Geri git   www.diniforum.net - en çok ziyaret edilen Dini Forum islami forum paylaşım merkezi > Kıssalar Dini Hikayeler Öyküler > Kissalar Dini Hikayeler Öyküler

Kıssalar menkıbeler fıkralar


www.diniforum.net - en çok ziyaret edilen Dini Forum islami forum paylaşım merkezi sitesindeki Kissalar Dini Hikayeler Öyküler - kategorisi altındaki Kıssalar menkıbeler fıkralar isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 4 Hafta önce   #1
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.075
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Kıssalar menkıbeler fıkralar

kıssa Zülkarnayn'e aittir. Zülkarneyn'in kim Peygamber olup olmadığı da tartışmalıdır. Allah'ın sâlih kulu, tevhid inancına sahip bir mü'mindir Kendisine yeryüzünde büyük güç verilmiş doğu ve batıya yolculuk yapmıştır. Azerbaycan'a ulaştığında söz dinlemeyen bir kavim buldu. Onlar, fesat çıkaran Ye'cuc ve Me'cuc kabilelesine karşı, Zülkarneyn'den yardım istediler. Zülkarneyn azgın kavmin önüne demir ve bakırdan set yaptı "Artık onu aşmaya ve delmeye de muvaffak olamadılar. Bu dedi Rabbimden merhamettir. Rabbimin va'di gelince. O, bunu dümdüz yapar"




zengin inkârcı ile yoksul mü'min örneği ibretlidir. Allah birine üzüm bağı, hurmalık ve ekinlik verir. su fışkırtır. Güzel ürün alır serveti arttıkça gurura kapılır, yoksulu küçük görür. Kendisini güçlü görür çiftliğin sonsuza kadar kalacağını sanar Kıyameti inkâr eder. onu uyarırlar Allah dilerse bir anda helâk olabileceğini hatırlatırlar. Fakat söz dinlemez. Bir gün serveti, çiftliği batar, hiçbir şeyi kalmaz. Keşke Rabbime ortak tutmasaydım diyerek pişman olur. Artık ona Allah'tan başka yardım edecek yoktu ve kendisi Allah'tan öç alabilecek değildir




Musa (a.s), Hızır (a.s)'dan ledün ilmini öğrenmek ister. ve yolculuk yaparlar. bir gemiye binerler, gemi denize açılınca Hızır (a.s) deler. Musa (a.s) anlam veremez ve Hızır'a itiraz eder. Hızır (a.s) açıklar. Gemi denizdeki yoksullarındır. Yoluna devam ederse ikorsanlar pusu kurup, gemiyi ele geçireceklerdi. Ve hızır gemiyi delerek gasptan kurtardı Yolculuk karada devam etti Hızır (a.s) bir bir çocuğu öldürdü. Çocuğun suçsuz öldürülmesine Musa (a.s) itirazı etti hızır as Oğlana gelince, anası ve babası iman etmişdi. onları bir azgınlık ve kâfirlik bürümesinden endişe ettik" Yasarsa ana babayı küfre düşürecek bu çocuk yerine, yüce Allah o aileye daha hayırlı ve merhametli başka bir çocuk verecektir diğer kasabada yiyecek istediler. halk vermedi. Bu Hızır'ın dikkatini yıkılan bir duvar çekti. Duvarı sağlamlaştırdı. ücret istemedi. Hz. Musa itiraz etti. Hızır (a.s) Bu ev yetim çocuğa aitti. Duvarın içinde, hazine vardı. Çocukların babası sâlih bir zattı duvarın yıkılması hazinenin ortaya çıkması önlendi. bütün bunları Allah'ın emriyle yapmıştır.




Ashab-ı Kehf . Yahudilerin "genç yiğitleridir mağara arkadaşları", "yedi uyurlar" da denilir Sûrenin onuncu âyetinden yirmi yedinci âyetin sonuna kadar Ashâb-ı Kehf'den bahsedilir. Ashâb-ı Kehf, İsa aleyhisselâm'ın dinine amel eden birkaç gençtir putlara taptırmak veya öldürmek isteyen Roma mücâdele etmiş ve mağaraya gizlenmişlerdir Cenâbı Hak onları düşmanlarından korumak öldükten sonra dirilmeye ibret kılmak için üç yüz dokuz yıl mağarada uyuttu. Uyandıkları zaman birkaç saat uyuduklarını sandılar. İçlerinden birisi, kasabaya inince bir kaç asır önceki gümüş para, olayın anlaşılmasına yol açtı. Ve topluma, öldükten sonra dirilme gösterildi



Sahâbeden Üseyd ra Kehf sûresini okumuştu. Evindeki atı ürkmeğe, deprenmeğe başladı. Üseyd Yâ Râb! Sen âfetten emin kıl, diye dua etti. Hemen onu bulut kapladı. Üseyd olayı Hz. Peygambere anlattı. Rasûlüllah, "Oku ey kişi. Çünkü o bulut Sekine'dir. Kur'ân dinlemek için yahut Kur"ân-ı tebcil için inmiştir", buyurdu Hz. Peygamber buyurmuştur: "Kim, Kehf sûresinden on âyet ezberlerse, deccâl'den korunmuş olur"

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 4 Hafta önce   #2
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.075
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Kıssalar menkıbeler fıkralar

6 küçük 🌱hikaye

köy halkı yağmur duasına çıkmayı kararlaştırdı ve
küçük bir çocuk elinde şemsiye ile geldi bu İnançtı
bir bebegi sevmek icin havaya firlatsan bebek kahkahalar atar onu tutacağınızı bilir bu GÜVENDİR
rahatça yatağa gideriz. Sabahın garantisi yoktur ama alarmı kurarız.bu ÜMİTTİR Yarına büyük plan yaparız gelecek tahminden ibarettir ve sıfır bilgiye sahibizdir. bu Güven ve rahatlıktır.ayrılıkları ve evliliklerdeki problemleri görürüz yine de evleniriz.
bu AŞKTIR.siz bunu sizinle paylaşan için özelsiniz siz de cimri davranmayın dostlarınızla paylaşın.
İşte bu Önemsemektir.


❌ "Yapacağım" demeyin,
✔ "inşaAllah" deyin.
❌ "vaav" demeyin
✔ "SübhanAllah" deyin
❌ "Mükemmel" demeyin
✔ "MaşaAllah" deyin
❌ "İyiyim" demeyin
✔ "Elhamdulillah" deyin
❌ "Görüşürüz bay" demeyin
✔ "Allaha emanet ol" deyin
❌ "Ben geldiiim" demeyin,
✔ "Esselamu aleykum ve Rahmetullah ve Berakatuh" deyin.Lütfen mesajı silmeyin ve bütün Müslümanlara iletin.... 🍀🍀🍀🌙

"Allahumma e'inni ala zikrike ve şukrike ve husni ibadetike" "Allah'ım, Seni hatırlamamda ve Sana minnettar olmamda ve Sana mükemmel bir şekilde ibadet etmemde bana yardım et."
(اللَّهُمَّ أَعِنِّيْ عَلَى ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ)

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 3 Hafta önce   #3
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.075
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Kıssalar menkıbeler fıkralar

Kaynak 15 000 yeni fıkra android programı

Nasreddin hoca fıkraları

NASREDDİN HOCA ÇOCUKLARA CEBİMDE NE OLDUGUNU SÖYLEYENE CEVİZ VERECEGİM, DEMİŞ...ÇOCUKLARIN HEPSİ -CEVİZ VAR HOCA EFENDİ!...DEMİŞLER HOCA HANGİ GEVEZE SÖYLEDİ ONU SİZE! diye içerlemiş....

NASRETTİN HOCA göle yoğurt çalarken komşuları hoca napıyosun göle yoğurt çalınır mı demişler hoca da ben çalıyım belki gölde tutarda bir ömür boyu yoğurt yeriz demiş

Karısı Nasrettin hocaya sormuş: Hoca madem gidiyosun ben kime gözüküp kime görüneyim? hoca döner derki: Benim gözüme gözükmede kime gözükürsen gözük

Nasrettin hoca kuyudan su çekerken Kuyuda ayın yansımasını görmüş ve Ay suya düşmüş demiş. Ayı kurtarayım derken ters düşmüş ve havaya bakarak oh iyi bari ay kurtuldu demiş.

Nasreddin Hoca, hakimliğe atanmıştı. Ona davacı inandırıcı deliller göstermişti ve Nasreddin Hoca:
Haklısın”, demişti Mahkeme kâtibi ona davalıyı dinlemesi için uyarmıştı. Davalının güzel konuşması hocayı etkilemişti ve ve hoca Haklısın demişti Mahkeme kâtibi yargılamaya asla razı olmamış ve hocam her ikisi haklı olamaz ki diyince Hoca Sen de haklısın” demiş.*

Asker fıkraları

Ölümsüzlük, şehitlik,bayrak hilalinde Yar gönlümüze düşende çıktık dağlara karanlık gecede
can veren kan veren türk askerleri el uzattık hilale vurgun yedik seher rüzgarlarında.Koyver şahin saldırsın mehmetcesine çakaaaal sürüsüne.AY GÖKTE KALDIKÇA DUL KOCALARININ AK SAKALLILARIN DUASI ÜZERİNE OLSUN...

Temel ile Dursun bir konuşuyorlarmış.
Temel Ula Dursin bizum Fadime kilo vermek içun at bineyi *daaa. Dursun sonuç ne oldu?
Nolacak at 5 kilo verdi

Temele komutanı sorar düşman sağdan geldi ne yaparsın vurirum oni komitanum.Komutan tekrar sorar Düşman soldan geldi ne yaparsın vurirum oni komitanum. Komutan tekrar Düşman yukardan geldi ne yaparsın Temel sinirlenir ve Komitanum bu memleketun tek askeru benmiyum da

Komutan Mehmete soruyor, Vatan senin neyindir?-VATAN BENİM ANAMDIR komutanım.diye bağırıyor. Vatan senin neyindir asker, Temel:
-VATAN MEHMET'İN ANASUDUR KOMUTANUM.

Avcı fıkraları

Ava çıkan adamın karşısına kocaman Ayı çıkmış adam başlamış Ayının nefesini adam ensesinde hissetmiş. Ve Ayının ayağı kayıp düşmüş.adam kurtulunca kahvede anlatmaya başlamış Serüveni dinleyenlerden biri dayanamamış -Sen çok yürekliymişsin kardeşim!...Hayvan bana sokulsa, çok ayıptır korkumdan altıma ederim. Avcı Lafı karıştırma yahu Ayı üç kez neyin üstüne bastı da ayağı kayıp yere düştü sanıyorsun?


italyan komutan capiterro askerlerine hucümmm dediğimde düşmana saldırıcaksınız der . Ve capiterro hücüm derr komutan ayağa kalkar ama askerleri ona saldırır capiterro süzgeç gibi olur askerler ise bıravoooooo capiterro diyip komutanlarını alkışlarlar


avcı, evine gelen misafire ayıpostunu göstererek der ki "Bu ayıyı Bolu ormanlarında vurmuştum."
Misafir palavraya inanmayıp sorar Bu kutup ayısıdır. Bolu'da bulunmaz."Avcı gülümser Kardeşim ayı bu. Buranın kutup olmadığını, Bolu ormanları olduğunu nereden bilsin?"

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 3 Hafta önce   #4
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.075
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Kıssalar menkıbeler fıkralar

Kaynak dini hikayeler android programı

Ebu Hanifeye* şöyle bir suâl sordular Hamile bir kadın doğumda vefat etti. karnındaki çocuğun yaşadığı anlaşıldı. Bu kadın defnedilecek mi, yoksa bekletilecek mi? Mecliste hazır bulunanlar bakıştılar. Bazıları: kadın defnedilemez. bekletilir. Ola ki çocuk dünyaya gele, dediler. Bazıları
Cenaze bekletilmez. Efendimizin hadisi vardır, cenazenizi toprağa verin, buyurdu, dediler. gözler Ebu Hanife deydi. fikrini şöyle açıkladı: cenaze, ne defnedilir, ne de çocuğun doğması için bekletilir?
hamile kadının karnı ameliyatla açılır, çocuğu alınır, sonra defnedilir!* Doktor geldi. Hamile kadının karnı yarılıp çocuk çıkarıldı. Sonra defnedildi, çocuk bakıma alındı.çocuk büyüdü, Ebu Hanife’nin ilminden istifade etti. halk ona Ebu Hanife’nin oğlu adını taktı.

*Hz. Süleyman'ın sarayına kuşluk vakti saf bir adam* girdi Hz. Süleyman (a.s) korkudan titreyen adamın derdini sordu Adam telaşla sabah karşıma Azrail (a.s) çıktı. hışımla baktı ve Anladım ki, benim canımı almaya kararlı.. Ey canlar koruyucusu, mazlumlar sığınağı Süleyman! Sen muktedirsin. Kurt, kuş, dağ, taş emrinde. Rüzgarına emret de beni* ta Hindistan'a iletsin. O zaman Azrail (a.s) beni bulamaz. canımı kurtarmış olurum. Medet senden Hz. Süleyman, adama acır. Rüzgarı çağırır ve Bu adamı Hindistan'a bırak!" emrini verir. Rüzgar eser, kükrer. Adamı Hindistan'da uzak bir adaya götürür. Öğleye doğru Hz. Süleymanın, divanında Azrail (a.s.)* oturmaktadır. Ey Azrail! o adama neden hışımla baktın? Neden zavallıyı korkuttun?" der. *Azrail (a.s) cevap verir: Ey dünyanın ulu sultanı Ben, adama öfkeyle,hışımla bakmadım. Hayretle baktım.yanlış anladı. Vehme kapıldı. Onu, görünce şaşırdım. Çünkü Allah (cc) bana emretmişti ki: Haydi git, adamın canını Hindistan'da al!" Ben adamın yüz kanadı olsa Hindistan'da olamaz. Bu nasıl iştir, diye hayretlere düştüm. ona bakışımın sebebi bu idi.
Bir gün misâfir geldi. Tencerede et vardı. Eti pişirip misâfire ikrâm edeyim diye düşündü. Fakat, yemeği misâfirden ayrılamadı. akşam oldu. Namaz kılındı oruçlu misafıre ikrâmlık hazırlandı. Ve iftar açıldı Misâfir; Hayâtımda bu kadar lezzetli bir yemek yemedim, deyince, Râbia-tül Adeviyye;
Her hâlinde Allahü teâlâyı hatırlıyan ve sâdece O'nun rızâsını istiyenlere işte böyle yemek pişirirler, buyurdu.

hikmetli Lokman Hekim’in derisi siyah, dudakları kalınmış. Değerli sözlerine hayranı olan biri içinden Lokman, siyah yüzlü, kalın dudaklı diye geçirmiş Lokman* adamın içinden geçenleri sezmiş ve* şöyle çıkışmış: Birader, neden şaşkın bakıyorsun? Boyayı mı beğenemedin, yoksa boyacıyı mı?
benim ne yüzümün siyahlığında, ne de dudaklarımın kalınlığında* tesirim vardır. Onları Yaratan yaratmış, öyle uygun görmüş. Benim tercihim değil... insanların yüz güzelliği, yahut* çirkinliğiyle pay çıkarmak yanlıştır. Kulun güzellikte ve çirkinlikte etkisi yoktur . Her ikisini de yaratan ve layık gören Allâh-ü azimüşşandır. İnsan kendi iradesiyle kazandığından sorumludur.


Râbia-tül Adeviyye geç vakitlere kadar namaz kılarken hasırda* uyuya kaldı. evine hırsız girdi. Her çalacak bir şey bulamadı. Girmişken boş çıkmayayım" diyerek, Râbia hazretlerinin örtüsünü aldı. Evden çıkarken kapıyı bulamadı. Geri dönüp örtüyü bıraktı. kapıyı buldu. tekrar geri dönüp, örtüyü aldı. yine kapıyı bulamadı. Bu yedi defa tekrarlandı. Yedinci defâ tekrar örtüyü alınca* bir ses duydu: Ey kişi kendini yorma. O yıllardır kendini bize ısmarladı. Şeytanın ona yaklaşma gücü yok iken, hırsız nasıl yaklaşsın Git, yorulma, uğraşma. O uyuyorsa dostu uyanıktır ve onu korumaktadır."
korkup dışarı fırlayan hırsız, tövbe edip* kötü huyundan vazgeçti

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 3 Hafta önce   #5
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.075
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Kıssalar menkıbeler fıkralar

Kaynak osmanlı hikayeleri android programı

Osmanlı çeşmeleri

*İstanbul`da belediye işlerinden biri de su sorunuydu. Sultan Süleyman, Kırkçeşme sularını İstanbul`a getirttiği zaman milletin yüzü güldü. Her tarafta çeşmeler yapıldı. Ebussuud Efendi yöresinden bulduğu suyu Turunçluk suyu ile birleştirdi, bir çeşme yaptırmaya karar verdi. çalışma başladı. Su yollarının onarımı için Mısır`dan hamallar getirildi. Sular İstanbul`a dağıtılacaktı. Sultan Süleyman dönemine* kadar çeşme suyu boşa akardı. Gece gündüz akan çeşmelerden dolayı sokaklar* bataklık haline gelirdi. Sonunda sokaklar çamurdan kurtarıldı ve suların boşa akmasına engellendi. artan suyu isteyenler hayrat çeşmeler yaptırarak* akıtırdı.* muslukların icadı birçoklarının işine gelmedi
*Bazı mahallelerde imam ve cemaat: "Akan su bahçelerimize verilmiştir. Yabana akarsa aksın. Burma lüleye rızamız yoktur" dediler, burma lüleleri kaldırmaya çalıştılar.* en ileri gidenler sipahilerdi.* Sultan Süleyman İstanbul kadısına şu hükmü yazdı: "Çeşmelere burma lüle takıldığından lüleyi ufaltan sipahi ve kullarım taifesi* kapıma arz eyleyesin. ehl-i cihetten ise cihetten başka tarafa veresin. şehirli halkından ise muhkem hakkından geldikten sonra cezasını aldırasın. yabana akmak* açık koyanların haklarından gelesin. İstanbul çeşmeleri iki sınıftı. Biri at sakalarına, biri* mahallelere mahsustu. At sakalarının, mahallelere ayrılan çeşmeden su almaları yasaktı. buna uyulmazdı. At sakaları mahalle çeşmelesinden su alır, halka satardı.

*Mahalle halkı bahçelerini sulamak için geceleri çeşmeleri mahsus açık bırakırdı. Hamamcılar ve halk anahtar edinirler, geceleyin su yolu kapı ve bacaları açarlar, belirlenenden fazla su almaya çalışırlardı. Mahalle halkı dilekçe sunup olayları şikayet ederdi. At sakalarının hukukuna bazen arka sakaları tecavüz ederler, onlara ait çeşmelerden su alırdı. Divan-ı Hümayunda at sakaları üstündü. At sakaları İstanbul`un fethinden beri, yangında su taşırlardı. İstanbul`da sık sık çıkan yangınlarda kiminin atı, ve eşeği ölürdü. at sakalarını* korumayı Divan-ı Hümayun görev Divan-ı Hümayun`un özel çeşme yaptırılmasına izin vermesi* yolsuzluklara neden oldu. Bazıları, hayrat olmak üzere çeşme yaptırmak bahanesiyle* su alır evlerinde yaptırdıkları hamam ve şadırvanlarda kullanırlardı. *yolsuzluğa kazasker, Galata emini, defterdar, nişancı, gibi üst düzeyde cesaret ederdi. Sokullu`nun sadrazamlığında* bu tutum şikayet edildi. Sokullu* saraya arzetti. İkinci Selim: "Sıradan insanlar aracılığıyla* denetleyip suyu emr-i şerifimle mi almışlardır? Yoksa dışarıdaki suyu şehir suyuna katıp evlerine mi almışlardır? konusunda araştırma yapılmasını emretti

Osmanlı donanması ve gelibolu

Osmanlılar Orhan Gazi devrinde donanma kurdular. denizcilik tecrübeleri olmadığı halde, küçük gemilerle Marmara’ ya açıldılar. donanma, Marmara denizinde faaliyet gösterdi Bizanslılar’la muhatap oldu. Akça Koca’nın komutanlarından Karamürsel Bey, İzmit Körfezi’nin güneyini zaptetti ve tersane kurdu* hafif ve süratli gemiler ile Bizans donanmasının taarruzlarını durdurdu. Karamürsel ismi verilen* teknelerin yenileri yapıldı isim şimdiki sahil güvenlik teknelerinede verildi Orhan Gazi küçük donanması ile Bizansa* başarısız bir sefer yaptı* 1354 de Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa Çanakkale Boğazı’nı geçerken ağaç kütüklerini dana derileri ile bağlayarak yaptıkları salları kullandılar küçük de olsa Osmanlılar’ın elinde gemiler mevcuttu.Süleyman Paşa Gelibolu’yu fethederek Osmanlı donanmasına üs yaptı.

Osmanlılar’ın Rumeliye adım atması Avrupa’nın dikkatini çekti Rumeli’deki ilk fethi vur kaç şeklinde değerlendirip tepki göstermediler. Osmanlılar’ın fethettikleri yerlere Anadolu’ dan göçmenlerinin yerleşmesi Avrupa’yı ve Bizans’ı telaşlandırdı, Orhan Gazi devrinde Haçlılar, Türklere karşı çeşitli tedbirler düşündü İzmir limanındaki donanmaları Anadolu kıyılarındaki halka eziyet etti. Osmanlı üzerine Haçlı Seferi düzenlendi. Kadırgalarla Gelibolu’ya saldırdılar. Yeterli donanmaya ve denizcilere sahip olmayan Osmanlılar mağlup oldular. elden çıkan Gelibolu 1376’ya kadar Bizans’ın elinde kaldı.

Sultan ahmedin hediyesi

Sultan Ahmed, Şeyhi Aziz Mahmud`a hediye sunmak istiyordu. uygun gördüğü bir hediyeyi Aziz Hüdayi Hazretlerine gönderdi.* Şeyh Hazretleri kabul etmedi. Evliyanın hediye kabul etmezdi. dünya malına onların nazarlarında* değer taşımazdı Sultan Ahmed şeyhinin kabul etmediği hediyeyi devrin evliyasından Abdülmecid Sivasî`ye gönderdi ve o kabul etti. Kendisine,ı hediyeyi Aziz Mahmud Hüdayi`nin* kabul etmediği hatırlatıldı. Sivasi Hazretleri büyüklere yakışır bir tutum ortaya koydu: "Hüdayi Hazretleri bir karga değildir ki leşi kabul etsin" dedi. Aziz Mahmud Hüdayi`ye "Sizin kabul etmediğiniz hediyeyi Şeyh Sivasî kabul etti" dediler. Şu cevabı verdi: "Onun için mahzuru yoktur. Çünkü o öyle büyük bir ummandır ki bir parçacık çamurun kendini bulandırmayacağını bilir

Hollandadan borç

1787`de* boş bir hazine ile savaşa başlayan Osmanlı devleti savaş masrafları için toplantılar yapmış sonuç alınamamıştı. borçlanma gündeme gelmişti. Ancak mesele gizli tutulmak zorundaydı. Çünkü mâlî sıkıntıyı düşmanların öğrenmesi Osmanlı devletini* zora sokabilirdi. mesele Padişah`a arz olundu. Padişah Şeyhülislam`la görüşülmesini emrediyordu. Osmanlı Devletinde dışardan borç daha önce alınmamışdı. Kaymakam Mustafa Paşa kıyafet değiştirip Şeyhülislam* Mehmet Kamil Efendiye* dış* borç konusunda fikrini sordu. Şeyhülislam yabancı ülkeden borçlanma nın mekruh olduğunu ancak mevcut şartlar altında yapılması gerek tiğini bildirdi

Hollanda`dan borç alınması tasarlandı 1788`de Kaymakam Mustafa Paşa* padişah`a arz tezkiresinde ordunun masrafları için 12.000 kese ve donanmanın* için de bir miktar olmak üzere
25.000 kese istedi* Hollanda elçisiyle ne kadar paraya ihtiyaç duyulduğu, ne kadar faiz teklif edildiği, teminatı gibi konular görüşüldü görüşmenin ardından Aralık 1788`de Osmanlı hükümeti Hollanda Elçisi`ne ödeme planı takdim etmişti. paranın alındığı tarihten itibaren üç sene boyunca faiz ödenmesi, üç senenin sonunda, belirlenen 8 Osmanlı iskelesinin her birinden senede altışar bin buğday, yıllık 900 keseden fazla* Yenişehir cizyesi, her yıl Selanik, Siroz, Yenişehir ve İzmir iskelelerinden* pamuk ve Selanik`ten yün verilerek ödemenin taksit taksit yapılması öngörülmekte idi.

Vakıflar

Zenbilli Ali Efendi ve bazı İslam hu*kukçuları* vakıfların meşrûiyetini tartışınca, bunlara* Hanefi Hukukçusu Seyyid Hamevî de katılmıştır. II. Selim devrinde Mısır`da yaşayan âlimin, Osmanlı padişahlarının önemli eserleri olan vakıflar hakkında yazmış olduğu "Es’ilet`ül-Hanefiyye eserinde şöyle diyor:"Şafiî hukukçusu İbn-i Ebi tahsisat için vakıflara fetva vermiştir. Malikî, Hanbelî ve Hanefî hukukçuları uvafakat etmiştir. Eyyubî devlet adamı Nureddin Eş-Şehîd, beytülmala ait araziyi, Şam`da hayır cihet*lerine tahsis etmiştir. Selahaddin Eyyubî Kudüs, Şam ve Mısır`da vakıflar yapmışlardır. daha sonra gelen Türk ve Çerkez Sultanları buna uymuşlardır. Nihâyet saltanat ve devlet, ZAMANIN EN ÂDİL HÜKÜMDARLARI* OSMANLI PADİŞAHLARINA geçmiştir. OSMANLI PADİŞAHLARI, EHL-İ KEŞİF VE İRFANIN KİTAPLARINDA SAHABEDEN SONRA EN ÂDİL HÜKÜMLARDARLAR olarak vasıflandırılmışlardır.

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kur-an'dan Ibret Verici Kıssalar Su` Kur'anda Kıssalar/ Kur'an Öyküleri 0 28.04.2013 12:39
FıKrALaR.. KASIRGA FikraLar 6 25.12.2012 23:07


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları