Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSLam Tarihi > iSlam Tarihi > Peygamber Efendimizin Hayatı

Peygamberimiz Hilye ve Ahlakı


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Peygamber Efendimizin Hayatı - kategorisi altındaki Peygamberimiz Hilye ve Ahlakı isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 07.12.2012   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Lightbulb Peygamberimiz Hilye ve Ahlakı

Click the image to open in full size.

Peygamberimiz Hilye ve Ahlakı

M. Ali KAYA

Peygamberimizin (sav) gerek özel hayatı, gerek ahlakı, gerekse tebliğ-i risalet vazifesindeki etvarı ve evsafı insanlığa örnektir. İnsanlık ancak peygamberin risaletine iman etmek, ahlakına uymak ve sünnetine ittiba etmekle ALLAH’ın rızasını kazanabilir, hak ve hidayeti bulabilir, dünya ve ahirette saadete uyabilir ve kurtuluşa erebilir.

Biz burada bir kısım ahlak ve faziletinden örnekler vereceğiz. Zira peygambere iman etmek imanın kendisi, sünnetine uymak ibadetin kendisi olduğu gibi hayatını okumak ve ona salavat getirerek övmek ise ibadetin bir nevi ve şefaatini talep etmek kurtuluş vesilesidir. Peygamberin sünneti ve yolu dışındaki tüm yollar hakikate ve ALLAH rızasına kapalıdır. ALLAH’a giden yolların tümü kapalı olup yalnızca peygamberimizin (sav) açtığı kapı ile kurtuluş mümkündür. Bu konuda bütün islam bilginlerinin ittifakı vardır.

1. Peygamberimizin (sav) Hilyesi ve Bedenî Evsafı:

1.1 Hz. Ali’nin (ra) tarifine göre “Peygamberimizin (sav) boyu ne çok kısa, ne de çok uzundu, orta boyluydu. Ne kıvırcık kısa ne düz uzun saçlıydı; saçı, kıvırcıkla düz arasında idi. Yuvarlak yüzlü, duru beyaz tenli, iri ve siyah gözlü, uzun kirpikliydi. İri kemikli ve geniş omuzluydu. Göğsü, ortadan karnına kadar kılsızdı. İki avucu ve tabanları dolgundu. Yürüdüğü zaman, sanki yokuş aşağı iner gibi rahatlıkla ilerlerdi. Sağına ve soluna baktığında bütün vücuduyla dönerdi. İki omuzu arasında "Nübüvvet Mührü" vardı. Bu onun son peygamber oluşunun nişanesi idi. O, insanların en cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak huylusu, en arkadaş canlısıydı. Kendilerini ansızın görenler Onun heybeti karşısında sarsıntı geçirirler, fakat üstün vasıflarını bilerek sohbetinde bulunanlar ise, Onu her şeyden çok severlerdi.”

1.2 Yine Hz. Ali’nin (ra) anlattığına göre “Peygamberimiz (sav) uzuna yakın orta boylu, iri kemikli, iri yapılı, güçlü kuvvetli ve yakışıklı bir insandı. Cildi yumuşak, teni kırmızıya çalan beyazdı. Kirpikleri siyah ve uzundu. Gözleri kara ve büyükçe idi. İki kaşının arası açık, fakat kaşları birbirine yakındı. Saçları ne dümdüz ne de kıvırcıktı. Sakalı sık ve bir tutamdı. Büyük başlı ve hilâl kaşlıydı. Alnı yüksek, burnu çekme, boynu uzun, göğsü genişti. Karnı ile göğsü bir idi, şişman değildi. Zayıf da değildi, sıkı etliydi. Ayaklarının altı çukur idi; düztaban değildi. Gözleri uzağı görür, kulakları uzaktan ses alırdı. Ağızları genişçe idi. Dişleri sıktı. Yüzünün bütün çizgileri görünürdü. Omuzları etli, omuz kemikleri enliydi.

Click the image to open in full size.
Peygamberimiz Hilye ve Ahlakı


1.3 Ebu Hureyre (ra) Peygamberimiz Efendimizi (sav) tanıtırken “Peygamberimiz orta boylu idi, fakat uzuna daha yakındı. Beyaz tenli idi. Sakal kılları siyahtı. Dişleri çok güzeldi. Gözlerinin kirpikleri sık ve uzundu. İki omuz arası genişti. Yanakları ne şişkin ne de çöküktü. Ayağının bütünüyle yere basardı. Bütün vücuduyla öne döner ve bütün vücuduyla arkaya dönerdi. Ne O'ndan önce ve ne de O'ndan sonra güzellikte O'nun gibisini görmedim” buyurmuşlardır.

1.4 Sahâbe-i Kiram'dan Câbir bin Semure de (ra) Efendimiz Aleyhisselât-u Vesselam'ın fiziki halini şu vasıflarla tanıtmıştır. “Ben mehtaplı bir gecede Peygamber Aleyhisselam'ı gördüm. Üzerinde bir cübbe vardı. Rasulüllah'ın nurlu yüzü ile ay'ın yüzünden hangisinin daha güzel olduğunu tesbit etmek maksadıyla önce ALLAH'ın Rasûlünün yüzüne baktım; daha sonra da ay'ın yüzüne baktım. VALLAHi bana göre, Peygamberimiz Efendimizin o mübârek yüzleri Ay'dan çok daha güzeldi.

1.5 Sahâbe'den Berâ bin Azib (ra) de Rasûlüllah (sav) Efendimizi şöyle vasfetmiştir: “Peygamberimiz Efendimiz (sav) orta boylu idi. İki omuzlarının arası genişçe idi. Mübarek başlarından omuzlarına doğru uzanan saçları, kulak yumuşağına kadar inerdi. Peygamber Aleyhisselam (sav) o kadar güzeldi ki, ben ondan daha güzel bir kimse görmedim.

2. Peygamberimizin (sav) Ahlakı:
Peygamberimizin (sav) ahlakî vasıfları sayılamayacak kadar çok ve geniş olduğu için maddeler halinde bölümlere ayırarak yazmak daha kolay istifade edilir olacağı için biz de bölümler ve maddeler halinde yazacağız. Bazısında kaynak versek de çoğuna kaynak vermeye gerek duymadık. Zira peygamberimizin (sav) ahlakı ve evsafı meşhur olduğu için kaynağa gerek yoktur.

1. İnsanların en güzel ahlaklısı idi. Asla çirkin söz söylemez, hiçbir çirkin harekete tenezzül etmezdi. Kötülüğe iyilikle karşılık verirdi. Daima ahlakı affetmek ve bağışlamaktı. (Tirmizi, 4:369; Tabakat, 1:365)

2. Hz. Hatice (ra) peygamberimiz “Bana ne oluyor?” diye telaş ettiği vakit onu şöyle teselli etti: “Korkma! Sen akrabayı gözetir, sözü doğru söyler, insanlara yardım eder ve işlerini görür, fakirlere yardım eder, komşuya nazik davranır, kimsesizi misafir eder, misafirini ağarlar, felakete uğrayana yardım edersin. Bu nedenle ALLAH seni asla mahcup etmez…” (Buhari, Bed’ul-Vahy, 3; Müslim, İman, 253)

3. Kimseyi kınamaz ve ayıplamazdı. Kimsenin ayıplarını araştırmazdı. Sevabını ummadığı şeyi konuşmazdı. (Kadı Iyaz, Şifa-i Şerif, 159-160) Birisinin kusuru kendisine söylenecek olsa hemen muhatabı susturur ve “Ben sizin hakkınızda daima hüsn-ü zan üzere bulunmak isterim. Bu nedenle bana insanların hata ve kusurlarından bahsetmeyiniz” derdi.

4. ALLAH’ın emrini çiğneme dışında hiç kimseyi cezalandırmamış ve ne de kınamamıştır. (Müslim, 2:256; Kenzu’l-Ummal, 4:47)

5. İhlâs ve istikamete önem verir ve daima tavsiyelerinde “Rabbim ALLAH’tır de! Sonra dosdoğru ol! İhlâsla yaptığın ve müdavim olduğun az amel sana fayda verir” buyururlardı. (Gazali, İhya, 4:475)

6. Birisi elini tutarsa o bırakmadıkça elini bırakmazdı. Dönüp ayrılmadıkça yüzünü çevirmezdi. Hiç kimsenin yanında ayağını uzatıp oturmazdı ve bacak-bacak üstüne atmazdı. (Müslim, 2:256; Bidaye, 6:59)

7. Peygamberimiz (sav) daima sahabelerin arkasından yürürdü. Nitekim yüce ALLAH Lokman (as) diliyle “Yürüyüşünde mutedil ol ve sesini kıs” (Lokman, 31:19) ferman etmişti. ALLAH’ın emrine vahyolunduğu andan itibaren ilk uyan ve uygulayan olur ve bu konuda örnek olur, asla taviz vermezdi. Bu ayetin nüzulünden sonra peygamberimiz (sav) sahabelerin arkasından yürümeye başladı. Abdullah b. Abbas (ra) Resulullah’ın arkasında yürüyordu, peygamberimiz (sav) hemen eliyle çekti ve yanına aldı. Sahabelerinin arkasında yürümelerini istemiyordu. Ya yanına alıyor sohbet ve nasihat ederek yürüyorlardı veya önlerine alıyor ve arkadan onları himaye ediyordu. (Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 8:83)

8. Peygamberimiz (sav) arkasında yürüyen sahabelere “Önümde yürüyün ve arkamı meleklere bırakın” (Müsned-i Ahmed, 3:332) buyururlardı. Bu nedenle peygamberimiz (sav) dışarı çıktıklarında ashab-ı kiram önden yürür, peygamberimizin (sav) arkasını meleklere bırakırlardı. (İbn-i Mâce, Mukaddime, 21)

9. Peygamberimiz (sav) yanında yürüdüğü sahabelerine nasihatlerde bulunur, yolculuktan istifade ederdi. “ALLAH sizin suretlerinize bakmaz, kalplerinize ve niyetlerinize bakar” (Müslim, Birr, 34; İbn-i Mâce, Zühd, 26) buyururdu. “ALLAH bu dini facir ve fasıklarla da güçlendirir; sizler kendi amellerinizdeki niyet ve ihlasınıza bakın” (Buhari, 4:34) buyururlardı. “ALLAH ancak halis olan ve rızası için yapılan amelleri kabul eder” (Nesai, Cihad, 24) buyurarak daima iman ve ihlâsın korunması gerektiği üzerinde dururdu.

10. Peygamberimiz (sav) bir gün Ebu Zerr-i Gıfari (ra) ile yürürken şöyle buyurdular: “Ya Ebâ Zer! Gemini sağlam yap deniz çok derindir. Azığını yanına çokça al yol çok uzundur. Yükünü hafif tut geçit çok sarptır. Amelini ihlâsla yap ateş çok yakıcıdır.” Bu gibi nasihatleri sahabelerine çokça yaparlardı.

11. Peygamberimiz (sav) son derece mütevekkildi, bu nedenle düşmanları çok olduğu ve daima ölüm tehdidi aldığı halde koruma tutmazdı. Gönlü gayet rahattı, soğukkanlıydı ve çok sakindi. Tenhalara gider ve bir ağaç altında uyurdu. Bir defasında uyurken düşmanlarından birisi gelerek kılıcı kaldırmış ve peygamberimizi yalnız yakalamışken öldürmek niyeti ile “Ya Muhammed! Şimdi seni benim elimden kim kurtaracak?” demişti. Peygamberimiz (sav) sakince gönü açtı ve “ALLAH!” dedi. ALLAH’ın düşmanının gaipten aniden yediği bir darbe ile kılıcı elinden düştü. Peygamberimiz (sav) kılıcı eline aldı ve “Şimdi seni benim elimden kim kurtaracak?” dedi. Adam aman diledi ve peygamberimizin (sav) ayağına sarıldı. Peygamberimiz (sav) onu affetti ve gönderdi. Adam gidince “Ben insanların en iyisinin yanından geliyorum. O en büyük düşmanın affetmekte asla tereddüt etmiyor” dedi. “Kimdir o?” dediler. “Hz. Muhammed’den (sav) başka kim olabilir?” diye cevap verdi. İnsanlara bu derece merhametli ve affediciydi.

Click the image to open in full size.

12. ALLAH korkusu bütün davranışlarına sinmişti. ALLAH’ın emrine herkesten önce anında uyuyor ve yasağından en çok o kaçıyordu.

13. ALLAH’ın kullarına karşı çok merhametli ve şefkatli olduğundan dolayı farzları ihmal ve haramları işlemedikleri sürece hoşgörülüydü. Ancak ALLAH’ın emir ve yasaklarından birisi söz konusu olunca kaşlarını çatar ve yüzü öfke ile kıpkırmızı olur ve asla müsamaha göstermezdi.

14. İnsanlara kim olursa olsun değer verirdi ve bu nedenle meşverete büyük önem verirdi. Herkese ümit verir ve herkesi hayra teşvik ederdi. Çevreye tebliğ için gönderdiği sahabelerine “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Herkese seviyesine göre muamele edin ve akıllarına göre konuşun. İnsanların sizi yalanlamasını ister misiniz?” buyurur ve tavsiyelerde bulunurdu.

15. Daima güler yüzlüydü. Kendisi ile görüşen herkes “Resulullah beni herkesten çok seviyor” intibaı ile yanından ayrılırdı. Toplum içine tevazu ile girer, görüştüğü sahabeleri ile şaka ve mizah yapar, ancak “Şaka da olsa doğruyu söylerim” buyururdu. Çok mütevazı olmakla beraber izzet ve vakarını korurdu. Bu nedenle onu görenler heybetinden titrerler ve yanında asla boş bulunmazlardı.

16. Peygamberimizin (sav) adaleti emsalsizdi. Verdiği hükümlerinde asla yanılmazdı. Bununla beraber “Bana dine ve ahirete ait şeyler sorunuz. Ben de insanım ve dünyanıza ait meselelerde şahitlerin sözlerine göre hüküm veririm ve beni aldatabilirler” buyurarak tevazu gösterirdi. Halim ve selimdi. Sabır kahramanı idi. Kendisine yapılan emsalsiz işkence ve olumsuz tavırlara daima sabırla mukabele ederdir.

17. Doğruluğu meşhurdu ve bu nedenle düşmanları dahi ona “Muhammedü’l-Emin” derlerdi. Emîn idi, herkesin güvenini kazanmıştı. Kendisini öldürmek isteyenler dahi mallarını teslim edip kendisine güvenmekten çekinmezler ve akıllarına bu konuda bir şüphe gelmezdi.

18. Azim ve sebat sahibi idi. Kavim ve kabilesi, dünyanın bütün devletleri onun davasına ve inancına muhalif oldukları halde o asla azminden sebatından bir şey kaybetmedi ve sonunda herkes ona boyun bükmek ve teslim olmak zorunda kaldı.

19. Mübelliğ ve mübeyyin idi. Davasını en basit bir bedeviden en büyük bir diplomata kadar herkese anlayacağı en basit bir dilde ifade eder ve karşısındakinin aklında bir şüphe ve anlaşılmayacak bir nokta bırakmazdı.

20. Şecaat ve cesareti emsalsizdi. Hz. Ali (ra) gibi kahraman sahabeler “Biz harpte korktuğumuz ve cesaretimizin kırıldığı zamanlarda peygamberin (sav) yanına koşar ve arkasına sığınırdık. O asla bir adım geri atmaz ve cesaretinden asla bir şey kaybetmezdi” demişlerdir.

21. Şefkat ve merhamette güneş gibiydi ve affediciydi. Bu nedenle Mekke’yi fethederken kan dökülmesini önlemiş ve tüm düşmanlarını affetmişti.

22. Akıllı ve zekiydi. Bu nedenle Vahye muhatap olmuş ve ALLAH’ın ayetlerini, mesajlarını doğru anlayıp en güzel şekilde tebliğ etmiş ve sahabelerine açıklayarak vahiy süresince asla yanlış anlaşılmalara fırsat vermemiştir.


eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları