Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Edebiyat Bölümü > Edebiyat > Makaleler

Yoksa siz kaybetmek için mi doğdunuz?


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Makaleler - kategorisi altındaki Yoksa siz kaybetmek için mi doğdunuz? isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 23.02.2013   #1
BuZ KeSMiŞ YüReGiM
YuReK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 44
Arkadaşlar: 3
Konular:
Mesajlar: 4.906
Rép Puanı: 20010
Rép Grafiği: YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute
Standart Yoksa siz kaybetmek için mi doğdunuz?

Yoksa siz kaybetmek için mi doğdunuz?

Click the image to open in full size.

Bir filozof, “Hayat doğduğumuzda hepimize bir mermer bloğu verir.
Bazılarımız ondan güzel bir heykel yaparız, bazılarımız ise hoyratça
peşimizden sürükleyip paramparça ederiz” demişti.

Kaybedenler de kazananlar gibi benzer ve farklı özelliklere sahiptir. Bazıları
Leonard Cohen’in deyişiyle‘görkemli kaybeden’dir. Bazıları ‘yokluğu
anlaşılmaz’dır.

Bazıları kaybederken başkalarına da zarar verir. Bazıları ise ‘sadece kendine
zararlı’ kaybedendir. Kazananlar gibi kaybedenler de, ‘felsefeli kaybedenler’
ve ‘felsefesiz kaybedenler’ diye ikiye ayrılabilir.

Kazanmak gibi, kaybetmek de bağımlılık yapabilir. Kaybetmişliğiyle
barışmanın ötesine geçip, kaybetmeyi kimlikleştirmek de mümkündür. Bu
bağlamda ‘param yok’ demekle, ‘ben fakirim’ demek arasında dağlar kadar
fark vardır. Kaybetmeyi kimlik haline getirmek, -ki bunun Türk usulü
versiyonu arabeskleşmedir- kaybetmeyi kalıcı ve ‘sürdürülebilir’ hale getirir.

Hiç kimse durduk yerde kaybeden olamaz. Kaybeden olmak için de bazı
şekillerde düşünmek, bazı şekillerde davranmak, bazı şeylere inanmak
gerekir. Kaybeden olmanın da yapılacaklar ve yapılmayacaklar listesi vardır.
Kaybetmek için doğanlar pek fark etmeseler de, kaybetmek için de çaba
harcamak gerekir!

Peki hayat oyununda kaybetmeye yatkın insanların, düşünce ve
davranışlarında sıklıkla karşılaşılan ortak özellikler nelerdir?

1- İç disiplin yetersizliği

Başarısız insanların birinci ortak özelliği, irade gücü zayıflığıdır. Kendini
içinden disipline ederek, bir amaca doğru harekete geçirememek bu
insanların en büyük eksiğidir.

İrade gücü, insanın kendi iç güçlerini bir mercek gibi toplayıp, bu
gücü bir amaca yöneltmektir.İradesi zayıf olduğu için kendini kontrol
edemeyenlerin, olayları ve diğer insanları yönetmesini beklememek gerekir.

2- Zaman kullanım bilincinde zayıflık

Başarılı ya da başarısız herkesin 24 saati vardır, farkı yapan bu
zamanı nasıl kullandıklarıdır. Başarmak istediği işleri, bir zaman
çerçevesine oturtup, yani ‘işleri takvime bağlayıp’ sonra da kendini o
programına göre denetleyenler, iyi bir kişisel organizasyon sistemi
kurmuştur.

Belli bir amaç ve yön duygusuyla hareket etmeyenler, zamanının değerini
de bilemez. Yapılacak işleri olanlar için zaman geçer, bir amacı olmayanlar
içinse zaman döner! Sabah olur, öğlen olur, akşam olur, tekrar sabah olur!

3- Başarıyı dış faktörlere bağlama eğilimi

Bernard Show ünlü esprisinde, “Başarı tamamen şansa bağlıdır,
inanmıyorsanız başarısızlara sorun!”der. Başarısızların, hayatlarındaki
sonuç-ları kendi karar ve seçimlerine bağlamak yerine, kader, kısmet, şans
ve şartlar gibi dışsal faktörlere bağlama eğilimi yüksektir.

Egolarını savunmak ve öz saygılarını korumak için, başarısızlığı “Rüzgar
karşıdan esiyordu, hakem karşı tarafı tutuyordu” gibi dış faktörlere
bağlarlar. Bu tutumun tehlikesi nedir? İnsanlar başkalarını ve şartları çok
fazla suçlarsa, öğrenmeye zaman bulamaz.

4- ‘Saydı’ tipi düşünmeye yatkınlık

Başaranlar, önlerindeki şartlardan nasıl başarılı bir sonuç çıkarabileceklerini
düşünür. Başarısızlık merkezli düşünenler ise, ‘başka şartlarda olsa-lardı’
neler yapabileceklerini anlatıp durur. Bu ‘saydı’ tipi düşünmedir. Bu tür
kadınlar, ‘erkek doğsalardı’ neler yapabileceğini anlatırken, bu tür erkekler
‘kadın doğsalardı’ neler yapabileceklerini sayıklar.

Daha ilkokula bile gitmemiş olan İbrahim Tatlıses, “Urfa’da Oxford olsaydı,
biz de giderdik” der! Kısacası, başarı sonuç alır, sevinir ve
susar. Başarısızlık konuştukça konuşur. Çünkü elinden iş gelme-
yenlerin, dilinden çok söz gelir! Cenap Şahabettin’in deyişiyle “Yerinde
sayanlar yürüyenlerden daha çok gürültü çıkarır.”

5- Arabeskleşmeye yatkınlık

Başarısızlığa götüren tavırlardan biri de arabesk düşünmeye yatkınlıktır.
Arabesk hayat görüşü sürekli bir ‘başarısızlık beklentisi’ içindedir. Kendini
‘bela paratoneri’ gibi görür.

Arabesk söyleyerek başarılı olunabilir ama arabesk bir dünya
görüşüyle başarıdan başarıya koşmak pek mümkün değildir. Arabesk
tavırlılar, söylemek yerine söylenmeye yatkın; anlatmaktan çok alınmaya
eğilimlidir. Sürekli bir ‘kurban psikolojisi’ içinde kıvranır. Eziklik ile ezme
içgüdüsü arasında savrulur, ‘doğru dozda tavır’ sorunu yaşarlar.

6- Atalet ve tembelliğe yatkınlık

Bir şeyi yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Onu niçin yapmanız gerektiğini de
biliyorsunuz. İsterseniz nasıl yapabileceğinizi de biliyorsunuz. Yapmamakla
neler kaybettiğinizi de biliyorsunuz. Yaparsanız neler kazanacağınızı da
biliyorsunuz. Elinizi kolunuzu bağlayıp, yapmanızı engelleyen birileri de yok.

O halde sizin içinizde olup, sizi durduran nedir? Atalet!

Atalet, miskinlik, tembellik, üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi hareket etmek,
yılgınlık demektir. Kaybedenlerin ana ruh hali, tembellik ve atalet
psikolojisidir.

7- Kaybetme korkusundan kazanmaya kalkışmama

Bİr araştırma insanların “Ya başaramazsam” diye korkanlar ve “Ya
başarırsam” diye korkanlar diye ikiye ayrıldığını göstermiştir. Pek çok
insanda, başarısızlık korkusundan çok ‘başarı korkusu’ olduğu ortaya
çıkmıştır.

Başarı korkusu, bazı kişiler-in başarılı olunca samimiyetlerini
kaybedeceklerini, arkadaşları tarafından eskisi gibi
sevilmeyeceklerini, ‘insanların onlara çıkarları için yaklaşacağını’
düşünüp, başarıdan uzak durması demektir.

Önemli bir diğer grup ise, ‘ya başarılı olduktan sonra zirvede kalamaz,
gördüğümden eksik yaşarsam’ kaygısıyla başarıdan uzak durmaktadır.
Kısacası, başarısızlar hem ‘ya başarırsam’dan, hem de ‘ya
başaramazsam’dan korkarlar!

8- Psikolojik iç sabotajlara yatkınlık

Başarısız insanların beyninde, psikolojik iç sabotaj mekanizmaları bolca
bulunur. Beyinleri adeta şizofrenik bir ikiye bölünmüşlük halindedir. Bir
tarafları inşa ederken, diğer tarafları imha eder. Bir tarafları ileri iterken,
diğer tarafları geri çeker.

Neyin doğru neyin yanlış olduğu, neyin ileriye götürdüğü, neyin
geride bıraktığı konusunda net değillerdir. Başarı konusunda derin bir
kafa karışıklığına sahiptirler. Kafası net olmayan insanların, eylemleri de net
olmayacaktır. Nazımın bir deyişini biraz değiştirirsek, “Bana kafanızın içinde
başarının net bir resmini yapabilir misiniz?”

9- Kendini geliştirmeye kapalılık, kurnazlığa yatmak

Azgelişmiş insanların, katakulli kapasitesi çok gelişmiş olur! İşini en doğru ve
verimli şekilde nasıl yapacağına kafa yormak yerine, önce o işin kurnazlığına
kafa yormak, tipik bir ‘azgelişmiş başarısız insan’ tavrıdır. Bu tür insanlar,
ülkemizde çoğunluk olduğu için, yaygınlıktan gelen rahatlığa sahiptirler.
Kurnazlık, otoriter ve azgelişmiş toplumlarda yaygındır.

Ege Cansen’in deyişiyle ‘bilgi açığını kurnazlıkla, beceri yetmezliğini
ise kabadayılıkla kapatma’ eğilimi başarısızların
karakteristiğidir. Başarısızların çoğu yeni şeyler öğrenmeye kapalı bir zihin
yapısına sahiptir. Hayat ve başarı üzerine yeni şeyler öğrenmektense, kendi
arabesk ezberlerini tekrarlamayı tercih ederler. Yaşadıkları olaylardan
çıkardıkları dersler bile, daha önce çevreden duydukları kulaktan dolma
fikirlerdir.

10- Başarı hakkında yanlış yargılara sahip olmak

Başarılı insanlar ‘başarının sırrı’nı bilir. Başarısız insanlar da bilir! Arada bir
fark vardır, başarısızlar yanlış bilir! Daha da kötüsü, bazıları doğrusunu
bilmek de istemezler! Çünkü başarının kendi ellerinde olabildiğine inanmak,
insanı sorumluluk altına iter. Nasıl başaracağını öğrenip hayatının
sorumluluğunu taşımak yerine, kişisel gelişim kitaplarını ve yazarlarını
suçlamak çoğu insana daha kolay gelir.

Başarı da, futbol ve siyaset gibi, hemen herkesin fikir sahibi olduğu
ama çok az insanın birinci sınıf bilgi sahibi olduğu bir alandır. Beynimiz
başarı hakkında hurafeler ve ‘leylek hikayeleri’yle dolu. Başarısızların,
yapması gereken ilk şey, başarı üzerine yeni şeyler öğrenmek değil, başarı
hakkında bildiklerinin bazılarını unutmaktır!

Mümin Sekman / Milliyet





Click the image to open in full size.
YuReK isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
2-BAKARA Suresi TuRKuaZ Kur'an Meali 1 26.12.2015 16:16


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları