Geri git   www.diniforum.net - en çok ziyaret edilen Dini Forum islami forum paylaşım merkezi > iSLam Tarihi > iSlam Tarihi > OsmanLi Tarihi

Osmanoğulları 1299-1922 biz osmanlı torunuyuz


www.diniforum.net - en çok ziyaret edilen Dini Forum islami forum paylaşım merkezi sitesindeki OsmanLi Tarihi - kategorisi altındaki Osmanoğulları 1299-1922 biz osmanlı torunuyuz isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 4 Hafta önce   #21
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.277
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Osmanoğulları 1299-1922 biz osmanlı torunuyuz

Yavuz sultan selim*

Bismillahirrahmânirrahîm.Elhamdü lillâhi rabbil'alemin Errahmânir'rahim Mâliki yevmiddin İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în İhdinessırâtel müstakîm Sırâtellezine en'amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.Hamd o âlemlerin Rabbi,O Rahmân ve Rahim,O, din gününün maliki Allah'ın.Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti.
Hidayet eyle bizi doğru yola,O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların*ve o sapmışların yoluna değil.



HAMMERE GÖRE SULTAN SELİM

Hammere göre sultan selim Kendisinden öncekiler sakal biraktiklari halde o, sakalini tiras ettirerek biyik birakti. Yuvarlak yüzlü olan Sultan Selim'in gözleri büyük ve parlak idi. Siyah kaslari ile büyük biyiklari da onun güçlü ve heybetli niteliklerini sahsiyetini karekterize ediyordu. Fikrinde cür'et ve selamet vardi. Siiri sever ve söylerdi. Öfkeli ve sert, egilimiyle kendisini halkina adamıştı

Hammere göre sultan selim halk arasinda gezer taninmamak için elbise degistirirdi. istihbaratçıları her tarafa girip çikar kendisine haber getirirdi. Selim,Misir seferi esnasinda Ravza Adasi'nda emri üzerine insa edilmis bir Arap köskünün duvarina kendisine ait olan iki beyit yazdirmistir."*
tamamiyle sahsinda toplayan,sert disiplinli azimli iradeli, cevval ve dinamik oldugu için Osmanlilarca "Yavuz" adi ile anilan bir sultandi.


Sehzâde Ahmed, babasi II. Bâyezid'in yerine tahtına adaydı.o, Amasya'da hükümdarlara yakismayacak eglencelere katilirken Yavuz* Iran'in Anadoluda felâket halini gelmiş Kizilbas tehlikesini önlemeye çalisiyordu. Yavuz, Kizilbas propagandasinin korkunç tehlikesini gören ilk sehzâde oldu. Tehlikeli bu durumu* babasi ile sadrazama yazdi. tepkinin gelmedigini gördü.bu yanginin söndürülmesi için, Anadolu'nun degisik bölgelerinden gelen yigitler ile Erzincan ve Iran üzerine akinlarda bulundu.*

Sultan selim Siîlige karsi Sünnîligin lideri durumuna geldi. Onun seferlerini haber alan yigitler Trabzon'a kostular. içten bir arzu ile dögüsmeye basladilar. bu bir cihâd idi. akinlardan sonra memleketlerinde Yavuz'un kahramanlik ve yigitliklerini anlatmaya basladilar. Insanlarin toplu bulunduklari yerlerde "ozanlar türkü çikarup " Yürü Sultan Selim devrân senindür" kelimatini zikreder oldular...

Sehzâde Korkud ile Ahmed, iç bölgelerde yasarken Yavuz sinirda çarpisiyor, ilerisi için* bilgi ve tecrübeler elde etmeye çalisiyordu. Bu durum, hem halk hem de Kapikulu askerlerinde Yavuz'un, dedelerinin yolunda yüreyebilecek yegâne padisah namzedi oldugu kanaatini uyandirmisti.

Müslüman bir toplum bünyesi ile Osmanli Devleti, Islâm Hukukunu, devletin bütün organlarinda uygulamaya gayret ediyordu."ilây-i kelimetullah" anlayisinin sonucu olan "cihâd ve gazâ" fikri devlet ile halk için yerine getirilmesi gereken bir farz telakki ediliyordu. devletin siyasî, idarî askerî organlari buna göre düzenlendi devletin* elemanlari buna göre yetistirildi.

II. Bâyezid döneminin sonlarinda Kapikulu, Akinci ve Timarli askerler,istirahata çekilmislerdi. eski sefer ve zafer hikâyelerini anlatır olmuslardi. Nigbolu'lar, Varna'lar ve Kosova'lar* masal olmuslardi. Damarlarinda kahramanlik ve yigitlik bulunan erler, eskinin hasretini çekiyor, tarihe* destanlar yazdiracak bir liderin gelmesini bekliyorlardi.*

Yavuz Trabzon'dan sefer haykirislariyla zaferlere susamis bütün tebeasına nurlu ve parlak günlerin isaretini vermeye baslamisti.25 Nisan l5l2 de padisah oldugu zaman 46 yasinda olan Yavuz devlete zarar vermedikleri takdirde kardeslerine dokunmayacagina dair babasina söz vermisti.



Sultan selim Padisahligi devr aldiktan sonra, II. Bâyezid, Dimetoka'ya gitmisti. Yavuz onu ugurladıktan sonra yeniçerilerin kiliçlarini çattilar, padisahin kendilerine "râm" olacagini* bahsis verecegini umuyorlardi.umduklarini bulamadilar. kiliçlarin altindan geçmeyi yenilgi sayann yavuz Yedikule'de yol degistirdi. Böylece yeniçerilere görünmeden saraya geldi.yeniçerilerin saraya gelerek "Caize" istemelerine engel olamadi. hükümdar, sayilari takriben 35.000 civarinda olan kapikullarinin mensuplarina cülûs bahsisi vermek suretiyle ise baslamis oldu.

Sultan Selim tahta çiktiktan sonra ilim adamlari, devlet erkâni ve memleketin ileri gelenleri, kendisine bey'at ederler.babasinin dönemindeki görevlileri yerinde biraktiktan sonra ellerini kaldirip söyle dua eder: " Ya Rabbi, senin kudretin, beni saltanata getirdi. Bana devlet ve saltanat islerini kolaylastir. Ona riayet etmeyi bana nasib eyle."



YAVUZ SULTAN SELİM ŞAH İSMAİL

Sah Ismail propagandasi sonucunda düsülen durumu Trabzon sehrinden endise ile takib eden Yavuz, babasini tahttan indirerek devleti ele almisti. II. Bâyezid devri sona ererken gevsek faydalanmak isteyenler emelleri için harekete geçip halkin huzurunu bozmuslardi. Bu hâle sebep vezirden devletin en küçük görevlisine kadar her zümre kanunsuz hareketlere girismiştir*

Şah ismailin grupları sadece propagandasini yapmakla kalmiyor, ayni zamanda "Nezir" adindaki vergiyi ona ödüyorlardi. Rumelide Seyh Bedreddin taraftarlari bunlarla hareket ediyorlardi. Sünnî Müslüman'i öldürmek kâfir öldürmek kadar gazâdir, sevabtir diyorlardi.bu gruplar, Sah Ismail'in gelmesini bekliyorlar Bunlar, "Sah Sah" diye Osmanli'yi yikmak istiyorlardı

II Bâyezid döneminin sonlarinda devlet bozulup dejenere oldu Devlet adamlarinin vergi ve gelirden baska bir sey düsünmediler"halkin bir kismı yokluktan öldü halki idare edenler"azgun ve bozgun" oldu

Yavuz Sultan Selim, Sah Ismail'in, ülkesine karsi giristigi tahriklere son vermek, bu arada Osmanli hududlarina olan tecavüzünü önlemek maksadiyle Iran üzerine yürümeye karar verir. Siîlerle mücadeleyi görev sayan Selim, sipahilerin kisminin Iran'a gitmesini önlemisti.Kizilbas - Safevî münasebetlerini yok etmek Anadolu Kizibaslarina siddetli bir darbe indirmek niyetinde idi. kiyâm ile karsilasmamak ve ordunun vurulma ihtimalini önlemek için, Sah Ismail taraftarlarini ve 40 bin kisiyi bulan Erdebil Tekkesinden iki bin kişiyi ölüm, geri kalanlarini sürgün cezasiyle cezalandirdi


Yavuz sultan selim-şah ismail

Yavuz Iran üzerine yürümenin gerekliligine inandı devlet erkâni ile askerlerin de inanmasi gerekiyordu.seferin tehlikeleri vardi. çok uzun sürecek yol ve yolculuk messakatine katlanmak gerekiyordu.Sah Ismail'e açilacak seferin mesrulugu mutlaka kabul edilmeliydi Gerçekten de mezhebleri ayri da olsa Müslüman bir orduyu, Müslüman ordunun üzerine sevk etmek söz konusu idi.birbirleri ile harb edecek olanlar ayni irktan kimselerdi.birbirleri ile akraba olanlar bile vardi.*

Safevî halifeleri tarafindan kandirilmis olan Anadolu Kizilbaslarinin durumu kritikti.çarpismada beklenmeyen bir durum meydana gelip Iran lehine bir hareketin dogmasi imkânsiz degildi. Yeniçeriler proplem çikarabilirlerdi.Haci Bektas-i pir olarak kabul eden Yeniçerilerin, Hz. Ali'ye karsi duyduklari sonsuz baglilik, zayif bir Iran Kizilbaslarına karsi harekete geçmelerini güçlestirebilirdi.*

Zeynel Pasa'nin, Karaman Beylerbeyi olmasından sonra edilmesi harekete geçen osmanlı ordusu Çermük'e gelir.Selim,esir edilen Kizilbasları Sah Ismail'e gönderir.Pâdisah Sah Ismail'i tahrik ediyor, memleketinde yürüdügü halde kendisinden bir haber alinmadigini belirttikten sonra, onun korktuguna hükm ederek bir tabibe müracaat etmesini tavsiye ediyordu.



Yavuz sultan selim-şah ismail iran seferi

Yavuz Mektubunda, "Ey Ismail, ülkemin sinirinda görünmekle bana meydan okudun. Iste geldim,ne senden ne de askerinden bir eser görmedim. Ölümüsün sagmisin bilemiyorum, hile ve aldatmaktan baska bir sey bilmez misin korkuyorsan bir tabib getir ki seni tedavi etsin.*

Yavuz şah ismaile Seni korkutmamak için askerlerimden kirk bin kisiyi Kayseride biraktim. Düsmana ancak bu kadar lutuf gösterilebilir" yönetimden vaz geç inzivaya çekil Yavuz Sah Ismail'e bir de kadin elbisesi göndermiştir

Şah ismaile kendisini gizlemeye devam ederse erkek sayilmayacagini bildiren Selim, Sünnî Özbek Hani ve Memlûk Sultani Kansu Gavriye mektup yazip, düsman memleketinde bulundugunu bildirir. Çermük'ten çıkan Osmanli ordusu, Sökmen'e gelir. Sökmen'de Gürcü Beyi Mirza Çabuk'un elçileri iki bin bas koyun ve bir miktar zahire getirmislerdi. Gürcü Beyi bu vesile ile dostlugunu göstermis oluyordu.

Yavuz Tebriz'e dogru hareket emri vermisti.Agri vilayetine bagli Elesgirt Sakalli Köyüne gelen ordu Düsman yok, harab memlekette nice seyahat ederiz diye mirildanip isyana basladi selim'in çadirina tehdid dolu mektuplar birakiliyordu. yigit padisah atina atlayip askerin içine dalmis, heybetle "Ehl ü iyal kaydinda destûrdur, gerü karilarinun yanina gitsünler, biz buraya gerü dönmek içün gelmedük! Rahat isteyen bu yola yarasmaz.*

Iran seferi sırasında çıkan yeniçeri isyanında yavuz yeniçerilere şöyle buyurdu Bizi isteyüp fi - sebilillah can ve bas feda edecek yigitler lazım Ölümden korkanlar gerü dönsün! Düsmanla çarpisacak merdler benümle gelsün.içünüzde er yogise ben yalinüz giderüm" diyerek askerin hamiyet duygularini tahrik etmisti.*

Asker, bu cesaret ve yigitlik âbidesi yavuzun at oynatisina, heybetli hitâbetine küçük bir kiliç kimildatisina dahi vurgun ve âsikti. Sevdikleri hükümdar komutana büyülenmis yekpâre bir kitle gibi baglandi. hareket emri veren Sultan' yavuzu tek bir yeniçeri bile terk etmedi.


YAVUZ SULTAN SELIM'IN DOGU SIYASETI

Yavuz Trabzon valisiyken Sah Ismail'in faalietleri sonucu meydana gelen ve Siîlige* isyaninın tehlikeli boyutlarini gören Yavuz babasinin yerine geçip güvenligi sagladiktan sonra yüzünü doguya çevirdi. Bunun önce agabeyleri taht kavgasina son vermek üzere harekete geçer. içerideki huzursuzluk kaynaginı kurutmayi düsünür. Stanford Shaw, onun hakkinda "II. Mehmed (Fâtih)'in fetih politikasini izlemek ve dünya imparatorlugu kurma hedefini gerçeklestirmek arzusundaydı gerçek hedefi Islâm birligini kurmak ve Islâm dünyasi için tehlike olan Siîligi önlemek idi.

Erdebil Sufileri neslinden gelen Seyh* Sah Ismail'in,Anadolu'lu Boy ve Uluslardan Anadolulu Musullu, Tekelü, Bayburdlu,Karamanlu, Afsar, ve Karacadag Sufilerini etrafina toplamak suretiyle* Azerbaycan,Diyarbekir, niayet Bagdad'i alip Akkoynlu Türkmen Devleti'ne son vermesi, Anadoluda* ve Osmanli Devleti'nin aleyhine yeni bir buhranin zuhuruna sebep olmustu.

Ehl-i Beyt sevgisi iddiasiyle Iran'da Siî devleti kuran Sah Ismail'in, dedesi Seyh Cüneyd ve babasi Seyh Haydar halifeler (daî = propagandaci) göndermek suretiyle Anadolu'nun, Bâtinî fikirlere sahip halki arasinda propaganda faalieyetleri gayesine ulasmistır Osmanlida Siî faaliyetleri sehzâdeler arasi rekabet zamanına tesadüf eder.timarlari ellerinden alinip baskalarina verilen Tekeli sipahileri, propagandanin tesiriyle Sah Ismail'in vaadlerine aldanarak Iran'a göç etmişlerdir

Osmanlı tımarlı sipahileri Sah Kulu (Seytan Kulu)'nun isyaninda önemli rol oynamislardi. Bâyezid'in aldigi tedbirler, Siî tehlikesini bertaraf edememisti.II. Bâyezid, oglu Selim'e tahti teslim ederken "Kizilbastan ehl-i Islâmin intikamini aliviresin" demisti.ülke ve Sünnî Islâm dünyasinda Siî tehlikesini önleyebilecek sehzâdenin Selim oldugu hususunda herkes ittifak edilmisti. Nitekim halk ve ozanların "Yürü Sultan Selim devrân senündür" diye türkü çikardikları belirtilir.

Bâyezid'in son senelerinde sehzâdeler arasindaki vaziyetten istifade eden Sah Ismail, faaliyetlerini artirmis Sehzâde Ahmed'in, Kizilbasligi kabul eden oglu Murad'i himayesine almisti.

Yavuz'un agabeyi Sehzâde Ahmed'in en büyügü Murad adini tasiyan dört oglu vardi. Murad, babasinin Amasya'dan ayrilmasindan sonra bursa valiligini yapti.Amasya ve Çorum çevresinde Kizilbaslarin tesiriyle Siîligi* benimsemeye basladi. Siîler harekete geçtiler. Sahkulu,çevresinde toplanan Kizilbaslar,sehirleri yakip yiktilar. Sahkulu, Bati ve Güney Anadolu'da Nur Ali Halife ise* Amasya ve çevresine gönderilmisti.


OSMANLI - SAFEVî MÜNASEBETLERI*

Taht sorunlarını halleden Sultan Selim Sah Ismail'e büyük bir darbe vurmak için hazirlanmaya baslar. Öncelikle Anadolu'daki Kizilbaslardan bir kismini haps etmis veya öldürtmek suretiyle çikabilecek kızılbaş isyanını önlemeye çalısmistır

Sah Ismail, Memlûk Devleti için büyük bir tehlike idi.o Kahire'de bulunan Sünnî halifeye karsi Siî mezhebini destekleyip orayi da kendi mezhebine sokmak için çaba harciyor gayesi için her hareketi mübah görüyordu.Frenkleri, Memlûkler aleyhine kiskirtip denizden ve karadan Suriye üzerine yürümesini teklif etmisti.


ÇALDIRAN ZAFERI KARDEŞLER SAVAŞI

Savas, 23 Agustos l5l4* Çarsamba günü Iran taarruzu ile basladi. Dogubâyezid'in 80 km. güney dogusuyla Van Gölü'nün kuzey dogusunda Çaldiran Ovasi'nda mevzilenen Osmanli ordusunun sag kolunu, Anadolu Beylerbeyi Sinan Pasa ile Zeynel Pasa'nin emrindeki Anadolu ve Karaman kuvvetleri, sol kolunu ise Rumeli Belerbeyi Hasan Pasa komutasindaki Rumeli askerleri teskil ediyordu. Selimin yanında ise sipahi, silahdâr, ulûfe ile Hersekzâde Ahmed Pasa, gibi devlet büyükleri, kadiasker din ve hukuk adamlari bulunuyordu.*

Savaş sırasında yavuzun önünde tüfekçi ve yeniçeriler, araba ve develerden meydana gelen bir siper sag ve sol cenahta ise l0.000, kisilik Anadolu ve Rumeli azapları, birbirine zincirlerle baglanmis 500 topun önünde dizilmislerdi.öncü kuvvet Dulkadirli Türkmenleri Sahsuvaroglu Ali Bey'in ardçi kuvvetler de Sadi Pasa'nin emrinde idiler.

Osmanli ordusunun dizilisine karsilik Ustaçlu, Rumlu,Afsar ve Karamanlu Türkmenleri'nden 80.000 kisilik süvari kuvvetinin başında bulunan Sah Ismail, ordusunu ikiye ayirmak ve sol kanattan Ustaçluoglu ile birlikte çevirme hareketi sonunda azepleri yarmak ve saflarini geçmek suretiyle yeniçerileri arkadan vurmak niyetinde idi. gayesini gerçeklestirmek için sag cenahin komutasini üzerine almisti. mükemmel techiz edilmis 40.000 seçkin süvarisi ile osmanlıdaki Rumeli kuvvetlerinin üzerine hücum eder




Kaynak enfal.de.com

ÇALDIRAN ZAFERI KARDEŞLER SAVAŞI

Sah'in,kaçmasiyla Iran ordusu direnemeyerek safakla baslayan korkunç savas,aksam üzeri, Osmanlilarin galibiyetiyle sona ermisti Tarihin en büük meydan savaslarindan olan Çaldiran Savasi'nin kazanilmasinda "tertip islerindeki" üstünlügün, atesli silahlara sahip olmanin, Osmanli askerinin essiz fedakârliginin ve son olarak Yavuz Sultan Selim'in askerî dehasinin büyük payi vardir.

Bu muzafferiyeti müteakip Siî ordugahi hazineleri, Sah'in ve ümerasinin zevceleri i Osmanlilarin eline geçer. Çok çetin geçen Çaldiran Savasi'nda, her iki taraftan da pek çok insan ölmüstü.Çaldiran sahrasinda divân kurduran Selim, sehid düsenlerin nâmina bir kabir yaptirip üstüne ölüm tarihlerini bildiren amûd (direk) diktirmistir.Çaldiran Zaferi, Güney Anadolu ile Ortadogu'nun anahtarlarini da Yavuz'a takdim etmisti.

Çaldiran Zaferi'nden sonra Hoy Sahrasi'na gelerek Dukakinzâde* Pirî Çelebi ve büyük* tarihçi Idris-i Bitlisî'yi Tebrize gönderen Sultan Selim sehirliye emân vermis yerlere serilmis kiymetli halilar üzerinden geçerek tebrize girmistir.Timur'un torunu Bediüzzaman Mehmed Hâfiz ve oglu Hasan Can* Sultan Selim'e siginmislardi.Sultan Selim'in* hürmet ve saygisina mazhar olan Bediüzzaman, Osmanli ordusu ile Istanbul'a gelecek Eyüb'de vebadan vefat edecektir.

Sultan Selim'in, bir haftalik ikameti esnasinda Tebriz'deki faaliyetleri, onun hakkinda bilgi vermektedir. O, Tebriz Sâhib - Âbad mahallesinde mavi altin sarisi çinilerle süslü Sultan Hasan Câmii'nde, Hülefa-i Rasidîn ile Ashab-i Kirâm'in isimlerini hutbede okutmus, Sah Ismailin* hazinelerine el koymustu. Sah Ismail'in, gasb ettiği emanetleri Istanbul'a sevk etmiş Tebriz'in mahir usta ve sanatkârlarindan bir kismini Istanbul'a göndermiştir

Sah taraftarlari (Kizilbas) ile meskun mintikada kalmayi tehlikeli bulan Sultan Selim Tebriz'i terk edip Nahçivan yoluyla Karabag'a çekilmek zorunda kalmistir.kisi Ilhanli merkezinde geçirince devlet büyüklerinde telaş ve karışıklık çikmıştır ordu, Aras Nehrine geldigi zaman, yeniçeriler, padisahin etrafini sararak, parça parça olmus elbiselerini göstererek dönmek isterler. Böyle bir hareketle karsilasan Selim Istanbul'a hareket eder.çaldıran zaferini bildirmek için, komsu devletlere fetihnâmeler yazilip gönderilir.


Selim, Amasya'da iken, Sah tarafindan gönderilen elçilik heyetini kabul etmez.Kemah kalesine siginmis olan ve kalenin metanetine güvenen Kizilbaslar, Osmanli topraklarina durmadan tecavüz ettikleri için, Yavuza Kemah Kizilbaslar elinde bulundukça, Bayburt ile Erzincan gibi sehirlerde güvenliğin mümkün olmayacagini" bildirirler.Dogu Anadolu'da hakimiyet* kurmayi gerekli gören Pâdisah, Yildirim zamaninda Osmanliya katilıp, Timur istilasinda kaybedilen Kemah kalesinin kusatilmasini Biyikli Mehmed Pasa'ya emreder.*

Çaldıran savaşından sonra Pâdisah'in istirak ettigi hücumla alinan Kemah kalesinin muhafizligina Karaçin oglu Ahmed Bey tayin edilir. Iran seferinde Osmanli ordusunun yiyecek kollarini vuran Dulkadirogullari'nin ülkesi alinarak Maras ve Elbistan Osmanli topraklarina ilhak edilir. Daha sonra Istanbul'a hareket edilir**

Çaldiran Zaferi'nden sonra, Diyarbekir ve Dogu Anadolu'nun birçok sehri, Osmanlilarin eline geçer. Selçuklulardan sonra bozulan Anadolu birligi tekrar ve kalici olarak saglanmis olur. Biyikli Mehmed Pasa, Diyarbekir Beylerbeyligi'ne getirilir. Tarihçi Idris-i Bitlisî de onun yanina verilir. Idris-i Bitlisî'nin gayretleriyle Harput,Bitlis, Hisnikeyfa, Urfa, Mardin, Cezire ve Rakka'ya kadar Güney Dogu Anadolu bölgesi ile Musul Osmanli idaresine geçer.

Çaldıran savaşı ile Tebriz - Haleb ve Bursa Ipek yolu Osmanlilarin kontroluna girmis olur. Siî akidesinin yayilmasi durdurularak propaganda malzemesine set çekilmis olur. Yine bu zaferle geçici de olsa Safevî tehlikesi ortadan kalkmis oluyordu.. zaferden sonra Yavuz Sah" ünvanini kullanmaya baslamis, bu ünvan "Sultan Selim Sah" diye sikkelere islenmistir. Yavuz'dan sonra gelen padisahlar ayni ünvani kullanip basilan paralara bu ünvani yazdirdilar. Bundan dolayi bu ünvanla basilan paralara "Sâhî" adi verilmektedir.


YAVUZ DÖNEMINDE CELÂLîLER

Yavuz döneminde, sadece Kizilbaslar degil, ayni zamanda sinir içinde bulunanlar da devleti ugrastiriyordu.Osmanli sinirlarinda Safevî* propagandaları tesirini göstermis sayilari küçümsenmeyecek bir insan kütlesinin Safevî Devleti'ne baglanmisti.*

Osmanlilar aleyhine çalisan insanlar, ayaklanmak için uygun bir zaman kollamakta idiler. sehzâdeler arasindaki rekabet ve Yavuz'un, babasina isyanını* degerlendirip Sah - Kulu'nun idaresi altinda harekete geçerler. memleket adina büyük bir tehlikeye sebep olurlar. Birçok cana mal olan ve güçlükle bastirilan bu ayaklanmadan sonra sükûnet saglanamadi.*

Osmanlıda Nur Ali isyani bas göstermisti. Sah - Kulu isyanindan daha az korkunç degildi. Sultan Selim'in aldigi tedbirler olmasaydi, daha korkuncuna sahid olunacakti.onun, yerinde* müsamaha göstermeden harekete geçmesi, isyan alevinin etrafi sarmasina mani olmus, atesin söndürülmesine yetmemisti. Bu itibarla Siîlik ve Safevîlik adina, zaman zaman isyanlar ortaya çıktı .


YAVUZ SULTAN SELIM'IN GÜNEY SIYASETI

Tuttugunu koparan Yavuz* âdil ve mazbut dinî bir idarî, kurarak Islâm âlemini tek elde toplamak gayesini güdüyordu.kendisini bu hedefinden uzaklastirmak isteyen her seye karsi mücadele etme kararinda idi.dur durak bilmeyen babasi II. Bâyezid'in zamani,baba mirasi ile yetinen kisir ve durgun bir devir idi muhtesem mazi mirasina yeni bir seyler ilave edilmeliydi.tempoyu yükselten Sultan Selim'in gayesi belli idi.Islâm birligi kurmak ve Osmanli Devleti'ni de bu birligin merkezi haline getirmek istiyordu.

Yavuzun dostane çabalarina ragmen, savas olmadan islam birliği saglanamiyordu. birlik davasinin gerçeklesmesinin tek vâsitası kiliçtan baskasi degildi.kilici kimlere çalacagini planlamistı birlige engel olanları çok iyi taniyordu onlarla mücadele etmeliydi. Önce, Iranlilar'i hizaya getirecek, sonra da iki tataflı bir siyaset takip ederek Suriye ile Misir'in arasina gerilmis olan Dulkadirogullari'ni ortadan kaldirip güney yolunu açacakti.sira, "Sâhib-i Haremeyn" ünvanini tasiyan Memlûk Devleti ile ugrasmaya gelecekti.*

bahadir ve cesur insanlarla savasmak yavuz zamanında harp tarihinin ender gördügü cenklerden biri olacakti. hem gözünü hem de gönlünü Sark'a ve Sark'i tek elde toplmaya dikmis olan hükümdar, "Sâhib-i Haremeyn" ünvanini, Memlûk Sultani'nin elinde birakmama azminde idi.

Yavuz Sultan Selim'in düsüncesini degerlendirdigimiz zaman Güney Dogu Siyasetini üç baslik altinda ele almak gerekir.
1. Dulkadirogullari Beyligi'nin Ortadan Kaldirilmasi,
2. Diyarbekir'in Zapti,
3. Memlûk Devleti ile Olan Münasebetler ve Bu Devletin Ortadan Kaldirilmasi.


Yavuz sultan selim -dulkadiroğulları

Iran seferinde çikan Sultan Selim, Alaüddevle'nin, Sah Ismail'e karsi harbe katilmasini istemisti. Alaüddevle bu istegi kabul etmedigi gibi kendisine tabi asiret kuvvetlerini, Osmanlilarin zahire kollarini vurmak için görevlendirmisti.Osmanlilarin yardimi ile Dulkadir Beyi olan Sehsuvar Bey, Kahire'ye götürülüp idam edilmisti. Osmanlilara iltica etmis olan oglu Ali Bey, devlet hizmetine girmis, gerek Çaldiran'dan önce ve sonra büyük hizmetler görmüstü.kendisine padisah tarafindan,gedik ahmet* Pasanın altin kilicı hediye edimilşti ayrıca Çaldiran Seferi'nden dönülürken Kayseri ve Bozok sancaklarida Böylece Dulkadir Beyligi'nin sinirlarindaki bölgeye tayin edilmis olur.

Sehsuvaroglu'nun sancaga tayininden süphelenen Alaüddevle,durumu Memlûk Sultani'na sikâyet eder.Sultan'in, Kemah seferine gittigi bir sirada Yavuz'a elçi gönderip sikâyet etmis Ali Bey'in* sancaklardan alinmasini rica etmisti. Yavuz ise Alaüddevle'nin elindeki Dulkadir ülkesinin Ali Bey'e verilecegini bildirmesi Memlûk hükümdarini tedirgin eder.Sultan Selim Rumeli Beylerbeyi Hadim Sinan Pasa'yi 40.000 kisilik kuvvetle Dulkadir üzerine gönderir. Sehsuvar oglu Ali Bey'i birlige rehber ve öncü tayin eder. Kendisi de Kayserideki Incesu'ya gelip bekler.

Osmanli rumeli beylerbeyi Sinan Pasa'nin, Dulkadir hududlarini geçtigi haberini alan* dulkadiroğlu Alaüddevle muharebeye hazirlanir. Göksun muharebesinde yenilir kaçip Elbistan'in güneyindeki Turna Dagi ( Nurhak )'na sigindiysa da takip olunur.yapilan savasta basta kendisi ile dört oglu ve beylerinden otuz kadari maktul düser.

Dulkadir Beyligi, zapt edildikten sonra basta Maras ve Elbistan Osmanlilarin hâkimiyeti altinda kalmak üzere Sehsuvaroglu Ali Bey'e verilir. Dulkadir ailesini bir hamlede ortadan kaldiran Hadim Sinan Pasa, vezir-i a'zamliga tayin edilir.

Osmanlilar Dulkadir topraklarini elde etmesi ile* Memlûk Devleti'ne bagli Suriye denilen bölge ile el-Cezire mintikalarini tehdid edecek duruma gelmislerdi. Zira artik* memluklularla ayni sinirlari paylasıyorlardi. Bu da Osmanli - Memlûk savaslarini hazirlayan sebeplerden biri olarak kabul edilmektedir.

Dulkadir Beyligi'nin, Osmanliya ilhakindan sonra Istanbul'a dönen Sultan Selim, devlet yönetiminde* tedbirlere bas vurma ihtiyacini hisseder. tedbirler yeniçeriler ve Haliç Tersanesi ile ilgiliydi. Misir seferine çıkmadan bu isleri tamamlamaliydi.her firsatta ayaklanan,ordunun içinde islâthat yapmak donanmayi güçlendirmek gerekiyordu.Arap ordularinin,Akdeniz'de Müslüman hâkimiyeti kurmak için,deniz kuvvetlerine de ihtiyaç duyduğunu tarihten ögrenmişti ve tecrübeleri onun* fikrini destekliyordu.


Yavuz sultan selim ve yeniçeri ocağı

Dulkadir Beyligi'nin ilhakindan sonra Istanbul'a dönen Pâdisah Çaldiran öncesi, ve Amasya'da asker tarafindan yagma ve isyan hareketleri üzerine tedbirler alip uygulamaya koyma zaruretini duymustu.askeri disipline alip ocagi islâh etmek arzusunda idi.ocak ihtiyarlarini çagirarak Amasya itaatsizliginin müsebbiblerinin kimler oldugunu sorar. ocak anlayis ve yardimlasmasi geregi "Cümlemüz mücrimüz, devletlû Hüdâvendigâr'dan afvumuzu reca eylerüz" diye cevap verirler. Iskender Pasa ve Sekbanbasi Balyemez Osman Aga idam edildiler. Kadiasker Tâcizâde Câfer Çelebi, "Ilmiye Sinifi"ndan oldugu için, siyaset edilir.

Yavuz, büyük hatip, sair ve Türk mektebinin* büyük temsilcilerinden biri olan Tâcizâde'nin ortadan kaldirilmasina çok üzülür.isyan tesvikçilerini ortadan kaldirdiktan sonra Yeniçeri Ocagi'nin islahi ihtiyarlarla anlasip tedbirler alir "Yeniçeri Agasi", saray tarafindan, saltanat makaminca tayin edilecekti.böylece yüksek kumanda heyeti daha saltanat makamina baglandi Selim'in, yorulmayan* gayret ve azmini devlet kademelerinin her safhasinda görmek mümkündür.


Yavuz sultan selim haliç tersanesi
Kaynak enfal.de.com*

Yavuz Sultan Selim,yaptığı askerî islâhatlardan sonra, deniz kuvvetlerinin Venedik ve Ispanya üstün bir duruma gelmesini istiyordu. Güçlü bir donanmaya sâhip olmak için Haliç Tersanesi'nin, genisletilmesini düsünüyor deniz gücünün yeniden kuvvetlenmesine çalisiyordu.donanma Hiristiyan donanmalarina karsi koyacak güçte degildi.

Sehzâdelik yillarindan beri çok az uyku ile yetinip, kitap ve tefekkürle mesgul olan Pâdisah, Vezir Pirî Pasa'yi çagirarak,Tersanenin genişletilmesini* akrep Hiristiyan devletlerin denizi gemilerle örttüklerini, Rumeli sahillerinde Papalik, bayraklarinin dalgalandigini, bunun da vezirin tenbelligi ile kendisinin müsamahasindan dogdugunu,güçlü bir donanma* istedigini söyler. Pasa, "bunu, kendisinin de düsündügünü,belirtir* Böylece Haliç'te l60 gözlü, büyük bir tersane vücuda getirilerek gemilerin insaasina baslanir.*

Haliç tersanesi bitmeden Avrupa vergi ödemeye baslarlar. Pirî Pasa ile Macaristan Osmanlilarla* mütareke imzalar. Lehistan anlasmaya dahil olur. Eflak Prensi vergi verecegini Pâdisah'a arz eder . Bütün bu gelismeler, Misir'a el atma arzusunda olan Pâdisah'a lüzumlu donanma ile Avrupa barisini sagladi. Bu tesebbüsler, Yavuz'un siyasî yönünün büyüklügünü ve onun azametini göstermeye kâfidir.


Yavuz sultan selim-memluklukar

Iran'a karsi sefer hazirliklari etrafta duyurulmus ise de, gerçekte Selim Portekiz donanmasina karsi* acz gösteren Memlûk Devletine harekete etmiş bulunuyordu.Kizildeniz'i kapatan Portekiz donanması Cidde'ye gelmişti Bu Haremeyn"in, tehlikeye girmesi demekti. Islâm âleminin kalbi* mateme bogulacak ve huzursuz bir hâle gelecekti. Hindistan'in Saul limaninda Memlûk donanmasi Portekizlileri hezimete ugratmisti. Ancak Portekizliler, Misir donanmasina büyük bir zayiat vererek bunun intikamini aldilar.*

Portekiz memluklularla intikamla kalnadı Aden'i ele geçirdiler. Kansu Gavri,savas için yeni bir donanma hazirladi.Osmanlilardan* yardim aldi. Süveys'te tamamlanan ve Selman Reis komutasina verilen donanmaya 2000 Osmanli denizcisi katilmisti. Memlûk idaresinin zayifligini bilen Sultan Selim, büyük bir donanma insaasini emr etmisti. Misir'in zaptindan sonra kurulan Süveys donanmasi ile Kizildeniz'e açilmıştır


Yavuz Sultan Selim'in, Misir seferi*

esnasinda Haleb'in fethedilmiş Memlûk idaresindeki Malatya, Urfa, Behisni Ergani, Harput, Divrigi Siverek ile diger sehirler Osmanli idaresine geçmisti.

Takib edilen siyaset yüzünden iki devlet arasindaki münasebetlerin bozulmasina sebep olan Aalüddevle Bozkrt Beyin Selim tarafindan bertaraf edilip Dulkadir Beyligi'nin Sehsüvaroglu Ali Bey'e verilmesi, Memlûklularda endiseye sebep olmustu. Selim'in Suriye islerine karismasindan çekinen Memlûklular, Iran savaslarinda ayri mezhebten olmalarina ragmen, Sah Ismail'in sahsinda müttefik oluyorlardi.Sah Ismail de Memlûk Devleti'ne müracaat etmis, Iran'dan sonra Suriye'nin de Selim tarafindan isitila edilecegine dikkati çekmisti.bunun üzerine, Kansu Gavri, Sünnî ülemanin karsi koymasina ragmen, ittifak için adamlarinı Sah Ismail'e yollamis Osmanlilarin yeniden Iran üzerine yürümelerini önlemistir.

Iran ile Memlûk Devleti'nin, Osmanlilara karsi, hareketine mani olmak için tedbirler alinmasi gerekiyordu. Güneydogu'daki fetihlerin elde tutulmasi için, Memlûk Devleti'ne bir darbe indirilmesi gerekiyordu.Siâ belasina büyük bir darbe indirip,ilerlemesini durduran asirlarca Hiristiyan dünyasinin müsterek ve güçlü kuvvetlerine karsi koyan Osmanlılar kendisini Islâm riyâsetinde görmek istiyordu. Yavuz için bu zarurî bir vazife idi.*

Islâm riyâseti "Hilâfet" ve "Haremeyn"e sâhip olmak, artik Osmanli Hânedani'nin hakki oldugu düsünülüyordu. Islâm dünyasindaki "ehl-i hall*
akd"in kanaati böyleydi dogu denizlerinde Portekizlilerden büyük zararlar gören Memlûk Devleti, karsi koyacak gücü bulamiyordu. Portekiz, Hindistan'a yerleserek Hindistan ve Avrupa arasindaki ticaretin kendi denetiminde olan Güney Afrika'dan deniz yolundan yapilmasini istiyordu. Aden Körfezi'nde Sokotra, Hürmüz'ün ele geçirilmesiyle abluka, daha uygulanir olmus Memlûk ekonomisinde sürekli bunalim meydana getirmislerdi.*

Dogu Akdeniz'e tam hâkimiyetin temini, Anadolu emniyetinin sürekli olabilmesi için Misir seferine karar verilir.Misir Sultani Kansu Gavri, Dülkadir Devleti'nin ortadan kalkmasiyle "Sâhib-i Haremeyn" olarak hutbenin kendi adina okunmasını Sultan Selim'den istemisti.Pâdisah ise "Koca Çerkes er ise hutbesini Misir'da okutmaya devam etsün" diyerek Misir'in gelecegi hakkindaki niyetini belli etmisti.bir vakitler Avrupada muhtesem bir Müslüman - Arap medeniyeti kuran,Irak, Acem, Hind Çin diyarlarinda kol atip buyruk yürüten o büyük Islâm devletinden sonra "Sâhib-i Haremeyn" ünvanina sahip olmak, yerinde sayan Memlûk Sultanligi'na nasil birakilirdi?


Yavuz sultan selim -memluklular

Yavuz düsünce ve anlayışı ile, bir zamanlar Islâm dini adina giristigi cihadlar ile yeryüzüne baris, adalet, fazilet insanlik dagita dagita ögretici ve kurtarici olarak kitadan kitaya geçerken, âdil ve her kesimi memnun eden sosyal bir ahenkle gittigi yerlere tek Allah fikrinin huzurunu da tasiyarak yeni dünya nizaminin müjdelerini vermisti.

Haliç tersanesinin genisletilmesi,ve seyahat maksadiyle Iran ve Arabistan'a gitmenin yasaklanmasi, Memlûk Sultani Gavri'nin telaslanmasina ve Yavuz Sultan Selim'e mektup göndermesine sebep olmustu. Yavuz'un Misir hareketinden dört ay önce yazilmis mektupta Gavri, Pâdisah'a oksayici bir uslûpla "Oglum Hazretleri" ifadesini kullaniyordu. mektubunda osmanlı tacirlerini sikâyet ettikten sonra ayrica denizden ve karadan Misira gelinmek istendigini Müslüman padisahlar olduklarini, hükümleri altindakilerin mü'min oldugunu belirtiyordu. iki taraf ta, gerçek niyetlerini saklamak suretiyle birbirlerini kollama gayreti içindedirler.

Edirne'den memluklulara gönderilen mektupta Sultan Selim, yegane gâyesinin "müfsid bî - dinin âsâr-i küfr ve dalaleti âlemden mahv eylemek niyetini kendilerinin hayir dualarini beklediklerini, sadece müfsid-i bî-din üzerine gitmek istediklerini, din düsmanlarini ortadan kaldirmayi hedeflediklerini, bunu yapmanin da ser'-i serif geregi oldugunu bildirdikten sonra kendileri ile proplemleri bulunmadigini, insa ettirdigi gemilerin ise denizcilik bakimindan kâfirlere karsi cihad etmek ve onlara gâlip gelmek için bunun gerekli oldugunu bildirir.*

Yavuz memluklulara yazdığı mektupta söyle diyordu: " Malumunuzdur ki, denizcilik bakimindan cenâb-i âlimizin küffâr-i haksâre gazâ ve cihadi eksik olmayup hifz-i derya için gemilerimiz devamli hazirdirlar ve din düsmani Safevî hükümdarini ortadan kaldirmak için kendi tarafini tutar ve desteklerse Allah'in muradi ne ise onun olacagini bildirmisti.



Yavuz sultan selim -memluklular

Gayesinin, Misir'i zapt ve ilhak olmadigini Kansu Gavri'ye bildiren Yavuz mektubunda söyle der: "Selâtin-i Islâmiyeden hiç birinin kendüye veya memleketine zarar eristirmek hatira hutûr etmemistir etmez de. Madem ki Hususan, sizlerle derece-i übüvvet ve aramizda baba ve evlad sevgisi varken Haremeyn-i Mükerremeyn hürmeti mer'î iken makam-i âlimizden simdiye degin tekdire bais bir kaziyye adavet ve düsmanlik olmamistir."

Islâm dünyasinin iki büyük devleti, birbirlerinden emin olmadiklari için maksatlarini gizliyor hazirliklarini yapmaktan geri kalmiyorlardi.Selim, Sah Ismail üzerine yürümeden Memlûklulari bertaraf etmek üzere hazirliklara baslar. Kansu Gavri de Selim'i tehdid etmek maksadiyle Haleb'e gelmisti. Yaninda Sehzâde Ahmed'in oglu Kasim Çelebi'yi getirerek Osmanli tahtinin yegâne vârisi ilan etmisti.*

Kansu Gavri Selim'i tehdid etmek maksadiyle Haleb'e gelmis Sehzâde Ahmed'in oglu Kasim Çelebi'yi Osmanli tahtinin yegâne vârisi ilan etmisti. bunun üzerine Memlûk Sultanligindan Ehl-i Sünnet Sünnîleri elde etmek üzere tesebbüse geçen Selim, Memlûk emirlerini kendi tarafina çeker muvaffak olur.Osmanlilar gibi Hanefî Mezhebi'ne mensûb bulunan Antep, Haleb ve Sam valileri, Selim'in dâvetine koşarlar Hanefî ve Safiî halkin destegini saglayan Selim, kisi Edirne'de geçirdikten sonra l5l6 senesinde Veziriazam Sinan Pasa'yi 40.000 kisilik bir kuvvetle Maras üzerinden Firat taraflarina sevkeder.*

Seferin, Iran üzerine oldugunu ilan eden Sinan Pasa,hududdaki Memlûk nâiblerinden Firat'i geçmek üzere müsaade istemisti. Selim'in hareketlerini takib eden Kansu Gavri, Veziriazam Sinan Pasa'nin Firat'i geçmek için müsaade istemesi, Dulkadir Beyligi'nin Osmanliya geçmis olmasi, Selim'in harp için hazirliklarinda oldugunu ögrenmis olmasi gibi sebeplerden Sehzâde Ahmed'in ogluyla Maras'i geri almak ve Sah Ismail'e yardimda bulunmak için 50.000 kisilik bir ordu ile Sam'a oradan da Haleb'e gelmisti. gelisini de, memleketi teftis etme bahanesine baglamisti.*

Kansu Gavri, Sam'a gelirken yerine kardesinin oglu Tomanbay'i "Nâibu'l- gayb"i olarak birakmisti. Lütfi Pasa'nin ifadesiyle Kansu Gavri'nin Haleb'e, teftiş bahanesiyle gelmesi üzerine Selim, haber göndererk " Git Misir'da otur, babam yerindesin, beni hayir duadan unutma. Ben, Sah Ismail üzerine gidiyorum" deyince, Kansu Gavri "Memleketimdir, gitmem" diyecektir. Sultan Selim " Senin arzun böyle olunca, açiktan düsmanlik yapiyorsun, Sah Ismail ortalikta yok, senin Haleb'de oturman askerim ve vilayetim için hayirli degildir. Senin düsmanligini görüp dururken görünmeyen düsmana varip seni arkamda birakamam" diyen Sultan Selim, Malatya'dan Haleb'e dogru yürümeye baslar.

Selim, Kansu Gavri'nin Haleb'e gelişi ile Rumeli Kadiaskeri Zeyrekzâde Rükneddin ümerâdan Karaca Ahmed Paşayı memluklulara elçi gönderir heyet kabul görmez geri döner. Selim, askerin Kayseri'de toplanmasini emrederek l5l6da Üsküdar'a geçmis, oglu Süleyman'i Edirne'de, Pirî Pasa'yi Istanbul'da Zeyrekzâde'yi Bursa'da muhafiz biraktiktan sonra, yeniden teskil olunan Osmanli donanmasini Suriye sahillerine göndermisti.

Elçilerine yapilan hakarete tahammül edemeyen Selim,hakareti, harb sebebi sayar. Misir Sultaninin, 50.000 kisilik büyük bir orduyla ve yaninda Abbasî Halifesi Alallah oldugu halde Halebte gelip mevki almasi, Osmanlilara aradiklari firsati verir Dönemin Osmanli Seyhülislâmi Zenbilli Ali Efendi, Islâm ve seriat düsmanlarina yardim eden Memlûk ümerasina karşı harb için fetva vermistir Pâdisah, Aksehir, Konya, yoluyla Elbistan ovasina gelip Vezir-i a'zam Hadim Sinan Pasa kuvvetlerine iltihak eder. Böylece savas kaçinilmaz bir hal almis oluyordu.



Yavuz sultan selim -memluklular
MERC-I DÂBIK SAVASI

Yavuz mektubunda Kansu Gavri'yi, Sah Ismail'i ve elçilerine hakaretten savasa davet edip: nerede ve nasil isterse kendisi ile karsilasmaya hazir oldugunu bildirir. Misir Sultani'ndan gelen Yavuz, "Bana, gönderecek, ulemâdan bir zât yokmuydu?" diyerek Memlûk elçisini tahkir ile gönderdikten sonra Ayintab (Gaziantep) istikametine dogru yol alir. Malatya'yi zapt eder. Ayintabta vali Yunus ve kendilerine iltihak edenlerle birlikte, Haleb'e bagli bazi sehirleri de alirlar.Haleb'in ekâbir ve ümerasi da kendilerini Memlûklularin elinde birakmamak sartiyle Osmanli ordusunu memnuniyetle karsilayacaklarini bildirmislerdir.

Memlûk Sultani Kansu Gavri, yaninda Abbasî Halifesi el-Mütevekkil Alallah oldugu halde 80.000 kisilik ordusuyla Haleb'den çikarak Merc-i Dâbik'a karargâh kurar.Selim'e gönderdigi mektupta özür diler. Selim,bu özre güvenebilirmiydi? Gavrinin Haleb'e gelisi de kendi ifadesine göre sadece teftis içindi.savastan sonra karargâhinda l00 kantar altin ve 200 kantar gümüsten ibâret olan ordu hazinesinin ele geçirilmesi düsünülürse, sadece memleketi teftis degil, Yavuz'u maglub ettikten sonra, Istanbul'u zaptetmek gayesiyle lüzumlu masraflari beraberinde getirdigi rivayet edilmektedir.gavrinin Kilis tarafındanMerc-i Dâbik a gelmesi bütün baris ümidlerini bosa çikarmisti.

Merci-i Dâbik'a, Memlûk ordusundan sonra gelen Osmanli ordusunun sag kolunda, Anadolu Beylerbeyi Zeynel Pasa, Sol kolunda Rumeli Beylerbeyi Küçük Sinan Pasa, merkezde Kapikulu askerleriyle Yavuz Sultan Selim yerlerini almis bulunuyorlardi. Ön tarafa zincirler ile birbirlerine baglanmis toplar yerlestirilmisti. Osmanlilar, âdetleri üzerine hilâl seklindeki harp nizamlarini uyguladilar. Osmanlilarin bu harp düzenine karsilik Memlûk ordusunun sag kolunda Haleb Nâibu's-saltanasi Hayir Bey, sol kolda Sam Nâibu's-saltanasi Sibay, merkezde de Sultan Gavri maiyetiyle cephe almislardi.

Merc-i Dâbik hezimetinden sonra, Misir'a kaçan Memlûk emirlerinin gayretleriyle Kahire'de Memlûk Devleti'nin basina Tomanbay getirilmisti.Yavuz Sultan Tomanbay'a iki elçi gönderrek hâkimiyetini tanimak sartiyle Gazze'den öteye olan Misir topraklarini Memlûklar'a birakmak istedigini,belirterek sulh teklifinde bulunacaktı Tomanbay, Sultan Selim'in sartlarini kabul edip sulh istediyse emirler, siddetle karsi koyarak bu teklifleri reddederler.*


Yavuz Sultan Selim, Haleb Ulu Câmii'nde hatibin kendisine Mekke ve Medine'nin hâkimi mânasina gelen "Hâkimu'l-Haremeyn es-Serifeyn"yerine kendisine "Hâdimu'l-Haremeyn es-Serifeyn" (Haremeyn'in hizmetkâri) ünvanin verilmesini istemisti. Böylece Isâm tarihinde diyânetperverligin üstün oldugunu gösterdigi gibi, Hz. Peygamber'in,Züheyr'in kasidesine karsi bürdesini (hirka) vermesini örnek alarak böyle bir harekette bulunmustur. Bu hareket Selim'in Islâm'a ve Resûlullah'a ne kadar bagli oldugunun en açik nümûnesidir


Yavuz sultan selim-memluklular

Sultan Selim, Hama ve Humus üzerinden Sam (Dimask)'a dogru ilerler. Memlûkler tarafindan terk edilip bosaltilan Sam, mesayih ve diger ileri gelenlerce Osmanlilara teslim edilir. Sam'a giren Sultan Selim, burada iki gün kadar kalir ordusunu yeni bir nizam ve düzenlemeye tabi tutar memleketin ihtiyaçlari ile ilgilenir. Bu arada Muhyiddin el-Arabî'nin kabri yanina bir câmi yaptirir.

Sultan Selim, Osmanli idaresine geçen Suriye ve Lübnan mintikalarini teskilâtlandirdigi sirada, Güney Suriye ve Filistin'deki Safed, Nablus, Kudüs Aclun ve Gazze gibi belli basli sehirleri ele geçiren Vezir-i'azam Sinan Pasa, Memlûk Devleti'nin Gazze Valisi Canberdî Gazalî'yi maglub etmek suretiyle Osmanli kuvvetlerine Misir yolunu açmis bulunuyordu.


Yavuz sultan selim-memluklular
ridaniye savaşı

Memluk emirlerine göre Suriye Osmanli idaresine geçmisti. Yavuzun Hülagu ile Timur hâdiselerinde oldugu gibi Misir üzerine gelemeyecek, Suriye ve Filistin'den geri dönecegini zannediyorlardi. Hülagu ile Timur'un yapamadigini, Selim'in yapabilecegine inanmiyorlardi.Pâdisah'in, Anadolu'ya dönmesinden sonra zapt edilen yerler, geri alinacakti.Misir ümerasi, Tomanbay'in muhalefetine ragmen Osmanli elçilerini öldürmekten çekinmez. Elçilerinin Misirliar tarafindan öldürülmesi, artik Misir'a yapilacak seferi kaçinilmaz hâle getirir.

Sultan Selim'in, memluk topraklarında Hayir Bay vâsitasiyle kendi lehinde propaganda faaliyetlerine giristi Ancak sonuç alamayan Selim, sür'atle ilerleyecek ve sirasiyle el-Aris, Hân Yunus, Sâlihiyye ve Belbis'i zaptederek Kahire önünde Matariye ile Cebel Ahmer arasinda bulunan Ridâniye'ye ulasacaktir. 50 bin kisilik Memlûkler toplarla siper ve hendek kazmak suretiyle tahkim ettikleri Ridâniye'de Osmanlilarla savasmak üzere tesebbüse geçmişlerdir


Yavuz sultan selim-memluklular

Tomanbay'in ölümünden sonra Misir Osmanlilarin bir eyâleti haline gelmisti.*
Sultan Selim,itaat etmeye gelen hey'etleri kabul etmisti.en önemli olani, Haremeyn Serifinin oglu Ebû Nümey'in başındaki hey'et idi. Şerif Ebu'l-Berekât, Ka'be'nin anahtarlari yaninda mukaddes emânetler ve hediyeler göndermisti. Ebû Nümey, babasinin Memlûk idaresinden çektigi eziyetleri anlatti. Haremeyn Şerifi Memlûk Sultanlarindan duydugu memnuniyetsizlik ile Sultan Selim'in, Suriye'de mukaddes mahallere göstermis oldugu büyük alaka sebebiyle, severek Osmanli idaresine girmiştir

Mekke şerifi Sultan Selim'in adini hutbede zikretmisti. Sultan Selim tarafindan iyi karşılanan şerifin oğlu Ebû Nümey, zengin hediyelerle geri dönmüstü. Haremeyn fukarasina dagitilmak üzere gemilerle bölgeye 200 bin dinar gönderilmisti. Ilk defa olarak hac kervâni Sürre Sultan Selim'in, Sam'dan Ka'be için gönderdigi bir örtüyü teslim için Hicaz'a hareket etmistir.*

Bu tarihten (h. 923 / m. l5l7) itibaren Osmanli Sultanlari "Hâdimu'l-Haremeyn es-Serifeyn" (Haremeyn'in Hizmetçileri) ünvanini aldilar. Bu ünvan, Osmanli Pâdisahlarina hem Islâm, hem de Hiristiyan âleminde büyük bir itibar te'min etmisti.

Yavuz ikamet etmek için Kahire'de kösk insa ettirir. burada kaldigi müddet zarfinda bu köskte ikamet eder. Mayis sonlarinda Pîrî Pasa komutasindaki Osmanli donanmasini teftis için Iskenderiye'ye giden selim Kahire'ye dönerek üç ay kaldiktan sonra Hayirbey'i vali tayin ederek Misir'dan ayrilir. Böylece, 8 ay Misir'da ikamet etmis olur.


Yavuz sultan selim dönemi

Yavuz Sultan Selim, Misir'da kaldigi süre içinde bazi islâhatlarda bulundu.Suriye ile Misir'in toprak ve vergi islerini bir sisteme ve düzene sokar. Osmanlilar, bir kisim Türk ve Islâm devletlerinde bazan eski kanunlari degistirmeden muhafaza ediyorlardi.vergi konusunda halk için zulüm niteligini tasiyan vergileri "Fena bid'atlar" addederek ortadan kaldiriyorlardi.

Memlûk Sultanligi'nin ortadan kalkmasi, Osmanli Devleti'ne Asya Kit'asin'da Suriye, Filistin ve el-Cezire ile Hicaz'i, Afrika'da Misir gibi stratejik önemi büyük bir bölgeyi kazandirdi.Kizil Deniz'in iki sahiline de sâhip olan Osmanlilar, Hind ve Ak Deniz arasindaki Kizil Deniz ticaret yoluna hâkim olmuslardi. Böylece, Arabistan, Haremeyni's-Serifeyn, Zebid, Aden, Yemen, Habesistan, Nu, Magrib'e kadar, Umman sahilinden Firat ve Bagdad'a kadar olan memleketlerin emir ve sultanlari Yavuz un emrine girmis oluyorlardi.*

Yavuz Sultan atalarinin kurduklari devlete büyük bir katkida bulunmus oluyordu. Sultan Mehmed tarafindan iyi bir sekilde gelistirilen orduyu kullanarak, gerek onun ve gerek II. Bâyezid'in stratejik ve idarî temellerinden yararlanarak Safevîleri yenmekle kalmamis, ayni zamanda Müslüman devletlerin önemli bir kismini kendine baglamisti.

Sultan Selim, Istanbul'a hareket etmeden idarî bir tedbir olarak Kahire'deki hükümdar ogullarinı halife ve akrabalarini, âlim, seyh ve beylerden, tehlike arzedebilecek olanlari Istanbul'a göndermisti. Istanbul'a gönderilenler arasinda Misir'daki Abbasî Halifesi Alallah ile amcasi Halil'in ogullari ve Sultan Kansu Gavrî'nin oglu Mehmed de vardi. kütüphânelerdeki kiymetli eserler ile mimar ve san'atkârların bir kismini da Istanbul'a göndermisti. nakiller deniz yoluyla yapilmisti.


Yavuz Sultan iyi tahsil görmüs, vaktini okuyup arastirmakla geçiren âlim bir hükümdardi. vahdet-i vücud" felsefesini begendiginden,felsefenin Anadolu'da yayilmasini temin eden ve "Seyh-i Ekber" nâmiyle söhret kazanmis Muhyiddin ibnu'l-Arabi'ye karsi büyük bir hürmeti vardi. Merc-i Dâbik zaferinden sonra Sam'a girdigi vakit, "Seyh-i Ekber"in kabrini sormus ve bu büyük zâtin kabrini buldurmustu. Misir dönüsünde dört ay kadar Sam'daki ikameti esnasinda seyhin kabrine türbe ve yanina bir de câmi ile her gün fakirlere yemek dagitmak üzere bir de imâret yapilmasini emretmisti.Yavuz bu câmide ilk Cuma namazini kilmis vaaz ile Kur'an okumaya me'mur görevliler tayin etmisti.

Sam'dan sonra yoluna devam eden sultan Selim, Haleb'e gelir. daha sonrada Istanbul'a gelir. Merasim ve tantanalı bir karsilamadan hoşlanmayan Sutan Selim,Topkapi Sarayi'na gelir. Istanbul'da on gün kadar kalan Yavuz payitahttan ayrilarak Edirne'ye hareket eder. Pâdisah'in Edirne'ye gelmesinden sonra Sehzâde Süleyman, gelirine 500 bin akça ilave edilerek Saruhan Sancagi'na tekrar döner.*

Sultan Selim'in, Bati ile olan münasebetleri hükümdarlik makamina geçmesiyle cülûsu tebrik için gelen devletlerin elçileri ile baslamisti. Bu münasebetlerin baslangici babasina karsi giristigi hareket esnasinda, Rumeli'de bir sancak istemesi ve Hiristiyanlarla mücadelesinde 25 bine ulasacak bir askerî birlik toplamasi ile olmustu


Yavuz sultan selim dönemi avrupa siyaseti

Sultan selimin tahta çikisi esnasinda Avrupa'li hükümdarlar, cülûsu tebrik etmek hem de eski anlasmalari yenilemek için elçi göndermislerdi. Sehzâde Ahmed isyanından dolayi elçilerle fazla ilgilenemiyordu.Raguza elçilerini fazla bekletmemis ve eskiden beri Osmanlilara vergi veren bu cumhuriyetin temsilcilerine Bursa'da eski imtiyazlarini taniyan bir ahidnâme vermisti.bu ahidnâmede Sultan Selim, Raguza'lilarin verecekleri vergiler için "buyurdum ki, babam zamaninda verdikleri l2500 filori sâl be sâl her sene âdet-i kadime üzre elçileriyle dergâh-i muallama göndereler" diyordu.

Pâdisah, avrupa elçileri ile de gerekli anlasmalari imzalamayi faydali buluyordu.Anadolu'da Kizilbas karisikliklarinı ve Safevî Devleti'ni dikkate almadan Bati'ya yönelmek akilli ve dogru olmazdi.Bati'li devletlerle dostça münasebetlerde bulunmayi lüzûmlu sayan Sultan Selim, avrupa elçilerine olumlu davranmis, Eflâk ve Bogdan'in hediyelerini kabul ettigi gibi, babasi zamaninda, Bogdan ile imzalanan anlasmayi yenilemisti. Bu muahede ile Bogdan Bâb-i Humâyun'un tabii ve haraçgüzâri sayılmisti.



Yavuz sulltan selim-venedikliler

Osmanlilarin için venedik önemliydi yavuz tahta çikar çikmaz, Venedik reisine bir mektup göndermis, II. Bâyezid'in, kendi istegiyle hükümdarliktan ayrildigini belirtmisti. mektubu götüren Semiz Çavus, kalabalik bir maiyet ile Venedik'e gidip Sark'a yakisir bir debdebe izhar etmisti.on asilzâde tarafindan senatoya götürülmüstü. Bu Venediklilerin, Osmanli elçisine karsi çok samimi davrandiklarini göstermektedir. cülûsu tebrike gelmis Venedik elçisi Nicolo Giustianiani'ye de Pâdisah büyük iltifatlarda bulunmus,Sehzâde Ahmed'in isyanini bastirmak üzere Anadolu'ya giderken, Bursa'ya kadar beraberinde götürmüstü.

karsilikli dostluk ve itimad belirtilerinin bir mânasi olmaliydi. Osmanlilar Dogu seferi esnasinda, Venedik'ten gelecek tehlikeleri önlemek, Adriyatik, Ege ve Akdeniz kiyilarindaki topraklarda güvenligi saglamak istiyorlardi. Venedikliler ise Osmanlilar ile baris halinde bulunmayi, faydali görmüs olmalilar. Çünkü her seyden önce Türk gemileri ile Mustafa Pasa idaresindeki filo, onlar için endise konusu idi. Sultan II. Bâyezid zamaninda Osmanlilara karsi girisilen mücadele, Venedik'i sarsmisti ki,Osmanlilarla dost kalmayi menfaatlarina daha uygun görüyorlardı.*

Venedik, Antonio Giustiniani adindaki elçisini Osmanlilara gönderdi. Edirnede Venedik Cumhuriyeti'nin, Osmanli Devletinin saadet temennilerini bildiren zat, Pâdisah tarafindan iyi karsilanmakla beraber anlasma,imza edilemedi. müzakerelerin devam ettigi siralarda Osmanli kuvvetleri, Venediklilerin yardimda bulundugu Hirvat Bani Johan'in arazisini bastan çigneyip iki bin Hiristiyani götürürler. Venedikliler bütün isteklerini elde edemeselerde II. Bâyezid zamanindaki ticarî imtiyazlari yeniden elde ederler.


Yavuz sulltan selim-venedikliler

Osmanlilarin için venedik önemliydi yavuz tahta çikar çikmaz, Venedik reisine bir mektup göndermis, II. Bâyezid'in, kendi istegiyle hükümdarliktan ayrildigini belirtmisti. mektubu götüren Semiz Çavus, kalabalik bir maiyet ile Venedik'e gidip Sark'a yakisir bir debdebe izhar etmisti.on asilzâde tarafindan senatoya götürülmüstü. Bu Venediklilerin, Osmanli elçisine karsi çok samimi davrandiklarini göstermektedir. cülûsu tebrike gelmis Venedik elçisi Nicolo Giustianiani'ye de Pâdisah büyük iltifatlarda bulunmus,Sehzâde Ahmed'in isyanini bastirmak üzere Anadolu'ya giderken, Bursa'ya kadar beraberinde götürmüstü.

karsilikli dostluk ve itimad belirtilerinin bir mânasi olmaliydi. Osmanlilar Dogu seferi esnasinda, Venedik'ten gelecek tehlikeleri önlemek, Adriyatik, Ege ve Akdeniz kiyilarindaki topraklarda güvenligi saglamak istiyorlardi. Venedikliler ise Osmanlilar ile baris halinde bulunmayi, faydali görmüs olmalilar. Çünkü her seyden önce Türk gemileri ile Mustafa Pasa idaresindeki filo, onlar için endise konusu idi. Sultan II. Bâyezid zamaninda Osmanlilara karsi girisilen mücadele, Venedik'i sarsmisti ki,Osmanlilarla dost kalmayi menfaatlarina daha uygun görüyorlardı.*

Venedik, Antonio Giustiniani adindaki elçisini Osmanlilara gönderdi. Edirnede Venedik Cumhuriyeti'nin, Osmanli Devletinin saadet temennilerini bildiren zat, Pâdisah tarafindan iyi karsilanmakla beraber anlasma,imza edilemedi. müzakerelerin devam ettigi siralarda Osmanli kuvvetleri, Venediklilerin yardimda bulundugu Hirvat Bani Johan'in arazisini bastan çigneyip iki bin Hiristiyani götürürler. Venedikliler bütün isteklerini elde edemeselerde II. Bâyezid zamanindaki ticarî imtiyazlari yeniden elde ederler.*

Yavuz sultan selim venedikliler

Osmanlı Venedik antlaşması venedik için çok iyi olmustu. devamli savaslardan dolayi bosalmis olan hazine bu suretle doldurulabilirdi. Venedik Osmanlilarin her konuda kendilerine yardim edeceklerini umuyorlardi. Nitekimiki devlet arasinda Napoli aleyhine müzakereler cereyan edecektir. Venedik Sah Ismail'in istedigi yardimi red eder. Papa'nin va'd ettigi önemli menfaatleri dikkate alip Osmanlilar aleyhine harekete geçmez. Çaldiran zaferini tebrik eder.ve Osmanlilar ile Venedik arasinda devam edecek olan dostluk münasebetleri gelistirilir



Bismillahirrahmânirrahîm.Elhamdü lillâhi rabbil'alemin Errahmânir'rahim Mâliki yevmiddin İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în İhdinessırâtel müstakîm Sırâtellezine en'amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.Hamd o âlemlerin Rabbi,O Rahmân ve Rahim,O, din gününün maliki Allah'ın.Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti.
Hidayet eyle bizi doğru yola,O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların*ve o sapmışların yoluna değil.



Çaldıran Savaşı (23 Ağustos 1514)

Sultan Selim, Şahkulu isyanını cezalandırmak ve Osmanlılar için tehdit haline gelen Şah İsmail’i bertaraf etmek için çıktığı İran Seferini tamamlayarak Çaldıran Savaşı’nın yaşandığı Çaldıran Ovasına ulaştı (23 Ağustos 1514).
Sultan Selim, uzun süre Şah ile mektuplaşmış, birbirlerine meydan okumuşlardı mektuplarda Sultan Selim’in Şaha Farsça Şah* ise Türkçe kullanmıştır Fars Topraklarına hükmeden Şah ve*Safevilerde Türklük ve Türk Kültürü ön plandadır

Sultan Selim, sefere başlarken şaha gönderdiği* mektupta Şah ın “İslamiyet’e aykırı hareketlerini tenkit etmiş, mezalimlerden bahsederek katlinin vacip olduğunu ifade ederek kılıcından evvel İslamiyet’i kabul etmesi lazım geldiğini” yazmıştı. Şah ise harbe hazır olduğunu ifade ederek “Er isen meydana gelesin, bizde intizardan kurtuluruz” diyerek cevap vermiştir.

Seferde Sultan Selim, Şah a mektup* göndererek “Davete icabet edip memleketine geldik.sen meydanda yoksun. Padişahların hâkimiyetindeki memleket onların nikâhlı karısı gibidir. Yiğit olan ona başkasının elini dokundurmaz.bunca gündür memleketinde yürüyorum senden haber yok. Bundan sonra erkeklik sana haramdır. Miğfer yerine yaşmak, zırh yerine çarşaf giyip serdarlık ve şahlıktan vazgeçesin” diyerek mektupla beraber hırka, şal ve çarşaf göndermiştir.

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt bir Hafta önce   #22
Üye
murataltug1985 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2017
Üye Numarası: 834
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.277
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: murataltug1985 is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Osmanoğulları 1299-1922 biz osmanlı torunuyuz

Tüm şehitlerimize ve tüm ölmüşlerimize
bir fatiha okuyalım

Bismillahirrahmânirrahîm.Elhamdü lillâhi rabbil'alemin Errahmânir'rahim Mâliki yevmiddin İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în İhdinessırâtel müstakîm Sırâtellezine en'amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.Hamd o âlemlerin Rabbi,O Rahmân ve Rahim,O, din gününün maliki Allah'ın.Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti.
Hidayet eyle bizi doğru yola,O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların*ve o sapmışların yoluna değil



Abdülmecîd hân, kâğıd para çıkardı. Galata köprüsü yapıldı. Ortaköyde Küçük Mecîdiyye ve Büyük Mecîdiyye câmi’ini yapdırdı. Maçka ile Nişantaşı arasındaki Teşvikiyye câmi’ini yapdırdı. Şirket-i Hayriyye denilen boğaziçi vapurları işletilmeğe başlandı. Aydın demir yolu yapıldı. deniz altı telgraf hattı döşendi. arâzi kanûnu çıkarıldı. belediye teşkilâtnı kurdu. ticâret kanûnu yapıldı. vâlidesi Bezm-i Âlem sultân, Yenibağçede Gurabâ hastahânesi ve Dolmabahçe sarayında Vâlide câmi’i ve Bakırcılarda Bâyezîd kulesi önünde sultânî lisesi ve birçok mescid,ile çeşme yapmışdır.*Dolmabahçe sarayını yapdırdı. memlekete, çok kıymetli eserler kazandırdı. Sulh sağladı. Hicâz ve Anadoluda çok eserler yapdı.

Abdülmecîd hân, türbesinin yüksekliğinin, Yavuz han türbesinden aşağı olmasını vasıyyet etmiştir Türbesinde oğulları Burhâneddîn efendi Muhammed Abdüssamed efendi Osmân Safiyyüddîn efendi de vardır. türbede Süleymân hânın vâlidesi Hafsa sultân ile Sultân Süleymânın şâhzâdesi Murâd, Mahmûd ve Abdüllah efendiler vardır "rahime-hümullahü teâlâ".


II. MAHMÛD ve dönemi isyanları
enfal.de.com dan alıntıdır

1808’de Sekbân-ı Cedîd adıyla modern bir ordu kuruldu Vezîriâzam Alemdâr Mustafa Paşanın icrââtları yeniçerileri isyana sevk etti. isyan sırasında Alemdâr Mustafa Paşa öldürüldü. Mahmûd Han, yenilikleri durdurdu

İstanbul’daki hâdiselerden sonra iç ve dış meselelere geçildi Arabistan’daki Vehhâbîler, Osmanlıya ve Ehl-i sünnet Müslümanlara katliam yapıyor tecâvüz ediyorlardı Vehhabîlerin reisi Sü’ûd bin Abdülazîz, Hicazı istilâ etti. Hac mevsiminde hacıların yollarını kesip, Müslümanlara işkence etti Halîfe Mahmûd Han, Mısır vâlisi Mehmed Ali Paşaya Vehhâbîleri cezâlandırmasını emretti. Ali Paşa mübârek beldeleri Vehhâbîlerden temizledi.*

Balkanlardaki bölücü ve yıkıcı faaliyetler arttı Sırplar Bükreþ Antlaşması ile 28 Mayýs 1812 de muhtâriyet kazanmalarına rağmen Osmanlıya ödeyecekleri vergiyi kestiler. istiklal propagandası ile Osmanlı askerlerine saldırdılar



Habesistan Seferi*
Sultan süleyman dönemi aden isyanı*
Enfal.de.comdan alıntıdır

Osmanlılar, Aden ve Zebid'i zaptederek Yemen hâkimiyetini genişletirler.Ocak l546da Yemen'e tayin olunan Üveys Paşa, taiz'i zapteder. kuvvetleriyle San'a üzerine yürür.yolu üzerindeki kale, iskele ve geçitleri ele geçirir. bölgeyi hâkimiyetine alır. yerliler ondan kurtulmayı düşünürler. Pehlivan Hasan adındaki levendin isyanıyla Paşa, Habban vadisinde katledilir. Ferhad Paşa, Aden ve çevresindeki isyanları bastırıp sükûneti tesis edecektir. Özdemir Paşa San'a'yı ele geçirerek Ferhad Paşa'nın yerine Yemen Beylerbeyi olur. Özdemir Paşa, Yemen'de önemli işler başarıp Üveys Paşanın katillerini cezalandırmıştır. l554 de azledilip Habeşistan'a gönderilir

Mısırda asker toplayan Özdemir Pasa, l555'te Habeş beylerbeyliği'nin kurulmasını sağlar. Resmen Habes Beylerbeyi olan Özdemir Paşa, Mısırdaki kuvvetleriyle Massavayı alır, Habeş Krallığının önemli limanlarından Arkiko ele geçirilir*
Tigre zaptedilir Özdemir Pasa, l560 da burada vefat eder. Paşa'nın çabalarıyla Eritre ile Habeşistanın kuzeybatı bölgesi Osmanlı hâkimiyetine girmiştir



Şahkulu İsyanı (1511)

Safevi Devleti Göçebe Türkmenlerin Bâtınilikten etkilenip Osmanlı Devletince dışlanması* Şahın Türk Toplumlarını himaye etmesi büyük bir sorun oldu Şahın Osmanlı Tarafından asi ilan edilen Türkmenleri himayesi Osmanlılar ile*Safeviler arasında husumetlere yol açtı.Şah İsmail’in teşebbüsleriyle türkmenler isyan hazırlığına giriştiler.*

Safevi Devleti Osmanlı Tebaası olan Bâtıni Alevi, Şiiler ve Türkmenler, Safevi Şah İsmail ile akraba olan Hasan Baba’nın önderliğindeki Alevi Tekkelerine itibar gösterdiler Safevi tebaası olan Alevi Türkmenlerle yakın ilişkileri bulunan teke, ve Osmanlıdan* dışlanan Bâtıni Göçebe Türkmenlerin katılımlarıyla Anadolu’da önemli bir nüfuza sahip hale geldi.

Safevi Devleti Tarihe Şahkulu İsyanı olarak geçen süreçte Osmanlı Tebaası Bâtıni Türkmenler, Şah İsmail’in desteğiyle örgütlenerek Osmanlı Devletinde ayrılıkçı faaliyetlere* başladılar.*
Hasan Babanın yerine oğlu Şahkulu geçmiş, babasının Alevi nüfuzunu daha da genişleterek Alevi Tekkelerini de kendisine bağlamıştı

Safevi Devleti Şah İsmail, Anadolu’daki Türkmenleri örgütleyerek Şahkulu’nu Anadolu’da halefi ilan etti. Şahkulu Baba’da* kendisine bağlı Alevi Türkmenleri örgütleyerek Osmanlı Devletine isyan edip Şah İsmail’e biat etmeleri çağrısında bulunarak Şahkulu ayaklanmalarını başlattı.



Şahkulu İsyanı (1511)

Şahkulu Baba, Anadolu Alevi Türkmenlerinin* liderliğini üstlendi Şah İsmail lehine faaliyetler yürüterek tekkesini ve Alevi Cemaatleri*Safevi Şah İsmail’e biat etmeye davet etti Bu durum, Anadolu’da Türk Birliğinin sağlamaya çalışan Osmanlıya zarar veriyordu. Şahkulu, söylemlerini eyleme dökerek isyana girişti şehzadelerin mücadelesinden fırsatla kendi tebaasına kılıç kuşandırarak isyan başlattı.*

Şah kulu Emrindeki kuvvetlerle Manisa Sancağında Şehzade Korkut’un hazinesine saldırdı hazinesini ele geçirdi. Şahkulu, ilk isyanda başarılı olunca itibar görerek güçlendi ve isyancı Alevi Türkmenlerin sayısı arttı.Şahkulu, emrindeki asiler artınca kendisini Şah İsmail’in halifesi ilan etti çok büyük isyanlara ve katliamlara girişti.*

Manisa’dan Antalya’ya girdi antalya Kadı’sını öldürdü Kızılcakaya, Korkuteli, Elmalı, Burdur ve Keçiborluya girerek Kadı’ları öldürürdü* katliamlar gerçekleştirerek Kütahya’ya kadar ulaştı Şahkulu, üzerine gönderilen Osmanlı Kuvvetlerini mağlup etti isyan pervasızlaştı. Şahkulu Kütahya’yı kuşatarak Anadolu Beylerbeyi Karagöz Ahmet Paşa’yı öldürdü (22 Nisan 1511).

Şahkulu, Kütahya kuşatmasında muvaffak olamadı* Bursa’ya yola çıktı. Osmanlı, İsyanı bastırmak için Subaşı Hasan Ağa yısevk etmişti. Şahkulu mücadeleyi kazandı bunun üzerine Vezir-i Azam Hadım Ali Paşa görevlendirildi. Şahkulu,Karaman Beylerbeyi Haydar Paşa’yla mücadeleye girişti galip geldi Şahkulu İsyanı ancak Vezir-i Azam Hadım Ali Paşa’nın müdahalesiyle durdurulabildi.*

Veziri azam Hadım Ali Paşa, Şehzade Ahmet’in güçleriyle birleşerek Şahkulu güçlerini Altıntaş mevkiinde kuşattı.Şehzade Ahmet,Yeni Çerilerden, biat etmelerini istedi.Yeni Çerilerin teklifi reddetmesi üzerine İsyanı bastırmadan sancağına çekildi. Şehzade Ahmet’in kuşatmadan çekilmesi üzerine Hadım Ali Paşa kuşatmadan kaçmayı başardı Şahkulu ve isyancılar İran’a doğru kaçmaya başladılar.

Veziri azam Hadım Ali Paşa, Şahkuluyu takip ederek Sivas Çubukovada yetişti. İsyancılar Osmanlı Kuvvetlerine mağlup oldular. İsyanın başı Şahkulu öldürülünce de kargaşa kapandı Hadım Ali Paşa savaş meydanında aldığı okla öldürülünce Osmanlı Kuvvetleri isyancıları takip edemedi Osmanlı Kuvvetleri çekilince isyancılar İran’a kaçtılar.

Şahkulu Baba’nın başını çektiği Bâtıni Alevi isyancıları Osmanlıya büyük zararlar verip halk üzerindeki zulümlerle büyük bir sorun oluşturmuşlardı* nihayet isyan bastırılmıştı isyan Bâtıni isyanlarının başını çekti. Şah İsmail yanlısı Alevi Türkmenler Osmanlı Devleti aleyhine faaliyetlere başladılar Şahkulu İsyanı, Alevileri isyana teşvik etmiş çözülememiş bir sorun olarak yıllarca önemini korudu.



DURAKLAMA DÖNEMİ İSYANLARI
enfal.de.com dan alıntıdır

III. Mehmet zamanında Avusturya savaşlarında Eğri, Kanije ve Haçova zaferleri elde edilmiş*
I. Ahmet* Zitvatorok Antlasmasıyla Osmanlının, Avrupa'daki üstünlüğünün sona erdiğini kabul etmiştir. XVI.yüzyılda Avusturya ve iran'la girişilen savaşlar, ehliyetsiz idareciler iltimas ve rüşvetler tımar sisteminin bozulması, devlet otoritesini, sarstı. XVII. yüzyılda anarşi arttı yönetimdeki* bozulmalar, pek çok isyanın çıkmasına ve devletin sarsılmasına yol açtı*

Taşrada Celalî isyanları Eyalet isyanları ve istanbul merkezli kapıkulu isyanları.çıkmıştır Celalî isyanlarının en önemli sebepleri, devletin savaşlara bağlı olarak* vergileri artırması, tımar sistemindeki bozulmalar ve köylünün vergilere karşı huzursuzlukları idi. Halkın devlete güveninin sarsılmasıyla, isyancıların gücü arttı Kalenderoğlu, Karayazıcı, Deli Hasan gibi Celâlîlere medrese ögrencisi suhteler ve başıboş leventlerin isyanları eklenince, devlet isyanları bastırmada zorlandı. Anadolu'da dirlik ve düzen kalmadı iktisat bozulmuştur. otorite boşluğuyla Erzurum Sivas Yemen, Bağdat, Eflâk, Boğdan gibi eyaletler isyan etmişlerdir

İstanbul'daki yeniçeriler ulûfelerini bahane ederek çıkardıkları isyanlarla* sarayı hedef almıştır. Fesat yuvası Yeniçeri Ocağını düzenlemek isteyen II. Osman yeniçerilerin hışmına uğramış, Yedikule Zindanlarında katledilmiştir. Bu olay yeniçerilerin ilk padişah katlidir

Yeniçerilerin basa geçirdigi I.Mustafa'nın ölmesiyle,tahta IV. Murat geçer ilk on yıl devletin inisiyatifi valide Kösem Sultandadır saraydaki huzursuzluk ve Anadolu* isyanlarına müdahale eden IV. Murat, kısa zamanda otoriteyi tesis etmiştir. nifak çıkaranları, şeyhülislam ve kardeşlerini öldürtmekten çekinmemiş, devlet hazinesi düzene koyulmuştur.Bağdat irandan geri alınmış kasrı* Şirin Antlaşmasıyla bugünkü Türk-iran sınırı çizilmiştir IV. Murat ın ölmesiyle kardeşi I. İbrahim geçti sekiz yıllık saltanatında devlet kötülemeye başladı* 1648 de öldürüldü çocuk yaştaki IV. Mehmet tahta çıkarıldı



LÂLE DEVRI enfal.de.com dan alıntıdır
Patrona halil isyanı

Pasarofça Antlaşmasıyla Avrupa karşısında savunmaya geçen osmanlılar Balkanlardaki halkı yanında tutmak için vergileri azalttı Damat ibrahim Paşa, Osmanlılara üstünlük kuran Avrupayı tanımak için Avrupa başkentlerine elçiler göndertti. 1718-1730 da sanatta lâle motifinin işlenmesiyle döneme "Lâle Devri" dendi matbaalar çini ve kumaş fabrikaları kuruldu III. Ahmet ve saray çevresinin eğlenceleri ve lüks harcamalar huzursuzlugu artırdı. Damat ibrahim Paşanın, iran savaşından netice alınamadı Tebriz'in iran'a terk edilmesiyle muhalefet harekete geçti patrona halil isyanı patlak verdi Patrona Halil Ayaklanmasının patlak vermesiyle lale devri sona erdi Damat ibrahim Paşa ve yakınlarıyla Sultan III. Ahmet katledildi III. Ahmet'in yegeni I.Mustafa hükümdarlığa getirildi. (1730-1754).


Nizamı cedit isyanı
enfal.de.com dan alıntıdır

Nizâm-ı Cedit'in Rumeli"ye kaydırılmasıyla isyancılar Şehzade Mustafa'nın tahrikleriyle ikinci Edirne Vak'ası denilen büyük bir ayaklanma başlattılar 1806 da İstanbul'da patlak veren Kabakçı Mustafa isyani III. Selim'in sonunu hazırladı.isyancilar III. Selim'i tahttan indirerek yerine IV. Mustafa'yı tahta geçirdi(29 Mayis 1807). Nizâm-i Cedid lağvedildi. III.Selim'e bağlı olan Ruscuk bayraktarı Mustafa, yenilikçilerle karşı darbede bulundu. Amaci III. Selim'i tahta çıkarmaktı. IV. Mustafa'nın, 3.selimi öldürtmesiyle kardeşi II.Mahmut basa geçirildi (28 Temmuz 1808).Alemdar Mustafa Paşa sadareti üslenerek, III. Selim'in ıslahatlarına devam etti Nizâm-ı Cedit'i, Sekbân-i Cedit adi ile yeniden canlandirdi.ulemayi ve yeniçerileri memnun edemeyince 1809'da çıkan bir isyanda öldü.


II.Mahmut devri (1808-1839),*
enfal.de.com dan alıntıdır

yenilikler ve isyanlarla Osmanlının yol ayrımına girdiği bir dönemdir II.Mahmut, Yeniçeri Ocağını kaldırdı. Vak'a-yi Hayriye ile 16 Haziran 1826 da yeni bir ordu oluşturdu.yeniçeriler isyan ettiler. sadrazamın ve islahatçıların başlarını istediler. dağıtılarak ocakları bombalandı.Avrupa tarzında yeni bir ordunun kurulmasi için en büyük engel ortadan kaldırıldı. hükûmet teşkilatında değişikliklere gidildi bakanlık usulü benimsendi. 1836 da Dahiliye ve Hariciye nazırlıkları kuruldu. Avrupa ve A.B.D ile ticarî anlaşmalar yapıldı. İktisadî ve adlî sistemde değişikliklere gidildi. Avrupa tarzında eğitim veren rüştiyeler, Harbiye ve Tıbbiye okulları açıldı eğitim islahatları gerçekleştirildi.yenilikler zorlukları aşmaya yetmedi Osmanlı coğrafyasındaki parçalanma II.Mahmut döneminde daha da kuvvetlendi


SIRP VE YUNAN ISYANLARI
enfal.de.com dan alıntıdır

Fransiz ihtilâli'nin getirdiği milliyetçilik fikirlerleri ve Rusya ile Avrupa devletlerinin tahrikiyle etnik ve mahallî isyanlar alevlendi. III.Selim zamanında isyan eden Sırplar, 1812 Bükres Antlaşması ile imtiyazlar almasına rağmen tekrar ayaklandı Sırplarla 1830'da anlaşılarak Osmanlı hâkimiyetinde bir prenslik verildi*

Rusya'nin XIX. yüzyılda Osmanlıya karşı sürdürdügü savaşların altında Balkanları ve Rumları Osmanlı Devleti'nden koparmak yatıyordu. Odessa'da örgütlendirilen Etnik-i Eterya cemiyetinin başkanlığına Çarın yaveri Prens Ipsilanti getirilmişti. Yunanistan, Yanya ve Tunada isyanlar çıkarılacaktı. Ipsilanti 1821'de Romanya'ya geçerek Ortodoksları ayaklandırmaya çalıştı başarılı olamadı. Çar, Ipsilanti'yi desteklemedi Mora'da Patras başpiskoposu isyan etti Mart 1822'de Yunanlılar bağımsızlıklarını ilân etti Mora'da ve adalarda Türkleri katlettiler. Rusya ve Avrupa isyanları desteklemekteydi



MEHMET ALİ PAŞA iSYANI VE MISIR MESELESI
enfal.de.com dan alıntıdır

Mora'nin kaybedilmesiyle Mısır Valisi Ali Paşa, II.Mahmut'tan, Suriyeyi istedi. istegi reddedilen Ali Pasa isyan ederek 1831 de Filistin ile Suriye'ye girdi Akka ve Sam, oglu Ibrahim tarafindan ele geçirildi. Ibrahim Pasa, Anadolu'ya ilerledi.

Konyadaki savaşta Osmanlı ordusu yenildi hesab peşindeki dış devletler, araya girmek istedil. Zor durumdaki II.Mahmut, Rus ordusunun istanbula gelmesine müsaade etti. Fransa ve ingiltere, II.Mahmut ile anlaşma yapması için Ali Paşaya baskı yaptılar. 1833 de Kütahya Antlaşması imzalandı Mehmet Ali Paşa, Mısır Girit Şam ve oğlu ibrahim Cidde ve Adanayı alacaklardı.Hünkar iskelesi Antlaşmasıyla 2.mahmut durumunu kuvvetlendirdi 1833 teki Anlaşmaya göre Osmanlı Devleti'nin toprak garantisi karşılığında Rusya, Boğazların savaş gemilerine kapatılmasını kabul etti II.Mahmut, Kütahya anlaşmasından memnun değildi. M.Ali Paşaya karşı karşı harekete geçti. Osmanlı ordusu Nizip'te yenildi II. Mahmut öldü tahta I.Abdulmecit geçti


ABDÜLMECîD HAN ve dönemi
Mısır isyanı*
enfal.de.com dan alıntıdır
*
ikinci Mahmud Hanın oğlu olup, 25 Nisan 1823 tarihinde Bezm-i Alem Valide Sultandan doğdu. iyi bir tahsil gördü. Fransızca öğrendi. Abdülmecid Han yenilik tarafdarıydı. Babasının 1 Temmuz 1839’da vefatı üzerine on yedi yaşında tahta çıktı.
Abdülmecid Hanın yeterli tecrübesi yoktu. devlet erkanına güvenip babasının başlattığı ıslahatlara devam ettireceğini ilan etti.*

Koca Hüsrev Paşa, zorla kendini sadrazam ilan ettirdi. Mısır valisi Mehmed Ali Paşayı affetti Ancak Nizib’te Osmanlı ordusu Mısır ordusuna yenildi Kaptan-ı derya Ahmed Fevzi Paşa donanmayı Mısır’a teslim etti. Mustafa Reşid Paşa, Sultan’a Avrupa’nın yardımıyla Gülhane Hatt-ı Hümayunu adı ile meşhur Tanzimat Fermanı’nı yayınlattırdı

Osmanlı, İngiltere, Rusya, Prusya ve Avusturya Londra’da bir araya geldi ve 15 Temmuz 1840’da Londra anlaşması imzalandı. Mısır valisi Mehmed Ali Paşaya ültimatom verildi İngiltere Avusturya ve Osmanlı kuvvetleri, Mısır ordusunu yendi. Osmanlı 16 Ekim 1840 günü Trablusşam Akka Haleb, ve şama girdi Londra anlaşmasıyla Ali Paşanın Mısır’dan çıkarılması gerekiyordu.

27 Kasım 1840 da Ali Paşa, ültimatom şartlarına uyacağını bildirince, İngiltere, Osmanlı Devletine ihanet ederek; Mısır ile Sudan’ın Mehmed Ali’ye bırakılmasını istedi. maksadları, Mısır’ı yalnız bırakıp, işgal etmekti. Sultan Abdülmecid’e 24 Mayıs 1841 günü Mısır fermanını yayınladı ferman, 1914 e kadar Mısır’ın anayasasıydı Mısırı, Osmanlının tayin ettiği Kavalalılar yönetecekti.


YAVUZ SULTAN SELİM TAHT KAVGALARI

Yavuz kardesleri ve yeğenlerini öldürmesine karsilık derin bir aci duymakta aglamakta, onlarin hizmetinde bulunanlara en büyük lütfu gösterip elinden gelen iyiligi yapmaktadir.bu, onun kardeslik tarafidir. Osmanli mülkünün parçalanmamasi ve nizâm-i âlem için kardeslerinin katlini emretmekteydi. Bu, onun devlet reisligi vazifesidir.*

sultan selime vazife devletin selâmeti akrabalik,alaka ve muhabbetinden daha üstün oldugunu hatirlatip duruyordu.kardeslerini isteyerek ortadan kaldirmadi bunu yaparken* büyük bir izdirap ve aci çekti buna devletin devamı mecbur oldu Nesl-i Osman'in müsterek ızdırabını anlamak zor olsada bu aciyi takdirle karsilamak gerekir.

Devletin selâmeti için kardeslerini ve çocuklarini ortadan kaldirmayi vazife bilen Sultan Selim, idam ettirdigi kardes ve yegenlerinin servetlerini hazineye mal etmeyerek ölenlerin zevcelerine, kizlarina, analarina, kanunî mirasçilarina vermisti. maas baglatmisti Sultan Ahmed'in servetini, son kurusuna kadar yasli anasi Bülbül Hatun'a vermis, ogluna layik hayir eserleri yaptirmasini tavsiye etmisti. idamlardan, Yavuz'un sorumlu tutulamayacagini, devletin birlik ve beraberliginin bunu gerektirdigini söyleyebiliriz.


KIZILBAŞ İSYANLARI
NUR ALİ HALİFE İSYANI

Yavuz'un agabeyi Sehzâde Ahmed'in en büyügü Murad adini tasiyan dört oglu vardi. Murad, babasinin Amasya'dan ayrilmasindan sonra bursa valiligini yapti.Amasya ve Çorum çevresinde Kizilbaslarin tesiriyle Siîligi* benimsemeye basladi. Siîler harekete geçtiler. Sahkulu,çevresinde toplanan Kizilbaslar,sehirleri yakip yiktilar. Sahkulu, Bati ve Güney Anadolu'da Nur Ali Halife ise* Amasya ve çevresine gönderilmisti.*


Nur Ali Halife, şah ismail tarafından Çorum, Amasya, Yozgat ve Tokat taraflarinda Yörük, Türkmen ve Kürd alevîlerini devlet aleyhine kiskirtmakla görevlendirilmisti.3000 Kizilbasla Faik Bey kuvvetlerini yenip Tokat'i zapt edip Sah Ismail adina hutbe okutmasi,Amasya Vaisi Sehzade Ahmed tarafindan üzerine gönderilen Yular -Kisdi Sinan Pasa'yi magub etmesi, yeni bir buhranin çikmasina sebep olmustu.

Nur Ali'nin tesvikiyle harekete geçen Kara Iskender ve Isa Halife, Çorum ve Amasyada Kizilbaslari ayaklandirdilar.Sah adina asker toplayip, baslarina kirmizi tac giydirdiler.bunlara Kizilbas (Surhser) denildi.halifenin telkinlerine kanan Sehzâde Ahmed'in oglu Murad, merasimle kirmizi taci giyerek Kizilbas olur.*

Şehzade ahmedin oğlu kızılbaş Murad, etrafindaki halifeleri toplantiya çagirir. Gelmeyenleri öldürtüp mallarini yagma ettirir. Sehzâde Ahmed, oglunu yola getirmek için ugrastiysa da muvaffak olamadi. Bundan sonra Sehzade Murad, Nur Ali Halife ile birlestigi gibi Tokat'i atese verip yakacak, arkasindan da Nur Ali ile Sah Ismail'e siginacaktir.

Babasi şehzade ahmedi dinlemeyen Murad'in, Iran'a siginip Sah'tan yardim görmesi, osmanlı safevi ilişkilerini vahim hâle getirmisti.yavuz Kizilbasligi kabul eden Murad'i Sah Ismail'den istemisti. Sah Ismail Türk elçisini sarayinda öldürtmüstü.


KIZILBAŞ İSYANLARI
OSMANLI - SAFEVî MÜNASEBETLERI*

Sah Ismail, Akkoyunlu ve Karakoyunluları ortadan kaldirarak kuvvetlerini artirmis, Sirvan ile Mazenderân topraklarina hâkim olmus,Diyarbekir'i ele geçirmis; Ceyhun'un beri tarafindaki ülkeleri feth etmisti. Hammer'in ifade ettigi gibi Sah Ismail, öldürülen özbek hanı Seybek'in kafatasini altinla kaplatarak kadeh olarak kullanmis derisini baharatla doldurarak zafer nisanesi olarak Sultan Selim'e göndermisti.*

Sah Ismail, askerî kuvvet ve kabiliyetiyle, propaganda ve nifak ekibi tarzinda teskilâtlandirdigi tarikat ve mezhebi ile Erzurum, Kars, Diyarbekir, Musul, Bagdad, Horasan, Semerkant ve Buhara'nin güneyini içine alan büyük bir devlete sahip olmustu. On dört senelik hükümdarliginda muharebelerin tamaminda gâlip gelmisti. On dört kadar hükümdar ve meliki yenmis zaferlerinden hakli bir gurur duymakta,kudretine güvenmekte idi.l20 binlik bir süvari ordusuna sahipti bulunmakta idi. Sultan Selim'e gâlip gelecegini ümid ediyordu.

Sah Ismail, Iran'da kisa bir zamanda fevkalâde kuvvetlenen Safevî Devleti'ni kurdu. Siî mezhebini, devletin resmî mezebi haline getirdi. Siyasî ve dinî basbuglugu kendinde topladi.Siî telkinleri anadoluda yaydı Safevîlerin muvaffakiyetinde Anadolu Kizilbaslarinin da rolü oldu halifeleri tarafindan halk arasina sokulan emirleri, kudsi* telakki ediliyordu. Bu yüzden, Osmanli hânedanina gâsp nazari ile bakılıyordu.


KIZILBAŞ İSYANLARI
OSMANLI - SAFEVî MÜNASEBETLERI*

Âsik Pasazâde, halkin, askerlerin ve müridlerinin Sah Ismail'e olan bagliligini su ifadelerle dile getirir: " Müridleri ona tabi oldular. bütün müridler Selâmün aleyküm" diyecekleri yerde Sah diyorlardi. Hastalarini ziyarete gittikleri zaman dua yerine* "Sah" diyorlardi. Anadolu'daki Ehl-i Sünnet* Müslümanlar, onun müridleine "bunca zahmet çekip Erdebil'e varacaginiza Mekketu'l-Lah (Ka'be)'a gitseniz, Hz. Peygamber'i ziyaret etseniz daha iyi olmaz mi? dediklerinde onlar " Biz, diriye variriz, ölüye varmayiz" derlerdi.

Iran'da* Ehl-i Sünnet efkâr-i umumiyesinde büyük bir endise hüküm sürmekte, Kizilbas faaliet ve hareketleri derin bir izdirap ile izlenmekte idi. Gerek Misir'da, gerek Osmanli diyarinda Islâm efkâr-i umumiyesi, problemi çözecek bir el ariyordu. Misir'da,Fâtimî tecrübesinin* korkunç hatiralari tazeligini koruyor, Bagdadlı Siî Büveyhogullari zulümleri akillara geliyor; Bâtinîlerin kanli sahneleri tekerrür edecek saniliyordu. Bu yüzden, Sah ve askerlerinin vahsiyâne zulümleri endise ile takib ediliordu.


Celâl adindaki Bozok'lu Kizilbas kendüyi mecnûnluga urup ve abdal kisvetine girüp vatani ve eskiya encümeni olan Bozok'tan Tokat semtine firar" edip Turhal civarina gidip orada bir magaraya yerlesir.gizlice onu ziyarete baslayan Kizilbaslar, "MeczûbGi ilâhidir" diyerek adini etrafa duyurmaya basladilar. O tarihlerde, bu bölge halkinin çogunun Kizilbas ve Kizilbasliga mütemayil oluslari, Celâl'in isine yaramisti. Öte taraftan o, derece derece kendisini halka kabul ettirmeye çalismis etrafini aldatmakta büyük bir maharet göstermisti.*

önceleri o, "Mehdi bu gardan asikâr olsa gerektir, ben intizarla me'murum" diye ise baslayarak insanları inandirdiktan ve güçlendigini hissettikten sonra gerçek yüzü ortaya çikar. kilicin kendisini kesemeyecegini iddia ederek " Halife-i zaman ve Mehdi-i devrân benim" demeye baslamisti. kisa zamanda Celâl'in yaninda çok sayida Kizilbas toplandi. "âlemi men serbeser alsam gerek, cümle münkir gitse ben kalsam gerek" diye kendisine büyük bir pâye veren bu adamin etrafinda toplananların bir kisminin onun politik gayesini bilmemeleri mümkündür.

Veziri azam Piri Pasa'nin, Firat kenarindan ayrilarak padisahin yanina gidisini firsat bilen Celâl, Sah - Veli ünvani altinda Sah Ismail'den aldigi emirle sharekete geçer. Isyan Bozok vilayetinde baslamisti. hareketin çok çabuk gelisti Bozok'ta, Sehsüvaroglunun oglunun evini bastigi zaman Celâl'in yaninda 4000 kisilik bir kuvvet vardi. Bu kuvveti çogaldigi ve Rum Beylerbeyi* kuvvetlerini yenecek duruma geldiler



YAVUZ DÖNEMINDE CELÂLîLER

Sâdi Pasa, celali isyanin çiktigi anlarda isyani bastirmak ve çarpismak gayesiyle asker toplamak için Zile'ye gidip etrafa ulaklar gönderdi* onlarin hücumuna ugramisti. Asker sayisi az olmakla birlikte isyancilarin önünden kaçmayi düsünmeyen Sâdi Pasa,savasa girer. Sabahtan aksama devam eden savasta yaralanan Sâdi Pasa'nin bir çok askeri sehid düsmüstü. Celaliler Kizilbaslardan yardim gördügü için sayilari artiyordu. Bu arada, Sâdi Pasa'ya karsi kazanılan zafer bozoklu Celâl'in söhretine söhret katiyordu. söhreti Sah Ismail'in adini bile unutturmustu.

Sâdi Pasa'nin mektubunda bildirdiği celali isyani için Sultan Selim, Rumeli Beylerbeyi Ferhad Pasa'ya, vezirli vererek isyani bastirmaya me'mur eder. Ferhad Pasa, isyan eden Celâl ve askerleri üzerine yürür büyük bir mücadele meydana gelir. mücadelenin sonunda, Lütfi Pasa'nin ifadesiyle "nihayet bozoklu celal ve eşkiyaların baslari olan habisin basi kesilüb Sultan Selim'e gönderilir

Devletin en kudretli devrinde, büyük gayret ve zorluklar sonucunda bastirilan celali isyanından sonra, Anadolu'da meydana gelen ayaklanmalara, Celâl'in adina izafeten Celâlî denecektir. Celâlîler, Anadolu'da, harekete geçip yurdun tahribinde ve halkin soyulmasinda önemli rol oynayacaklardir. Celâlîler cinayetler işleyip kötülüklere sebep oldular

Celali isyanları sonucunda halkin rahati kalmadi evleri yakildigi, yiyecekleri ve hatta kadinlari zorla ellerinden alindigi, bu yüzden, köy halkindan pek çok kimse kaçip yurdunu terk etti, geri kalanlarin ise gerek malî gerek siyasî güçleri kalmadı


Sah Ismail, Anadolu'daki Alevîleri kendine baglamak için Anadoluda propaganda yaptiriyor* Osmanli idaresindeki Kizilbaslari, ayaklanmaya hazirliyordu. Anadolu'ya, halife ismi verilen alevîler gönderiliyordu.Bâyezid'in, Arnavutluk Seferi esnasinda Isik adinda bir Kizilbasin,suikast yapmak üzere iken öldürülmesi, Sah Ismail faaliyetinin ne kadar genisledigini gösterir.

Sultan Ikinci Bâyezid döneminin devleti sarsan olaylarindan biri de Teke Sancagi'nda patlak verip Kütahya'ya yayilan Sah- Kulu vak'asidir. iç inzibat ve asayisi ilgilendiren tipik bir eskiyalik hareketidir. Selçuklular devrinin Babaî isyani, Çelebi Mehmedin Seyh Bedreddin isyani Sah Kulu vak'asi, Celalî hareketleri, Sia mikrobunun huruc için ictimaî aksakliklardan faydalanma zemini bulmasi diger yüzüyle de âdi sekavet hareketi olarak görülebilir.


CEM SULTAN

Sultan Bâyezid, Cem'in vefatinda memlekette üç gün yas ilan ettirdi câmilerde giyabî cenaze namazi kildirdı. Cem Sultan'in cenazesi Sultan Bâyezid tarafindan Bursa'da, Fâtih Sultan Mehmed'in oglu ve Cem'in agabeyi Sultan Mustafa'nin türbesine defnedilir. Sultan Bâyezid, kardesi için yüzbin akça sadaka dagitmis, onun anne ve kizlarina her türlü riayeti göstermisti.*

Islâm'a olan bagliligi ile taninan Sultan Cem, Papaya satilip* Vatikan'a yerlestirilir.bütün israrlara ragmen Papanin huzurunda diz çöküp bagislama dilememisti."Onlar, Papa'dan magfiret umarlarmis, ben magfireti Allah u Taâla'dan umarim.Papa'ya ihtiyacim yok. Ölümüme razi olurum, dinime zarar islemezem" diyerek Osmanli sarigini çikarmadan Papa ile konusur.*

Osmanli Devleti'ne* tehdid olarak kullanilan Cem Sultan, bütün Avrupanın ele geçirmek istedikleri bir rehine idi. Papa Napoli* Macar Krali onu d'Aubusson'dan isterlerken, sövalye reisi Bâyezid'den aldigi paradan baska, Cem'in agzindan sahte mektuplar yazarak, annesinden para çekmenin yolunu bulmus Rodos'un emniyeti bakimindan sehzâdeyi elde tutmayi faydali ve vazgeçilmez bir firsat olarak görmüstü.



CEM SULTAN

Fâtih'in oglu cemin Rodos'a gelisi esnasinda çok parlak bir tören yapilir. Geçecegi yollar çiçekler ve bayraklarla donatilir. Gemiden ati ile inmesi için tertibat alinir. O, sokaklara dökülen halkin arasindan,at üzerinde satoya girer. Cem Sultan, gördügü bütün hürmet ve saygiya ragmen, artik St. Jean sövalyelerinin menfaatine kullanilacak kiymetli bir esirdi.*

Bursa halki yeniçerilerin yaptiklarini unutmamisti.
Bursa'ya giren Cem, saltanat alameti olarak hutbe okutmus sikke bastirmistir. l8 gün hükümdarlik eden Cem kendisini Anadolu hakimi saymis agabeyine elçilik heyeti göndermisti giristigi tesebbüsler, basarisizlikla sonuçlanir kendisine Rumeli ile yetinip Anadolu'yu Cem'e birakmasi, böylece Osmanlının ikiye bölünmesi teklif edilen Bâyezid, bunu kabul etmez. Bu durum, Osmanlilardaki "Tek Ülke Tek Sultan" ilkesinin ne kadar köklestigini göstermektedir.

Osmanli Devleti'ne* tehdid olarak kullanilan Cem Sultan, bütün Avrupanın ele geçirmek istedikleri bir rehine idi. Papa Napoli* Macar Krali onu d'Aubusson'dan isterlerken, sövalye reisi Bâyezid'den aldigi paradan baska, Cem'in agzindan sahte mektuplar yazarak, annesinden para çekmenin yolunu bulmus Rodos'un emniyeti bakimindan sehzâdeyi elde tutmayi faydali ve vazgeçilmez bir firsat olarak görmüstü.


Bismillahirrahmânirrahîm.Elhamdü lillâhi rabbil'alemin Errahmânir'rahim Mâliki yevmiddin İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în İhdinessırâtel müstakîm Sırâtellezine en'amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.Hamd o âlemlerin Rabbi,O Rahmân ve Rahim,O, din gününün maliki Allah'ın.Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti.
Hidayet eyle bizi doğru yola,O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların*ve o sapmışların yoluna değil.


Kaynak enfal.de.com
Canberdi Gazalî Hadisesi

Memlûk Sultani Melik Eşref Kayıtbay'ın azadlı kölelerinden Sultan Gavri ile Tomanbay'ın nüfuzlu beylerinden Canberdi Gazalî, Mısırın ilhakında af edilmis ve Sultan Selim'in, şam'dan istanbul'a hareketinde Sam Beylerbeyliğine tayin edilmiştir

Yavuz'un ölümü ve yerine kanunini geçmesiyle Melik Eşref ünvanıyla hükümdarligini ilan ederek isyan etmis, adına hutbe okutup para bastırmıştı.kendisi ile birlikte hareket etmeleri için Şah Ismail ile Mısır Beylerbeyi Hayır Bey'e elçi ve mektup göndererek onları yanına çekmeye çalışmıştı.ona göre Osmanli tahtına geçen genç ve tecrübesiz hükümdarın, kendisine bir sey yapamayacağına inanmisti devir "eyyam-i fetret ve hengâm-i firsat" devri idi.

böyle bir düsünceyle isyan bayrağı açan Canberdi daha önce af edilmiş itibar gösterilmiş.rahat ve huzur içinde yaşaması temin edilmisti o, Selim hanın ölümünden Yavuz Sultan ın ölümünden önce silah arkadaşlarını toplayarak, yönetimindeki Şam vilayetinde onlara mevkiler vermişti.

Canberdi Gazalî, Suriye ve Filistin'i ele geçirmek, Mısırı zapt edip hilâfeti elde etmek gibi büyük emeller peşindeydi Hayır Beye mektuplar göndermistir tekliften telaşa düsen Hayır Bey, onu oyalarken deniz yoluyla devleti haberdar ederek, Gazalî'nin mektuplarını Istanbul'a gönderir.

20.000 kişiyle Beyrut'u zapteden Gazalî, Cebel-i Lübnan'da Dürzîleri de isyana tesvik etmiştir .Haleb'i kuşatıp muhasaraya alan Canberdi büyük bir mukavemetle karşılaşmıştır.Gazalî üzerine üçüncü vezir Ferhad Pasa ile Anadolu, tımarlı sipahileri kapıkuludan dört bin yeniçeri gönderilerek Dulkadiroglu Ali Bey isyanı bastırmak üzere memur edilmiştir*

Ferhad Paşanın kuvvetleri yetişmeden Sehsuvaroglu Ali maiyyetindekilerle Halebe yürür. Ali Bey'in gelişini haber alan Gazalî, kuşatmayı kaldırarak şam'a çekilir. Ferhad Pasa'nın kuvvetleriyle birleşen Haleb Beylerbeyi Karaca Ahmed Paşa Şehsuvaroğlunun kuvvetleriyle,şam yakınlarına gelir 27 Ocak l52l'de Mastaba mevkiindeki çarpismalarda Gazalî yakalanir.*

Devletin,kendisine ve arkadaşlarına sağladığı imkânlari bir tarafa bırakıp halifelik sevdasına düşen Canberdi Gazalî'nin nankörlügü, ibret-i âlem olmak için başının kesilip Istanbul'a gönderilmesi ile son bulur.Bu hâdiseden sonra Şam Beylerbeyligi'ne Ayas Pasa, Kudüs, Gazze sancaklarina da birer sancakbeyi tayin edilmisti.


2.düzmece mustafa isyanı*

2.Düzme Mustafa Olayı
Kaynak enfal.de.com*

Kanunî, 2l Haziran'da Amasya'dan istanbul'a ilerlerken, Sehzâde Bâyezid'den haber alır. Sehzâde Mustafa'ya benzeyen bir adam, geniş çaplı bir isyanda bulunmaktadır.Kimliği ve nesebi bilinmeyen bu adam, maktul şehzâde'ye benzerliğinin söylenmesinden cesaretle saltanat sevdasına düşer.*

Şehzade Mustafa oldugunu söyleyerek Selanik ve Yenişehirde ortaya çıkar. Niğbolu sancaklarında Simavna dervişlerinden taraftar toplar isyanın, Dobrucada Şeyh Bedreddin taraftarları arasında gelişmesi dikkat çekicidir. Saltanatını ilan eden kendisine vezir kadıasker tayin eden Düzme Mustafa, çiftlikler basıp vergi toplar gasb ettiğini dağıtarak etrafina l0.000'e yakin adam toplar*

tarihçi peçevi bu anarşik olayı kısaca şöyle anlatır
l555 de Yenişehir ve Selanikte nesebi meçhul kötü biri ortaya çikar. serseri ve asagilik kimseler, kendisine rahmetli Sehzâde Mustafa'ya benziyorsun diye onun fesad kafasına saltanat sevdası sokarlar.birçok serseri ve akli kimseler, kandılar. Güya rahmetli Sehzâdenin katlinde celladın elinde Mustafa'ya benzer baska bir suçlu bulunuyormuş, Mustafa serbest bırakılmıştı."

Durumun, ehemmiyetiyle Şehzade Bâyezıd, Niğbolu Beyini vazifelendirdi vaadlerle Düzme Mustafa'nin veziri kandırılıp Düzme Mustafa yakalandı istanbulda idam ettirildi ceset Şehzade Mustafa olmadığının işaretiyle teşhir edildi


2.Düzme Mustafa Olayı kaynak enfal.de.com*

Kanunî, 2l Haziran'da Amasya'dan istanbul'a ilerlerken, Sehzâde Bâyezid'den haber alır. Sehzâde Mustafa'ya benzeyen bir adam, geniş çaplı bir isyanda bulunmaktadır.Kimliği ve nesebi bilinmeyen bu adam, maktul şehzâde'ye benzerliğinin söylenmesinden cesaretle saltanat sevdasına düşer.*

Şehzade Mustafa oldugunu söyleyerek Selanik ve Yenişehirde ortaya çıkar. Niğbolu sancaklarında Simavna dervişlerinden taraftar toplar isyanın, Dobrucada Şeyh Bedreddin taraftarları arasında gelişmesi dikkat çekicidir. Saltanatını ilan eden kendisine vezir kadıasker tayin eden Düzme Mustafa, çiftlikler basıp vergi toplar gasb ettiğini dağıtarak etrafina l0.000'e yakin adam toplar*

tarihçi peçevi bu anarşik olayı kısaca şöyle anlatır
l555 de Yenişehir ve Selanikte nesebi meçhul kötü biri ortaya çikar. serseri ve asagilik kimseler, kendisine rahmetli Sehzâde Mustafa'ya benziyorsun diye onun fesad kafasına saltanat sevdası sokarlar.birçok serseri ve akli kimseler, kandılar. Güya rahmetli Sehzâdenin katlinde celladın elinde Mustafa'ya benzer baska bir suçlu bulunuyormuş, Mustafa serbest bırakılmıştı."

Durumun, ehemmiyetiyle Şehzade Bâyezıd, Niğbolu Beyini vazifelendirdi vaadlerle Düzme Mustafa'nin veziri kandırılıp Düzme Mustafa yakalandı istanbulda idam ettirildi ceset Şehzade Mustafa olmadığının işaretiyle teşhir edildi


Sehzâde Bâyezid Olayı*KANUN? SULTAN S?LEYMAN D?NEMI

Kanunî döneminin önemli olaylarından biri de, şehzadeler arasındaki taht mücadelesidir. Şehzade Mustafa ve Cihangir'in vefatıyla taht vârisi iki şehzade kalmıştı. Bunlar, Selim ile Bâyezid idi. iki kardeş rakip duruma gelmişdi. Kanunî'nin, yaşlanması tahta kimin geçeceği konusunu gündeme getirmişti.*

oğullarından birini tahta geçirmek isteyen Hürrem Sultan, Şehzade Mustafa'nın katline sebep olmuş kendi oğulları arasında tercih yapma durumuna gelmişti. Hürrem Bâyezıd'ı tercih etmiş öz ve büyük oglu Selim'e cephe almamıştır

Şehzade Selim Nahçivan seferinde babasının yanında bulunmuş yumuşak huyluluğu ile babasında müsbet bir tesir bırakmıştı Hürrem Sultan Bayezida kanat germiş, daha iyi bir sancağa naklettirmişti.Bâyezid, Kütahya'da Mekke emîrinin elçilerini kabul etmis saltanata müyesser olduğunda Haremeyn-i Serifeyn'e gönderilen Sürre -i Hümayûn" arzularindan bahsetmişti.*

Bâyezid, şahsiyeti, kültürü ve yaşayışıyla tahta en yakın adaydı Selim'in, eğlence hayatına karşılık Bayezid, ilim ve irfan sahibiydi .Hurrem Sultanın vefatıyla Bâyezid, büyük hâmisini kaybetmişti Selim ile Bâyezidı Lala Mustafa Paşa entrikalarala birbirine düsürdü.*

Kardeşler arasındaki çekismelere Kanunî, müdahele etti Şehzadelerden her birine 300.000'er akça terakki ederek sancaklarını değiştirdi. Selim'i Manisa'dan Konya'ya, Bâyezid'i de Kütahya'dan Amasya'ya tayin ederek. Selim'in sehzâdesi Murad'a Akşehir, Bâyezid'in büyük oğlu Orhan'a da Çorum sancaklarını tevcih eder.

Şehzade Bâyezid pâyitahttan uzak bir yere yapılan tayini, hakaret kabul ediyordu.tayin işinde Selim'in parmağının olduğunu, Selim'in tercih edildigini yazarak "bu hakaretten ölmek yeg idi" diyerek hissiyatını belirtmisti Bâyezid, 28 Ekim l558'de Kütahya'dan ayrilmak zorunda kalmıştı.

Şehzade beyazıt çok yavas yol alıyordu çok kalabalık bir kafile ile yola çikan Şehzadenin yolda iltihak edenlerle kuvveti artıyordu. endiseye kapılan Kanunî, Selim'e Sokollu Mehmed Paşayı Bâyezida Pertev Paşayı gönderir ancak Bâyezıdın tutumunda bir değişiklik olmamıştır.*

Bâyezid, babasina tehdid mektupları göndermekten çekinmez bir mektubunda "Bendenizi sorarsanız gündüz - gece her zaman hayır duanıza meşgul bilesüz, amma ki gam ve gayretten helâk bilesüz. Ah bilmem ne idem bana karındaşımın hatırı içün zulm eyledünüz, beni yerümden yurdumdan ayırdınız" diordu.*

Beyazıtın davranışları yüzünden Kanunî, Selim'e meyletmiştir. Bayezid, birçok eşkıyayı toplayıp 20.000 civarındaki bir kuvvete sahip olmasıyla iki taraf geri dönülmez bir eşiğe gelmistir Selim harekete geçip askerî hazırlığa koyulmuştur
Bâyezid kendi başına Selim, babasının direktifleriyle hazırlanmıştı Bâyezıd, Selim'in, merkezden gelen Beylerbeyleri ile hareket haberini alinca, l5.000 kisilik bir kuvvetle Ankaraya geçer

haberin istanbul'a ulaşmasıyla Kanunî tedbir alır Sokollu Mehmed Paşa ile Rumeli Beylerbeyini Konya'ya gönderir. Selim'e muharebesini Konya'da kabul etmesini emreder. Seyhülislâm Ebu's-Suûd Efendi'den, fetva alir. iki kardes h.22 Saban 966 (m.30 Mayis l559) konya ovasında çarpışmışlardır

İlk günki çarpışmalarda üstünlük sağlanamaz ikinci gün Lala Mustafa Paşa Bâyezidın kuvvetlerini bozguna ugratır Amasya'ya çekilen Bâyezıdınn af isteğini Kanunî red eder iran'a iltica eden Bâyezid, Tahmasb,tarafından Osmanlılara teslim edilir 23 Temmuz l562'de şehzade, ve oğulları bogdurularak katledilir Sivas'a defnedilir

Sehzâde Bâyezid hâdisesi,iç karışıklıklara sebep oldu. devlet, beyazıtın taraftarlarıyla mücadele etti idarî degisiklikler yapıldı yeniçeriler muhafiz olarak Anadou'ya yayıldı Şehzadelerin sancağa çıkma usûlünde değişiklikler yapıldı.


Şehzade mustafa

Rüstem Paşa, Ankara'ya geldiğinde Kanunî'nin büyük oğlu ve tahtın en kuvvetli adayi Amasya Sancakbeyi Şehzade Mustafa hakkinda haberler gönderme ihtiyacını duyar. 38 yaşında bulunan Şehzade Mustafa, Kanunî'nin büyük oğlu olması hasebiyle taht vârisi olabilecek durumdaydi.*

ogullarindan birinin tahta geçmesini arzu eden Hurrem Sultan, ona karsi iyi düsünmüyordu. Bu yüzden Sehzâde Mustafa gözden uzak tutuluyordu. İlim ve marifette de kudretli olan Sehzâde Mustafa şehzadeler tarafindan kıskanılmakta idi.asker kendisini çok seviyordu.*

Şehzade Mustafa ,babasının yaşlandığını, sefere iktidarının bulunmadığını, bu sebeple Rüstem Pasa'yı Dogu seferi ile görevlendirdiğini, bu yüzden kendisine düşman olduğunu,bunun yok edilirse kendisine taht yolunun açılacağı gibi telkinlerle saltanat davasina sürüklenmişti.*

Rüstem Pasa isevmedigi ve muhalif oldugu Mustafa hakkinda Kanunî'ye mektuplar göndermişti. Rüstem Pasa'yi geri çağırtan Kanunî, bizzat sefere çıkmaya karar verir.

l2 bin civarindaki yeniçeriyle 28 Agustos l553 te istanbul'dan Üsküdar'a geçen Kanunî merasimle karşılanır Kanunî, oğlu Cihangirle Bolvadin'e gelir. kendisine âsi olarak tanıtılan büyük oğlu Amasya Sancakbeyi Sehzâde Mustafa sefer için yanına çağırtır. 5 Ekim l533 günü Konya Ereğlisinde babasina yetisen mustafa mekr-i Rüstem" yüzünden o gün Pâdişahın emriyle çadırında boğdurularak cenazesi Bursa'ya gönderilir.*

Rüstem Pasa sadaretten azledilir Kara lakaplı Vezir Ahmed Paşa getirilir. Hürrem Sultan ve Rüstem Paşa'nın işbirliği ve hileleri ile meydana gelen elim hâdise, halkda büyük bir infiale sebep olmuştu Kanunî, sefer arifesinde nahoş bir olaya sebebiyet vermemek için Rüstem Pasa'yi azletmiştir

Şehzadenin ölümü, Anadolu halkını yaraladığı gibi, nimetleriyle perverde olan yüzlerce bilgin, sair, san'atkâr ve şeyh de beklenmedik ölüme ağlıyordu .Kanunî'nin süt kardeşi Mehmed Çelebi, Pâdisaha Sehzâde Mustafa'ya kıydığı için ağır sözler söylemişti. Şehzâde'nin, iftiraya kurban gittigi devletin tamamında ve dünyada hâkimdi Nahçıvan seferinden önceki iran sefer-i hümayûnunda Kanunî ile Şehzade, görüşüp dertlenmişler Kanunî, oğluna hak vermişti.*

Şehzade mustafa ölmeden önce babasıyla son karşılaşmasında babasıyla görüşmeden öldürülmüştü. Şehzade Mustafaya ikinci vezir Ahmed ile üçüncü vezir Haydar Paşalar, Amasya'dan gelmemesi için haber göndermişlerdi.Şehzade böyle bir yola tenezzül etmedi.babası ile yüz yüze geldiklerinde onu ikna edeceğine inanıyordu

Halk ve askerce sevilen Şehzadenin katli, halkın üzüntüsüne sebep olmuştu. şairler Rüstem Pasa, Hürrem Sultan hatta Kanunî'yi yeren şiirler kaleme almışlardır. sancakbeyi Taşlıcalı Yahya Bey mesnevisinde Rüstem Paşa 'nın idamini istemişti.

Yahya Bey, Türk fikir hürriyetinin âbidelerinden olan eserinde Padişahı tenkid etmış "nizâm-i âlem"i için ileri gitmemiştir. Rüstem Paşa, Kanunî'ye şikayette bulunarak Yahya Bey'in cezalandırılmasını istemisti. Kanunî "Bu makulelere kulak tutma ve intikam kasdin etme" diyerek Yahya Bey'i, himaye etmiş saygı göstermiştir.


SULTAN SELİM TAHT KAVGALARI

Sultan Selim, idareyi ele geçirdigi zaman, düsmanlari sindirilmis ve hududlari saglama baglanmis bir Rumeli ve devletin gelecegine göz dikmis Sark düsmanlariyla yüz yüze gelmisti iç saglanmadan disari ile ugrasmak mümkün degildi. taht rakibi sehzâdeler çikabilirdi.bazi sehzâdelerin basinin gitmesi gerekiyordu.yoksa memleket gidecek memlekette kan gövdeyi götürecekti.*

Sultan Selim, zararli bir faaliyete girismedikleri takdirde kardeslerine bir fenalik yapmayacagina dair babasina söz vermisti. agabeyleri* Sehzâde Ahmed ile Sehzâde Korkut'u yakindan izliyordu. Aksi takdirde taht ile birlikte devlet elden çikabilirdi. Devletin zarar görmesi bütün bir Müslüman toplumun yok olmasi baska din mensuplarinin idaresine girmesi demekti.*
.*
Şehzade ahmet. Konya'da padisahligini ilan etmekle kalmamis, ayni zamanda oglu Alaeddin Bursa'yi da ele geçirmisti. Alaeddin, Bursa Subasisi'ni öldürterek Hutbe ve Sikke bastırmak ister. Bursa halki Selim'e itaat etmeye devam eder.*

Dönemin Osmanlı Paşası şehzade ahmedin oğlu Alaeddin'in Bursa'da yaptiklarini şu ifadelerle nakleder: "Sultan Alaeddin, Bursa'ya gelüp ve Bursa'yi zapt edüb subasisini ve Sultan Selim'e tabi olanlarin ekserin kiliçtan geçürüp ve mîrîye müteallik emvâli* zapt edüp ve sehirlisinden dahi nice mal ve menal alub ve babasi Sultan Ahmed adina Hutbe okudub" Lütfi Pasa'nin verdigi bu bilgi, Sehzâde Alaeddin'in, Bursa'da yaptiklarini ve babasinin yerine hükümdar olarak vazifeyi deruhte etmesi halinde yapabilecegi isler hakkinda ip ucu vermektedir.*

Sehzâde Ahmedin bursa seferi sırasında Selim'in sessiz kalmayacagini kestirmis olmali ki, devlet adamlarini yardim talebinde bulunmak üzere oglu Murad'i Sah Ismail'e göndermisti. Sah Ismail'in izniyle 20 bin asker toplanir.Tokat taraflarinda halka eziyet etmeye baslar. Ordusundaki Kara Iskender, onun hem komutani hem de akil hocasi idi. Sah Ismail'in adami Nur Ali de etrafi yakip yikiyor ve "gün Sah Ismail'indir" diye ilan ediyordu.

Sehzâde Ahmed ve ogullari halk üzerinde çok kötü tesirler meydana getirdi halkın daha alismis oldugu sukûnet, devlete güvenme ve haksiz* vergi vermeme prensipleri kaldirilmis,halk idareyi ele geçiren insanlarin keyfine göre vergi vermek ve hizmet etmekle yükümlü tutulmustu.

Yavuz oglu Süleyman'i* yerine Kaim-i makam biraktiktan sonra askerini toplayip müzakere açar ve der ki: " Babama söz vermistim, kardeslerime dokunmayacaktim. Fakat görüyorsunuz, memleket ne hale geldi? Benim arzum sonuna kadar bunlarla savasmak ve memleketi bunlardan kurtarmaktir."*

Yavuz kardesi Ahmed'e vaz geçmesi için* mektup yazip gönderir.Ahmed Selim'in bu baris teklifini kabul etmeyip isyana devam eder. devlet erkâni Selim'i destekler.Anadolu'ya geçilir.* Bursa üzerine gidilir. şehzade ahmedin oğlu Alaeddin bursadan çekilmek zorunda kalmisti.Şehzade Ahmed, Amasya'ya dönmüs ve doguya* kaçarak Sah Ismail'e siginmak ister. Yavuzun* gönderdigi Malkoçoglu Tur Ali Bey,Yavuza Memlûk topraklarina girip girmeme fikrini sorar. Yavuz Memlûk topraklarina girmeden geri dönmesini ister.


SULTAN SELİM TAHT KAVGALARI

Şehzade Ahmed, Darende'den Yavuz'a mektup gönderir.yabanci bir devlete iltica etmesinin Osmanli Devleti için utanç vesilesi olacagini bildirerek anlasma teklifinde bulunur.Yavuz onun teklifini red ederek sadece Müslüman bir devlette kalabilecegini bildirerek her türlü ihtiyacinin karsilanacagini söylemisti.*

Yavuzun Amasya'yi zapteden şehzade Ahmed'i ani bir baskin ile ele geçirme tesebbüsü de sonuçsuz kalmisti. Yavuz Ahmed'e olan meyli yüzünden Vezir-i Azam Koca Mustafa Pasa'yi Ahmed'le haberlesiyor diye Bursa'da idam ettirerek onun yerine Hersekzâde Ahmed Pasa'yi dördüncü defa sadarete getirir.

Yavuz şehzade Ahmed'e karsi kesin sonuç almak için devlet ricalinin agzindan mektuplar göndertmis, geldigi takdirde ricalin kendisine iltihak edeceklerini bildirmisti.mektuplardan cesaret alan Ahmed, topladigi Bursa üzerine yürümüstü. Iki kardes Yenisehir Ovasi'nda karsilastilar Ahmed mektuplarin uydurma oldugunu anlamis savastan baska çare bulamamisti.



ŞEHZADE KORKUT

Yavuz devletin bekasi ve halkinin selâmeti için sehzâdeleri bertaraf etmek zorunda idi. Tarih ve hayatta kalan sehzâdelerin devamli olarak devlete problem olduklarini, dis güçlerin, bunlarin saltanat hirsindan yararlandiklarini gösteriyordu. Bunun için Yavuz Sehzâde Mahmud'un ogullarinıda ortadan kaldirdirmak zorunda kalir.*

Selim, ilmi, irfani ve cömertligi ile halkin ve yeniçerilerin sevgisini kazanmis agabeyi Korkut'un saltanat hakkindaki görüslerini ögrenmek için, devlet ricalinin agzindan mektuplar yazdirir. mektuplara kanan Korkud saltanata gelme arzusunda oldugunu söyler kardeşinin saltanat havesini gören Yavuz Bursa'dan Saruhan üzerine yürür. Korkut, yanina Piyale adli lalasini alarak Avrupa devletlerinden birine iltica etmek gayesiyle gizlice Antalya'ya kaçmaya muvaffak olmustu.

Muhafizlar tarafindan şehzade Korkud'un yanindan uzaklastirilan Piyâle paşa döndügünde efendisinin öldürülmüs oldugunu görerek büyük bir teessüre kapilir. kendisini avutamaz.tek tesellisi, ölünceye kadar, Bursa Sultan Orhan türbesine defn edilen Korkud'un türbedârligini yapmak olur.*

Sultan Selim, Sehzâde Korkud'un nedimi (lala) Piyale'yi efendisine sâdikane hizmet ettigi için mükafatlandirir. Bol ve külliyetli bir tahsisatla türbedarliga tayin eder. Korkud Çelebi'nin ölümü üzerine üç günlük matem ilan eden Yavuz biraderinin saklandigi yeri haber veren Türkmenlerden bazilarini öldürtür.


ŞEHZADE KORKUT

Şehzade Korkud, Osmanogullari'nin kiymetlisi idi. Âlim, fâzil, sair ve musikisinasti. Bahriye isleriyle ilgilenmekten büyük bir haz duydugu gibi denizciler himaye ederdi.Barbaros biraderlerin onun himayesini gören denizcilerimiz oldugu söylenir.

Yavuz'un hükümdar ilan edildigi sirada Sehzâde Korkud, ona sadik kalacagina söz vermisti. Selim de muhalefet edilmedigi müddetçe rahat* bir hayat geçirecegini vaad etmisti Korkud'un büyük bir huzursuzluk içinde Yavuza verdigi söze sadik kalip kalamayacagi belli degildi.Yavuz'dan Midilli Adasi'ni istemisti. Bu talebi II. Bâyezid tarafindan olumlu karsilanmisti.Yavuz istediklerinin* verilecegini sabirli olmasinı bildirir.vaad samimi olmasa bile tam zamaninda yapilmıştı Çünkü Sehzâde Ahmed isyaninin devam ettigi siralarda Korkud'un ayaklanacagina dair söylentiler çogalmisti.*

Sehzâde Korkud Yavuz'a "taife-i ehl-i nifakin" bos durmadigini aleyhinde iftiralar uydurdugunu, bunlara inanmamasi gerektigini ve kendisinin* sadakat içinde oldugunu bildirir Selim'in,cevabı sen sözünde durdukça bu cânipten asla endise etmemelisin" demisti.*

Şehzade Korkud* Midilli'yi elde edemeyince Teke ve Alaiye taraflarını* istemişti.Onun bu toprakları istemesini, deniz yolu ile kolayca kaçma maksadina baglamak ve idare ettigi topraklarin genisletilmesi seklinde yorumlamak mümkündür. sehzâdenin istekleri, Yavuz'un süphelerini artirmaktan baska bir ise yaramadi.

Sehzâdelerin sebep oldugu iç karisikliklari sona erdiren Yavuz kardeslerini ortadan kaldirmaya muvaffak olur. kardeslerinden en çok Korkud'u severdi.Korkud'un idami esnasinda çocuklar gibi aglamıştır "nesl-i Osman"in bu garip kaderine âh-u vah ettigi nakledilir.

Tarihi antlaşmalar*

Islahat Fermani 18 Subat 1856
enfal.de.com dan alıntıdır

Kırım Savaşı sürerken, Viyana'da ingiltere, Fransa ve Avusturya, Hristiyanlarla Müslümanlar arasındaki farklılıkların ortadan kaldırılması için bir fermanı sultanın önüne koymuşlardı. Abdülmecit han tarafindan Islahat Fermanı ilân edildi bu fermanla, Müslümanlarla Hristiyanlar arasında eşitlik sağlandı iç hukuk ve ticaret hukukunda yenilikler getirildi Ceza ve medenî hukuk dinî esaslardan arındırıldı 1868'de Sura-yı Devlet ve Divan-ı Ahkam-ı Adliye kurularak Hristiyanlar ve Müslümanlara görevler verildi Islahat Fermanı uygulaması I.Abdülaziz'in tahta çıkması ile gerçekleşebilmiştir.

Dış devletler Islahat Fermanını, Osmanlıya koz olarak kullandılar. Fransa, Dürzilerin Katolik Marunilere saldırmasıyla Lübnan'a asker çıkarmış Karadağdaki anlaşmazlıklar dış devletlerin aracılığı ile halledilmiştir dış devletlerin tahrik ettikleri Balkanlar ve Hristiyan toplulukların isyanları bastırılsa bile Sırplar ve Bulgarlar yeni haklar elde etti Eflâk ve Boğdan Romanya adı altında birleşti Muhtariyet hakları genişletilen Mısırda, ingiliz-fransız mücadelesi kızıştı Napolyon'un teşebbüsüyle Abdülaziz han istemedigi hâlde Süveyş Kanalı projesini kabul etmiş ve kanal 1869'da büyük bir törenle açılmıştır.

Tarihi antlaşmalar*

I.MEŞRUTİYET DÖNEMİ
enfal.de.com dan alıntıdır

Avrupa devletleri ve Rusya'nın kışkırttığı topluluklar, bağımsızlık ilânı için harekete geçti 1866'da Girit isyanı çıktı. Girit'e yeni bir statü verildi*
1870 de Rusya komitacıları vasıtasıyla Bulgarlar ayaklandı Onlara da geniş haklar verildi Bulgarlar, Bosna ve Hersek'te yeniden ayaklandi (1875-76).

Bulgar isyanı sert biçimde bastırıldı. Genç Osmanlılar, Abdülaziz hanı Mithat Pasa'nin öncülügünde 30 Mayis 1876 da
tahttan indirerek yeğeni V.Muratı başa geçirdi Ancak hastalığı sebebiyle üç ay sonra tahttan indirildi Kanun-i Esasi'yi ilân edecegini beyan eden kardeşi Abdülhamit han tahta çıkarıldı.
Rusya'nın Osmanlı Devleti'ne baskısını menfaatine aykırı gören İngiltere, istanbul'da uluslar arası bir konferans topladı ve II.Abdülhamit Mesrutiyet'i ilân etti (23 Aralik 1876). Meclis-i Mebusan'da bütün topluluklar temsil edilecekti. monarşi, istanbul Konferansını ortadan kaldırmasına rağmen, Balkanlar bağımsızlık istediklerinden sonuca varılamadı. Rusya, Osmanlı Devleti'ne savaş ilân etti.93 Harbi" diye bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi, askerî ve siyasî bakımdan önemli sonuçlar doğurmuştur.

Kanun-i Esasi ile açılan Genel Meclis, padisah tarafindan seçilen Ayan Meclisi ve halk tarafindan seçilen Mebusan Meclisi'nden ibaretti. Londra Konferansından önce çalışmaya başlayan meclisin çalışmaları 93 Harbiyle sekteye uğradı Gazi Osman Pasa'nın büyük bir kahramanlıkla savunduğu Plevne'yi aşan Ruslar, Erzurumda durduruldular. Meclis savaştan padişahı sorumlu tutarak, tansiyonu yükseltdi. Abdülhamit han*
Kanun-i Esasi'nin verdiği yetkiyle 14 Şubat 1878 te
meclisi kapattı I.Meşrutiyet sona erdi


BERLİN KONGRESİ VE BALKANLARDAKİ GELİŞMELER enfal.de.com dan alıntıdır

İstanbul önlerine kadar gelen Rusya ile Yeşilköyde
3 Mart 1878 de Ayastefanos Antlaşması imzalandı sözde Osmanlıya bağlı Dobruca, Doğu Makedonya ve Trakya'yı içine alan Büyük Bulgaristan Prensliği kuruluyordu Romanya, Sirbistan ve Karadağ bağımsızlıklarına kavuşuyordu. Ancak,Abdülhamid hanın büyük siyasi dehasıyla Avrupa ayaklandırdı, Rusyadan rahatsız olan Avrupa devletleri anlaşmayı imzalattırmadı abdülhamit han siyasi dehasıyla avrupa milletlerini birbirine düşürdü

İngiltere donanmasını harekete geçirdi. Osmanlı Devleti ile anlaşarak Kıbrıs'a yerleşti Bismark, menfaatlerini korumak istiyordu. Berlin Kongresi 13 Temmuz 1878'de son buldu. anlaşma, Osmanlıyı parçalama ve, pay alma anlaşmasıydı. Sirbistan, Karadağ ve Romanya'nın bağımsızlığı onaylandı. Bulgaristan üçe ayrıldı. Doğu Rumeli eyaleti oluşturuldu. Makedonya, Osmanlı Devleti'nde kaldı. Yunanistan Tesalya ve Epir'in bir bölümünü aldi. Bosna-Hersek, Avusturya tarafindan işgal edildi. Avusturya Kars, Ardahan ve Batum'a sahip oldu. Berlin Kongresi, büyük devletlerin Osmanlı Devleti'ni paylaşma ve ortadan kaldırma arzularının neticesi idi. Balkanlardaki küçük devletçikler, bölgedeki büyük devletlerin siyasî ve etnik çatışmaların piyonlarıydı Avusturya'nın ve Rusya'nın Balkanlardaki nüfuzlarını artırmaları, Balkan Savaşları ve I.Dünya Savaşına yol açtı*

Berlin Kongresi'nin sonuçları kısa zamanda ortaya çıktı. Balkanlardan pay alamayan Fransa, Cezayir ile Tunus arasındaki sınır problemini bahane ederek, 1881 de Tunus'u işgal etti İngilizler iskenderiye'yi topa tuttu. İngilizler 1882 de Mısırı ele geçirdi Bulgaristan bölgeyi kontrol altına aldı. Osmanlı Devleti Rusya'nın baskısıyla Kırca-ali ve Rodop dışındaki Dogu Rumeli Valiliği'nin Bulgar Prensliğine geçmesini kabul etti ikinci Mesrutiyet'in ilanıyla 1908 de Bulgarlar bağımsızlıklarını ilân ettiler Bulgar, Yunan ve Arnavutların istediği Makedonya'da çıkan olaylar Osmanlı kuvvetlerince bastırıldı. Megalo Idea adıyla Bizansı diriltmek isteyen küçük Yunanistan, 1896'da çikan isyanı bahane ederek Girit'i işgale yeltendi Osmanlılar Dömeke Meydan Savaşı ile Yunanlıları bozguna uğrattı 1897 de Rusya ve Avrupa devletlerinin müdahalesi ile istanbul'da toplanan bir konferans ile Girit valiliğine Yunan kralının oğlu getirildi özerk bir yönetim kuruldu, ada fiilen Yunanistan'a bırakılıyordu


ermeni isyanları enfal.de.com dan alıntıdır

93 Harbi'nden sonra Ermeni Meselesi ortaya çıktı. Osmanlı Devleti'ne bağlıklarıyla "millet-i sadika" olarak adlandırılan Ermeniler Doğu Anadolu'yu ele geçirmek isteyen Rusya ve ingiltere tarafindan kullanıldı Hınçak ve Taşnak örgütleri kuruldu terör yaratan Ermeniler ingilizler tarafindan destekleniyordu Ermeni devleti ile Rusya Akdeniz ve Orta Doğu'ya sızabilecekti. İngiliz himayesindeki Ermeni devleti rusları engelleyebilirdi ermeniler ruslar ve ingilizlerce kullanıldı Ermeniler 1889'dan itibaren isyana başladı Van, Erzurum ve Bitlis isyanları bastırıldı. başkentte ermeniler Osmanlı Bankasına kanlı bir baskın yaptılar II.Abdülhamit'e suikast düzenlediler I.Dünya Savaşı ve istiklal Harbinde Ermeniler isyanlarına devam ettiler



II. MEŞRUTİYET İTTİHAT VE TERAKKİ*
enfal.de.com dan alıntıdır

I.Meşrutiyet'in kaldırılmasıyla Abdülhamit han olumsuz gelismelerin de etkisiyle, hassas ve planlı bir yönetim sergiledi. Meşrutiyet taraftarları muhalefeti artırdı. Osmanlılık fikrinin temsilcisi Sadrazam Midhat Pasa 1881'de ölüm cezasına çarptırılmış,affedilerek, Arabistan'a sürgüne gönderildi 1883'te öldürüldü

Ali Suavi, Ziya Paşa ve Namık Kemal sultan aleyhine faaliyetlerini sürdürdü Osmanlı Devleti iktisadî açıdan çok zor durumda idi. Devlet borçlarini kapatabilmek için batılıların elindeki Osmanlı Bankası ile anlaşma imzalamak zorunda kaldı banka mali yardımlar karşılığında, devletin gelirlerini devraldı. İngiliz ve Fransızların kontrolündeki düyun-u Umumîye Osmanli ülkesini sömürge hâline getirdi*

Genç Türkler ve Jön Türkler koyu Meşrutiyetçiler, istanbul'da ittihad-i Osmani derneğini kurmuşlar ve bu dernek 1895'te ittihat ve Terakki Cemiyeti adını almıştır. Selanik'te Enver ve Niyazi Paşaların da katılımıyla güçlenen İttihatçılar, Osmanlı devletini ancak Kanun-i Esasî'yle kurtarabileceğini düşünüyordu. Kolağası Niyazi Beye katilan Enver Bey'in Resne'de isyan ederek ayaklanması üzerine Abdülhamit han anayasayı yürürlüğe koyarak II.Meşrutiyeti ilân etti 23 Temmuz 1908


II. MEŞRUTİYET İTTİHAT VE TERAKKİ*
enfal.de.com dan alıntıdır

17 Aralik 1908'de meclis yeniden açıldı. İttihat ve Terakki Fırkası başarı sağladı Bulgaristan bağımsızlığını elde etti ve Girit Yunanistan'a katıldı
İsgal altındaki Bosna Hersek Avusturya tarafindan fiilen ilhak edilmişti Millî bir politika izleyen İttihatçılar, olumsuz gelişmelerin etkisiyle otoriter bir idare oluşturdular Avrupanın desteğiyle isyan ettiler. Abdülhamit han kardes kanının dökülmemesi için isyancılara karşı çıkmadı. Mahmut Şevket Paşa Selanik'ten yola çıktı. büyük bir isyan başlattı Abdülhamit han
kardeş kanı dökmek istemediğinden 27 Nisan 1909 da tahttan indirildi*

kardeşi Mehmet Reşat getirildi.büyük şahsiyet ve büyük devlet adamı Abdülhamid hanı Rahmetle anıyoruz.Ülkeyi çok kötü şartlarda idare eden büyük devlet adamı Abdülhamid han Dünya savaşının çıkıp Avrupanın birbirine gireceğini biliyordu siyasetini buna göre planlamıştı.kendini bilmez İttihatçılar koskoca Osmanlıyı hayalleri uğruna Dünya savaşına katarak Osmanlı imparatorluğunun yokolmasına vesile oldu V.Mehmed devlet idaresini ittihatçılara bıraktı. İttihatçılar zamanında felâketler birbirini takip etti. Osmanlı Devleti dağılma devrine girdi


GERİLEME DÖNEMİ enfal.de.com dan alıntıdır
Küçük kaynarca antlaşması

1764 da Rusya,Lehistanı işgal etmiş ve mültecileri katletmiştir. Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş ilân etmiştir Ruslar, Baserabya ve Kırımı işgal etmişler İngilizlerin filosonu Akdeniz'e göndererek, Mora Rumlarını isyana teşvik etmişlerdir Çesme'de Osmanlı donanmasını yakmışlardır. Mısırda isyanlar başlamıştır. Rusçuk ve Silistrede Osmanlı kuvvetleri başarılar kazanarak Katerina, Osmanlılarla anlaşma yapmayı kabul etmiştir.*

I.Abdulhamit'in (1773-1789) başa geçmesiyle imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla 21 Temmuz 1774 te Kırım Osmanlıdan koparılmış bağımsız olmuştur Baserabya, Eflâk, Boğdan Osmanlılarda kalmış, Azak ve Kabartay Rus hâkimiyetine geçmistir. Ruslar kapitülasyonları kazanmış konsolosluk açma hakkıyla Osmanlı iç işlerine karışmıştır. 1783'te Kırımı işgal eden Rusya, Karadeniz'e hâkim olup, sıcak denizlere inmiştir Ortodoksları himaye ederek Balkanlarda kuvvetlenmiştir.



Yaş ve ziştovi antlaşmaları
enfal.de.com dan alıntıdır

Rusyanın amacı, istanbul'u ele geçirip Bizansı diriltmek idi. Osmanlı Devletini taksim için Avusturya ile anlaştı. Osmanlı Devleti, ingiltere'nin tahrikiyle Rusya'ya savaş açtı. Kırımı almak Osmanlının en büyük arzusuydu. savaşa Rusyanın müttefiki olan Avusturyanın katılmasıyla, Osmanlılar iki cephede mücadele etti 1788 de Avusturya savaşı kazanıldı. Belgrat ve Banat ele geçirildi. Rusya'ya doğu cephesinde başarı sağlanamadı. III. Selim isveç ile anlaştı Rusya Bükreş ile Küçük Eflâkı almış, Belgrat ve Bender düşmüştü. 1790'da Avusturyada iç ayaklanmalar baş gösterdi Fransız ihtilalinin etkileri hissedildi II.Leopold, Ziştovi anlaşmasını imzalayarak Osmanlılarla savaşı sona erdirdi anlaşma mevcut statükoyu muhafaza ediyordu Rusya ile de, ispanyanın aracılığıyla 1792 de Yaş Antlaşması imzalandı Rusya sadece Öziyi geri verdi Avusturya ve Rusya osmanlı topraklarından geri çekilerek Fransa ve Lehistan'daki gelismelere yöneldi Osmanlı Devleti ıslahatları yapmak için zaman bulabilecekti.


Tarihi antlaşmalar


Osmanli - Avusturya Barisi ve Sonuçlari*

Osmanli seferleri karşısında bunalan ve kardeşi şarlken'in yardımıyla ayakta kalan Ferdinand'ın, Macaristan Kralı olmak için giriştiği teşebbüsler, boşa gidiyordu. Osmanlı Devleti'nin Zapolyayı tutması emeline ulaşmasına engel oluyordu.Alman imparatoru'nun şarlkenin tavsiyesiyle Ferdinandın Osmanlılarla anlaşmaktan baska çaresi kalmamıştı.*

Ferdinand'ın müracaatı, Osmanlıların işine geldi Macaristan seferleri büyük masraflara sebep oldu memleketin doğu hududları ihmal ediliyordu.Şah ismail'in vefatıyla yerine geçen oğlu Tahmasb Doğuda yıkıcı faaliyetlerde bulunmuş iki devlet arasında bazı hâdiseler cereyan etmişti. Osmanlı Devleti Ferdinandın teklifine sıcak bakıyordu

l4 Ocak l533'te Padişah tarafindan Avusturyadan kesin bir barış ve Ferdinand'ın itaat alâmeti olarak Estergon kalesi istendi Kanunî,Estergon kalesine karsilik Macaristan'daki kaleleri verebilecegini belirtmişti. Hammer'in ifadesiyle Mütareke şartları, Bohemya'lilari epey korkuttu.*

29 Mayıs'ta Estergon (Gran )'un anahtarları Osmanli elçisi ile istanbul'a hareket etti Istanbul görüsmeleri l533'te antlasma ile sonuçlandı antlasmaya göre Ferdinand, Macaristandan vaz geçecekti. Sadece Macaristan'da fiilen hakim oldugu topraklar kendisine ait sayilacakti. Elindeki bu topraklar için de her yil 30.000 altin verecekti.*

protokol gereği Ferdinand, Osmanlı Vezir-i A'zamı ibrahim Paşa ile müsavi eşit sayılacaktı.Pâdişahın huzuruna kabul edilen elçiler, ibrahim Paşa 'nın verdiği tâlimatla konuşarak, Sultan'a "Oğlun Kral Ferdinand, mâlik olduklarını kendi malı kendisinin sahip olduğu memleketleri senin mülkün addeder, çünkü o, senin oglundur" dediler.*

Padişah, oğlu Ferdinand'ın dostlarının dostu ve düşmanlarının düşmanı olacağını bildirir. antlasmadan sonra Ferdinand ile Zapolyanın hâkim olduklari yerler, bir sınır hattı ile Osmanli temsilcileri nezâretinde belirlenecektir

antlasma geregince biri Osmanlı himayesindeki Jan Zapolyai'ye, diğeri Ferdinand'a ait iki Macaristan ortaya çıkıyordu.antlasma, Macaristan meselesini bir süre halletmiş ve Osmanlıların doğu problemi ile ilgilenmelerine firsat vermişti.

Osmanli kılıcından gözü yılan Ferdinand, Macar tahtından feragat ederek barış istemek zorunda kalmış, Orta macaristan'da bir kale idaresine razı olarak protokolde Pâdişah'a "Pederim", Vezir-i A'zam'a da "Birâderim" diye hitab etmek zorunda kalir.


Amasya Antlasmasi*

Sultan Süleyman Amasya'dayken Tahmasb'ın nâzırı çesitli hediyeler ile Amasya'ya gelir. divana kabul edilip."vezirlerin karşısında iskemlede oturdular. Şah, mektubunda, Padişahın mektubunu Süleyman Nebi"den geliyormuşçasına aldığını, kendisine büyük saygı duyduğunu, ve halk arasında iyi münasebetlerin kurulmasına temas ediyordu. Şah, dostluk teminatı verdigi gibi Şiilerin Ka'be ve mukaddes yerleri ziyaret etmesinen izin istiyordu*

Büyük iltifatlara nail olan nazır Ferruh Bey'e, Kanunî tarafindan, Şah Tahmasb'a hitaben bir mektup verilir. Osmanlı - iran arasındaki barışı tasdik eden mektupta, arzu edilen barış " sulh u salâh-i umûr âsâyis-i halk ve intizâm-i ahvâl-i cumhurdur" ifadeleri ile hüsn-i kabul gördügü belirtildiği gibi, şu maddeler belirtilmekteydi:

a) iran'da ashab-i güzin ve hulefa-yi mehdiyyine sövüp, küfr etmekte olan Teberrâiliğin men'i, taşkın Şiiler in, üç halife (Hz. Ebu Bekr, Ömer ve Osman ile Hz. Aişe'ye sövüp saymalarının ve bunu merasim haline getirmelerinin yasaklanması*
b) fitne (kışkırtma) ve taarruz olmadıkça hudud sınırlarına tecavüz ve taarruzun men edileceği*
c) Hacıların refah ve itminanla haccı edâ etmelerine izin verlimesi*

Amasya antlasmasi ile Basra, Bağdad, şehrizor, Van, Bitlis, Erzurum, Kars ve Atabegler yurdu üzerindeki Osmanlı hâkimiyeti Safevîlerce tanınmıştır Gürcistan'da iki taraf arasinda nüfuz bölgeleri tesis edilmistir. Tahmasbın vefatına kadar Osmanli - Safevî münasebetleri dostâne bir şekilde devam etmiştir.

Osmanlilarla Safevîler arasindaki otuz yedi süren harblere son verilir. taraflar, sulhun te'yidine gayret sarfetmeye baslarlar. Tahmasb, Süleymaniye külliyesinin açılış münasebetiyle tebrikler ve hediyeler gönderir. antlasma Osmanli - Safevî antlasmasinin temel unsurlarini teskil edecektir.


Karlofça antlaşması

II. Mustafa (1695-1703), Viyana bozgunuyla gelen toprak kayıplarını önlemek için üç kez Avusturya'ya sefer düzenledi,Osmanlı ordusu Zentada bozguna uğradı. Karlofça Antlaşması imzalandı 26 Ocak 1699 da 25 yıl süreyle imzalanan anlaşma sonunda, Avusturya'ya Macaristan 'ın büyük bir bölümü ve Erdel, Venediklilere Dalmaçya kıyıları ve Mora, Lehistan'a ise Podolya ve Ukrayna bırakılıyordu. Azak Kalesi Ruslara terk ediliyor istanbul'da daimî bir elçi bulundurmaları kabul ediliyordu. Karlofça Antlaşması, Osmanlıların toprak kaybıyla neticelenen şimdiye kadar imzaladıkları en ağır anlaşmadır


1718 pasarofça antlaşması

I.Edirne Vakasi ayaklanması ile Osmanli tahtına III. Ahmet geçirildi (1703-1730). Rusya Doğu Avrupa ve Karadeniz istikametinde ilerliyordu Poltova yenilgisiyle Osmanlılara sığınan Isveç Kralı şarl, Osmanlı rus* savaşının başlamasına vesile oldu. Bu savaşla Osmanlılar, Karlofça'da kaybettiklerini tekrar kazanacaktı Prut'ta sıkıştırılan Ruslar Azak'ı terk etti Karadağ'da isyan çıkartan Venedik'e karşı* Mora kurtarıldı. 1715 teki başarılar üzerine, harekete geçen Avusturya, Osmanlıları yendi

Temeşvar ve Belgrad düştü. 1718 de Pasarofça Antlaşması imzalandı Temeşvar Belgrad Eflâk* Kuzey Sırbistan Avusturya'ya bırakıldı. Dalmaçya kıyılarındaki kalelerin Venedik'e terkiyle Mora muhafaza edildi. Avrupa seferlerinde stratejik bir mevkii olan Belgrat 'ın düşmesinin ağır sonuçları olmuştur Avusturya, Belgrat'tan Balkan içlerine sarkmakta daha başarılı olacaktır.

Tarihi antlaşmalar*

LÂLE DEVRI enfal.de.com dan alıntıdır
Patrona halil isyanı

Pasarofça Antlaşmasıyla Avrupa karşısında savunmaya geçen osmanlılar Balkanlardaki halkı yanında tutmak için vergileri azalttı Damat ibrahim Paşa, Osmanlılara üstünlük kuran Avrupayı tanımak için Avrupa başkentlerine elçiler göndertti. 1718-1730 da sanatta lâle motifinin işlenmesiyle döneme "Lâle Devri" dendi matbaalar çini ve kumaş fabrikaları kuruldu III. Ahmet ve saray çevresinin eğlenceleri ve lüks harcamalar huzursuzlugu artırdı. Damat ibrahim Paşanın, iran savaşından netice alınamadı Tebriz'in iran'a terk edilmesiyle muhalefet harekete geçti patrona halil isyanı patlak verdi Patrona Halil Ayaklanmasının patlak vermesiyle lale devri sona erdi Damat ibrahim Paşa ve yakınlarıyla Sultan III. Ahmet katledildi III. Ahmet'in yegeni I.Mustafa hükümdarlığa getirildi. (1730-1754).


Kasrı şirin antlaşması 1746
enfal.de.com dan alıntıdır

Damat ibrahim Paşa zamanındaki iran savaşları Lâle Devri'nden sonra da devam etdi Ruslar, Safavilerin elindeki Azerbaycan ve Dağıstanı işgal etdi.Rusyanın kuzey irandaki işgaline karşın Osmanlılar Güney Azerbaycanı topraklarına kattı Tahmasp 1732'de Osmanlılar ile anlaştı Afsar Nadir Bey, Tahmasp'ı devirerek hâkimiyetini ilan etti (1736). Osmanlilar iran topraklarını Nadir Han'a bıraktı Her iki tarafıda yıpratan savaşlar, Kasr-ı Şirin Antlaşmasıyla bugünkü sınırların kabulüyle 1746 da son buldu*

I.Mahmut döneminde, başarılı savaşlar ve orduda düzenlemeler yapıldı.Fransız olan Osmanlı beylerbeyi Ahmet Paşa, Humbaraci Ocağını kurdu batılı savaş teknikleri uygulandı III.Osman'in yerine geçen, amcaoğlu III. Mustafa zamanında da orduda islahatlar devam etti Tophane islah edilerek yeni ve güçlü toplar dökülmüş, donanma yenilenmiştir. Ancak, Rusya ile yapılan harplerde yeniliklerin yeterli olmadığı görüldü


1829 edirne antlaşması
enfal.de.com dan alıntıdır


Girit ve Mora valiliğini II.Mahmut'a kabul ettiren Mehmet Ali Paşa yunan isyanını bastırmakla görevlendirildi. 1822'de Girit'e, 25' te Mora'ya girildi. Rusya, Fransa ve ingiltere aralarında anlaşarak Yunanistana özerklik istedi Türkler bu teklifi reddetti. Osmanlı ve Mısır donanması Navarin'de,yok edildi. 1828'de Rusya, Osmanlı Devleti'ne savaş ilân etti. Rus ordusu Erzurum'u ele geçirdi. Batıda Edirne işgal edildi. Padişah, Prusya, Fransa ve ingiltereyi araya sokarak, Londra Protokolünü kabul etti 1829 da Edirne Antlaşması 1930 da Londra Konferansı imzalandı. Antlaşma ile Prut rusya ile sınır oluyor, Eflâk, Boğdan ile Sırbistanın özerkliği kabul ediliyordu. Girit Osmanlılarda kalmış Yunanistanın bağımsızlığı tasdik edilmiştir


MISIR MESELESİ NİN ÇÖZÜMÜ*
BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ*
enfal.de.com dan alıntıdır

Rusya'nın Hünkar Iskelesi Antlaşmasıyla mısıra müdahalesini uygun bulmayan ingiltere ve Fransa devreye girdiler. Avusturya ve Prusyanın katılmasıyla 1840 da londra konferansı toplandı*

Mehmet Ali Paşanın veraset yoluyla Mısır valisi olması karşılığında, Suriye'den ve elinde tuttuğu Osmanlı donanmasından vazgeçmesi istendi. Konferans kararlarını Ali Paşa tanımadı ingiltere Suriyeyi topa tuttu. Ali Paşa antlaşmayı kabul etti. I.Abdulmecit ali paşanın mısır valiliğini onayladı. İngiltere kendileri aleyhine olan Hünkar iskelesi antlâşmasını iptal etdi 1841 de Londra Antlaşması ile istanbul ve Çanakkalenin barış zamanında savaş gemilerine kapalı tutması kararlaştırıldı*

Boğazlar Sözleşmesi imzalandı. Rusya 'nın boğazlardaki inisiyatifi elinden alındı .Islahat Hareketleri, Osmanli Devleti'nin uyguladığı, içte ve dıştaki başarısızlıklarını önlemeye yönelik yeniliklerdir Avrupa ve Rusya'nın iç işlerine müdahalesi, Osmanlı Devleti'ni, yeni tedbirler almaya zorladı. gayrimüslim devletlerin müdahalesine firsat vermemek için idarî ve hukukî düzenlemelere gidildi*

Tanzimat dönemindeki barış Rusya'nın müdahalesiyle bozuldu Balkanlarda panislavist politika izleyen Rusya, Kutsal yerler sorunuyla Osmanlı Devletini hedef aldı."Şark Meselesiyle Osmanlı Devleti'nin toprakları paylaşıldı*
Küçük Kaynarca antlaşmasıyla Osmanlı Ortodoks haklarını koruma rolü üstlenen Rusya, Kudüs merkezli "kutsal yerler"in koruma ve idaresini gündeme getirdi. Lâtin din adamlarına Kudüs Kilisesinde bazı haklar tanındı


Gülhane Hattı hümayun 3 kasım 1839
enfal.de.com dan alıntıdır

Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Pasa'nın düzenlemeleri Abdülmecit han tarafindan tasdik edildi. 3 Kasim 1839'da Abdülmecit "Gülhane Hattı Hümayunu"nu ilan etti. dini ve ırkı ne olursa olsun herkesin eşit olması, yasalarla yargılanması, herkesin varlığı ölçüsünde vergilendirilmesi askerlik süresinin 4-5 yılı geçmemesi gibi hükümler yer alıyordu. Osmanlı Devletinde Avrupa tarzında idarî düzenlemeler yapıldı. Antlaşmada Avrupa devletlerinin Osmanlı toprak bütünlüğüne saygısının kazanılması hedeflenmekteydi. ancak mümkün olmadı.


Paris antlaşması 30 mart 1856
enfal.de.com dan alıntıdır

Çar I.Nikola, ingiltereye Osmanlı Devleti'ni paylaşmayı teklif etti askerlerini Baserebya ve Lehistan'a çıkarttı. Rus elçisinin teklifini reddeden I.Abdülmecit, ingiliz taraftarı Mustafa Reşit Paşayı sadrazamlığa getirdi. Ruslar 26 Haziran 1853'te, Eflâk ve Boğdanı istilâ etti Osmanlı Devleti, Fransa ve ingiltere ile anlaşma imzaladı.osmanlı donanması Çanakkale'de mevzilendi Ruslar askerlerini geri çekti Müttefikler, Rusyanın Karadeniz'deki gücünü ortadan kaldırmak için, Kırıma yöneldi Rusların en büyük üssü Sivastopol,1855 de ele geçirildi çar II.Alexandre, barışı kabul etti. 30 mart 1856 Paris Antlaşması ile taraflar işgal ettikleri bölgelerden çekilecek, Osmanlı toprakları ve Boğazlar Avrupanın "kefilliği" altında korunacaktı. Osmanlıların Avrupa Konseyi'ne dahil edilmesiyle sultan yeni bir islahat fermanı yapacaktı Bu madde ve Karadeniz'in tarafsızlığı savaşın galibi Osmanlıların aleyhine idi. Eflâk ve Boğdanın birleşmesi ve Sırbistana yönelik yeni haklar Paris Antlaşmasıyla tescil edilmiştir.


Şehzadeler*

Şehzade mustafa
Kaynak enfal.de.com*

Rüstem Paşa, Ankara'ya geldiğinde Kanunî'nin büyük oğlu ve tahtın en kuvvetli adayi Amasya Sancakbeyi Şehzade Mustafa hakkinda haberler gönderme ihtiyacını duyar. 38 yaşında bulunan Şehzade Mustafa, Kanunî'nin büyük oğlu olması hasebiyle taht vârisi olabilecek durumdaydi.*

ogullarindan birinin tahta geçmesini arzu eden Hurrem Sultan, ona karsi iyi düsünmüyordu. Bu yüzden Sehzâde Mustafa gözden uzak tutuluyordu. İlim ve marifette de kudretli olan Sehzâde Mustafa şehzadeler tarafindan kıskanılmakta idi.asker kendisini çok seviyordu.*

Şehzade Mustafa ,babasının yaşlandığını, sefere iktidarının bulunmadığını, bu sebeple Rüstem Pasa'yı Dogu seferi ile görevlendirdiğini, bu yüzden kendisine düşman olduğunu,bunun yok edilirse kendisine taht yolunun açılacağı gibi telkinlerle saltanat davasina sürüklenmişti.*

Rüstem Pasa isevmedigi ve muhalif oldugu Mustafa hakkinda Kanunî'ye mektuplar göndermişti. Rüstem Pasa'yi geri çağırtan Kanunî, bizzat sefere çıkmaya karar verir.

l2 bin civarindaki yeniçeriyle 28 Agustos l553 te istanbul'dan Üsküdar'a geçen Kanunî merasimle karşılanır Kanunî, oğlu Cihangirle Bolvadin'e gelir. kendisine âsi olarak tanıtılan büyük oğlu Amasya Sancakbeyi Sehzâde Mustafa sefer için yanına çağırtır. 5 Ekim l533 günü Konya Ereğlisinde babasina yetisen mustafa mekr-i Rüstem" yüzünden o gün Pâdişahın emriyle çadırında boğdurularak cenazesi Bursa'ya gönderilir.*

Rüstem Pasa sadaretten azledilir Kara lakaplı Vezir Ahmed Paşa getirilir. Hürrem Sultan ve Rüstem Paşa'nın işbirliği ve hileleri ile meydana gelen elim hâdise, halkda büyük bir infiale sebep olmuştu Kanunî, sefer arifesinde nahoş bir olaya sebebiyet vermemek için Rüstem Pasa'yi azletmiştir

Şehzadenin ölümü, Anadolu halkını yaraladığı gibi, nimetleriyle perverde olan yüzlerce bilgin, sair, san'atkâr ve şeyh de beklenmedik ölüme ağlıyordu .Kanunî'nin süt kardeşi Mehmed Çelebi, Pâdisaha Sehzâde Mustafa'ya kıydığı için ağır sözler söylemişti. Şehzâde'nin, iftiraya kurban gittigi devletin tamamında ve dünyada hâkimdi Nahçıvan seferinden önceki iran sefer-i hümayûnunda Kanunî ile Şehzade, görüşüp dertlenmişler Kanunî, oğluna hak vermişti.*

Şehzade mustafa ölmeden önce babasıyla son karşılaşmasında babasıyla görüşmeden öldürülmüştü. Şehzade Mustafaya ikinci vezir Ahmed ile üçüncü vezir Haydar Paşalar, Amasya'dan gelmemesi için haber göndermişlerdi.Şehzade böyle bir yola tenezzül etmedi.babası ile yüz yüze geldiklerinde onu ikna edeceğine inanıyordu

Halk ve askerce sevilen Şehzadenin katli, halkın üzüntüsüne sebep olmuştu. şairler Rüstem Pasa, Hürrem Sultan hatta Kanunî'yi yeren şiirler kaleme almışlardır. sancakbeyi Taşlıcalı Yahya Bey mesnevisinde Rüstem Paşa 'nın idamini istemişti.

Yahya Bey, Türk fikir hürriyetinin âbidelerinden olan eserinde Padişahı tenkid etmış "nizâm-i âlem"i için ileri gitmemiştir. Rüstem Paşa, Kanunî'ye şikayette bulunarak Yahya Bey'in cezalandırılmasını istemisti. Kanunî "Bu makulelere kulak tutma ve intikam kasdin etme" diyerek Yahya Bey'i, himaye etmiş saygı göstermiştir.*

Şehzade cihangir*
Halebte Kanunî,ikinci bir acı ile sarsılır. ağabeyinin öldürülmesiyle Cihangir'in hastalığı ilerleyip vefat eder Cihangir, şehzadelerin en küçügüdür kanuni tarafindan çok sevilmektedir gayret ve çabalar, Şehzadenin hastalığına mani olamaz Cenaze Namazı Haleb'de kılınıp naaş istanbul'a gönderilir. (D.1531 istanbul
Ö.1553 halep)

Şehzade mehmet
Kanunî,budin seferinden istanbul'a dönüşte Saruhan sancakbeyi olan oğlu Mehmed'in Manisa'da vefat ettiğini öğrenerek büyük bir üzüntü ile sarsılır. mateme bürünür. İstanbul'a geldikten sonra oğlunun naaşının Manisa'dan istanbul'a getirilmesini emreder Bâyezid Camii'nde bütün istanbul halki ile birlikte cenaze namazini eda eder.*
Pâdişahın emir ve arzusuyla cenaze, Şehzade Camiiye defn olunur. (1521-1543)



İSMAİL KAHRAMAN
ABDULHAMİD'İ ÇOŞKUYLA ANACAĞIZ

Böylesi bir hükümdarın her zaman akıllarda olması gerekir belirten Öncü kişilerimizi doğum ve ölüm yıldönümlerinde anmak doğrudur. Nitekim Milletler büyük şahsiyetlerini doğum günlerinde anmaktadırlar. Doğum günleri şenlik ve neşe günleridir. Bizde bu vesileyle Sultan II. Abdulhamid'i doğumunun 174.'üncü yıldönümünde coşku ve sevinçle anacağız" dedi.

GENÇ NESİLLERE IŞIK TUTACAK
Abdulhamid Han'ın yakın tarihimizin en zor dönemlerinde devlet başkanlığı görevini yaptı “Yapmış olduğumuz sempozyumda Sultan Abdulhamid ve dönemini çeşitli yönleriyle ele alacağız. Umarım tarihimize katkı sağlayıp ışık tutar ve genç nesillere tarih şuuru verme noktasında mütevazi bir girişim olur"*
Onu iyi anlamalıyız

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sultan 2. Abdülhamid Dönemi Uluslararası Sempozyumu"nun açılışına, mesaj gönderdi.*

Dünya siyasetinde tkırılmaların yaşandığı bir dönemde, 33 sene boyunca Osmanlı Devleti'nin padişahlığını yapan Sultan Abdülhamid tartışmaların odağında yer almıştır. belli kesimler tarafından Sultan Abdülhamid,karalama kampanyalarının, haksız ve asılsız ithamların, iftiraların muhatabı olmuştur."
GELECEK NESİLLER TANIMALI

2. Abdülhamid, reformcu, dirayetli ve çok yönlü kişiliğiyle günümüzdeki birçok müessesenin temellerini atmıştır. Siyaset felsefesini, 'Basiret, emniyetin babasıdır. Evvela basiret sonra da emniyet gereklidir.' şeklinde özetleyen parçalanmak üzere olan Osmanlı Devleti'ni 33 yıl boyunca bir arada tutan Abdülhamid Han, her açıdan önemli bir şahsiyettir.*

Bize düşen, hiçbir komplekse kapılmadan, ön yargılardan arınarak 2. Abdülhamid Han dönemini iyi anlamak, gerekli dersleri çıkararak, gelecek nesillere tanıtmaktır. Sultan 2. Abdülhamid ve Osmanlı tarihinde ilmi ve akademik çalışmaların arttığını memnuniyetle müşahede ediyorum."

Kimse unutturamaz Derin Tarin Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Tarihçi Yazar Mustafa Armağan doğum gününde kudretli sultanı anlattı.*

Sultan 2. Abdülhamid döneminde yaşananlarla bugün yaşananlar arasındaki benzer Cumhurbaşkanımız da yedi düvel ile mücadele etti
RAHATSIZ OLDULAR 2. Abdülhamid'in tarihi bir şahsiyet TBMM Sultan Abdülhamid'i Anma Sempozyumu, düzenleyenlere çok teşekkür ediyorum.*

böyle bir anma programı bazı çevreleri rahatsız etti.bu Sultan Abdülhamid'in bu millet için önemli bir şahsiyet olduğunu değiştirmez. Bu millete kimse Sultan Abdülhamid'i unutturamaz"
Dedemize sahip çıkacağız


ŞEHZADELER İLE RÖPORTAJ*
Kaynak gazete vatan

Şehzade Orhan Osmanoğlu: Atatürk bizi kovmadı. Yurt dışına çıkartarak saltanat düşmanlarının elinden kurtardı. Bugün Türkiye’de olmamızı ve hayatımızı Atatürk’e borçluyuz...*


1924’te Türkiye’den Beyrut’a sürgüne gönderilen Sultan İkinci Abdülhamit’in Oğlu Mehmed Selim ve torunu Mehmed Abdülkerim’in soyu bugün hayatını Türkiye’de sürdürüyor. 1978’de Türkiye’ye yerleşen Harun Abdülkerim Osmanoğlu, oğulları Orhan, Abdülhamid Kayıhan ve torunları Yavuz Selim, Muhammed Harun’la birlikte Türkiye’de yaşayan tek şehzade ailesi. Bugün saray ya da yalı yerine Merter , Beylikdüzü gibi mütevazı semtlerde apartman dairelerinde yaşıyor aile, ticaret şirketi işleterek hayata tutunmaya çalışıyor.*

Orhan Osmanoğlu’nun ağzından hanedan yaşamı.*

‘İlaç parasını zor bulan var’*
“Türkiye’de vakıf kurmak gibi bir niyetimiz var. Kuracağımız vakfın başlıca görevleri aileyi bir araya toplamak, aile içerisindeki ufak tefek kırgınlıkları bitirmek ailenin ihtiyaçlarını gidermek Çünkü hanedan varlıklı yaşamıyor. aramızda ilaç parasını zor bulan var amacımız kimseye muhtaç olmayacağımız bir fon oluşturmak.”*

“Siyasiler amcam Ertuğrul Osman’ın cenazesine niçin bu kadar önem anlamış değilim. Çok şaşkınız. teşekkür ederim Devlet Bahçeli ve Deniz Baykal’ı da beklerdik. Çünkü bizde vatanın evladıyız. Siz geçmişi 700 seneyi siliyor musunuz? Sarayda doğan son şehzadeye. Son görevimizi birlikte yapsak ne olur Hanemize eksi yerine artı yazılır. Cenaze herkese açıktı.*

Cenazeyeye papaz ruhban öğrenci, İsmail Ağa Lideri Mahmut Efendi herkes gelir. Biz gelenlere bir şey diyebilir miyiz? Sanki biz ilan veriyoruz sakın sofular gelmesin solcuları cenazede görmek istemiyoruz. Böyle bir şey olabilir mi? O zaman ne Osmanlısın ne bu vatanın evladısın. Tekbir her cenazede getiriliyor.ben cenazeye daha fazla vatandaşın katılmasını bekliyordum.”*

‘Bizi siyasette soyadımız için kullanırlar’
“Bize defalarca partilerden teklifler geldi.biz siyasete girmek istemiyoruz. partiler soyadımızı kullanmak ister. Allah bizi siyasetten uzak tutsun. Başbakan Erdoğan beni, kardeşimi ve oğlumu görünce, ’Siz niye bize gelmiyor musunuz? dedi. geçiştirmek zorunda kaldım. Sağolsun Başbakan’ımızdan hiçbir şey istemiyoruz. Taziyeye gelmesi yeter.

12 yaşıma kadar babaannem Sultan Abdülhamit’in torunu olduğumu anlatsada Suriye’de Arap vatandaşı gibi büyüdüm. Sıkıntılarımız vardı. Lüks içinde değildik. Babam memurdu. memur ailesi haftada kaç kere et yiyorsa bizde o kadar yiyorduk.Allah’a şükür kimseye muhtaç değildik.*

Türkiye’ye gelmemizin sebebi annemizdir. burada hayat şartlarımızın iyi olacağını düşündü. Babam yalnız olacağı biraz çekiniyordu.hiç bir dönem kendimizi şehzade gibi hissetmedik. Nasıl bir şey şehzade olmak bilmeyiz. bizi çok seven bir cemaat bile okulda okuyan oğlum için parayı getirirseniz okur, yoksa çocuğu alın okuldan dedi.”*

“Kimse kendine puslu havada av aramasın. Ben Mustafa Kemal’e laf söyleyen insanı cahil olarak görürüm. Bu vatana gelebilmemizi, sağ kalmamızı ona borçluyuz. Mustafa Kemal ailemizi tehlike olarak görmedi. Bizi kovmadı. Ailemizin başına tehlike gelebilir diye bizi yurtdışına çıkardı

O zamanlarda bir saltanatçılar vardı bir de saltanat düşmanları. Saltanat düşmanları bizi yok edebilirdi. Burada kalmamız çok tehlikeliydi. Onun için cumhuriyetle barışığız Ankara’ya gittiğimde Anıtkabir’i de ziyaret ettim. saygı duruşu yerine Fatiha okudum.Atatürk’ün huzurunda put gibi durmaktansa Fatiha okumak mantıklı geliyor. Bu konuları sormaktan vazgeçin artık.”*

“Saltanat devam etse kafam ticarete çalıştığı için Maliye Bakanı olurdum. Sarayda başımızda sultan dedemiz var. Dışarı adım atamıyoruz.Biz serbest yaşamaya,kafama estiği gibi dolaşmaya alıştım. Uçağa atlar Avrupa’ya giderim, başka yerde gezerim. İyi ki olmamış çünkü sıkıntıya gelemem.*

Abdülhamit’in torunu olduğumu duyunca seven kadar sevmeyen de gördüm. 1998’de krize girdiğimde bir kadın dedelerin gibi parayı yiyip kaçacak mısın?’dedi. duyduğum en kötü laftı. Kadın olduğu için cevap veremedim. Soyadımı ticarete karıştırmadım. Osmanbey’de beni herkes bilir ama kimin torunu olduğumu kimse bilmez.”*

Dedelerimizin aleyhinde yorum yapmak istemem ama Sultan Abdülhamid zamanındaki şehzadelerden sonra dine ilgide azalma oldu doğru.ibadetler azaldı. dedem Abdülhamid İslam’ın zayıfladığını görüp halifeliği ön plana çıkarttı.şehzadelerin saraydan dışarı çıkmalarını yasakladı. şehzadeler Avrupa ve ABD’de yaşadıkları için dinle ilişkileri azaldı.*

Ortadoğu’da büyüdüğümüz için dini bilgimiz fazladır. İslam’ı babamız zorlayarak değil çok yumuşak anlattı. Hanedanda bize sofu grubu derler. Ailenin geri kalanı sosyetiktir. Benim annemin başı kapalıdır. dört kızımın başı açık. bizde zorlama yoktur.”*

Hanedan Reisi Osman Bayezid’i iki saat gördüm. telefonla görüşürüz. Yumuşak huylu, sevecen birisidir. asla basına çıkmaz. Türkçe bilir. Kendisi en yaşlı hanedan reisi Osman Bayezid’den önümüzdeki günlerde bir yazı alıp kuracağımız vakıfta oHanedan Reisi olmasını sağlayacağız.

Suriye’de yaşayan amcam Şehzade Dündar çok hasta kulakları duymuyor. Telefona bakmaz, röportaj yapmaz, evinin dışına ancak emekli maaşını almaya çıkar. Bana sakın beni bu işlere bulaştırma diyor.” Hanedan Reisi Osman Bayezid oldukça kibar, ağır ama temiz bir Türkçe kullanıyor. sesi kulağa oldukça sağlıklı geliyor

ABDÜLHAMİD KAYIHAN

1924’teki sürgünden sonra Türkiye’de doğan ilk şehzade. ele avuca sığmayan 22 aylık Türkiye’deki en ufak şehzade Muhammed Harun’un babası. Suriyeli eşi Walaa ile evli şehzade, 8 yıl boyunca o kaza senin bu cinayet benim diyerek gazetecilik yapmış başarılı bir eski polis muhabiri.*

Bugün abisiyle birlikte çalışan Abdülhamid Kayıhan, “Cinayet cinayet dolaştım. Ölümü takip eden şehzade oldum. Hiç kimse şehzade olduğumu öğrenmedi. Şehzade olduğumu söylediğimde Cinayet peşinde koşan şehzade olur mu? “ diyerek bana inanmadılar Amatör*
futbol oynarken sakatlanınca futbola son verdim

ŞEHZADE HARUN

Soyadımdan korktular işimden oldum
Suriye Cündede doğan Şehzade Harun, Suriye Ordusu’nda sivil memur olarak 6. rütbeye kadar çıktı. 1978’de Türkiye’ye geldiğinde girdiği ilk işten soyadından korkulduğu için kovuldu. “Sıkıntıyı Türkiye’de öğrendik” diyen Şehzade Dündar’ı Suriye’de bir ayda vatandaşlığa kabul edilirken vatanım dediği Türkiye’de 9 yıl vatandaşlık beklemesi.Erbakan dahil kimse yardım etmedi.*

ŞEHZADE DÜNDAR

Özal olmasa vatandaş olamazdık” diyen şehzade, Türkiye’de 18 yıl çalıştığı Suudi Arabistan Konsolosluğu’ndan baş katip olarak emekli oldu. Şehzade Dündar’a en çok dokunan elinde dededen kalma tapuyla İpsala’da almaya çalıştığı 3 bin dönümlük arazi için bir kamu görevlisinin “Deden buraları halktan gasp ederek, cebren aldı. Bunları sana vermeyiz” demesi olmuş.*

ŞEHZADE YAVUZ SELİM

Özel bir üniversitede grafik tasarımı okuyan genç Şehzade Yavuz Selim, çok popüler.saltanat İngiltere’deki gibi devam etseydi Yavuz Selim’in Prens William gibi ilgi göreceğini kestirmek zor değil. Babasıyla katıldığı bir televizyon programında şehzade olduğu anons edilince o anda 5 evlilik teklifi almış.*

Facebook’taki sayfama bir saatte 250 arkadaşlık gelmiş her gün 100 arkadaşlık geliyordu.tekliflerin yüzde 80’ini kadınlardan. Çok bunaldım. Zor başa çıktım” magazin malzemesi olmak istemiyorum En çok kızdığım hanedan mensublarına cumhuriyet düşmanı muamelesi yapılması “Cumhuriyette doğduk. Cumhuriyetle büyüdük. Türkiye’deki herkes kadar Cumhuriyetçiyiz”*

ŞEHZADE ORHAN

Şam’da doğan Şehzade Orhan Türkiye’ye yerleşen ilk isim. babasının çalışamaması yüzünden çorap satan, tezgahtarlık yapan şehzade, “Tezgahtarlık yaptığım işyerinde tuvalet bile temizledim. Bundan gocunmadım” diyor. 4’ü kız biri erkek 5 çocuğu olan Şehzade Orhan ailenin geleceğinde en aktif üyes*

Ekonomik krizlerde iki kere batan 3 milyon dolar kaybeden Şehzade Orhan gözü kara bir işadamı. Babası ve kardeşi gibi Suriye vatandaşı olan Orhan Osmanoğlu sık sık seyahat ediyor. Osmanbey’de dış ticaret şirketinin başındaki şehzade, Ortadoğu olmak üzere dünyanın dört bir tarafına ihracat yapıyor.


Abdülhamit hanın duası*

Allahım helal etmiyorum!
Şahsımı değil, milletimi bu hale getirenlere, hakkımı helal etmiyorum!

Beni,lif lif yolsalar, cımbız cımbız zerrelerimi koparsalar, sarayımı yaksalar, hanedanımı söndürseler, çoluğumu parçalasalar helal ederdim de Sevgili’nin Aleyhi ve Sellem in yolunda yürüdüğüm için beni ve milletimi ateşe atan insanlara hakkımı helal etmem!

Allahım! Mukaddes isimlerine kurban olduğum Allahım Ya Âdil Bana “Kızıl Sultan” adını takan ve devrilmem için ellerinden geleni yapan Ermenileri, şimdi beni devirenlere parçalatıyorsun Bu cellatları kim bilir, kimlere parçalatacaksın?..

yâ Rahman!..
Adaletinle tecelli edersen hepimiz kül oluruz!
Bize acı Resûlünün, Sevgilinin, Kainatın Efendisinin nurunu kaydeder gibi olduğu için bu hale gelen millete, rahmetinle, fazlınla, lütfunla tecelli et!

Yâ Kâdir!
Kundaktaki yavruyu gagasına almış, kaçıran leş kuşunu düşürüp çocuğu kurtarmak ancak senin kudretine sığabilir. Leş kuşlarının gagasında kundak çocuğuna dönen milletimi kurtar Allahım!

Ya Ma’bud !..
Ömrümde tek vakit farz namazı kaçırdığımı hatırlamıyorum Huzurunda eğileceğime kaskatı kalıyorum ve duada ruh teslim edeceğime yatağımda kıvranıyorum! Sana kulluk gösteremeyen bu kulunu affet*

Allahım Eğer, yılları tesbih dizisince süren hükümdarlığımda Seni bir kere anabildim, Resûlüne bir an bağlanabildimse, duamı, o bir kere ve bir an yüzü suyu hürmetine kabul et!

Yâ Sübhan!
Şu titrek elleri, Kıyamet gününde sana “Ümmetim, ümmetim!” diye yalvaracak olan Habibinin eteğinde, şimdi “Milletim, milletim!”diye dilenen bu ihtiyarın duasını geri çevirme! Milletimi ölümle yok etmeye götüren sahte kurtarıcılar ve sahte kurtuluşlardan kurtar; ve ona bir gün gelecek kurtarıcıları, gerçek kurtuluşu nasib eyle!..

Benim dünya gözüyle görebileceğim hiçbir saadet ümidim kalmadı.Bari felâketi bana gösterme Allahım!Ayakta duramaz, haldeyim!
Vadem ne gün dolacak Allahım?..


Nilhan osmanoğlu ile sohbet*

Kaynak yeni şafak*

2. Abdülhamid’in torunu Nilhan Osmanoğlu: Dedemin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın düşmanları aynı

şu an iktidarı vurdukları tek silah. Saltanat geri gelecek. Bunu da bizi silah kullanarak yapıyorlar. İnsanları kaosa sürüklemek istiyorlar. Küfürler ediyorlar, bana ait olmayan resimler çıkarıyorlar. Ölüm tehditleri alıyorum. Yaşamadığım kalmadı 10 günde. Bu kadarını tahmin edemezdim.*

Üç buçuk sene önceki bir videoyu bugün konuşmuşum gibi yayınlayacaklarını tahmin edemezdim. Bana ait olmayan bir kadının fotoğrafının altına benim olduğumu yazacaklarını tahmin edemezdim.

- Üç buçuk yıl önceki Galatasaray Adası'yla ilgili açıklamamın bir programda sözü geçmişti. ortada bir dava var... 40 yer, 10 bin taşınmaz mülk söz konusu 10 senedir hukuk sürecinde. Kimseyi ilgilendirmez, adaletin kararı Şahsi davam değil bu En az 150 kişinin davası.ben hiçbir mal mülk istemiyorum, böyle bir talebim yok.


- 10 gündür epey üstümüze gelindi... - Söylenenleri, yazılanları umursamıyorum. Çok hassas noktalarla oynanıyor.. Evet ya da hayır diyeceksen hür iradenle, anayasayı açıp okuyarak, anlayarak kararını vermelisin. Hayır diyene saygılıyım. Duruşumdan taviz vermeyeceğim, Kaostan beslenenlerin ekmeğine yağ sürmeyeceğim.

"BİZE SAHİP ÇIKILMALIYDI"

- Biz hiçbir zaman Selçuklu'yu Osmanlı'dan, Osmanlı'yı Cumhuriyet'ten ayırmadık. Osmanlı Selçuklu'ya sahip çıkarak ilerlemiş, Cumhuriyet de Osmanlı'ya sahip çıkarak ilerlemeliydi. Bizim davamız bu. Bize sahip çıkılmalıydı.Niye insanlar dedelerine sövüyor hale gelmişler konu bu!*

biz Alparslan'ın, Melikşah'ın, Kanuni'nin, Çanakkale'de savaşan anaların torunlarıyız. Bu kadar köklü geçmişimiz varken, niye sadece Cumhuriyet'le sınırlandırıyoruz kendimizi. Sevmemek karara kalmış ama saygı göstermek zorundayız. Kanuni dizisinde Şehzade Mustafa katlediliyor, o gece bizi uyutmadılar; "Siz işte böyle bir ailenin torunlarısınız" diye... Mesajlar susmadı. İnanamadım!*

1987 öncesi tarih kitaplarında öğretilenlere bakıyorum ve anlıyorum insanların kinlenmesini... Sevr Simsarı Vahdettin, Kızıl Sultan Abdülhamid Han diye öğretildi insanlara... Süleyman Demirel bile, "Yeni bir devlet kurmak için tarihi kötülemek zorundaydık" demiş.

"BAŞKANLIK SİSTEMİNİ SAVUNUYORUM"

Yetti bu parlamenter sistem?" diyerek Parlamenter sistem le yaşadıklarımızı anlattım Menderes,Özal, Evren zamanında yaşananlardan söz ettim. hesap soracağımız kimse yoktu başımızda. boşuna uğraştık, Kemalist misin, Atatürkçü müsün, sağcı mı solcu musun diye... Yukardan bakanlar halimize güldü.*

Kurulan oyun nedeniyle uğraştık. Birliğimizi beraberliğimizi bozmak için kullandıkları insanları Yazık değil mi insanlara? Başkanlık sistemini savunuyorum çünkü hesap sorabileceğim biri olacak Rejim değişikliğiyle ilgili bir imam yok, Cumhuriyet'e karşı gelen yok, şu anki sistemden farklı olmayacak başkanlık.evet diyorum

- 15 Temmuz'da gençler çok önemli bir sınav verdi. Niye seçilmesinler? Genç bir nüfusumuz var. Cumhurbaşkanımızın ve Sultan Abdülhamid Han'ın düşmanlarını birbirine benzetiyorum. O dönemdeki başlıklarla, şimdi atılanlar aynı. Bu nasıl bir akıldır hiç yaşlanmıyor. Düşman içerden değil. oyunların analizini iyi yapmak lazım. Cumhurbaşkanı'nı bu yalnızlığa bırakmamak için devletimin bekası için ve devlet ebed müdded için evet diyorum.

Sultan Abdülhamit'ten, Sultan Vahdettin'den öyle bir bahsediliyor ki, bu neslin sövmemesine imkan yok zaten. Çok doğal ve olası bir durum,yalan haber karalama ve iftiraları okuyup ta sövmeleri. bu planı yapanlar dışarıdan ve gülerek izliyorlardır."*
AİLEMİN DOĞRULARI VE YANLIŞLARI OLABİLİR AMA BENİM AİLEM BENİM TARİHİM

Ben tarihime ailem gibi bakıyorum. Ailemin doğruları ve yanlışları olabilir ama benim ailem benim tarihim. ben onun yanlışlarını öne sürmek yerine, geleceği inşa ederken derslerini alarak inşa ediyorum. Ben bunu bağırarak, küfür ederek yapmam. Bugüne örnek teşkil edecek doğrular da var. Bunları da görerek geleceği inşa etmek lazım. " dedi.NESİLLERE KÖTÜ TANITILIYOR

"OSMANLI KENDİ AİLESİNDEN FERAGAT ETMESEYDİ BU KADAR UZUN BİR MEDENİYET OLMAYACAKTI"

ben buna kardeş katli demek istemiyorum. kardeşlerin feda edilmesi diyorum. Şu zamanda anlayabileceğimiz bir durum değil. Bana soruyorlar, siz yapar mıydınız? Keşke bende öyle bir iman ve devlet aşkı olabilseydi.yapamam diyorum, doğal olarak. Osmanlı ailesinden feragat etmeseydi bu kadar uzun bir medeniyet olmayacaktı.

çok kan dökülecekti. Ekberiyet sisteminden sonra Osmanlı gerilemeye başladı görüyoruz. Fatihler, gibi delikanlılar lazım Osmanlı'nın başına. büyük yaşta şehzadeler, tahta aday olmayacak kişiler padişah oluyorlar. Onun öncesinde şehzadeler savaş içinde. Sancak deneyimleri var. Ekberiyet sisteminden sonra sancak deneyimleri ortadan kalkıyor."

ATATÜRK'E KİNİMİZ YOK
Sultan Vahdettin dahi Atatürk hakkında tek kötü kelime söyletmemişken bizim haddimize değil."
Kimse kimseyi sevmek zorunda değil, ama herkes herkese saygı göstermek zorunda."


Kim 500 milyardan 60 BİN LİRAM YOK DİYE ÇEKİLDİM kenarda 60 bin liram olsaydı yarışmaya devam ederdim. Riske edeceğim bir para değildi, çekilmek durumunda kaldım. Eşim tekstil işiyle uğraşıyor. Başörtüsü, şal gibi tekstil bir tasarımımız var. Bir senedir tescilini bekliyorduk, tescillendi. kendi ismim altında padişah tuğralı tekstil ürünleri imal etmek istiyorum. 60 bin lirayı bunun için kullanacağım."

VAHDETTİN BİLE M.KEMAL'E LAF SÖYLETMEMİŞ
"Atatürk bir Osmanlı paşası. Osmanlının iyisi kötüsü herşeyini benimsediğimiz için ona kinimiz yok. O zaman öyle gerekiyormuş demek ki.*Neslişah Sultan’ın anılarında Sürgünden sonra bahçede bir arkadaşı Mustafa Kemal e kötü söz söylüyordu Sultan Vahdettin, Neslişah Sultan’ı yanına çağırıyor ve diyor ki: ‘O bir Osmanlı paşasıdır; kesinlikle onun hakkında tek kötü söz söylemeyeceksiniz.’*


NİLHAN OSMANOĞLU KİMDİR?

Osmanlı Hanedanı'nın hayattaki 15 kadın sultandan biri olan Nilhan Osmanoğlu 1987 İstanbul doğumlu. Babası Orhan Osmanoğlu Şam, dedesi Harun Osmanoğlu Cünye Lübnan'da doğdu. babası Şehzade Mehmed Sultan Abdülhamid Han'ın en büyük oğlu olan dedesi Mehmed Selim hanedan üyelerinin 1924'de yurt dışına çıkarılması sırasında Beyrut'a gittiler.

Mehmed Efendi, Şam'da evlendikten sonra 1930 ve 1932 doğumlu iki çocuğunu yetim bırakarak 1935'te hayatını kaybetti. Mehmed Selim Efendi'nin de 1937'de vefatından sonra, Harun Osmanoğlu'nun annesinden başka kimsesi kalmadı. Uzun sürgün yıllarından sonra 1974'de hanedanın vatana dönmelerine izin verilmesinden sonra Şam'dan İstanbul'a geldi.

Lefke Avrupa Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık mezunu olan Nilhan Osmanoğlu, Orhan Osmanoğlu'nun en büyük çocuğu.Enderun eğitimi veren, Nilhan Sultan Enderun Eğitim ve Araştırma Derneği’nin kurucusu ve babaannesi Kösem Sultan hakkında Kadın Padişah Mahpeyker Kösem Sultan” nın yazarıdır.
İngilizce ve Arapça bilen Nilhan Sultanın Hanzade isminde kızı ve Vahdeddin isminde bir oğlu vardır.

NİLHAN OSMANOĞLU NELER SÖYLEMİŞTİ?

“Benim oyun tabiki ‘EVET’ten yana Parlamenter sistemin değerlerime, dava adamı gördüğüm kişilere zarar verdiğini düşünüyorum.Adnan Menderes ve dava arkadaşları parlamenter sistem yüzünden asılmadılar mı? Bu şekilde şehit edildiler.*

Darbeler yapıldı. Kenan Evren, “Bir sağdan bir soldan astık” dediğinde gençler parlamenter sistem yüzünden gittiler.rahmetli Turgut Özal, Çankaya Köşkü’ne bu parlamenter sistem yüzünden hapsedilmedi mi? Zehirlendiğinde yardıma koşacak ambulans dahi gidemedi.*

Parlamenter sistemde yaşadığımız zorluklarla ilgili çok örnek verebiliriz. Cumhurbaşkanımız okuduğu şiir yüzünden siyasi yasaklı hale gelmedi mi? İmam-Hatipler kapatıldı, başörtülü kızlarımızı yerlerde sürüklediler.parlamenter sistem yüzünden. Bu mu demokratik ülke? Kılıçdaroğlu diyor ya, “Neyinize yetmedi parlamenter sistem” Bizim canımıza yetti parlamenter sistem O yüzden başkanlık sistemine evet diyoruz.”

Tarih hocam sırf Abdülhamid Han'ın torunu olduğum için dersten bıraktı parlamenter sistem eleştirisi sonrası ölüm tehditleri aldım
Üniversiteyi kendi paramla okudum, arkadaşlarıma kim olduğumdan bahsetmedim Fatih'te doğup Merter'de büyüdüm anne ve babam mütevazı bir yaşam sürdük

doğruyu söylemekten vazgeçmeyen bir yapım var. Lise ve üniversitede hayatım boyunca çalıştım. Kendi paramı kendim kazandım, üniversite paramı kendim ödedim. Üniversitede aktif biriydim. Arkadaşlarım da Sultan Abdülhamid Han'ın torunu olduğumu bilmezlerdi.*

'DÖNEM BİRİNCİSİ OLACAKKEN DERSTEN KALDIM' Osmanlı torunu olduğum ilk kez Tarih hocası tarafından fark edildiğini Tarihten kaldım. hocamız öğrenmişti benim kim olduğumu. 'Sultan Vahdettin Sevr Antlaşması'nı imzalamıştır ve haindir' cümlesini kabul edeceksin diye diretti. Bunu yazmadım ve beni bıraktı. Dönem birincisiykem olacakken,iki sene kaldım. O hoca ayrılınca tarihten geçebildim"*

"Devletin çıkarlarının başladığı yerde basın özgürlüğü bitmiştir."*

."ECDADINI KÖTÜ BİLEN İNSANLARIN OLMASINA GERÇEKTEN ŞAŞIRMIYORUM"

Osmanlı'da Enderun sisteminde ve halkın eğitiminde din ve fen bir aradaydı Maalesef eğitimmimizde ezberci bir eğitim sistemi söz konusu.çocuklara ezber dayatma sistemi söz konusu. aksi düşüncede ecdadını reddeden veya kötü bilen insanların olmasına, gerçekten şaşırmıyorum. kitaplarda Kızıl Sultan, Kızıl Abdülhamid Şer Simsarı Vahdettin gibi şeyler yazıyor Bu bilgilerle büyüyüp yetişmiş nesil ecdadına düşman olacaktır şaşırmamak gerekiyor"*

"TELEVİZYON DİZİLERİNDEN TARİH ÖĞRENİLMEZ"okumayı çok seven bir toplum değiliz inşallah bol bol okuruz. Bu nesilden çok umutluyuz. Lakin diziler tarihi eksik ve yanlış verebiliyor. Belirli şartlarda çekiliyor şu şekilde bakmak lazım, diziyi kapattığımda ben ecdadımdan gurur duyuyor muyum' o şekilde görmek lazım*

"DEVLETİN ÇIKARLARININ BAŞLADIĞI YERDE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ BİTMİŞTİR"Sultan abdülhamit baskıcı diye lanse edildi aynı bugün olduğu gibi. özgürlüğün tanımını iyi bilmek lazım. Ne kadar özgürsünüz, basın ne kadar özgür? o dönemde eli kalem tutanlar, Sultan Abdülhamid Han'ın okuttuğu insanlar onu taşlamıştır Bu dönemde olduğu gibi.*

aydın dediğimiz kesim hükümeti kötüleyor Şunu anlamak gerekir. Ne derecede özgürüz başkasının özgürlüğünün başladığı yerde siz özgür değilsiniz. toplumun gelenek görenekleri örf adetleri, bu çerçevesinde özgürsünüz. Devletin çıkarlarının başladığı yerde basın özgürlüğü bitmiştir. Sultan Abdülhamid Han bu politikasından dolayı diktatör deniliyorsa doğru bir politikadır izlediği

"ÖZGÜRLÜKLER VE MEDENİYETLERİN ÜLKESİNDE YAŞIYORUZ biz eleştiriyle hakaretin arasındaki çizgiyi bilmiyoruz. biz hepimiz küçük birer siyasetçi,küçük birer alim,en iyi bileniz. maalesef kaybettiğimiz değerlerin bir tanesi bu. Tevazu sahibi değiliz . Başkasını incitmemenin ne kadar önemli olduğunu bilmiyoruz.Dolayısıyla, hep incinen biz oluyoruz.*

devletin çıkarının başladığı yerde basının özgürlüğü bitmiştir. Bu devlet içindir. eleştirmeyecekler anlamına gelmiyor. Bakın ülkede 'diktatörlük var' diyorlar ama ben kitapçıda Can Dündar'ın da kitabını görüyorum, komünist birinin de Birçok düşüncede kitap görüyorum, Dolayısıyla bu şekilde görünce nasıl 'diktatör' deniliyor, şaşırıyorum.medeniyetler ülkesinde yaşıyoruz. Gerçekten biz batıyıda bu şekilde bilirdik medeniyetler ülkesi; bütün maskeleri düştü."*

"MUSTAFA KEMAL ATATÜRK BENİM AİLEME SAYGI GÖSTERMEMİŞ OLABİLİR AMA..."
Ben Tarihimi her zaman ailem olarak İyisiyle, kötüsüyle, hatasıyla, yanlışıyla ailem olarak görüyorum. Düşünün ki, ailenizde bir hata olmuş. Osmanlı döneminde devşirmelere laf söylerler. Neticede Mimar Sinan da, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa da çok sağlam devşirmelerdir. Paşalar yüzünden ihanete uğramışlar.*

Paşalar bizim paşalarımızdı.ben iyisiyle kötüsüyle, sahip çıkma taraftarıyım. Seviyor muyum, sevmiyor muyum? Bu beni ilgilendirir. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil ama herkes herkese saygı göstermek zorunda. Yani buna zorunda olduğunuzu hiçbir zaman unutmayın.*
Atatürk benim aileme saygı göstermemiş olabilir ama ben ailemden aldığım adaptan ötürü kendisine saygı gösteriyorum."*


"BİR İSLAM HALİFESİNİN O DÖNEMDE ÇIKARILAN KARİKATÜRLERİNİ BİLİYORSUNUZ"

Osmanlı devleti Monarşiyle yönetildi Osmanoğlunda, “Hükümdarlık sistemiyle yönetiliyorsunuz en önemli gücünüz Halifelik. Müslümanları tek çatı altında topladığınız değerleriniz, Halifelik. İslam halifesinin o dönem karikatürlerini biliyorsunuz. Hayır'cıların protestoya girdiklerini, Sultan ahmet hanın maskelerini takıp, koca burunla dolaştıkları videoları görüyorsunuzdur. İslam halifesi böyle bir hakarete yizin vermeyecek.*

Hükümdar Kendine değil bir İslam Halifesine… hakarete izin verirse geçmişteki halifelere sirayet edecektir. Niye bunu halifeliğe yakıştırsın ki? Bu şahsı ile alakalı değil. devletin, halifeliğin, İslam'ın bekası ve duruşu için vermiş olduğu bir karar olarak düşünmek lazım" ifadelerini kullandı.

Sultan Abdülhamid Han'ın 174.doğum yıldönümünde Sultanın beşinci kuşak torunu Sultan Nilhan Osmanoğlu Yeni Şafak'a konuştu.*
Kaynak yeni şafak

1909 ydan önce ve sonra aydınlar 2. Abdülhamid'e karşı geldi"Dedeme yönelik karalama kampanyası yürütüldü. Hakaret içerikli birçok yazı kaleme alındı.bunların amacı Abdülhamidi değil Osmanlı'yı yok etmek 2. Abdülhamid ismiyle yaşatılmalı*

"Hükümetin Osmanlı padişahlarının isimlerini kalıcı eserlere vermesi bizim büyük gurur kaynağı Dedemi şehir şehir anlatmaya devam ediyorum Biz aile olarak yaşam tarzımızla birlikte her anlamda dedemize layık olmaya çalışıyoruz. Dedemin yolunda yürümeye devam edeceğiz"



Kayıhan osmanoğlu ile sohbet*

Kaynak Dilara Hut / Diriliş Postası kaynak cnn türk
ABDÜLHAMİT KAYIHAN OSMANOĞLU
Abdülhamit han üzerine sohbet

günümüzdeki Osmanlı düşmanlığının en büyük sebebi İslam düşmanlığı Osmanlı, dini kurallarla büyük bir medeniyet kurulabileceğinin canlı örneğidir.” Sultan 2. Abdülhamid Han’ın hangi devirde yaşadığı Osmanlı’nın nasıl bir durumda olduğu iyi bilinmelidir.*

Sultan Abdülhamid tahta çıktığında*Osmanlı İmparatorluğu*büyük bir bunalımdaydı Âli Paşa’nın ölümünden sonra saray ile*Bâb-ı Âli* çekişmesi alevlenmiş; 1875’te devlet borçlarını ödeyemez hale düşerek ‘Muharrem Kararnamesi’ ile moratoryum ilan etmiş; Rusya’nın başını çektiği*Panslavizm*akımının etkisiyle*Balkanlar’da ulusal ayaklanmalar baş göstermişti.*

Yurt içinde*meşrutiyetçi görüşler güçleniyor, padişahlığın tasfiyesiyle*cumhuriyet*ifikri tartışılıyordu. Sultan Abdülhamid, Hân tahta geçmeden*Mithat Paşa’ya verdiği taahhütlen 23 Aralık 1876’da, ilk Osmanlı anayasası Kanun-ı Esasî’yi ilan etti.*Meclis-i Mebusan*ve*Ayan Meclisinden oluşan ilk meclis 19 Mart 1877’de açıldı.*

I. Meşrutiyet*dönemi başladı. Padişah ile meclisin ülkeyi birlikte yönetmesine dayanan anayasayla yargı bağımsızlığı ve temel haklar güvenceye alınmasına rağmen egemenlik kaynağı padişahtı.
ABDÜLHAMİD’İN KARŞI OLMASINA RAĞMEN SAVAŞA GİRİLDİ

Rusya’nın Balkanlar’da ıslahat için verdiği tekliflerin 12 Nisan 1877’de*İbrahim Ethem Paşa*hükümeti tarafından reddedilmesiyle*93 Harbi* Osmanlı-Rus Savaşı patlak verdi. Abdülhamid’in karşı olmasına rağmen*Mithat Paşa, Damad Mahmud Paşa ve Redif Paşa gibi devlet adamlarının ısrarlarıyla savaşa girildi*

93 harbinde Rus orduları Balkan ve*Kafkas*
cephelerinde Osmanlı kuvvetlerini yenerek doğuda*Erzurum’u, batıda Bulgaristan Trakyayı işgal ettiler. Abdülhamid Han tahta çıktığında 93 Harbi 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi Osmanlıda çok yıkıcı bir etki yaptı. Felaketin büyüklüğü Sultan Abdülhamid’i yeni politikalar almaya yöneltti.*

Sultan Abdülhamid tahta çıktığında kendisini savaşın içerisinde buldu. Mithat Paşa ve ekibinin sebep olduğu 93 felâketinde*Rumeli topraklarından pek çok Müslüman halk, muhacir durumuna düşmüş İstanbul’a sığınmıştı. Savaşın şok etkisi yaratmıştı. Kars’ta Ahmet Muhtar Paşa, Plevne’de Gazi Osman Paşa’nın başarılarına rağmen savaş Rusların zaferiyle bitmişti. Plevne’nin tesliminden sonra Ruslarla 3 Mart 1878’de Ayestefanos antlaşması yapılmıştı.
ÇOCUK, KADIN, YAŞLI DEMEDEN PEK ÇOK MÜSLÜMAN ŞEHİT EDİLDİ

Sultan II. Abdülhamid Han’ın tahta çıktığı 1876’da, Bulgaristan, Bosna-Hersek, Karadağ ve Sırbistan’da milliyetçi Slavlar çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden pek çok Müslüman’ı acımasızca şehit ederken suçlu Osmanlıymış gibi Avrupa kamuoyunda Osmanlı Devleti aleyhinde tek taraflı propaganda yapmaya başlamıştı

Büyük Devletler’ denen bir takım devletler olaya müdahil olarak İngiltere’nin teklifiyle İstanbul’da bir konferans düzenlenmesini istemişlerdi. İstanbul Haliç Tersanesi’nde Bahriye Nezareti’nde toplanan Tersane Konferansı’nda Osmanlı Devleti’ne kabul edemeyeceği teklifler sunmuşlardı.dış ülkeler ve içimize yerleştirdiği üst kademelerdeki ajanlar zor zamanları daha da zor hale getiriyordu.

Kitabım yalnızca Abdülhamid’i değil, hanedanın sürgün yıllarını da konu alıyor. Abdülmecid’in sürgün kararı karşısında “Ben hain değilim” sözüne istinaden Şehzâde Selim Efendi’nin kızı Emine Nemîka Sultan’ın “Bir gece çamaşırlarımızı dahi alamadan bu memleketten nasıl kovulduğumuzu düşündükçe fena olurum.*

İnsan hizmetçisini bile kovarken müsaade eder. 600 senelik bir ailenin bu memlekette hiç mi hakkı yoktu? Osmanlı Hânedanı’na mensup kızlar ve kadınlar, atıldıkları Avrupa memleketlerinde açlıktan kıvrandılar, süründüler; fakat namuslarından asla fedakârlık etmediler.”
HANEDANIN SÜRGÜNÜ TÜRK-İSLAM TARİHİNDE YENİ BİR SAYFA AÇTI

3 Mart 1924 de halifeliğin ilgası ve hanedanın sürgünü Türk-İslâm tarihinde yeni bir sayfa açtı Müslümanların en eski kurumu halifelik kaldırıldı; tarihin en uzun hanedanının yaklaşık 200 ferdi, vatandaşlıktan çıkarılarak vatan toprakları dışına sürüldü. Bu, beşikteki bebeğe kadar sıkıntılı bir hayatın başlangıcı oldu.

Hilafetin kaldırılmasının ardından Araplar hilafet ilan etme arayışına girdi. Hilafetin kaldırılmasından sonra 5 Mart 1924’te İngiliz siyasetiyle Hicaz Kralı Hüseyin halifeliğini top atışlarıyla ilan etti. İngilizler Türk hilafetini destekleyen Hint Müslümanlarına karşı halifeliğin Arap soyundan olması gerektiğini savunuyorlardı.*

Şam’da Hüseyin’in, Fas’ta Fas sultanının, Trablus’ta İtalyan kralının adı “Halife” unvanıyla okunmaya başlanıyor; hilafet tartışması Arap dünyasını sarsıyordu.9 halife adayı ortaya atıldı. İngiliz, Fransız ve İtalyanlar hilafet tartışmalarını çıkarları yönünde istismar ediyor; kendileriyle işbirliğinde olan idarelerin hilafetini destekliyorlardı.*

Türklerin hilâfetini savunan, Hilafet Hareketi önderlerinden Muhammet Ali, “Türkler’in kendilerini kirli mendil gibi kullandıklarını dile getiriyordu. Hintlilerin hilafet hareketi çökmüş; İngilizlere karşı Hindu-Müslüman işbirliği başlamış ve Muhammed Ali Türkiye için topladığı 105 milyon sterlin ile ortada kalakalmıştır.

1924’TEN SONRA ORTAYA ÇIKAN HALİFELER, HİLAFETE LAYIK GÖRÜLMEDİ Güney Asya Müslümanlarının Türklere burukluğundan Ürdün Krallığı Türkiye’den “Mukaddes Emanetleri istemiş.Güney Asya Müslümanları hilafetin Haşimiler’e de, Suudlar’a da geçmesini engelleyerek Türk asıllı olmayan, 1924’ten sonra ki halifeleri hilafete layık görmemişlerdir*

Cumhuriyetten sonra ne yazık ki Osmanlı devleti ve hanedan her daim kötü gösterilmeye çalışıldı
Okul hayatımda ‘Sen vatan haininin torunusun’ diyen bir öğretmenle okul hayatım başladı.benim soyadımı dahi bilmeyen tarihçi öğretmenlerim ‘Sen tarihten ne anlarsın’ diyerek çocuk yüreğimi burktular.*

hiçbir zaman onlara ne sözlerimde ne hareketlerimde edebi aşan bir tavır takınmadım. Çünkü bize öğretilen ilk şey insanlara karşı hüsn-ü muaşeret ile davranmaktı. Bir şekilde okul hayatımıza devam ettik.OSMANLI’YA DÜŞMANLIKLARI DİNE OLAN HİZMETİNDENDİR

Osmanlı’ya muhalefet edenlerin esas derdi İslam’dır. İslam düşmanlıklarını Osmanlı üzerinden perdelemek istiyorlar. bunu pek beceremiyorlar. Osmanlı’ya olan düşmanlıkları, Osmanlı’nın dine hizmetinden kaynaklanmaktadır.Osmanlı Devleti din kurallarına uyularak büyük bir medeniyet kurulabileceğinin canlı örneğidir. Bu din düşmanlarının teorilerini boşa çıkarmaktadır.

Geçmişe nazaran bugün, Osmanlı ruhu bilinçli bir şekilde genç nesile aktarılabiliyor Osmanlı kendi zamanının tecelli ve tatbikatını yaşamış tarihteki seçkin yerini almıştır. Osmanlı ruhunu takip etmek geçmişe takılmak ile değil, ilke ve hedeflerin özünü benimsemek ve ileriye taşımak ile mümkün olabilir. Osmanlı yüksek medeniyeti ile ardından gelenlerin gözlerini kamaştırmıştır.

BİZLER ÖVÜNÜLECEK BİR TARİHE SAHİBİZ
Osmanlı milyonlarca kilometreyi bulan geniş bir coğrafyayı egemenlik altında tutmakla sınırlı kalmamış çok yüksek bir medeniyet kurarak egemenliğini coğrafyayı ve kültürleri bütün dünyayı etkilemiştir.yüksek bir medeniyeti ardıllarını komplekse düşürmüştür. komplekse girmeden daha ileri ne yapılabilirim fikrî oluşturulabilirse gelecek politikası oluşturulabilir.*

Gençlerimize hamasete değil hakikate dayalı bir tarih bilinci aşılamanın daha isabetli bir tercih olacağını ifade etmek isterim. Bizler utanılacak değil övünülecek bir tarihe sahibiz. Gençlerimize tavsiyem daima hakkın ve hakikatin yanında olmalarıdır…

Kaynak Bizim Radyo Feyza Çiğdem Tahmaz Serender programı

ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI, MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR SULTAN II. Abdülhamid Han’ın torunu Şehzade Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu: Bu topraklar hepimizin Şeyh Edebali’nin bir sözü var: ‘Halkını yaşat ki devlet yaşasın.’ Hep beraberiz, kardeşçe büyük bir sevgi çemberi içinde yaşamamız gerekir. Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi… Ayrımcılık olmadan. İyi bir şekilde geçim içinde yaşamamız gerekir.”

Abdülhamid Kayıhan kimdir?
Kayıhan Osmanoğlu normal-sıradan bir vatandaş Fırsat buldukça şehir dışı ve yurt dışı gezilerine çıkan, dâvetlere icabet etmeye çalışan biri... Çok sık dâvet alıyoruz ve bu vesileyle insanlarla bir araya gelmeye çalışıyoruz.tiyatro oyunumuz var. Allah nasip eder se bir sinema projemiz de var.

Yıldız Teknik Üniversitesi’nde oyun sergilendi ve inanılmaz ilgi gördü. Öğrenciler salonu doldurdu. Çok büyük alkış aldı. Kimi ağladı, kimi fotoğraf istedi. Tabiî ki bu yoğun ilgi hoşumuza gitti.
1974’de sona eren sürgünün ardından Türkiye’de doğan ilk şehzadeyim Sultan Abdülhamidin soyundan geliyoruz.**

Tiyatro oyununa yoğun ilgi vardı, gereken ilgiyi gördü Cumhurbaşkanımız ile Başbakanımız yoğun programları sebebiyle katılamadılar.Bilal Erdoğan, Mustafa Destici, avukatlar, hakimler, tiyatrocular, sinemacılar aziz milletimiz oradaydı. Salon 2 bin kişilik ise, çok fazla insan oradaydı.manidar ve güzel bir gece oldu.

Oyunun ilk gösterimine gittim çok beğendim son sahne çok duygusaldı. Dedemizi anlatan bir tiyatro gösterimiydi... cihan padişahının yaşadığı zorlukları, trajik sonunu sürgün yıllarını konu edinen bir oyun...Selanik ve İstanbul günlerini ve bir padişahı tiyatro ve sinemada anlatmak çok zordur. bu oyun izlediğim en güzel oyundu*

Oyuncular hakkını vererek rollerini yerine getirmişler. Oyun ne çok uzun ne de kısa…
oyunu ilginç kılan taraf önyargıları kırıyor olması. 2. Abdülhamid tarihte farklı anlatıldı.yaşadığı dönemde anlaşılmayan ve tartışılan bir şahsiyet… oyun basın tarafından da ilgi görmüştü.bu yıl zenginleştirilerek devam ediyor yoluna.

Her geçen gün daha iyi bir performansla sergileniyor ve nerede oynanıyorsa gidilmesi taraftarıyım. Kesinlikle izlenmesini tavsiye ediyorum, çünkü bu oyun aynı zamanda değerli bir arşiv niteliğinde. Bu arşiv bir de sinema filmine aktarılacak, düşünebiliyor musunuz?
Muhteşem bir yapım olur her hâlde.*

muhteşem” denince Muhteşem Süleyman dizisinden dolayı kızıyorum biraz. Muazzam diyelim.tiyatro oyununda Seyfullah Kartal’ı görünce tüylerim diken diken oldu. Dedemi hatırlattı İnsanlar görünce bayağı şaşırıyor, gerçekten çok benzemiş…*

oyundaki bütün oyuncular değerli. oyunda Filistin ile ilgili olarak bir söz var; “Bu topraklar kanla alındı, ancak kanla verilir” şeklinde… Biliyorsunuz hain İttihatçılar İngilizlere satmışlar. Bizim de bir Gazze ziyaretimiz oldu ve çok duygulu anlar yaşadık.

Kendi tarihimizi kendimiz çekip yapılan yanlışlıklara bson vereceğiz” demişsiniz. sinema projemiz var Biz halkımıza en doğrusunu vermek istiyoruz. Tarih dizilerde filmlerde yanlış anlatılıyor. animasyon kullanmadan gerçek mekânlarda çekim yapmayı düşünüyoruz. oyuncular ve film hazır. Hedefimiz gerçekleri tüm açıklığıyla anlatmak…

TV dizilerinde geçmişimiz şanlı tarihimizin saptırıldığını üzüldüğümüzü ifade ettik muhteşem yüzyıl ismini anmayacağım dizide Oyunculara giydirilen kıyafetler İspanyol kıyafetleri…
diziyi başladığından beri eleştiriyorum. Başbakanımızın konu ile ilgili çıkışının da etkisi var tabiî. Oradaki yanlışların görülmesi lâzım…

insanlar “Biz hangi tarihçiye inanalım?” diyorlar. bazı tarihçiler padişahları nasıl görmek istiyorlarsa öyle anlatıyorlar. Gerçeklere ulaşmak istiyorsak Osmanlı arşivlerinden faydalanmamız gerekir. bu şekilde doğru bilgilere ulaşmak mümkündür*


Osmanlı dönemi farklı bir dönem tabiî, ailemiz harem kısmında kalırlardı. Haremde padişah eşleri vardı, çocukları, kızları vardı. harem dizilerdeki gibi değildi. Ailede annem babama “Harun Efendi” der. direkt ismiyle hitap edilmez. Bizlere de “Oğlum Kayıhan” değil, “Abdülhamid Efendi” diye hitap edilir. Birbirimize “efendi” ya da “şehzade” diye hitap ederiz.*

şimdi herkes “Siz hangi sarayda oturdunuz diye soruyor. “Bazen Beylerbeyi Sarayında bazen Topkapı Sarayı’nda…” herkesin aklında öyle kalmış. Birisiyle tanışmaya gitmiştim, beni görünce “Ee ben bir şehzade, padişah bekliyordum. Hani bunun atı, kılıncı?” demişti. Hakikaten böyle bekliyorlar.*

Galatasaraylıyım, siz hangi takımlısınız?” dediler Ben de Mehter takımlıyım” dedim. herhangi bir takımı değil biz “Mehter takımlıyız” bütün takımlar bizim, saraylar hepimizin, devletimizin halkımızın… Şeyh Edebali Halkını yaşat ki devlet yaşasın.”der Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi… Ayrımcılık olmadan. İyi bir şekilde geçim içinde yaşamamız gerekir diye düşünüyorum.


110 SENE SONRA BİR OSMANLI GAZZE’DE

Gazze’yi 110 sene sonra Osmanlı Hanedanı’ndan bir kişi olarak ziyarette bulunduk ailede bu tür ilkleri hep ben yaşıyorum. Sürgünden sonra doğan ilk şehzade olarak farklı bir konumdayım her hâlde. Mustafa Destici Beyefendi ile birlikte Filistin’e, Gazze’ye gittik.*

Gazzeye gidiş günümüz Mustafa Destici ile Mısır’dan vizeleri aldık. Mısırda Türk konsolosu bizi çok güzel karşıladı. şöyle bir şey söyledi, “Siz o topraklara belki giremeyebilirsiniz. şöyle cevap verdim: “Öyle bir sıkıntı olamaz, burası dedemin toprakları, bizim topraklarımız.Gerekirse sınır kapısında yatar, bir şekilde gireriz bizi kimse vazgeçiremez” dedim.*

Mısır’daki Türk Konsolosu tedirgin oldu. Destici ve ekibinin hoşuna gitti. “Dedesinin toprakları, Türk halkının toprakları, kardeşlerimiz orada tabiî ki girecek” dedi. Sağolsunlar destek çıktı. Sınırı geçtik, evrak işlerimizi hâllettik.dışişleri bakanı ve halk bir karşılama yaptılar. Yoğun bir ilgiyle, büyük bir kalabalıkla bizi karşıladılar.*

Mustafa Destici Beyle çıktık. İsrail’in vurduğu, harap ettiği binaları gördük, üzüldük. içimizden çok şeyler geçirdik, kızgınlığımızı dile getirdik. çocukların ailelerin gitmesini, o insanların yaşadıkları sıkıntıları, zulümleri düşünüp üzüldük

Dünyanın neresinde olursa olsun Müslüman kardeşimizin çektiği sıkıntılar hepimizi etkiliyor. İster Osmanlıda olsun, ister dünyanın öbür ucunda kardeşlerimizin düştüğü sıkıntılar bizleri incitiyor. son bulmasını ümit ediyoruz. birşeylerin olması için de azmetmek, gerekenleri yapmak gerekiyor.*

Filistinde Gazze başbakanı ile görüştük. Bizi çok iyi karşıladı. misafir etmek istediler. Ama kalamadık. Allah nasip ederse tekrar gitmeyi düşünüyoruz.
Ben “Eskitilmiş Kılıç” oyununun yolunun açık olmasını diliyorum. İnşallah bu oyunun filmi de çekilir. İnşallah sinemada izleriz.*
İnşallah duâlarınızla… Çünkü “Müslümanın Müslümana duâsı kabul olur” denir. Özellikle Cuma gibi müberek günlerde...

*
Günlük hayatımda bir alışveriş merkezinde insanlar dönüp bakıyor, “Sizi birine benzetiyoruz” diyorlar. Doğrudur” diyorum. Çünkü biz büyüklerimizden, babamızdan öyle görmedik. Ben Abdülhamid torunuyum” diye hayatımca söyleyemedim.bir arkadaşım Sultan Abdülhamid Han’ın torunu olduğumu niye söylemedin bana?” dedi. Ben de “Gerek yok Sonuçta hepimiz aynı yerden geldik.dedim*

kim olduğumu öğrendikten sonra insanların konuşmaları değişince sizin gönlünüzden, nasıl çağırmak, nasıl hitap etmek geliyorsa, o şekilde davranabilirsiniz.” Çünkü insanlar “Size nasıl hitap edebiliriz” diye soruyor.*

bir iş yerimiz var. Gündüzleri işyerine gidiyoruz. dâvetlerimiz oluyor, onlara icabet ediyoruz. Hanedan Vakfı”mız var. Osmanlı Hanedan Vakfı... Facebook’ta Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu diye facebook sayfalarım var.*

*ABDÜLHAMİD KAYIHAN OSMANOĞLU KİMDİR

Cennetmekân Abdülhamid Han’ın 4. kuşaktan torunudur. Hanedan dilinde “Şehzade Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu Efendi” diye anılıyor 624 yıl boyunca cihana hükmetmiş Osmanlı padişah ve ailesi 1924’te sürgün edilir. 1974’de yani 50 yıl sonra ilk defa bir Osmanlı şehzadesi Harun Osmanoğlu Efendi Türkiye topraklarına ayak basar. 2 Ağustos 1979’da bir oğlu olur Sürgün sonrası İstanbul Fatih’de doğan bu ilk şahzadeye Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu adı verilir.*

Kayıhan Osmanoğlu, Türkiye gazetesinde 10 yıl gazetecilik yapmış, 3 yıl TGRT’de çalışmıştır. LTekstil sektörü ile ilgili aile şirketinin başında bulunan Abdülhamid Kayıhan evli ve 1 çocuk babasıdır. Eskitilmiş Kılıç Tiyatrosu’nun ve Sultan Abdülhamid Han’ın hayatını anlatan sinema filminin proje danışmanıdır.

Osmanlı padişahlarından II. Abdülhamid'in torunu Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, "Bizim dedelerimiz kafa çekerek değil, besmele çekerek, nara atarak bu ülkeyi yönetti" Dedelerimizin bizler kandan sizler de candan torunlarısınız, dedi.

Manavgat Müftüsü Hasan Hayri Yaşar, "Peygamberimizin doğumunun 1444'üncü yılında O'nu anmaya, anlamaya aşkımızı tazelemeye geldik. O pınarlardan içmeye geldik. O dünyaya geldiğinde, dünya karanlık içerisindeydi. Kız çocukları diri diri toprağa gömülüyordu. Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa bir güneş gibi doğdu, karanlıkları aydınlattı. Cahiliye adetlerini yıkarak yerle bir etti" dedi.

Dedemin projeleri hayat buluyor
2. Abdülhamid’in dördüncü kuşak torunu Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, dedesi tarafından başlatılan projelerin hayata geçirilmesinin kendilerini gururlandırdığını belirterek “Biz onun kandan, sizlerse candan torunlarısınız” dedi.

Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, dedesi Abdülhamid'in doğum yıldönümünnde Yeni Şafak'a konuştu. Kaynak yeni şafak

Dedem Sultan Abdülhamidi ziyaret ettik Cumhurbaşkanımızın hanedana sahip çıkması gurur verici Cumhurbaşkanımız dedemize ait projeleri hayata geçirmesi bize gurur verdi Bu yüzden kendisine “3'ncü Abdülhamid" yakıştırmaları yapılıyor.3'ncü Abdülhamid sadece Cumhurbaşkanımızın şahsında değil hepimizin şahsında var. Bizler Kandan sizler candan torunusunuz. Osmanlıyı sevmek hanedana sahip çıkmaktır. Cumhurbaşkanı bunu yapıyor" dedi.

15 Temmuzda ki gibi Osmanoğlu dedelerimize de çok darbe yapıldı. Dedem Sultan Abdülhamid taht'tan darbeyle indirildi. 15 Temmuz'da FETO darbe yapmayı denedi ancak milletimiz müsaade etmedi. Biz onlara darbe yaptık.Halkımız her şeyin farkında. Bu milletin damarına basarsanız bu millet kendine gelir.dünyaya milletin gücünü gösterdik"

gazeteciler ve köşe yazarlarının kuyruk acısı var. Çünkü dedem dedelerini sürgüne göndermiş. dedeme saldırıyorlar. üzülüyoruz. Hukuk açısından hesap vermeleri gerektiğine inanıyoruz. sessiz kalırsanız güç aldıklarını sanıyorlar. Asla hedeflerine ulaşamayacaklar"*

Dolmabahçede düzenlenen 'Sultan 2'nci Abdülhamid Sempozyumun da Osmanoğluna Hanedana sahiplenilmesi çok iyi. Bu tür organizasyonların daha çok olmasını istiyoruz"*
Yıldız arşivleri ziyaretçilere açıldı Sultan II. Abdülhamid dönemine ait eserlerin sergileneceği sergiler düzenleniyor. ABDULHAMİD'İ ÇOŞKUYLA ANACAĞIZ

murataltug1985 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Osmanlı Kültürü YuReK OsmanLi Tarihi 0 20.11.2014 11:26
Osmanlı Yemekleri eSiLa Osmanli Mutfagi 0 31.12.2012 21:18
Osmanlı da Dekorasyon eFe OsmanLi Tarihi 0 17.12.2012 13:22
Osmanlı Padişahlarının Sözleri - Osmanlı Sözleri SıLa Güzel ve Anlamlı Sözler 0 11.12.2012 16:53
Osmanlı evi, Osmanlı insanı eSiLa OsmanLi Tarihi 0 27.11.2012 20:28


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları