Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Edebiyat Bölümü > Edebiyat > Makaleler

Damlaya damlaya çöl olur


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Makaleler - kategorisi altındaki Damlaya damlaya çöl olur isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 20.03.2013   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 3
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Post Damlaya damlaya çöl olur

Kap cihetinden değil, kaynak cihetinden bak.
Gereksiz yerde dur da, lâzım olan yerde ak.

Sıradan bakışlarla en çok kendini yoruyorsun. Hem lüzumsuz yere ne kadar da çok üzülüyorsun. Yediveren gül iken, endişelerle kuruyup gidiyorsun. Hadi herkes bir yana, sen Allah’tan da mı merhametlisin ki, sevdiğinin derdi katmerlendi diye, kendini harap ediyorsun? Unutma! Senin Rabbin varsa, onun da var! Unutma ki senin akledebildiğin, edemediğin nice hikmetle, onun üzülmesinde hayırlar var.

&

Hep gündüze sıkıştırmamalı hayrı ve edebi. Hep açıklara hapsetmemeli iyiliği. Gizlide, kimselerin görmediği yerlerde de doğruluk ve güzellik içinde olmalı insan. Gündüz yapmaya çekindiği işi, gece de yapmamalı. Ortalıkta gerçekleştirmekten utandığı fiili, kapılar ardında da işlememeli. Allah aşkına, gecenin Rabbi ile gündüzün Rabbi başka mı ki gündüz ihyâ ettiğini gece ihmâl edesin? Ey edep! Sen hem gece, hem de gündüz ne güzelsin!

&

Armut piş, ağzıma düş devri geçti. Artık devir, daha da tuhaf bir devir. Şimdi armudu pişireceksiniz. Aç kimseyi davet edeceksiniz. Gelemem, diyecek. Ayağına gideceksiniz. Bakacaksınız ki açmıyor, o kıymetli ağzını açmasını ricâ edeceksiniz. Lûtfedip açarsa, pişirdiğiniz armudu alıp, özenle ağzına yerleştireceksiniz. Çiğnemeye üşenecek. Bu sebeple, müsaade ederse, çenesini aşağı yukarı hareket ettirerek, armudu çiğneteceksiniz. Yutmaya erinecek.Allah rızası için, bir zahmet yutar mısınız, diyerek, gerekirse yalvaracaksınız. En sonunda o kimse, yüzünüze öyle bir bakacak ki, sanki onun yuttuğu, sizin midenize gitmiş gibi mahcup olacak, şaşkınlıktan tıkanacaksınız. Söylediklerimin mânâsını daha iyi anlamak isterseniz, tebliğ hizmeti yapın, kâfî…

&

Çok bedel ödedik, dedi biri. Oysa baktım, yaptığımız hatalar karşılığında, ne gözlerimiz kör olmuş, ne kulaklarımız sağır. Ne Allah nimetini eksiltip huzûrundan kovmuş, ne evimiz ocağımız dağılmış. Susuz da kalmamışız, uykusuz da. Hem hâlâ tam her uzvumuz da. Ne olmuş? Ne ödeme yapmışız? Hiç! Sadece eşsiz bir şefkat ve merhametle affedilmiş, benzersiz bir hayâ perdesi ile setredilmişiz. O zaman bırakalım da bedel ödedik zannedip rahatlamayı, kendisine karşı suçlu olduğumuz kardeşlerimize, cân-u gönülden, kavlen ve fiilen, hakkını helâl et, diyelim. Yüce Allah’ın affını, böylelikle dileyelim.

&

Meğer güzelliğiyle mağrur bir gemiymişiz. Hızır geldi, deldi, gitti. Meğer kurum kurum kurulan bir tavusmuşuz. Hızır geldi, yoldu, gitti. Öyle ki, kelaynağa döndü nefsimiz. Kabaracak bir tek tüyü bile kalmadı. Şükür!

&

Madem ki yer yüzü Müslümanlar için mescid kılınmıştır (Müslim, Mesâcid 3), onu temiz tutmak da öncelikle Müslümanların vazifesidir. O halde, hiçbir kirliliğe bigâne kalmamak ve yeryüzünün gönüllü hizmetçisi olmak, imânın gereğidir.

&

Sen, beş parmağın birisin. Diğer parmaklar da kardeşlerin. Baba olsan, o el de senin elin olsa, acep, hangi parmağına kıyabilirsin? Mürşîdin merhametine şaşma. O sadece, büyüklüğünün gereğini yerine getiriyor. Yakûb aleyhisselâm, Yûsuf’u kuyuya atan ağabeylerine ne yaptıysa, senin mürşîdin de sana zarar verene onu yapıyor. Sabırla mühlet veriyor; lâkin sen, o kadar küçüksün ki, büyüklerin şefkatini anlamakta zorlanıyorsun. Olsun. Zorlan. Zira daha aydınlık bir dünyaya doğman, başka türlü mümkün değil.

&

Kulluk kalesinin fethi için, fâtihâyı yaşamak lazım. Lâkin, az çok duymuşluğun varsa bilirsin ki kale, en güzel içten fethedilir. O halde, dışarıyı bırak da önce içeriden, kendi içinden başla. Kendi içindeki surlara yönel. Nefsinin Ulubatlı Hasan’ı ol da, meydan er görsün!

&

Kuru soğan ile tuzu küçümseme. Vallahi en âlâ kebap olsan, tuzun unutulmuş ve soğanın kıyılmamışsa, yavansın.

&

Söz gümüşse, sükût altındır derler; lâkin, olmayacak yerde konuşup, icap ettiğinde susuyorsak, elbette iş değişir. O vakit, söz de sükût da kıymetsiz birer taşa dönüşür; fakat taşları yerine koymayı bilirsen, işte o zaman, her ikisi de pırlanta değerindedir.

&

Ak akçe kara gün içindir bir yandan, diğer yandan, ak akçeyi paylaşmayı bilene, kara günler gecikir. Çünkü gönül sevindirenin ardında, gizli bir duâ ordusu durur. Bir mü’min, bir başka mü’mine gıyâbında duâ eder de, daha o kimsenin sırtı yere mi gelir?

&

Allah’a yâr, dostlarına da yâver olmalı. Aşka düşmenin, arşa yükselmek olduğunu bilmeli. Aşk karşılık vermek zorunda değil; lâkin âşık, kendini aşka vermeli. Âşıklar gibi hep, kendi derdiyle sarhoş olmalı insan. Mevcut aklıyla âşıkları beğenmeyen, kendi kapısının önü pislik içindeyken, başkasının evindeki tozu konuşup duran kimseye, ne kadar yazık!

&

Tebliğ ihyâ içindir, imhâ için değil. Kalbi sevgiyle ve ihlâsla dolu bir hemşire gibi aşkla ve şevkle vazîfene adapte ol. Hastalık çok şiddetlenir ve baş edilemez hâle gelirse, elbette hastayı doktora havâle edersin. Böyle yaptın diye, sana kim ne diyebilir? Hele de sen ey hasta? Senin buna itiraz etmeye hakkın var mı hiç? Gerçi, hasta olduğun için senden her tavır beklenir; fakat bil ki iyileşmen gerek. Bu vaziyette ölüp gitmemen için, işte, seni en acı ilaçlarla baş başa bırakmak gerek.

&

Günahlarla yüklü geçmişini çöpe at, gel. En güzel bir tövbeyle Hakk’a yönel. Sonra seni, geçmişini öne sürerek kınamaya kalkışanlar olursa, şunu de: Ben mâzimi çöpe attım ve geride bıraktım. Size ne oluyor ki, benim bile dönüp bakmadığım ve ancak kedi ve köpeklerin eşelendiği bir yerde, yani çöplükte vakit öldürüyorsunuz?

&

Payından on lira kıstılar diye küsme. Küsmüyor zaten, diye de imkân varken on lirayı kısma. Gerçi,on lira bazen çok büyük, bazen de çok önemsiz bir paradır. Kimbilir, belki de küsen, çok zor durumdadır, istemeden küsüyordur. Hem belki kısan, elinden fazlası gelmediği için, zarûreten kısıyordur. Hangi taraf olursan ol, Allah rızâsını merkeze al da, güç yetirebildiğin kadar fedâkârlık et.

&

Kimileri “aman üzmeyelim” diyerek, bazı önemli meseleleri saklamak isterler. Keşke o kimseler, gerçekten de büyüklerin huzûrunu düşünüyor, bu sebeple böyle söylüyor ve bu ince düşünceyle günahlardan ve kul hakkı yemekten en üst düzeyde sakınıyor olsalardı. Ne yazık ki onların büyük çoğunluğu suçunun farkında olan, cezâdan korkan ve paçasını kurtarma derdine düşmüş bulunan fâsıklardır.

&

Kap isen, damlaya damlaya göl olur. Kaynak isen, damlaya damlaya çöl olur. Sen sen ol, kap cihetinden değil, kaynak cihetinden bak. Gereksiz yerde dur da, lâzım olan yerde ak

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Merhaba Arkadaşlar BurakBey Soru Ve Cevaplar 2 19.03.2013 08:21
Küfre Sebep Olan Söz ve Işler SıLa Dini Konular 0 09.01.2013 10:32
Çeşitli Nükteler SıLa Güzel ve Anlamlı Sözler 0 09.01.2013 10:09
İmamlık TuRKuaZ Namaz İle İlgili Yazilar 0 16.12.2012 13:19
Yedi Nefs Makamı eFe Tasavvufi Sohbetler 0 27.11.2012 00:59


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları