Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > Namaz > NamaZ

Allah sadece kendisinin rızası için olmayan bir amelden başkasını kabul etmez (Nesâî,


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki NamaZ - kategorisi altındaki Allah sadece kendisinin rızası için olmayan bir amelden başkasını kabul etmez (Nesâî, isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 23.03.2015   #1
Üye
bencan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Mar 2015
Üye Numarası: 532
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 23
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: bencan is an unknown quantity at this point
Standart Allah sadece kendisinin rızası için olmayan bir amelden başkasını kabul etmez (Nesâî,

Allah sadece kendisinin rızası için olmayan bir amelden başkasını kabul etmez (Nesâî, Cihad, 24) hadisine göre, fıkıhtaki, farzlardaki riya ve gösteriş namaza zarar vermez, içtihadı zıt düşmüyor mu?

Konuyu birkaç madde halinde açıklamakta yarar vardır:

- “Farzlara riya girmez” ifadesinin manası şudur: Genel olarak riyakârlık -daha çok- amel / iş yapan kişiyi diğerlerinden farklı kılan konularda söz konusu olur. Bu da herkesin yapmadığı artı faziletleri ihtiva eden sünnet cinsinden olan işlerde geçerlidir.

Mesela, sünnet orucu tutmak, teheccüd namazı kılmak, zekâtın dışında infakta bulunmak gibi konular -sahibini farklı kılan özellikleri sebebiyle- riyaya müsait olan işlerdir. Bunun için, bunların gizli yapılması daha uygun görülmüştür.

Farzlara gelince, bunları genellikle mümin olan herkes yaptığı için, herhangi bir kimsenin bu konuda bir ayrıcalığı söz konusu değildir. Bu sebeple farzlarda başkalarına karşı -kişiyi farklı kılan bir durum olmadığından- riyakârlık ve gösteriş yapma ortamı oluşmuyor. Meğer ki kişi iliklerine kadar riyakâr bir huya sahip olsun. Örneğin, Ramazan ayında bir kimse “oruçlu olduğunu” söyleyerek bir imtiyaz kazanmaz. Fakat pazartesi ve perşembe günlerinde oruç tutmak, önemli bir özellik olduğu için gösteriş yapılabileceği bir ortam hazırlayabilir. Tabii bu demek değildir ki, sünnet türü amelini açığa vuran herkes riyakârdır veya farz olan amellerde hiç kimse riya yapmaz.

- “Farzlardaki riya amelin sıhhatine zarar vermez” demek, o amelin makbul olduğu manasına gelmez. Bilindiği üzere, fıkıh, amellerin ve muamelelerin zahirine bakarak hüküm verir. Onların batınlarıyla, iç kısımlarıyla ilgilenmez. “İşin zahirine göre hüküm verip, batınını / gizli olan iç durumunu Allah’a havale ederiz.” prensibine uygun olarak hareket eder. Bunun manası şudur:

Fıkıh, bir farzın ilmen kabul edilen şartlarına bakarak onun sahih olup olmadığına karar verir. İnsanlardan gizli olan işin iç kısmıyla ilgilenmez, ilgilenemez. Mesela, bir namazın şartlarına uygun kılındığı halinde onun sahih olduğuna karar verir. Fakat bu karar o namazın gizli olan -iyi, kötü- niyet sebebiyle makbul olup olmadığını bilemez ve o konuda hüküm veremez. Hadislerde şirk-i hafi olarak ifade edilen riyakârlığa dikkate çekilmesi işin fıkhî boyutunu değil, Allah katındaki değerlendirmeye dikkat çekilmiştir.

Mesela, bir insan namazın herhangi bir şartını yerine getirmediği takdirde onu gören bir kadı efendi -şeriatın zahirine bakarak- namazını yeniden kılmasını ister, fakat şartları yerine getirilen bir namazın içinde gösteriş yapıldığını bahane ederek bunu isteyemez.

Nitekim, Hz. Peygamber (a.s.m) tadil-i erkâna riayet etmeyen bazı kimselerin yeniden namazlarını kılmalarını -hatta bunu üç defa kıldırdığını- gösteren rivayetler vardır. Çünkü, burada hükmün zahiri çiğnenmiştir. Halbuki, zahiri şartlarına riayet ederek namaz kılan ve gerçekte namazın farz olduğuna bile inanmayan münafıklardan -onları bildiği halde- namazlarını yeniden iade etmelerini istememiştir. Çünkü, bu konu gizlidir, kişi ile Allah arasında kalan bir sırdır. Bir kadı efendi kalkıp da onlarla “târiku’s-salat / namazı terk edenler” muamelesini göremez.

Ahirette elbette hükmünü Allah verecek ve münafıkların bütün ibadetlerini boşa çıkaracaktır. İşte bazı hadislerde söz konusu edilen ve “Şüphesiz Cenab-ı Allah sadece kendisi için ve kendisinin rızası için olmayan bir amelden başkasını kabul etmez.” manasına gelen rivayetlerin anlamı budur.

- İşin özeti şudur: İslam’a göre, gerçekte gizli olarak kâfir olduğu halde dışa yansıyan yüzüyle, lisanıyla “mümin olduğunu söyleyen” kimse dünyada mümin muamelesini görür. Ahirette ise kâfir muamelesini görür. Şartlarına uygun namaz kılan kimse dünyada namazını kılmış bir mümin olarak değerlendirilir. Eğer kıldığı bu namazı tamamen gösteriş olarak kılmışsa ahirette namaz kılmamış kimsenin muamelesini görür. Ebu Hureyre’nin Resulullah (asv)’dan aktardığı bir kudsî hadis-i şerifte bu gerçeğe işaret edilmiştir:

“Allah buyurdu ki; Ben ortakların en zengin tarafıyım. Kim yaptığı bir amelde benimle beraber başkasını da ortak etmişse, onu şirkiyle (bir rivayette ortak koştuğu şerikiyle) baş başa bırakırım.”(Müslim, Zühd, 46).

İmama Nevevî’ye göre, bu hadisten anlaşılan; sadece riyakârlık için ibadet eden kimsenin ameli kabul olmayacak ve sahibi de -sevap kazanması şöyle dursun- günah kazanacaktır.(Nevevî ilgili hadisin şerhi)

bencan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Allah rızası Rabia Aktif Konular 2 29.03.2015 23:14
Allah rızası için, denilen her şeyi yapmak mı gerekir, bu konuda bir sınır yok mudur? SıLa Soru Ve Cevaplar 0 05.04.2013 11:23
ALLAH rızası için sevmek eSiLa Allah'a Iman 0 18.12.2012 17:06
Allah Rızası HiCReT Dini Hikayeler 0 14.12.2012 12:05
Allah Rızası OguzHaN Dini Hikayeler 0 10.12.2012 03:25


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları