Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Kıssalar Dini Hikayeler Öyküler > Kissalar Dini Hikayeler Öyküler > Kur'anda Kıssalar/ Kur'an Öyküleri

Kur'an'ın Önündeki Paslı Perdeleri Kaldırın


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Kur'anda Kıssalar/ Kur'an Öyküleri - kategorisi altındaki Kur'an'ın Önündeki Paslı Perdeleri Kaldırın isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 27.11.2012   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Lightbulb Kur'an'ın Önündeki Paslı Perdeleri Kaldırın

Kur'an'ın Önündeki Paslı Perdeleri Kaldırın


Click the image to open in full size.


Bediüzzaman: "Kur'ân'ın Önündeki Paslı Perdeleri Kaldırın"

Anadolu seyahatlerimizde sayısız dostlar edindiğimiz gibi, birlikte programlara katıldığımız çok değerli hocalarımızla yakından tanışma, kaynaşma ve fikir, bilgi, kaynak alışverişinde bulunma imkanımız oldu.

Bu seyahatlerden birinden dönüşümüzde, sevgili İhsan Atasoy kardeşim, üstad Said Nursi'nin Sünûhât risalesini hediye etmek lûtfunda bulundu.

Bir çırpıda okudum.

"Kur'ân'ın Hâkimiyet-i Mutlakası" başlıklı bölümden seçtiğimçok önemli cümleleri bugün sizlerle paylaşmak istiyorum:

"Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur'ân'ı göstermeli; yoksa vekil, gölge olmamalı."

"Hükmün me'hazı olan şeriat kitapları melzum gibidir".

Delili olan Kur'ân ise, lâzımdır. Muharrik-i vicdan olan kudsiyet, lâzımın lâzımıdır. Cumhurun nazarı kitaplara temerküz ettiğinden(yoğunlaştığından), yalnız hayal meyal lâzımı(Kur'ân'Click the image to open in full size. tahattur eder(hatırlar). Lâzımın lâzımını nâdiren tasavvur eder.

Bu cihetle, vicdan lâkaytlığa alışır, cumudet(donukluk) peyda eder.Eğer zaruriyat-ı diniyede doğrudan doğruya Kur'ân gösterilseydi, zihin tabiî olarak müşevvik-i imtisal ve mûkız-ı vicdan ve lâzım-ı zâtî olan kudsiyete intikal ederdi. Ve bu suretle kalbe meleke-i hassasiyet gelerek, imanın ihtaratına karşı asamm(sağır) kalmazdı.

Demek, şeriat kitapları, birer şeffaf cam mâhiyetinde olmak lâzım gelirken, mürur-u zamanla, mukallitlerin hatâsı yüzünden paslanıp hicap olmuşlardır.

Evet bu kitaplar, Kur'ân'a tefsir olmak lâzımken, başlı başına tasnifat hükmüne geçmişlerdir.

Hâcât-ı diniyede cumhurun enzarını (dikkatli bakışlarını) doğrudan doğruya, câzibe-i i'câz ile revnakdar ve kudsiyetle hâledar ve daima iman vasıtasıyla vicdanı ihtizaza getiren hitab-ı Ezelînin timsali bulunan Kur'ân'a çevirmek üç tarikledir:

1. Ya müellifînin bihakkın lâyık oldukları derin bir hürmeti, emniyeti tenkitle kırıp o hicabı izale etmektir. Bu ise tehlikedir, insafsızlıktır, zulümdür.

2. Yahut, tedricî bir terbiye-i mahsusayla kütüb-ü şeriatı şeffaf birer tefsir suretine çevirip, içinde Kur'ân'ı göstermektir: Selef-i Müçtehidînin kitapları gibi, Muvatta, Fıkh-ı Ekber gibi.

Meselâ, bir adam İbni Hacer'e nazar ettiği vakit, Kur'ân'ı anlamak ve Kur'ân'ın ne dediğini öğrenmek maksadıyla nazar etmeli. Yoksa İbni Hacer'in ne dediğini anlamak maksadıyla değil. Bu ikinci tarik de zamana muhtaçtır.

3. Yahut cumhurun nazarını, ehl-i tarikatın yaptığı gibi, o hicabın fevkine çıkararak, üstünde Kur'ân'ı gösterip, Kur'ân'ın hâlis malını yalnız ondan istemek ve bilvasıta olan ahkâmı vasıtadan aramaktır..."

"Eğer cemaat-i İslâmiyenin hâcât-ı zaruriye-i diniyesi bizzat Kur'ân'a müteveccih olsaydı, o Kitab-ı Mübîn, milyonlarca kitaplara taksim olunan rağbetten daha şedît bir rağbete, ihtiyaç neticesi olan bir teveccühe mazhar olur ve bu suretle nüfus üzerinde bütün mânâsıyla hâkim ve nâfiz olurdu.

Yalnız tilâvetiyle teberrük olunan bir mübarek derecesinde kalmazdı."

Bugün Müslümanların hâlâ en temel problemi, doğrudan doğruya Kur'ân'a müracaat etmemeleridir.

Akif'in

"Doğrudan doğruya Kur'ân'dan alıp ilhamı; / Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm'ı" hâlâ geçerli bir temenni.

Alimlerin, hocaların kitapları "birer şeffaf cam" gibi Kur'ân'ı gösterip anlatması lazım iken ve müntesiplerince "Kur'ân ne diyor" diye okunması gerekirken, bu kitaplar, maalesef çoğunlukla, Kur'ân'ın önüne gerilen paslı ve sisli perdeler, gölgeler haline getirildi.

"Biz doğrudan Kur'ân'ı okuyup anlayamayız; üstadlarımızın kitaplarını okumak bize yeter" anlayışı (anlayışsızlığı mı demeliydim),o mübarek Kitabı sadece Cuma geceleri Yasin, Ramazan aylarında hatim sevabı için, anlamadan ve düşünmeden okuma, dinleme derekesine düşürdü Müslümanları.

Şimdi, lûtfen üstadın tokat gibi sözlerini bir kez daha okuyun ve hemen bugün elinize Kur'ân-ı Kerim'i alarak düşüne düşüne okumaya, anlamaya ve hayatınıza aktarmaya başlayın.

Unutmayın, kıyamet günü bir tek Kitab'dan hesaba çekileceğiz(Zuhruf, 44).

ABDULLAH YILDIZ




eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları