Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Edebiyat Bölümü > Edebiyat > Makaleler

Ünlülerin Ölümü


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Makaleler - kategorisi altındaki Ünlülerin Ölümü isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 12.03.2013   #1
~ஐHiCLiK MaKaMiஐ~
SıLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 1
Arkadaşlar: 7
Konular:
Mesajlar: 4.744
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute SıLa has a reputation beyond repute
SıLa - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Ünlülerin Ölümü

Ünlülerin Ölümü, Deprem ve Seller, Hepsi Bir Uyarı!


Allah, son yaşadığımız ve şahit olduğumuz olaylarla sık sık ölümü ve aczimizi hatırlatıyor bizlere.
2011'in ilk günlerinden itibaren dünyanın yaşadığı felaketler, tanınmış kişilerin başlarına gelen ibret verici olaylarla,
Rabbimiz her gün ölümün ve kıyametin yaklaştığını, dünya hayatının geçici ve kısa olduğunu hatırlatıyor kullarına.

Avustralya'da yaşanan ve Fransa ve Almanya'nın toprakları ile eş değer ölçüde bir alanı sular altında bırakan sel felaketinden sonra, Japonya'da yaşanan dünyanın 5. büyük depremi oldukça düşündürücü sonuçlar doğurdu.
Medya bu felaketlerin haberini verirken, felaketin yaşandığı bölge için; 'Kıyameti Yaşadı' şeklinde bir başlıklar kullandı.

Yaşanan bu olayların hepsi zahiren baktığınızda sebeplere bağlı olarak yaratılmış doğa olayları gibi görünse de, aslında şeytanın sistemine köle ettiği insanları uyku halinden kurtaracak ve silkelenmelerine vesile olacak ayıltıcı etkilere sahip olaylardır.
Ancak yaşanan olaylar ne kadar zor ve ağır da olsa insan, şeytanın kendine verdiği telkinlerle zaman içinde tüm bu ibret verici hadiseleri unutur ve tekrar dünya hayatının meşgalelerine dalar gider...

Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur.
İşte onlar, şeytanın fırkasıdır.
Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
(Mücadele Suresi, 19)


Televizyonda yayınlanan bir dans yarışmasında yarışmacı olan Defne Joy Foster, yarışmadaki en hayat dolu, en enerjik, en esprili yarışmacıydı hatırlarsanız.
Yarışmanın Defne için son bulduğu günden sadece iki gün sonra, hiç beklemediği bir anda ölümle tanıştı Defne.
Elbette çok popüler olduğu anda hayatını kaybetmiş olması, insanlar üzerinde derin bir etki oluşturdu.

Ardından bir dizi oyuncusu olan Tolga Taş öldürüldü.
Çok genç iki ünlünün ard arda ölümü, oldukça ibret vericiydi.
İbadetleri ileriki yaşlara erteleyen, dünyayı sadece yemek, içmek, eğlenmek, gezmek olarak gören pek çok insana ciddi bir hatırlatmaydı aslında.
İman edenler için de, korkularını artıran ve üzerlerindeki meskeneti kaldıran bir uyarı niteliğindeydi yaşananlar.

Şeytanın unutturma özelliği sayesinde herkes bir süre sonra yine hayatına devam etti.
Ancak uyarılar ve hatırlatmalar bitmedi.
Önce Japonya büyük bir sarsıntıyla sallandı ve ardından dev dalgalara yenik düştü.
Hemen akabinde dünya hayatında sahip olunabilecek herşeye zahiren sahip olan İbrahim Tatlıses vuruldu ve hayatı hiç beklemediği bir anda tamamen değişti.
Bütün bu felaketleri yaşadığı anda Allah'a sığınan ve dua eden insanlar, felaketler bir bir üzerlerinden gidince tekrar unutacak ve eski hayatlarına devam edecekler.
Adetullah böyle...

İnsana bir zarar dokunduğunda, yan yatarken, otururken ya da ayaktayken Bize dua eder; zararını üstünden kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarara Bizi hiç çağırmamış gibi döner-gider.
İşte, ölçüyü taşıranlara yapmakta oldukları böyle süslenmiştir.
(Yunus Suresi, 12)

Kuran'da da, şu an yaşadığımız olayların tamamını yaşamış olan geçmiş kavimlerden çokca bahsedilir.
Yaşananlar hiç değişmemiştir. Allah kullarını uyaran elçiler göndermiş ve onlara dünya hayatının geçiciliğini, asıl hayatın ahiret olduğunu defalarca hatırlatmıştır.
Ancak insanlardan bazıları uyarılara aldırış etmeden yine eski hayatlarına dönmüş ve ölüm melekleri ile karşılaşacakları güne kadar, azaplarının artmasına vesile olacak olan dünya hayatının tüm süsleri ile oyalanıp durmuşlardır.

Şu halde sen, kendilerine vadedilen (azap) günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak; dalıp-oynasınlar, oyalansınlar.
(Mearic Suresi, 42)

Derken kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onların üzerlerine herşeyin kapılarını açtık.
Öyle ki kendilerine verilen şeylerle 'sevince kapılıp şımarınca', onları apansız yakalayıverdik.
Artık onlar umutları suya düşenler oldular. (En'am Suresi, 44)


Tüm bu yaşananları zahiri sebeplere bağlamak büyük bir hata olur.
Batıni açıdan değerlendirip, her bir felaketin yaklaşan kıyametin habercisi olduğunu ve Rabbimizle karşılaşacağımız güne hazırlık yapmamız için bir uyarı niteliği taşıdığını aklımızdan çıkarmamalıyız.
O zorlu gün geldiğinde ...
"Size Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugünle karşılaşacağınızı (söyleyip) sizi uyaran elçiler gelmedi mi?"
Onlar: "Evet." dediler...
(Zümer Suresi, 71)

ayetinde 'evet' diyerek uyarı aldığını itiraf edenlerin durumuna düşmeyelim.
Çünkü;
'İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar:
"Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım."
Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi?
Size uyaran da gelmişti.
Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur.'
(Fatır Suresi, 37)

ayetinde haber verildiği gibi, uyaranlar da geldi, öğüt alabilecek süre de bize fazlasıyla verildi.

Herkesin ölümü kendi kıyametidir.
Kimse ne zaman öleceğini bilemez.
İbret verici bu olaylar da, ölümün hepimize çok yakın olduğunu hatırlatmaktadır.
Para, mevki, şan, şöhret hepsi geçici dünya hayatının metalarıdır.
Toprağın altına girdiğinizde ne şan kalır ne şöhret, ne paranız fayda eder ne de mevkiniz.
Çoban Ahmet efendi de aynıdır, Sakıp Sabancı da. Üstünlük ve zenginlik takvadadır.
Rabbimizin huzuruna geldiğimiz o büyük anda, 'Sana uyaran geldi mi?' 'Sana süre tanındı mı?' sorularına vereceğimiz 'Evet' cevabına karşılık sonsuz azabı değil, sonsuz güzelliği hedefleyelim ve şu an tevbe edip tekrar iman edelim.
Rabbimizle karşılaşacağımız anı unutmamıza karşılık unutulanlardan olmayalım inşaAllah.

Denildi ki:
"Bugününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz gibi, Biz de sizi bugün unutuyoruz.
Barınma yeriniz ateştir.
Ve sizin için hiçbir yardımcı yoktur." (Casiye Suresi, 34)


Ünlülerin Ölümü İbretliktir!

Farkında mısınız, bilmem.
Ölümü bir giysi, bir jest, bir söz gibi görüyoruz.
O yüzden de...
Kimine yakıştırıyoruz, kimine hiç yakıştıramıyoruz.
Kimi durumda uygun buluyoruz, kimi durumda uygunsuz!
Çoğu zaman da ölüm bir tür hastalık gibi görünüyor gözümüze.
Kimilerini, mesela çok "canlı" dediğimiz tipte insanları asla bu "hastalığa" yakalanmaz sanıyoruz!
Öyle insanlar öldüğünde, başka türlü sarsılıyoruz.
Onca yüksek doz "canlılık ilacı" ölüme kâr etmedi, diye düşünüyoruz alttan alta ve buna çok bozuluyoruz.
Çünkü ilişkilerimizi, alacaklarımızı, vereceklerimizi, tutkularımızı, tutsaklıklarımızı...
Hepsini ama hepsini sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi örgütlüyoruz.
Ah, biraz uzaktan bakabilsek kendimize...
Göreceğiz ki, bu halimiz, sevdiklerimizin ölümleri kadar acı!
***

Ünlülerin ölümünün medyadaki yansımaları tam da bu açıdan ibretlik özellikler taşıyor.
Kimse bana ölenin yakınlarının acısını anlayıp paylaştığını söylemesin!
O tesellisi zor acının özü sevdiğini kaybetmektir:
Giden, gelmeyecektir!
Fakat ünlü birinin ölümüne uzaktan bakıp ağlaşanların derdi çoğu zaman farklıdır: Onlarınki ölüm gerçeğiyle kavgaya tutuşmaktır.
Hatta Facebook, Twitter gibi sosyal ağlarda bir ünlünün ölümü üzerine yazılanları sakin kafayla okuduğunda, utanıp sıkılır insan.
Çünkü yorumlar eninde sonunda "" noktasına gelip dayanır.
Eski insanlar ölüm gerçeğini evreni anlamak için bir anahtar olarak kullanırlardı.
Oysa modern insanın "ölüm farkındalığı" egoist bir motivasyondan öteye gidemiyor.
***
"Yok böyle bir ölüm!"
Beklenmedik ölümler karşısında son zamanlarda bu tepki veriliyor.
Dahası, uzun süredir ölümcül bir hastalıktan çeken medyatik bir kişi hayattan ayrıldığında bile aynı tepki gösteriliyor.
Oysa öylesiyle, böylesiyle ölüm var, hep olacak!
Ama insanlık kadar eski bir buyruk var:
"Öldürmeyeceksin!"
Yani...
Asla olmaması gereken, asla kabullenmememiz gereken ölümler göz kırpmadan işlenen cinayetler, haince ve bütün kutsalları çiğneyerek gerçekleştirilen kıyımlardır.
Kaç gündür gazete sayfalarını karıştırırken "yok, böyle bir ölüm" diye isyan ettiğim bir şey var.
Ne mi?
Mutki'de jandarma karakolunun bahçesinde açılan kuyudan çıkan 18 cesedin sakladığı sır!
Peki medyada, kamuoyunda bu olaya ilgi ne kadar?
Cevabı biliyorsunuz.

HAŞMET BABAOĞLU - SABAH





Click the image to open in full size.



// EsâS Gurbet, DuaLarda oLmamak oLsa GereK . . .//
SıLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tag Ekle
ünlüler , ünlülerin ölümü


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ölümü Hatırlamanın Kalbe Tesiri eBRaR Makaleler 0 06.02.2013 18:15
Nefsin ölümü mümkün müdür eFe Dini Konular 0 26.01.2013 22:19
Ölümü Yasamak Nedir Bilirmisin..? SıLa SiirLer 0 18.12.2012 23:39
Her Nefis Ölümü Tadacaktır SıLa Dini Konular 4 13.12.2012 23:49
Yiğitsen gel! Ölümü Özlemek var!... eSiLa Dini Konular 0 12.12.2012 14:26


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları