Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Edebiyat Bölümü > Edebiyat > Makaleler

Kudsiler ve Hakikatın Elmas Kılıcı


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Makaleler - kategorisi altındaki Kudsiler ve Hakikatın Elmas Kılıcı isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 16.03.2013   #1
Derdin Ne ise Davan O'Dur
eFe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 3
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 3.894
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute
Standart Kudsiler ve Hakikatın Elmas Kılıcı

Kudsîler, geçmiş kitabların doğru haberleri, iddialı kehanetlerin ürperten işaretleri, inşirah veren kerametlerin ümit dolu beşaretleriyle son dönemde yolu gözlenenler... Yıllar var ki, insanımız, bilerek veya bilmeyerek, gözlerini doğuş beklediği ufuklara dikti ve onları bekledi.. onlarla avundu, onlarla teselli oldu.. onların geleceğine dair ümidini yitirince de hazana Uğramış yapraklar gibi sararıpsoldu ve dört bir yanda savrulup durdu. Onlar, yıllar ve yıllar gönüllerimizde kurtuluş sabahının ışık melekleri olarak yaşadı ve ruhlarımıza güç, iradelerimize de fer oldular. Onlarla va’dedilen şeyin gerçek kuvvet ve inşirahı olmasaydı, milletçe ulaşdığımız şu andaki noktayı elde etmek için daha seneler isterdi; bana belki de hiç mümkün olmazdı.

Bizler, bir avuç toprak isek; onlar, bu çorak iklimin âb-ı hayatı, bizler, içinde ışığın yanıp söndüğü cam parçaları ve su kabarcıklan isek; onlar -Yaradan gölgelerini üzerimizden eksik etmesin!- zâtında karanlık bu cisimlerin nürefşan ışık kaynakları.

Onların varlığı geleceğin şânı, şerefi ve milletin gözünün aydınlığıdır. Sırtı iki büklüm kamburlaşmış sema, onların alınlarında parlayan zafer müjdeleriyle böyle rükûa vardı.. yıldızlar o gün-bugün kulaklarında uğuldayan bu beşaretle hep yeryüzüne göz kırpmaya başladı.. yer-gök şimdiye kadar duyulmadık bu velvele ile doldu ve çınladı. Ve yine bu velvele ile bütün yalancıların yalancı mumları söndü, dümenleri bozuldu ve asırlardan beri cihanı haraca kesen bilumum şeytanların uykuları kaçtı...

Şimdi, bütün karanlık ruh ve karanlık sîneler, önceden yağmuru sezen romatizmalı uzuvlar gibi, feleğin döl yatağında gelişen bu melek soluklardan rahatsız ve adeta ölüm rüyaları görmekde. Bir kısım karanlık ruh ve karanlık sinelerin bilhassa son zamanlarda gösterdikleri huşûnet, huzursuzluk ve yaramazlığın gerçek sebebi de bu olsa gerek. Aslında onların bu türlü davranışları; hergün biraz daha kendi dengelerini bozacak, kendi politikalarını karıştıracak ve dolayısıyla da sadece ve sadece kendi tükenişlerini hızlandıracaktır. Bugün yeryüzü muvazenesinde bunlar söz sahibi olsalar bile,kudsîlerin nurlu iklimine uyanamamış ve onların soluklarıyla beslenememiş dünyaya hakim güçlerin, başlarındaki taçlar fazla ve iğreti, onlara bağlı bütün hükümranlıklar da gayri ciddi birer oyun ve birer akrobasidir. İhtimal, son zamanlarda, hergün biraz daha artan bir hızla, mazlüm milletlere karşı gösterdikleri baskı ve şiddetin asıl sebebi de, işte onların, bu yanlarının ortaya çıkması endişesidir.

Evet, dünyayı idare ediyor iddiasında olan bu güçler,iş ve icraatlarına bakılacak olursa,değil dünya muvazenesinde ağırlığı olan süper bir devlet, herhangi bir devlet ciddiyetiyle dahi te’ lif edilemiyecek kadar basitlik ve seviyesizlik örneği olmuşlardır.
Ama; öyle anlaşılıyor ki, artık bunların da suları ısındı, yavaş yavaş büyüleri bozulmaya yüz tuttu ve hergün biraz daha artan bir süratle kendi “son”larına doğru kaymaya başladılar. Gayri bundan böyle, ne mazlum ve mağdûr milletleri iğfal edebilecek oyunlan kaldı, ne de dünya muvazenesindeki yerlerini koruyabilecek güç ve iktidarları.
Buna karşılık bizim altın yamaçlarımızda ise yeni yeni fidanlar filiz vermeye başladı.. dağlarımız bağ, bağlarımız da cennet bahçelerine döndü. Şimdi bu bağ ve bahçelerin her yanında yüreklerimizi hoplatan hoş sesli bülbüller şakıyor... Hakikat ve onun sadefi söz elmasından öyle kılıçlar meydana geldi ki, bunlardan bir teki bile yeryüzündeki bütün yalanları biçip-geçmeye yetecek kadar keskin ve sağlam. Madeni hakikattan, suyu imanlı sînelerden bu mukaddes kılıç, senelerden beri cihanın dörtbir yanında zulüm soluklayıp geçen, geçtiği her yerde zayıfları ezen; vahşeti vahşileri utandıracak kadar ürpertici, dünyayı sorumsuzca idare eden güçlerin korkulu rüyaları oldu. Sislidumanlı düşüncelerin elinde ve henüz kınından tam sıyrılmamış bulunan bu kılıç, kim bilir bütün bütün yalınlaştığı zaman karanlık yüreklere ne korkular salacak !?
Yakın tarihe kadar, gerçeği ifadeye yeltenen her dile kilit vurup, hakikatı haykıran bütün kalemleri kısırlaştıranlar. batılın ebedlere kadar yaşayabileceği vehmiyle, kendilerinden başka kimseyi kabul etmiyor, kimseyi umursamıyor, kimseyi dinlemiyor; sadece ve sadece kendi hezeyanlarıyla yaşıyorlardı.

Gün gelib de, gece ile gündüz birbirinden ayrılınca, karanlığın kadehi de gidip boşluğa döküldü. Ve ışıktan rencide olan gözler, ne yapacaklarını bilememenin şaşkınlığıyla aydınlığa sırtlarını döndü ve şafaklara zift çalmaya başladılar. Artık hezeyan ekiyor, çılgınlık biçiyor ve kendi işlerini bitiriyorlardı.

Oysa ki kader, hakikatin yakuttan bayrağını gönül surlarına çekmiş ve o burçlar üzerinden ayaz ayaz, bir kaç asırdan beri kendilerini ölüm uykusuna salmış “mağaradakilere” yeni bir “ba’s-u ba’de’l-mevt” sûru üflemeye başlamıştı bile... Gönül dünyalarında, bu ilahî davete “evet” diyen kudsiler eski söz ve nefes cevherlerine öyle bir ses ilave ettiler ki, değil yeryüzündeki insanlar, eğer yüce dergâhdan “geriye dönüş yok” fermanı olmasaydı, bu yeni nefesle, nice bin seneden beri toprağın altında çürüyüp giden tenler,ve ötelere ulaşmış canlar bile, bu çığlıkla uyanıp “gelmemek elden gelmezdi; çağrıldık ve geldik” diyeceklerdi.





Click the image to open in full size.
eFe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tag Ekle
kudsiler ve hakikatın elmas kılıcı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kimya Ödevleri - Elmas eFe Kimya 0 24.12.2012 18:00


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları