslında Müslüman’ın hatasını küçük görmesi mümkün olamaz. Sevgili Peygamberimiz bir hadisinde şöyle belirtir: “Mü’min, günahını, üzerine yuvarlanıvermesinden endişe duyduğu bir dağ gibi görür. Günaha dadanmış kişi (fâcir) ise günahını, burnunun ucuna konmuş (hemen uçuverecek) bir sinek olarak görür.”
Kısacası iyi Müslüman hiç hata etmeyen değil işlediği hatadan dolayı özür dileyen ya da o hatayı affettirme yollarını arayan kimsedir.
İnsan sosyal ve medeni bir varlıktır. İyi eğitilebilen, sosyal hayatı mükemmel bir şekilde düzenleyebilen, ilişkileri insani boyutlarda sürdürme kabiliyeti olan bir yaratıktır. Basit ve önemsiz görülen, ama insanın medeni ve sosyal hayattaki konumunu gösteren özelliklerden biri de özür dilemesini bilmektir.
Özrü sadece küçük, statüsü düşük, konumca ve makamca altta olan dilememelidir. Haksızlık, işlenen kabahat ve hatalar karşısında büyük de, hatta devlet de özür dilemelidir. Özellikle haksız olarak verilen cezalarda devletlerin iâde-i itibarda bulunduğu ve özür dilemenin sembolü olarak haksızlık edilen şahsın adının çeşitli alanlara, meydanlara veya binalara verildiği görülmektedir.
Özür dilemek insanı küçültmez, aksine büyültür ve yüceltir. Masumiyeti, hatadan korunmuşluğu bilinen, insanlara çok hassas ve kibar davranan Sevgili Peygamberimiz, buna rağmen bir Hutbesinde kalabalığa seslenerek “Eğer sizlerden kimseye vurdumsa işte sırtım, gelsin vursun; bende alacağı olan varsa işte malım, gelsin alsın” (Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi, İstanbul, 1980, C. II, 1165). şeklinde özür beyanında bulunmuştur.
Özür dilemek bizlere ne kazandıracaktır? Özür dileyebilmek, öncelikle insan olduğumuzu idrak ettiğimizi gösterir. Her insanın hata edebileceğini bildiğimizi, bizim de hatalı olabileceğimizi kabul ettiğimizi ifade eder. Bu bize, kendimizi kimseden üstün görmemek gerektiği anlayışını kazandırır. Ayrıca artık böyle hatalar yapmamak konusunda kendimizde bir arzu ve irade uyandırır. Özür dilemek bizi, dürüst olmaya da zorlar. Sonra başka insanlara da değer vermek, saygılı olmak gerektiğini anlatır. Kendisinden özür dilenen kişi, mutlaka saygıdeğer biridir. Saygı gören kişi de mutlaka karşısındakine saygılı olur. Sosyal düzenin temeli de karşılıklı saygıdır. Sonuçta özür dileyebilmek, hem kendimize bakış açımızı olması gereken noktaya çeker, hem diğer insanlara saygılı olmak anlayışını kazandırır, hem de sosyal düzenin sağlıklı işlemesine zemin hazırlar. Dinimizin ısrarla üzerinde durduğu tövbe etmek ve Allah’tan af dilemek konusu, neticesi itibariyle bir özür beyanıdır. Allah’tan af dilemesini bilen mümin insanlardan özür dilemesini de bilmelidir.
Hayatımıza baktığımızda ise, ancak birisine dokunur, birinin ayağına basar veya birinin üstünü lekelersek özür dileriz. Ama onun hakkını elinden alsak, hayatını zehir etsek, geleceğini karartsak özür aklımıza gelmez.
Özür dileyebilmek bir itiraftır, aczin itirafıdır. Dürüstlüğün, samimiyetin ifadesidir. Bu yönüyle özür dilemek bir fazilettir. İnsan toplumunun da, bir faziletliler çevresi haline getirilmesi gerekiyor. Bu konuda eğitimimizin, siyasetimizin ve medyamızın sorumluluğu vardır. Bazen yalan yazılar yazılmakta hatta kasıtlı ve birilerini karalama amaçlı yalan haberler verilmekte, sonra doğru ortaya çıktığında bir özür dileme erdemi gösterilememektedir. Yapılan maksatlı yayınlar bazen insanların hayatlarını karartmakta, hatta kurumları bile şaibeli hale getirmekte ama yine de özür dilemek gibi medeni bir cesaret gösterilmemektedir. Halbuki sadece dürüst biri olduğu imajını verebilmek için özür dilemesini bilmek gerekir. Özrü dilemesini bilmemek ciddi bir hastalıktır. İnsanın kişiliği ile ilgili bir rahatsızlıktır. Milleti bu ciddi hastalıktan kurtarabilmek için çok yönlü mücadele etmek gerekmektedir.
Dinimizin ısrarla üzerinde durduğu tövbe etmek ve Allah'tan af dilemek konusu, biraz önce de belirttiğimiz gibi, sonuç itibariyle bir özür beyanıdır. Allah'tan af dilemesini bilen mü'min, insanlardan özür dilemesini de bilmelidir. Bunun için dini sorumluluklarını yerine getirmeyen mü'min Allah'tan, vadettiklerini icraata sokamayan siyasiler milletten, saygıda kusur işleyen çocuk ebeveyninden, mirasına ve hatıralarına sahip çıkamayan torun dedesinden, saygı ve sevgi dolu olmayan evli eşinden, şefkatle davranmayan ebeveyn çocuklarından, hakkını tam ödemeyen işveren işçisinden, kaba davranan âmir memurundan, görevini sadakatle yapmayan memur kurumundan, dersini hazırlanarak vermeyen hoca öğrencisinden, dersinde başarılı olmayan öğrenci hocasından ve kendisinin yetişmiş bir eleman olarak mezun olmasını bekleyenlerinden, etrafını rahatsız eden yolcu diğer yolculardan, kaba davranan şoför taşıdığı yolculardan, dürüst ve sempatik davranmayan esnaf müşterilerinden... özür dilemesini bilmelidir. Özür dileyecek inceliği göstermemek ciddi bir hastalıktır.
Kibirlenerek Allah’a karşı geldiği ve hatasından dönmediği için İblis Kur’ân’da lanetlilerden sayılmış ve biz mü’minlerin de onun yolunu izlemesi men’ edilmiştir. Öyleyse gelin hep beraber hata etmemeye çalışalım, eğer elde olmadan hata eder, haksızlıkta bulunursak hemen özür dilemesini de bilelim. Özür dilememize engel olan kibrimizi, gururumuzu yenelim; birlik dirlik ve huzur içinde yaşayalım.

Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu





Click the image to open in full size.



// EsâS Gurbet, DuaLarda oLmamak oLsa GereK . . .//
SıLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları