Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Edebiyat Bölümü > Edebiyat > Makaleler

Ne Diyeceğiz?


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Makaleler - kategorisi altındaki Ne Diyeceğiz? isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 20.03.2013   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 3
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Post Ne Diyeceğiz?

Dünyevi işlerimizde, sorumlu olduğumuz görevleri ihmal edersek veya aksatırsak mutlaka, bunun nedenini izah edeceğimiz birilerini buluruz karşımızda (memur amirini, işçi patronunu, çocuk ebeveynini, talebe hocasını, çırak kalfa ustasını vs.). Yetkililer, idareciler, amirler, bizden sorumlu olanlar, görev ve sorumluluğumuzu en iyi şekilde yerine getirmemizi isterler.

Dünya hayatında vazifelerimizi aksatırsak veya yapmazsak, “Neden aksattın? Neden yapmadın?” sorularına karşı, mutlaka “ne diyeceğimizi” düşünürüz, mazeretimizi, engellerimizi, bizden sorumlu olanlara sunarız. Şu dünya hayatında; mesuliyetimizi, görevlerimizi bizden sorumlu olanlara karşı “Ne diyeceğiz?” diye mahcup olmamak için aksatmamaya, ihmal etmemeye çalışırız.

Peki, dünya işlerinde durum böyle iken, kullara karşı “ne diyeceğimizi” düşünürken; ebedi olan ahiret hayatında, bizleri zerreden kürreye hesaba çekecek olan Rabbimize karşı mesul olduğumuz, yapmamız gereken görev ve sorumluluklarımızdan ne haber? Ne kadar duyarlıyız acaba?...

Kulluğumuzdaki kusurlara, ihmal ettiğimiz kulluk vazifelerimize, yapamadıklarımız, hiç yapmadığımız, hatta yapmak istemediğimiz, yapmayı aklımıza bile getirmediğimiz görevlerimizden, Rabbimiz tarafından sorguya çekildiğimizde, “Ne diyeceğiz?” hiç düşündük mü?

Üstelik “Ne diyeceğimizin” muhatabı bir insan değil, amirimiz, patronumuz, hocamız, annemiz, babamız değil; her şeyin sahibi, mahlûkata benzemeyen Rahman ve Rahim olan Rabbimiz, Click the image to open in full size. azze ve celle…

Aslında, dünya hayatında yapıp ettiğimiz her şeyin bir benzeri de ahirette var. Ahirette ne varsa dünya da var. Dünyada ne varsa daha iyisi veya daha şiddetlisi ahirette de var. Rabbimiz, ahireti dünyanın karşısına ayna olarak koymuş, dünyayı ahirete tarla yapmış.

Dünyada, dünyayı değil ahireti tercih etmeyi, hem dünya hem ahiret gibi karışık bir tercihin bile, sahibini mahvedeceğini beyan etmiş, oraya yani ahirete, dünyaya aldanmadan hazırlık yapmayı şiddetle tavsiye etmiştir. Bu hikmetlerin hepsi, imanlı yaşayıp imanlı ölmemiz, ahireti kazanmamız için Rabbimizin, biz kullarına ikramıdır rahmetidir, lütfudur.

Rabbimiz tarafından, ahirette hepimize çeşitli sorular sorulacak ve cevap istenecektir:

Ömrünü nerelerde tükettin?
Namazını kılıp zekâtını verdin mi?
Malını nasıl kazandın, nerelere harcadın?
Sana verdiğim nimetleri nasıl kullandın?
İşlediğin günahlara tövbe ettin mi?
Peygamber varisi âlimlere uydun mu?
Fakir fukarayı, yetim ve öksüzü kolladın mı?

Click the image to open in full size. ve Rasulü’nün adının anıldığı sohbet ve ilim meclislerine katıldın mı? Yaptığın işlerde, Rabbinin rızasını ne kadar gözettin? Ailene akrabalarına, İslam’ı, imanı tövbe etmeyi, peygamber varisi âlimlere uymayı ne kadar anlattın? Kötülükleri emreden nefsini hesaba çekip “Dur!” diyebildin mi?

Bu suallere “ne diyeceğiz?” Rabbimize karşı hangi mazeretleri öne süreceğiz?...
Rabbini zikrettin mi?
Verilen nimetlere şükrettin mi?
Salihlerle sadıklarla beraber oldun mu?
Dedikodu, gıybet, boş işlerden kendini ne kadar sakındırdın?
Ku’ran-ı Kerim’i öğrenip hayatına tatbik ettin mi?
Kulluk için gönderildiğin dünya hayatında, seni yaratan Rabbine ne kadar kulluk yaptın?
Dertlilerin derdini dinledin mi?
Hastaları ziyaret ettin mi?
Yetimin başını okşadın mı? Sahip çıktın mı?
Mü’min kardeşini affedip kusurlarını örttün mü?

Faizden, zinadan, şehvetten, içkiden, kumardan, doymak bilmeyen nefisten, dünya hırsından, öfkeden, kinden, gazaptan, hasetten, fitneden, yalandan, iftiradan, söz taşımaktan, kötü zandan, kendini ne kadar sakındırdın?

Kalbini masivadan (Allah’tan başka her şey)’den temizledin mi? Rabbinin nazargahı olan kalbini ne ile doldurdun? Kalbinde kime ve neye sevgi besledin? Sana verilen aklı, fikri, bütün azalarını, nerelerde kullandın?

Günah işlemekten nefsini ne kadar sakındırdın?
Faydasız ilimden, gereksiz bilgiden, çok yemekten, çok uyuyup çok konuşmaktan ne kadar sakındın?

Nefsini hesaba çektin mi? Kendi ayıp ve kusurlarını görebildin mi?
Rabbine karşı iyi bir kul, peygamberine karşı iyi bir ümmet olma yolunda ne kadar gayret ettin?

Değerli dostlar, ebedi hayatımız olan ahirette karşılaşacağımız bu sualleri, ne kadar çoğaltırsak çoğaltalım bitiremeyiz… Evet, bu sualler, Rabbimiz tarafından bize sorulacak. Peki, sorulduğu zaman ne diyeceğiz?
“Ne diyeceğimize” hazır mıyız?... “Ne diyeceğimize” hazırlanacağımız yer, dünya hayatıdır. Cevap hazırlama yeri bursadır. Oraya gidip cevap hazırlama imkânımız yoktur.

O halde, önce bu soruları kendimize soralım. Bu soruların muhatabı biziz. Kendimize sorarak, tatbikat yapalım, eğitelim kendimizi. Ahirette bu sualleri cevaplamaya, şimdiden hazırlanalım.
Çevremizde, üniversite sınavına, memurluk sınavına, ehliyet sınavına, daha nice sınavlara hazırlanan insanlar var. Bunların hepsi gözümüzün önünde…

Rabbim hepimize, dünya sınavları ile ahiret sınavına hazırlanmayı öğretmekte değil mi? Dünya, bizlerin imtihan edildiği sınav salonu, bizlerse imtihan edilen talebeler değil miyiz? Haydi, öyleyse ahiret hayatında sorulacak bu suallere, “ne diyeceğimize”, nasıl cevap vereceğimize şimdiden hazırlanmaya…

Biz hazırlanalım çalışalım, gayret edelim, mücadele edelim. Ümit ediyorum ki Rabbimizin affı, rahmeti, mağfireti çok geniş, O (celle celaluhu) bizi affedecektir, inşaallah. O’nun yardımı, rahmeti ile belki sorgu ve suale çekilmeden, “ne diyeceğimizi” düşünmeden, ahiret sınavını kazananlardan olacağız…
Kim bilir?...


eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları