Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSLam Tarihi > iSlam Tarihi > Peygamber Efendimizin Hayatı

Allâh Rasûlü’nün Sîmâ ve Ahlâk Güzelliği


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Peygamber Efendimizin Hayatı - kategorisi altındaki Allâh Rasûlü’nün Sîmâ ve Ahlâk Güzelliği isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 10.04.2013   #1
Moderatörs
FuRKaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 80
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 1.475
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: FuRKaN is an unknown quantity at this point
Standart Allâh Rasûlü’nün Sîmâ ve Ahlâk Güzelliği

Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, sûreti güzel, sîreti mükemmel, misli yaratılmamış bir vücûd-i mübârektir. Allâh Rasûlü’nün sûret ve sîret mükemmelliğini lâyıkıyla ifâde edebilmek mümkün değildir. Nitekim İmam Kurtubî:

“Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in hüsn-i cemâli tamâmen zâhir olmamıştır. Eğer O’nun bütün güzellikleri olanca hakîkati ile gösterilmiş olsaydı ashâbı O’na bakmaya tâkat getiremezdi.” demiştir.10

Hakîkaten, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile devamlı berâber olanlar arasında bile, edeblerinden dolayı O’nun nûr cemâlini doyasıya seyredebilenler pek azdı. Hattâ, sohbet hâlinde iken, Hazret-i Ebû Bekir ve Hazret-i Ömer dışındaki ashâbın hep önlerine baktıkları, Hazret-i Peygamber’le sadece bu iki sahâbînin gözgöze gelebildikleri rivâyet edilir. Onlar Muhterem Efendimiz’e bakıp tebessüm ederler, Fahr-i Kâinât Efendimiz de onlara iltifat edip tebessüm buyururdu. (Tirmizî, Menâkıb, 16/3668)

Bu durumu, daha sonra Mısır fâtihi ünvânı ile tarihe geçen Amr bin Âs -radıyallâhu anh- âhir ömründe şöyle dile getirmiştir:

“Rasûlullâh Efendimiz’le uzun zaman birlikte bulundum. Fakat O’nun huzûrunda duyduğum hayâ hissi ve O’na karşı beslediğim tâzim duygusu sebebiyle, başımı kaldırıp da doya doya mübârek ve nûrlu yüzlerini seyredemedim. Eğer bugün bana; «Bize Rasûlullâh’ı tavsîf et, O’nu anlat.” deseler, inanın anlatamam.” (Müslim, Îmân, 192)11

Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in etrâfına îtimâd ve huzur telkîn eden mübârek yüzü, yüzlerin en güzel ve en temizi idi. Yahûdî âlimlerinden Abdullâh bin Selâm, Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Medîne’ye hicret edince merakla yanına varmış, vech-i mübâreklerine bakınca da:

“Bu yüz aslâ yalan söylemez!” diyerek müslüman olmuştu. (Tirmizî, Kıyâme, 42/2485; Ahmed, V, 451)

Çünkü O’ndaki güzellik, heybet, nûrâniyet ve letâfet o derecede idi ki, Allâh’ın peygamberi olduğuna dâir, ayrıca bir mûcize, delîl ve bürhâna ihtiyâç yoktu.

Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bir şeyi arzu etmediği zaman, derhal sîmâlarından fark edilir, bir şeyi beğenince de memnûniyeti hissedilirdi.

Cism-i nazîfânelerinde zindelik, kuvvetli hayâ ve müthiş bir azîm bir arada idi. Rikkat-i kalbiyesinin derinliğini îzâh etmek ise mümkün değildir.

Yüzünde nûr-i melâhat, sözlerinde selâset (akıcılık), hareketlerinde letâfet, lisânında talâkat, kelimelerinde fesâhat, beyânında fevkalâde belâğat vardı.

Fuzûlî söz söylemeyip her kelâmı hikmet ve nasîhat idi. Lügatinde aslâ dedikodu ve mâlâyâni yoktu. Herkesin akıl ve idrâkine göre söz söylerdi.

Mülâyim ve mütevâzi idi. Gülmesinde kahkaha gibi aşırılık olmazdı. Dâimâ mütebessim idi.

O’nu ansızın gören kimseyi haşyet sarardı. O’nunla ülfet ve sohbet eden kimse, O’na cân u gönülden âşık ve muhib olurdu.

Derecelerine göre fazîlet erbâbına ihtirâm eylerdi. Akrabâsına da ziyâde ikrâm ederdi. Ehl-i beytine ve ashâbına hüsn-i muâmele ettiği gibi, diğer insanlara dahî rıfk ve lutf ile muâmele ederdi.

Hizmetkârlarını pek hoş tutardı. Kendisi ne yer ve ne giyer ise, onlara da onu yedirir ve giydirirdi. Cömert, ikrâm sahibi, şefkatli ve merhametli, gerektiğinde cesûr ve gerektiğinde de halîm idi.

O’nun, cömertlik ve kerem husûsundaki derecesini lâyıkıyla takdîr edebilmek mümkün değildir. O’nun cömertliği, fakirlikten korkmayan bir kimsenin ikrâm edişinden daha ileri seviyede idi.

Hazret-i Câbir -radıyallâhu anh-’ın beyânı vechile:

“Kendisinden bir şey istendiğinde, «hayır» dediği vâkî değildi.” (Müslim, Fedâil, 56)

Akrabâlarını en çok ziyâret eden, halka en fazla şefkat ve merhamet gösteren, insanlara en güzel şekilde muâmele eden, kötü ahlâktan en çok sakınan, en güzel edeb ve ahlâk sahibi, O idi.

“Kıyâmet gününde mü’min kulun terazisinde güzel ahlâktan daha ağır bir şey bulunmaz. Allâh Teâlâ çirkin hareketler yapan, çirkin sözler söyleyen kimseden nefret eder.” buyururdu. (Tirmizî, Birr, 62/2002)

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ahid ve va’dinde sâbit ve sözünde sâdık idi. Ahlâk, akıl ve zekâ bakımından bütün insanlardan üstün ve her türlü medh u senâya lâyık idi.

Hüznü dâimî, tefekkürü aralıksız idi. Zarûret olmaksızın konuşmazdı. Sükûnet hâli uzun sürerdi. Bir söze başlayınca, onu yarım bırakmaz, tamamlardı. Birçok mânâları birkaç kelimede toplar öyle söylerdi. (Cevâmiu’l-kelim idi.) Sözleri tane tane idi. Ne lüzûmundan fazla ne de az idi. Yaratılış olarak yumuşak olmasına rağmen gâyet salâbetli ve heybetli idi.

Hakk’a itiraz edilmesinin ve hakkın çiğnenmesinin hâricinde öfkelenmezdi. Bir hak çiğnendiği zaman öfkelenir, hak yerini buluncaya kadar öfkesi devam ederdi. Ancak hakkı tevzî ettikten sonra sükûnete bürünürdü. Aslâ kendisi için öfkelenmezdi. Sırf şahsına taalluk eden bir hususta kendisini müdâfaa etmez, kimseyle münâkaşaya girişmezdi.

O, kimsenin hânesine izin almadıkça girmezdi. Hâne-i saâdetlerine geldiği zaman da evde kalacağı müddeti üçe bölerdi; birini Allâh’a ibâdete, diğer vaktini âilesine, üçüncüsünü de şahsına ayırırdı. Kendisine ayırdığı zamanını avâm-havâs insanların hepsine tahsîs eder, onlardan kimseyi mahrûm bırakmazdı. Hepsinin gönlünü fethederdi.

Belli bir yerinde oturmanın âdet edinilmesini önlemek için mescidlerin her yerinde oturduğu olurdu. Yerlere ve makâmlara kudsiyet izâfe edilmesini ve meclislerde tekebbüre medâr olacak bir tavır takınılmasını istemezdi. Bir meclise girince, neresi boş kalmışsa, oraya oturur, herkesin de öyle yapmasını arzu ederdi.

Kim O’ndan herhangi bir ihtiyâcını gidermek için bir şey isterse, o ister ehemmiyetli, ister ehemmiyetsiz olsun onu yerine getirmeden huzûr bulamaz, ihtiyâcı halletmesi mümkün olmadığı takdîrde hiç olmazsa güzel bir söz ile muhâtabının gönlünü almaktan geri kalmazdı. O, herkesin derd ortağı idi. İnsanlar, hangi makam ve mevkîde olursa olsun, zengin-fakir, âlim-câhil O’nun yanında insan olmak haysiyetiyle müsâvî bir muâmeleye nâil olurlardı. Bütün meclisleri hilim, ilim, hayâ, sabır, tevekkül ve emânet gibi fazîletlerin cârî ve hâkim olduğu bir mahaldi.

Ayıp ve kusurlarından dolayı kimseyi kınamaz, îkâza ihtiyaç duyduğunda bunu, karşısındakini rencide etmeyecek bir şekilde zarîf bir îmâ ile yapardı. Hiç kimsenin zâhire çıkmamış ayıp ve kusuruyla meşgûl olmadığı gibi, bu tür hâllerin araştırılmasını da şiddetle men ederdi.

Fahr-i Kâinât Efendimiz, sevâbını umduğu meseleler hâricinde konuşmazdı. Sohbet meclisleri vecd içinde idi. O konuşurken etrâfındakiler öyle büyülenir ve can kulağıyla dinlerdi ki, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in sohbetinde büründükleri huzur ve edeb hâlini:

“Sanki başımızın üzerinde bir kuş var da kıpırdasak uçuverecekmiş gibi sükûnetle otururduk.” şeklinde ifâde ederlerdi. (Ebû Dâvûd, Sünnet, 23-24/4753)

O’ndan ashâbına akseden edeb ve hayâ o derecede idi ki, kendisine suâl sormayı bile -çoğu kere- cür’et telakkî ederlerdi. Bu yüzden, çölden bir bedevî gelerek Hazret-i Peygamber’e suâl sorup sohbete vesîle olsa da, O’nun feyz ve rûhâniyetinden biz de istifâde etsek diye beklerlerdi.

O, hayatı boyunca bir samîmiyet âbidesi oldu. Gönlünde olmayan bir şeyi hiç söylemedi. Ahlâkı ile âdeta canlı bir Kur’ân idi. Bizzat yapmadığı bir işi başkalarına emretmezdi.





Click the image to open in full size.
FuRKaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
2-BAKARA Suresi TuRKuaZ Kur'an Meali 1 26.12.2015 16:16
Kuran'a göre ideal müslüman kadın karakteri SıLa Dini Konular 3 08.05.2014 11:05
3-AL-İ İMRAN suresi TuRKuaZ Kur'an Meali 0 18.12.2012 18:15
4-NİSA suresi TuRKuaZ Kur'an Meali 0 18.12.2012 18:14
9-TEVBE suresi TuRKuaZ Kur'an Meali 0 18.12.2012 18:10


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları