Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Özel Gün ve Gecelerimiz > Özel Gün Ve Gecelerimiz > Mubarek Geceler

erat kandilini en iyi şekilde değerlendirmek için yapmamız gereken vazifeler


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Mubarek Geceler - kategorisi altındaki erat kandilini en iyi şekilde değerlendirmek için yapmamız gereken vazifeler isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 18.06.2013   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Post erat kandilini en iyi şekilde değerlendirmek için yapmamız gereken vazifeler

SORU:

Berat kandilini en iyi şekilde değerlendirmiş olabilmek için yapmamız gereken vazifelerimiz nelerdir?

CEVAP:

Bismillahirrahmanirrahim

Yapacağımız ibadet ve duaların muhakkak kabul olunacağına ve ALLAH Teâlâ'nın biz kullarına olan ikram ve izzetinin bol olacağına inanarak, bu şuur ve idrak içerisinde Berat Gecesi ve gündüzünü şöylece ihya etmeye çalışmalıyız:

1- Geceyi oruçlu olarak karşılamak, geceyi ibadetle geçirmek ve ertesi gün yani Berat günü oruç tutmak. Hz. Ali (R.A.) den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Şaban ayının yarısı yani Berat gecesi olduğu zaman kalkınız, o geceyi ibadetle geçiriniz, gündüzünde de oruç tutunuz...”1 Binaenaleyh Şaban ayının 14 ve 15. gündüzünü mutlaka oruçlu geçirmeliyiz. Dedikodudan, yalandan, harama bakmaktan sakınmalıyız.

2- İftarımızı yapıp ALLAH Teâlâ'ya şükrettikten ve akşam namazından sonra, üç defa Yasin-i Şerif okunacaktır. Her Yasin'den sonra bir defa Berat duası okunacaktır. İlki, Cenab-ı Hak'tan hayırlı ve uzun ömür isteği, kaza ve belâ'dan emin olmak; ikincisi, helâl bol rızık temennisi; üçüncüsü de son nefesinde hüsn-i hatime, kâmil imanla ölmek niyeti ile okunacaktır.
Berat gecesi duasını diğer cevaplarımızda bulabilirsiniz.

3- Namaz kılmak. Bu geceyi namaz kılarak ibadetle geçirmenin sevabı çok büyüktür. Berat gecesi ve gündüzündeki namazları cemaatle kılmaya son derece gayret göstermelidir. Bu gecede ibadet etmenin ve nafile namaz kılmanın çok sevabı vardır. Fakat Berat gecesine mahsus, şekli muayyen ve kılınması sünnet olan bir namaz yoktur. Bu gece kılınacak olan nafile namazına: “Salatu'l-hayır=hayır namazı” denilmiştir ki, birçok rivayette yüz rekâttır.
Berat gecesi kılınacak namazı diğer cevaplarımızda bulabilirsiniz.

4- Bu mübarek gece kusur ve günahlarımızdan tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. En azından bir tesbih “Estağfirullah” demeliyiz. Diğer kutlu zamanlar gibi Berat gecesi de, özümüze dönerek gaflet içinde geçen günlerimizi sorgulama, unutarak ve bilmeyerek işlediğimiz hatalara tevbe edip bağışlanma dileme, kendimizi ve irademizi yenileme zamanıdır. Berat Kandili, ilâhi rıza ve desteği kazanacak işler yapmamız, iç dünyamıza dönüp kendimizi sorgulamamız, kulluk bilincine ulaşarak dua ve niyazda bulunmamız için güzel bir fırsattır. Bu gece ihsan edilip alınacak Berat’ın gönül ve ruh temizliğinden geçtiğini unutmayalım. Mükâfatların sınırsız olarak verildiği bu gece, kalplerimizin, duygu ve davranışlarımızın her türlü kötülükten arınması, dinimiz hakkında sağlıklı ve doğru bilgimizin artması, aramızdaki sevgi ve bağışlamanın hepimizi kucaklaması için yeni adımlar atma imkânıdır. Tevbe, günahla kirlenen ruhumuzu yıkamanın ve yeniden dirilişin ifadesidir, tevbe ruhu arındırmanın en güzel yollarından biridir.

Unutmayalım ki Cenab-ı Hakk'ın bu gece ve gündüzündeki bu büyük rahmeti, mağfireti ve bağışlaması hiç şüphe yok ki ona talib ve lâyık olanlar içindir. Öyle değil mi ya? Kusurlarını, günahlarını idrak etmeyen veya edip de bunlarda hâlâ ısrar edenler, afv ü mağfiret ihtiyacı içinde oldukları halde, tevbe ve istiğfarda bulunmayanlar, mağfiret-i İlahiyyeye nereden ve nasıl nail olacaklardır? Yapılacak tevbe samimi-gerçek olmalı, bir daha o günaha dönülmemelidir. Tevbe dil işi değil, kalp işidir. Tevbe, vücudun bütün azalarının Cenab-ı Hakk’ın emrine dönmesi demektir. Sözü papağan da söyler, amma idrak etmeden söyler. Nitekim:

Eylesen tûtîyi ta’limi eder kelimât
Sözü insan olur amma, özü insan olmaz!

denilmiştir. Tûti, papağan demektir. Papağana konuşmayı öğretsen, sözü insan gibi olur, amma özü insan olmaz, kuştur yine. Papağandır, tabiatı neyse odur. Hâl değişmeli ki, tevbe makbul olsun. Kul hakkı varsa, mutlaka helâlleşmek gerekir. ALLAH Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Samimi bir tevbe2 ile ALLAH'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter.Peygamberi ve O’nunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde ALLAH sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından amellerinin nurları aydınlatıp gider de: “Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin derler.”3

Kelime olarak, günahlardan arınıp Yüce Mevla’nın af ve mağfiretine erişmeyi ifade eden berat’ın gerçekleşmesini umduğumuz bu geceyi idrak eden her insan, bu gayeye erişmenin heyecanını yaşamalı, af ve mağfiret çağrısının daha da yoğunlaştığı bu gecede, ALLAH Teâlâ’nın:

“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! ALLAH'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü ALLAH bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok mağfiret edici, çok merhamet edicidir.”4 Müjdesinin farkına vararak kendi özüne dönmeli, günah ve kusurlarından dolayı tevbe etmeli, ibadet ve dua ile Rabbine yakınlaşmalı, ümitlerini canlandırmalı, yeni bir ümit ve kararlılıkla geleceğe bakmalı, bağışlama ve bağışlanma duygularını güçlendirmeli, kendimiz, ailemiz, ülkemiz, bütün Müslümanlar ve insanlık için dua ve niyazda bulunmalıdır.

Bu âyet-i kerimede ALLAH'ın rahmet ve muhabbetinin sonsuzluğu ifade edilmektedir. O'nun rahmeti her şeyi kuşatmıştır, her insan bu ilâhî rahmetten istifade edebilir. Ancak şu hususa dikkat etmek gerekir ki “ALLAH'ın rahmetinden ümit kesmeyin” demek, günah işlemeye devam edin, demek değildir. Bundan maksat, en günahkâr insanların bile tevbelerinin kabul edileceğini bildirmek, dolayısıyla bir an evvel kötülükten vazgeçip ALLAH’a dönmelerini teşvik etmektir. Çünkü tevbe kapısı daima açık. ALLAH-u Teâlâ Hazretleri kulun tevbe etmesini sever. Günahını itiraf etmesini sever. “Eğer, kullar günah işlemeseydi, ALLAH'ın gaffarlığı nerede kalacaktı?” diyor, büyükler. Gaffarlığı, gafur ve rahim olması, günahları affetme sıfatının olması o zaman nerden anlaşılacaktı? O’nun için tevbe kapısı açık. Tevbe ederse kurtulur hasılı.
Tevbe, sadece belli günahları işleyenlerin başvuracağı bir af kapısı değil, herkesin yapması gereken bir ibadettir. Çünkü tevbe, ruhumuzu arındırmanın en güzel yollarından biri ve yeniden dirilişin bir vasıtasıdır. Kur’an-ı Kerim, ameli ne olursa olsun istisna koymaksızın herkesi tevbeye davet etmekte ve şöyle buyurmaktadır:

“…. Ey mü’minler! Hep birden, bütün günahlarınızdan ALLAH’a tevbe ediniz ki, felaha, kurtuluşa eresiniz.”5

Ruhi olgunluğun doruğuna yükselmiş peygamberlerle beşer arasında bu bakımdan fark yoktur. Egar el-Müzenî (R.A.)den rivayete göre Sevgili Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
“Ben günde 100 kez tevbe-istiğfar ederim”6

buyururken bu gerçeğe işaret etmektedir. Bu itibarla, idrak ettiğimiz Berat Gecesini eşsiz bir fırsat bilelim ve hayatımızın son kandili gibi kabul edelim. Kandil gecelerinin, ömür yapraklarının birer birer koptuğu, son Berat Gecesinden bu yana bir yıl daha yaşlanıldığını unutmayalım. Her anın, her zaman diliminin gereğini yapabilenler, hayatlarının sonunda pişman olmayacaklardır.

Netice itibariyle, içerisinde bulunduğumuz bu mübarek günlerin kırbaçla dokunur gibi ruhumuza ihtar ettiği ortak bir hakikat vardır. Hal lisanıyla söylenen bu hakikat şudur:

“İman edenler için, ALLAH’ın zikri ve kendilerine inen hakikat sebebiyle kalplerinin ürpereceği, saygıyla yumuşama zamanı daha gelmedi mi?”7

Büyüklerimizden olan, fakat zamanla eşkıyalık yapan bir çetenin reisi olan Fudayl b. İyaz “K.S.”, bir gün yüksekçe bir duvarın üzerine çıkmış, aşık olduğu kadını seyrediyor, onunla muhabbet ediyordu. O sırada biraz ileride bir zat da yukarıdaki ayet-i kerimeyi okuyordu. Fudayl, kırbaç gibi ruhunda şaklayan:

“Kalplerinin ürpereceği, saygıyla yumuşama zamanı daha gelmedi mi?”ayet-i kerimesini duyar duymaz kendini yere atmış ve: “O an geldi ya Rabbi” diyerek tevbe etmişti.8 İşte o an, Fudayl’ın Hakk’a kavuşma yolunda yeni bir dönüm noktasıydı.

Ayet-i kerime bizi de tevbeye davet ederek içinde bulunduğumuz şu günlerde geniş mefhumuyla şöyle ihtarda bulunuyor: “Mübarek Şaban ayına girdiniz, Berat gecesine eriştiniz, bir yılınızı daha geride bıraktınız. Bu elinizdeki son fırsat olabilir. Hâlâ ALLAH’ı zikrederek ve Kur’an-ı Kerim okuyarak kalplerinizin yumuşama zamanı gelmedi mi?

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
2-BAKARA Suresi TuRKuaZ Kur'an Meali 1 26.12.2015 16:16
Kuran'a göre ideal müslüman kadın karakteri SıLa Dini Konular 3 08.05.2014 11:05
Tayyip Erdoğan'ın cihadı sabuha Serbest Kürsü 0 23.03.2013 12:33
İslam Alimleri - GAZÂLÎ SıLa iSlam Alimleri 1 18.12.2012 09:35
Mevlana Celaleddin Rumi eFe iSlam Alimleri 0 17.12.2012 17:56


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları