Geri git   Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz > iSLam Tarihi > iSlam Tarihi > Peygamber Efendimizin Hayatı

Rasulullah'ın Gözyaşları


Dini Forum Sitemizin tüm İslami Bilgiler özelliklerinden faydalanabilirsiniz sitesindeki Peygamber Efendimizin Hayatı - kategorisi altındaki Rasulullah'ın Gözyaşları isimli konuyu görüntülemektesiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme Stil
Alt 24.12.2012   #1
||HüZüN DiYaRı||
eSiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle
K.Tarihi: Nov 2012
Üye Numarası: 2
Arkadaşlar: 2
Konular:
Mesajlar: 4.359
Rép Puanı: 2147483647
Rép Grafiği: eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute eSiLa has a reputation beyond repute
Red face Rasulullah'ın Gözyaşları

Rasulullah'ın Gözyaşları

Yazar:
Ahmet Ağmanvermez


İnsanlığa rahmet için gelen nebiler ümmetlerine ağladılar. Ümmetlerinin akıllarını kullanamayışlarına, Allah’ın nimetlerine karşı insanların nankörlüğüne ağladılar. Kur’an onları, hep ağlayan, inleyen, yalvaran zatlar olarak anlatır.

“ İşte bunlar, Allah’ın nimetine mazhar olmuş olan bu zatlar, Âdem neslinden, Nuh ile beraber gemide taşıdıklarımızın evlatlarından, İbrahim ve İsrail (Yakub)in nesillerinden ve hidayete erdirip seçtiğimiz kimselerdendir. Onlar Rahman’ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı.” (Meryem, 19/58)

“Ukbe bin Âmir şöyle rivayet ediyor: Allah Rasûlüne sordum. “Ya Resûlallah! Necât ve kurtuluş nerededir?” Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle cevap verdiler: “Dilini tut, evini geniş yap (çok misafir ağırla) ve hataların üzerine ağla.”(Tirmizî, Zühd, 61.)

Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bir hadislerinde de şöyle buyurdular: “Allah korkusuyla gözyaşı döken kişi, sağılmış süt memeye dönmedikçe Cehenneme girmez. Cihad tozu ile Cehennem dumanı asla bir araya gelmez.” (Tirmizî, Zühd, 9)


İnsan asıl ağlanması gerekli olan şeylere ağlamalı ki, Allah onu kıymetsiz şeyler için ağlatmasın. Mesela, günahına, hatalarına, boşa geçen zamanına, Allah’ın bahşettiği nimetleri boşa harcayışına, iyi bir müslüman olamadığına, İslamı tam yaşayamadığına, müslümanların haline, Kur’an’ın engin hakikatlerine, kabirde ve ahirette onu bekleyen bin bir türlü hallere ve nihayet başkası adına, başkasının günahına, günahına ağlayamayanın günahına da ağlamalı.
Çünkü günah, iradenin sendelemesi, bakışların bulanması, kalbin kayması ile Hakk’ın rızasına muhalif hareket etmektir. Bembeyaz bir sahifenin, siyah mürekkeple lekelenmesi gibi kalp de günahla lekelenir ve temizlenmedikçe de pas bağlar. Allah Rasûlü günahı, işlendiğinde insanın içini rahatsız eden, vicdana baskı yapan şey olarak tarif eder. Onun temizliği de ancak, istiğfar, tövbe, gözyaşı ve ardından yapılacak iyilikle mümkündür.
Gözü yaşarmayan insanın kalbinin yumuşaması, güzel duygularla bezenmesi mümkün değildir. Duygulu, ince kavrayışlı, hassas insanlar bu hallerini hep gözyaşları ile ifade ederler.

Kur’an kendilerine ilim verilenlerin ilâhî lütuf olarak Allâh’ın azameti karşısında ağladıklarından bahseder.
“De ki: “İster inanın ona, ister inanmayın. Şu bir gerçektir ki daha önce kendilerine ilim verilenlere Kur’ân okununca derhal yüzüstü secdeye kapanırlar.” “Ulu Rabbimizin şanı yücedir. Ne vad ederse mutlaka gerçekleşir.” derler. Yine ağlayarak yüzüstü secdeye kapanırlar.”İşte Kur’ân, onların saygısını böyle artırır.” (İsra, 17/107-109)

Bu ayetin ruhunu kavrayan sahabe, ağlamayı büyük bir marifet bilmişti. Abdurrahman bin Avf, önüne konan mükellef bir iftar sofrasını görünce ağlamaya başladı.”Bizden hayırlılar yarı aç yarı tok yaşadılar. Tam bir kefen dahi bulamadan defnedildiler. Şimdi dünyalık her şey önümüze serildi. İyiliklerimizin karşılığı bu dünyada veriliyor olmasın”deyip, iftar yemeğini de yemedi, terk etti.(Buhari,Cenaiz 27)

Ağlamak, kendi günahına ağlayabilmek bir seviye işidir. Başkalarının günahına ağlamak ise en büyük erdemdir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah için ağlayan gözle, gece vatanı bekleyen gözün Cehennem’den azat olacağını”, yine” hiç bir gölgenin olmadığı mahşer anında, yalnız kaldığında Allah için ağlayanların, Allah’ın arşının gölgesinde gölgelenecek seçkin yedi sınıftan birisi olduğunu” ifade etmişlerdir.
Gözyaşıdır ki yıkayarak yakar, yakarak yıkar. Arıtır ve eritir; temizler ve gizler. Fazilettir, diyettir. Bu yüzden denilir ki gözyaşı yiğitler kârıdır ve civanmertler vakarıdır.
Geleneksel kültürümüz bize "erkekler ağlamaz" diyerek, ağlamak gibi Allah’ın en güzel rahmet nimetlerinden birinden bizi mahrum ediyor. Peygamber Efendimiz ağlamayı: "Bu, Allah’ın kullarının kalbine koyduğu bir rahmettir.”buyuruyor ve torununun ölümüne ağlıyor. Biz de ağlayalım, şimdiye kadar ağlayamadığımıza ağlayalım.
Gözyaşları, kalb inceliğinin, muhabbet ve merhametin ifadesidir; gönüldeki hüzün, neşe, hasret, hicran, merhamet ve şefkat gibi duyguların billûr taneler şeklinde dışa vurmasıdır.
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şeytanin hilelerinden Allah’a sığındığı gibi, kalb katılığından ve göz kuruluğundan da Cenabı Hakk’a ilticada bulunmuş; “Ürpermeyen kalbden, yaşarmayan gözden Sana sığınırım Allah’ım!” yakarışını sık-sık tekrar etmiştir.
Bir başka hadisi şerifte de şöyle buyrulmuştur:”Allah katında hiçbir şey, iki damladan… daha sevimli değildir: Allah korkusuyla akıtılan göz damlası ve Allah yolunda dökülen kan damlasıdır…”(Tirmizi,Fezailül cihad 26)

Göstermek ve duyurmak kastıyla ağlamak, berrak gözyaşlarını şirk kirleriyle bulandırmak demektir. Riya ve suma’dan korunmak için özellikle nafile ibadetlerde ve Cenâb-i Hakk’a iç dökme anlarında tenha yerlerin seçilmesi her bakımdan önemlidir. Riya ve suma niyetiyle ağlamak, kalbi öldürücü ve insani helak edici bir hastalıktır.
Bundan dolayıdır ki, İmam Gazali Hazretleri “Ağlayan da kaybedebilir, ağlamayan da!” demiştir. İnsan ağlamıyorsa, o bir gün mutlaka pişman olacaktır. Çünkü onun önünde kendisini ağlatacak çok badireler vardır. Pek çok ağlayanlar da vardır ki, günahlarından dolayı değil de, dünyevî hislerle gözyaşı dökerler. Daha da kötüsü, hassas, duygulu, muttaki ve Allah sevgisiyle dolu bir insan gibi görünme ve bilinme maksadıyla ağlarlar.
Böyle bir ağlama, dinimizce, gizli şirk kabul edilmiştir. Demek ki, gözyaşının da meşru istikamette olanı makbuldür.

Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem “Eğer benim bildiğimi bilseydiniz çok ağlar, az gülerdiniz.” buyurmaktadır. (Buhârî, Küsûf, 2; Müslim, Küsûf, 1)

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem hiçbir zaman kahkaha atmamış, ama yüzünden de gülümsemeyi eksik etmemiştir. O, Kur’an okurken de, dinlerken de ağlamıştır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, müslümanları çok acıklı durumlarda, cenaze arkasında yaka paça yırtarak, çığlık atarak, söylenerek ağlamaktan alıkoymuştur. O, sessizce ağlar, yanaklarından yaşlar süzülürdü.
Rasulullah, acı ve ıstırap karşısında müslümanlara sabırlı olmalarını tavsiye etmiş, ancak insanların katı, taş yürekli olamayacaklarını, merhamet ve şefkat gözyaşlarının rahmet olduğunu, ağlamanın fıtrattan olduğunu söylemişlerdir.

Rasûlü Ekrem “Müjdeler olsun nefsine hâkim olana! Müjdeler olsun (misafir kabul etme hususunda) evini geniş ve müsait tutana! Müjdeler olsun hataları karsısında gözyaşı dökene!”(Tirmizi,Zühd 61) diyerek ümmetine âdeta üç basamaklı bir cennet yolu göstermiştir.

Haşyetle dökülen gözyaşlarının ilâhî azaba karşı bir sütre olabileceğine dikkat çekmiştir: “İki göz vardır ki, Cehennem ateşi onlara dokunmaz: Birisi Cenâb-i Allah’a duyduğu saygı ve haşyetten dolayı hep ağlayan Hak erinin, diğeri de Allah yolunda nöbet tutan yiğidin gözleridir.”(İbni Mace, Cihad 9)

Hazreti Ali radıyallâhü anh bir müşahedesini şöyle anlatır: “Bedir harbinde Rasûlullâh sallallahu aleyhi ve sellemi, bir ağaç altında ağlayarak namaz kıldığını gördüm. Hatta öylece sabahladı…” (Fezâil-i A’mâl, 299)

Âişe radiyallahu anha buyururlar: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem namaza durduğunda, yüreğinden kazan kaynaması gibi ses gelirdi.” (Ebû Dâvûd, Salât, 157)

Allâh Rasûlü sallâllâhü aleyhi ve sellem namaza durduğunda, göğsünden sürekli el değirmeninin sesi gibi hıçkırıklı ağlama sesi gelirdi. Bu ağlayış hâlinin yanında Âlemlerin Efendisi Hazret-i Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin göğsünden namaz esnasında zaman zaman da tencere kaynarken çıkan ses gibi birtakım sesler işitilirdi. (Ebu Davud, Salât 158)

Bu açıdan Allah için olan ağlamalar namazı bozmaz hükmü verilmiştir.
Kuran’ın tavsiye ettiği ağlamayı içeren iki ayetle konumuzu tamamlayalım: “Şimdi siz bu söze mi şaşırıyorsunuz? Hep gülüyorsunuz, ama ağlamıyorsunuz. Üstelik kafa tutuyor, oyalanıyorsunuz. Haydi, artık (bırakın bu gafleti de) Allah’a secde ve ibadet edin!” (Necm, 53/58- 62)

Öyleyse kazandıkları günahların cezası olarak az gülsün, çok ağlasınlar!” (Tövbe, 9/82),

Tohumu eken bilir
Gözyaşın döken bilir
Gül kadrin diken değil
Çileyi çeken bilir
Ve ey gözyaşım,
Bulutuna sadık yağmurlar gibi gel ve kadim bir dostu uğurlar gibi git.
Ve ağlamaktan korkma gözüm! Ne mutlu ağlayanlara!

eSiLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bütün Gözyaşları aynımı kokar? HiCReT ResimLi Siirler 1 25.12.2012 21:50
Ateşin gözyaşları. HiCReT Dini Konular 0 24.12.2012 13:24
Akan GözyaşLarı GozYaSi SiirLer 0 16.12.2012 18:33
Delillerle Rasulullah'ın (s.a.v.) Gusul ve Namaz Abdesti Alması eSiLa Abdest 0 09.12.2012 17:27
EBU BEKİR ES SIDDÎK (r.a) (571-634) SıLa Sahâbe-i Kirâm (R.A.) 0 03.12.2012 23:03


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Site Optimizasyon : By eFe
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları