Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Edebiyat Bölümü > Edebiyat > Makaleler

Eskiden dedeler / nineler vardı…


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Makaleler - kategorisi altındaki Eskiden dedeler / nineler vardı… isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 14.02.2014   #1
Üye
eBRaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 73
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.604
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: eBRaR is an unknown quantity at this point
Standart Eskiden dedeler / nineler vardı…

Click the image to open in full size.

Manisa / Köprübaşı Kaymakamı Sayın Recep HÖL ile, İlçe Müftülüğüyle yaptığımız konferans sonrası çay içiyorduk. Genç Kaymakam konuşmamı değerlendirirken “Sizin gibi, bu tarz eğitim veren insanlarda, en çok dikkatimi çeken olaylardan birisi de, dede veya ninelerinizden bahsetmenizdir” dedi. Ben gerçekten dedemden – ninemden çok bahsederim konferanslarımda. Genç Kaymakam bunu söyleyince, dede ve ninelerin, çocuk eğitiminde ki etkisi, daha çok dikkatimi çekti.

Babaannem öldü, hikayeleri yaşıyor.

Babaannemi lise öğrencisiyken kaybettik. Çok fazla zaman geçirme imkanımız olmadı. Ama, ilk çocukluk yıllarımda bana anlattığı hikayeleri, hiç unutmadım. Lise 3 öğrencisiyken, bir sabah haber verdiler öldüğünü. Bir kış günüydü. Köye cenazesine gittim. Babam, kendi annesinin cenazesine yetişemedi. İkindi vaktine kadar bekledik. Babaannemi toprağı ben koydum. İlk defa mezara girip, birini mezara yerleştirdim. Beni her gördüğünde yüzünde gülücükler açan bir insanın, cansız bedenini toprağa koyarken, bir tuhaf oldum.

Babaannemi toprağa yerleştirmek için mezarın içine girdiğimde, 17 yaşındaydım. Bu yazıyı kaleme alırken, yaşım 37 olmuştu. Ninemi toprağa vereli yirmi yıl geçmişti. Ancak bana anlattığı hikayeler halen yaşıyor. Ninemin bedeni toprak oldu ancak anlattığı hikayeleri ben hala konferanslarımda ve kitaplarımda kullanıyorum.

Babaannem 40’lı yaşlarında beş çocuğu ile dul kalmış bir Anadolu kadınıydı. Okuma yazması olmayan, hatta paraya bile ihtiyaç duymadan yaşamayı beceren insanlardandı. Babamın Almanya’dan gönderdiği paraları, bir cam kavanoz içinde sakladığını hatırlıyorum.

Felç olup yatağa düşünceye kadar, köyünden pek çıkmamış olan babaannem, ben dahil, bütün torunlarına hikayeler anlatırdı. Anlattığı hikayelerin hepsinin sonunda ahlaki bir kural vardı.

“Yalan söylememek, helal para kazanmak, hiçbir canlının canını yakmamak, büyüklere sahip çıkmak, yaşlılara hürmet etmek, komşularla iyi geçinmek, Yaratıcının sizi her yerde gördüğünü unutmamak” gibi ahlaki değerlerle biterdi hikayelerin hepsi.

Üniversite öğrencisi olduğum yıllarda, doğu klasikleri diye bilinen hikaye kitaplarını okudum. Osmanlı Eğitim sisteminde kullanılan bu hikayeleri okurken, Babaannemin bana, doğu klasiklerinde anlatılan hikayeleri anlattığını fark ettim.

Babaannem bu hikayeleri nerden biliyordu? Köyünden çıkmamış, okuma yazması olmayan bir kadın, bu hikayeleri nerden öğrenmişti? Bu soruların cevabını bulunca hem Osmanlı’ya olan hayranlığım arttı, hem de hikayelerin eğitimde ki yeri kafamda daha iyi oturdu.

Osmanlı Anadolu’ya bilgiyi / ilmi yaymayı başaramamıştı belki, ancak ahlak, erdem gibi değerleri, hikayelerle Anadolu’nun her köşesine yaymayı başarmıştı.

Evlilik programı izleyen dedeler, dizi izleyen nineler!

Bir dedenin, bir ninenin, torunları üzerinde ne kadar etkili olduğunu anlamamı sağladı bu bilgiler. “Hocam bizim çocuklarımız büyüdü. Artık torunlarla ilgileniyoruz” diyen velilere bunları anlatmaya çalışırım. Bir dedenin şefkati, sabrı, zamanı babalarda olmuyor genelde. Özellikle yaşadığımız dönemde ki iş yoğunluğu, ev dışı koşturması, yaşlıların çocuk eğitiminde ki önemini ve etkisini arttırdı.

Ancak üzülerek ifade edeyim ki, sadece anne babalar değil, dede ve ninelerde zamanın tuzaklarına düşmüş durumda.

Evlilik programları izleyen dedeler, dizi hastası olmuş nineler, torunların ahlak dersi verme bilincinden çok uzak yaşıyorlar maalesef.

Genç bir kaymakamın bana söylediklerinden yola çıkarak yazdım bu yazıyı. O akşam odama çekilince, ajandama yazdığım birkaç cümle vardı. Aylardır duruyor bu cümleler notlarımın arasında. O notlarla bitireyim bu yazıyı.

Eskiden dedeler vardı, torunlarına Hz. İbrahim’in kıssasını, Hz. İsmail’in teslimiyetini anlatan…

Nineler vardı eskiden… Torunlarına Hz. Meryem’i, Hz. Hatice’yi, Hz. Ayşe’yi anlatan…

Şimdi ki nineler dizi izliyor akşama kadar… Şimdiki dedeler evlilik programını kaçırmıyor!

Sonra da torunlarına nasihat ederken “Bizim zamanımızda…” diye cümle kurmaya başlamazlar mı? En çokta buna kızıyorum.

Sait ÇAMLICA





Click the image to open in full size.

Ey Rabbim! Şüphesiz; Ben, senin bana indireceğin hayra öylesine muhtacım ki…
eBRaR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Eskidendi çok eskiden YuReK SiirLer 0 05.01.2013 12:32
Eskiden.."Komşusu Açken eSiLa Makaleler 0 26.11.2012 21:51


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları