Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSLam Tarihi > iSlam Tarihi > OsmanLi Tarihi

Osmanlıda Devşirme


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki OsmanLi Tarihi - kategorisi altındaki Osmanlıda Devşirme isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 28.11.2012   #1
Üye
_Sinan_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 54
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 33
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: _Sinan_ is an unknown quantity at this point
Standart Osmanlıda Devşirme

Osmanlı tarih ve tetkiklerinde bizi en çok meşgul eden kurumların başında devşirmelik gelir
Devşirme, çok kısa bir tarifle, devletin kapıkulu ocakları olan sipahilerle,yeniçerilerin yenilenmesini temin etmek için ortaya çıkmıştır, çünkü insan ve savaşçı yüzü yenilenmek zorundadır.Hıristiyan çocuklardan devşirme alınmıştır.Niye Hıristiyan çocuklardan diyoruz ? Çünkü Musevi toplumundan,Osmanlılık'ın Musevi kompartımanından devşirme alındığı görülmemiştir.Bunun nedeni antisemitizm veya Yahudilik aleyhtarlığı değildir,Yahudilerin şehir toplumu olmasıdır.
Devşirme kurumunda temel kaidelerden birisi,şehir uşağının ocağa alınmamasıdır ; çünkü şehir uşağının gözü açıktır,muhtelif cereyanlara,akımlara mensup olabilir.Bu yüzden kültür bakımından artık kendine göre bir kişiliğe kavuşmuştur, bir kimlik elde etmiştir.Dolayısıyla bu ocağın gerektirdiği tekdüze, tek yönlü bir kimliğin şehirliye verilmesi mümkün olmayabilir. Bunun dışında Müslümanlardan devşirme alınmadığı söylenir.Bu genel bir kuraldır ama istisnasıda yok değildir.Bazı müslüman köylerden de çocuk devşirilir.Bunu köylerin ahalisi istemiştir. Devşirme emini, tek çocuklu ailelerin, tek erkek çocuğu olan ailelerin çocuğunu devşirmez.
Devşirme işlemi, birkaç yılda bir yapılırdı ve sayı genelde birkaç bin çocukla sınırlı tutulurdu.Bazen sayı 5-6 bine kadar ulaşır ama fazlası olmazdı ve bu olay her yıl yapılmazdı. Bazı Balkan tarihçilerin ve Hıristiyan yazarların ileri sürdüğü gibi yetişen bütün yeni gençlik Osmanlı savaş gücünün içine alınmış,Türkleştirilmiş ve böylelikle Balkanlarda adeta milleti sürükleyecek,ayaklanma yaratacak; belki bağımsızlığı elde edecek sağlıklı genç bir nüfusun yeşermesine müsade edilmemiştir gibi bir hayalperest ifadenin gerçekle ilgisi yoktur.
İlk olarak köy çocuğu tercih edilir, çünkü kendi dini bakımından da kendi dili bakımından da değişmeye en açık köy çocuğudur.Burada kural vardır.İvo Andriç'in romanı Drina Köprüsü'nde yazdığı gibi öyle 3-5 yaşında çocuk sepete konup götürülmez. Devlet, kızamık,kuşpalazı gibi çocukluk hastalıklarıyla uğraşacak durumda değildir, Osmanlı bebek bakıcısı değildir. Okula gidecek yaşa gelmişler devşirilir. Demek ki 9 yaşın üstündeler, gene aynı şekide 14-15 yaşın üzerinde de devşirme alınması pek adet değildir; çünkü böylelerine literatürde "sakallı" diye tabir edilir..Bunların yetiştirilme yaşı geçmiştir.
Genellikle çocuklar kimliklerini unutacak yaşta değillerdi. Yani ileri yaşta da hangi köyden geldiğini, anasını, babasını,akrabalarını hatırlar.Örnekler vardır, Sokoloviç Mehmet Paşa gibi. Sokullu bütün ailesini sonradan aynı şekilde devlet hizmetine almıştır. Herkes kendi yerini bilir. Unutulan şey, çocukların konuştukları dil ve dinleridir.Bunlar belirlimerkezlere getirilir, sünnet edilirler ve ondan sonra ayrılırlar.Çok zeki ve güzel olanları Enderun mekteplerine alırlar ki burada bunlar saray hizmetlileri olacaklardır ve belirli bir kademeden sonra Birun'a çıkmak dediğimiz, yani sancak beyi payesiyle veya ona eşit payelerle devlet hizmetine gireceklerdir.
Dünyada hemen hemen hiçbir devletin protokolü, yüksek zümreye baktığınız zaman Osmanlı Devleti kadar göz alıcı değildir. Çünkü Osmanlı Devlet protokolü hepsi fiziki bakımdan mükemmel,fevkalade zeki ve tüm ırkların en seçkinlerinden meydana gelmiş devlet adamlarından oluşur. Her devşirme bazılarının sandığı gibi zorla alınmaz Hatta bazı fakir köyler çocuklarını bu yolla kurtulacağına, yükseleceğine inanarak gönüllü olurlar. Tabi kaderde bir asker olarak savaşta ölmekte vardı. O alınan çocukların kimisi bir yeniçeri neferi olarak kalacaktır, kimisi de Sokullu Mehmet Paşa,Mahmut Paşa gibi koca imparatorluğun kaderini elinde tutan başvezirler olacaktı.
Enderun dediğimiz mektep, sınıf bulunana bir okul değildir, zaten burda insanlar hizmet içi eğitim görürler, koğuştan koğuşa terfi ederler. Padişah sarayında kendilerini beğendikçe padişaha daha yakın hizmetlere verilirler. Burada sözlü ve yüz yüze bir eğitim görürler. Spor da vardı, resim de , hüsn-ü hat da edebiyat da .
Devşirme bir hayat tarzıdır. Bu çocuklar Türkçe öğrenir. Enderun'a alınmayanlar bile, Türk'e verilmek üzere İstanbul civarındaki köylerdeki köylülerin yanına gönderilir. Yeniçeri adayının burda öğrendiği Türkçe ve din bilgisi de çok önemlidir. Rafine bir medrese dindarlığı verilmiyor bu çocuklara, bir köylünün dindarlığı veriliyor. Her devşirme de köylü değildir, bazen çok öenmli ailelerin çocukları da ikna yoluyla alınabilirdi.
Bu asimilasyon, bu eğitim amalgamı ve kabullenilmesinin nasıl olduğu çok önemlidir.Enderun başı başına bir müessesedir. Burada insanlar birbirleriyle "siz" diye konuşur, laubalilik yoktur. Koğuş zabitleriyle, koğuşun başlarıyla son derece saygılı olmak zorundadırlar. Yeme içme,yıkanma,kalkma,yatma saatleri konusundan büyük bir disiplin içindedirler. İşte buna bazı insanlar ; "Osmanlı Saray Medeniyeti" diyorlar ki bu doğrudur.
Enderun'un dişi bir izdüşümü vardır ; o da Harem' dir. Haremdeki bütün kızlar padişah için toparlanmamıştır. Orada padişaha taktim edilecek, padişahın beğeneceği öncelikli özelliklere sahip bazı kızların olduğu doğrudur. Ama neticede bir takım kızlar orada hizmetli olarak kalır ve asıl önemlisi buradaki Türkçe ve İslam'ı öğrenen ve Osmanlı saray medeniyetinin benimsetildiği bu kzıların bir kısmının Birun'a çıkan Enderun halkıyla baş göz edildiğidir. Dolayısıyla bir kan aristokrasisi, bir hukuki hükümranlık statüsü tespit edilmediği halde , Osmanlı cemiyeti de insanların genel kuralı dışında kalmamaktadır. Orda da insanların evlenmesi yoluyla seçkin bir sınıf yaratılmaktadır. Başarısız olurlarsa derhak o sınıfın dışına itilir. Zaten hukuki hiçbir imtiyazı yoktur.

Devşirmelik 17. asırda azalmıştır. Evliya Çelebi'nin verdiği bilgilere göre IV. Murad zamanında 8.000 kişi kadar, 18. asırda III. Ahmed zamanında 1.000 kişi civarı devşirilmiş. Ancak asrın ortalarında artık Anadolu Türkleri de bu katagoriye girmektedir. Mesela, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Türk devşirmelerinden biridir. 18. asırdan sonra bu müessese pratik de ortadan kalkmaktadır.


İlber Ortaylı





Hayat inanmak ve mücadele etmektir.
(Hz. Hüseyin)
_Sinan_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları