Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSLam Tarihi > iSlam Tarihi > OsmanLi Tarihi

Osmanlı istanbul'unda ramazan


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki OsmanLi Tarihi - kategorisi altındaki Osmanlı istanbul'unda ramazan isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 11.01.2013   #1
BuZ KeSMiŞ YüReGiM
YuReK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 44
Arkadaşlar: 3
Konular:
Mesajlar: 4.906
Rép Puanı: 20010
Rép Grafiği: YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute YuReK has a reputation beyond repute
Standart Osmanlı istanbul'unda ramazan

OSMANLI İSTANBUL'UNDA RAMAZAN
Erdoğan KESKİNKILIÇ*
Ramazan İslam toplumunda diğer aylara göre daha ayrıcalıklıdır. Ramazan ayının bu özelliği Osmanlı Dönemi İstanbul halkı tarafından da anlaşılmış olup, toplum gündelik hayatını Ramazan ayına göre şekil­lendirmiştir. Toplumun büyük bir kısmı hasretle Ramazanı bekler, bu ay içinde ruhani seviyelerinin zirvelerine ulaşırdı. Ruhani zevklerin had safhaya ulaşmasının yanında, içtimai yardımlaşma, eğlence, yeme -içmedeki çeşitliliğin ve zenginliğin ortaya çıkması gibi nice faaliyetlerle bambaşka ufuklara kanat açılırdı. Yediden yetmişe, fakirden zengine,reayadan padişaha toplumun bütün bireyleri bu ayın faziletlerinden ve nimetlerinden istifade ederdi.
Ramazan ayına devlet görevlileri çeşitli hazırlıklar yapardı. 1834 yılında Serasker Hüsrev Paşa, İstanbul kadısına yazdığı tezkere İle pa­dişahın bu ayda çeşitli camileri dolaşacağından gerekli emniyet tedbir­lerinin alınması, asayişin sağlanması, halkın ibadetini camilerde rahat­lıkla yapabilmesi için gerekli şartların sağlanması ve herkesin dükkân ve evlerini temiz tutması gibi hususları belirtmiştir.
Ramazan ayının ilk on beş gününde selâtin camilerde "Merhaba Ya Şehr-i Ramazan" (şehr, ay demektir) ve "Safa Geldin Ya Şehr-i Rama­zan" gibi ibarelerin yazıldığı mahyalar kurulurdu. Bu mahyalarda ayın on beşinden sonra uygun resimler yer alırdı.
İtibarlı vaizler ve kıraati güzel olan hafızlar belli başlı camilerde vaaz verip Kur’an okurlardı. Halk bu camilere akın eder, bu kişilerden isti­fade ederdi.
Devlet ricali ile ulemanın konaklarında verdikleri iftarlar ve iftar arkası ilmî ve edebî sohbetler birer ilim ve terbiye ocakları hâlini alırdı. Varidatı yerinde olan konak sahipleri konaklarında fakirlere de zengin iftarlar verirdi.

Ramazan ayında, diğer zamanlardan farklı olarak gece geç vakitlere kadar sokaklarda duran halk, bu ayı bir düğün edasıyla yaşardı. Kahvehaneler, dükkânlar, sahura kadar açık olduğundan meşale ve fenerler cadde ve sokakları ışıl ışıl aydınlatırdı. Halkın çoğu sahura kadar yatmaz kimi ibadet ile meşgul olur, az bir kısmı da XIX. yüzyıldan itibaren Direklerarası eğlenceleri, Şehzadebaşı tuluat sahneleri, Karagöz oyun­ları, orta oyunlar, kukla ve hokkabazlar ile hoşça vakit geçirirlerdi. Gün boyu oruçlu olan halk, iftardan sonra gittikleri kahvehanelerde Ramazan üzerine hikâyeler dinlerdi. Bazen de kitaba düşkün olan kahveciler, sahaflardan kiraladıkları Kan Kalesi, Hamzaname ve Battal Gazi gibi kitapları bir müşterisine okutturup, diğer müşterilerin de dinlemesini sağlardı. Bazen de kıraati iyi olmayan kişiler kitap okurdu. Bunlar çoğu yerde hecelerdi. Hecelenerek okunan kitabın konu bütünlüğü kaybolur, fakat kahve halkının ekserisi orta yaş üzerinde olduğu için kimi uyuklar, kimi nargilesini çektikçe öksürmeye başlardı. Buna rağmen kahve hal­kı, kitaplardaki hikâyeleri çok defa dinlediklerinden hecelenip anlaşıl­mamış gibi görünen kısımlar ya daha önce dinlenilmiş ya da başka bir zaman yine dinlenileceğinden mesele yapılmazdı. İlginç bir gelenek de kahvecinin kitabı okuyandan kahve parası almamasıydı.
Ramazan ayının toplum içindeki en belirgin özelliklerinden biri de hiç kuşkusuz iftar sofralarındaki yiyeceklerdi. İftar sofraları, sofra sa­hibinin sosyal ve ekonomik gücünü, konağın tanzimi, konak hizmet­çilerinin hizmetleri gibi geleneği yansıtması açısından da önemliydi. İftarda yemekten önce iftariyelik kahvaltıları, salatalar, meyveler, zemzem fincanları, Medine hurması, hardal tabakları tepsisinin en küçük teferruatına kadar nizam ve intizam içerisinde olunmasına dikkat edilir ehemmiyet verilirdi. Limonlar ortasından kesildikten sonra çekirdekle­ri yemeğe düşmesin diye tüller içinde ipek ve renkli kurdelelerle bağla­narak tabaklara konulurdu. İçme suları, kapalı ve tabaklı saksonya bar­daklarla hizmetçiler elinde tutulurdu. Yemeğin sonunda mutlaka hoşaf bulundurmak hemen her türlü Ramazan sofrasında gelenekti.
Büyük konaklarda iftardan sonra kahve ve çubuk (nargile) hile bir teşrifat içinde yapılırdı.
İftarların geleneksel görüntülerinden biri de, iftardan yarım saat önce fırınların önünde oluşan kuyruklardı. XIX. Yüzyılda Şehzadebaşı Sebili'nin yakınında bulunan fırının yumurtalı ve yumurtasız olmak üzere pişirip renkli uçurtma kağıtlarına sardığı pidelerden almak için Fatih'ten bile gelenler olurdu.
Yaz Ramazanlarında üst düzey devlet görevlileri yalılarında bulunurlardı. Bu yalılara kayıklarla gelenler kayıklarındaki iftariyeliklerle oruçlarını açarlar, "terkeş" denilen çubuklar yakıldıktan sonra yalıya çıkarlar akşam namazının eda edilmesinden sonra iftar yemeğine geçilirdi. Ra­mazan gecelerinde sahilhanelerin önleri misafir kayıklarıyla dolar, Kâğıthane İmrohor Köşkü, Küçüksu, Çubuklu gibi mesire yerlerinde gruplar hâlinde iftar edilir, mehtap gecelerinde ilahiler okunur ve teravihler kı­lınırdı.
Konak ve yalılara gelen misafirlerden başka fakır halk için de üç-beş sofra hasırlanır, davetsiz gelen geri çevrilme; iftara alınırdı. Zengin yemek çeşitleriyle iftar edenler sonra o zamana kadar görmedikleri tatlılarını yer şerbetlerini içerlerdi. Ayrıca bu fakir ve düşkün misafirlerin her birine "diş kirası" adıyla uygun miktarda atiyye verilirdi.
Kadir Gecesi'nin olduğu akşamlarda Ayasofya'da iftar etmek önem­li bir gelenekti. Hem devlet bürokrasisi hem de halk bu geleneğe uyar­dı. Camilerde mukabele okuyan hafızların çoğu Kadir akşamları ikindi namazından sonra hatim dualarını yaparlar ve halkın büyük bir kısmı bayram alışverişine başlarlardı. Arife günü alışverişin yapıldığı sergiler toplanır, verilmediyse sadaka-i fıtır muhtaçlara ulaştırılırdı. Ramazan ayı­nın bitişi ile halk büyük bir hüzün duyar "Cenabı Hak nicelere yetişmek nasip evlesin." duaları edilirdi.
Tulumbacılar kendi mahallerinde işlek bir cadde veya sokakta büyük­çe bir kahvehaneyi Ramazan ayı müddetince kiralarlardı. Kahvehanenin içini, tavanını, oturacak yerleri, ocak yerini, kapısını elvan renkli kâ­ğıtlardan yapılmış zincir gibi birbirine takılmış gül şekilleriyle süslerler, tavan ve duvarlarının uygun yerlerine bu süslerden yapıştırıp aralarına yaldızlı kâğıtlar ve şamata telleri asarlardı. Tulumba âletlerinden bazıla­rını duvarlara arma gibi asarlardı. Kendileri özel yapılmış bir set üzerine otururlar, ellerine topraktan testi biçiminde, altına def gibi deri geçirilmiş darbukalarını, gırnata ve üç kollu zilli maşalarını alırlardı. Bu zilli maşa mangal maşasının iki-üç kat uzunluğunda demirden, her bir başı üç kollu olur ve başlarına karşılıklı köçek zilleri takılır, bunlar birbirlerine vurul­dukça ses çıkartırlardı. Ayrıca üstünde deri gerilmiş İki bakır tastan ibaret olan ve yuvarlak başlı küçük iki sopa ile vurulan çifte nara vardı. Bunları hep birden özel bir tanda çalarlar, yüksek sesle kendilerine has bir eda ile "Adam aman" diyerek maniler, koşmalar söylerler, divanlar okurlardı.
Ramazan adetlerinden biri de türbe ve mezar ziyaretleriydi. Fethiye, Kariye, Toklu Dede camileri, sahabe türbeleri ziyaret edilirdi. Halk ara sında Ramazanın ilk Cuma namazını Ayasofya, ikincisini Eyüp Sultan, üçüncüsünü Fatih son Cuma namazını da Süleymaniye camilerinde kılınması şeklinde gelenekler vardı. Ramazan ayının on beşinci günü Hırka-i Şerifin resmi açılımı yapılırdı.
Ramazan davulcuları, Ramazan ayı ile anılan en önemli unsurlar­dandır. Çoğu Kıptî, bazıları da tulumbacı delikanlılardı. Biri boyuna ufak boy bir davul asar, diğeri eline bir cam fener alır, mahalleleri dola­şır, büyük ev ve konak kapılarında durur, kendilerine has bir ritm için­de davul çalar, mani okur, bahşiş beklerlerdi. Ezbere bildikleri Ramazan manileri ile konak kethüdalarını coşkuya getirmelerine göre bahşiş aldıklarından, söylenen maniler birbirlerinden hoş ifadeler taşırdı.
Ramazan ayındaki İstanbul hayatı, bu ayda İstanbul'da bulunan yabancı seyyahların da ilgisini çekmiştir. Özellikle Müslümanların gün boyu oruçlu olmaları, iftar ve sahur yemekleri, konaklardaki iftar davetleri, akşam ve teravih namazları, iftar sonrası eğlence ve kahvehane sohbetleri seyyahların ilgisini çekmiştir. Seyyahlar kendi üsluplarına göre tespitlerini kaleme almışlardır.
Faydalanılan Kaynaklar:
Abdülaziz Bey, (Has. Prof. Dr. Kazım Atışan, Duygu Arısan Günay), Osmanlı Adet, Merasim ve Tabirleri Toplum Hayatı, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, 1995.
Balıkhane Nazırı Ali Rıza Bey, (Has. Ali. Şükrü. Çanık), Eski Zamanlarda İstanbul Hayatı, Kitabevi, İstanbul, 2001L
Dorina L. Neave, (Çev. Osman Öndeş), Eski İstanbul'da Hayat, Tercüman 1001 Temel Eser, İstanbul, 1975.
Edmondo De Amıcıs, (Çev. Prof.Dr. Beynun Akyavaş), İstanbul (1874), Kuttur Bakan|ığı Yayınları, İstanbul, 1986.
Halit Fahri Ozansoy, Eski İstanbul Ramazanları, İnkılap ve Aka Kitabevleri, İstanbul, 1968.
Yrd. Doç. Dr. Fatih Ünv. Tarih Bölümü
Tarihte Ramazan-Ertuğrul Tarık KARA





Click the image to open in full size.
YuReK isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ramazan'in Unutulmaya Yuz Tutan Gelenekleri eSiLa Ramazan Ayı ve Orucu 0 09.01.2013 20:17
OsmanLı Mezar Taşlarının DiLi YuReK OsmanLi Tarihi 0 08.12.2012 17:06
OsmanLı PadişahLarı ,Kanuni Sultan Süleyman Han eFe OsmanLi Tarihi 0 28.11.2012 19:22
OsmanLı PadişahLarı - Sultan II. Mahmud Han eFe OsmanLi Tarihi 0 28.11.2012 17:21
OsmanLı PadişahLarı - Sultan II. Abdülhamid Han eFe OsmanLi Tarihi 0 28.11.2012 17:16


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları