Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Kur'an-ı Kerim > Kur'an-ı Kerim

Kur'an'da kıraat, tilavet ve tertil kavramları


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Kur'an-ı Kerim - kategorisi altındaki Kur'an'da kıraat, tilavet ve tertil kavramları isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 27.02.2013   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Post Kur'an'da kıraat, tilavet ve tertil kavramları

KURANDA KIRAAT TİLAVET TERTİL KAVRAMLARI:
Dünyadaen çok tilavet edilen kitap K.Kerim,

En az kıraat edilen kitap da K.Kerimdir.

Birbirine çok karıştırılan üç kavramdan bahs edeceğiz. Bilhassa kıraat ile tilavet çok karıştırılır. Türkçede her ikisini de okuma kelimesiyle ifade ederiz. Halbuki kişi için en faydalı olan okuma şekli kıraattır. Kıraat anlayarak okumaktır. Sesli veya sessiz, anlayarak okumak kırattır. K.Kerimde ilk gelen emir “ikra’ =oku” emridir. Burada sadece “oku” denmiş, ne okuyacağı zikr edilmemiştir. Dolayısıyla bu okuma emrine okunabilecek her şey girer. İki türlü ilahi kitap vardır: 1-kâinat kitabı 2-Metlu (okunan) kitap.
-Kâinat kitabı tilavet olunamaz ancak kıraat edilebilir. Halbuki sözlü kitap hem kıraat edilebilir ve hem de tilavet edilebilir. Onun için ilk gelen emir “utlu= tilavet et” değil, “ikra’ =kıraat et” emridir. Okumada aslolan kırattır. Tilavet ise başkalarına duyurmak için gereklidir. Tilavette sesli okumak şarttır, sesli olmayan hiçbir okuma tilavet sayılmaz.
-Kıraatte ise sesli okumak şart değildir, yeter ki okuduğunun manasını anlasın, ne demek istediğini kavrayabilsin. Örneğin bir karikatür tilavet olunamaz ancak kıraat edilebilir. Keza çivi veya hiyoroglif yazısıyla yazılmış, dillerini de bilmediğimiz antik tabletlerdeki yazılar tilavet olunamaz ancak kıraat olunabilir. Demek oluyor ki kıratta asıl olan manasını keşfetmektir, sesli veya sessiz olması önemli değildir.
-Tilavette de asıl olan sesli telaffuzdur, sesli olmayan hiçbir okuma tilavet sayılmaz. Bir kimse bir metni hem sesli okur ve hem de manasını kavrarsa kıraat etmiş olur. Örneğin bir kimse K.Kerimi manasını anlayarak sesli olarak okursa hem kendisi kıraat etmiş ve hem de tilavetiyle başkalarının da istifadesine sunmuş olur.
-Tertil ise; Bir metni yavaş yavaş, her harfin edasının, nazmının ve manasının hakkını vererek okumaktır. Daha ilk surelerde Hz. Peygamber'e tertilin tavsiye edilmesi çok önemlidir.
Tertilde mana ve hikmeti düşünerek okuma vardır. Söz ve telaffuz söz konusu olduğu zaman tertil, tane tane, yavaş yavaş karşıdakinin anlayabilmesine imkân vererek konuşmak anlamındadır.
Tertilin, lafız ve mana bütünlüğünü yansıtacak şekilde, yerine göre şiddetli, yerine göre yumuşak bir üslupla, tecvid kaidelerine uyarak; manayı karşıdakilere hissettirecek şekilde okumak olduğunu, ilgili ayetin tefsirinde, Merhum Elmalılı Hamdi Yazır’dan öğreniyoruz. Nitekim Efendimiz ayetleri okurken manalarına göre sesini yükseltir ya da kısardı. Müşriklerle ilgili tehdit ayetlerini yüksek ve sert bir ses tonu ile okurdu. Cehennem ayetlerini tertil ederken korku ve haşyet titremeleri sesine hâkim olurdu. Cennetle ilgili ayetlerde ise, sevinç ve müjde ses tonundan anlaşılabilirdi. Soru ile biten ayetlere hafif sesle cevap verdiği olurdu. O’nun şu hadisi tertili çok güzel ifade etmektedir :”Şiir söyler gibi Kur’an okumayın, çürük hurma atar gibi dağıtmayın. O’nun incelikleri üzerinde durun, kalbinizi onunla harekete geçirin” (İbn Kayyım, Zâdü’l Meâd,1,89)

Şimdi bu izahlar muvacehesinde kendimize bakarsak şu neticeye varırız:
“Memleketimizde K.Kerim, en çok tilavet edilen fakat en az kıraat edilen bir kitaptır”. K.Kerim hem dua, hem sevap, hem moral kitabıdır ama, iniş gayesi bunlar değildir. K.Kerim bir yaşam kitabı olarak indirilmiştir fakat onu herkes anlayamaz diyerek onun anlaşılmasını birilerine ihale etmişiz, onların anlayışını Kurana eş değer saymışız. Halbuki K.Kerimin hiçbir yerinde alimlere uyulmasını tavsiye eden bir hüküm geçmez. Herkese akıl verilmiş ve bu kitap da hepimize gönderilmiştir, anlayamayacağımız bir kitapla Rabbimiz bizi mükellef tutmaz. Bir Müslüman anlamadığı bir konu olursa başkalarına sorabilir ama o söyledi diye yine de kendi akıl süzgecinden geçirmeden kabul etmesi doğru olmaz. Bu, neye benzer? Kendi mumunu söndürüp başkasının mumunun arkasına düşmeye benzer.


اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ
96/1-Yaratan Rabbinin adiyle oku [Neyi okuyacak? Kâinat kitabını, okuma şanından olan her şeyi oku, öğren]
فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآنَهُ
75/18-Öyleyse biz onu okuduğumuz vakit sen onun kıraatine uy

اقْرَأْ كَتَابَكَ كَفَى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًا
17/14-«Oku kitabını, bu gün sana karşı, iyi hesâb görücü olarak kendi nefsin yeter». [Kıyamet gününde amel defteri yani dünyadaki çalışma karnesi verilecek, “bak bakalım karnene, notların düşük mü, yüksek mi gör, kararını kendin ver” denilecek. Tabii ki bu kıraat sesli olarak değil, göz gezdirme şeklinde olacak].
فَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
16/98-İmdi Kur'an okuduğun vakıt evvelâ o recîm Şeytandan Allaha sığın.

TİLAVET İLE İLGİLİ AYETLER:
وَاتَّبَعُواْ مَا تَتْلُواْ الشَّيَاطِينُ عَلَى مُلْكِ سُلَيْمَانَ
2/102-Şeytanların; Süleymanın mülk (-ü saltanat ve nübüvvet) i aleyhine uydurub ta'kib etdikleri şeylere (yalanlara) uydular.
الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَتْلُونَهُ حَقَّ تِلاَوَتِهِ أُوْلَـئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِ وَمن يَكْفُرْ بِهِ فَأُوْلَـئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
2/121-Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler onu tilâvet hakkını vererek tilavet ederler. İşte ona îman edenler bunlardır. Kim ona küfrederse onlar da (maddî ve manevî) en büyük zarara uğrayanların ta kendileridir.
[Bir şeyi hakkıyla tilavet etmek, onu anlayarak okumak yani kıraat etmek demektir. Dolayısıyla anlamanın gereği olarak iman ettiler.Yani buradaki tilavet, kıraat manasınadır. ]

رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولاً مِّنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ العَزِيزُ الحَكِيمُ
2129-Ey Rabbimiz, onların (müslim olan o soyumuzun) içinden onlara Senin âyetlerini okuyacak [duyuracak], onlara Kitabı (Kur'anı), hikmeti (ondan hükümleri) öğretecek, onları (şirkden) iyice temizleyecek bir peygamber [resul] gönder. Şübhesiz yegâne gaalib, (sun'unda) tam hikmet saahibi Sensin Sen».

NOT: Dikkat edilirse tilavet, burada olduğu gibi gelen mesajı başkalarına duyurmak manasınadır. Kıratta ise kendi kendine okuyup manasından mustefid olmak ön plandadır. Misalleri artırabiliriz ama bu kadar da yeterli olur sanırım.

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kuran'a göre ideal müslüman kadın karakteri SıLa Dini Konular 3 08.05.2014 11:05
Kuranda Geçen Erkek - Kız Çocuk İsimleri Ve Anlamları SıLa İslamiyette Çoçuk 1 10.12.2012 23:16
Kuranda Dua - KURAN'DA PEYGAMBER DUALARI eFe Kur'anda Dua Örnekleri 0 26.11.2012 18:28


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları