Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Edebiyat Bölümü > Edebiyat > Makaleler

Özgün Analiz Yöntemleri ve Bilginin İdealize Edilmesi


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Makaleler - kategorisi altındaki Özgün Analiz Yöntemleri ve Bilginin İdealize Edilmesi isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 07.10.2016   #1
Üye
Alp Bilge - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Oct 2016
Üye Numarası: 737
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 23
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: Alp Bilge is an unknown quantity at this point
Standart Özgün Analiz Yöntemleri ve Bilginin İdealize Edilmesi

Click the image to open in full size.

Özgün Analiz Yöntemleri ve Bilginin İdealize Edilmesi

Doğrulanması olanaksız hipotezlerin deneysel yöntemi eleştirilirken, beynin algılama ve kavrama yeteneğine ilişkin kuramların ilkesel tutumdan ayrılmaları, özgün bir prosedür önderliğinde bilgiye ulaşma uğraşları, tinsel içerikli varsayımların bilime entegre edilme merhalesinde türlü spekülasyonlara kapı aralamaktadır. Epistemolojide doğanın bilimsel kaynaklarının kanıtlanabilir teorilerle objektif uyum sağlaması, süjenin objeyle kurduğu irtibâtın bir ürünüdür. Doğanın monoton gidişâtı üzerinden insanı tefsîr ettiğimizde, kâinâtın henüz keşfedilmemiş yasaları olabileceği ihtimâlini, bilginin içeriğinden ziyâde ilkesel tutumun bilgiler arasındaki intibâkını, müşterek felsefî bir tutarlılığın netîcesinde insanın obje karşısında verdiği tepkilerin ortak özellikler taşıdığını ve spesiyalitenin belirli yasalarla sınırlandırılmış olduğunu idrâk ederiz.

İnsan tabiatının imgeleme gibi doğuştan gelen zihinsel husûsiyetlerini mânevî tasavvurla veyâ materyalist dayatmalarla manipüle etmenin doğuracağı sonuçların ötesinde, tanık olduğu nesnelerin beyinde yarattığı soruların sebeplerini birbirine bağlayarak istidlâl etmesinin nedenleri araştırılmalıdır. Kavramlaştırma insan beynine özgü bir yetenektir. Dimağ algıların sonucunda çeşitli aşamalardan geçerek kavrama ulaşır. Konuya rasyonalist perspektiften yaklaştığımızda bâzı doğal prensiplerin beynimize doğuştan kodlandıkları, beynin ilkesel işleyişinin duyumlarla hudutlandırılmadığı, çözümleme ve sentezlemenin ortak işlevselliğinin doğuştan gelen yetilerin sonucunda belleğimizde pozitif yâhut negatif hükümlerle depolandığı iddiasında bulunabiliriz.

Mantıksal mâhiyetleri gereği hissî tecrübelerimizin objelerle bağlantısı olmayan kavramlarla bilgiye ulaşması olanaklı değildir. Zîrâ bilgi abstre etme metoduyla ulaşılan tecrübe edilmiş kavramlar kategorisine dâhil değildir. Şâyet bilimsel geçerliliği olduğu iddia edilen teoriler güvenilir ve inandırıcı niteliklerini muhafaza etmek istiyorlarsa, bilginin kaynağını duyumlarla sınırlandırmayıp, zihnin özgün işlevselliğini de kabûl etmeleri gerekiyor. Duyumsal intibânın ilmin yegâne kaynağı olduğunu savlayan deneyciler, bilgiye ulaşma yöntemlerinde fikrin üstlendiği sorumluluğu inkâr etmeseler de, düşüncenin ilkesel olarak edinilen bilgiyi biçimlendiremeyeceğini savunmuşlardır. John Locke ile Gottfried Wilhelm Leibniz arasındaki düşünce farkının sebebi de budur.

Lojik temelli mantıksal önermelerin diğer önermeleri şekillendirmesi, hattâ kendi savından kuşku duyar hâle getirmesi, olgusal zorunluluğu varsayımlarla izah etmesine neden olur. Aristoteles'in mantıksal pratiğinde, fiiliyâtın gerçekleşmesi veyâ gerçekleşmemesi hâricinde bütün müphemiyete muhalif bir tutum vardır. Vakıânın gerçek niteliği, olgunun idealize edilmiş içeriğinin varlık sahasında tutarlı bir yola başvurması, olgusallığın kendine özgü bir yapıda reel bir varlık sahasından dışlanması, Ludwig Wittgenstein'ın düşünceleriyle koşutluk göstermektedir.

Bireyi doğrudan doğruya düşünbilimin odağına yerleştirdikten sonra kozmos hakkındaki varsayımları neredeyse dogmatik bir inanç hâline getirmek, felsefenin kendi içinde düştüğü bir tenâkuzdur. İnsanın kâinatla bağlantısını Heraklitos'un perspektifiyle yorumlarsak, insanın gerçeklik algısının özgünlüğünü kendi benliğinin dışında araması, aslında dimağın dışsallık algısıyla negatif özdeşleştirmeyi deneyimleyerek kendisini keşfetmesi anlamına gelmektedir. Bu bakış açısını pozitif özdeşleştirme yöntemiyle yorumlarsak, içselliğini tecrübe eden beynin hakîkat algısının özgünlüğünün doğadan bağımsız olmadığı sonucuna ulaşırız.

Alp Bilge
21 Ocak 2015

Alp Bilge isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bilginin cevapları eBRaR Güzel ve Anlamlı Sözler 0 19.01.2014 20:20
Bilginin cevapları eBRaR YüreK eSintiLeri 0 09.11.2013 18:05
Muhtesem Bir Analiz SıLa Kisisel Gelisim Yazilari 0 22.03.2013 14:26
Arefe Günü Dikkat Edilmesi Gerekenler eSiLa Mubarek Geceler 0 12.12.2012 14:09
Hamileleikte Dikkat Edilmesi Gerekenler SıLa Sağlıklı Hayat - Sifali Bitkiler 0 10.12.2012 22:33


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları