Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSLam Tarihi > iSlam Tarihi > Peygamber Efendimizin Hayatı

Like Tree7Likes

Peygamber Efendimizin Hayatı - Onun ümmeti olalım


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Peygamber Efendimizin Hayatı - kategorisi altındaki Peygamber Efendimizin Hayatı - Onun ümmeti olalım isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 03.12.2012   #1
Derdin Ne ise Davan O'Dur
eFe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 3
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 3.906
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute
Standart Peygamber Efendimizin Hayatı - Onun ümmeti olalım

Kıymetli Diniforum`da Bizi oKuyan Müslüman kardeşlerim!


Bu haftaki Konumuz, kâinata efendi olan eşsiz bir insandan bahsedeceğiz.


Bu, öyle bir insan ki; Allah’ın tüm emirlerini yerine getirdiği için meleklerden dahi üstün kılınmış bir insan.


Bu, öyle bir insan ki; O, Allah’ı çok sevmiş, Allah’ta onu çok sevmiş ve mahlukatın en şereflisi kılınmış bir insan.


Bu, öyle bir insan ki; yeryüzüne gelmiş-geçmiş ve gelecek hiçbir insanın, onun hiçbir özelliğine ulaşamadığı ve ulaşamayacağı bir insan.


Bu, öyle bir insan ki; insanlara insanlık için gönderilmiş bir insan.


İşte bu insan, hepimizin yakından bildiği ve her gün adını ezan ve namazlarımızda defaatle söylediğimiz, biricik peygamberimiz Muhammed Musdafa (s.a.v.)’dir.


Kıymetli Mü’minler!


Bizler, gerek ferdi, gerek toplumsal manâda öyle bir peygamberin ümmetiyiz ki; o peygambere onun istediği ölçülerde ümmet olmak ve onun şefaatine ulaşmak, bizlere son derece bahtiyarlık kazandıracaktır.


Hiçbir şeyin karşılıksız olarak insanı gelip bulmadığı bu dünyada, o peygamberin şefaatine ulaşmak ta karşılıksız olmayacaktır. O halde o peygambere lâyık bir ümmet olmanın yollarını arayalım:


Bizim peygamberimiz, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadı. Bizlerde ilâh olarak Allah’tan başkasını tanımayacağız.


Bizim peygamberimiz, Kur’anı hayatıyla yaşadı. Bizler de, onun ümmeti olarak; Kur’anla hayatımıza yön vereceğiz.


Bizim peygamberimiz, kılavuz olsun diye sünnetlerini bıraktı. Eğer onun ümmetiysek, onun sünnetlerine sımsıkı sarılacağız.


Peygamberimiz (s.a.v.), hayatı boyunca hiç kimseye ihanet ve haksızlık etmedi. O halde bizler de, insanlara ve çevreye haksızlık ve ihanet etmeyeceğiz.


İnsanlık timsali olan peygamberimiz, hiçbir zaman hiç kimseye yalan söylemedi. Biz ümmeti Muhammed de; onun yolunda olduğumuzu göstermek için yalan söylemeyeceğiz.


Bizim peygamberimiz kula kulluk etmez, rızkını Allah’tan başkasından beklemezdi. Bizlerde, kulun emrine kulluğu bırakıp, Allah’a kul olmalı ve her sahada, rızkın gerçek sahibinin Allah olduğunu bilmeliyiz.


Bizim peygamberimiz, Allah’a düşmanlık edenlere boyun eğmemiştir. Bizler de, İslâm düşmanlarına boyun eğmeyecek, küfre hizmet konusunda hiçbir zaman uzlaşmayacağız.


İki cihanın serveri, hiç bir günah işlemediği halde, günde yüz defa tevbe istiğfar ederdi. Onun ümmeti olarak bizlerde günahlardan uzak kalmalı ve işlediğimiz günahlara ısrarla tevbe etmeliyiz.


Bizim peygamberimiz, haram lokma yememiş, hiç kimseye zulmetmemiş, kimseyle alay etmemiş, kimseyi dövmemiş, incitmemiş ve mazlumları ezmemiştir.


Bizim peygamberimiz tefecilik yapmamış, faiz alıp vermemiş, hiç kimsenin alacağını inkâr etmemiştir. Onun ümmeti olan bizler de onun yolunda giderek onun yaptıklarını yapacak; yapmadıklarından da uzak kalacağız. Bütün güzelliklere sarıldığı gibi sarılacak; men ettiği her şeyden de sakınacağız.


Onu sevmek; onun yolunda gitmek ve açtığı çığırı yaşatmakla mümkün olacaktır. Bu sebeple; Onun ümmeti olmak, onun peygamberliğine teslimiyetle başlar ve onun şefaatine ulaşmak, onun arzuladığı bir ümmet ruhuyla yaşamakla gerçekleşir.


O, Allah’ın habibi (s.a.v.), bizim için dua edip gözyaşı döker; “ümmeti, ümmeti” diye Rabbine niyaz ederdi. Bizler de onun şefaatini umarak Rabbimizden onu “Muhammedi, Muhammedi” diye niyaz ediyor ve şu ayet meâlini iyi dinliyoruz.


“Kim (Allah’ın gönderdiği) peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, bilsin ki, biz seni onlara bekçi göndermedik.” [3]


Peygamberimiz de bizleri sonsuz saadet andlaşmasına çağırırken:


“Allâh'a (ibâdette) hiçbir şeyi ortak koşmamak, sirkat etmemek, zinâ etmemek, evlâdınızı öldürmemek, kendiliğinizden uyduracağınız hiçbir yalanla (kimseye) bühtân etmemek, hiçbir iyiliğe isyân etmemek üzere bana itaat ediniz. [4] buyurmaktadır.


Kıymetli cemaat!


Yarınki ahiret hayatında o şanlı peygamberin sancağının altında toplanmak ve ümmeti olarak etrafında çevrelenmek istiyorsak, şefaatlerine ulaşmak, cennette komşusu ve arkadaşı olmak istiyorsak, bu dünyada onun çizdiği yolda yürümeli, onu memnun edecek işleri yapmalı; ve onu üzecek hareketlerden de uzak durmalıyız.


Yüce Mevlâ’mız, peygamberimizin hatırına versin de bizleri peygamberimizin izinden, sözünden ve yüzünden mahrum etmesin.

iSlam Tarihi > Peygamber Efendimizin Hayatı





Click the image to open in full size.
eFe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.12.2012   #2
Derdin Ne ise Davan O'Dur
eFe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 3
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 3.906
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute
Standart Peygamber Efendimizin Hayatı - Hazreti Muhammed (s.a.v) içimizden biridir

Hazreti Muhammed (s.a.v) içimizden biridir

Cenab-ı Hak şöyle buyurdu:

"Andolsun ki içlerinden, kendilerine ALLAH'ın âyetlerini okuyan, kötülüklerden ve inkârdan kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle ALLAH, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler." (1)

"Size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü'minlere karşı pek şefkatli, çok merhametlidir!" (1)

Cenab-ı Hakk, bütün peygamberlere kendi isimleriyle hitab ettiği halde Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimize: "Ey Resûl! Ey Nebî! Ey Peygamber!" gibi sıfatlarla hitâb etti. Bu da Cenâb-ı Hakk'ın O'na ikramlarından biridir. Cenâb-ı Hakk'ın O'na olan ikramlarından biri de ümmeti için verdiği iki teminattır. Onlar da:

"Hani o kâfirler bir zaman da: Ey ALLAH'ım! Eğer bu Kitap senin katından gelmiş bir gerçekse üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize elem verici bir azap getir! demişlerdi.

Halbuki sen onların içinde iken ALLAH, onlara azap edecek değildir. Ve onlar mağfiret dilerlerken de ALLAH onlara azap edici değildir." (3) Âyet-i kerimesi ile ifâdesini bulan hususlardır. Bu konuda Ebu Musa (R.A) den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurdular:

"ALLAH Teâlâ bu ayet-i kerime ile, ümmetim için bana iki emân indirdi.

1- Sen aralarında olduğun müddetçe ALLAH onlara umumî bir azab vermeyecektir.

2- Onlar istiğfarda bulundukları müddetçe, ALLAH onlara azab vermeyecektir.

Ben aralarından ayrıldım mı ALLAH'ın azabını önleyici, ikinci eman olan istiğfarı kıyamete kadar aralarında bırakıyorum." (4)

Enfal süresi, 33. Ayet-i kerimede ve hadis-i şerifte şöyle buyurulmuş oluyor: Halbuki Ey Muhammed! Sen onların içinde iken ALLAH onlara azab edecek değildir. Sen onlar için rahmetin kendisiydin, senin bulunduğun yere azab indirmek imkân ve ihtimal dâhilinde değildi. Ayrıca onlar tevbe ve istiğfar ederken veya edeceklerken de ALLAH onlara azab vermezdi. Yani sen onların içlerinden çıksan bile onlar tevbekâr olup istiğfar ettikleri takdirde veya içlerinde istiğfar edip imana gelenler veya gelecekler varken de onlara öyle köklerini kazıyacak bir azab erişmezdi. Nitekim hiçbir kavim, peygamberleri içlerinden alınmadan toplu azaba uğratılmamıştır. İyiler içinden de kötüler zuhur edip, zulüm yapmaya ve zulümde aşırı gitmeye başladığı zaman, zulüm ve isyanın olumsuz etkisiyle meydana gelecek olan fitnenin zararı iyilere de dokunduğu gibi, kötüler içinde fevkalede iyiler zuhur etmeye başladığı zamanlarda az da olsa iyilerin yüzü suyu hürmetine o kötülerin hak ettikleri ceza ve azab affa veya tehire uğrar. Kötüler azabı celbettiği gibi iyiler de rahmeti celbeder.

Bu felaket asrında biz müslümanlara düşen görev sürekli istiğfara devam etmektir. Felaketlerin ve belaların gelmemesi veya geç gelmesinin sebeblerinden biri yerin üstünde ve altında ALLAH Teâlâ'nın sevgili kullarının bulunmasıdır. Bu mübareklerin dualarının ve yüzü suyu hürmetlerine belalar gelmiyor veya geç geliyor.

(1) Âl-i İmran sûresi: 164

(2) Tevbe sûresi: 128. Ayrıca bkz. Enbiyâ sûresi:107.

(3) Enfal sûresi: 32-33

(4) Tirmizî, Tefsîru'l-Kur'ân, No: 3082





Click the image to open in full size.
eFe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.12.2012   #3
Derdin Ne ise Davan O'Dur
eFe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 3
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 3.906
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute
Standart Peygamber Efendimizin Hayatı - peygamber ve ilk namaz

Hazreti Peygamber Hıra'dan döndüğünde yolda Cebaril'i görür. Cebrail, akesini yere vurur kuru ve çorak bir topraktan sular fışkırır. Hayat gibi...

Hz. Peygamber ve ilk namaz -

Şimdi kuru toprağın yüzeyi Hazreti Peygamberin abdest alması için bir pınara dönüşmüştür..

Cebrail yerden volkan gibi yükselip toprağın çatlamış çehresini ıslatan suyla önce abdest alır. Hazreti Peygamber Cebraile bakar ve o da abdest alır.. Sonra Cebrail iki rekat namaz kılar.. Hazreti Peygamber de Cebrail'e bakar ve o da namaz kılar...

Hazreti Peygambere ilk vahiy geldikten sonra vuku bulan bu hadiseyle ümmetin ve onun önderi Peygamberin namaz özlemi böylece gerçekleşmiş olur. Çünkü Peygamber namazı özlemektedir.. Namazı öğreneceği anı hasretle beklemektedir...

Namaz bütün peygamberlerin ve ümmetlerinin sorumlu olduğu bir ibadettir.

Namaz bütün insanlığı bir tek Rabbın huzurunda birleştirmektedir...

Namaz; fıtrı bir meseledir ahde vefadır gözün nurudur..

Namaz putçulara karşı çıkışın bir simgesidir.

Namaz tevhidi bir anlayışın göstergesidir...

Namaz Allahtan gayrı ne varsa silip yalnız ona yönelişin görüntüsüdür....

...Ve hazreti Peygamber eve gelir eşi Hatice'nin önünde abdest alır ve namaz kılar.. Tıpkı Cebrail'in yaptığı gibi...
ÖRNEK BİR KADIN

Hz. Hatice teslimiyetin vefanın ahlakın erdemin muhabbetin simgesidir... Zengin ve soylu bir kadındır ancak ahlak ve mizaç yönünden sıradan bir kadın olmayıp nadide hasletlere sahiptir. O ikramı seven ağırbaşlı sözü dinlenen fazilet sahibi bir kadındır. Yüreği İslam'ın yaşanması için son derece müsaittir. Hazreti Peygamber'den sonra ilk müslüman olan bu kadın teslimeyetin ihlas ve takvanın aynı zamanda örnek yaşamın ta kendisidir.

Namazı Hazreti Peygamber'den gördüğü gibi o da kılar... öyleki daha sonra bu başlangıç bütün İslam alemine yayılacak ve inananları aynı güzergahta aynı secdede ve tek Allah'ın huzurunda toplayacaktır...

Halkın yaşayışı, anlayışı, görüşü, hayat felsefesi tamamen putların fonksiyonlarına göre şekillenmektedir. İnsanlar şirk ve dalalet içerisinde vahim bir hayat yaşamaktadırlar..

Zayıflar ezilmekte seçkin ailelerin etkin yapısı toplumu bölmekte, asabiyet taassubluğu yaygınlaşmakta, zina içki eğlence gibi bir çok sosyal hastalıklar toplumu kasıp kavurmaktadır. İslam ise bu yangını söndürecek, ezilenin hakkını verecek, ırksal taassubu ortadan kaldıracak, birbirlerine düşman olan insanları kaynaştıracak, köleyle efendisini kardeş kılacak bir dindi...

Önce fıtratı buna hazır olanlar inandılar... Önce onlar iman ettiler. Önce onlar namaz kıldılar... Tevhit sancağını yüreklerinde taşıdılar... Ne mutlu onlara!

Müşrikler "biz zayıfların kölelerin inandığı bir dine inanmayız..." dediler.

Oysa ezilenler; dinin, adaletin, merhametin, hukukun, özgürlüğün kıymetini ve gerekliliğini çok iyi biliyorlardı. Yaşamları buram buram adalet özlemiyle geçiyordu... Pek tabiki adalete, hukuğa, özgürlüğe, sevgiye, merhamete de... onlar hemen tabi oldular... Müşrikler çıkarlarını kaybetme endişesi yaşıyor ve Müslümanlara eziyet ediyorlardı.

Ve Hazreti Peygamber böyle bir toplumda yeni gelen bu dini önce gizlice yaymaya çalıştığı gibi namazı da inananlarla beraber gizlice kılıyordu... Çünkü namaz şekliyle, görüntüsüyle, amacıyla fonksiyonuyla müşriklerin yaşantılarına bir karşı duruşdu... Dolayısıyla ilk etapta gelecek tepkiler açısından bir süre gizli ibadet ediliyor...

Bir avuç insan... Bir kaç müslüman... Ve Peygamber... Allah'ın dinini bu karma ve hasta bir toplumda imanı ve namazı haykırarak daha sonra örnek bir toplumun mimarı olacaklardı.... Ve Cebaril'in öğrettiği namaz asırlarca bölge bölge renk renk... Bütün dünyaya yayılacak inananların göznuru olacaktı... Oldu da...





Click the image to open in full size.
eFe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.12.2012   #4
Derdin Ne ise Davan O'Dur
eFe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 3
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 3.906
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute
Standart Peygamber Efendimizin Hayatı - Peygamber efendimiz ve söz

Hakk’ın murad ve kelamına tercüman olma vazifesiyle gönderilmiş bulunan Peygamberimiz (sav), aynı zamanda bir Söz Sultanı’ydı. Bugüne kadar herkesin derecesine göre ve belli ölçüde söylemeye muktedir olduğu bir hayli güzel söz olmuştur ama, Güzeller Güzeli (sav)’nin sözlerinde bir başka derinlik, bir başka lezzet, bir başka halâvet vardır.


O’nun beyânı o kadar tatlı, ifâdeleri o kadar büyüleyiciydi ki, O (sav) konuşurken başlar döner, bakışlar başkalaşır, kalbler duracak hâle gelir, akıl ve muhâkemeler teslîm-i silah eder, insânî duygular dirilir ve ruhlar da âdetâ kanatlanırdı. Allah O’nun diline öyle bir güç ihsan etmişti ki, O’nu dinleme bahtiyarlığına erenler, ifâdeleri en özlü, beyânları en çarpıcı bir Söz Sultanı’nın (sav) huzurunda bulunma mehâbetiyle âdetâ dilleri tutulur ve büyülenirlerdi.. ne zaman O’nun dudaklarından hikmet pırlantaları dökülmeye başlasa, akıl ve muhâkeme erbabının nutku tutulur; ne zaman O (sav), iyiyi, güzeli, doğruyu anlatmaya koyulsa, ağzının şeker-şerbeti dinleyenlerin ruhlarını sarar; ne zaman o âteşîn sözleriyle fenalıkları hedeflese, küfür ve münkerâtı kendi çirkinliklerinde boğar.. ve hele da’vâsı adına serdettiği hüccet, bürhan ve delillerle kükrediği zaman, bütün karanlık ruhların dillerine zincir vurur ve karanlıkları bozguna uğratırdı...


O (sav), bütün bu mazhariyetlerin şuûrundaydı ve tahdîs-i nimet -şükür niyetiyle Hakk’ın ni’metlerini ilân- sadedinde bunları izharda da beis görmezdi: “Ben nebiyyi ümmî olan Muhammed’im. Ben’den sonra nebî yok! Ben sözün ilkiyle, sonuyla ve ‘cevâmiu’l-kelim’le serfirâz kılındım” diyerek Hakk’ın ihsanlarını sayar-döker.. ve “Ey insanlar, ben ‘cevâmiu’l-kelim’ ve herşeyi hall u fasl edecek son sözü söylemekle şereflendirildim” nûr-efşân beyânlarıyla da geçmiş ve geleceğin Hatîb-i Zîşân’ı olduğunu ilân ederdi.


Gerçekten O Efendiler Efendisi (sav) diriltici soluklarıyla, Hakk bahçesinin güllerine ilâhîler besteleyen öyle bir bülbül idi ki, O ne zaman şakısa, gönlünü dile getirir ve gönlünün dilinden en büyüleyici nağmeler söylerdi. O’nun bağının taze fidanlarında filizlenmiş o tazelerden taze sözler, başkalarının baharında açılmış tomurcuklara, başkalarının sabahında güneşe uyanmış çiçeklere benzemezdi. O’nun söz sofrasında herşey bir gonca gibi şebnemi burnunda yepyeni ve turfandaydı.. ve bu turfanda ni’metleri bütün derinlikleriyle tadıp tanımak, tanıyıp hazzına ermek de, sadece bu bezmin ilk tâli’lilerine müyesser olmuştu.


O Beyân Sultanı (sav), söz cevherinden öyle bir kılıç yaptı ki, o kılıcın başlar üstünde bir kere dönüp helezonlar çizmesiyle bütün yalancı ve muzahref beyânlar kaçıp yarasaların tünedikleri yerlerde saklandılar ve bütün masallar Kâf dağının arkasında ankâya sığındılar. O ifâde ve beyandan öyle çeşmeler akıttı ki, bir anda câhiliye sahrasının dörtbir yanı Cennet bahçelerine döndü ve öyle çağlayanlar meydana getirdi ki, bütün îmâna açık gönüller kendilerini sonsuzun okyanusuna akan o çağlayanlar içinde buluverdiler.


O’nun sözleri öteler kaynaklıydı.. eğer vahiy fitiliyle parlayan O’nun sözleri olmasaydı, cihanlar hep kaos olarak kalır giderdi. O, tabiatın yüzündeki perdeyi söz kılıcıyla delik-deşik etti ve şeriat kitabını da yine söz nakışlarıyla süsledi. Söz O’nun atının terkisine vurulmuş bir metâ, sadağında altın tüylü bir oktur. O, uğradığı her yerde sözden anlayanların eteklerini mücevherlerle doldurdu ve yayını gerip atını karanlıklar üzerine sürdü. Allah, son bir kere daha sözlerle bir yeryüzü devleti kurmak murâd buyurunca, bu devletin başbuğluğuna o Beyân Sultanı’nı (sav) getirdi; ifâde, sikke ve tuğrâsını O’nun eline verdi.


Gelmiş-geçmiş ötelere açık bütün söz erleri, tecellî arşını terennüm eden koronun birer ferdiydi... O bu bülbüller topluluğunun idârecisi oldu.. nebîler ve velîler gelip gelip bir halka-i zikir teşkil ediyorlardı. O bu kudsîler halkasının serzâkirliği vazifesiyle geldi.. geldi ve o tok sesiyle arş u ferşi velveleye verdi. O’nun sözlerle donatıp insanlığa takdim ettiği semâvî sofrasındaki her yemiş, dost bağının en mahrem noktalarından alınıp, kimseye açılmadan mahfazası içinde O’na sunulmuş eltâf-ı şâhâneden has meyvelerdi. O’ndan evvel o meyveleri ne başkaları bakıp görmüş, ne de onlara el sürülmüştü...


Hele, mahremlerden mahrem en has bahçelerin, en has güllerini, en lâtif nağmelerle terennüm eden bu Andelîb-i Zîşân’ın (sav) ilham üveyki şahlandığı vakit bütün diller susar, sîneler kulak kesilir ve ruhlar O’nun beyân zemzemesi karşısında kendilerinden geçerlerdi.


Evet, O’nun sözleri, her dalgalanışıyla sahilleri incilerle bezeyen birer deniz, gönüllere ürpertiler salarak zirvelerden dökülen birer şelâle ve derinliklerden kopup gelen fevvâreler gibiydi.. ne o deryaları zenginlik ve muhtevâsıyla tavsif etmek, ne o çağlayanlara tercüman olmak, ne de o fevvârelerin ulaştığı noktalara ulaşıp onları ihâta etmek mümkün değildir.


Şimdiye kadar yüzlerce muhakkik ve edîp O’nun söz cevheri etrafında dönüp durdu.. binlerce ve binlerce mütefekkir o pırıl pırıl âb-ı hayat kaynağına baş vurdu ve nice devâsâ kâmetler, ömürlerini O’nun derinliklerini kavramada tüketti ama, O hep ulaşılan noktaların ötesinde kaldı. Bir şâirimizin Kur’ân hakkında söylediği bir şiirde az bir tasarrufla şöyle desek yerinde olur zannederim:


“Bikri, fikri kâinâtın çâk çâk oldu fakat
Perde-i ismette kaldı beyân-ı rasûl henüz”


Evet, damla, deryâyı bütünüyle ifâde edemediği, zerre güneşe ait husûsiyetleri tamamen gösteremediği gibi, Muhammedî hakîkatın birer parçası sayılan ulemâ, evliyâ, asfiyâ da - başkalarına nisbeten kâmil bile olsalar- O’nu tam temsil edemez ve O’nu aynıyla aksettiremezler.


Önümüzdeki bir başka yazıda her sözü lâ’l-ü güher O Beyân Sultanı’nın ifâde cevherlerinden bir kaçını, icmâlî ma’-nâlarıyla arz edip da’vâmızı isbatlamaya çalışalım.





Click the image to open in full size.
eFe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.12.2012   #5
Derdin Ne ise Davan O'Dur
eFe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 3
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 3.906
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute
Standart Peygamber Efendimizin Hayatı - ASHAB-I SUFFE

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mescidinin bir tarafında sofa vardı. Ashâb-ı Kirâm’ın fakirleri orada kalırdı. Onlara Ashâb-ı Suffe denilirdi. Mescid-i Nebevî’de gece ve gündüz durmadan Kur’ân okurlar, ilim ve ibâdetle meşgul olurlardı. Diğer Ashâb-ı Kirâm ise namaz vakti olunca mescide gelerek Peygamber Efendimiz ile namaz kılıp giderlerdi. Medine dışında Kur’ân öğretilmesi ile alakalı bir vazife olduğunda, Peygamber Efendimiz bunlardan gönderirdi. Yaklaşık dört yüz kişi idiler.

Ashâb-ı Suffe’nin akşam yiyecekleri olmazdı. Hergün akşam olunca bazısını Resûlullâh kendi yanında alıkoyar, diğerlerini Ashâb-ı Kirâm’ın evlerine gönderirdi. Her biri gidip bir evde yemek yerdi.

Resûlullâh Efendimiz sadaka kabûl etmez, ancak hediye kabûl ederdi. Kendisine sadaka diye gelen şeylere el sürmeyip onları Ashâb-ı Suffe’ye verirdi. Gelen hediyelerden de onlara hisse ayırırdı.

Bir gün Resûlullâh (s.a.v.) Ashâb-ı Suffe’nin yanına vardı. Onların fakirliğini, ibâdetteki gayretlerini, ihlâslarını ve gönüllerinin temizliğini gördü ve: “Ey Ashâb-ı Suffe! Bana ümmet olup sizin gibi yaşayan kimseye şunu müjde edin: Ben sizden ve onlardan râzı oldum. Siz ve onlar, Cennette benim yoldaşımsınız.” buyurdular.

Ashâb-ı Suffe’nin güzel ahlâkından biri aynı azim ve gayret içerisinde kardeşçe hareket etmek, iç ve dışlarının bir olması ve birbirine karşı içinde asla bir kin ve düşmanlık bulunmaması idi. İnsanda kin ve düşmanlık bulunması kalbindeki dünyalık hırsındandır. Dünya sevgisi ise bütün hataların başıdır. Bu ise onlarda asla yok idi.

Resûlullâh Efendimiz buyurdular:

“Mü’minler birbirlerinin kardeşidir. Bir kısmı diğer bir kısmına ihtiyaçlarını görmesini arzeder. Böylece bazısı diğer bazısının ihtiyaçlarını yerine getirir. Allâhü Teâlâ da kıyâmet gününde onların ihtiyacını görür





Click the image to open in full size.
eFe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.12.2012   #6
Derdin Ne ise Davan O'Dur
eFe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 3
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 3.906
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute
Standart Peygamber Efendimizin Hayatı - Kaldır gözünü bak.

Hz. Hamza, bir gün Peygamber Efendimize gelerek Cebraîl (a.s)’ı asli yapısıyla görmek istediğini bildirdi.

Peygamberimiz, Hz. Hamza’ya “O’nu görmeye dayanabilir misin?” diye sordu.

Hz. Hamza, “Evet, dayanabilirim” diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz “otur, öyleyse” buyurdular.

Cebrail (a.s.) müşriklerin Kâbe’yi tavaf edecekleri zaman elbiselerini üzerine koymakta oldukları kütüğe indi.

Peygamberimiz Hz. Hamza’ya “Kaldır gözünü, bak” dedi. Hz. Hamza’ya bakıp, Cebrail’in zebercede yeşil cevhere benzeyen ayaklarını görünce bayıldı.

Arkasının üzerine düştü.

Bu olayı İbn Sa’d Tabakat’ında anlatmaktadır.





Click the image to open in full size.
eFe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.12.2012   #7
ÖzeL Üye
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Dec 2012
Üye Numarası: 99
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 150
Rép Puanı: 1
Rép Grafiği: Hanımaga is an unknown quantity at this point
Standart Cevap: Peygamber Efendimizin Hayatı - Onun ümmeti olalım

çok güzel bir konu seçmissiniz allah razı olsun

Hanımaga isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.12.2012   #8
Derdin Ne ise Davan O'Dur
eFe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 3
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 3.906
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Peygamber Efendimizin Hayatı - Onun ümmeti olalım

CümLemizden Hak razi olsun





Click the image to open in full size.
eFe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.12.2012   #9
Derdin Ne ise Davan O'Dur
eFe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 3
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 3.906
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute
Standart Peygamber Efendimizin Hayatı - Peygamberimizi s.a.v. şöyle buyuruyor

Peygamberimizi s.a.v. şöyle buyuruyor.

"Öyle ki Yahudiler taşların ve ağaçların arkasına saklanacak ama ağaç ve taş dile gelerek'
Ya Müslim!

Ey Allah (c.c.) kulu!

Gel, bak benim arkamda Yahudi var,

Buraya gizlendi, benim arkamda, gel onu cezalandır. diyecek.

Sadece 'gargat' ağacı bunu söylemeyecek
Çünkü o Yahudi ağacıdır" buyuruluyor.
(Kitab-ul Fiten H. 2239
...
Efendimiz S.A.V.in

Bu Mübarek hadisini duymuşmuydunuz.

İsrailliler bu ağacı çok iyi bilirler,

Gargat ağacı israilde en çok bulunan

Ve en çok dikilen ağaçtır her yerde,

Her sokakta sıklıkla bulunmaktadır...!!!

(Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça, taşlar bile, “Ey Müslüman şu arkamda gizlenen Yahudi’yi öldür” diye haber vermedikçe kıyamet kopmaz.)
[Buhari]





Click the image to open in full size.
eFe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.12.2012   #10
Derdin Ne ise Davan O'Dur
eFe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 3
Arkadaşlar: 0
Konular:
Mesajlar: 3.906
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute eFe has a reputation beyond repute
Standart Peygamber Efendimizin Hayatı - Müslüman kardeşinin ayıplarını örten

Müslüman kardeşinin ayıplarını örten bir ölüyü diriltmiş gibidir

Hz. Peygamber (s.a.s.) bir gün minbere çıkarak; ayıp araştıranların zayıf imanlı kişiler olduğuna işaret edip şöyle seslendi:

"Ey diliyle müslüman olup kalbiyle işlememiş olanlar gürûhu! Müslümanları üzmeyin, onları ayıplamayın ve onların kusurlarını araştırmayın.

Şu bir gerçektir ki; her kim müslüman kardeşinin ayıbını araştırırsa Allah da onun ayıbını meydana çıkarır ve Allah her kimin ayıbını meydana koyarsa, evinin içinde bile olsa onu kepâze eder.

" (Tirmizî, Sünen, B. 84, 2101) Müslüman kardeşinin ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir. " (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58)





Click the image to open in full size.
eFe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tag Ekle
bir mucize bir keramet , efendimiz ile dirilmek , efendimiz' in şakaları , efendimizin erkeklere tavsiyesi , efendimizin mizahı , efendimizin yediği yemekler , ehl-i sünnet yolu , en başarılı eğitimci olarak hazreti muhammed sav , eshabım gökteki yıldızlar gibidir , gemileri yenile ya ebazer , gencliği , hazreti peygamber efendimizin cenaze namazını kimler kılmıştır , hazreti peygamberin namazı , hilye-i saadet , hilye-i şerif , hz muhammed (s.a.v) övdüğü yemekler , ibadeti , iblisin peygamberimizle konuşması , islam tarihi , merhamet , muhteşem zarafeti , müslümanlara rauf ve rahim , peygamber efendimiz , peygamber efendimiz ve söz , peygamber efendimiz'in , peygamber efendimizi zehirlemek istediler , peygamber efendimizin köleleri , peygamber efendimizin mubarek isimleri , peygamber efendimizin muhafizlari , peygamber efendimizin sav çok kadınla evlenmesinin hikmeti nedir , peygamber efendimizin şemali nasıldı , peygamber sevgisi , peygamberimiz , peygamberimiz sav son sözleri , peygamberimizin , peygamberimizin anne babası müslümanmıydı , peygamberimizin mektubu , rasulullaha salatü selam getirmek , resul-i ekrem s.a.s buyurdularki , resulullaha inanmak , resulullahın gözyaşları , resülullah aleyhissalatu , salavat getirmeyenin durumu , sevgili peygamberim efendim benim , sünnetin mertebeleri , sünnetsiz müslümanlık , ve , veda hutbesi , veda hutbesi nerede ne zaman okunmuştur , vesselam buyurdular ki , zühd ve takvasıyla efendimiz


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları