Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Özel Gün ve Gecelerimiz > Özel Gün Ve Gecelerimiz > Mubarek Geceler

Cebrail ile Göğe Yolculuk


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Mubarek Geceler - kategorisi altındaki Cebrail ile Göğe Yolculuk isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 05.06.2013   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Lightbulb Cebrail ile Göğe Yolculuk

Sahih-i Buharî'deki rivayete nazaran -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri buyurdular ki:
Şakk-ı sadr tamam olduktan sonra katırdan küçük ve merkepten büyük beyaz bir binek getirildi. (Râvî Enes bin Malik -ra-dıyallâhu anh- bunun adı Burak'tır ki, adımını gözünün eriştiği yerin nihayetine atar idi, demiştir.) Ben bunun üzerine bindirildim. Cibrîl de benimle yollandı, bana refakat etti. Sonra ben Cebrail ile beraber Beyt-i Makdis'e vardım. Meleklerle birlikte namaz kıldım. "Ve bir rivayette" ervâh-ı enbiyâ da benimle birlikte namaz kıldılar.
"Ba'de'l-Mirac da Kudüs'de tekrar ervâh-ı enbiyâ ile namaz kıldığını Enes bin Malik -radıyallâhu anh- rivayet etmiştir.
Sonra âlî makamlara çıkılacak bir miraç, bir merdiven kuruldu. Cibril ile bindirildim ve onunla beraber yükseldim. Nihayet dünya semasına vardık. Cibrîl gök kapısını çaldı. Bekçi (Hazîn) melek tarafından "Kimdir o?" denildi. Cebrail -aleyhisselâm-"Cibrîlim" dedi. "Yanındaki kimdir?" diye soruldu. Cibrîl: "Muham-med -sallâllâhu aleyhi ve sellem-" diye cevab verdi.
Melek:
-Ya, O'na göğe çıkmak için mîrâç daveti gönderildi mi? diye sordu. Cibrîl: "Evet gönderildi" diye tasdik etti.
Hazin melek tarafından: "Merhaba gelen zâta. Bu gelen kişi ne güzel yolcu," denildi. Ve hemen gök kapısı açıldı. Ben birinci semaya varınca orada Adem -aleyhisseiam- ile karşılaştım.
Cibrîl bana "bu senin baban Âdem'dir. Ona selam ver." dedi. Ben de selam verdim. Âdem selamıma mukabele etti ve "Merhaba, hayırlı oğlum, salih peygamber" dedi.
Adem -aleyhisseiam- sağına bakıyor gülüyor ve soluna bakıyor ağlıyordu. Sağında cennetlik olan evladlarının ruhları ve solunda da cehennemlik olan evlatlarının ruhları var idi."
Sonra Cibrîl, benimle yukarı yükseldi. İkinci semaya geldi, kapısını çaldı. "Kimdir o?" denildi. "Cibrilim" dedi. "Yanındaki kimdir?" denildi. "Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem- dedi.
Melek de: "Yâ, ona vahy ve mîraç gönderildi mi?" dedi.
Cibrîl: "Evet gönderildi." dedi.
Melek "Merhaba gelen zâta, bu gelen kişi ne güzel yolcu" denildi. Ve hemen gök kapısı açıldı.
Ben ikinci semaya varınca orada Yahya ve İsa peygamberlerle karşılaştım. Yahya ile İsa teyze oğullarıdır. Cibrîl bana "selam ver" dedi. Selam verdim. Onlar da mukabele ettiler. "Merhaba hayırlı kardeş, sâlih peygamber." dediler.
Sonra Cibrîl ile üçüncü semaya yükseldik. -Hadis-i sahîhde-birinci ve ikinci semadaki mükâleme böylece aynen devam etti. Üçüncü semada Yûsuf -aleyhisseiam-, dördüncü semada İdris -aleyhisseiam-, beşinci semada Harun -aleyhisseiam- ve semanın hâzini (meleği) ile mülakat ve selamlaştıktan sonra altıncı kat semada Mûsâ -aleyhisseiam- ile karşılaştı, ona selam verince Musa -aleyhisseiam- da mukabele etti. Sonra "salih kardeş, salih peygamber merhaba" dedi. Ben Musa'yı bırakıp geçince Mûsâ ağlamaya başladı. Musa'ya denildi ki "niye ağlıyorsun?"
-Benden sonra genç peygamberlere beyat olundu ki, onun ümmetinden cennete girenler, benim ümmetimden girenlerden çoktur da ben ona ağlıyorum." dedi.
Sonra yedinci kat semaya yükseldik. Gök kapısı açıldı. "Kim 0?" denildi. "Cibrîlim" dedi. "Yanındaki kimdir?" denildi. "Muhammed" -sallallâhu aleyhi ve sellem- dedi. "Ona miraç daveti gönderildi mi?" denildi. Cibrîl de "gönderildi" dedi. "Bu gelen zata merhaba, bu gelen kişi ne güzel misafir," denildi.
Yedinci kat gökte ibrahim aleyhisselam- bulunuyordu.
Cibrîl, "Bu gördüğün baban İbrahim'dir, ona selam ver" dedi. Ben de İbrahim'e selam verdim. O da selamıma mukabele etti de:
-Ey hayırlı oğul! Ey salih peygamber, merhaba! dedi.
Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz hazretleri buyurdu ki:
Bütün bu menâzil ve manzaralardan sonra Sidre-yi münte-hâya ref olundum. Sidre-i Müntehâ sahası açıktı. Bir de gördüm ki, Sidre ağacının meyvesi Yemenin Hecir karyesinin testileri gibi idi. Cibrîl bana: "işte burası Sidre-i Müntehâdır" dedi.
Sidre-i müntehânın kökünden dört nehir akıyordu. İki nehir zahirî idi. ikisi de bâtınî idi.
"Ey Cibrîl! Bu dört nehir nedir? diye sordum.
Cibrîl:
"Bâtın nehirler cennette iki nehirdir. Zahirî olan nehirler Nil ile Fırat nehirleridir." dedi.
Sonra bana Beyt-i Mâmur keşf olundu, gösterildi. Gördüm ki, ona her gün yetmiş bin melek ziyarete geliyor.
Buyurdular ki: Sonra bana bir kâse hamrden, yani şaraptan ve bir kâse sütten ve bir kâse baldan üç bardak getirildi. Ben süt dolu bardağı aldım, yani sütü alıp içtim.
Cibrîl bana "İçtiğin süt senin ve ümmetinin fıtratı, yani hilkat-ı islamiyyesidir" dedi. Yani, "sütü alıp içtiğinize isabet ettiniz. Eğer şarabı içse idin ümmetin dalâlette kalacaklar idi." demektir.
Miracdan avdetimde Musa'ya uğradığımda, Musa bana:
"-Sana ne emrolundu?" diye sual etti.
Ben de cevaben:
"-Gece ve gündüz bana elli vakit namaz emir olundu" dedim.
Sonra Musa -aleyhisselam-:
"-Senin ümmetin elli vakit namaza takat getiremezler. Vallahi ben muhakkak olarak nâsı tecrübe eyledim ve Benî İsraili şiddetli bir sıkıya tabî tuttum. (Benî israil'in ahlâk-ı zemimelerinin izalesi için çok uğraştım.) Sen Rabbine rücû edip ümmetin için tahfif buyurmasını Allah Teala'dan niyaz eyle." dedi.
Ben de müracaatla niyaz eyledim, on vakit namaz tenzil olundu."
Böyle böyle defaatle Mûsâ -aleyhisselam-'a rücû ve o da daha tenzilini taleb etmesini çünkü ümmmetin bu namazı kılamaya-cağını ve buna tahammül edemeyeceğini söylemesi üzerine -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz tekrar Hak Sübhanehû ve Teâlâ hazretlerine rücû ve müracaat ve niyaz eyledi. Her defasında on vakit tenzil buyuruldu. Her gün on vakit namazla emrolundu.
Yine buyurulur ki: Dönüp Musa'ya geldim. Musa bana evvelki mütalaasını söyledi. Ben de Cenâb-ı Allah'a arz u niyaz eyledim de bu defa beş vakit namazla emrolundum.
Bunun üzerine Musa'ya dönüp geldim. Musa -aleyhisselam-
"Ümmetin her gün beş vakit namaza muktedir olamaz. Muhakkak ki senden evvel ben nâsı tecrübe eyledim. Rabbi'ne tekrar müracaat edip ümmetin için daha tahfîfini niyaz eyle." dedi.
Ben de cevaben: Rabbim tealaya çok niyaz eyledim. Tâ ki bir daha arz u niyaz eylemekten utanırım. Bir daha müracaat edemeyeceğim ve bu beş vakit namaza razı ve buna teslim olacağım, dedim.
Sonra ben Musa'nın bulunduğu mahalli geçtiğimde bir mü-nâdî, yani Hak Sübhanehû ve Teâlâ Azze ve Celle Hazretleri:
"Ben beş vakit namazla farîzamı imza ve irâde eyledim ve kullarımdan tahfîf eyledim" diye nida eyledi.
İşte beş vakit namazın ümmet-i Muhammed üzerine farz olmasına irade-i Sübhâniye şeref-i tealluk eyledi.
Cebrail -aleyhisselam- Sidre'de kaldı. Çünkü Sidre'den öte bir parmak ucu yaklaşmış olsaydım yanardım, demiştir. Sidre'yi, ilahi bir nûr kaplamıştı. Sidre'den ötesi tasvir ve beyâna sığmayan bir âlemdi. En-Necm sûresinde:
"Sizin Rasûlünüze o vahyi kavî ve şedîd olan Cibrîl-i Emîn ta'lim etti."
"O Cibrîl-i emîn ki kuvvet ve akılda kemal, manzarada heybet ve azamet sahibidir." (Necm, 5-6) buyurulur.
Allah'ın halkettiği hey'et-i asliyyesi üzere müstakîm ve memur olduğu işlere kuvvetle müstevlî oldu.
Cümle enbiyaya Cebrail vahiy ile benî Adem suretinde geldiği kaviyyen mervîdir. Belki Fahr-i âlem -sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretlerine iki defa, biri Hira dağında vahy-i ilahi getirdiğinde ve bir de Mîrac-ı Nebîden avdetinde Sidre'de hey'et-i asliyyesi ile görünmüştür.
Cibrîl-i Emîn kavîdir. Kuvvetine delil, Lût kavminin karyelerini emr-i ilâhî ile altüst etmesidir ve Semûd kavmini bir sayha ile helak eylemesidir. (Musâhabe-3, Mahmud Sami Ramazanoğlu, 31-37)
Yusuf Demireşik


eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
«Yâ Cebrail, Bana Cehennemi Anlat» SimaL Cennet-Cehennem 1 22.11.2013 20:44
Hayat bir yolculuk mu? YuReK SiirLer 2 28.04.2013 16:28
Göğe BakaLım ... YuReK SiirLer 0 22.04.2013 14:25
C - Harfiyle Başlayan islami Rüya Tabirleri OguzHaN Rüya Tabirleri 75 05.03.2013 19:47
Yüce Allah’a yolculuk... eSiLa Allah'a Iman 0 18.12.2012 17:07


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları